Dil Üzerine ...Şimden girü hiç kimse kapuda ve divanda ve mecalis ve seyranda TÜRKÎ dilinden gayri dil söylemeye. Selçuklu Devleti Başveziri Karamanoğlu Mehmet Bey Dil Üzerine ... Tevrat'taki Babil öyküsü şöyle başlar
Konu ESTERGON tarafından açılmış, 2237 kişi tarafından görüntülenip, 24 yanıt almış.
|
Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL! Kredi kartınıza 12 taksit kolaylığı!
|
|||||||
Dil Üzerine ... konusundaki toplam yorum: 24, okunma sayısı: 2237. |
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
#1 |
|
Moderator
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801 Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 4407476
|
"Şimden girü hiç kimse kapuda ve divanda Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135102 ve mecalis ve seyranda TÜRKÎ dilinden gayri dil söylemeye." Selçuklu Devleti Başveziri Karamanoğlu Mehmet Bey Dil Üzerine ... Tevrat'taki Babil öyküsü şöyle başlar : Babil Kulesi (Yaratılış, Bölüm 11: 1-9) Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı. Doğuya göçerlerken Şinar bölgesinde bir ova buldular ve oraya yerleştiler. Birbirlerine, "Gelin tuğla yapıp iyice pişirelim" dediler. Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullandılar. Sonra, "Kendimize bir kent kuralım" dediler, "Göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız." RAB insanların yaptığı kenti ve kuleyi görmek için aşağıya indi ve şöyle dedi: "Tek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir engel tanımayacaklar. Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki birbirlerini anlamasınlar." Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu. Bu nedenle kente Babil adı verildi yani "Karışıklık". Çünkü RAB bütün insanların dilini orada karıştırdı ve onları yeryüzünün dört bucağına dağıttı *Konfüçyüs'e sormuşlar, devlet yönetimine katılsaydın, devlet erki sana verilseydi, ne yapardın ? Konfüçyüs "dil" demiş, "öncelikle dil". "Çünkü dil kusurlu olursa sözcükler düşünceyi doğru anlamlandıramaz. Düşünce doğru anlaşılmayınca da görev ve sorumluluklar doğru algılanamaz. Görev ve sorumlulukların gereği gibi yerine getirilmediği ülkede kurallar ve tüze boyulur. Kurallar ve tüze bozulunca da adalet yanlış yola sapar. Adalet yanlış yola sapınca da şaşıran halk ne yapacağını, nasıl davranacağını kesteremeyeceği için ürkü ve kargaşa baş gösterir; düzen temelden bozulur. Onun içindir ki, bir ulusun yaşamında hiçbir şey dil ölçüsünde önemli bir etken değildir." *Atatürk'ü, harf inkılâbından iki yıl sonra, dil inkılâbından iki yıl önce heyecanlandıran kitabın (Sadri Maksudî Arsal 1930 Türk Dili İçin) başına eklenen cümleler: "Millî his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması, millî hissin inkişafında [gelişmesinde] başlıca müessirdir [etkendir]. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır." Gazi Mustafa Kemal *Bir de Turk dehasi Oktay Sinanoglu var tabii. BUadresine bos bir vaktinizde goz atmaniz faydali olabilir diye dusunuyorum. " Orhun Anıtları Ben tanrı gibi kökü gökte Türk Bilge Kaan, Size sesleniyorum; beni başbuğ tanıyan Sizler ey Dokuz Oğuz, oğuz Tatar beyleri, ey soldaki Tarhanlar, sağdaki Şadapıtlar! Ben yürüttüm sizleri bunca yerlere kadar; İşte bunca topraklar Türklüğün fermanında; Kurulmuştur tahtımız Ötüken ormanında. Çözülüp gidecektik, uyuşuk, bekle bekle; Çelmişti aklımızı altın-gümüş-ipekle Demirimize demir çıkaramaz düşmanlar.. Ey Türk! eşin-benzerin, sanmam yer yüzünde var; Sen bir uçtan bir uca geçersin kaç senedir; Bilmezsin: açken tokluk, tokken de açlık nedir? Yabancı bağışlardan, dilden, töreden çekin: Her çağında yetişmez bir Bilge, Bir Kültigin! Bak: yoksulu bay ettik, az ne varsa çok ettik, Budunun varlığına göz dikeni yok ettik! Şanlı geçmişlerini öğren benim yazımdan Vaktiyle neler olmuş dinle benim ağzımdan: Üstte mavi gök, altta kara yer yaratıldı; İkisi arasına insan oğlu atıldı; Üreyip çoğalınca geldi toplanma demi; İlk yeryüzü başbuğu Bumin, sonra İstemi; Yeryüzünde kim varsa yendiler birer birer, Başlılar baş eğdiler, dizliler diz çöktüler; Eğilmeyen, çökmeyen, girdi kendi kanına... Sınır, Demirkapı'dan Kadırgan Ormanı'na... Onlar öldü; ülkede açıldı uçurumlar: Çinliler, Tibetliler, Aparlar, Apurumlar, Tatabiler, Kıtaylar, Kırgızlar, Üçkurganlar, Birbirine düşenler, birbirinden korkanlar, "Başımız gitti" diye dövdüler başlarını; Döktüler seller gibi kanlı göz yaşlarını... Sonra gelen kaanlar eğlenceye daldılar; Türk adını bırakıp Çince adlar aldılar, Türklük geriliyordu, çöküyordu gitgide, Zenginler eğlentide, aydınlar özentide, Halk ise, içe dönük, acıyla içli, diri Sanki diyor gibiydi: "Başımıza geçse biri, "Ben egemen olmaya alışmış bir milletim; "Ne oldu, nasıl oldu kaldım kimsesiz, yetim!" Baş, ulustan habersiz; düzensiz, durgun her iş, Bir gün 17 erle dağa çıktı İltiriş; Babamızın yanında Kültigin'le biz vardık; Özbudunun sesini küçük yaştan duyardık... Yağı, besili koyun; Türk, şahlanan kurt oldu; On yedi, bütün millet; o dağ bütün yurt oldu; Beyleri çürük dişler gibi yurttan sökünce, Başlılar baş eğince, dizliler diz çökünce, Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135102 Yabancı yasalardan sıyrıldı Türk benliği; Yenibaştan kuruldu Türkün egemenliği. Türk yıllar geçirse de kanı-yaşı dinmeden. Yukarda gök çekmeden, altta yer delinmeden Türklüğü yok etmeye gücü yetmez kimsenin! Ey büyük Türk ulusu! en güzel yarın senin... Behçet Kemal ÇAĞLAR Lütfen Türkçe kullanımına özen gösterin.Dilimize sahip çıkın. Türk dilini savunmak hepimizin görevi. Bu konu elbette siyasi tartışmalara çekilebilir. Ancak unutmayın Türkiye eğer bazılarının iddia ettiği gibi eğer mozaikse bile Türkçe bu ülkedeki insanlar için "lingua franca" 'dır yani ortak anlaşma dilidir . Alıntıdır. Düzenleyen ESTERGON : 08-05-2007 at 20:12. Sebep: ilaveler yaptım |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Moderator
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801 Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 4407476
|
DOĞRU YAZMAK (1.Bölüm)
Nasıl yazacağım? Yazmaya başlarken bunu sorarız kendi kendimize. Çok basit kurallar, iyi yazmanızı sağlar. En azından yazdıklarınızın iyi görünmesini, iyi okunmasını sağlar. Bu iyi okunma ve görünme, kuşkusuz içerikle ilgili değil. Burada kastedilen biçimsellik. Yazarken biçimle ilgili uymamız gereken belli başlı bazı kurallar var. Bunları şöyle sıralayabiliriz: BUNLARI YAPIN Mutlaka sık sık paragraf yapın. Paragrafsız bir yazı upuzun ve ürkütücü bir duvara benzer. Böyle bir duvarı kimse görmek istemez. Yazınızı da kimse okumak istemez. Her noktalama işaretinden sonra, (yani virgül, nokta, üst üste iki nokta, soru ve ünlem işaretleri gibi) bir boşluk (yani espas) bırakın. Bunu yapmazsanız cümleleriniz ve sözcükleriniz karmakarışık bir koyun sürüsüne benzer. Hiç birini diğerinden ayıramazsınız. Ne kadar sade yazarsanız o kadar güzel görüneceğinden emin olun. Yani mümkün olduğu kadar az noktalama işareti kullanın. Gereksiz tırnaklardan, parantezlerden, çizgilerden, şapkalardan kaçının. Noktalama işaretlerini sadece gerektiğinde ve zorunlu olduğunuzda kullanın ki onların da kıymeti bilinsin. İmla kurallarına mutlaka uyun. O kurallar dilin birliğini ve düzenini sağlar. Yazdıklarınızın okuyan herkes tarafından anlaşılmasını sağlar. Bilmediğiniz bir imla kuralı olursa diye, yanınızda bir "imla kılavuzu" bulundurmanız sizi küçük düşürmez. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135102 Kısa cümleler okunma açısından büyük avantaj sağlar. Tamam, uzun cümleler kurup ne kadar usta yazar olduğunuzu göstermek isteyebilirsiniz. Ama art arda sıralanmış onlarca sözcüğün insan beynine anlamlı bir mesaj göndermesi, birkaç sözcüğün göndermesinden daha zordur. Artık çoğumuz bilgisayarlarda, klavyeleri kullanarak yazıyoruz. Yazı büyüklüğünüzün (yani punto) ve yazı karakterinizin (yani font), kullandığınız dile uygun olmasına özen gösterin. Çok küçük de olmasınlar, çok büyük de. Unutmayın yazınız binlerce bilgisayarda açılacak. Her yerde aynı düzenlilikte görünmesi, sık kullanılan yazı tipleri (font) ve normal ölçülerde bir punto seçmenizle mümkün olabilir. Boşluklar çok önemlidir. Yukarıda her noktalama işaretinden sonra boşluk bırakmanız önerildi. Yazınızın bütününün biçimsel olarak sıcak görünmesi için, yanlardan, alt ve üstten de uygun boşluklar bırakmalısınız. Derli toplu bir görüntü, karmaşa karşısından her zaman avantajlıdır. Yazıda bazı durumlarda başlık (yani belirleyici, vurgulayıcı sözcük ya da sözcükler) kullanırız. Bunların dikkat çekmesi için yazının bütününden farklı bir font ve punto ile yazılmaları gerekir. DOĞRU SÖZCÜKLER İmla kurallarına mutlaka uymalısınız. Türkçe’de bazı sözcükler söylenişlerindeki kolaylık ve alışkanlığın yazı diline de yansıması sonucu yanlış yazılıyor. Bunları yaparsanız, yazınızı okuyan sizin için “acemi” diye düşünür. “Acemi” bir yazar olarak adlandırılmamak için şu sözcüklerin yazılışına mutlaka dikkat edin: Yanlız değil yalnız yazmalısınız Yalnış değil yanlış yazmalısınız Çünki değil çünkü yazmalısınız Herkez değil herkes yazmalısınız Kurdela değil kurdele yazmalısınız Meyva değil meyve yazmalısınız Makina değil makine yazmalısınız Sarımsak değil sarmısak yazmalısınız (Kaynak TDK Türkçe Sözlük) Fasulya değil fasulye yazmalısınız Ambülans değil ambulans yazmalısınız Akedemi değil akademi yazmalısınız Deklerasyon değil deklarasyon Papuç değil pabuç yazmalısınız Otobos değil otobüs yazmalısınız Orjinal değil orijinal yazmalısınız Konservatuar değil konservatuvar yazmalısınız Alimünyum ya da aliminyum değil alüminyum yazmalısınız Sovan değil soğan yazmalısınız Kapora değil kaparo yazmalısınız Prosedir değil prosedür yazmalısınız traş ve heykeltraş değil tıraş ve heykeltıraş yazmalısınız dokuman değil doküman yazmalısınız Labaratuvar veya labaratuar değil laboratuvar yazmalısınız Acenta değil acente yazmalısınız ESPAS İmla kurallarımızın en çok ihlal edilenlerinden ya da yanlış kullanılanlarından biri ayrı yazılması gereken eklerin bir türlü yazılmamasıdır. Dahi (üsteleme) anlamına gelen de’ler, da’lar ve ki’ler kullanıldıkları sözcükten bir boşlukla (espas) ayrılır. Yani “Ben de geleceğim” yazmalısınız. “Bende geleceğim” yazarsanız yanlış olur. “Ben de” deki bu de eki dahi anlamındadır. “Öyle sevdim ki, kimse inanamadı” yazmalısınız. “Öyle sevdimki kimse inanamadı” yazarsanız yanlış olur. Soru ekleri de bağlı oldukları sözcükten bir boşlukla ayrılır. Bu ekler mi, mı, mu şeklinde olabilir. Yani şöyle: “Ben de geleyim mi?” Burada “mi” bir soru ekidir. Yapayım mı, seveyim mi... Gibi... ÜNLÜ VE ÜNSÜZLER Türkçe’de bazı harflere ünlü, bazılarına ünsüz denir. Sesli ve sessiz harfler tanımı da kullanılır. Sesli harfler a, e, i, ı, o, ö, u, ü’dür. Sessiz harfler ise kalan 21 harf. Sessiz harfler kendi aralarında "sert" ve "yumuşak sessiz" olarak ayrılırlar. f, ç, h, p, k, s, ş, t sert sessiz harflerdir. Kalan sessizler ise "yumuşak sessiz". Sert sessizlerle biten sözcüklere bir ek yapılacaksa, bu ek de mutlaka sert sesiz bir harfle başlamak zorundadır. Örneğin “otobüsdeki” sözcüğü yanlıştır. Çünkü otobüs'ün son harfi s sert sessizdir. Bu nedenle de ekinin "te" şeklinde kullanılması gerekir. Yani doğrusu “otobüsteki”. Peki, sert ve yumuşak sessizleri nasıl ayıracağız? Kullanabileceğiniz en basit yöntem “FISTIKÇI ŞAHAP” yöntemidir. Bu iki sözcükteki sesli harfleri çıkarın. Yani I’ları ve A’ları. Kalan harflerin tümü sert sessizlerdir. Eğer ekleyeceğiniz sözcüğün son harfi fıstıkçışahap’ı oluşturan sessizler arasında varsa, ek de sert sessizlerden, yani fıstıkçışahap içindeki harflerden (f. s, t, k, ç, ş, h , p) biri ile başlamalıdır. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135102 Alıntıdır. Düzenleyen ESTERGON : 06-05-2007 at 02:31. Sebep: imla hataları |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Moderator
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801 Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 4407476
|
DOĞRU YAZMAK (2.Bölüm)
ŞAPKA VE ÜNLEM Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135102 Şapka inceltme ya da uzatma işaretidir. Bazı sesli harflerin üzerine konur. A, u, i gibi. Amacı, bu harfin uzatılarak ya da iki taneymiş gibi okunması gerektiğini göstermektir. Yani şapkalı bir a harfi gördüğünüzde bunu aa gibi okursunuz. Türkçe’ye özellikle Arapça ve Farsça dillerinden giren sözcüklerdeki anlam karışıklığını önlemek amacıyla uzatma işareti kullanmak gerekiyor. Hala yazdığınızda bu sözcüğün babanın kız kardeşini kastettiği anlaşılır. Ama hâlâ yazarsanız bu devam eden, süregelen, devam etmekte olan anlamındadır. Aynı şekilde kar yazarsanız, meteorolojik bir olay anlaşılır. Kazanmak, çoğaltmak, artırmak anlamına gelen kâr’ı kastediyorsanız kâr yazmalısınız. Uçurum anlamındaki yar ile sevgili anlamındaki yâr’i de bir şapka ayırır. Genel kural olarak şapka bu üç sözcükte kullanılır. Çünkü hala ile hâlâ'yı, kar ile kâr'ı, yar ile yâr’i birbirinden ayırmak gerekir. Ama örneğin reklam yazarken şapkalı da yazsanız, şapkasız da o sözcüğün reklam olduğu anlaşılır. Yazının sade olması bakımından gereksiz ve sık şapka kullanılmaması yerindedir. Yazıyı illa "süslemek" istiyorsanız kullanın. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135102 Yine yazının sadeliği, kolay okunması bakımından sık sık ünlem işareti (!) ve soru işareti (?) kullanmak da gereksizdir. Kurduğunuz cümle zaten bir vurgu içermiyorsa siz sonuna istediğiniz kadar ünlem işareti koyun istediğiniz etkiyi sağlayamazsınız. Ama yeterli vurgu varsa, ünlem işareti koymaya bile gerek kalmaz. ŞU HAİN EKLER Özellikle yabancı sözcükler ve kısaltmalara yapılan eklerde hatalı kullanım çok yaygın. Örneğin IMF kısaltmasına den, ye, nin benzeri ekler yapıldığında bu kısaltmanın orijinal okunuşuna göre mi, yoksa Türkçe okunuşuna göre mi ek yapılacağı kestirilemiyor. Doğrusu eki Türkçe okunuşuna göre yapmak. Yani IMF kısaltmasının son harfi "f" olduğuna göre yapılacak ekin de bu yumuşak sessiz harfe uygun olması gerekir. IMF’e (okunuş şekli orijinal ef’ten) yazılışı ya da söylenişi yanlıştır. Doğrusu IMF’ye (okunuş şekli Türkçe fe) olmalı. NE ZAMAN AYRI NE ZAMAN BİRLEŞİK ? Türkçe’de 1980 döneminde başlayan ayrı mı yazmalı, birleşik mi yazmalı konusundaki kaos hâlâ sürüyor. Örneğin "karabahtım" mı yazılmalı, "kara bahtım" mı yazılmalı gibi. Bu tartışmanın temelinde sözünü ettiğimiz dönemde ülkemizdeki dilbilimciler arasında ortaya çıkan "öztürkçe", "canlı ya da yaşayan Türkçe" bölünmesi yatıyor. Öztürkçe’yi savunanlar genellikle birleşik, "yaşayan Türkçe"yi savunanlar ise ayrı yazımdan yanadır. Genel kural olarak, eğer iki ayrı sözcük birleşip yeni ve bambaşka anlamlı bir sözcük oluşturuyorsa birleşik yazılmalıdır. Örneğin, sivrisinek, anamuhalefet, karabasan, kardelen, tümdengelim, ortaokul, altyapı, üstgeçit, karadelik gibi... GELİYİM Mİ, GELEYİM Mİ ? Sık yapılan yanlışlardan biri de bu. Yani soru eklerindeki ilgeçlerin (edatların) yanlış kullanımı. Geliyim mi, söyliyeyim mi, ağlıyayım mı, başlıyayım mı, yatırıyım mı demek ya da yazmak yanlıştır. Doğrusu geleyim mi, söyleyeyim mi, ağlayayım mı, başlayayım mı, yatırayım mı olmalı... ŞİİR VE NOKTALAMA İŞARETLERİ Sık yapılan bir başka hata şiirlerde dize sonlarında virgül kullanılması. Yapısı gereği şiirde bir dize ya bir cümledir ya da alt dizelerde tamamlanacak olan bir cümlenin parçasıdır. Bir cümle olması halinde dize sonuna virgül değil nokta konulur. Ki bu da şiirin görselliği, estetiği ve anlatım kaygısı bakımından illa gerekmez. Ustaların noktalama işareti kullanmadan yazdığı pek çok güzel şiir olduğunu hatırlayın. Bir cümlenin parçası olması halinde ise her dizenin sonuna virgül koymak, bir yandan anlamı karmaşıklaştırır, söylemi zayıflatır, bir yandan da görselliği içinden çıkılmaz hale getirir. Eğer şiirde bölünmüş bir cümleden oluşan birden çok dize varsa, anlamı zayıflatmamak, söylem kaybının önüne geçmek amacıyla virgül kullanılabilir. Ama "bu dize bitti, cümle bitmedi, alt dize ya da dizelerde sürüyor" mantığıyla her dize sonuna virgül koyarsanız estetikten, içerikten ve okuma kolaylığından ödün vermiş olursunuz. BOL NOKTA BOL HATA Türkçe imla kılavuzunda "yan yana iki nokta" şeklinde bir noktalama işareti yok. Ama "yan yana üç nokta" Türkçe imlasında yer alan bir noktalama işareti. Bunu unutmayın. Milli edebiyat akımının ilk dönemlerinde Latin alfabesine geçişin karmaşası içinde kimi yazarların kullandığı "yan yana iki nokta" yanlışı kısa sürede düzeltildi. Çoğu zaman düzyazıda, özellikle şiirde yapılan bir başka nokta hatası "yan yana üçten çok nokta" ya da "sıralı nokta" koymak. "Sıralı noktalar", kural olarak, bir metinde "bilerek ya da eksik bilgilenme nedeniyle" atlanan veya çıkarılan bölümleri belirtmekte kullanılır. Ya da bir yazının içine herhangi bir metinden bir bölüm alındığında, alınan bölüm metnin başından değil başka bir yerinden başlıyorsa, bunu belirtmek için "sıralı nokta" kullanılır. Siz, şiir ya da düzyazınızdaki cümlelerin sonuna "anlamı ve söylemi güçlendirme" kaygısıyla "üçten fazla" noktayı sıralarsanız, ortaya çıkan anlam budur: Yani kastınızdan çok uzak ve tümüyle yanlış bir anlam. NİDÂ'YI NÂDİM ETMEYİN Nidâ, bildiğiniz gibi, ünlem işareti. Cümlelerin sonlarında korku, şaşkınlık, hayret, üzüntü benzeri güçlü duyguları belirtmek için konulur. Bağırma, haykırma, isyan etme, zafer düzeyindeki bir sevinci belirtme gibi güçlü duguysallık ve şiddet içeriği bulunan cümleler de ünlem işaretiyle bitirilir. Bilinmeyen, belirlenemeyen, anlam verilemeyen durumların ifade edildiği cümlelerin sonuna bunu vurgulamak amacıyla yine ünlem işareti konulur. Sık yapılan bir hata, ya da yanlış anlama nedeniyle başvurulan bir yöntem, bu tür cümlelerde güya anlamı güçlendirmek, vurguyu artırmak amacıyla art arda ünlem işaretinin kullanılması. Oysa art arda iki ya da üç ya da dört ya da daha fazla ünlem işareti Türkçe'nin noktalama işaretleri arasında yer almaz. Ünlem işareti bir kez kullanılır ve istenilen vurguyu yapar. Eğer cümleniz zaten doğuştan vurgusuzsa sizin art arda ünlem işareti koymanız onu ne güçlendirir ne de kurtarır. Olsa olsa zayıflığını iyice ortaya çıkarır. Bir yandan da bu kadar kalabalık "nidâ" bir "nidâ"yı "nâdim" eder. Yani üzer. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135102 Şimdilik bu kadar. Kolay gelsin. Alıntıdır. Düzenleyen ESTERGON : 06-05-2007 at 02:32. Sebep: imla hataları |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: May 2007
Üye numarası: #122687 Yer: LA
Mesaj sayısı: 1,073
Karma etkisi: 233
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 22603
|
ellerine sağlık hoca şunları kaç sene gösterio şurda 10 dakkada özet yapmışın.belkide hocayı dinlemek bi şekilde iticiydi şurda daha kolay ve çekici geldi
![]() |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Mar 2006
Üye numarası: #55471
Mesaj sayısı: 10,872
Karma etkisi: 20514
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 2049777
|
Yeni bir konuya başladık galiba Estergon . Takipteyim ,çok işime yarayacak bir konu olduğunu söyleyebilirim .
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Dec 2006
Üye numarası: #101602
Mesaj sayısı: 1,571
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 33363
|
Her zamanki gibi yine bilgilendirici ve amaca yönelik güzel bir çalışma teşekkür ederim...
|
|
|
|
|
|
#7 |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Sep 2005
Üye numarası: #34559 Yer: ιм ѕσкαкℓαя
Mesaj sayısı: 1,741
Karma etkisi: 1359
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 135192
|
Eline koluna saglık çok güzel bir konu olmuş ilk başından baya etkilendim Karma veremiyorum kusura bakma daha önce vermişim
|
|
|
|
|
|
#8 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Feb 2007
Üye numarası: #109882 Yer: lerde..
Mesaj sayısı: 4,572
Karma etkisi: 13506
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 1349648
|
Çok güzel eline sağlık
![]() |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Sep 2006
Üye numarası: #84403
Mesaj sayısı: 1,355
Karma etkisi: 528
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 52142
|
Teşekkürler Estergon..Şu an tamamını okuyacak kadar vaktim yok..Boş kaldıkça okuyacağım..
|
|
|
|
|
|
#10 |
|
Moderator
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801 Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 4407476
|
TÜRKÇE ÜZERİNE MATEMATİK BİR MODELLEME VE BUNUN OLASI SOSYAL YANSIMALARI ÜZERİNE BİR ZİHİN JİMNASTİĞİ (1.Bölüm) "Victor Hugo şiirlerini 40.000 kelime ile yazdı. Oysa, Türkçe'yi en zengin kullananlardan Yaşar Kemal'in romanları 3.500 kelimeyi geçmez." görüşü çok yaygındır. Bu görüş haklıdır zira Türkçe'nin Fransızca'ya oranla daha az sözcük içerdiği doğrudur. İngilizce'ye, Almanca'ya, İspanyolca'ya oranla da daha az sözcük içeriyor olması gerekir. Ne var ki bu Türkçe'nin daha yetersiz bir dil olduğu anlamına gelmez ! Çünkü Türkçe az sözcük ile çok şey anlatabilen bir dildir ! Daha fazla sözcük içerse bunun kimseye zararı dokunmaz ancak, gereği de yoktur. Başka bir dilden Türkçe'ye çeviri yapan herkes sözlüğü açtığında, aralarında minik anlam farkları olan bir çok sözcüğün Türkçe karşılığında çoğu zaman aynı kelimeyi okur. Bu, ilk bakışta bir eksiklik gibi görünebilir, oysa öyle değildir. Çünkü yukarıda adı geçen diller kelimelerin statik olan anlamlarını öğrenmeye, Türkçe ise bu anlamları bulup çıkarmaya, yani dinamik anlamlandırmaya dayalıdır. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135102 Türkçe'de anlamları, sözlükteki tanımlar değil, kelimelerin cümle içindeki konumları belirler. Tam bu noktada, Türkçe'nin, referans olmak üzere sadece gerektiği kadarı sözlüklere alınmış, sonsuz sayıda kelime içerdiği bile öne sürülebilir. İngilizce -Türkçe sözlükte "sick", "ill" ve "patient" kelimelerinin karşısında hep "hasta" yazar. Bu bağlamda İngilizce'nin üç kat daha fazla sözcük içerdiği söylenirse bu doğrudur. Ancak, aradaki farkların Türkçe'de vurgulanamadığı söylenmeye kalkılırsa bu yanlış olur; “Doktor Ahmet beyin hastası olmak", “Böbrek hastası olmak", “Internet hastası olmak", “Pop müziğinin hastası olmak" arasındaki farkı Türkçe konuşan herkes bir çırpıda anlar. Bunun nasıl olabildiğini görmek zor değildir. Bir kalem alıp, alt alta; 3 + 5 = 8 12 +5 = 17 38 +5 = 43 yazarsak görürüz ki, bütün işlemlerin hepsinde aynı "+ 5" rakamı yazıldığı halde sonuçlar farklı çıkıyor. Türkçe'de de yukarıda verilen cümle örneklerinin hepsinde "hastası olmak“ ifadesi geçtiği halde anlamları itibariyle sonuçlar farklı olmaktadır. Türkçe'nin az araç ile çok iş yapmasının sırrı matematikte yatar. Matematikte 0 dan 9 a kadar 10 tane rakam, artı, eksi, çarpı , bölü, dört işlem işareti ve bir ondalık ayracı olan virgül ile yani topu, topu 15 simge ile sonsuz sayıda işlem yapılabilir. Türkçe de buna benzer özellikler gösterir. Türkçe matematiğe dayalı olmaktan da öte, neredeyse matematiğin kılık değiştirmiş halidir. Türkçe'deki herhangi bir fiilin çekiminin ve kelimelerin nasıl çoğul yapılacağının öğrenilmiş olması, henüz varlığı bile bilinmeyen, 5 yıl sonra Türkçe'ye girecek fiillerin nasıl çekileceğinin ve 300 yıl önce unutulmuş kelimelerin çoğullarının ne olduğunun biliniyor olması demektir. Bu tıpkı birinci dereceden 2 bilinmeyenli bir denklemin nasıl çözüleceği öğrenildiğinde, sadece x = 6, y = 23 olan denklemlerin değil, aynı dereceden bütün denklemlerin nasıl çözüleceğinin öğrenilmiş olması gibidir. Oysa sözgelimi İngilizce'de belirtilen zamana göre "go", " went" olurken "do", "did" olur. Çoğul ekleri için de durum aynıdır: "foot", "feet" olurken "boot", "beet" değil "boots“ olur. Bu düzensizliğin tutarlı bir iç mantığı yoktur, tek çare böyle olduklarının ezberlenmesidir. Türkçe'de ise, statik kelimeleri ezberlemek yerine dinamik kuralları öğrenmek erekir. Türkçe'de neredeyse istisna bile yoktur. Olanlar da ses uyumu gereği “alma” olması gereken meyve isminin “elma” biçimine dönmesi gibi birkaç küçük istisnadır. Kurallar ise neredeyse, bu dili icat edenlerin bu dünyadan olduklarına inanmayı zorlaştıracak kadar güçlü ve kesindir. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135102 Bu noktadan sonra, anlatılanları matematik olarak formüle etmek, aradaki ilişkiyi somutlaştırabilmek açısından yararlı olacaktır. Bunu yapmanın en kolay yolu ikili sayı sistemini kullanmak olduğu için de yalnızca (0) ve (1) rakkamlarını kullanmak yeterlidir. İzleyen örneklerde; [1 = var] ve [0 = yok] anlamında kullanılmıştır. KELİME KÖKÜ, ÇOĞUL EKİ, MATEMATİK İFADE Ev 1.0 Ev.ler 1.1 ler 0.1 Türkçe'deki bütün kelimelerin 2 bit olduğu varsayılabilir (ileride bit sayısı artacaktır). Tekil olan bütün kelimeler (1.0) (Kelime kökü var; çoğul eki yok), Çoğul olanları ise, (1.1) olarak gösterebiliriz. (Kelime kökü var; çoğul eki de var). Bu kural hiç değişmemek bir yana, öylesine güçlüdür ki Türkçe'de, başka hiç bir dilde yapılamayacak bir şey yapılıp, olmayan bir kelimenin çoğulu dahi söylenebilir. Birisi karşısındakine sadece "ler" (01) dediğinde, alacağı tepki; “Anladık ler de, neler?" türünden bir cevap olacaktır. Bir şeylerin çoğulunun söylendiği bellidir de, neyin çoğulunun kastedildiği açık değildir. Düzenleyen ESTERGON : 09-05-2007 at 09:58. Sebep: İmla hataları |
|
|
|
|
|
#11 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Aug 2006
Üye numarası: #81321 Yer: İstanbul
Mesaj sayısı: 12,307
Karma etkisi: 36064
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3604673
|
Akşam okuyacam abi Teşekkürler
![]() |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Moderator
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801 Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 4407476
|
TÜRKÇE ÜZERİNE MATEMATİK BİR MODELLEME VE BUNUN OLASI SOSYAL YANSIMALARI ÜZERİNE BİR ZİHİN JİMNASTİĞİ (2.Bölüm) VURGULAMA, SIFAT KÖKÜ, ZAYIFLATMAMATEMATİK İFADE Kırmızı 0.1.0 Kıp.kırmızı 1.1.0 Kırmızı.msı 0.1.1 Kıp.kırmızı.msı 1.1.1 Türkçe'deki sıfatların anlamını kuvvetlendirmeye veya zayıflatmaya yarayan bu kural da hiç değişmez. Hatta istenirse bu kurala uyan ama hiçbir sözlükte bulunmayan, hem kuvvetlendirilmiş hem de zayıflatılmış garip sıfatlar bile türetilebilir. "Güneş doğmazdan az önce ufuk kıpkırmızımsı(kıp + kırmızı + msı)[1.1.1] bir renk aldı" dendiğinde, herkes neyin kastedildiğini anlayacaktır. Çünkü ayaküstü türetilen bu sıfat, hiçbir sözlükte yer almaz ama, Türkçe konuşan herkesin çok iyi bildiği ve anladığı bu kurala uygundur. Fiil çekimlerinde de işler farklı değildir. Burada zorunlu olarak kişi için 3, zaman için 2 bitlik gruplar kullanılacak. Çoklu bit grupları şunları ifade edecek: 011 = ben 010 = sen 000 = o 111 = biz 110 = siz 100 = onlar 00 = geniş zaman 11 = şimdiki zaman 10 = gelecek zaman 01 = geçmiş zaman KÖK, YETERLİLİK, OLUMSUZ, ZAMAN, HİKAYE, RİVAYET, KİŞİ, MATEMATİK İFADE Oku.(y)abil.di.m Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135102 1.1.0.01.0.0.011 Oku.(y)a.ma.z.mış.sın 1.1.1.00.0.1.010 Gel.me.(y)ecek.ti 1.0.1.10.1.0.000 Git.me.di.k 1.0.1.01.0.0.111 Şaşır.abil.ecek.ti.niz 1.1.0.10.1.0.110 Bil.(i)yor.lar 1.0.0.11.0.0.100 Tabloda zaman ile ilgili küme 3 bit yapılıp geçmiş zaman "di'li geçmiş" ve "miş'li geçmiş" olarak ikiye ayrılabilir, soru bileşkeni için ayrı bir bit eklenebilir, emir ve şart kipleri de işin içine katılabilir ancak, sonuç değişmezdi. Cümleleri oluşturan öğelerin (özne, nesne, yüklem, vb...) sıralaması da rastgele değildir. Türkçe cümleler bir tür "crescendo" (şiddeti giderek artan dizi) izlerler. Bütün vurgu en sonda yer alan yüklem (fiil) üzerindedir. Diğer öğelerin önemi, yükleme olan yakınlık/uzaklık konumları ile belirlenir. Yükleme yakınlaştıkça önem artar. Gene matematiksel olarak ele almak gerekirse, cümleyi oluşturan her bir öğenin toplam öğe sayısı kadar haneden oluşan bir matematik değere sahip olduğu varsayılabilir . |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Sep 2006
Üye numarası: #89570 Yer: THE-END
Mesaj sayısı: 9,072
Karma etkisi: 55070
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 5505555
|
Estergon teşekkür ederim tüm bu aydınlatıcı bilgiler için.
+k |
|
|
|
|
|
#14 |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Aug 2006
Üye numarası: #82725 Yer: paylaşılamayan yalnızlık!!
Mesaj sayısı: 1,632
Karma etkisi: 153
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 14676
|
teşekkürler o bunu hep yapıyor
![]() |
|
|
|
|
|
#15 |
|
Moderator
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801 Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 4407476
|
TÜRKÇE ÜZERİNE MATEMATİK BİR MODELLEME VE BUNUN OLASI SOSYAL YANSIMALARI ÜZERİNE BİR ZİHİN JİMNASTİĞİ (3.Bölüm) "Dün Ahmet camı kırdı" cümlesi 4 öğeden oluşmaktadır; o halde her öğe 4 haneli bir değere sahip olacak, ilk öğe en düşük, son öğe ise en yüksek değeri taşıyacaktır. CÜMLE MATEMATİK DEĞER 0001 . MATEMATİK DEĞER 0011 . MATEMATİK DEĞER 0111 . MATEMATİK DEĞER 1111 . MATEMATİK DEĞER 1 Dün . Ahmet . Camı . Kırdı. 2 Dün . Camı . Ahmet . Kırdı. 3 Ahmet . Dün . Camı . Kırdı. 4 Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135102 Ahmet . Camı . Dün . Kırdı. 5 Camı . Dün . Ahmet . Kırdı. 6 Camı . Ahmet . Dün . Kırdı. Şimdi tablodaki cümleleri tek, tek ele alabiliriz; 1. cümle: Dün Ahmet bir iş yaptı ve bu camı kırmak oldu. 2. cümle: Dün kırılan camı başkası değil Ahmet kırdı (suçlu Ahmet !). 3. cümle: Ahmet'in dünkü işi camı kırmak oldu (belki önceki gün kitap okumuştu). 4. cümle: Ahmet camı herhangi bir zaman değil, dün kırdı (yarın kırması gerekiyor olabilirdi). 5. cümle: Cam düne kadar sağlamdı, kırılmasının suçlusu ise Ahmet. 6. cümle: Camı Ahmet zaten kıracaktı, bunu dün yaptı. Cümleyi oluşturan öğeler kesinlikle aynı kalırken (cam hep 'i' haliyle 'camı' olarak kaldı; fiil hep 3. tekil şahıs, di'li geçmiş zamanda çekildi, vb.) sadece yerlerinin değişmesi cümlelerin anlamlarını da değiştirdi. Her cümlede 0011, 0001'den daha fazla, 0111 bu ikisinden daha fazla, 1111 ise hepsinden daha fazla önem taşıdı. Anlamı belirleyen de zaten her bir öğenin matematik değeri oldu. Kelimelerin statik anlamlar taşıdıkları dillerde, zaman belirtecinin (dün) yeri değiştirilerek elde edilebilecek 2 çeşitlemenin dışında diğer anlamları vermek için kip değiştirmek (edilgen kip - passive mode kullanmak) veya araya açıklayıcı başka kelimeler eklemek gerekir. Türkçe konuşanlar ise her bir cümlenin diğerinden farkını derhal anlarlar. Matematik ile olan alış - veriş yalnızca verilen örneklerle sınırlı değildir. Türkçe'nin ne tarafı ele alınsa bu ilişki ile yüz, yüze gelinir. Türkçe'nin bu özelliğini, “İnsanlar kendilerine ulaşan mesajları nasıl anlarlar ? Bunun kullanılan dil ile bir ilgisi var mıdır ? Bir Fransız, bir İngiliz, bir Türk aynı mesajı kendi ana dillerinde alsalar, birbirleri ile aynı şekilde mi, yoksa farklı mı algılarlar ? Eğer dilin algılamayla ilgisi varsa, işin içine bir dil karışmadığı yani sözgelimi bir pantomim gösterisi izlenir veya üzerinde hiç yazı olmayan bir afişe bakılırken, dil ile ilgili bu alışkanlıklar nasıl etki ederler ?" türünden sorulara yanıt ararken fark ettim. Bu özellik, konuya ilgi ve sabırla yaklaşıp, bakmayı bilen herkesin görebileceği kadar açık. O nedenle, bu güne kadar kesinlikle başkaları tarafından da görülmüş olmalı. Düzenleyen ESTERGON : 10-05-2007 at 18:40. Sebep: Düzeltmeler yaptım. |
|
|
|
![]() |
| Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
|
|
