Ey Türkçe, geldinse üç kere vur!Ey Türkçe, geldinse üç kere vur! Türkiye'de ilk ve orta öğrenim, gençleri ana dillerinden nefret ettiriyor. Bugün birçoğu dilleriyle ilgilenmiyor; kendi jargonlarıyla yetiniyor Yaşı yolun yarısını geçenler çok iyi anımsayacaklar,
Konu ESTERGON tarafından açılmış, 1464 kişi tarafından görüntülenip, 18 yanıt almış.
|
Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL! Kredi kartınıza 12 taksit kolaylığı!
|
|||||||
Ey Türkçe, geldinse üç kere vur! konusundaki toplam yorum: 18, okunma sayısı: 1464. |
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
#1 |
|
Moderator
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801 Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 4407476
|
Ey Türkçe, geldinse üç kere vur!
Türkiye'de ilk ve orta öğrenim, gençleri ana dillerinden nefret ettiriyor. Bugün birçoğu dilleriyle ilgilenmiyor; kendi jargonlarıyla yetiniyor Yaşı yolun yarısını geçenler çok iyi anımsayacaklar, daha gençlerse belki şaşıracaklar; bir zamanlar Türkçe sözcükler de tıpkı bizler gibi ikiye bölünmüştü: Sağcılar ve solcular. 'Yanıt' solcuydu, 'cevap' sağcı. 'Örnek' neredeyse yargılanacaktı 141-142'den. 'Mesela' ise, gericilikten hükümlüydü! Elbette hakkını yememek gerek; 'solcu' sözcükler masumdu, ta Atatürk'ten bu yana özleşmenin ürünüydüler. Ötekilerin ise, bunlar karşısında tüyleri diken diken oluyordu ve onlara yer açmak bir yana, onları ihbar ediyorlardı! 12 Eylül gelip çattığında, elbette affedilmeyecekti yeni sözcükler. TRT'den, okullardan, resmi kuruluşlardan süngü zoruyla kovuldular. Dünyada, dilini böylesi yanılsamalarla algılayan başka ulus var mıdır, varsa ne sonuca ulaştılar bilmiyorum ama biz, en ağır cezaya çarptırıldık: dilimizi yitirmek.... İlk ve orta öğretimin en büyük başarılarından biri de herhalde öğrencileri ana dillerinden nefret ettirmek olmuştur. Öznelerin, tümleçlerin, zarfların, zamirlerin arasında soğuk terler dökmeyen kaç kişi vardır sınavlarda? Artık, Türkçe konusu açıldığında birçok genç "Oh my god, yine mi Türkçe?" diye kaçacak yer arıyor. Türkçe bir tabela, marka, dergi, kurum adı bulmak zaten artık olanaksız da; bir de üstüne, şimdilerde 'x-q-w' harfleri, politik soslu bir sorun olarak uç vermeye başladı. Dilin ardından alfabe de gitti gider... Sorunun olduğu yerde, elbette çözüm arayanlar da vardır. Dilbilimciler, öğretmenler, yazarlar, kendini 'dilsever' olarak niteleyen herkes, görüş belirtiyor, yazılar, kitaplar yazıyor. İşin tuhafı, dil üzerine kitaplar çoksatanlar listesinden eksik olmuyor ama sorun olduğu gibi duruyor. Gençler ise öylece bakıyorlar. Doğrusu, büyük çoğunluğu pek de ilgilenmiyor; kendi jargonları yetiyor onlara. "Bye bye, görüşürüz"le, "Kendine iyi bak"la, cep mesajlarında anlamakta güçlük çektiğimiz kısaltmalarla anlaşıp gidiyorlar. İşte Türkçeden nefret ettirdiğimiz gençlerimizin, bize 'nanik' yapan 'pop-Türkçe'lerinden örnekler: İnternet Türkçesi: slm (merhaba) asl? (yaşın kaç? cinsiyetin ne? hangi kenttesin?) f (kadın) m (erkek) u? (Senin yaşın, cinsiyetin, kentin?) Lol (Kahkaha atıyorum) (gülümsüyorum) ))) (çok sevinçliyim) Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=140422 (üzgünüm, kızgınım) (göz kırpmak)Buyrun bir sohbete: 1. kişi: -slm 2. kişi: -slm 1. kişi : asl? 2. kişi: 20/m/İst 2. kişi: u? 1. kişi: 19/f/Ank 2. kişi: ![]() 2. kişi: iş/okul 1. kişi: okul/üniv 1. kişi: u? 2. kişi: okul 1. kişi: hımmm... branş? 2. kişi: history... u? 1. kişi: müh. 2. kişi: (Bu konuşma iki Türk arasında geçmekte ve siz pek bir şey anlamasanız da onlar bir güzel anlaşmışlardır 'teknolojik-Türkçe' ile)Gençlerden inciler dumur olmak: çok şaşırmak mağmaya inmek: rezil olmak, utanmak janjanlı: gösterişli ciks: havalı, zengin çocuk tikky: tek tip ya da markalı giyinmek imdatı gelmek: bunalmak bö olmak: sıkılmak kıro-tikky: tikky olmaya çalışmak oha olmak: şaşırmak at hırsızı: çapkın kapak olmak: bozulmak, rezil olmak ahtapot olmak: sarmaş dolaş olmak sarı bici: sahte sarışın cillop: yakışıklı erkek kıtır atmak: yalan söylemek yıkılmak: güzel giyinmek kanka: dost Alıntıdır Düzenleyen ESTERGON : 30-05-2007 at 19:50. Sebep: ilaveler yaptım |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #50243 Yer: Ankara
Mesaj sayısı: 6,002
Karma etkisi: 20834
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 2082174
|
Yine müthiş bir konu olacak hem de çok önemli...
ESTERGON hocam bu konuyu devam ettirecek misiniz? |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Apr 2006
Üye numarası: #63630
Mesaj sayısı: 3,590
Karma etkisi: 1791
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 178106
|
ellerinize sağlık çok güzel değinmişsiniz.
herşey bir yana ben daha gencim yaşım 21, çok değil iki sene önce internette can sıkıntısından alışık olmadığım halde chat yapayım dedim.sürekli biri "asl" diyor, hazırlıktan kalam ingilizcemle bende sormaya çalışıyorum "asl" nedir diye. ardında "Lol" yazıyor.bende bişeyi beceremmenin verdiği sıkıntı ile kapatıyorum... allah sizi inandırsın "Lol" un ne anlama geldiğini şimdi öğreniyorum "asl"yide ozaman konuşmaya çalıştığım kişi biraz anlatmaya çalışmıştı ,belki cahillik diyeceksiniz ama olsun, hiç olmazsa uzun bir zaman türkçem saf kalmış... |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Mar 2006
Üye numarası: #55471
Mesaj sayısı: 10,872
Karma etkisi: 20514
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 2049777
|
Yahu benmi çok yaşlandım yoksa dilimizmi bu kadar şekil değiştirdi , özellikle internet türkçesinden birşey anlamadım.
Bu konu hakkında neredeyse hiçbir çalışma yapılmaması ne kadar acı , sadece ABD ve İngilterede konuşulan İngilizce dünya dili oldu .Ve neredeyse 35 ülkede konuşulan Türkçemiz şimdi ne hallerde . |
|
|
|
|
|
#5 | |
|
Moderator
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801 Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 4407476
|
Alıntı:
Sizlerde paylaşımlarda bulursanız devam ettirelim. ![]() Konfüçyüs'e sormuşlar "Bir memleketi yönetmeye çağrılsaydınız, yapacağınız ilk iş ne olurdu?" diye... Büyük düşünür şöyle cevap vermiş: -Hiç şüphesiz, dili gözden geçirmekle işe başlardım. Dil kusurlu olursa, sözcükler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılmazsa, yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz.Ödevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur.Töre ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. İşte bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir. Kolay gelsin. |
|
|
|
|
|
|
#6 | |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Aug 2005
Üye numarası: #31099 Yer: İzmir
Mesaj sayısı: 1,561
Karma etkisi: 723
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 71508
|
Alıntı:
Estergon sen büyük adamsın kardeşim.Bunları bizim daha milyonlarca kişiye anlatmamız gerekir.Bunu nasıl sağlayabiliriz acaba. |
|
|
|
|
|
|
#7 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #50243 Yer: Ankara
Mesaj sayısı: 6,002
Karma etkisi: 20834
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 2082174
|
derhal... tabi ki...
![]() aşağıdaki linkte epey uzun ve çok güzel bir çalışma buldum Türk dilleri ailesi ile ilgili... Burdan neyse linklerde sorun çıkıyor... ben google'dan Türk Dili yazıp arattırdım; ilk gelen linklere tıkladım ve detaylı sonuçlar buldum. Büyük bir dilimiz olduğunu biliyordum ama bu kaynağa bakınca daha da çok hayran kaldım... Biz kendimiz konuşmuyoruz aslında kendi Türkçemizi... Ben de dahil suçluyuz bu konuda... Düzenleyen CSergeant : 31-05-2007 at 02:06. |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Aug 2005
Üye numarası: #31099 Yer: İzmir
Mesaj sayısı: 1,561
Karma etkisi: 723
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 71508
|
Sergant sende buyuk adamsın kardeşim.Biraz öncede yazdım bunları milyonlara anlatmalıyız.Yoksa burda az kişiyle olucak gibi değil bence.
|
|
|
|
|
|
#9 | ||
|
Moderator
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801 Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 4407476
|
Alıntı:
Alıntı:
Arkadaşlar, bizim forumumuz büyük bir ailedir. Okuyan herkez mesaj yazmasa bile okumuş olması da yeterlidir. En azından bundan sonra kullandıkları kelimelere ve üslubuna dikkat edecektir. Kısaca önce kendimizden başlamamız gerekmektedir. Ben birçok forumda burada açtığımız konuları görüyorum. Bu tür konulara gönül verenleri kasdederek "biz az kişiyiz" gibi gibi düşünmek yanlıştır. Kararlı ve istikrarlı bir şekilde dilimiz ile ilgili konulara devam etmek gerekiyor. Zaman içinde ilginin arttığını siz de göreceksiniz. Kolay gelsin. |
||
|
|
|
|
|
#10 | |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Aug 2005
Üye numarası: #31099 Yer: İzmir
Mesaj sayısı: 1,561
Karma etkisi: 723
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 71508
|
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#11 |
|
Moderator
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801 Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 4407476
|
Kendimize bile yabancılaştık!.. İnsan kendisiyle yabancılaşır mı? Tek kelimeyle evet. Hayatımızın her bölümü yabancılaşma üzerine kurulu. Bilinçli-bilinçsiz olarak yavaş yavaş yabancı kelimeler, paralar, şirketler, insanlar, kültürler ciğerimize kadar işledi. Buna dur demek bir yana, yabancılaşmak için yarışıyoruz. Ev, işyeri, arkadaş ve iş ortamlarında kullanılan kelimeler çoğunlukla yabancı kökenli. Devletten aldığımız Türk Lirası'nı da beklemeden dolar, mark yapmıyor muyuz? Yani alnımızın teriyle kazandığımız maaşları da yabancılaştırıyoruz. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=140422 Hayatımıza giren en önemli yabancı kelimelere ve Türkçe karşılıklarına şöyle bir bakalım: Aktivite-Etkinlik, Alternatif-Seçenek, Faktör-Etken, Jenerasyon-Nesil, Kongre-Kurultay, Koordinasyon-Eşgüdüm, Stres-Gerginlik, Organizasyon-Örgüt, Parlamento-Meclis, Potansiyel-Gizli Güç, Problem-Sorun, Randevu-Buluşma, Slogan-Söylem, Turizm-Gezim, Defans-Savunma, Deplasman-Dış Saha, Dedektör-Bulucu, Şarj-Yük, Versiyon-Sürüm, Reaksiyon-Tepkime, Teorik-Kuramsal, Teleskop-Irakgörür, Statik-Dingin, Maksimum-Doruk, Elastik-Esnek, Diyagram-Çizelge gibi. Türkçe ve yabancı kelimelerin karşılaştırmasını siz yapın. Bakın hangisini daha çok günlük hayatta, spor, bilim ve teknolojide kullanıyorsunuz. Gerçekten de hayatımızın büyük bölümünde yabancı kelimeler kullanıyoruz. Bu toplum olarak nereye gittiğimizin açık göstergesi değil mi? Dünyada bir toplumun yok olması için başkalaşımdan kolay bir yöntem yoktur. Dilini, dinini, parasını kontrol et yeter(!) İnsanın kendi özünü, dilini, dinini ve tarihini bilmemesi kadar kötü bir şey olabilir mi? İnsanın kendi parasını kullanmaması, ona güvenmemesi kadar daha kötü bir şey olabilir mi? Devletin varlığı ve bütünlüğü altında, alnının akıyla devletten Türk Lirası olarak aldığı maaşı, hemen dövize yatıran zihniyete ne demeli? Okullarda yabancı dil eğitimi yapılsın diye adeta kampanya başlatılmasına ne demeli? Yabancı dil öğrenmeyin demiyoruz. Yabancı dil gerekli, zorunluluk olmamalı ama Türkçe'nin iyi bilinmesi gerekir. İnsanlar açacak oldukları işyerine yabancı isim koyabilmek için mücadele ediyorlar. Yani anlayacağınız her yerimiz yabancılaştı. Şimdi hiç kimse çıkıp da bana ekonomik ve sosyal nedenlerle güvensizlik gibi etkenler bizi bu hale getirdi demesin. Bu ülke hepimizin. Türkçesi, Türk Lirası ve yerlisiyle. Herkes aynaya baksın ve şu soruyu kendine 'Biz nereye gidiyoruz, çocuklarımızın geleceği ne olacak?' diye sorsun. Bu sorunun doğru olarak cevabını vermek istiyor, çocuklarınızın geleceğinin sağlıklı ve güvenli olmasını hedefliyorsanız, özünüze dönmekten başka çareniz yok. Haberiniz olsun. Mustafa Bayraktar |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #50243 Yer: Ankara
Mesaj sayısı: 6,002
Karma etkisi: 20834
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 2082174
|
-Türkçe gibi görünüp de aslında Türkçe olmayan ifadeler- Öncelikle belirtmeliyim ki ben bir Türkçe uzmanı değilim. Eğitimim İngiliz Dili ve Edebiyatı. Yaptığım iş (çeviri) gereği yazarken, okurken -ve olabildiğince konuşurken de- dili doğru ve güzel kullanmaya çalışıyorum. Artık ne kadar olabilirse… Öte yandan okurken, konuşurken ve başkalarını dinlerken, ister istemez nelerin çeviri yanlışı olabileceğine odaklanıyorum. Belki bu da bir tür mesleki ‘deformasyon’. Aşağıdaki yazı bu yöndeki seçici algımın sonucudur. Elbette bilimsel bir iddiası yoktur. *** Konfüçyüs’e sormuşlar:- Devletin en yetkili kişisi siz olsanız, ilk yapacağınız iş ne olurdu?- Ülkedeki bütün dil bilginlerini toplar, dili gözden geçirmelerini isterdim.- Peki ama sağlık, ekonomi, eğitim ve adalet gibi sorunlar ne olacak?- Bir ulus dilini doğru bilmiyor ve kullanmıyorsa hiçbir kurum görevini yerine getiremez! Konfüçyüs’ün anlayışı doğrultusunda, özellikle yazan insanların anadillerini sevdiğine ve sevmesi gerektiğine inanıyorum. Sade yazan değil okuyan, konuşan insanların da elbette. Burada benim üzerinde durmak istediğim konu, Türkçe gibi görünüp de Türkçe olmayan ifadeler. Bunlar genellikle Türkçe’de doğru karşılıkları varken ve kullanımdayken çeviri yanlışı olarak Türkçe’ye geçip yerleşen kullanım biçimleri. Bunlara ben TAKLİT diyorum, yabancı dillerin taklidi… Bunları zaman zaman hepimiz kullanıyoruz. Çünkü özellikle konuşurken doğrusunu bilsek bile karşımızdakinin konuşmasını taklit edebiliyoruz. O yanlış kullandıysa biz de aynı yanlışı tekrar edebiliyoruz. Bu da taklidin taklidi oluyor. Bu yazıda bu konuya dikkat çekerek en azından yazarken daha dikkatli olmamızı önermek istedim. Aşağıda öncelikle bu gibi kullanımlara örnekler vererek konuyu somutlaştırmak istiyorum. Sonra da bunları özünde neden yanlış bulduğumu, ‘kendine iyi bak’ kalıbı bağlamında ele alacağım. “TAKLİTLERİNDEN SAKININIZ!” Şimdi örneklere geçelim (kalın siyahlar bence yanlış olanlar; benim önerilerim ise devamındakiler): Bu türden insana batı dillerini hatırlatan o kadar çok örnek var ki. Örneğin (beni) geri ara demek… Ya da doğrudan gibi güzelim bir kelime varken, direkt hatta direkman demek… Bir başka yanlış kullanım da almak yardımcı fiili. Örneğin banyo/duş almak çok yerleşmiş olmakla birlikte aslında banyo/duş yapmak demeli. Yine ayrılırken kullanılan ve çok yaygınlaşmış bir örnek de kendine iyi bak. Bunun yerine hoşça kal, görüşmek üzere, sağlıcakla kal gibi ifadelerden birini kullanabiliriz pekala. ‘Kendine iyi bak’ derken biz, karşımızdaki de içinden ‘Kendime bakayım da aynada mı? Nerede? diyebilir pekala… Daha neler neler… Gelene de gidene de hoşça kal demek örneğin. Halbuki ayrılan hoşça kal, geride kalan, gideni yolcu eden ise güle güle der bizim dilimizde. Bu ayrım İngilizce’de olmadığı için (bye bye) onlar ayrım yapmadan kullanıyorlar. Biz de bunu benimseyip dilimizi eksiltiyoruz. Türkçe’yi yaralayan başka örnekler de var. Örneğin sık sık karşısındakine hayret bi’şeysin diyenler; olurun pekalanın suyu çıkmış gibi bütün konuşmaları okey ile bitenler. Telefona beni geri ara şeklinde not bırakanlar. Off the record konuşanlar. En sonunda bye bye diyerek yanınızdan ayrılanlar var. Biliyorum bütün bunlar çok trendy ama anlaşmak için de ortak bir dilde buluşmamız gerekiyor. Herkes kendine göre konuşur, yazarsa birbirimizi anlamamız güçleşmez mi? Farkına varmadan benimsediğimiz yanlışlar arasında sevgili Tijen İnaltong’un grupta dikkatimizi çektiği ‘kutlama gerçekleştirmek’ ‘birlikte paylaşmak’, ’sohbet gerçekleştirmek’ bildiğim kadarıyla yine İngilizce’den birebir çeviri yaparak dilimize musallat ettiğimiz kötü örnekler. Biz bunları Türkçe’de böyle söylemiyoruz; kutlamak veya kutlama yapmak diyoruz. Paylaşmak diyoruz ‘Paylaşmak’ zaten içinde ‘birlikte’ anlamını da taşıyor. ( Tek kelimeyle de ifade edebiliyoruz. Öyleyse İngilizce’nin deyimsel ifadeli/iki kelimeli fiilini kullanmaya ne gerek var?) Sohbet etmek diyoruz. Gerçekleştirmek bu tür kelimelerle birlikte pek de kullanmadığımız ve yine çeviri kokan, üstelik ifadeyi ağırlaştıran bir kelime. Yine bazı ‘tv’ şahsiyetlerinin kullandıkları ‘enerjinize sağlık’ ifadesi karşısında ise insan gülsün mü ağlasın mı bilemiyor. Bu ifade ne kadar da yapay duruyor öyle değil mi? Son olarak birkaç örnek daha vereyim: (Önce yanlışı, sonra doğrusunu veriyorum. Siyah yazdıklarım sorunlu/yanlış kullanılmış kelimeler.)-Arkadaşımdan telefon aldım: Arkadaşım telefon etti.-Vavvv çok müthiş!: Oooo çok müthiş!-Saat bir gibi (like one o’clock): Saat bir civarı, saat bir sularında-Nasıl gidiyor?(how is it going?): Nasılsın? Ne haber? -Üzgünüm (I’m sorry): Türkçede böyle bir kalıp da yok. Onun yerine ‘özür dilerim’ veya ‘affedersin’ diyebiliriz pekala.-Bin milyon: Milyar (Evet hiç şaşırmayın. Bu tamamen çeviri söyleyiş biçimini bile kullananlar var!) Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=140422 Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=140422 TÜRKÇE Mİ BULAMAÇ MI? Yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi yabancı diller Türkçe’yi sessiz sedasız kuşatıyor ve yıpratıyor. Böylece dilimiz bulamaç haline geliyor. Bunları yanlış yapan asıl neden, bunların başka bir kültürden alınma, o kültürü yansıtan bir içeriği olması. Şimdi bir örnek üzerinde ne demek istediğimi açıklamaya çalışayım.‘Kendine iyi bak’ tamamen İngilizce taklidi, yani yanlış çevrilip yerleşmiş bir kelime öbeği. Evet Amerikalılar kendine iyi bak, yani take (good) care (of yourself) diyorlar. Ama bu onların kültürüne, yaşam biçimine özgü, yerleşmiş, kalıplaşmış ve orada anlaşılır bir şey. Kelime kelime çeviri yapınca ‘olmuyor’. Bizde böyle bir düşünüş biçimi (zihniyet, mantalite) yok. Amerikan kültürüyle Türk kültürünü bir tutanlar veya öyle sananlar mı var aramızda? Amerikan Kültürü dersinde Prof. Sencer Tonguç hocamız sakız çiğneyen bir arkadaşı dersten atmıştı. Sakız çiğnemenin bir Kızılderili geleneği olduğunu anlatmıştı sonra. ‘Biz Amerikan Kızılderilileri değiliz’ demişti. Öyleyse derste sakız çiğnenemezdi. Hocamın eleştirisine ister katılın ister katılmayın yine de bu örnek iki kültür arasında çok büyük farklılıklar olduğunu gösteriyor. Bu farklar öyle ha deyince aşılacak gibi değil ne yazık ki. O yüzdendir ki hiçbir aklı başında çevirmen kelime kelime çeviri yapmaz. Konuyu dağıtmak pahasına bir başka örnek vermek istiyorum. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=140422 “Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen “ Şeyh Galip (zübde:öz) İnsana kendini hoş tutmasını öğütlerken sen alemin özüsün diyor Şeyh Galip. Ancak o burada Sufi geleneğin bütün bir değerler silsilesine gönderme yapıyor. O gelenek içinde ‘hoşça bak zatına’ demekle Amerikalının take care’i arasında hiçbir anlamsal bağlantı yok. Şeyh Galip’in arkasında bütün bir Mevlevi geleneğinin değerler silsilesi var; take care yalnız kendi toplumunda bir anlam taşıyor; ‘kendine iyi bak’ ise ne olduğu belirsiz, anlamsız bir kelime yığını. Eğer ‘kendine iyi bak’ derken arkasına ‘çünkü sen alemin özüsün’ ifadesini getirebiliyorsanız buyurun ‘kendine iyi bak’ deyin. Yok olmuyorsa anlamsız bir kelime yığını halinde ‘kendine iyi bak’ demekten vazgeçmek en iyisi. Yoksa tavuk çevirme yerine tavuk tercüme/chicken translate demiş oluyoruz… *** Konfüçyüs bir ulusun var olma koşullarının en başında anadil bilincini sayıyordu. Bir ülkenin bütünlüğünü yıkmanın en kestirme yolu da anadiline saldırmaktır. Güzel ve zengin anadilimiz bizden özen bekliyor. Kısırlaşıp yok olmasını istemiyorsak elbette. Şefika isimli bir bayandan alıntıdır... Düzenleyen CSergeant : 01-06-2007 at 23:01. |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Moderator
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801 Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 4407476
|
sergeant, teşekkürler kardeşim.
Dilimizin buhranlarını anlatan aşağıdaki makale çok güzel. Kolay gelsin. TÜRKÇE: MÜSAİT BİR YERDE!.. Türk diline kimseler bakmaz idi Türkler'e her giz gönül akmaz idi Türk dahi bilmez idi bu dilleri İnce yolu ol ulu menzilleri (Aşık Paşa,13.yy.) Türk'ün bilgisiz ve zavallı gençleri, güzel sanarak, farsça şiir söylemeye özeniyorlar. Gerçekten, bir insan iyi ve derin düşünse, Türkçe'de bunca zenginlik dururken bu dilde şiir söylemenin, hüner göstermenin daha yerinde ve daha kolay olacağını anlar. Türk dilinin zenginlik ve genişliği bunca delillerle sabit olduktan sonra da lâzımdır ki bu halk arasında yetişen sanat adamları, öz dilleri dururken, özge dillerle şiir söylememelidir. Ve eğer her iki dille de söyleyip yazma kabiliyetleri varsa, öz dilleriyle, özge dillerinden daha çok söyleyip yazmalıdırlar. (Ali Şîr Nevâî, 15.yy.) Tamamı geçmişte kalmıştı ki bu sitem kokulu sözlerin... Türk dili yeni bir sayfa açmıştı ki Cumhuriyetle birlikte... Çok geçmedi tekrar hor görür olmaya başladık Türkçe'yi Radyo ve Televizyon Üst Kurulu kaynaklarına göre radyo ve televizyonlar hakkında dilin kullanımına ilişkin yapılan eleştirilerde, vatandaşlar, zayıf ve yetersiz Türkçe'den, Türkçe'nin küçümsenmesinden, çok fazla Batı kaynaklı kelime kullanılmasından ve bu kelimelerin de sıklıkla dil kurallarına aykırı biçimde kullanılmasından şikayetçi oluyorlar. Vatandaşlarımızın dil konusunda gerekli hassasiyete sahip olup rahatsızlıklarını bu şekilde dile getirmeleri çok güzel bir olay fakat Türkiye'de bu bilince sahip olanların azınlıkta kalması sonucu Türkçe adlı üzücü tablo değişmemektedir. Olaya ruhbilimsel açıdan yaklaştığımızda, hayatın her aşamasında karşımıza çıkan anlaşılması güç uygulamalar Türkçe'ye olan güveni sarsmakta, insanlarımızda Türkçe'nin yetersiz olduğu yönünde bir his uyandırmaktadır. Radyo ve televizyon kanallarının,degi gazete ve işyerlerinin Türkçe adlar yerine yabancı adlarla anılması ve bu şekilde beyinlere kazınması büyük ruhbilimsel ********lara yol açmaktadır. Kitle iletişim araçlarını kullananların yanı sıra 'aydın' olarak adlandırılan insanların içine düştükleri bu yanılgıdan çok daha tahrip edici olanı aynı tür yanlışların devlet eliyle yapılıyor olmasıdır. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=140422 Türkiye Cumhuriyeti'nin bir numaralı uçağında yıllardır 'Republic of Turkey' yazıyor olması, THY ve TCDD'de yolcu dergilerinin isimlerinin Türkçe olmaması, yüksek öğretimde yabancı dille eğitim yönteminin uygulanıyor olması, Türkçe olarak kaleme alınan makalelere bilimsel sahada değer verilmiyor olması vs gibi tuhaf uygulamalar Türkçe'yi önemsiz görmemize neden olduğu gibi, Türk dilini kullananlarda da aşağılık duygusu oluşmasına sebebiyet vermektedir. Dilimiz, tarih önünde ilk kez tehlike sınırına varmıyor. Daha önce de aynı şekilde buhranlar yaşamış olan Türkçe hiç şüphesiz bu kötü günleri de geride bırakacaktır. Çünkü Türkçe köklü ve güçlü bir dildir. Mustafa Kemal'in de dediği gibi, yeter ki bu dil şuurla işlensin. Mehmet Ali BAŞARAN |
|
|
|
|
|
#14 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Aug 2006
Üye numarası: #81321 Yer: İstanbul
Mesaj sayısı: 12,307
Karma etkisi: 36064
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3604673
|
Thank you ESTERGON
Şaka abi kızma ![]() __ |
|
|
|
|
|
#15 |
|
Daimi Üye
![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #45989 Yer: asi gönlüm
Mesaj sayısı: 656
Karma etkisi: 224
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 21797
|
teşekkürler estergon insanlar iki kelime fazla yazmaktan üşeniyor,
dilimiz bu şekilde sömürülüyor, ayrıca konfüçyüs de çok güzel cevap vermiş, emeğine sağlık.... |
|
|
|
![]() |
| Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
|
|
