Esneye esneye ergenekon'u anlattı ..K. Irak'ta örgüt kurdular, Veli Küçük orada okul açtı. Hizbullah, askerlerin kontrolü altındaydı. Ergenekon davasının kilit tanığı Tuncay Güney'in 2001 yılında poliste ifadeler daha önce basına yansıdı ancak bugün ifadesinin
Konu (-S-A-S-24-) tarafından açılmış, 322 kişi tarafından görüntülenip, 6 yanıt almış.
|
Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL! Kredi kartınıza 12 taksit kolaylığı!
|
|||||||
Esneye esneye ergenekon'u anlattı .. konusundaki toplam yorum: 6, okunma sayısı: 322. |
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
#1 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2006
Üye numarası: #96972 Yer: ...................................
Mesaj sayısı: 10,431
Karma etkisi: 30268
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3025282
|
K. Irak'ta örgüt kurdular, Veli Küçük orada okul açtı. Hizbullah, askerlerin kontrolü altındaydı.
Ergenekon davasının kilit tanığı Tuncay Güney'in 2001 yılında poliste ifadeler daha önce basına yansıdı ancak bugün ifadesinin video kayıtları ortaya çıktı. İşte Güney'in ifadesinden satırbaşları: BABAM ÖLÜNCE ÇALIŞMAYA BAŞLADIM - 1986'da babam ölünce çalışmaya başladım. Gazete ilanıyla işe girdim. Dalan'ın İstek Vakfı Okulları'na yemek dağıtıyordum. SABAH GAZETESİ YILLARI - Beni Sabah Gazetesi'ne Ali Kur isimli bir öğretmen gönderdi. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=255783 Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=255783 - Sabah'ta Tevfik Yener'in yanında ofisboy olarak çalıştım, getir götür işleri yapıyordum. FETULLAH HOCA - Köken olarak Çorumluyum, namaz kılıyorum. Ayazağa'da din dersi alıyordum - Fethullah Hoca bir vaaz verdi, doğal olarak etkilendim" - Kırklar Öğrenci Yurdu vardı Boğaziçili öğerncilerin kaldığı Fetullah Hoca yurduydu. - Fetullah Hoca, ergenlikten sonra kesmez daha radikal bir arayış içine girersiniz. - Samanyolu TV'de Doruktakiler diye bir program yaptım. VELİ KÜÇÜK - Veli Küçük, milletvekili bakan olsa ona herkes muhalefet edebilir. Ama şimdi hiç kimse müdahale edemiyor. Karanlık kalmayı tercih ediyor… - Veli Küçük tırışkadan bir general ama general Müldür bile her istediğini yapıyordu. - General Küçük'ün grubunun adı Ergenekon'dur. Bütün bu askeri sivil cuntaya Ergenekon denir. - Veli Paşa gönüllerde taht kurmuş bir insandır. Bir yüzbaşı ya da bir üsteğmen için ütopyadır. - Tansu Çiller Veli Küçük'le görüşmek istedi ama o yanaşmadı. Doğan Güreş'in bile Veli Küçük kadar havası yoktu. - Mehmet Eymür ile Yeşil’in arası iyi değildir. Fakat Veli Küçük onun için patrondur. - Susurluk, Veli Paşa'ya darbe vurmadı desek yalan olur. Bir sürü kişi tasfiye edildi. JİTEM dağıtıldı. - Orucunu tutar, kurbanını keser. Namaz kılmaz onun için önce Türkçülük gelir.Zaten içer hatta iyi de içer. - 1992'den beri haftada 3 kez telefonla, bir kez yüz yüze görüşürdüm. Benimle avam konuları konuşmazdı. - Kirli çamaşırları olduğunu üst düzey herkes bilir. ADNAN HOCA İSRAİL'İN ADAMI - Veli Küçük Adnan Hoca'nın İsrail tarafından finanse edildiğini söyledi. - Adnan Hoca, Mersin'deki çiftliğine Veli Paşa'yı davet etti. Ama o gitmedi. İsrail'in propagandasını yapıyor diye kızardı. HİZBULLAH'I BAŞIMIZA KOMAN PAŞA BELA ETTİ - Veli Küçük Hizbullah lideri Velioğlu'nun ölmediğini söyledi. - Hizbullah askerlerin kontrolü altındaydı - Hizbullah’ı JİTEM organize etti. Akşamları jandarmada eğitim veriliyordu. Veli Paşa buna karşı çıkıyordu. - İrfan Çağrıcı'yı İran İsrail Türkiye ortak kullandılar. - Hizbullah'ın bölünmesinden ve şehre göçünden sonra Hizbullah'ı kimin desteklediğini bilmiyorum. Ama askerin kontrolünde olduğunu biliyorum. Bunu Veli Paşa da Doğu Perinçek de söyledi. - Gaffar Okan suikastını televizyondan öğrendik. Veli Paşa “bu Hizbullah’ın işi değil” dedi. ERGENEKON ÖRGÜTÜ - Ergenekon sizin bildiğiniz gibi MHP'lilerin demir dövdüğü bir şey değil. ABD'nin örgütlediği bir grup - Veli Küçük ve diğer askerler de Ergenekon örgütlenmesi içinde - Ergenekon örgütlenmesinin sağı solu yok. - Perinçek PKK'nın Türk gladyosu içindeki adamı. - Bendeki taslakta Ergenekon'un ilkeleri yok. - General Küçük'ün grubunun adı Ergenekon'dur. Bütün bu askeri sivil cuntaya Ergenekon denir. - Ergenekon Lobi'nin mutlaka evimdeki fotokopisini alın. - Ergenekon'a sadece devletten değil, işadamlarından ve mafyadan da kaynak akıyor. - Ergenekon'un İran, Azerbaycan ve Ortadoğu'da da örgütlenmesi var. - Ergenekon'un amacı Türkiye'yi ele geçirmek miydi? Bilmiyorum ama her yerde örgütlendiler. Ergenekon, Özel Kuvvetler Komutanlığı'nı sevmez Amerikan uşağı olarak görüyor. - Çekirdek kadrosu: Hakkı Karadayı, Necip Torumtay, Teoman Koman, Rasim Betir, Nejat Müldür, Güven Erkaya. - 12 kilişik çekirdek kadrosunun hiyerarşik rollerini bilmiyorum. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=255783 POLİSLER DE VARDIR - Egenekon'un içinde polisler de vardır. Bilmiyorum - Veli Küçük'ün tüm korumaları polisti. Doğu'da da Giresun'da da hep böyleydi. Hatta son korumaları eski - Cumhurbaşkanlığı koruma şubesindendi. Polisleri severdi ezdirmezdi. - Polis müdürleri Atilla Çınar ve Şükrü Balcı ile telefonda konuşurdu. ABDULLAH ÖCALAN - Veli Küçük, Kenya'da yapılan operasyona karşıydı. - Abdullah Öcalan, normalde Moskova’dayken teslim olacaktı. Türkiye’ye gelecekti. Veli Paşa, Öcalan’ın bu şekilde gelişine karşıydı. Hatta Doğan Erbaş "İntihar etsin şerefsiz gelmesin öyle" demiş. - PKK Lübnan'da Çevik Bir ile görüştü. Pazarlık yapmışlar ama Bir 1-0 yenilmiş. Çünkü PKK masaya direk hükümet gibi oturmuş. - Yakalandıktan sonra İran ve Suriye'deki kampları kapatalım ve gerilla sayısını 3 bine indirilim diye mesaj gönderdi. Avukatıyla ben görüştüm, Veli Küçük'ün örgütteki kod adı Abbas. Mesajı Abbas'a iletirim dedim. - Yalçın Küçük Şenkal Atasagun'un hocası, Apo'nun teorisyenidir. - Veli Küçük "Apo'nun Avukatı Zeki Okçuoğlu MİT ajanıdır onu tasfiye edin. Gizli bilgileri konuşmayın" dedi. Yerine Doğan Erbaş geldi. DHKP-C TAMPON ÖRGÜT DHKP-C Karadeniz'de tampon örgüttü. Veli Paşa, Dursun Karataş'a mesaj gönderdi "Benim bölgemde eylem yapmayacaksın" diye. Giresun bölgesindeki eylemler hemen kesildi. ÖLÜ YEŞİL ONLAR İÇİN İYİ DEĞİL - Yeşil'in Mehmet Eymür ile arası iyiydi. - Mehmet Eymür'le Veli Küçük'ün arası iyi değildi. - Veli Küçük Yeşil için patrondu, Veli paşa işaret etmezse kimse Yeşil'i öldürmez. Yeşil'in ölü bir hayalet olması Veli Küçük'ün daha çok işine yarar. KUZEY IRAK - Veli Küçük'ün Kuzey Irak'ta okulu vardı. - Habur'da sınırdan geçen tankerler vardı. Gümrükçüler onları sınırdan geçiriyordu. Habur'dan 12 bin silah Talabani'ye 12 bin silah da Barzani'ye götürdük. Bir otelde bekledik geldiler aldılar bizi... - Silahların bir kısmını Komünist Parti'ye verdik. Komünist Parti ile PKK ittifak yapmış. Silahlar Bayık'a verilmiş. - Üzerinde danışman yazan kartla Kuzey Irak’a gittim. Daha sonra Aydınlık Dergisi'nin Paris muhabiri olarak gittim CEM ERSEVER - Ersever'in JİTEM 4. Bölge Komutanı olduğunu biliyordum. Ama hiçbir zaman muhalif değildi. JİTEM Komutanı Cem Ersever'i tanımıyorum. Kimse Güneydoğu'da kalmak istemezdi ama Cem Ersever orada kaldı - Veli Paşa Cem Ersever'i İzmit'e çağırdı ama gitmedi. Cem Ersever'i tasfiye eden Veli Küçük'tü. CUMHURİYET GAZETESİ - Çevik Bir Cumhuriyet Gazetesi'ne maddi yardım yaptırdı. - Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın gizli ödeneğinden para verdiler. Daha sonra parayı ceplerine atmakla suçlanmaktan korktular. - Cumhuriyet Gazetesi’ni mahvettiler. Bu gazeteyi bunlar mahvetti. DENİZ BAYKAL - Politikacılardan Deniz Baykal'a nüfusu vardı. Baykal'ın son Edibali açılımını yapmasını ve Fikri Sağlar'ı kovmasını sağladı. Ama aynı zamanda Tansu Hanım'a da göz kırpıyordu. İNER MİSİN ÇIKAR MISIN BORAN KAYA NASIL ÖLDÜ Boran Kaya'ya televizyonda İner misin Çıkar mısın yarışmasını Veli Paşa ayarladı. Sonra araları bozuldu. Paşa benimle Dinç Bilgin'e haber gönderdi. Ben de gidip isteğini ilettim. Parası ödenmiş olmasına rağmen hemen kontratı bozuldu. Zaten bir süre sonra trafik kazasında öldü. SABANCI SUİKASTI - Sabancı cinayeti DHKP-C Lideri Dursun Karataş'a ihale edildi. Hedefteki isim Özdemir Sabancı'ydı. - DHKP-C polis kontrolünde bir örgüt haline geldi. - Sabancı cinayetinin ardından Sabancılar eski istihbaratçılarla bir dedektifler ekibi kurdu. Fehriye Erdal'a Sabancı Center'da çalışması için referans veren Hüseyin Kocadağ'dır. Sabancı cinayetiyle ilgili dosyaları bana Perinçek verdi. Hatta o binaya suikasttan sonra ilk giren bir Sabah muhabiridir. SUSURLUK - Mehmet Ağar’ı Susurluk kazasından 1 saat önce uyardılar. Yoksa o da orada olacaktı. - Ağar’ı uyaran kişinin Sami Hoştan olduğunu sanıyorum. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Feb 2006
Üye numarası: #52052
Mesaj sayısı: 2,267
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 396880
|
usta tamamda bunu anlatan kim
![]() |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2006
Üye numarası: #96972 Yer: ...................................
Mesaj sayısı: 10,431
Karma etkisi: 30268
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3025282
|
TUNCAY GÜNEY CANLI YAYINDA YALANLADI
Ergenekon soruşturmasının kilit ismi olarak gösterilen Tuncay Güney, 2001 yılında gözaltına alındığı sırada verdiği ifadeyi, işkence altında verdiğini ve bu yüzden kabul etmediğini söyledi. Ergenekon soruşturmasının "karakutusu" olduğu iddia edilen Tuncay Güney, 2001 yılında gözaltına alındığı sırada polis sorgusunda verdiği ifadenin basında yer almasının ardından TRT2'de canlı yayınlanan Büyüteç adlı programa katıldı. Programda, 2001 yılındaki ifadesinin işkence altında alındığını savunan Tuncay Güney, "Verdiğim bilgilerin hepsi doğru olsa dahi, bu ifadeyi kabul etmiyorum. Çünkü işkence gördüm" dedi. Bu görüntülerin anlamı ne? Gazeteciler Güney'in ifadesini yorumladı Tuncay Güney'in 2001'de emniyette alınmış ifadesinin görüntüleri gündeme bomba gibi düştü. Peki bu görüntülerin medyaya servis edilmesinin anlamı ne?, Ergenekon davasının seyrini nasıl etkiler, bir suç oluşturur mu, neler oluyor? İşte değerlendirmeler... Hikmet Fırat Arslan/İşçi Partililer'in Avukatı Mahkeden talebimiz zaten savunmamızı yapmadan önce bu mülakatın izlenmesi yönündeydi. Çünkü savcıların dayandığı 'biricik' delil bu mülakattı. Burada gördüğümüz kadarıyla Tuncay Güney karşılıklı bir sohbet ortamında iddialarını sıralıyor. Bunun bir delil olabileceği tartışmalı tabii. Daha sonradan değerlendirme imkanı bulacağız. Hatırladığım kadarıyal Fethullah Gülen'le ilgili bölümlerde 'Fethullah Hoca' diyor ama savcılık metinlerinde bu ifadeler Fethullah gülen diye geçiyordu, böyle çelişkiler var, inceleyeceğiz. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=255783 Saygı Öztürk/Hürriyet Tabii Tuncay Güney'in bu ifadeleri her ne kadar şu anda TV'de yayınlanıyorsa da bunlar aylar önceden gazetecilerin önümlü bir bölümünün bu bilgileri aldığı, hatta kitap haline getirildiğini unutmamak gerekir. Güney'in söylediği bütün söylediği ilk cümle her zaman şu olmuştur 'Emniyetteki ifadelerimin hiç birini kabul etmiyorum, 9 gün işkence gördüm...doğru bile olsa ben o doğruyu kabul etmiyorum diyor.' Ama görüntülere bakıldığında böyle bir işkence görmüş havası yok, çok rahat görünüyor, hiç bir korkusu yok gibi bir hali var. Bu kadar bilgilere bu kişinin sahip olması şüphelidir. Biz yıllardan beridir uğraşırız, Veli Paşa'ya nasıl ulaşırız diye, ben bir kez ulaşabildim. Güney'in bu haline baktığım zaman bir gazeteciden ötesi olduğunu düşünüyorum. Bu kadar bilgiyi kısacık gazetecilik yaşamına sığdırması mümkün değildir. Bu tars bir sorgulamaya emniyetteki ifadeyle 'mülakat' denir. Mülakatların özelliği sorguda alınan her şey savcılığa gönderilmez, iki suret halinde yapılır. Belli bölümleri emniyete bilgi olarak gönderilir, daha ayrıntılı bir bölümü ise emniyette belge olarak kalır. Tuncay Güney'in açıklamaları şu aşamada neden gündeme getirildi, savcılık neden buna ihtiyaç duydu ayrı bir soru. Bu kişi konuşuyor, söylediklerinin kaçı doğru, çok kişi şu anda zan altında bırakılıyor, bahsi geçen kişilerin çoğu yargılanmakta zaten. Sağlıklı bir sorgulama ifadeler bu şekilde açıklanır hale geldiğine göre birileri birinden intikam alıyor sorusunu doğurmaktadır. Cüneyt Özdemir/Gazeteci Gerçekten korkunç bir durum. Türkiye büyük bir dezenformasyonla karşı karşıya. dünyada bunun bir örneği var mı? Türkiye ilk kez çok önemli kişiler hakkında çok önemli iddiların ifade edildiği bir sorguyu, bir polis sorgusunu hiç bir editöryal mudahale olmadan yayınlıyor, bir polis ifadesini yayınlıyor. Dünyada bir örneği var mıdır bilmiyorum. Ben bir bilgi vermek istiyorum. Şimdi Mart ayında Doğan Kitap'tan 'Önemli işler dairesi' adında bir kitap çıkıyor ve çeşitli istihbaraçılarla konuştum. şu anda dinlediğiniz görüntüler Şu anda seyrettiğiniz görüntüler emniyet istihbaratta yapılmamış, organize suçla mücadele şubesinde yapılıyor. ilk tuhaflık buradan kaynaklanıyor. Çünkü Tuncay Güney çeşitli bağlantılarıyal takip edilen ve uzaktan izlenen bir isim. Hatta kısa bir süre önce yeniden altını çizdiler, daha sonra tamamen adli bir vaka nedeniyle organize şubede gözaltına alınıyor ve bu sorguda orada yapılıyor. Bu sorguya istihbaratçıların katılmadığını en azından o dönem için biliyorum. O gün istihbaratın başında olan isimler bugün başında değiller. O gün önemsenmeyen bilgilir bugün televizyon ekranlarında. Dikkatli seyrederseniz montajlı bir bant. orjinali 9 saatlik bir bant... Hangi bölümlerinin servis edildiğini de bilmiyoruz, bazı bölümler kesilmiş ayıklanmış durumda. Bütünün görmediğimiz bir iddialar toplamını izliyoruz. Şu anda TV izleyicileri savcı ve hakim durumuna geçmiş durumunda. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=255783 Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=255783 Ahmet Hakan/Hürriyet gazetesi Tuhaf ve vahim buluyorum bu tür bir yayını, bu tür ifadelerin servis edilmesini. Neye yöneliktir hangi amaçla yapılmaktadır anlayamıyorum, yadırgadığım bir durum. Bu iş ciddiyetinden çok şey kaybediyor özellikle Tuncay Güney kasetleri, bağlantılarıyla... Benim açımdan böyle, ve bu beni üzüyor. Ergenekon'u hafifletici atılımlar bunlar, bombaları tartışmamız gerekiyor oysa. Bombalar çıkıyor sağdan soldan, eyvah işin en ciddi boyutu dediğimiz gün bu soruşturmayı yürütenler tarafından işin ciddiyetini ortadan kaldıracak bir Tuncay Güney bandı sürülüyor piyasaya. Bu beni şaşırtıyor, ne yapmaya çalışıyorlar, amaçları nedir? Ergenekon meselesini küçümseyenlere çok önemli kozlar veriliyor. Mehmet Altan/Star gazetesi Anlaşılan epey bir süre daha Ergenekon'la uğraşmaya devam edeceğiz. Bu kavganın Ergenekon sürecinin arkasındaki iradenin sanıldığından daha güçlü olduğunu düşünüyorum. Ve bu sanıldığı gibi bir rüzgar gibi geçeceğini düşünmüyorum. Bu şeyi deşifre edip, ortaya çıkarıp temizleyecek bir süreç olarak düşünüyorum bunu, bu yapı çözülme sürecinde. Ama kolay değil, 52'den beri toplumun bağrındaki bir ölüm makinesinin ortaya çıkarılması kolay bir süreç değil...Dolayısıyla bugün yaşananları olağan buluyorum. Özdemir Özok/Türkiye Barolar Birliği Başkanı Bu 2001'de alınmış bir ifade, bugünkü Ergenekon davasıyla ne kadar ilgili, gerçekten bir soruşturmada verilmiş bir ifade mi? Bunların hepsini net bilmek lazım, eğer gerçekten bu davanın gidişatına, kovuşturmaya soruşturmaya aykırı bir söylem varsa TCK'nin 285. maddesi çok açık, hele bunun yayın yoluyla yapılması cezayı artıran bir gerekçedir. Dolayısıyla bu bir suç... Ama bu herkesin elde edilebileceği bir bilgi haline gelmişse o zaman bir suç unsuru olmaz. Biraz açarsak bu bitmemiş bir soruşturmanın ifadesiyse bu son derece ciddi bir olaydır ve bu fiil bir suçu oluşturmaktadır, Eğer bir mülakatsa, her hangi bir soruşturmanın dayanağı değilse ya da hatta bu ifadeler bir soruşturmanın ifadeleri olsa dahi bir dava açılmış ve iddiananeye bağlanmışsa bir cezai sorumluluk söz konusu olmaz. KANADOĞLU İFADELERİ YORUMLADI Ergenekon soruşturması kapsamında evinde arama yapılan ve teknik takibe takıldığı ortaya çıkan Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Star Ana Haber Bülteni'nde Uğur Dündar'a önemli açıklamalarda bulundu. Tuncay Güney'in 8 yıl önce İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde verdiği ifadesini değerlendiren Sabih Kanadoğlu, “O dönemde bu ifadeyi ciddiye alınmamasını sağladıkları için meslektaşlarımı kutluyorum” diye yorumladı. Kanadoğlu, ayrıca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun zaman kaybetmeden bu soruşturmanın bir an önce çözümlenmesi için miktar olarak fazla kişilerin görevlendirilmesi geriktiğini söyledi. 70 MİLYON YURTTAŞIMA HERGÜN İÇİN GEÇMİŞ OLSUN DİLİYORUM Star TV Haber Grup Başkanı Uğur Dündar'ın konuğu olan Sabih Kanadoğlu, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Uğur Dündar'ın ‘Geçmiş olsun’ dileği ile başladığı sorularına Kanadoğlu, “Benim de geçmiş olsun dileğim var” diyerek, “Bu ülkede eğer ucu açık olan çok önemli bir soruşturmanın savcısı siyasi iktidarın başı ise, eğer bu ülkede belirli bir biçimde tanıklıktan çekinme hakkı olan bir kişi bilgi alınmak üzere tanıklık yapmak üzere eğer gözaltına alınabiliyor ise eğer bu ülkede yargının bağımsızlığı tam gerçek anlamıyla ortaya konmamış ise, eğer bu ülkede izlenme işi yani teknik takip denen konu... İzlenme konusu bunun için çıkarılan bir yasa Cumhurbaşkanı tarafından iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesi'ne gönderiliyor ve o mahkemenin ekonomi uzmanı başkanı 4 sene gündeme getirmiyor ise eğer Türkiye'de 70 milyon kişi izlenme imkanına kavuşturulan bir siyasi iktidar ile karşı karşıya ise o zaman bende 70 milyon yurttaşıma geçirdikleri her gün için geçmiş olsun diliyorum” dedi. |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2006
Üye numarası: #96972 Yer: ...................................
Mesaj sayısı: 10,431
Karma etkisi: 30268
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3025282
|
‘O DÖNEMDE BU İFADEYİ CİDDİYE ALMAYAN MESLEKTAŞLARIMI KUTLUYORUM’
Tuncay Güney'in 8 yıl önce İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde verdiği ifadesini değerlendiren Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, “Klasik bir söz olacak ama 'Allah' derim. O dönemin İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcısı ve diğer savcı meslektaşlarımı kutlamak istiyorum. Çünkü o dönemde bu ifadeyi ciddiye alınmamasını sağladıkları için kendilerini kutluyorum. Görüntülerde yazılanlanları ve sesini kapatın ve yüzene bakın zaten psikiyatri yönünden bir izlenime kapılıyorsunuz. Onun için belirli ifadelerin bir yasal delil niteliğinde olup olmadığını düşünmek lazım. Söylediği sözlerin dikkate alınacak olur ise yani bir soruşturmada bize bir yol gösterir düşüncesini getirse dahi birbiriyle çelişen, itibar edilecek bir durum görmedikleri için o kutladığım meslektaşlarım bunu ciddiye almamışlar” diye konuştu. Uğur Dündar'ın, “Tuncay Güney, çeşitli televizyon programlarına katılarak bu ifadenin işkence altında alındığı söyledi. Görüntelere bakıldığında işkence gören bir insan izlenimi vermiyor ama şu olabilir mi... Birkaç gün bekletildikten sonra ya ben bunlara bildiklerimle birlikte bir sürü yalanı da söyleyim ve bu işten yakamı sıyırayım şeklinde düşünmüş olabilir mi?” sorusuna Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu şu yanıtı verdi: Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=255783 “Öyle olduğunu bir an için varsayalım. Dediğim gibi bu bir yasal delil niteliği midir ? Bu dinlediğimiz hususlar üzerinde söylediği kişilerin bir terör örgütünün üyesi, yöneticisi veya lideri olduğu konusunda bir karar verme imkanına sahip değilsiniz. Yani bu tür iddialar diyelim herhangi bir şekilde başka delillerle belgelenmedikçe ona dayanak olmadığı sürece bunu zaten kullanamazsınız. Birisi çıkacak anlattıklarını bütünüyle dinlediğimizde şunu söyleyeceksiniz. ‘Bu adam neymiş, bu adam kimmiş.’ O her işin içinde. Şimdi örgütü sayıyor. Devrin Genelkurmay Başkanı burda. Kuvvet komutanları burda. Bunlar örgüt kuruyorlar. Ama bir başka önemli olay var. Buna bir değer taşıyan kişiler, milletimizin, halkımızın aklıyla alay etme yoluna sapmış olurlar. Onun için böyle birşeye teşebbüs etmek bunu ortaya koyar. YARGI ADINA ÜZÜLÜYORUM Tabi bir yönüyle bakarsanız farz. Bir yönüyle bakarsanız büyük bir trajedi. Böyle bir kişinin bu yakıştırmaları komik demekten de öteye gidiyor. Ama şu bir gerçek, ülkeye uzun yıllar o rütbelerle hizmet etmiş kişileri böyle bir kişinin bu yavtalamasıyla halka ihbar etmek onun bilgisine sunmak yapılabilecek en büyük kötülüktür. Ama bir yönde de yarar görüyorum oda şudur. Türk halkı aslında bu olayın ortaya çıktığını söyleyen kişinin ne olduğunu bütün yüzüyle görmüş oldu. Bunun da büyük bir faydası var. Ve bir gerçek daha ortaya çıktı. Bu kişi, bu davanın müdahili, sanığı, tanığı ve bilirkişişi. Böyle bir soruşturma ortaya atılıyor ise böyle bir izlenim veriyor ise Türk yargısı adına büyük üzüntü duyarım.” GÜNEY'İN İFADE SIRASINDAKİ DURUMUNU DEĞERLENDİRDİ Tuncay Güney'in işkence altında ifade verip vermediği konusunda görüntülere bakıldığında bir fikir sahibi olmanın mümkün olduğunu dile getiren Kanadoğlu, “Bu tekrar ifadesi alınan, tekrar ekleme yapılan yani ifadelerinin gerçekte böyle rahat rahat alınmadığı ve işkence altına alındığı iddialarda söylenebilir. Ama bunların hiçbiri kişinin kendisi ile ortaya çıkmış bir gerçektir. Yani korkuyorum böyle bir ifadenin böyle bir soruşturmanın dayanağı olarak gösterilmesi gerçekte mutlaka sorulması ve araştırılması lazım gelen bir soruşturmayı sulandıran bir duruma gelmesinden endişe ederim” dedi. ‘HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜN DİKKATE ALINMADIĞI BİR ÜLKE HALİNDEYİZ’ Uğur Dündar'ın “İfadede şu anda toplumda saygın konumlarını muhafaza eden insanların adları bir anlamda karalanıyor. Bunları doğruluk derecesi teyit edilmeden belgelendirilmeden bu şekilde daha önce iddianamenin eklerinde çarşaf çafşaf yayınlanması ve bugün de haber kanallarıyla toplumla paylaşılması hukuka ne kadar sığıyor ? Bu insanlar kendilerini nasıl aklayacak ?” sorusuna cevap veren Sabih Kanadoğlu, “Türkiye'nin bir hukuk devleti olmadığının net kanıtıdır. Hukukun üstünlüğünün hiç dikkate alınmadığı bir ülke halindeyiz. Bu elbetteki bir Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılmalıdır. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=255783 Soruşturmalar gizlidir. Eğer bir soruşturmayı bir takım medyaya bir soruşturma götürüyorsanız ortaya çıkan durum o ülkede ne demokrasinin olduğunu kanıtlar ne yargının bağımsızlığı söylenebilir ne de ülke bir hukuk devletidir. İlk yapılması gereken iş budur. Belirli amaçlara hizmet etme için yapılan servis ve açıklamalar Türkiye'nin geleceğine dinamit koymakla eş anlamlıdır. Adalet memleketin temeli olmaktan çıkıyor ise o memleketin yaşam olanağı yoktur” diye değerlendirmede bulundu. BU İŞİN BAŞLANĞICI SUSURLUKTUR Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, “Bundan 8-9 ay önce ‘Siz ne yapardınız’ diye soruldu. Örgüt olduğunu kabul ediyorum ama bu ne örgütüdür. Bu acaba geçmişten gelen ve Susurluk adını taşıyan örgütün devamıdır. Yoksa ondan ayrılanların ayrıca kurduğu bir örgüt müdür?. Yoksa diğer örgütlerden takviye alarak hareket eden bir örgütmüdür. Bu çözülmelidir. Yani yurttaşın rahat bir şekilde bu işin üzerine yargı gidiyor ve çözecektir demelidir. Bu işin başlangıcı Susurluktur. Çünkü ben bu sırada görev başında iken bir buz dağının dibindeki ufacık bir bölgeyi çözmeye çalıştık. Ama bize gelen dava örgüt kurma idi ve belirli kişiler için açılmış bir davaydı. Bir Meclis soruştuması denen bir kurum vardı. Bu Meclis soruşturması başbakan ve bakanlar hakkında yapılır. Başbakan ve bakanlar hakkında yapılan soruştuma sonucunda bir suç olayı tespit edilirse Yüce Divan'da yargılama olanağı vardı. Bu söylediğim çapta örgüt bu yollarla bozulabilir” dedi. Sabih Kanadoğlu son olarak yapılması gereken bir gerçek olduğu belirterek, “Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun hiç zaman kaybetmeden bu soruşturmayı yürütmekte olan Savcılar Kurulu'na yetenek, bilgi itibariyle bu soruşturmayı canlandıracak tekrar hayata geçirecek çok değerli ama miktar olarak fazla kişilerin görevlendirilmesi lazım. Bunu tutacaksınız, 3 kişi mi 4 kişi mi, bunu 40 kişi yapabilirsiniz. Çünkü bu işi artık ******lamaya, bunu bir tarafa bırakmaya tahammülü yok. Bu olayın mutlak bir biçimde açıklamaya ihtiyacı var. Bunu açıklamadan rahat etme olanağımız yoktur. Bunu yargı kendi başına bırakılmak kaydıyla çözer” dedi. İŞTE KONUŞMANIN TAM METNİ Gözaltına alındığı 2001 yılında polise verdiği ifadede Ergenekon terör örgütüne ilişkin bilgiler veren Tuncay Güney'in, Sabancı suikastinden Susurluk kazasına kadar bir çok konuda çeşitli açıklamalarda bulunduğu ortaya çıktı. Örgütü Ergenekon olarak değerlendirdiğini belirten Güney'in ifadeleri şöyle: "Örgütü Ergenekon olarak değerlendiriyorum. Veli Küçük'ü örgütün sözcüsü olarak görüyorum. Veli Paşa ile sık sık görüşüyordum. Bir tek Amerika'ya gittim. Bir tek Mehmet Özbay'ı gördüm. Dünya ülkeleriyle ilgili hiçbir şey konuşmadık. Türki cumhuriyetlerindeki örgütlenmeleri direkt Veli Küçük yapıyor. Ortadoğudaki örgütlenmeleri Hüseyin Şaşıoğlu yapıyor. Ergenekon'un Kuzey Irak'ta da örgütlenmesi var. Veli Küçük'ün Kuzey Irak'ta okulu vardı. Hizbullah konusu Halit Güngör'ün öldürülmesinden sonra dikkatimi çekti. Veli Küçük bana bir sohbet sırasında 'Teoman Paşa Hizbullah'ı başımıza bela etti' dedi. Hizbullah PKK'ya karşı kurulmuştu. 'Biz yanlış bir şey yaptık' dedi. Helikopterlerden PKK'ya ayetler atarlarmış. Veli Küçük ile Turan Yazgan'ın ilişkisi vardı. Ölen adamın Hüseyin Velioğlu olmadığı söylendi. Jack Kamhi suikastini İsrail göstermelik yapmıştı, Adnan Hoca da İsrail tarafından finanse ediliyordu. Adnan Hoca, Veli Paşa ile yemek yemek istemiş. Veli Paşa 'gelmesin' dedi. Fakat bu geldi. Veli Paşa, 'siyonizmi ölçü olarak göstererek propagandasını yapıyor, başka bir yaptığı da yok' dedi. Adnan Hoca'nın yanında Engin Alan'ın yeğeninin vakıfta görevli olduğunu söyledi. Hizbullah olayından sonra Veli Paşa ile Doğu Perinçek'in arasının bozuk olduğunu biliyordum. Hizbullah'ın kavgasından sonra askerlerin ya da MİT'in kimi desteklediğini bilmiyordum fakat Hizbullah'ın normalde askerlerin kontrolü altında olduğunu biliyordum. Bunu Doğu Perinçek de söyledi. 'Doğrudur dedi, o zaman yapılan hatalardan birisiydi' dedi. Hizbullah'ı Jitem organize etti. Veli Küçük bana Hizbullah'ın normalde askerlerin gözetiminde olduğunu söyledi. Perinçek, PKK'nın Türk gladyosu içindeki adamı". |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2006
Üye numarası: #96972 Yer: ...................................
Mesaj sayısı: 10,431
Karma etkisi: 30268
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3025282
|
"GİZLİ ÖRGÜTLENMENİN ERGENEKON OLDUĞUNDAN EMİNİM"
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=255783 İfadelerinde, gizli örgütlenmenin Ergenekon olduğundan emin olduğunun altını çizen Güney, "Bunun içinde askerlerin de olduğuna katılıyorum. Veli Küçük jandarma içine nüfuz edemezdi, önemli bir general değildi. Ergenekon örgütlenmesinin sağı solu yok. Çevik Bir hiçbir zaman bunların hareketine karşı çıkmadı. Bunlar, Bir'in bütün operasyonlarını baltaladılar. Cumhuriyet Gazetesi'ni bunlar mahvetti. Paşa söyledi. 'Çevik Bir ekibi para aldı' dedi. Çok büyük şekilde yaygara çıktı. Cumhuriyet Gazetesi'ni örgütlenme gibi gördüler. Öcalan'ın avukatı Doğan Erbaş'la görüştüm. Çevik bir hiçbir zaman Veli Küçük aleyhinde bir açıklama yapmadı. Özel kuvvetlerle Ergenekon arasında hizipleşme vardı. Özel kuvvetler Amerika'dan para alıyor, bunlar öz kaynaklarıyla gidiyorlar. Özel kuvvetler komutanlarını Amerika uşağı olarak görüyorlar. Öcalan normalde Moskova'dayken teslim olacaktı. Türkiye'ye gelecekti. Veli Paşa operasyona karşıydı. Bunlar Öcalan'la anlaşmış, Öcalan'ı Türkiye'ye getirmeye razı etmişlerdi. Ben Öcalan'ın avukatı Doğan Erbaş'la da görüştüm. Biz teslim olmaya açığız dediler. Öcalan Amerikalıların kucağına düştü. Veli Paşa Öcalan'ın bu şekilde getirilmesine ve Kenya'daki operasyona karşıydı. 'İntihar etsin, gelmesin şerefsiz' dedi. 'Böyle gelme mi olur' dedi. PKK, Lübnan'da Çevik Bir ile görüştü. Bunlar Çevik Bir ile anlaşamamışlar. PKK da otomatik olarak bir hükümet gibi oturmuş masaya. Veli Paşa Öcalan'ın operasyonuna karşıydı. Doğan Erbaş'la periyodik olarak görüşüyorduk. Yeşil ile Mehmet Eymür'ün arası iyi değildi. General Veli Küçük için Yeşil'in ölü olması hiçbir işe yaramaz, ölü bir hayalet olması işe yarayabilir. Ben öldürülme olayının kendisine yarar getirmeyeceğine inanıyorum. Veli Küçük Yeşil için patrondu. Yeşil'in ölümü Veli Küçük'ün işine yaramazdı. Mehmet Eymür'ün Veli Küçük'le arası açıktı. Sıkılan bütün insanlar Veli Küçük işaret ettiği için sıkılmıştır. Cem Ersever Jitem'in 4. bölge komutanıydı. Kendisiyle hiç yüzyüze gelmedim, tanımıyorum. Aralarında kavga çıkıyor. Cem Ersever tarafında olanları tasfiye eden Veli Küçük'tü. Veli Paşa, ölmeden önce Cem'i arayarak İzmit'e gelmesini istiyor. Kendisi İzmit'e gelmiyor. Ondan sonra öldürüldü zaten. Kimse Güneydoğu'da kalmak istemezdi ama Cem Ersever orada kaldı. Kimse Yeşil'i Veli Küçük'ten habersiz öldüremez. Veli Paşa'dan korkarlar. Emekli olması önemli değil. Onun için davası önemli. Veli Küçük, bir yüzbaşı için ütopyadır. Gönüllerde taht kurmuştur. Hiçbir zaman bir kurmay başkanına illegal şekilde "beni Ahmet'le, Mehmet'le görüştür" demedim. 'Veli Paşa'nın emri var' diye demedim. Veli Küçük förgütün sözcüsüdür. Kendilerine bankalardan, büyük işadamlarından, mafyadan, bu örgüte gayri resmi bir yerden para geldiğini göreceksiniz. Tansu Hanım görülkat Hizbullah'ın normalde askerlşmek istiyordu. Vehi Paşa, 'ben politikaya girmeyi düşünmüyorum' dedi. Hiçbir ideali yoktu. Perde arkasında lider olmak daha hoşuna gidiyor. Kendi dünyasında gizemli lider olmak hoşuna gidiyordu. Perde arkasında olunca kimse ona muhalefet edemiyor. Sabah akşam kendisinin yanındayım. Ben çözemedim" dedi. SABANCI SUİKASTİ Sabancı suikastinden sonra olanları Veli Paşa'ya ulaştırdıklarını belirten Güney, şunları kaydetti: "Cinayetin olmasının ana teması, devletin yakalamış olduğu uyuşturucuların Akçimento tesislerinde noter huzurunda imha edildiğini biliyorum. Bunlar, uyuşturucuyu imha etmeyip, satıyorlarmış. Abdullah Çatlı'nın grubunun Şevket Sabancı ile görüşüp ortaklık istediğini, onların kabul etmediğini biliyorum. Çatlı, Mustafa Duyar ile İsmail Akkol'u güzel güzel giydirmiş. Çocukların olaydan haberi yok. Fehriye Erdal da içeride. Fehriye Erdal işe girerken referans bölümünde Hüseyin Kocadağ'ın kartviziti varmış. Çocuklar aşağıda beklerken kameraya yakalanıyor. Kumpasa geliyorlar. Fehriye geliyor ve yukarıya çıkıyorlar ama bu sırada teğmen Hüseyin tetiği çekmiş. Sabancı Center'ın tam karşısında bir İETT garajı vardı. Çatlı bu organizasyonları orada yapıyordu. Garaj içine araba çekip birkaç gün gelip giderek bu işi organize ettiklerini biliyorum. Çocuklar kameraya çekilmiş ama aslında bunlar tetiği çekmemiş. Hüseyin Pepekan çekmiş tetiği. Bu cuntanın içinden general düzeyinde birisi özel kuvvetler komutanı başkan yardımcısı olduğunu biliyorum. Olayı o zaman Doğu Perinçek anlattı. Klasörle dosyaları verdi. Veli Küçük'e getirdiğimde bu dosyayı kendisi de aynı şeyleri düşündüğünü söyledi. Biz o zamanlar dergide 'Naylon katil Fehriye Erdal' dedik. Onun yüzünden DGM dergi hakkında soruşturma başlattı. Sabancı Ailesi de o zaman dedektif ekibi kurmuş cinayeti inceliyordu. Hedef Özdemir Sabancıydı. Sabancı cinayeti Dursun Karataş'a ihale edildi. Uyuşturucudan pay isteyen Çatlı grubu. Öldüren yüzbaşı özel kuvvetlerde görevli bir isim. Hüseyin Pepekan o dönem Mehmet Ağar'la, Özer Çiller'le beraber, Abdullah Çatlı ile beraber". |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2006
Üye numarası: #96972 Yer: ...................................
Mesaj sayısı: 10,431
Karma etkisi: 30268
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3025282
|
"ERGENEKON'UN ÇEKİRDEK KADROSUNDA İSMAİL HAKKI KARADAYI, TEOMAN KOMAN, NECİP TORUMTAY GİBİ İSİMLER VARDI"
"Dursun Karataş'ı polis destekliyor. Kocadağ tarafından DHKP-C polis kontrolünde bir örgüt haline geliyor. Gaffar Okkan'ı Hizbullah'ın öldürttüğüne inanmıyorum. Hiç kafama Hizbullah yatmadı. Ne İBDA-C'nin, ne DHKP-C'nin Sabancı gibi bir adamı indirme olasılığı imkansız. Sabancı Ailesi'nin bu anlattıklarımdan haberi var. Cumhuriyet Gazetesi ile ilgili yıllar önce bana Gürbüz Çapan'ın da anlattığı; yıllar önce bazı gruplar Cumhuriyet Gazetesi'ne borçlarından dolayı el koyacakmış. Gazetenin hisseleri, cüzi miktarlarla alınıyor. Gürbüz Çapan Cumhuriyet Gazetesi'nin hisselerini almış. İlhan Selçuk, 28 Şubat'tan sonra bir yazı yazdı. Kıvrıkoğlu'na hitaben 'sen kısa donla gezerken biz devrim yapıyorduk' falan diye rencide eden bir yazı yazdı. O zaman Veli Paşa bana Çapan'la görüşün dedi. 'Yukarının emri var' dersiniz dedi. Perinçek'e de yazıyı naklettik. O hafta Doğu Perinçek köşke çıkmıştı. İki gün sonra Çapan geldi. Veli Küçük, İlhan Selçuk'la gazete olmaz dedi. Çırağan Sarayı'nda toplantı yapıldı. Kapalı kapılar ardında. Veli Paşa 'işadamları örgütlenmesine gitmeliyiz' dedi. Biz gazete, bir televizyon lazım dedi. Doğu'nun elindeki televizyonu alırız, normal televizyon hattına çeviririz dedi. Kemal Özden Cumhuriyeti düşünüyoruz dedi. Veli Paşa 'güçlenmek için basına girmeliyiz' dedi. Cumhuriyet hiçbir zaman solcu değil. Cumhuriyet demek derin devlet demek, Amerika ile girintili ilişkileri olan demektir. Çapan Pentagon'a gitti. O da girmiş Cumhuriyet ailesine. İlhan Selçuklar'ın ailesine girmiş. Sol bitmiştir. Türkiye Amerika'dan para alamayınca komünist oluyorum dedi. PKK ve Dev-Sol sorunu vardır. Cumhuriyet Gazetesi devletçidir. Askerlerin hiçbir hükmü yok orada. Cumhuriyet her gün zarar eden bir gazete ama ismi var. Hablemitoğlu solcudur, gönüllü bir çok yazı yazmıştır. Hiçbir gazetede çalışmak istemem ama Cumhuriyet'te çalışırım. O zaman ne bilgiler gelir. Tuncay Özkan, Uğur Mumcu'nun çırağıdır. Mehmet Eymür benim hakkımda bir yazı yayınladı. 'Resimleri satan Susurlukçu' dedi. Tuncay diyor, soyadımı vermiyor. Aslında o bana saldırmıyor. Cumhuriyet dış haberlerde çalışanların hepsi elit yerlerde. Veli Paşa'dan duyduklarımı söylüyorum. Cumhuriyet Gazetesi'ni herkes eline geçirmek için uğraşıyor. 'Gürbüz Çapan'la yapamazsanız Veli Paşam, bir başkasıyla yapın' dedim. Veli Paşa 'Ben sana camı açtım, karşıda elma ağacı var. Git ordan elma topla, elmaları da ben mi toplayacağım' dedi. Paşam, 'Cumhuriyet çok önemli bir gazete' dedim. 'Cumhuriyet Gazetesi'ni alıp, Milliyet'in eski ayarında bir yol tutturursak güzel olur' dedim. Ben şimdi camı açtım, Veli Paşa elmaları topluyor. Veli Küçük'e gaz veriyordum. Enka tesislerinde Gürbüz Çapan, Veli Paşa, Ferit İlsever, Kemal Özden ve Ümit Ülker yemek yedi. Hisseler konuşuldu. Fakat Çapan Küçük ile beraber olmaya hazır. Veli Paşa, Çapan ile uğraşmak istemiyor. İlhan Selçuk'a karşı değiller. Çünkü İlhan Selçuk olmazsa, Cumhuriyet Gazetesi olmaz. Susurluk kazası öncesinde Mehmet Ağar ayrı, Veli Küçük ayrı bir gruptu. Mehmet Eymür Veli Küçük'e yakındı. Bütün grupların arası açıktı. Veli Küçük güçlüydü. Çatlı, İzmit'e Veli Küçük'ün yanına gidip gelirdi. Çatlı Mehmet Ağar'la gitmişti. Çatlı beraber olduğunda Aydınlık Gazetesi 'Çatlı Türkiye'de' diye haber yaptı. Veli Paşa, 'Doğu yanlış yapıyor, Ağar'la görüşmüş' dedi. Çatlı'yı '7 TİP'li öldürüldü' olayı çıkana kadar popüler olarak tanımıyordum. Veli Paşa Abdullah Çatlı'dan pek hoşnut değildi. Veli Paşa bunların hepsine oynuyordu. Paşa Giresun'daydı. Albay ve eşi ziyarete gelmişti. Veli Paşa albaya dedi ki, "Mehmet Ağar da o kazada gidecekti. Aslında bunların hepsi o kazada ölmeliydi. Bizimkilerde onların arkasındaydı." Malatyalı bir grup vardı. Gülbahar Ateş vardı. Veli Paşa bunların Mossad ajanı olduğunu söyledi. Veli Paşa'yı polise karşı iyi görüyorum. Veli Paşa polisleri ezdirmezdi. Korumaları hep polisti. Başka ülkelerin istihbarat örgütleri ile çalışmayı sevmezdi. Veli Paşa'nın Atilla Çınar ile arasının iyi olduğunu biliyorum. Şükrü Balcı ile telefonda sık sık konuşurdu. Veli Paşa'nın etrafındakiler ona kral gibi bakıyorlar. Sedat Peker ile konuştuklarını bilirim. Bana çok basit geliyor. Gece 3'lere kadar konuşurlardı. Lojmanda da konuşurlardı. Ben Veli Paşa ile teori konularında konuşurdum. Veli Paşa bana askeri kitaplar verirdi. Veli Paşa bayram namazlarına giderdi ve oruç da tutardı. Ama içki içiyordu. Susurluk Veli Paşa'ya ciddi darbe vurdu. Jitem dağıtıldı, tasviye oldular ve ekibi dağıldı. Veli Paşa'nın kirli çamaşırları olduğunu bu ülkede herkes biliyor. Nejat Müldür o dönem tırışka bir adam ama şimdi. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=255783 Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=255783 Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=255783 Bütün bu askeri cuntaya bakacaksınız, bunların adı Ergenekondur. Veli Paşa Bahçeli'yi falan eleştirir. Ergenekon ismi çok güzel bir isim. Bunlar bir yer altı örgütlenmesi olarak geçiyor. Üst düzeydeki insanların hepsi bunu bilir ama telaffuz etmezler. Çok önemli bir şey bu Ergenekon. Ben de bu Ergenekon üzerine çalışıyorum, araştırıyorum. Hazırlanan lobide işadamlarının örgütlenmesi var. Ergenekon örgütün yeniden yapılanmasının tasarımıdır. Doğu Perinçek'in yeniden yapılanma diye Veli Paşa'ya bir teorisi vardır. Bende olan tüm belgelerin hepsi Veli Küçükte de var. Ben Ergenekon üyesi değilim. Veli Küçük'ün mutemetliğini yapıyorum. Ben duyduklarımı söylüyorum. Teyit ettiklerimi söylüyorum. Ben bugüne kadar bu hareketi ne Doğu'dan, ne diğer kesimlerden silahlı birlik terimi duymadım. Jitem normal istihbarat sağlamıyor. Jitem şimdi yok. Ergenekon'un çekirdek kadrosunda İsmail Hakkı Karadayı, Necip Torumtay, Teoman Koman, Rasim Betir, Necati Üldür, Engin Hoş, Güven Erkaya vardı. Veli Küçük dahil 12 kişilik bir beyin kadrosu olduğunu biliyorum. Milli Güvenlik Kurulu'nun dışında Genelkurmay'ın kendine ait bir milli güvenlik kurulu varmış. Bunlar kendi aralarında görüşürlermiş, daha sonra Başbakan'ın olduğuna katılırlarmış." KAYNAK: http://www.askerhaber.com/haberler/e...u-anlatti.html |
|
|
|
|
|
#7 |
|
En Karizma Üye
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jun 2005
Üye numarası: #23165 Yer: İstanbul / Beyoğlu
Mesaj sayısı: 7,577
Karma etkisi: 33297
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3328310
|
yemisim tuncay guney'i davamiza bir sey olmasin :P (soyleyen; akp)
yemisim ergenekon'u tuncay guney'e bir sey olmasin :P (soyleyen; cia) yemisim cia'yi ergenekon'a bir sey olmasin :P (soyleyen; chp) hayalle yasayanin ******* ******* :P (written by joker) ![]() edit; biliyorum... herkese bir seyler olacak :P Düzenleyen Joker : 21-01-2009 at 14:22. |
|
|
|
![]() |
| Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
|
|
