Alp Er Tunga DestanıBaşta Şehname olmak üzere çeşitli kaynaklardan derlenen Alp Er Tunga destanının özeti şöyledir: Turan ile İran birbirine komşu ve düşman iki devlet idi. iran ülkesinin tahtında Minuçehr, Turan ülkesinin tahtında
Konu Demigod tarafından açılmış, 241 kişi tarafından görüntülenip, 2 yanıt almış.
|
Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL! Kredi kartınıza 12 taksit kolaylığı!
|
|||||||
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
#1 |
|
Hızlı Çırak
![]() ![]() Kayıt Tarihi: Aug 2007
Üye numarası: #138532 Yer: İzmir
Mesaj sayısı: 91
Karma etkisi: 56
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 5103
|
Başta Şehname olmak üzere çeşitli kaynaklardan derlenen Alp Er Tunga destanının özeti şöyledir:
Turan ile İran birbirine komşu ve düşman iki devlet idi. iran ülkesinin tahtında Minuçehr, Turan ülkesinin tahtında ise Alp Er Tunga'nın babası Peşeng Kağan vardı. iran hükümdarı Minuçehr ölünce, Kağan Peşeng oğlu Alp Er Tunga'ya şöyle dedi: "Bu İranlıların bize yapmadığı kötülük yoktur. Şimdi Türk'ün öç alma zamanı gelmiştir!" Alp Er Tunga da bunu istiyordu. "Arslanlarla bile çarpışacak güçteyim ve İran'dan öç alacağım" dedi. Peşeng'in öbür oğlu Alp Arız, İranlılarla savaşmak yanlısı değildi. Fakat karar verildi ve Alp Er Tunga savaş hazırlığına başladı. Alp Er Tunga arslan yeleli, servi boylu idi. Saldırırken timsah kadar cesur, av avlarken erkek arslan gibi çevik, vuruşmada savaş fili kadar kuvvetliydi. Yürüdüğü zaman yeri sarsıyor, ard arda attığı oklar vınlayarak göğü inletiyordu. O, hiddetlenip savaşa girecek olsa, ayak basıp toz kaldırdığı yerde ova, kandan bir ırmağa dönerdi. Dostlarına umut veren, kut veren dili, düşmanları için keskin bir kılıç idi. Bilgelikte de ondan üstünü yoktu. Yüreği derya kadar geniş, eli ise yağmur yağdıran bulut kadar cömertti. Babasının adı Peşeng, üçüncü göbekten atasının soyu gibi adı da "Türk" idi. Alp Er Tunga'nın oğulları ve kızları da vardı. Kızlarından birine, kaz (kuğu) kadar güzel olduğu için Kaz adını vermişlerdi. Babası ona, "İle Suyu"na akan büyük bir çayın kenarında bir kale-saray yaptırmıştı. Kaz, burada oynar-yüzerdi. Onun için Türkler bu suya "Kaz Suyu" dediler. Daha sonra Kaz'ın oturduğu, oynaya oynaya büyüdüğü yer büyük bir şehir oldu. Bu şehre de Kaz Oynı (Kaz Oyunu) adı verildi. (Bugünkü Kazvin şehri)... Alp Er Tunga ordusu ile İran üzerine yürüdü, iki ordu Detıistan bölgesinde karşılaştılar. Türk ordusundan Barman adlı bir yiğit, atını öne sürerek, teke tek dövüşmek için iranlılardan er diledi. Barman'ın karşısına Iran kumandanının kardeşi Kubad çıktı, iki savaşçı sabahtan akşama kadar vuruştular. Sonunda Barman kargısı ile Kubad'ı devirdi ve Alp Er Tunga'nın yanına zaferle döndü. Bundan sonra iki ordu birbirine girdi ve o güne kadar görülmemiş derecede şiddetli bir savaş oldu. Bu savaşı Alp Er Tunga kazandı. Meydan, ölen İranlılarla doldu ve İran padişahı geri çekilip Dehistan kalesine sığındı. Fakat Alp Er Tunga kaleyi kuşattı ve sonunda İran padişahını tutsak etti. Bundan sonra, İran'a bağlı Kabil ülkesinin, kahramanlığı ile ünlü padişahı Zâl, İranlıların yardımına geldi, ani bir hücumla Türk ordusunu dağıttı. Buna pek kızan Alp Er Tunga tutsak İran padişahını öldürttü. Öbür tutsakları da öldürmesine kardeşi Alp Arız engel oldu. Tutsakları 'Sarı' şehrine gönderdiler. Daha sonra bu tutsakların kaçmasına engel olamadığı veya göz yumduğu için hiddetlenen Alp Er Tunga kardeşi Alp Arız'ı da öldürttü. Alp Er Tunga yine galipti ve Rey şehrine giderek İran tacını da giymişti. İranlılar ise öldürülen padişahlarının yerine Zev'i getirmişti. İki ordu tekrar savaştılar. Savaş sırasında büyük bir kıtlık oldu. Bunun üzerine "savaş ve kıtlık insanlığı bitirmesin" diye, barış yaptılar, İran'ın kuzey eyaletleri Turan'ın oldu. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=172359 İran padişahı Zev ölünce barış yine bozuldu ve Alp Er Tunga tekrar saldırıya geçti. İranlılar Zâl'den yardım istediler. Zâl artık kocadığı için kahramanlıkta kendisini aşan oğlu Rüstem'i gönderdi. Zâloğlu Rüstem ordusunun başında ilerleyerek Türkleri bozguna uğrattı ve İran tahtına Keykubad'ı çıkardı. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=172359 Rüstem, bir hücumda 1160 Türk kahramanını öldürdüğü için Türkler çekildiler ve barış imzalamak zorunda kaldılar. Daha sonra İran tahtına Keykâvus geçti. O sırada İran'ın egemenliğinde olan Araplar isyan ettiler. Bu kargaşalıktan yararlanan Alp Er Tunga iran içlerine daldı ve pek çok tutsak aldı. Fakat Kabil padişahı tekrar İran'ın yardımına geldi ve Türkler yenildi. Bu savaştan sonra Zâloğlu Rüstem birliğini alıp Türklere ait avlakta dolaşmaya başladı. Bunun üzerine Alp Er Tunga ordusunu tekrar harekete geçirdi. Fakat, kötü bir rüya görmüştü. Bunu yorumlattı ve beylerin de fikirlerini alarak iran'la barış imzaladı. Bu anlaşma ile Buhara, Semerkand ve Çac şehirlerini İranlılara bırakıyordu. Bu barışı istemeyen Keykâvus, Rüstem'e ve oğlu Siyavuş'a kötü muamelede bulunarak onları küstürdü. Rüstem kendi ülkesine çekildi. Siyavuş ise Türklerin o zamanki başkenti Gang şehrine giderek Alp Er Tunga'ya sığındı. Siyavuş kendini Türklere çok sevdirdi. Başlangıçta bir Türk gibi hareket ediyordu. Burada Türk kahramanlarından biri olan Piran'ın kızı ile evlendi. Bu evlilikten bir oğlu oldu ve ona Keyhüsrev adını verdiler. Siyavuş, bir süre sonra Alp Er Tunga'nın güzel kızı Ferengis ile de evlendi. Ama, bir süre sonra Türk töresine uymamaya ve bazı siyasî teşebbüslere başlayınca Alp Er Tunga onu öldürttü. Siyavuş'un ölümünden sonra Rüstem bir ordu toplayarak tekrar saldırıya geçti ve bu defa Türkler ağır bir yenilgiye uğradılar. Vuruşmalarda Alp Er Tunga'nın oğullarından Sarka da ölmüş, Turan'ın birçok şehri yakılmıştı. Alp Er Tunga, Turan için kan ağladı ve öç almak için and içti. İran içlerine girerek ekinleri yaktı ve pek çok tutsak aldı. İranlılar yedi yıl süren kıtlıktan kırıldılar. Artık, Alp Er Tunga ile Rüstem arasında savaş durup durup başlıyor, bazen Türkler, bazen İranlılar galip geliyordu. Bu savaşlardan birinde, ordusuyla Alp Er Tunga'nın emrine giren Çin hakanını da esir almışlardı. Alp Er Tunga son savaşta yenilerek çekildi. Bu sırada İran tahtında, Turan'dan kaçırarak getirdikleri Keyhüsrev vardı. Türklerin yenilmesiyle dünya Keyhüsrev'e kalmış bulunuyordu. Fakat Türkler öç için fırsat buldukça akın ediyorlardı. Bunun üzerine Keyhüsrev İran'ın ünlü kahramanlarından Bijen'i Turan'a gönderdi. Bijen, Turan sınırından içeri girince, ormanda, neşe içinde eğlenen kızlar gördü. Bu kızlar Alp Er Tunga'nın güzel kızı Menije'yi eğlendiriyorlardı. Bijen, Menije'yi görür görmez âşık oldu. Menije de onu sevdi ve Turan'a, kendi sarayına götürdü. Bunu öğrenen Alp Er Tunga çok kızdı. Bijen'i bir zindana hapsetti, kızını da kovdu. İran padişahı geri gelmeyen kumandanını bulup getirme görevini Rüstem'e verdi. Rüstem, tüccar kılığında Alp Er Tunga'nın sarayına kadar giderek hem Bijen'i kurtardı hem de Menije'yi kaçırıp İran'a gönderdi. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=172359 Rüstem bir defa daha galip gelmişti. Karluğa çekilen Alp Er Tunga beğlerini toplayıp şöyle dedi: "Ben dünyaya hükmeden kağanınızdım. Bugüne kadar Iran Turan'a denk olmamıştı. Ama bugün İranlılar sarayıma kadar gelebiliyor. Bin kere bin kişiden oluşacak Türk ve Çin askerleriyle İran'a yürümeli, öcümü almalıyım!" Alp Er Tunga, bin kere bin ordusunun üçte ikisini toplamıştı. Beykent şehrindeki karargâhında, altınlı ve mücevherli tahtında oturuyordu. Fakat artık iyice yaşlanmıştı. İleriye gönderdiği ordunun yenildiğini öğrenince çok üzüldü. Hele teke tek bir dövüşte gencecik oğlu Şide'nin de ölmesi, gönlünde onulmaz yaralar açtı. Emrindeki kuvvetleri alıp yürüdü. Kükremiş arslanlar gibi saldırıyordu. Çok kocamış olmasına rağmen İran'ın en ünlü pehlivanlarından birkaçını teke tek vuruşmada öldürdü. Nihayet Keyhüsrev ile Alp Er Tunga karşı karşıya geldiler. Alp Er Tunga Keyhüsrev'le teke tek dövüş isteğiyle atını ileri sürdü. Fakat Turan pehlivanları onun İran padişahı ile dövüşmesini istemediler ve atının dizginini tutup geri getirdiler. Keyhüsrev en güçlü çağında olmasına rağmen Alp Er Tunga'dan çekinmiş, kocamış ve yaralı bir arslan olan Alp Er Tunga'nın vuruşmasına da beğleri izin vermemişti. Bu durum Alp Er Tunga'ya pek ağır geldi. Ordusunu alıp Ceyhun ırmağının ötesine geçti. Burada Kara Han'ın ordusu ile birleşip Buhara'ya, daha sonra da başkent Gang'a geldi. Gang cennet gibi bir şehirdi. Toprağı mis kokulu, tuğlaları altındandı. Kalesi o kadar yüksekti ki üzerinden kartal bile uçamazdı. Her köşesinde pınarlar, havuzlar vardı. Ambarları yiyecek dolu idi. Havuzların eni ve boyu bir ok atımı kadar büyüktü. Burada oturup Çin hakanına mektup yazdı ve yardım bekledi. Keyhüsrev ve Rüstem önce geri çekilir gibi yapmış, sonra derlenip Turan içlerine girmiş, Gang şehrini kuşatmışlardı. Kalenin çevresinde hendekler kazdılar. Buraya odun yığıp katran döktüler ve ateşe verdiler. Alp Er Tunga 200 beği ile gizli yoldan çıkarak kurtuldu ve Çin hakanının yanına gitti. Çin hakanı büyük bir ordu hazırlamıştı. Bunu duyan Türkler de Alp Er Tunga'nın yanına gitmek için yollara düştüler. Alp Er Tunga tekrar toparlandı ama Çin hakanı sözünde durmadı ve Keyhüsrev'le anlaşma imzaladı. Bunun üzerine Alp Er Tunga Keyhüsrev'e bir mektup yazarak, insanlardan uzakta ve kendisinin beğeneceği bir yerde teke tek dövüş teklif etti. Fakat en güçlü çağında olan Keyhüsrev, ihtiyar arslan Alp Er Tunga ile teke tek dövüşe cesaret edemedi. Ordusuz kalan Alp Er Tunga perişan bir halde Zere denizine geldi. Bu derin denizi geçerek Gangidizi şehrine ulaştı. Keyhüsrev büyük ordusu ile onu takip ediyordu. Alp Er Tunga yapayalnız kalmıştı. Yiyeceği, içeceği yoktu. Bir kaya dağında, bu dağın tepesindeki bir mağarada oturuyor, kara talihi için dövünüyor, Tanrı'dan güç kuvvet istiyordu. Onun yakarışını duyan Hûm adında biri, Alp Er Tunga olduğunu anlamıştı. Çünkü bu Türkçe sözleri, böyle bir yakarışı ondan başkası söyleyemezdi. Hemen saldırdı ve onu tutsak etti. Fakat Alp Er Tunga onun elinden kurtularak kendini suya attı. Su başında bulunanlar onu kurtarmak istediklerini söyleyerek hile yaptılar ve sudan çıkar çıkmaz öldürdüler. (Tarih Keyhüsrev'in Alp Er Tunga'yı şölene davet edip hile ile öldürdüğünü söylüyor.) Bu olay kısa zamanda her tarafta duyuldu ve Turan'ı mateme boğdu. Bütün Türkler kanlı gözyaşı dökerek, bağrışıp yakalarını yırtarak, sagular söyleyip yoğladılar.. yoğladılar. Yoğ töreninde kopuz çalan ozanlar şu saguyu söylüyorlardı: |
|
|
|
|
#2 | |
|
Hızlı Çırak
![]() ![]() Kayıt Tarihi: Aug 2007
Üye numarası: #138532 Yer: İzmir
Mesaj sayısı: 91
Karma etkisi: 56
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 5103
|
ALP ER TUNGA
Alp Er Tunga öldi mü ( Alp Er Tunga öldü mü ) Issız ajun kaldı mu ( Kötü dünya kaldı mı ) Ödlek öcün aldı mu ( Felek öcünü aldı mı ) Emdi yürek yırtılur! ( Şimdi yürek yırtılır! ) Ödlek yırag közetti ( Zaman fırsat gözetti ) Ogrı tuzak uzattı ( Gizli tuzak uzattı ) Begler begin azıttı ( Beyler beyini şaşırttı ) Kaçsa kah kurtulur? ( Kaçsa nasıl kurtulur?) Ulşıp eren börleyü ( Erler kurt gibi uluşur ) Yırtın yaka urlayu ( Yaka yırtıp bağrışır ) Sıkrıp üni yurlayu ( Yırlayıcı gibi inilder, ünler ) Sıgtap közi örtülür ( Ağlamaktan gözü örtülür.) Begler atın argurup ( Beyler atlarını yordu ) Kadgu ânı turgurup ( Kaygı onları durdurdu ) Mengzi yüzi sargarup ( Benizleri, yüzleri sarardı ) Korkum angar türtülür. ( Sanki safran dürtülür.) Ödlek arıg kevredi ( Zaman fena gevşedi ) Yunçıg yavuz tavradı ( Zayıf kötü davrandı ) Erdem yeme savradı ( Erdemlik yine savıldı ) Ajun begi çertilür. ( Dünya beği yok olur.) Ödlek küni tavratur ( Zaman günü davrandırır ) Yalnguk küçin kevretir ( İnsanın gücünü gevşetir ) Erdin ajun sevritür ( Dünyanın erlerini azaltır ) Kaçsa takı ertilür ( Kaçsa dahi ölüm erişir.) Bilge bögü yunçıdı ( Bilge, akıllı kötüleşti ) Ajun eti yençidi ( Dünya onların etini de ısırdı ) Erdem eti tınçıdı ( Erdemlik eti çürüdü ) Yerge tegip sürtülür ( Yere düşüp sürtülür.) Ögreyüki mındag ok ( Zamanın göreneği böyle işte ) Mında adın tıldag ok ( Bunda başka sebep de var ) Atsa ajun ograp ok ( Dünya gelip ok atsa ) Taglar başı kertilür ( Dağlar başı kertilir.) Könglüm içün örtedî ( Gönlüm ta içten yandı ) Yatmış başıg kartadı ( Onulmuş yarayı kaşıdı ) Keçmiş ödük irtedi ( Geçmiş günleri aradı ) Tün kün geçip irtelür. ( Tün, gün geçer o aranır) ALINTIDIR. Alıntı:
Düzenleyen Demigod : 06-11-2007 at 22:37. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: May 2006
Üye numarası: #68255 Yer: lavinyanın kalbinden
Mesaj sayısı: 6,129
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 254899
|
|
|
|
![]() |
| Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
|
|
