Gençliğin Dili Kullanmadaki Noksanlıkları ve Okuma Zevki Kazanmasındaki Engeller

Okur-yazar insan tipinin yetiştirilmesi için en müsait ortam olan orta öğretim sıralarına eğilmemizde fevkalâde fayda vardır. Çünkü görünen bir köy var ki kılavuz istememektedir. O da okumaya ve kültüre karşı Konu +Zafer tarafından açılmış, 539 kişi tarafından görüntülenip, 1 yanıt almış.

Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL! Kredi kartınıza 12 taksit kolaylığı!


Karşı sistemi kendi makineniniz gibi kullandıran uzaktan yönetim programı.
  • Canlı ekran izleme,vnc ve mouse kontrolü
  • Antiviruslerce %100 tanınmaz, güncelleme garantili
  • Ortam sesi dinleme
  • Webcam izleme
  • Online/offline keylogger
  • Kopyala/Yapıştır, Clipboard Yöneticisi (Canlı)
  • Warlogger desteği
  • Çalıştırma,upload,download,yeniden adlandırma,silme,gizli çalıştırma,thumbnail görüntüleme(indirmeden dosya görme)
  • Registry yöneticisi (tam özellikli)
  • Msn şifrelerini ve geçmişteki tüm adresleri çıkartma
  • Firefox şifrelerini çözme
  • Görev yöneticisi, görev sonlandırma
  • Çalışan programları listeleme
  • Bağlı sistemlerin yaptığı işlemleri tek listede görme!
  • Binder / dosya birleştirici
  • Virus tipinde resource kullanmadan bindleme özelliği
  • Mp3,resim,jpeg,vs her türlü dosya ile birleşip,exploitler ile link üzerinden,htmlden yayılır
  • Keyloggerda dll kullanmadan system hooklarıyla loglama ve tabii dll kullanmadan kimse yapamıyorken %100 sisteme zarar vermeden stabil bütün dünya dillerinde loglama.
  • Internet Explorer 9 şifre çözme
  • Chrome Şifreleri (bütün sürümler)
  • Firefox Şifreleri (bütün sürümler)
  • Internet Exporer Şifreleri (bütün sürümler)
  • Safari Şifreleri (bütün sürümler)
  • Reklam Bot ile site reklamı, dosya yükletme, bulaştırma,vs. MSN,Yahoo Messenger,ICQ ve AIM sistemlerinin hepsini tanır. Reklam bot aynı anda birden fazla sisteme komut verebilir.
  • Browserda geçmiş verileri, form girdilerini kayıt edip trojandan erişme
  • Klavye Kilitleme
  • Mouse Kilitleme
  • Masaüstü Gizleme
  • Sistemlere takılı flash/usb disk varsa bulaştırma Birden fazla sisteme aynı anda autorun oluşturabilir.
  • Uzaktan exe yükletme Aynı anda birden fazla sisteme exeleri tek komutla yükletebilir.
  • Fake sistem kilitleme. Tek tıklama ile karşı sistemi restart/yeniden başlat moduna geçmiş gösterip kilitleme. Kullanıcı fişten çekmediği sürece siz istemedikçe bilgisayarı kapatamaz, yeniden başlatamaz.
  • Karşı sistemin yeniden başlatılma talebinde masaustu ve bütün ekranı kapanıyor gibi gösterip kapanış sesini çalara kullanıcıyı bekletme. Kullanıcı sistemi kapatmak istediğinde siz izin vermezseniz windows kapanmaya çalışıyor gibi görünür ancak yonetim panelinden her türlü işlem yapılır.
  • Sistem servislerini yönetme
  • Outlook şifreleri çözme. (bütün outlook versiyonları outlook expressler dahil)
  • Otomatik güncelleme özelliği ile yakalanma durumunda kısa sürede otomatik güncelleme alma
Sadece 690 TL! Satın almak için iletişim formunu kullanabilirsiniz.


Ayrıca, iki farklı üst sürümü var:
Özel Trojan 990 TL: İstediğiniz isimle çalışıp, istediğiniz yere kopyalanır ve başlangıçta, msconfig'de, registry'de görünmez.
ÖZEL TROJAN 1490 TL: Görev yöneticisinde ve sistemin hiç bir yerinde görünmez.


Sürümler: 1200 TL: - Kimsenin bulamayacağı şekilde çalışır!> m3hm3t. 1750 TL: %100 gizlidir, RAM'de çalışır ve bentrojanim.exe olarak çalışsa dahi hiç bir yerde görünmez.

Wardom.Com.TR bir bilgisayar güvenliği sitesidir; hack konuları bilgisayar güvenliğinin ve bilgisinin uç noktaları olduğundan dolayı, kullanıcıları bu konularda bilgilendirmek ve güvenliklerini arttırmak için yazılmaktadır.

Geri Dön   Wardom.Com.TR > Milli ve Dini Unsurlar > Milli Unsurlar > Türkçe ve Türkçe kullanımı
Üye Ol Sözlük Üye Listesi Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Konu Başlıkları: dili engeller gencligin kazanmasindaki kullanmadaki noksanliklari okuma zevki
Üye Olmadan Yorum Yazmak İçin Tıklayın!
Gençliğin Dili Kullanmadaki Noksanlıkları ve Okuma Zevki Kazanmasındaki Engeller konusundaki toplam yorum: 1, okunma sayısı: 539.
 
Eski 17-06-2008, 18:43   #1
+Zafer
Forum Ustası
 
+Zafer's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Aug 2007
Üye numarası: #140016
Yer: MERSİN
Mesaj sayısı: 12,463
Karma etkisi: 64233 +Zafer seviye: 2000+Zafer seviye: 2000+Zafer seviye: 2000+Zafer seviye: 2000+Zafer seviye: 2000+Zafer seviye: 2000+Zafer seviye: 2000+Zafer seviye: 2000+Zafer seviye: 2000+Zafer seviye: 2000+Zafer seviye: 2000
Karma: 6421621
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow Gençliğin Dili Kullanmadaki Noksanlıkları ve Okuma Zevki Kazanmasındaki Engeller

Okur-yazar insan tipinin yetiştirilmesi için en müsait ortam olan orta öğretim sıralarına eğilmemizde fevkalâde fayda vardır. Çünkü görünen bir köy var ki kılavuz istememektedir. O da okumaya ve kültüre karşı isteğin beklenene cevap vermemesi ya da gittikçe azalmakta oluşudur. Tabi bunun nedenlerinin de masaya yatırılması kanaatindeyim.

Biz Türk insanı hâlâ, lisenin her sınıfında Edebiyat derslerinde maalesef yüksek seviyeli bir dil ve edebiyat zevki kazandırma değil, imlâ düzeltmek ve dilekçe yazdırmaktan işe başlamaktayız. Bu,fakültelerimiz için de aşağı yukarı böyledir ülkemizde.

Her okuduğumda tüylerimi diken diken eden ve bu konudaki endişemi doğrulayan bir istatistik yorumu var şimdi sınıf panolarımızda:

'Almanya'da kişi başına düşen ortalama okuma oranı 23 dakikadan 18 dakikaya düşünce devlet adamları telaşlanmaya başlamışlar. Bu oranın 10-15 saniyelerde seyrettiği Türkiye'de hangi endişeyi hissediyorsunuz?...'

Kitabı Sevmek

Okumayı sevmek, okuma zevki kazanmak kitabı sevmekle başlar. Tıpkı bir oyuncak gibi, yeni doğmuş bir kardeş gibi... Kitap kucağını açmışken, onu raftan almalı, hemdem olmalıdır kitapla, onda yolculuk başlayıp bitene dek.

Aslında okuma sokakta başlar. En azından ben öyle gördüm İstanbul'da. Kitapçıların, sahafların, dergi ve gazete bayilerinin bol olduğu günümüzde okumanın sokakta başladığını anlamak zor olmasa gerek.

Bunun yanında televizyonu seyretmeye, bilgisayarın dostu olmaya alışmış başka türlü okuyanlar türüyor her geçen gün. Bunlar, bir anda hikâyenin macerasını öğrenmek istiyor, sadece resimlerine bakarak. En iyimser yönüyle hazır özet kitapları soruluyor kitapçılarda çoğu kez.

Okumayı teşvik edici, zengin baskılı kitaplar var şimdi vitrinlerde eskiye nazaran. Fakat buna rağmen, geçmiş yıllara kıyasla okuyan insan oranının gittikçe düşmesi-en acısı da devlet adamlarının ve insanımızın bunu önemsememesi - şaşırtıcı, bir o kadar da acı. İnsanımızın piknik yapmak için bir yerlere gitme zahmetini göze almaları gibi, kitapçı çarşılarına gitmeleri lâzım.

Bunu düşünemiyor ve ekonomik zorlukları bir engel olarak öne sürüyorsak okuma zevkini kazanmamız kolay almaz. Meselâ; kitapçılarda peykelerin önüne çömelip veya vitrinlerin önünde ayak üstü kitap karıştırmak ve okumak, denenmesi gereken bir zevk ve tiryakilik olmalı artık.

Kitap listesi

Biz Edebiyat öğretmenlerinden hep “okunacak kitapların listesi' istenir. Okunacak o kadar çok kitap var ki!.. Ondan önce bu konuda şöyle düşünüyorum ben: Her Türk insanının okuması gereken, meselâ on kitap hangisidir? İlk yüz kitap nedir? Batı ülkelerinde bunların tespiti için anketler düzenlenir.

Neticeye göre listeler ortaya çıkar. Fakat hepsinde meselâ; Shakespeare, Dante, Balzac, Dostoyevski, Tolstoy, Victor Hugo, Eflatun, Cercantes, Montaigne vs ortak isimler vardır. Bizde de bunlar olmalıdır.

Ancak bizim insanımız için hangi ortak isimlerimiz vardır? İşte bu tespit yapılmamıştır. İnsanın her yaş dönemine kadar okuması gereken kitaplar vardır. Poul ve Virjini'nin, Monte Kristo'nun, Robenson' un... hepsinin okunacak yaşları vardır. O yaşı geçerseniz zevkle okuyamazsınız kitabı.

Kahramanıyla veya yazarıyla içli dışlı olduğumuz kitaplar olmamış mıdır? Tıpkı bir insanı tanıdıktan sonra değişen hayatımız gibi, bir kitabı da okuduktan sonra hayata ve dünyaya farklı baktığımız olmuştur.

Meselâ; Orta 1. sınıfta okurken Türkçe öğretmenimiz Ziya Bey ' in tavsiyesi ile okuduğum Ömer Seyfettin'in Kaşağı isimli hikâyesindeki olay beni çok derinden etkilemişti, hıçkıra hıçkıra ağlamıştım bir müddet. Ne Hasan'ın ne de abisinin yerinde olmak istememişimdir, hikâyeyi hatırladıkça...

Tüketirken Üretmeli

İki türlü okuma olmalıdır: Biri, bilhassa roman gibi eserlerde uygulanan, sokakta,araçlarda giderken veya evde yatmadan önce okumak ve süratle bitirmek. Yani 'kitabı içmek' gibi bir şey.

İkincisi ise, daha çok bilimsel yazı ve kitaplar için söz konusu oluyor: masa başında, not alarak, özet yaparak, eleştiri notları alarak, bir bilgiyi başka kitap ve kaynaklardan doğrulayarak... yani keyifli ve uzun süreli bir okuma.

Her ikisi de zevk kazandırır insana. Birincisinde eserin lezzetini bir çırpıda hissediyorsunuz; ikincisinde öğrenmenin zevkini.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=214984
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=214984

Bir de tüketirken, yani okurken üretken olmayı denemelidir. Kitapta orijinal sezdiğimiz hususları veya cümleleri küçük kağıtlara not alsak, kitaptan bal süzer gibi sarraf işçiliğine soyunsak... 'Bilgi ve kültür birikimi ' denen şey bunun sonucundan farklı olması gerek.

Yanlışlık Temelde

Dil, bütün derslerde olduğu kadar hayatın her safhasında beraber olduğumuz, adeta bir parçamız gibidir. Üstelik yıllardır, sınavlarda-üniversite sınavlarının bir öğrenci için dönüm noktası hâline dönüştürülmesinin neticesinde-test sisteminin gittikçe yaygınlaşması, bunun neticesinde de yorum gücünün dumûra uğraması, öğrencilerin güzel ve doğru yazma, bir fikri en güzel şekilde ifade edebilme imkanlarını da giderek ortadan kaldırmaktadır.

Yanlışlık temelde, ilk öğretim sınıflarında başlıyor aslında. Öğrencilere kitap okumanın önemi yeterince anlatılmadan ve zevk kazandırılmadan, kısacası kitap okutulmadan hep yazı yazdırılmak istenmiş.

Öğrencilerime hep söylerim 'Boş bardaktan su akmayacağı gibi, kelime hazinesi dolu olmayan dimağ ve boş gönüllerden de sözcükler akmaz.' diye. Önce doldurmak lâzım boşaltmak için.

Netice olarak, biz kitap okuma zevkini alamamış bir genç nesille karşı karşıyayız. İlkokul öğretmenimin ve benim kullandığım 'müstahdem' kelimesi bile artık bilinmiyor. Daha niceleri. Çok yazık!

Dil noksanlıkları

Okullarımızda, ilköğretimde başlayıp orta öğretimde süregelen bu tür 'dil noksanlıkları 'nın sebeplerini sıralamak mümkündür:

1- Kelime hazinesi : Arapça ve Farsça asıllı oldukları iddiasıyla bir devirde kullanılmasından ısrarla kaçınılan kelimeler, genç nesiller tarafından bilinmemekte; onların yerine teklif edilmiş veya uydurulmuş kelimelerin de pek çoğu bir dil geleneği haline gelmediği için yanlış kullanılmaktadır.

Böylece öğrenci Türkçe'nin zenginliklerinden mahrum bırakılmıştır. Meselâ; bazı yazarların yazılarında, bazen tanıdığımız kelimelere benzer-fakat değil- bir yığın 'sözcük': “belge, etik, ivedi, tasarı, bellek,..” var. Fakat 'vesika, ahlâk, acele, teklif, hafıza,..” yok. Bu da okuyucu kitlesini bir “ikilem” ( !) içinde bırakmaktadır.

Bir Rus'a sormuşlar:

- Rusya'da tiyatroya ne derler?
- Tiyatro.
- Oynayanlara ne derler?
- Aktör.
- Diyeni fısıldayana?
- Suflör.
- Sahnenin resimlerine ve eşyasına?
- Dekor.
- Peki bunlar Rusça mı?
- Hayır!!!


Sorarım sizlere; sandalyeden iskemleye, masadan şemsiyeye, nohuttan fasulyeye, Ali'den Ayşe'ye yabancı olan bu kelimeleri öztürkçeleştirebilecekler mi acaba? Fuzûlî, Tevfik Fikret, Sait Faik, Yakup Kadri’ler ve daha nicelerini diri diri tarihe gömmeye çalışmanın bir mânâsı olsa gerek.

2- İmlâ : Yakın yıllara kadar çıkarılan imlâ kılavuzları, her defasında az veya çok yeni ve değişik imlâ kuralları getirmiş, birçok kelimenin imlâsında, bir evvelkine göre farklı yazılış şekilleri göstermiştir. Meselâ; bizim yıllardır 'Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Gaziantep' şeklinde bitişik yazımına alıştığımız bazı özel yer isimleri Türk Dil Kurumu’nun 1996 ve 2000(son) baskısında 'Şanlı Urfa, Kahraman Maraş, Gazi Antep' şeklinde ayrı yazılmaktadır. Bu ve bunun gibi değişiklikler yine öğrenciyi ve de bizi bir 'ikilem' içinde bırakmaktadır.

3- Telaffuz ve Diksiyon: Dilimizin en doğru ve güzel şekilde konuşulması demek olan 'telaffuz' ve bunun daha gelişmiş sistemiyle 'diksiyon' konusundaki noksanlar ve hatalar, bugün çok yaygın kitle haberleşme araçları olan radyo ve televizyon yoluyla daha kolay ve bulaşıcı bir hastalık olarak yayılmaktadır.

Meselâ; son zamanlarda mantar gibi üreyen spiker(!) ve DJ(!) uydurma isimli sunucularımızın 'dimi, gelicez, gitcez, bakıcaz' ucûbe nidaları, kulaklarımızı olduğu kadar Türkçe sevgimizi de tırmalamaya ve yıpratmaya devam etmektedir. Bu hususta çok dertli edebiyat âşığı Y. Bülent BÂKİLER'in şimdilerde devamını beklediğimiz STV’deki 'Sözün Doğrusu' programı da imdada yetişmese televizyonlara da küsmememiz elde değil.

Türkçe ağzımda...

'Dil, Kültür, Yabancılaşma' kitabında D. Mehmet DOĞAN, 'Dil Binâsı' bahsinde kelimeleri tuğlaya benzetmekte, tuğlalardan duvar (cümle), duvarlardan da binâ (eser) oluşturduğunu söylemektedir. Binânın tuğlaları yanlış, kırık ve şekilsiz olursa binâ ne derece sağlam olabilir ki?..

Dilde kelime seçimine, tuğla seçimine gösterdiğimiz hassasiyetten daha büyük bir hassasiyetle girişmemiz gerekmektedir. “Türkçe, ağzımda annemin ak sütü gibidir.” diyen Türkçe âşığı Yahyâ Kemal, bir gün Beyazıt'ta gördüğü bir güzele tutulur ve onu Sirkeci ' ye kadar bin bir türlü heyecanla takip eder, onunla tartışmak ve konuşmak için.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=214984

Harem' e geçmek üzere gişedeki biletçiye Rumeli ağzıyla “Abe, versene bir bilet!...' diyen güzel kadına duyduğu aşkını denizin köpüklerine yoldaş eden Yahyâ Kemal gibi Türkçe âşığı insanlar yetişmeli artık okullarımızda.

+Zafer Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Görüntülediğiniz konu içerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Wardom Internet Adresimizde 5651 Sayılı Kanunun 8. Maddesine ve T.C.Knın 125. Maddesine göre yayınlanmakta olup içeriğinden yazarı sorumludur. Bu konu hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için webmaster \@wardom.org adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) gün içerisinde Wardom yönetimi olarak tarafımızca gereken işlemler yapılacak ve avukatlarımız size dönüş yapacaktır.
Eski 17-06-2008, 18:45   #2
+Zafer
Forum Ustası
 
+Zafer's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Aug 2007
Üye numarası: #140016
Yer: MERSİN
Mesaj sayısı: 12,463
Karma etkisi: 64233 +Zafer seviye: 2000+Zafer seviye: 2000+Zafer seviye: 2000+Zafer seviye: 2000+Zafer seviye: 2000+Zafer seviye: 2000+Zafer seviye: 2000+Zafer seviye: 2000+Zafer seviye: 2000+Zafer seviye: 2000+Zafer seviye: 2000
Karma: 6421621
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow

Dilde Titizlik

Dilde titizlik göstermediğimize üzülen Orhan Veli 'Dil' başlığı ile yazdığı bir yazısında bu konuya dokunmaktadır: 'Dil üzerindeki titizliğimiz yalnız edebî eserlere inhisar ediyor. Edebî olmayan yazılarda dilin düzgün olmasına lüzum var mı, yok mu, çok defa düşünmüyoruz bile.

Meselâ; bir bilim adamı ne demek istediğini bize iyi kötü anlatıyor mu, yetiyor. Cümlesinin düzgün, anlatışın rahat olmasına bakmıyoruz. Onun da bir edebiyatçı kadar dil üzerinde düşünmesi, hiç olmazsa yanlışlarla dolu bozuk bir dil kullanmaması gerektiğini aklımıza getirmiyoruz.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=214984

Bu yazılar fen adamları tarafından yazılırsa sorumsuzluk büsbütün azalıyor.' Orhan Veli ’nin dokunduğu gerçeği ne zaman göreceğiz, bilmem ki...

'Bir milletin bütün zekâsı, bilgisi, hassasiyeti dilinde toplanır. Dil onun varlığıdır, müdafaasıdır, başka millet üzerindeki tesirinin en güçlü silahıdır. Bir millet toprağını kaybedebilir; dilini unutmazsa o toprağa yeniden sahip olabilir. Dilini kaybeden bir millet her şeyini de kaybetmiş, demektir.' diyen Peyami Safâ ne kadar da haklıdır.

Sonuç olarak, özellikle liselerde Türk Dili ve Edebiyatı öğretiminin, üniversiteyle tamamlanacak bir öğretim değil, edebî zevk kazanmış ideal Türk aydınını yetiştirecek bir kültür kurumu olması gereği daima bir hedef olarak önümüzde durmalıdır.
Kadir ERDAL
+Zafer Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Üye Olmadan Yorum Yazmak İçin Tıklayın!
Konudaki toplam yorum: 1, okunma sayısı: 539.
Cevapla





Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Forum Seç


Hacking ve Bilgisayar Güvenliği Öğrenmek İçin!

Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 14:40.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Wardom.org



İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Wardom Internet Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Wardom hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için webmaster \@wardom.org adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) gün içerisinde Wardom yönetimi olarak tarafımızca gereken işlemler yapılacak ve avukatlarımız size dönüş yapacaktır.