Bilmek ama yapmamak konu 0083

Günlük hayatta insanımızdan sıkça duyduğumuz sözlerden biri de başlıkta verdiğim sözdür: http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQ2I8YdxKTSCcVthBO1FXxn2GhyuAAI9MInSjdhuTlrzB8KEKrT “Biliyor, ama yapmıyor.” Eğer bir insanın yaptıkları beğenilmezse ve kültürel birikimi, tahsil durumu ile de bu bağdaştırılamazsa, hemen Konu karahan09 tarafından açılmış, 379 kişi tarafından görüntülenip, 4 yanıt almış.

Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL! Kredi kartınıza 12 taksit kolaylığı!


Karşı sistemi kendi makineniniz gibi kullandıran uzaktan yönetim programı.
  • Canlı ekran izleme,vnc ve mouse kontrolü
  • Antiviruslerce %100 tanınmaz, güncelleme garantili
  • Ortam sesi dinleme
  • Webcam izleme
  • Online/offline keylogger
  • Kopyala/Yapıştır, Clipboard Yöneticisi (Canlı)
  • Warlogger desteği
  • Çalıştırma,upload,download,yeniden adlandırma,silme,gizli çalıştırma,thumbnail görüntüleme(indirmeden dosya görme)
  • Registry yöneticisi (tam özellikli)
  • Msn şifrelerini ve geçmişteki tüm adresleri çıkartma
  • Firefox şifrelerini çözme
  • Görev yöneticisi, görev sonlandırma
  • Çalışan programları listeleme
  • Bağlı sistemlerin yaptığı işlemleri tek listede görme!
  • Binder / dosya birleştirici
  • Virus tipinde resource kullanmadan bindleme özelliği
  • Mp3,resim,jpeg,vs her türlü dosya ile birleşip,exploitler ile link üzerinden,htmlden yayılır
  • Keyloggerda dll kullanmadan system hooklarıyla loglama ve tabii dll kullanmadan kimse yapamıyorken %100 sisteme zarar vermeden stabil bütün dünya dillerinde loglama.
  • Internet Explorer 9 şifre çözme
  • Chrome Şifreleri (bütün sürümler)
  • Firefox Şifreleri (bütün sürümler)
  • Internet Exporer Şifreleri (bütün sürümler)
  • Safari Şifreleri (bütün sürümler)
  • Reklam Bot ile site reklamı, dosya yükletme, bulaştırma,vs. MSN,Yahoo Messenger,ICQ ve AIM sistemlerinin hepsini tanır. Reklam bot aynı anda birden fazla sisteme komut verebilir.
  • Browserda geçmiş verileri, form girdilerini kayıt edip trojandan erişme
  • Klavye Kilitleme
  • Mouse Kilitleme
  • Masaüstü Gizleme
  • Sistemlere takılı flash/usb disk varsa bulaştırma Birden fazla sisteme aynı anda autorun oluşturabilir.
  • Uzaktan exe yükletme Aynı anda birden fazla sisteme exeleri tek komutla yükletebilir.
  • Fake sistem kilitleme. Tek tıklama ile karşı sistemi restart/yeniden başlat moduna geçmiş gösterip kilitleme. Kullanıcı fişten çekmediği sürece siz istemedikçe bilgisayarı kapatamaz, yeniden başlatamaz.
  • Karşı sistemin yeniden başlatılma talebinde masaustu ve bütün ekranı kapanıyor gibi gösterip kapanış sesini çalara kullanıcıyı bekletme. Kullanıcı sistemi kapatmak istediğinde siz izin vermezseniz windows kapanmaya çalışıyor gibi görünür ancak yonetim panelinden her türlü işlem yapılır.
  • Sistem servislerini yönetme
  • Outlook şifreleri çözme. (bütün outlook versiyonları outlook expressler dahil)
  • Otomatik güncelleme özelliği ile yakalanma durumunda kısa sürede otomatik güncelleme alma
Sadece 690 TL! Satın almak için iletişim formunu kullanabilirsiniz.


Ayrıca, iki farklı üst sürümü var:
Özel Trojan 990 TL: İstediğiniz isimle çalışıp, istediğiniz yere kopyalanır ve başlangıçta, msconfig'de, registry'de görünmez.
ÖZEL TROJAN 1490 TL: Görev yöneticisinde ve sistemin hiç bir yerinde görünmez.


Sürümler: 1200 TL: - Kimsenin bulamayacağı şekilde çalışır!> m3hm3t. 1750 TL: %100 gizlidir, RAM'de çalışır ve bentrojanim.exe olarak çalışsa dahi hiç bir yerde görünmez.

Wardom.Com.TR bir bilgisayar güvenliği sitesidir; hack konuları bilgisayar güvenliğinin ve bilgisinin uç noktaları olduğundan dolayı, kullanıcıları bu konularda bilgilendirmek ve güvenliklerini arttırmak için yazılmaktadır.

Geri Dön   Wardom.Com.TR > Milli ve Dini Unsurlar > Dini Unsurlar
Üye Ol Sözlük Üye Listesi Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Konu Başlıkları: 0083 ama bilmek konu yapmamak
Üye Olmadan Yorum Yazmak İçin Tıklayın!
Bilmek ama yapmamak konu 0083 konusundaki toplam yorum: 4, okunma sayısı: 379.
 
Eski 25-11-2010, 02:26   #1
karahan09
Forum Ustası
 
karahan09's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Jun 2008
Üye numarası: #229520
Mesaj sayısı: 7,316
Karma etkisi: 48610 karahan09 seviye: 2000karahan09 seviye: 2000karahan09 seviye: 2000karahan09 seviye: 2000karahan09 seviye: 2000karahan09 seviye: 2000karahan09 seviye: 2000karahan09 seviye: 2000karahan09 seviye: 2000karahan09 seviye: 2000karahan09 seviye: 2000
Karma: 4859991
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow Bilmek ama yapmamak konu 0083


Günlük hayatta insanımızdan sıkça duyduğumuz sözlerden biri de başlıkta verdiğim sözdür:





“Biliyor, ama yapmıyor.” Eğer bir insanın yaptıkları beğenilmezse ve kültürel birikimi, tahsil durumu ile de bu bağdaştırılamazsa, hemen bu tür bir değerlendirme yapılır.
Bazen bununla da yetinilmez; mesele daha ileri noktalara taşınır. Birtakım aslı temeli olmayan yanlış bilgiler, asılsız rivayetler kullanılarak, ilim/bilgi/eğitim hakkında olumsuz ve son derece tehlikeli yargılar ortaya atılır:
“Bu iş, ilimle, bilgiyle, eğitimle falan olmuyor. Şeytan da âlimdi, meleklere hocalık yapıyordu; ama lânetlendi, kovuldu.” . “Demek ki, ilim, bilgi, eğitim de kişiyi adam etmiyor.” “Tahsil cehaleti giderir, ama ..... baki kalır.”




Evet bu tür değerlendirmelerde yanlış bilgiler kullanılmaktadır. Mesela, şeytanın ilim sahibi olup meleklere hocalık yaptığını hangi sahih kaynağımız söylüyor? Bu, Kur’an’la ve Sahih Sünnet’le temellendirilemez. Şeytan, cinlerdendi ve bilinen süreç sonunda lânetlendi. (Kehf: 50.) Hatta onun, ”Beni ateşten, Âdem’i ise topraktan yarattın” diyerek kendi üstünlüğünü gerekçelendirmeye kalkışması (A’raf,12.) bile, onun ilim ehli olmadığının kanıtıdır.



İlmin, bilginin, eğitimin bir işe yaramadığını söylemek, nasıl hoş karşılanabilir?
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=442148

Bu tür kanaatler, her şeyden önce bu kadar eğitim kurumlarının, bilim müesseselerinin varlığıyla, anne babaların çocuklarını eğitmek için çırpınışlarıyla nasıl uzlaştırılacaktır? O takdirde, bütün bunlar boşa çıkarılmış olmuyor mu? Dahası, bu tür kanaatleri Kur’an’ın bilgiye, bilgine, bilgisizliğe ve bilgisize bakışıyla (Zümer, 9; Bakara, 67; Hud, 46; En’am, 35; A’raf:199.) ve Hz. Peygamber’in ilme, bilgiye yaklaşımıyla telif etmek asla mümkün değildir



İyi de, bütün bu gerçeklere rağmen Müslümanlar ilim, bilgi, eğitim konularında neden bu tür yanlış yargılara varabiliyorlar? Herhâlde durup dururken, sebepsiz yere bu tür kanaatler oluşmuyor. İnsanımız, bilgili, tahsil görmüş, ilimle uğraşan, kültürlü olarak tanınan, aydın sayılan kişilerin günlük hayatta yanlış tutum ve davranışlar sergilediklerini görünce, bunu anlamakta zorlanıp sonuçta böyle değerlendirmeler yapmaktadır. Bu değerlendirmeler de, az önce belirttiğimiz gibi, ilim/bilgi/eğitim ile bireyin tutum ve davranışları arasında bir bağ kurulamayacağı kanaatini ortaya çıkarmaktadır.




Bireyin tutum ve davranışlarını etkileyip onun hayatını yönlendirmeyen, işine yaramayan bilimin, bilginin, eğitimin elbette itibarı/değeri olamaz. Laf olsun diye bunlara yönelmenin hiçbir anlamı yoktur. Bu yüzden sözü edilen olumsuz değerlendirmeye kendini kaptıran Müslüman, mutlaka bilime/bilgiye/eğitime çok mesafeli duracaktır. Onlara, “olmasa da olur” nazarıyla yaklaşacak olan mümin birey, elbette onlarla ilgilenmeyi önemsemeyecektir. İslamî olmadığı gibi gerçeklerle de bağdaşmayan bu bakış açısının, İslam’ın temel değerleriyle açıkça çeliştiği ve ne tür tehlikeli sonuçlara yol açacak nitelikte olduğu herkesçe az çok bilinmektedir.



Gerçekte eğitimli olmanın, ilim ve bilgi sahibi olmanın, insanın tutum ve davranışlarını etkileyip onda değişikliklere neden olmaması asla düşünülemez. Felsefe tarihi içinde, “Bilen yapar” çizgisi,



son derece önemli gerçekliklere dayanmaktadır. Kişinin ilmî müktesebatı, bilgisi ile onun tutum ve davranışları arasında bağ kurmadığımız takdirde, her şeyden önce insanın varlık yapısını, ontolojik gerçekliğini ve onda tutum ve davranışların meydana geliş sürecini tanımadığımızı ele vermiş oluruz.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=442148




Şöyle ki, insanın iradî davranışları, beynin verdiği komutlarla oluşmaktadır.



Bu komutların arkasında ise oldukça karmaşık bir süreç vardır. Bu sürecin iyi yönetilmesi önemlidir. Beyin komutlarını oluştururken bedenin, dürtülerinin, şehevî arzularının, tutkuların ve vicdanının verdiği sinyallerden, dış çevreden gelen taleplerden/baskılardan etkilenir. Bu çok yönlü ve karmaşık etkilenim sürecinde beyin, mevcut bilgilerini/kanaatlerini kullanarak bütün bunları değerlendirip sonuçta kararını oluşturur ve o kararını ilgili organlara iletir. O karara göre istenen tutum ve davranış oluşur. Yani insan, kendi iç dünyasında müthiş bir “güçler karmaşası”nı ve savaşını barındırmaktadır. Birbiriyle çatışan bu güçlerin zıt etkileri arasında dengenin tesis edilmesi suretiyle bu çatışmanın giderilmesi arzu edilmektedir. Eğer birey, anlama/kavrama yeteneğini ve vicdanını iyi geliştirmiş ise akıl, sahip olduğu bilgileri kullanarak bu güçlerin etkilerini doğru anlamlandırmak suretiyle,



bunlar arasında sağlıklı dengeyi oluşturacak isabetli kararları alır ve ona göre tutum ve davranışların oluşmasını sağlar.

Böylece birey, huzura kavuşur, mutlu olur. Mevcut bilgileri yetersiz ve muhakeme gücü gelişmemiş olduğu için sağlıklı anlamlandırma yapamayan bireyde ise, diğer olumsuz güçler (nefis veya çevrenin olumsuz baskıları) galip gelir ve ona göre davranır. Gerçekte bireyin kendini yönetememesi anlamına gelen bu galibiyet ise, bireyin iç dünyasında dengeyi değil karmaşayı, yeni çatışmaları ve huzursuzlukları doğurur. (Şems, 7-10.)
Bu noktada, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)’in nefisle savaşı, büyük savaş olarak nitelendirmesini hatırlayalım.



İşte bireyin iç dünyasındaki güçler savaşını iyi yönetip dengeye/huzura kavuşması sürecinde öne çıkan en önemli unsurlardan biri, onun sahip olduğu bilgidir. İnsan, maruz kaldığı çok çeşitli iç ve dış etkileri anlamlandırarak değerlendirip sağlıklı bir karara varma ve ona göre tutum ve davranışlar oluşturma işini, bilgilerini kullanarak gerçekleştirmektedir. Bu bilgilere göre ve onlar doğrultusunda davranmaktadır.



Ancak, burada “Hangi bilgi?” diye sormak gerekmektedir. Ezberlenmiş kalıp bilgi kesinlikle değil. Bu bilgilere gerçekte bilgi denmez; bunlar ancak mecazen bilgi sayılmaktadır. Çünkü bu bilgiler, kişinin kendi malı değildir; bireyin varlık dünyasında yerini alıp onun bir unsuru hâline gel(e)memiş emanet yüklerdir. Onlar varlık dünyasının bütünlüğü içinde bir unsur olmadıkları için bireyi etkileyemez, tutum ve davranışlarının oluşmasında rol oynayamazlar. Birey, bunları kullanamaz, onlardan yararlanamaz.



Kur’an-ı Kerim, bu durumu çok ilginç bir örnekle dile getirmektedir:
“Tevratla yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir.
Allah’ın ayetlerini inkâr eden topluluğun hâli ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Cuma, 5.)



Hayvanın sırtındaki kitapların içindeki bilgiler, onun varlık dünyasında yerini almayıp sırtında yük olduğu gibi, anlamlandırılmamış ezber bilgiler de bireyin varlık dünyasında yeri olmayan, sadece hamallığını yaptığı yüktür.

Gerçek bilgi, kişinin çevreyle etkileşim sürecinde kendi iç imkânlarını kullanarak keşfettiği ve ürettiği bilgidir. Bireyin kendine özgü ürünüdür, başkalarından aktarılabilecek bir şey değildir. (Gaarder, 1994:77.) Bilgi kalıplarıyla buluşmak kolay da onu anlamak, anlamlandırmak ve kişiyi etkileyecek düzeyde içselleştirilmesini sağlamak çok zordur. İnsanın düşünce dünyasını derinleştiremeyen, insanda duygu inşa edemeyen bilgi bir işe yaramıyor. Bütün bunlar, dinî bilgi için de aynıdır.

Gerçek bilgi, birey tarafından zihinsel süreçlerden geçirilerek işlenip kendine özgü ürün hâline gelmiş anlamlı bilgilerdir. Arının çiçek polenlerini işlemlerden geçirip kendi özel ürünü olan bala dönüştürdüğü gibi, anlamlı öğrenmeyi gerçekleştiren birey de işittiği veya okuduğu, gördüğü her bilgiyi/veriyi, ham madde olarak alıp mevcut bilgileriyle karşılaştırır, mevcut bilgilerini kullanarak bunları anlamlandırmaya çalışır, birtakım zihinsel işlemlerden geçirir. Bu işlemler esnasında yeni ham bilgilerde yaptığı gibi, eski bilgilerinde de değişiklikler yapma ihtiyacı duyabilir. Derken, çeşitli zihinsel işlemlerden geçirdiği yeni ham bilgileri, kendine ait rafine bilgiye dönüştürür.

Kendi içinde mantıksal tutarlılığa sahip iyi örgütlenmiş bilgi kozasını, bu yeni bilgileri ve değişiklikleri de içine alacak şekilde birey yeniden örgütleyerek uzun süreli belleğine yerleştirir. Mantıksal iç tutarlılığa sahip iyi örgütlenmiş bilgi sistemini, birey sürekli bu işlemlere tabi tutarak geliştirir. Birey, bütün bunları sorgulayan, karşılaştırmalar yapan, itiraz eden tam bir eleştirel yaklaşımla analizler yapıp sentezlere ulaşmaya çalışan zihinle yapmaktadır.

Bu anlamlı bilgiler, bireyin öz varlık unsuru hâline gelmiş, kendi malı olmuştur. Anlamlandırılmış bilgi, ilgili bilgilerle ve gerçekliklerle, aynı zamanda bireyin hayatıyla bütünleştirilerek kullanılabilir, uygulanabilir niteliğe kavuşturulmuş bilgidir. İşte onun için bireyin varlık dünyasında yerini alan bu bilgiler, bireyin tutum ve davranışlarını yönlendirme gücüne sahiptir.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=442148

Bir çocuk düşünün. Hayata gözlerini açtıktan sonra sürekli çevresini gözlemliyor, anlamaya çalışıyor. Bu süreçte çevresindekilerin, işine geldiğinde kolaylıkla yalan söylediklerini gözleyerek öğreniyor ve bunu bir gerçeklik olarak içselleştiriyor. Bu arada büyüklerinden, “Yalan söylemek kötüdür” sözünü de duyup ezberliyor. Ama yalan söylemenin niçin kötü olduğunu eleştirel bir yaklaşımla analiz edip anlamlandırma fırsatını bulamıyor. Ezberci eğitim anlayış ve uygulamaları buna fırsat vermiyor. Öte yandan, çevresindekilerin yalan söyleyerek görünürde bir takım menfaatler sağladıklarını da gözlemliyor. Şimdi bu çocuk, genelde “Yalan kötüdür” sözü, ezberinde olmasına ve gerektiğinde tekrar etmesine rağmen, işine geldiğinde rahatlıkla yalan söylüyor. Biz bu durumu görünce hemen yargımızı basıyoruz: “Biliyor ama yapmıyor.” Hayır, tam da bildiğini yapıyor. Yani ezberlediği işe yaramaz bilgisine göre değil, anlamlandırıp içselleştirdiği bilgiye, “İşine geldiğinde yalan söyleyebilirsin” anlamına gelen gerçek bilgisine göre davranıyor.

Bir doktor dostum sigara içiyordu. Sigaranın zararını bildiği halde niçin içtiğini sorduğumda, sigaranın mutlak kanser riski olmadığını, ayrıca zararını azaltmak için aldığı bir sürü tedbiri anlattı. Şimdi bu doktor, biliyor ama yapmıyor mu? Hayır! Bilgileri, “sigara içebilirsin” dediği için içmeye devam ediyor. Aynı doktorun bir gün sigarayı bıraktığını gördüğümde sebebini sordum. Muayene olduğu meslektaşı, sağlığı için sigarayı hemen bırakması gerektiğini söylediği için derhal bıraktığını söyledi. Yani bu dostum, yine bilgisine göre davranmış oldu; yeni bilgileri, sigarayı bırakmasını öngördüğü için onlara uygun kararı alıp uyguladı. Yani, o bilgi-eylem zıtlığına varlık dünyasında yer vermiyor.

Bu demek değil ki, bireyin bilgileriyle eylemlerinin arası hiçbir zaman açılmaz, kişi bilgilerine rağmen davranmaz. Hayır, yukarıdaki değerlendirmelerden böyle bir anlam kastedilmemektedir. Tam aksine, birey, içselleştirdiği bilgilerinin onaylamadığı davranışlarda zaman zaman bulunabilir. Yukarda belirttiğim etmenler (dış çevre, nefis) karşısında, bilgi ve ona bağlı olarak anlamlandırma yeterince güçlü olmadığında birey, bilgilerine aykırı eylemde bulunabilir. Ancak bu bilgi-eylem zıtlığı, bireyin iç dünyasındaki tutarlılığı/bütünlüğü bozup öyle fırtınalar koparır ve öylesine ağır bir vicdan ıstırabına yol açar ki, o kişi bu dengenin bozulmasıyla oluşan huzursuzluğa katlanamaz. Hemen pişmanlık duyar ve bilgileriyle eylemini uzlaştırarak dengeye/varoluşsal bütünlüğe kavuşmaya çalışır. Bu bilgi-eylem tutarlılığını iki şekilde gerçekleştirebilir: Ya, mevcut eylemini onaylayacak şekilde bilgi sisteminde değişikliğe giderek mevcut eylemini olumlayacak yeni bilgiler oluşturur; ya da eylemini değiştirerek mevcut bilgilere uygun davranmaya yönelik kesin söz/karar verir. Böylece rahatlar. Yani, bireyin bilgileriyle eyleminin zıtlaşması, çok kısa süreli olabilmekte; kişi bu zıtlığı sürdürememektedir. Tevbeyi de işte bu çerçevede görmek gerekir.

Bilgi ile eylem arasında var olan böylesine sebep-sonuç ilişkisi Kur’an’da sıkça dile getirilmektedir. Nitekim, Kur’an’da bir çok gerçeklik/hakikat dile getirilince, hemen bilenlerin/bilgi sahiplerinin, yani hakikat bilgisiyle, anlayıp kavrama yeteneğiyle donatılmış kimselerin, o gerçekliği anlayacağına ve gereğini yapacaklarına işaret edilmektedir. (Mesela bk. İsrâ, 107, Sebe, 6, ¼afir, 57, Casiye, 18, Yunus: 89.)

Hz. Musa’nın mucizesi karşısında halkın değil de sadece sihirbazların hemen secdeye kapanmaları, hatta bunun üzerine Firavn’ın savurduğu tehditlere rağmen kararlarından vazgeçmemeleri, onların anlamlandırılmış/özümsenmiş bilgilerine uygun davranmalarının eseri değil midir? (A’raf, 120-126) (Bu noktada bilgi-iman ilişkisinin daha farklı olduğuna işaret etmek gerekir. Bilgi/eğitim, imana yaklaştırıcı rol oynayabilir; ama imanı garanti etmesi mümkün değildir. Bu konuyu ayrıca ele almakta yarar var.) Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) de, kendisine işkence eden müşrikleri cezalandırma talebini reddettikten sonra, “Çünkü onlar bilmiyorlar” gerekçesiyle, sözünü ettiğimiz bilgi-eylem ilişkisini açıkça dile getirmektedir.

Bilgi-eylem ilişkisini ele alırken bilgilerin niteliği kadar, onların ilgi alanını da hesaba katmak gerekir. Kişi bilgili, ama o bilgiler ne ile, hangi alanla alakalı? Bunu görmezden gelmemeliyiz. Her bilginin, her tür tutum ve davranışın oluşmasını etkilemesi düşünülemez. Mesela teknik alanda anlamlı bilgilere sahip birinin, ahlak alanında yeterli olmasını beklemek ne kadar gerçekçi olabilir? Sözgelimi, bilgisayar alanında çok yetkin olan biri, hak-hukuk alanında yeterince yetkinleşememişse, bilgisayar aracılığıyla çok yanlış işlemlere girişebilir. Gerçi bir bilgi, bir alanla doğrudan ilgili olmakla beraber başka alan(lar)la dolaylı ilgili olabilir. Yeter ki birey, bu bilgiyi oluştururken bu bağlantıları fark edebilsin, anlamlandırma çerçevesinin içine bunları da yerleştirsin.

Ancak, bizde ezberci tutumu yüzünden eğitim kurumları, bilgiler arası bağlantıları kurup onları bütünleştirme yeteneğini öğrencilerine kazandıramamaktadır. Hâliyle öğrencinin hafızasına, birbirinden kopuk bilgi kalıpları depolanmaktadır. Birey bir bilgiyi anlamlandırsa bile bunu çok dar çerçevede tekil olarak yapmakta, diğerleriyle irtibatını kurup bütünleştirememektedir. Buna bir de bireyin her konuda bilgilen(dirile)memesi de eklenince bireyin yetkinlik düzeyi iyice düşmektedir.

Görüldüğü gibi, bilgi-eylem ilişkisini sorgularken mesele nihayetinde gelip eğitimin niteliğine dayanmaktadır. Eğitimimizin niteliğini sorgulamadan, diğer tali sorunları doğru sorgulayıp gerçekçi tespitler yaparak isabetli çözümlere ulaşmak mümkün gözükmemektedir..


KAYNAK

Josten GAARER, Sofie’nin Dünyası, Çev. Sabir Yücesoy, İstanbul, 1994.


Düzenleyen karahan09 : 27-11-2010 at 11:08.
karahan09 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Görüntülediğiniz konu içerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Wardom Internet Adresimizde 5651 Sayılı Kanunun 8. Maddesine ve T.C.Knın 125. Maddesine göre yayınlanmakta olup içeriğinden yazarı sorumludur. Bu konu hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için webmaster \@wardom.org adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) gün içerisinde Wardom yönetimi olarak tarafımızca gereken işlemler yapılacak ve avukatlarımız size dönüş yapacaktır.
Eski 25-11-2010, 06:07   #2
Drgon
Cool Üye
 
Drgon's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Nov 2009
Üye numarası: #389351
Yer: im burası artık
Mesaj sayısı: 244
Karma etkisi: 1035 Drgon seviye: 2000Drgon seviye: 2000Drgon seviye: 2000Drgon seviye: 2000Drgon seviye: 2000Drgon seviye: 2000Drgon seviye: 2000Drgon seviye: 2000Drgon seviye: 2000Drgon seviye: 2000Drgon seviye: 2000
Karma: 103226

Allah razı olsun verdigin bilgilerden dolayı
Drgon Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 25-11-2010, 23:37   #3
HasretGÜMÜŞ
Forum Ustası
 
HasretGÜMÜŞ's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Jun 2007
Üye numarası: #129311
Yer: SAMSUN-Kuşadası- AYDIN
Mesaj sayısı: 5,284
Karma etkisi: 37822 HasretGÜMÜŞ seviye: 2000HasretGÜMÜŞ seviye: 2000HasretGÜMÜŞ seviye: 2000HasretGÜMÜŞ seviye: 2000HasretGÜMÜŞ seviye: 2000HasretGÜMÜŞ seviye: 2000HasretGÜMÜŞ seviye: 2000HasretGÜMÜŞ seviye: 2000HasretGÜMÜŞ seviye: 2000HasretGÜMÜŞ seviye: 2000HasretGÜMÜŞ seviye: 2000
Karma: 3781291

Çok teşekkür ederiz.. Bilginin önemli olduğu fakat, bunu insanoğlunun kendi çıkarına göre de kullanabilirliği, yani bilginin esnekliğinden bahsedilmiş.

Bilgi kişinin istek ve arzularına göre değerlendirilirse, yanlış yollara sapılmasına ve yanlış yargılara neden olur.

Bunun için de ilimle yaşayan insanoğlu, bilgiyi kullanarak, bunu bir silah haline dönüştürebilir.

Ama unutmamak gerekir ki, değişmeyen tek şey niyet ve vicdandır.

Her insanın hata yapabilme kabiliyetine sahip olduğunu unutmaz isek, başkalarına karşı da hoşgörülü yaklaşmak, başkalarının da bizlere karşı iyiniyetle bakış açılarının oluşabileceği inancını taşıdığımızı gösterir..
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=442148

Bilgiler için tekrar teşekkür ederim.


Değerli bilgilerinizin devamını dilerim...
HasretGÜMÜŞ Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 05-12-2010, 20:22   #4
captainbrowser
Hızlı Çırak
 
Kayıt Tarihi: Jul 2010
Üye numarası: #467019
Mesaj sayısı: 89
Karma etkisi: 1672 captainbrowser seviye: 2000captainbrowser seviye: 2000captainbrowser seviye: 2000captainbrowser seviye: 2000captainbrowser seviye: 2000captainbrowser seviye: 2000captainbrowser seviye: 2000captainbrowser seviye: 2000captainbrowser seviye: 2000captainbrowser seviye: 2000captainbrowser seviye: 2000
Karma: 167001

çok değerli bilgiler teşekkür ederim sağolun...
captainbrowser Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 05-12-2010, 21:15   #5
Zülfikarım
Forum Ustası
 
Zülfikarım's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Dec 2009
Üye numarası: #394350
Mesaj sayısı: 4,055
Karma etkisi: 69797 Zülfikarım seviye: 2000Zülfikarım seviye: 2000Zülfikarım seviye: 2000Zülfikarım seviye: 2000Zülfikarım seviye: 2000Zülfikarım seviye: 2000Zülfikarım seviye: 2000Zülfikarım seviye: 2000Zülfikarım seviye: 2000Zülfikarım seviye: 2000Zülfikarım seviye: 2000
Karma: 6979033

Karahan09 elinize sağlık,güzel bilgiler
Zülfikarım Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Üye Olmadan Yorum Yazmak İçin Tıklayın!
Konudaki toplam yorum: 4, okunma sayısı: 379.
Cevapla





Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama

Bu Konuda Aradığınızı Bulamadıysanız Şunlara Bakmanızı Öneririz
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Konu hortlatma sorunu.. Unzile Önerileriniz ve Görüşleriniz 15 03-07-2009 00:27
Bayanlar İçin Gerekli Kurslar... bozdagli Geyik 2 27-12-2005 13:29
kadınlar için kurslar alpi_31 Geyik 5 22-12-2005 21:16
Artık Fazla Konu Acılmasın! N|RVANNA Önerileriniz ve Görüşleriniz 6 04-11-2005 14:53
Kadınlar İçin Kurslar!!! asi72 Geyik 1 24-10-2005 22:12

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Forum Seç


Hacking ve Bilgisayar Güvenliği Öğrenmek İçin!

Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 12:03.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Wardom.org



İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Wardom Internet Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Wardom hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için webmaster \@wardom.org adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) gün içerisinde Wardom yönetimi olarak tarafımızca gereken işlemler yapılacak ve avukatlarımız size dönüş yapacaktır.