Ezanda Türkçeleşmeyen tek kelimeEzanda Türkçeleşmeyen tek kelime -------------------------------------------------------------------------------- Biliyor muydunuz, Türkçe ezanda Allah kelimesi dâhil her kelimeyi değiştirmişler, sadece bir kelimeye dokunmadan olduğu gibi bırakmışlardı. Hangi kelime olduğunu izah edeceğim. Ama önce gelin,
Konu gokhan32 tarafından açılmış, 365 kişi tarafından görüntülenip, 4 yanıt almış.
|
Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL! Kredi kartınıza 12 taksit kolaylığı!
|
|||||||
Ezanda Türkçeleşmeyen tek kelime konusundaki toplam yorum: 4, okunma sayısı: 365. |
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
#1 |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Aug 2006
Üye numarası: #82725 Yer: paylaşılamayan yalnızlık!!
Mesaj sayısı: 1,632
Karma etkisi: 153
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 14676
|
Ezanda Türkçeleşmeyen tek kelime
-------------------------------------------------------------------------------- Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=144335 Biliyor muydunuz, Türkçe ezanda Allah kelimesi dâhil her kelimeyi değiştirmişler, sadece bir kelimeye dokunmadan olduğu gibi bırakmışlardı. Hangi kelime olduğunu izah edeceğim. Ama önce gelin, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, 18 Temmuz 1932 tarih ve 636 sayılı genelgesiyle ezan ve kametin Türkçe okunacağını bildiren kararının ardından, tam 18 yıl boyunca Türkçe okunan ezanın ilk defa Arapça okunduğu gün Edirne’den Artvin’e, Sinop’tan İskenderun’a kadar tüm Türkiye’yi gözyaşlarına boğan günün hikâyesine bir göz atalım. Tarih 16 Haziran 1950. Yani tam 57 yıl öncesi. Yer Sultanahmet Meydanı. Bir dönem Diyanet İşleri Başkan Vekilliği de yapan, 2006 yılı mayıs ayında kaybettiğimiz Yaşar Tunagür Hoca verdiği bir röportajda o günü şöyle anlatıyor: “Ezanın Türkçe okunduğu günlerdi. Cuma namazlarını Sultanahmet Camisinde kılmayı kendime adet edinmiştim. Cuma namazlarını meşhur Hafız Saadettin Kaynak kıldırırdı. Yani ilk defa Türkçe ezanı okumuş olan Hafız… Yine böyle bir Cuma günüydü ve Sultanahmet camisine namaz kılmaya gidiyordum. Fakat her zamankinden farklı olarak caminin avlusunda büyük bir kalabalık ve telaş vardı. Ben ve yanımdaki arkadaşım, merakla cami avlusuna doğru ilerledik. Baktık ki caminin içinden çok, avluda insan var. Onlar bir şeyler duymuşlar ama biz henüz bilmiyoruz. Girdik içeri. Avluda baktık ki herkes yukarı bakıyor. Camiye giren falan yok. Herkes yukarı bakıyor. Birden cami minarelerinin bütün şerefelerinden, “Allahu Ekber! Allahu Ekber!” diye Arapça Ezan okunmaya başladı. Meğer caminin imamı olan Saadettin Kaynak, her bir şerefeye bir müezzin yerleştirmiş, birbiri ardına nasıl ezan okuyacaklarını da onlara güzelce tembihlemişti. Durumdan haberi olmayan caminin içindeki cemaat da Arapça Ezanı duyar duymaz kendilerini dışarı attı. Avlu hıncahınç doluydu. Herkes İstanbul semalarını inleten Arapça Ezanı dinliyordu. 14 müezzin 6 minarenin 14 şerefesinden biri başlıyor, öbürü bitiriyor, yarım saate yakın sürdü ezan. Bunu, İstanbul’un diğer camileri takip etti… İstanbul’un bütün minarelerinden, yıllardır özlemini çektiğimiz ezan sedaları yükseliyordu göklere… Bir an için rüyada olduğumu sandım. Fakat bu bir rüya değil, gerçekti. Minarelerden Arapça Ezan okunuyordu. (Duygulandı ve gözlerinden akan yaşları sildikten sonra devam etti): Arapça Ezan sesini duyan herkes olduğu yerde durmuştu. Sanki yere çivilenmiştik; ben ve Sultanahmet Meydanı’nı dolduran bütün insanlar… Sokakta oynayan çocuklar bile oyunlarına ara verip, Allahu Ekber, Allahu Ekber’leri dinler oldular… O an anlatılmaz, yaşanır ancak… Büyük bir daüssıladan sonra, öz vatanımıza kavuşmuş gibiydik… Allah bir daha göstermesin o günleri…” Türkiye ayakta… O gün ülkenin dört bir yanında benzer manzaralar yaşandı. Ezanın Arapça okunmasına imkân kılan Meclis kararı o gün radyolardan ilan edilince, Türkiye’nin dört bir yanında halk sevinçten sokaklara döküldü. Tüm gözler minarelere çevrildi ve ilk ezan sesi beklenmeye başlandı. Halk sevinçten çılgına döndü. Gözyaşları tüm Türkiye’de sel olup aktı. Yasanın 17 Haziran 1950 tarihli resmi gazetede yayınlandığı gün, aynı zamanda Ramazan ayının da ilk günüydü. Bu durum halktaki duygu yoğunluğunu daha da artırdı. Gelelim yazıya başlık olan ayrıntıya. Aralarında Hafız Burhan, Sadettin Kaynak, Hafız Nuri gibi isimlerin bulunduğu komisyonun çevirisini yaptığı "Türkçe ezan" metni şöyleydi: ’’Tanrı uludur, Tanrı uludur Şüphesiz bilirim, bildiririm Tanrı’dan başka yoktur tapacak. Şüphesiz bilirim, bildiririm Tanrı’nın elçisidir Muhammed. Haydin namaza, haydin namaza Haydin felâha, haydin felâha Tanrı uludur, Tanrı uludur Tanrı’dan başka yoktur tapacak.’’ İşte o kelime… Ezanın Türkçeye çevrilmeyen tek kelimesi ‘felâh’ oldu. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=144335 Sebebi, halkın felah kelimesinin ‘kurtuluş’ anlamına geldiğini bilmemesini sağlamak ve ezan okunurken, “haydin kurtuluşa” manasına gelecek bir çağrıda bulunmamaktı. Allah’a ulaşmak özgürlüklerin en güzelidir. O an tüm dünyevi ayak bağlarından sıyrılır ve başka bir boyuta geçer insan. Namaz bu duygunun en yoğunluklu yaşandığı andır. O an kendine gelir ve her şeyiyle Rabbine döner insan. Kula kul olmaktan kurtulur. Hani Milli Şairimiz Mehmet Akif, “O rükû olmasa dünyada eğilmez başlar…” der ya… İşte namaz insana, Allah’tan başka kimseye boyun eğmemeyi talim ettirir. İşte ezanı Türkçeye çevirenler, ‘felah’ kelimesini de Türkçeye çevirip “haydi kurtuluşa” anlamına gelen bir çağrıya zemin hazırlamamakla, namazın temel fonksiyonunu acaba nasıl etkisizleştirebiliriz düşüncesinde olmuşlardır. Şimdilerde ara ara aynı düşünceyi seslendirip “millet anlamıyor, Türkçe okunsun” diyenlerin amacı milletin anlaması değil, değerlerinden kopmasının kapısını aralamaktır. Milletin değerleriyle cebelleşmeyi kendine vazife edinen dünyanın başka neresinde bu tür insanlar vardır acaba? Çok yazık. Çok şükür o günler geride kaldı. Geri getirme heveslilerinin çabaları da kursaklarında kalmaya mahkûmdur. Allah bugünlerimizi aratmasın. Amin |
|
|
|
|
|
#2 |
|
En Agresif Üye
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: May 2006
Üye numarası: #66357 Yer: AYDIN
Mesaj sayısı: 11,196
Karma etkisi: 26968
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 2695061
|
ya arkadaşlar şimdi ezan evrensel bir çağrı... biz tabiiki herşey Türkçe olsun istiyoruz... ama dini şeyleri karıştırmasak bence daha iyi olur...
|
|
|
|
|
|
#3 | |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Aug 2006
Üye numarası: #82725 Yer: paylaşılamayan yalnızlık!!
Mesaj sayısı: 1,632
Karma etkisi: 153
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 14676
|
Alıntı:
yazıyı okuduysan abende aynı şeyden bahsediyorum yazıdada geçiyor ama tek türkçeleşmeyen kelime ne biliyor musun felah ![]() felahın anlamı ise kurtuluş yani halkın kurtuluşun enamazda olduğunu bile bilmesi istenmiyor |
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Apr 2006
Üye numarası: #63630
Mesaj sayısı: 3,590
Karma etkisi: 1791
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 178106
|
ben o zamanlar bir geçiş normu gibi algılıyorum.
nasıl ergenlik çağında gencin sorunları olur, anlamsız hareketleri olur.işte bu yıllarda öyle. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=144335 şimdi her aklı selim insan neyin nasıl olması gerektiğini biliyor. gerçi hala o ergenlik döneminden kurtulamayan zavallı zihniyetler mevcut, medeniyeti avrupada zannedip başörtüsünü sorun görenler gibi ![]() |
|
|
|
|
|
#5 | |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Aug 2006
Üye numarası: #82725 Yer: paylaşılamayan yalnızlık!!
Mesaj sayısı: 1,632
Karma etkisi: 153
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 14676
|
Alıntı:
geçenlerde de bir karanlık aydınıumız şey demiş tanrı arap mı ki ezan arapça okunuyor ![]() |
|
|
|
|
![]() |
| Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
|
|
