Abdülhamid Han...(Heyette tek bir Türk yoktu.)27 Nisan 1909 günü Ayan ve Mebuslar Meclisi toplandı. Gazi Ahmed Muhtar Paşa, önceden kararlaştırıldığı gibi Padişahın haledilmesini teklif etti. Hal’ fetvasının ilk müsveddesini de Elmalılı Hamdi Yazır yazdı. Alınan
Konu karadeniz1461 tarafından açılmış, 451 kişi tarafından görüntülenip, 4 yanıt almış.
|
Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL! Kredi kartınıza 12 taksit kolaylığı!
|
|||||||
Abdülhamid Han...(Heyette tek bir Türk yoktu.) konusundaki toplam yorum: 4, okunma sayısı: 451. |
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
#1 |
|
Daimi Üye
![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Apr 2005
Üye numarası: #15371 Yer: Rize
Mesaj sayısı: 252
Karma etkisi: 135
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 12705
|
27 Nisan 1909 günü Ayan ve Mebuslar Meclisi toplandı. Gazi Ahmed Muhtar Paşa, önceden kararlaştırıldığı gibi Padişahın haledilmesini teklif etti. Hal’ fetvasının ilk müsveddesini de Elmalılı Hamdi Yazır yazdı. Alınan kararı tebliğ için gönderilen heyetin teşekkül tarzı ise, Türk tarihinin en yüz kızartıcı hâdiselerinden birisi oldu. Heyette tek bir Türk yoktu. (Bunlar, Selanik milletvekili ve Musevi asıllı Emanuel Karasu, Ermeni asıllı ve Hıristiyan Senatör Aram Efendi, Arnavut milletvekili Esat Toptanî Paşa ve Koramiral Gürcü Arif Hikmet Paşa idi.)
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=133965 Padişah, hal’ kararını tebliğe gelenlerin kimler olduğunu sorup öğrenince; “Bir Türk padişahına, İslâm halîfesine hal’ kararını bildirmek için bir Yahudi, bir Ermeni, bir Arnavut ve bir nankörden başkasını bulamadılar mı?!.” demekten kendini alamadı. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Aug 2005
Üye numarası: #31099 Yer: İzmir
Mesaj sayısı: 1,561
Karma etkisi: 723
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 71508
|
Çok doğru bir konu Osmanlı batılaşıcaz diye yaptığı hatalardan biri.Şimdi de değişen birşey yok yine Avrupalı olucaz diye nelerden taviz veriyoruz düşünelim.
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Cool Üye
![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Apr 2007
Üye numarası: #120899 Yer: Türkiye Devleti
Mesaj sayısı: 231
Karma etkisi: 19
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 1398
|
İttihatçılar, o gece (27 Nisan 1909) Sultan Abdülhamid Hanı İstanbul’dan çıkararak, kontrol altında tutabilecekleri Selanik’e naklettiler.
Bu sırada hiçbir şeyini almasına izin verilmedi. Padişah’a yolculuğunda üç kızı ile oğullarının ikisi refakat etti. Selanik’te Alatini Köşkü kendisine tahsis edildi. Burada çok sıkı bir nezaret içinde acıklı yıllar geçirdi. Gazete okumasına dahi izin verilmedi. Sultan Abdülhamid Han, Selanik’te üç yıldan fazla kaldı. Yunanistan’ın Osmanlı Devletine harb ilan etmesi üzerine, Büyük kabine denilen Gazi Ahmed Muhtar Paşa kabinesi, Sultan Abdülhamid Han’ın Selanik’te muhafazası zorlaşacağından, İstanbul’a nakledilmesini kararlaştırdı. Sultan Reşad da bu kararı tasdik etti. 1 Kasım 1912 günü Loreley vapuru ile İstanbul’a getirilen Hakan-ı sabık (eski padişah), ikametine tahsis olunan Beylerbeyi Sarayına yerleştirildi. Sultan Abdülhamid Han, Beylerbeyi Sarayında beş buçuk yıl yaşadı. Bu müddet zarfında, otuz üç yıl dahiyane bir denge siyaseti ile harp riskine sokmadan ayakta tutmaya çalıştığı devletin bir oldu bittiye getirilerek Harb-i Umumi felaketine sürüklendiğine şahit oldu. İngilizler ile Fransızların Çanakkale Boğazını zorladıkları günlerdi. Boğaz istihkamlarının dayanamayacağı ve düşman donanmasının Marmara Denizine geçebileceğinden endişe edildiği için bir tedbir olarak padişahın ve hükümetin Eskişehir’e nakli kararlaştırılmıştı. Durum, Abdülhamid Hana bildirilince; “Ben Fatih’in torunuyum. Hiçbir vakit Bizans İmparatoru Konstantin’den aşağı kalamam. Dedem İstanbul’u alırken, Konstantin, askerinin başında savaşa savaşa ölmüştür. Biraderim nereye giderse gitsinler. Fakat o ve hükümet, İstanbul’dan ayrılırlarsa bir daha dönemezler. Bana gelince; ben, Beylerbeyi Sarayından, ayağımı dışarıya atmam!” diye cevap verdi. Onun bu kararlılığı karşısında hükümet, İstanbul’da kaldı. Böylece, devletin daha o gün yıkılmasını önlemiş oldu. Abdülhamid Han, Harb-i Umuminin sonuna yaklaşıldığı 1918 yılının Şubat ayı başında hastalandı. Yetmiş yedi yaşındaydı. Şiddetli bir nezleye tutulmuş, yaşlılığından dolayı yatağa düşmüştü. 10 Şubat 1918 günü akşamı vefat etti ve Çemberlitaş’taki Sultan Mahmud türbesine defnedildi. Sultan Abdülhamid’i tahttan indiren paşalar ise sonunda, memleketi düşman çizmeleri altında bırakarak kaçtılar. İlk olarak Enver Paşa, Talat Paşa, Doktor Behaeddin Şakir, Doktor Nazım, 30 Ekim 1918’de Mondros Antlaşmasını imza ettikten sonra, gece yarısı ülkeyi terk ettiler. Talat Paşa, 1921’de kırk dokuz yaşında Berlin’de, Enver Paşa 1922’de kırk yaşında Türkistan’da, Cemal Paşa da 1922’de elli yaşında Tiflis’te öldürüldüler. Sultan Abdülhamid zamanında: Her vilayette mektepler, hastaneler, yollar, çeşmeler, yapıldı. Viyana’dan başka bir yerde eşi bulunmayan modern bir tıp fakültesi açıldı. 1876’da Mekteb-i Mülkiyeyi yaptırdığı gibi 1879’da da bir müze yaptırdı. 1880’de Hukuk Mektebi ve Divan-ı Muhasebatı (Sayıştay) kurdu. Beyoğlu Kadın Hastanesini yaptırdı. 1881’de Güzel Sanatlar Akademisi, 1883’te Yüksek Ticaret Mektebi, 1884’te Yüksek Mühendis Mektebi ve Yatılı Kız Lisesi açıldı. 1886’da Terkos Suyunu İstanbul’a getirtti ve Mülkiye Lisesini açtı. 1887’de Alman İmparatoru İstanbul’a geldiğinde, Sultan Ahmed Meydanında Alman Çeşmesi yapıldı. 1889’da Bursa’da İpekçilik Mektebini yaptırdı. 1891’de Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi ile Kağıthane’de bir poligon kurdurdu. 1890’da Bursa demiryolunu ve Aşiret Mektebini yaptırdı. 1891’de Üsküdar Lisesi ve Rüştiye Mektepleri ve yeni postane binası ve Osmanlı Bankası ile reji binalarını ve Yafa-Kudüs demiryolu ile Ankara demiryolu yapıldı. Yine 1892’de Hamidiye Kâğıt Fabrikası, Kadıköy Havagazı Fabrikası ve Beyrut Limanı Rıhtımını yaptırdı. 1893’te Osmanlı sigorta şirketi, Küçüksu Barajı ve Manastır-Selanik demiryolu yapıldı. 1894’te Şam-Horan demiryolu ve Eskişehir-Kütahya demiryolu yapıldı. Yine 1894’te Hamidiye Yüksek Ticaret Mektebi ve Galata-Tophane Rıhtımı, Dolmabahçe Saat Kulesi inşa edildi. 1895’te Beyrut-Şam demiryolu, Darülaceze binası, mum fabrikası, Afyon-Konya demiryolu, Sakız Limanı Rıhtımı, şimdiki İstanbul Lisesi binası, İstanbul-Selanik demiryolu yapıldı. Ereğli kömür ocakları çalıştırıldı. 1896’da Tuna Nehrinde Demirkapı Kanalını, Kapalıçarşı tamirini yaptırdı. Akıl Hastanesini, 1900’de Medine-i Münevvere'ye kadar telgraf hattı yaptırdı. 1902’de Hamidiye Hicaz demiryolu Zerka’ya kadar işledi. Kağıthane’deki Hamidiye suyu İstanbul’a getirildi. Yeni balıkhane, Haydarpaşa Rıhtımı, Maden Arama Mektebi, Şam’da Tıbbiye-i Mülkiye yapıldı. Haydarpaşa’da 1903’te Askeri Tıbbiye Mekteb-i Şahanesi, 1904’te Dilsiz ve Sağırlar Mektebi açıldı. 1904’te Bingazi’ye telgraf hattı yapıldı. 1905’te İstanbul-Köstence kablosu döşendi. Haydarpaşa İstasyon Binası yapıldı. Beşiktaş Tepesindeki Yıldız Sarayı ve önündeki camiyi yaptırdı. Velhasıl Avrupa’da yapılan yeniliklerin hepsini en modern şekilde yurdumuzda yaptırdı. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=133965 Ne yazık ki, 1909’da tahttan indirilince, bütün bu ilerlemeler durdu ve memleket kana boyandı. Abdülhamid Han, İstanbul-Eskişehir-Ankara ve Eskişehir-Adana-Bağdat ve Adana- Şam-Medine demiryollarını yaptırdığı zaman, başka memleketlerde bu kadar demiryolu yoktu. Din bilgileri, fen ve edebiyat ile ilgili pek çok kitap bastırdı. Köylere kadar kurslar açtırdı. Parasız kitaplar gönderdi. Harp gücünü kaybetmiş olan eski gemileri Haliç’e çekip, Avrupa’da yapılan üstün evsaflı kruvazörler, zırhlılar ile donanmayı kuvvetlendirdi. Askeri, subayı öyle şerefli olmuştu ki, bir kahvenin önünden bir binbaşı geçerken, kahvede oturanlar ayağa kalkarak saygı gösterirlerdi. Öyle bereket vardı ki, bir binbaşının evinde pişen yemekten, bir mahalle fakirlerinin karnı doyardı. Bütün millet, sivil, asker, herkes birbirini severdi. |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Çırak
![]() Kayıt Tarihi: Mar 2007
Üye numarası: #114957
Mesaj sayısı: 15
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() Karma: 229
|
İyi ama son tahlilde Osmanlı İmparatorluğu da özünde Türklere asla sahip çıkmadı ve Türkleri daima aşağıladı. Hem 36 padişahtan 34 tanesinin anneleri de Türk değildi ve Yavuz Sultan Selim'den itibaren hareme Türk kadınının girmesi yasaklanmıştı.Yine Osmanlı her alanda Türklükten uzaklaşmak için çabaladı.Kendi dilini,müziğini,edebiyatını,eğitimini vb.oluşturdu.
Ki özünde Abdulhamit de asla Türkleri saltanatın dayanağı olarak da görmemiştir.Bu nedenle tarihe bakarken daha nesnel olmak gerekir. 1518-1612 yılları arasında Osmanlı'nın kestiği Türk sayısını göz önüne alırsanız gerçek ortaya çıkar. Son olarak da Osmanlı'dan en son bağımsızlığını kazanan ulus,Türk ulusudur! |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Mar 2006
Üye numarası: #55471
Mesaj sayısı: 10,872
Karma etkisi: 20514
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 2049777
|
Sultan Abdulhamit Hanında bu ülke için epey katkıları olmuş zamanında .
|
|
|
|
![]() |
| Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
|
|
