Hadis-i Şerif Deryası

Allahümmesalli Ala Seyyidina Muhammedin Ve Ala Ali Seyyidina Muhammed 1-Ubâde b. es-Sâmit radiyallahu anh'dan: Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: Kim Allah'tan başka hiçbir ilâh bulunmadığına, O'nun bir olduğuna, Konu NeCoLaS tarafından açılmış, 4270 kişi tarafından görüntülenip, 92 yanıt almış.

Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL! Kredi kartınıza 12 taksit kolaylığı!


Karşı sistemi kendi makineniniz gibi kullandıran uzaktan yönetim programı.
  • Canlı ekran izleme,vnc ve mouse kontrolü
  • Antiviruslerce %100 tanınmaz, güncelleme garantili
  • Ortam sesi dinleme
  • Webcam izleme
  • Online/offline keylogger
  • Kopyala/Yapıştır, Clipboard Yöneticisi (Canlı)
  • Warlogger desteği
  • Çalıştırma,upload,download,yeniden adlandırma,silme,gizli çalıştırma,thumbnail görüntüleme(indirmeden dosya görme)
  • Registry yöneticisi (tam özellikli)
  • Msn şifrelerini ve geçmişteki tüm adresleri çıkartma
  • Firefox şifrelerini çözme
  • Görev yöneticisi, görev sonlandırma
  • Çalışan programları listeleme
  • Bağlı sistemlerin yaptığı işlemleri tek listede görme!
  • Binder / dosya birleştirici
  • Virus tipinde resource kullanmadan bindleme özelliği
  • Mp3,resim,jpeg,vs her türlü dosya ile birleşip,exploitler ile link üzerinden,htmlden yayılır
  • Keyloggerda dll kullanmadan system hooklarıyla loglama ve tabii dll kullanmadan kimse yapamıyorken %100 sisteme zarar vermeden stabil bütün dünya dillerinde loglama.
  • Internet Explorer 9 şifre çözme
  • Chrome Şifreleri (bütün sürümler)
  • Firefox Şifreleri (bütün sürümler)
  • Internet Exporer Şifreleri (bütün sürümler)
  • Safari Şifreleri (bütün sürümler)
  • Reklam Bot ile site reklamı, dosya yükletme, bulaştırma,vs. MSN,Yahoo Messenger,ICQ ve AIM sistemlerinin hepsini tanır. Reklam bot aynı anda birden fazla sisteme komut verebilir.
  • Browserda geçmiş verileri, form girdilerini kayıt edip trojandan erişme
  • Klavye Kilitleme
  • Mouse Kilitleme
  • Masaüstü Gizleme
  • Sistemlere takılı flash/usb disk varsa bulaştırma Birden fazla sisteme aynı anda autorun oluşturabilir.
  • Uzaktan exe yükletme Aynı anda birden fazla sisteme exeleri tek komutla yükletebilir.
  • Fake sistem kilitleme. Tek tıklama ile karşı sistemi restart/yeniden başlat moduna geçmiş gösterip kilitleme. Kullanıcı fişten çekmediği sürece siz istemedikçe bilgisayarı kapatamaz, yeniden başlatamaz.
  • Karşı sistemin yeniden başlatılma talebinde masaustu ve bütün ekranı kapanıyor gibi gösterip kapanış sesini çalara kullanıcıyı bekletme. Kullanıcı sistemi kapatmak istediğinde siz izin vermezseniz windows kapanmaya çalışıyor gibi görünür ancak yonetim panelinden her türlü işlem yapılır.
  • Sistem servislerini yönetme
  • Outlook şifreleri çözme. (bütün outlook versiyonları outlook expressler dahil)
  • Otomatik güncelleme özelliği ile yakalanma durumunda kısa sürede otomatik güncelleme alma
Sadece 690 TL! Satın almak için iletişim formunu kullanabilirsiniz.


Ayrıca, iki farklı üst sürümü var:
Özel Trojan 990 TL: İstediğiniz isimle çalışıp, istediğiniz yere kopyalanır ve başlangıçta, msconfig'de, registry'de görünmez.
ÖZEL TROJAN 1490 TL: Görev yöneticisinde ve sistemin hiç bir yerinde görünmez.


Sürümler: 1200 TL: - Kimsenin bulamayacağı şekilde çalışır!> m3hm3t. 1750 TL: %100 gizlidir, RAM'de çalışır ve bentrojanim.exe olarak çalışsa dahi hiç bir yerde görünmez.

Wardom.Com.TR bir bilgisayar güvenliği sitesidir; hack konuları bilgisayar güvenliğinin ve bilgisinin uç noktaları olduğundan dolayı, kullanıcıları bu konularda bilgilendirmek ve güvenliklerini arttırmak için yazılmaktadır.

Geri Dön   Wardom.Com.TR > Milli ve Dini Unsurlar > Dini Unsurlar > Hadisler
Üye Ol Sözlük Üye Listesi Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Konu Başlıkları: deryasi hadisi serif
Üye Olmadan Yorum Yazmak İçin Tıklayın!
Hadis-i Şerif Deryası konusundaki toplam yorum: 92, okunma sayısı: 4270.
 
Eski 27-12-2009, 00:46   #1
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,984
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow Hadis-i Şerif Deryası

Allahümmesalli Ala Seyyidina Muhammedin Ve Ala Ali Seyyidina Muhammed

1-Ubâde b. es-Sâmit radiyallahu anh'dan:
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Kim Allah'tan başka hiçbir ilâh bulunmadığına, O'nun bir olduğuna, ortağı olmadığına, Muhammed'in de O'nun kulu ve Resûlü olduğuna, İsa'nın da Allah'ın kulu ve resûlü, Meryem'e ilkâ ettiği kelimesi ve rûhu olduğuna, cennet ve cehennemin de hak olduğuna şehâdet ederse, ameli ne olursa olsun, Allah onu mutlaka cennete koyar."
Buhari ve Müslim-Büyük Hadis Külliyatı

Sahih olan bu hadisin asl-ı senedi: Umeyr b. Hânî an Cünâde bin Ebî Umeyye an Ubâde.
Bu hadisi Buhârî (IV, 139; enbiyâ 48) ve Müslim (imân 46) tahrîc ettiler.

2-İbn Ömer radiyallahu anh'dan:
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "İslâm, beş esas üzerine kurulmuştur: Allah'ın birliğine inanmak, namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucunu tutmak, hacca gitmek."
Bunun üzerine bir adam (İbn Ömer'e) dedi ki: "Rivayetin sıralaması, hacca gitmek ve Ramazan orucunu tutmak şeklinde değil midir?" deyince İbn Ömer: "Hayır; Ramazan'ın tutulması ve hacca gidilmesi şeklindedir. Ben bunu Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem'den böyle işittim."
Müslim-Büyük Hadis Külliyatı
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333683
Bu lafız Müslim'e aittir (Sahîh, imân no. 19, s. 45). Asl-ı senedi şöyledir: Ebû Mâlik el-Eşca'î an Sa'd b. Ubeyde an İbn Ömer.
3-Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan:
Allah resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"İman yetmiş küsür şubedir."
Büyük Hadis Külliyatı
Sahih olan bu hadisin asl-ı senedi şöyledir: Abdullah b. Dînâr an Ebî Sâlih an Ebî Hureyre.
Bunu tahrîc edenler: Buhârî (iman 3, I, 8), Müslim (iman 57-8, s. 63), Ebû Dâvud (no. 4676), Tirmizî (no. 2614), Nesâî (iman 16, VIII, 110) ve İbn Mâce (no. 57).

Estergon Beyinde Kurallarda Söylediği gibi Kaynağı kesin olan hadisleri paylaşırsak sevinirim...Saygılarımla...

Düzenleyen NeCoLaS : 27-12-2009 at 03:04. Sebep: imla
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Görüntülediğiniz konu içerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Wardom Internet Adresimizde 5651 Sayılı Kanunun 8. Maddesine ve T.C.Knın 125. Maddesine göre yayınlanmakta olup içeriğinden yazarı sorumludur. Bu konu hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için webmaster \@wardom.org adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) gün içerisinde Wardom yönetimi olarak tarafımızca gereken işlemler yapılacak ve avukatlarımız size dönüş yapacaktır.
Eski 27-12-2009, 00:47   #2
-MaTRaX
1st Class WarrioR
 
-MaTRaX's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Jan 2009
Üye numarası: #307079
Yer: - Burda biyerlerde -
Mesaj sayısı: 1,175
Karma etkisi: 11015 -MaTRaX seviye: 2000-MaTRaX seviye: 2000-MaTRaX seviye: 2000-MaTRaX seviye: 2000-MaTRaX seviye: 2000-MaTRaX seviye: 2000-MaTRaX seviye: 2000-MaTRaX seviye: 2000-MaTRaX seviye: 2000-MaTRaX seviye: 2000-MaTRaX seviye: 2000
Karma: 1101075
1stClass Üye 
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder

Teşekkürler , Allah razı olsun Syn Necolas
-MaTRaX Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 27-12-2009, 00:49   #3
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,984
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder

Bişi deil kardeşim...
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 27-12-2009, 02:52   #4
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,984
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow

Ömer b. Hattâb rivâyet etmiştir: Peygamberimiz(s.a.v) buyuruyor ki:
"Ameller, ancak (onları işleyenlerin) niyetlerine göre değerlendirilirler. Herkes amel işlerken niyetinde ne varsa ancak onu elde eder. Allah ve Resûlünün rızasını kazanmak niyetiyle hicret eden bir kimse, Allah ve Resûlünün rızasını kazanır; dünya malını elde etmek niyetiyle hicret eden bir kimse dünya malını elde eder; aynen bunun gibi bir kadını nikâh etmek niyetiyle hicret eden bir kimse de bu niyetinin karşılığı olarak o kadını nikâh eder."
Hz. Âişe (R.A.) rivâyet etmiştir: Peygamberimiz(s.a.v) buyuruyor ki:
Savaşmak için Kâbe'ye yürüyen bir ordu, bitkisiz bir yere geldiği zaman yok edilir. (Bunun üzerine) Hz. Âişe sorar:
"Ey Allah'ın Resûlü, niçin hepsi yok ediliyor? Çünkü o ordunun içinde, ticaret niyetiyle yola çıkanlar bulunduğu gibi, savaşmak niyetinde olmadığı halde yollarda orduya katılanlar da vardır."

Allah'ın Resûlü (şöyle cevap verir):
"Hepsi yok edilir; sonra mahşer günü herkes kendi niyetine göre diriltilir"

BUHÂRİ VE MÜSLİM
Hz. Âişe (R.A.). rivayet etmiştir: Peygamberimiz(s.a.v) buyuruyor ki:
"Bir ülke fethedildikten sonra başka yere hicret etmek yoktur; ancak cihad etmek ve cihad niyetinde bulunmak vardır; cihad için çağrıldığınız zaman hemen gidiniz."
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333683
BUHÂRİ VE MÜSLİM
Riyazü's-Salihin 1-2-3.Hadis--İmam Nevevi
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 27-12-2009, 13:19   #5
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,984
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow Hadis Deryasi

İbn Ömer radiyallahu anh'dan:
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"İnsanlarla, Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna şehâdet getirinceye, namazı kılıncaya ve zekâtı verinceye kadar savaşmakla emrolundum. Bunları yaptıkları zaman, hem kanlarını, hem de mallarını benden korumuş olurlar; ancak İslâm'ın haklarından bir hak karşılığı olursa müstesnâ! Hesapları Allah'a kalmıştır."
Buhârî ve Müslim.
Ancak Müslim, rivayeti içinde "İslâmî haklardan bir hak karşılığı olursa müstesnâ!" kısmını zikretmemiştir.
Bu hadisin asl-ı senedi: Şu'be an Vâkıd bin Muhammed bin Zeyd bin Abdillah bin Ömer an ebîhî an Abdillah bin Ömer. Sahih olan bu hadisi Buhârî (iman 17, I, 11) ve Müslim (iman 36, s. 53) tahrîc ettiler.
Mâlik dedi ki:Bana ulaşan habere göre Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Size iki şey bıraktım, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece asla sapıtmazsınız: Allah'ın Kitâb'ı ve Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem'in sünneti."

Kezâ bunu Mâlik, Muvattâ'ında (kader no. 3, s. 899) aynen irâd etmiştir.
Enes radiyallahu anh'dan:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in hanımlarının evlerine üç grup insan geldi ve O'nun ibadetini sordular. Kendilerine O'nun ibadeti bildirilince, (kendi ibadetlerini) küçümseyerek şöyle dediler: "Biz nerede, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem nerede? Biz hiç O'nun gibi olabilir miyiz? O'nun yaptığı ve yapacağı günahların tümü bağışlanmıştır."
Biri şöyle dedi: "Ben bütün gece uyumayıp, namazla geçireceğim"; diğeri: "Ben hiç bozmaksızın her gün oruç tutacağım"; diğer biri ise: "Ben kadınlardan uzak duracağım, onlarla hiç evlenmeyeceğim" dedi.
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem geldi ve onlara: "Bu sözleri söyleyenler siz misiniz? Ben Allah'tan hepinizden daha çok korkarım ve O'ndan hepinizden daha çok çekinirim; ama ben (nâfile) orucu hem tutarım, hem tutmam, (nâfile) namazı hem kılarım, hem uyuduğum da olur. Hamınlarla da evlenirim. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse, benden değildir" buyurdu.

Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333683
Buhârî, Müslim ve Nesâî.
Lafız Buhârî'ye aittir. Bu hadisi Muhammed bin Ca'fer an Humeyd an Enes tarikiyle Buhârî (nikâh 1, VI, 116), Hammâd bin Seleme an Sâbit an Enes tarikiyle Müslim (nikâh no. 5, s. 1020) ve Nesâî (Nikâh 5/6, VI, 60) tahrîc ettiler. Müslim ile Nesâî'nin rivayetlerinde ayrıca "kimisi de: "Asla et yemeyeceğim" dedi" ibaresi ziyâde kılınmıştır. --Büyük Hadis Külliyatı
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 28-12-2009, 01:18   #6
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,984
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow

Ebû Abdullah Câbir İbni Abdullah el–Ensârî radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

– Bir defasında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte bir gazvede bulunuyorduk. Buyurdu ki:

– “Hastalıkları yüzünden Medine’de kalan öyle kimseler var ki, siz bir yolda yürüdüğünüz veya bir vâdiyi geçtiğinizde, onlar da sizinle birlikte gibidir.”

v Bir başka rivayete göre:

– “Sevap kazanmada size ortak olurlar” buyurdu


Enes radıyallahu anh şöyle dedi:

– Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile Tebük Gazvesi’nden döndüğümüz sırada şöyle buyurdu:

– “Medine’de bizden geride kalan öyle kimseler vardır ki, bir dağ yoluna, bir vâdiye girdiğimizde onlar da bizimle yürüyormuş gibi sevap kazanırlar. Çünkü onları birtakım mâzeretleri alıkoymuştur.”

* Bir önceki hadiste de anlatıldığına göre cihad niyetiyle mazeretlerinden dolayı savaşa katılamayanlar aynı sevaba ortak olmuş oluyorlar. Bir numaralı hadis zaten bunu en güzel biçimde açıklamıştı. Niyeti savaşa katılmak olduğu halde özürlerinden dolayı katılamayanlar aynı sevabı kazanmış oluyorlar. Bu işte mazeret ve niyet esastır. Tembellik yüzünden savaşa katılmayanlar Nisâ 4/95 nci Ayetin hükmüne girerler

Ebû Yezîd Ma`n İbni Yezîd İbni Ahnes radıyallahu anhüm –Ma`n de, babası Yezîd de, dedesi Ahnes de sahâbîdir– şöyle dedi:

Babam Yezîd sadaka vermek üzere yanına birkaç dinar aldı ve onları Mescid–i Nebevî de oturan birinin yanına koydu. Ben Mescid’e uğrayarak paraları aldım ve babama götürdüm.

Babam:

– Vallâhi ben onları sen alasın diye bırakmamıştım deyince, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına giderek durumu arzettim.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333683

Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

– “Yezîd! Sen niyet ettiğin sadaka sevabını kazandın. Ma`n! Aldığın para da senindir.”

* Nafile sadaka sadece Allah rızası için verilmelidir. Bu tür sadakalar kişinin yakınlarına da verilebilir. Farz olan zekat ve nafile sadakalar bir vekil vasıtasıyla da verilebilir. Kişi niyetine göre sevabını mutlaka alacaktır.
Riyazü's-Salihin 4-5-6.Hadis--İmam Nevevi
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 29-12-2009, 02:00   #7
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,984
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow

Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan:
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Birinizin kapısında günde beş kez yıkandığı bir nehrin aktığını görürseniz ne dersiniz? Kirinden eser kalır mı?"
"Hayır, kirinden hiçbir şey kalmaz; tertemiz olur" dediler.
"İşte beş vakit namaz da böyledir. Allah o namazlar sayesinde bütün hataları siler" buyurdu.
Buhârî, Müslim, Tirmizî ve Nesâî.
Bu hadisi Ahmed (II, 379), Dârimî (I, 267), Buhârî (salât 6, I, 134), Müslim (mesâcid no. 283, s. 462-3), Tirmizî (no. 2868), Nesâî (I, 230), İbn Hibbân (no. 1723) ve Beyhakî (III, 62; I, 361), Yezîd b. el-Hâd an Muh. b. İbrâhîm an Ebî Seleme an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Sa'd radiyallahu anh'dan:
İki erkek kardeş vardı; biri diğerinden kırk gün önce öldü. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin huzurunda onun faziletinden söz edildi; şöyle buyurdu:
"Diğeri müslüman değil miydi?"
"Evet" dediler.
"Namazının, öldükten sonra onu hangi dereceye ulaştırdığını biliyor musunuz? Namaz, birinizin kapısı önünde, suyu tatlı ve bol akan bir nehir gibidir. Kişi, o nehirde günde beş kez yıkanır. Nehrinde günde beş kere yıkanan kimsede bir kir görebilir misiniz? İşte bu yüzden, namazının o kişiyi hangi mertebeye eriştirdiğini siz bilemezsiniz" buyurdu.

Muvattâ
Mâlik (kasru's-salât no. 91, s. 174), bunu belâğan Âmir b. Sa'd'dan, o da babasından tahrîc etmiştir.
Ancak bu rivayeti Ahmed (I, 177) ve İbn Huzeyme (no. 310), İbn Vehb an Mahrame an ebîhî an Sa'd tarikiyle vasletmiştir. İsnâdı sahihtir. Heysemî'ye göre Ahmed'in ricâli Sahîh râvîleridir (Mecma' I, 294).


Humrân'dan:
Osmân radiyallahu anh, abdest aldı ve dedi ki: "Vallahi size bir hadis bildireceğim. Eğer Allah'ın kitabında bildiğim bir âyet olmasaydı size bu hadisi anlatmazdım. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu duydum: "Herhangi bir kişi mükemmel bir abdest alıp da namaz kılarsa, o kıldığı namazla gelecek namaz arasında yaptığı bütün günahları bağışlanır."
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333683
Urve dedi ki: Onun bahsettiği âyet şudur: "Gerçekten indirdiğimiz belgeleri ve doğru yolu Kitâp'ta insanlara açıkladıktan sonra gizleyen kimseler var ya, onlara hem Allah lânet eder, hem lânetçiler lânet eder." (Bakara, 2/159)
Buhârî, Müslim, Muvattâ ve Nesâî.
Lafız Müslim'e aittir. Asl-ı senedi şöyledir: Hişâm b. Urve an ebîhî an Humrân an Osmân.
Hadisi bu tarikten Mâlik (tahâret no. 29. s. 30), Müslim (tahâret no. 5, s. 205-6) ve Nesâî (tahâret 108/3, I, 91) tahrîc ettiler.
Kaynak: Büyük Hadis Külliyatı
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 29-12-2009, 18:46   #8
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,984
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow

7 - Peygamberimiz buyuruyor ki:
وَﻋَﻦْ اَﺑِﻰ ﻫُﺮَﻳْﺮَةَ ﻋَﺒْﺪِ اﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺑْﻦِ ﺻَﺨْﺮٍ رَﺿِﻰَ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻨْﻪُ ﻗَﺎلَ ﻗَﺎلَ رَﺳُﻮلُ اﻟﻠّٰﻪِ ﺻَﻠَّﻰ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ وَﺳَﻠَّﻢَ اِنَّ اﻟﻠّٰﻪ ﻟَﺎ ﻳَﻨْﻈُﺮُ اِﻟٰﻰ اَﺟْﺴَﺎﻣِﻜُﻢْ وَﻟٰﺎٓ اِﻟٰﻰ ﺻُﻮَرِﻛُﻢْ وَﻟٰﻜِﻦْ ﻳَﻨْﻈُﺮُ اِﻟٰﻰ ﻗُﻠُﻮﺑِﻜُﻢْ رَوَاهُ ﻣُﺴْﻠِﻢٌ
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333683
Râvilerden Ebû Hüreyre rivayet etmiştir:
"Allah, sizin vücudunuza ve dış görünüşünüze değil, kalblerinize bakar."

MÜSLİM

8 - Peygamberimiz buyuruyor ki:
وَﻋَﻦْ اَﺑِﻰ ﻣُﻮﺳٰﻰ ﻋَﺒْﺪِ اﻟﻠّٰﻪِ ﺑْﻦِ ﻗَﻴْﺲٍ اْﻟﺎَﺷْﻌَﺮِىِّ رَﺿِﻰَ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻨْﻪُ ﻗَﺎلَ ﺳُﺌِﻞَ رَﺳُﻮلُ اﻟﻠّٰﻪِ ﺻَﻠَّﻰ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ وَﺳَﻠَّﻢَ ﻋَﻦِ اﻟﺮَّﺟُﻞِ ﻳُﻘَﺎﺗِﻞُ ﺷَﺡَﺎﻋَﺔً وَﻳُﻘَﺎﺗِﻞُ ﺣَﻤِﻴَّﺔً وَﻳُﻘَﺎﺗِﻞُ رِﻳَﺎٓءً اَىُّ ذٰﻟِﻚَ ﻓِﻰ ﺳَﺒِﻴﻞِ اﻟﻠّٰﻪِ ﻓَﻘَﺎلَ رَﺳُﻮلُ اﻟﻠّٰﻪِ ﺻَﻞَّ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ وَﺳَﻠَّﻢَ ﻣَﻦْ ﻗَﺎﺗَﻞَ ﻟِﺘَﻜُﻮنَ ﻛَﻠِﻤَﺔُ اﻟﻠّٰﻪِ ﻫِﻰَ اﻟْﻌُﻠْﻴَﺎ ﻓَﻬُﻮَ ﻓِﻰ ﺳَﺒِﻴﻞِ اﻟﻠّٰﻪِ ﻣُﺘَّﻔَﻖٌ ﻋَﻠَﻴْﻪِ

Allah'ın Resûlüne, kahramanlık göstermek, vatan ve milletini korumak, gösteriş yapmak amacıyla vuruşanlardan hangisinin Allah yolunda olduğu soruldu. Allah'ın Resûlü cevap olarak şöyle buyurdu:
"Ancak Allah'ın dininin (İslâmın) yükselmesi için vuruşan Allah yolundadır."

BUHÂRİ VE MÜSLİM

9 - Peygamberimiz buyuruyor ki:
وَﻋَﻦْ اَﺑِﻰ ﺑَﻜْﺮَةَ ﻧُﻔَﻴْﻊِ ﺑْﻦِ اﻟْﺤَﺎرِثِ اﻟﺜَّﻘَﻔِﻰَّ رَﺿِﻰَ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻨْﻪُ اَنَّ اﻟﻨَّﺒِﻰَّ ﺻَﻠَّﻰ اﻟﻠّٰﻪ ﻋَﻠَﻴْﻪِ وَﺳَﻠَّﻢَ ﻗَﺎلَ اِذَا اﻟْﺘَﻘَﻰ اﻟْﻤُﺴْﻠِﻤَﺎنِ ﺑِﺴَﻴْﻔَﻴْﻬِﻤَﺎ ﻓَﺎﻟْﻘَﺎﺗِﻞُ وَاﻟْﻤَﻘْﺘُﻮلُ ﻓِﻰ اﻟﻨَّﺎرِ ﻗُﻠْﺖُ ﻳَﺎ رَﺳُﻮلَ اﻟﻠّٰﻪِ ﻫٰﺬَا اﻟْﻘَﺎﺗِﻞُ ﻓَﻤَﺎ ﻧَﺎلُ اﻟْﻤَﻘْﺘُﻮلِ ﻗَﺎلَ اِﻧَّﻪُ ﻛَﺎنَ ﺣَﺮِﻳﺼﺎً ﻋَﻠٰﻰ ﻗَﺘْﻞِ ﺻَﺎﺣِﺒِﻪِ ﻣُﺘَّﻔَﻖٌ ﻋَﻠَﻴْﻪِ
Râvilerden Ebû Bekre rivayet etmiştir:
"İki Müslüman (birbirlerini öldürmek amacıyla) kılıçları ile karşı karşıya gelirlerse, öldüren de, ölen de cehennemliktir."
Bunun üzerine ben:
"Ey Allah'ın Resûlü, öldüren, katil olacağı için cehennemliktir; ölen niçin cehennemlik oluyor?" diye sordum.
Allah'ın Resûlü şöyle buyurdu:
"O da arkadaşını öldürmeyi amaç edinmişti."

Riyazü's-Salihin 7-8-9.Hadis--İmam Nevevi
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 29-12-2009, 23:45   #9
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,984
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow

10 - Peygamberimiz buyuruyor ki;
وَﻋَﻦْ اَﺑِﻰ ﻫُﺮَﻳْﺮَةَ رَﺿِﻰَ اﻟﻠّٰﻪ ﻋَﻨْﻪُ ﻗَﺎلَ ﻗَﺎلَ رَﺳُﻮلُ اﻟﻠّٰﻪِ ﺻَﻠَّﻰ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ وَﺳَﻠَّﻢَ ﺻَﻠَﺎةُ اﻟﺮَّﺟُﻞِ ﻓِﻰ ﺟَﻤَﺎﻋَﺔٍ ﺗَﺰِﻳﺪُ ﻋَﻠٰﻰ ﺻَﻠَﺎﺗِﻪِ ﻓِﻰ ﺳُﻮﻗِﻪِ وَﺑَﻴْﺘِﻪِ ﺑِﻀْﻌًﺎ وَﻋِﺸْﺮِﻳﻦَ دَرَﺟَﺔً وَذٰﻟِﻚَ اَنَّ اَﺣَﺪَﻫُﻢْ اِذَا ﺗَﻮَﺿَّﺎَ ﻓَﺎَﺣْﺴَﻦَ اﻟْﻮُﺿُﻮءَ ﺛُﻢَّ اَﺗَﻰ اﻟْﻤَﺴْﺡِﺪَ ﻟَﺎ ﻳُﺮِﻳﺪُ اِﻟَّﺎ اﻟﺼَّﻠَﺎةَ ﻟَﺎ ﻳَﻨْﻬَﺰُهُ اِﻟَّﺎ اﻟﺼَّﻠَﺎةُ ﻟَﻢْ ﻳَﺨْﻂُ ﺧَﻄْﻮَةً اِﻟَّﺎ رُﻓِﻊَ ﻟَﻪُ ﺑِﻬَﺎ دَرَﺟَﺔٌ وَﺣُﻂَّ ﻋَﻨْﻪُ ﺑِﻬَﺎ ﺧَﻄِﻴﺌَﺔٌ ﺣَﺘَّﻰ ﻳَﺪْﺧُﻞَ اﻟْﻤَﺴْﺡِﺪَ ﻓَﺎِذَا دَﺧَﻞَ اﻟْﻤَﺴْﺡِﺪَ ﻛَﺎنَ ﻓِﻰ اﻟﺼَّﻠَﺎةِ ﻣَﺎ ﻛَﺎﻧَﺖِ اﻟﺼَّﻠَﺎةُ ﻫِﻰَ ﺗَﺤْﺒِﺴُﻪُ وَاﻟْﻤَﻠٰﺌِﻜَﺔُ ﻳُﺼَﻠُّﻮنَ ﻋَﻠٰﻰ اَﺣَﺪِﻛُﻢْ ﻣَﺎدَامَ ﻓِﻰ ﻣَﺡْﻠِﺴِﻪِ اﻟَّﺬِى ﺻَﻠَّﻰ ﻓِﻴﻪِ ﻳَﻘُﻮﻟُﻮنَ اَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ارْﺣَﻤْﻪُ اَﻟﻠَّﻬُﻢَّ اﻏْﻔِﺮْ ﻟَﻪُ اَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺗُﺐْ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻣَﺎ ﻟَﻢْ ﻳُﻮْٔذِ ﻓِﻴﻪِ ﻣَﺎ ﻟَﻢْ ﻳُﺤْﺪِثْ ﻓِﻴﻪِ ﻣُﺘَّﻔَﻖٌ ﻋَﻠَﻴﻪِ
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333683
Ebû Hüreyre rivayet etmiştir.
"Bir kimsenin cemaat ile (Mescidde) kıldığı namaz, evinde veya sokağında (tek başına) kıldığı namazdan yirmi derece daha üstündür. Eğer bir kimse güzelce abdest alır, sonra sadece namaz kılmak amacıyla mescide gelirse, mescide girinceye kadar attığı her adımına karşılık bir günah bağışlanır ve derecesi yükseltilir. "
Mescide girdiği zaman da namaz kılmak için durduğu sürece namazda imiş gibi sayılır. Namazını kıldığı yerden ayrılmadığı ve dünyaya ait bir işle ilgilenmediği takdirde melekler onun için şu duayı ederler:
Allah'ım, sen bu kuluna rahmet eyle; Allah'ım sen bu kulunun tevbesini kabul eyle."

BUHÂRİ VE MÜSLİM

11 - Peygamberimiz buyuruyor ki:
وَﻋَﻦْ اَﺑِﻰ اﻟْﻌَﺒَّﺎسِ ﻋَﺒْﺪِ اﻟﻠّٰﻪِ ﺑْﻦِ ﻋَﺒَّﺎسِ ﺑْﻦِ ﻋَﺒْﺪِ اﻟْﻤُﻄَّﻠِﺐِ رَﺿِﻰَ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻨْﻬُﻤَﺎ ﻋَﻦْ رَﺳُﻮلِ اﻟﻠّٰﻪِ ﺻَﻠَّﻰ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ وَﺳَﻠَّﻢَ ﻓِﻴﻤَﺎ ﻳَﺮْوِى ﻋَﻦْ رَﺑَّﻪِ ﺗَﺒَﺎرَكَ وَﺗَﻌَﺎﻟَﻰ ﻗَﺎلَ اِنَّ اﻟﻠّٰﻪَ ﻛَﺘَﺐَ اﻟْﺤَﺴَﻨَﺎتِ وَاﻟﺴَّﻴَّﺌَﺎتِ ﺛُﻢَّ ﺑَﻴَّﻦَ ذٰﻟِﻚَ ﻓَﻤَﻦْ ﻫَﻢَّ ﺑِﺤَﺴَﻨَﺔٍ ﻓَﻠَﻢْ ﻳَﻌْﻤَﻠْﻬَﺎ ﻛَﺘَﺒَﻬَﺎ اﻟﻠّٰﻪُ ﺗَﺒَﺎرَكَ وَﺗَﻌَﺎﻟَﻰ ﻋِﻨْﺪَهُ ﺣَﺴَﻨَﺔً ﻛَﺎﻣِﻠَﺔً وَاِنْ ﻫَﻢَّ ﺑِﻬَﺎ ﻓَﻌَﻤِﻠَﻬَﺎ ﻛَﺘَﺒَﻬَﺎ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋِﻨْﺪَهُ ﻋَﺸْﺮَ ﺣَﺴَﻨَﺎتٍ اِﻟَﻰ ﺳَﺒْﻌِﻤِﺎءَةِ ﺿِﻌْﻒٍ اِﻟَﻰ اَﺿْﻌَﺎفٍ ﻛَﺜِﻴﺮَةٍ وَاِنْ ﻫَﻢَّ ﺑِﺴَﻴَّﺌَﺔٍ ﻓَﻠَﻢْ ﻳَﻌْﻤَﻠْﻬَﺎ ﻛَﺘَﺒَﻬَﺎ اﻟﻠّٰﻪُ ﺗَﻌَﺎﻟَﻰ ﻋِﻨْﺪَهُ ﺣَﺴَﻨَﺔً ﻛَﺎﻣِﻠَﺔً وَاِنْ ﻫَﻢَّ ﺑِﻬَﺎ ﻓَﻌَﻤِﻠَﻬَﺎ ﻛَﺘَﺒَﻬَﺎ اﻟﻠّٰﻪُ ﺳَﻴَّﺌَﺔً وَاﺣِﺪَةً ﻣُﺘَّﻔَﻖٌ ﻋَﻠَﻴْﻪِ
Ebûl Abbas rivayet etmiştir:
"Allah, iyiliklerin ve kötülüklerin yazılmasını emir buyurdu;
sonra onları açıkladı:
Eğer bir insan bir iyilik yapmağa niyet eder de onu yapamazsa, Allah kendi katında o insan için tam bir iyilik yapmış gibi sevap yazar. Eğer, hem niyet eder, hem de iyiliği yaparsa on iyilik yapmış gibi sevap kazanır. Allah bu sevâbı yediyüze, hattâ daha fazlasına kadar yükseltir.
Eğer bir insan bir fenalık işlemeğe niyet eder, sonra da onu işlemekten vazgeçerse, Allah-u Teâlâ, kendi katında o insan için tam bir iyilik sevâbı yazar, eğer fenalık işlemeğe hem niyet eder, hem de onu işlerse, Allah o insan için bir günah yazar."


12 - Peygamberimiz buyuruyor ki
Ebû Abdurrahman rivayet etmiştir:
"Sizden önce yaşayanlardan üç kişi yola çıkmışlardı, geceyi geçirmek için bir mağaraya girmişlerdi. O sırada dağdan bir taş yuvarlanıp mağaranın ağzını kapattı. Bunu gören yolcular şöyle dediler:
- İyi amellerimize dayanarak Allah'a dua etmenin dışında bizi buradan hiçbir şey kurtaramaz.
Üç kişiden birisi şöyle dua etti:
"Allah'ım, benim çok yaşlı annem ve babam vardı. Onlardan önce aileme ve hayvanlarıma bir şey içirmezdim. Bir gün odun toplamak için dağa çıkmıştım. Çabuk dönemedim. Eve geldiğimde onların akşam yemeklerini hazırladım. Ancak onları uyumuş gördüm. Annemle babamı uyandırmayı ve ailemle onlardan önce akşam sütü içmeyi doğru bulmadım. Süt kabı elimde olduğu halde onların uyanmalarını gün ışıyıncaya kadar bekledim. Çocuklar ayaklarımın altında açlıktan kıvranıyorlardı. Sonunda annemle babam uyandılar ve sütlerini içtiler.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333683
Allah'ım, eğer bunu,senin hoşnutluğunu kazanmak için yapmış isem, bu taşın bize getirdiği belâyı bizden uzaklaştır."
Bu dua üzerine taş mağaranın ağzından biraz açıldı. Ancak çıkmak mümkün değildi.
Üç kişiden ikincisi şöyle dua etti:
"Allah'ım. amcamın bir kızı vardı. Onu diğer insanlardan daha çok seviyordum. Başka bir rivâyette şöyle denilmiştir: Bir erkek, bir kadını ne kadar çok severse, ben de onu o kadar seviyordum. Onun nefsine sahip olmak istedim. Ancak o bu isteğimi kabul etmedi. Bir kaç yıl sonra bir kıtlık olunca bana geldi. Kendide kabul etti. Böylece ona sahip olmak imkânı ortaya çıkınca,( başka bir rivayette, onunla birleşmek üzere iken) şöyle dedi:
"Allah'dan kork! Hakkın olmadığı halde namusumu kirletme! Bu sözü üzerine çok sevdiğim bir kız ile birleşmekten vazgeçtim. Verdiğim altınları kendisine bıraktım."
"Allah'ım, eğer bunu, senin hoşnutluğunu kazanmak için yapmış isem, bu taşın bize getirdiği belâyı bizden uzaklaştır."
Bu dua üzerine taş biraz daha açıldı. Ancak mağaradan çıkmak yine mümkün değildi.
Üç kişiden üçüncüsü de şöyle dua etti:
"Allah'ım, ücretle işçi çalıştırıyordum. Ücretlerini zamanında ödüyordum. Ancak işçilerden birisi ücretini almadan terk edip gitti. Onun ücretini (parasını) çalıştırdım. Zamanla malı çoğaldı. Bir süre sonra o işçi bana geldi ve:
"Ücretimi ver," dedi. Ben de:
"Şu gördüğün deve, öküz ve koyunlar... senin paranın işletilmesinden kazanılmışlardır. Hepsi senindir." dedim. İşçi:
"Ey Allah'ın kulu, benimle eğlenme!" dedi.
Bunun üzerine kendisine şöyle dedim:
"Seninle eğlenmiyorum. Gerçeği söylüyorum."
O zaman işçi mallarının hepsini alıp götürdü.
"Allah'ım, eğer bunu, senin hoşnutluğunu kazanmak için yapmış isem, bu taşın bize getirdiği belâyı bizden uzaklaştır."
Taş, mağaranın ağzından iyice açıldı. Onlar da yürüyerek çıktılar.

BUHÂRİ VE MÜSLİM
Kaynak: Riyazü-s Salihin 10-11-12.Hadis
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 30-12-2009, 13:46   #10
seherde
Daimi Üye
 
Kayıt Tarihi: Dec 2009
Üye numarası: #401273
Mesaj sayısı: 490
Karma etkisi: 63554 seherde seviye: 2000seherde seviye: 2000seherde seviye: 2000seherde seviye: 2000seherde seviye: 2000seherde seviye: 2000seherde seviye: 2000seherde seviye: 2000seherde seviye: 2000seherde seviye: 2000seherde seviye: 2000
Karma: 6355184

teşekkürler usta.....
seherde Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 30-12-2009, 15:56   #11
adalıkadir41
Banned
 
Kayıt Tarihi: Dec 2009
Üye numarası: #393748
Yer: kocaeli izmit
Mesaj sayısı: 2,859
Karma etkisi: 0 adalıkadir41 seviye: 2000adalıkadir41 seviye: 2000adalıkadir41 seviye: 2000adalıkadir41 seviye: 2000adalıkadir41 seviye: 2000adalıkadir41 seviye: 2000adalıkadir41 seviye: 2000adalıkadir41 seviye: 2000adalıkadir41 seviye: 2000adalıkadir41 seviye: 2000adalıkadir41 seviye: 2000
Karma: 8354327

paylaşımın için teşekkürler NeCoLaS
adalıkadir41 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 31-12-2009, 20:12   #12
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,984
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow

13 - Peygamberimiz buyuruyor ki:
وَﻋَﻦْ أَﺑٖﻰ ﻫُﺮَﻳْﺮَةَ رَﺿِﻰَ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻨْﻪُ ﻗَﺎلَ ﺳَﻤِﻌْﺖُ رَﺳُﻮلَ اﻟﻠّٰﻪِ ﺻَﻠَﻰ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ وَﺳَﻠَّﻢَ ﻳَﻘُﻮلُ وَاﻟﻠّٰﻪِ إِﻧِّﻰ ﻟَﺎَﺳْﺘَﻐْﻔِﺮُ اﻟﻠّٰﻪَ وَأَﺗُﻮبُ إِﻟَﻴْﻪِ ﻓِﻰ اﻟْﻴَﻮْمِ أَﻛْﺜَﺮَ ﻣِﻦْ ﺳَﺒْﻌٖﻴﻦَ ﻣَﺮَّةً رَوَاهُ اﻟْﺒُﺨَﺎرِىُّ
Ebû Hüreyre (R.A.) rivayet etmiştir:
"Allah'a yemin ederim ki, ben günde yetmiş defadan daha çok tevbe ediyor ve Allah'dan bağışlamasını diliyorum."
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333683
BUHÂRİ


14 - Peygamberimiz buyuruyor ki:
وَﻋَﻦِ اْﻟﺎَﻏَﺮِّ ﺑْﻦِ ﻳَﺴَﺎرٍ اﻟْﻤُﺰَﻧِﻰِّ رَﺿِﻰَ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻨْﻪُ ﻗَﺎلَ ﻗَﺎلَ رَﺳِﻮلُ اﻟﻠّٰﻪِ ﺻَﻠَﻰ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ وَﺳَﻠَّﻢَ ﻳَﺎٓ اَﻳُّﻬَﺎ اﻟﻨَّﺎسُ ﺗُﻮﺑُﻮا اِﻟَﻰ اﻟﻠّٰﻪِ وَاﺳْﺘَﻐْﻔِﺮُوهُ ﻓَﺎِﻧِّﻰ اَﺗُﻮبُ ﻓِﻰ اﻟْﻴَﻮْمِ ﻣِﺎءَةَ ﻣَﺮَّةٍ رَوَاهُ ﻣُﺴْﻠِﻢٌ
Eğarr b. Yesâr (R.A.) rivayet etmiştir.
"Ey insanlar, Allah'a tevbe ediniz ve bağışlanmanızı isteyiniz; ben günde yüz defa tevbe ediyorum."
MÜSLİM


15 - Peygamberimiz buyuruyor ki:
وَﻋَﻦْ اَﺑِﻰ ﺣَﻤْﺰَةَ اَﻧَﺲِ ﺑْﻦِ ﻣَﺎﻟِﻚٍ اْﻟﺎَﻧْﺼَﺎرِىِّ ﺧَﺎدِمِ رَﺳُﻮلِ اﻟﻠّٰﻪِ ﺻَﻠَﻰ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ وَﺳَﻠَّﻢَ رَﺿِﻰَ اﻟﻠّٰﻪِ ﻋَﻨْﻪُ ﻗَﺎلَ ﻗَﺎلَ رَﺳُﻮلُ اﻟﻠّٰﻪِ ﺻَﻠَﻰ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ وَﺳَﻠَّﻢَ ﻟَﻠّٰﻪُ اَﻓْﺮَحُ ﺑِﺘَﻮْﺑَﺔِ ﻋَﺒْﺪِهِ ﻣِﻦْ اَﺣَﺪِﻛُﻢْ ﺳَﻘَﻂَ ﻋَﻠَﻰ ﺑَﻌِﻴﺮِهِ وَﻗَﺪْ اَﺿَﻠَّﻪُ ﻓِﻰ اَرْضِ ﻓَﻠَﺎةٍ ﻣُﺘَّﻔَﻖٌ ﻋَﻠَﻴْﻪِ
Ebû Hamza Enes b. Mâlik el-ensâri (R.A.) rivayet etmiştir:
"Kulunun yapmış olduğu tevbesinden ötürü Hz. Allah'ın sevinci, sizden birinizin kimsesiz çölde devesini kaybedip sonra yeniden bulduğu zamanki sevincinden daha çoktur."
BUHÂRİ VE MÜSLİM

Kaynak: Riyazü-s Salihin 13-14-15.Hadis
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 01-01-2010, 22:42   #13
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,984
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow

16 -Peygamberimiz buyuruyor ki:
وَﻋَﻦْ اَﺑِﻰ ﻣُﻮﺳٰﻰ ﻋَﺒْﺪِ اﻟﻠّٰﻪِ ﺑْﻦِ ﻗَﻴْﺲٍ اْﻟﺎَﺷْﻌَﺮِىِّ رَﺿِﻰَ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻨْﻪُ ﻋَﻦِ اﻟﻨَّﺒِﻰِّ ﺻَﻠَّﻰ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ وَﺳَﻠَّﻢَ ﻗَﺎلَ اِنَّ اﻟﻠّٰﻪَ ﺗَﻌَﺎﻟَﻰ ﻳَﺒْﺴُﻂُ ﻳَﺪَهُ ﺑِﺎﻟﻠَّﻴْﻞِ ﻟِﻴَﺘُﻮبَ ﻣُﺴِﻰُٔ اﻟﻨَّﻬَﺎرِ وَﻳَﺒْﺴُﻂُ ﻳَﺪَهُ ﺑِﺎﻟﻨَّﻬَﺎرِ ﻟِﻴَﺘُﻮبَ ﻣُﺴِﻰُٔ اﻟﻠَّﻴْﻞِ ﺣَﺘَّﻰ ﺗَﻄْﻠُﻊَ اﻟﺸَّﻤْﺲُ ﻣِﻦْ ﻣَﻐْﺮِﺑِﻬَﺎ رَوَاهُ ﻣُﺴْﻠِﻢٌ
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333683
Ebû Mûsâ Abdullah b. Kays el-Eş'âri (R.A.) rivâyet etmiştir:
"Gündüz bir günah işleyenlerin tevbe etmeleri için, Allah geceleyin elini açar (edilen tevbeyi kabul eder); geceleyin bir günah işleyenlerin tevbe etmeleri için de gündüz elini açar. Bu durum, güneş battığı yerden doğuncaya (kıyamete) kadar devam eder."


17 -Peygamberimiz buyuruyor ki:
وَﻋَﻦْ اَﺑِﻰ ﻫُﺮَﻳْﺮَةَ رَﺿِﻰَ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻨْﻪُ ﻗَﺎلَ ﻗَﺎلَ رَﺳُﻮلُ اﻟﻠّٰﻪِ ﺻَﻠَﻰ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ وَﺳَﻠَّﻢَ ﻣَﻦْ ﺗَﺎبَ ﻗَﺒْﻞَ اَنْ ﺗَﻄْﻠُﻊَ اﻟﺸَّﻤْﺲُ ﻣِﻦْ ﻣَﻐْﺮِﺑِﻬَﺎ ﺗَﺎبَ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ رَوَاهُ ﻣُﺴْﻠِﻢٌ
Ebû Hüreyre (R.A.) rivâyet etmiştir:
"Kim güneş batıdan doğmazdan önce tevbe ederse, Allah onun tevbesini kabul buyurur."


18 - Peygamberimiz buyuruyor ki:
وَﻋَﻦْ اَﺑﻰ ﻋَﺒْﺪِ اﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﻋَﺒْﺪِ اﻟﻠّٰﻪِ ﺑْﻦِ ﻋُﻤَﺮَ ﺑْﻦِ اﻟْﺨَﻄَّﺎبِ رَﺿِﻰَ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻨْﻬُﻤَﺎ ﻋَﻦِ اﻟﻨَّﺒِﻰِّ ﺻَﻠَﻰ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ وَﺳَﻠَّﻢَ ﻗَﺎلَ اِنَّ اﻟﻠّٰﻪَ ﻋَﺰَّ وَﺟَﻞَّ ﻳَﻘْﺒَﻞُ ﺗَﻮْﺑَﺔَ اﻟْﻌَﺒْﺪِ ﻣَﺎ ﻟَﻢْ ﻳُﻐَﺮْﻏِﺮْ
رَوَاهُ اﻟﺘِّﺮْﻣِﺬِىُّ وَﻗَﺎلَ ﺣَﺪِﻳﺚٌ ﺣَﺴَﻦٌ

Ömer b. Hattâb'ın oğlu Abdurrahman(R.A.) rivâyet etmiştir:
"Hz. Allah, bir kulun can çekişmeye başlamazdan önceki tevbesini kabul eder."
TİRMİZİ

Kaynak: Riyazü-s Salihin 16-17-18.Hadis
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 02-01-2010, 20:03   #14
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,984
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow

19 - Peygamberimiz buyuruyor ki:

Râvilerden Zirr b. Hubeyş anlatıyor:
"Mestlere nasıl mesh edileceğini öğrenmek için Safvân b. Assal'ın (R.A.) yanına gittim. Bana:
"Ey Zirr, niçin geldin?" diye sordu. Ben de:
"İlim öğrenmek için geldim." diyerek cevap verdim.
Bunun üzerine o şöyle dedi:
"Melekler, ilim öğrenmek isteyen kişinin bu isteğinden hoşlandıkları için üzerine kanatlarını gererler."
Ben dedim ki:
"Abdest bozulduktan sonra meste meshetmek işi kalbimi rahatsız etti. Siz. Allah'ın Resûlü'nün Ashabından olduğunuz için bu mevzuda onun bir şey söylediğini duymuşsunuzdur."
Safvan şöyle dedi:
"Evet, seferde veya misafir bulunduğumuzda (Râvi bunlardan biri üzerinde şüphe ediyor) cünüplük halinin dışında, üç gün ve üç gece mestlerimizi çıkarmamamızı, abdest bozulduktan ve uykudan sonra abdest alırken mest üzerine meshetmemizi bize emrederdi."
"Sevgi hakkında bir şey söylediğini işittiniz mi?" diye sordum. Şöyle cevap verdi:
"Evet, işittim. Allah'ın Resûlü ile bir seferde beraberdik. O nun yakınında bulunduğumuz bir sırada bir Arap, yüksek sesle:
"Yâ Muhammed, diyerek seslendi. Allah'ın , Resûlü de onunkine yakın bir sesle:
"Evet, buradayım." diye cevap verdi. Arab'a dönüp:
"Allah'ın Resûlü'nün huzurunda bulunuyorsun, sesini alçalt, çünkü yüksek sesle bağırmaktan men edildin," dedim.
Arap:
"Asla alçaltmam." dedi. Sonra Allah'ın Resûlüne şunu sordu:
"Rütbelerine erişemediği bir topluluğu seven kimse hakkında ne buyurursunuz?"
Allah'ın Resûlü:
"Kişi kıyamet günü sevdiği ile beraberdir," buyurdu. Safvân b. Assâl sözüne devam ederek şunları söyledi:
"Mağribte bir kapı vardır. Bu kapının genişliği kırk veya yetmiş yıllık yoldur; veyahud atlı bir insan o kapının bir tarafından diğer tarafına kırk veya yetmiş yılda varır."
Şam râvilerinden olan Süfyan şöyle dedi:
"Hz. Allah gökleri ve yeri yarattığı zaman, o kapıyı da tevbe için açık olarak yaratmıştır. Güneş batıdan doğuncaya (kıyamete) kadar o kapı kapanmayacaktır."
TİRMİZİ


20 - Peygamberimiz buyuruyor ki:

Ebû Said Sa'd b. Mâlik b. Sinan el-Hudri (R.A.) rivâyet etmiştir:
"Sizden önce yaşayanlar arasında bir adam vardı. Doksan dokuz kişi öldürmüştü. Sonra, (Yer yüzünün en büyük âlimi kimdir?) diye soruşturdu. Ona bir râhip gösterildi. Râhibin yanına gitti ve şunu sordu
"Doksan dokuz adam öldürdüm, tevbe etsem kabul olur mu?"
Râhip cevap verdi:
"Senin tevben kabul olunmaz."
Bunun üzerine adam râhibi de öldürdü, böylelikle yüz kişiyi öldürmüş oldu. Sonra; yeryüzünün en büyük âlimi kimdir? diye araştırdı. Ona âlim bir kimseyi gösterdiler. Alimin yanına gidip:
"Yüz kişi öldürdüm, tevbe etsem kabul olur mu?" dedi. Âlim şöyle cevap verdi:
"Evet, seninle tevbe arasında kim engel olabilir? Falan yere git. orada Allah'a ibâdet eden insanlar vardır, sen de onlarla beraber Allah'a dua et, artık kendi köyüne dönme; çünkü orası kötü bir yerdir."
Âlimin bu cevabı üzerine adam yola çıktı; ancak yolun yarısına vardığı zaman öldü. Rahmet melekleri ile azap melekleri bu adam üzerinde tartışmaya giriştiler. Rahmet melekleri:
"Bu adam, candan tevbe ederek ve kalbini Allah'a yönelterek geldi." dediler.
Azap melekleri:
"Bu adam, hiçbir iyilik yapmamıştır," diyerek karşılık verdiler. Bu konuşmalardan sonra insan kılığında bir melek bunların yanına geldi. Melekler onu kendi aralarında hakem kabul ettiler.
Melek şöyle dedi:
"İki taraf arasındaki uzaklığı karşılaştırınız, hangi tarafa daha yakın ise adam o tarafındır."
Bunun üzerine her iki tarafın uzaklığını ölçtüler; adamın varacağı yeri daha yakın buldular. Bu yüzden adamı rahmet melekleri aldılar.
BUHÂRİ VE MÜSLİM
Başka bir rivâyette: "O adam, insanları iyi olan köye bir karış daha yakın bulunduğu için o köy insanlarından kabul edildi."
Başka bir rivâyette: "Allah, öteki köye uzaklaşmayı, beriki köye de yakınlaşmayı işaret etti ve ondan sonra meleklere:
"İki köy arasındaki uzaklığı karşılaştırınız," dedi. Karşılaştırma sonunda, insanları iyi olan köye bir karış daha yakın bulunduğu için adam bağışlandı.
Daha başka bir rivâyet de şöyledir: "Göğsü ile insanları iyi olan köye doğru yönelerek ötekinden uzaklaştı."


21 - Peygamberimiz buyuruyor ki:

Râvilerden Abdullah b. Kâ'b anlatıyor:
Kâ'b bin Mâlik'i, Tebük gazâsında Allah'ın Resûlü'nden ayrı kaldığını anlatırken dinledim. Şöyle diyordu:
"Allah'ın Resûlü'nden Tebük gazâsının dışında başka hiçbir gazâda ayrı kalmamıştım. Bedir gazâsına katılmamıştım; ancak bu gazâya katılmayanlar ayıplanmamışlardı. Çünkü, Allah'ın Resûlü ve Müslümanlar Kureyş'in ticaret kervanını takip etmek amacı ile yola çıkmışlardı. Allah, Müslümanları birden düşmanları ile bir araya getiriverdi. (Bu savaşta bulunmadım) ancak, Akabe gecesinde İslâm üzerine söz verirken Allah'ın Resûlü'nün yanında idim. Bedir savaşı insanlar arasında her ne kadar Akabe gecesinden daha meşhur ise de, Akabe'de bulunacağıma" Bedir savaşında bulunsaydım demedim. Tebük gazvesinde Allah'ın Resûlü'nden ayrı kalmama sebep olan hikâye şöyledir:
Mal ve zaman bakımından, hiçbir zaman Tebük gazvesinde Allah'ın Resûlü'nden ayrılıp kaldığımdakinden daha müsait değildim. Çünkü Tebük gazvesine kadar iki binek sahibi değildim. Bu gazve sırasında ise iki bineğim vardı. Allah'ın Resûlü bu gazâdan önce, herhangi bir yere gazâ maksadı ile gittiğinde gidilecek yeri bildirmez, başka bir yere gider gibi davranırdı. Tebük gazvesine çıkarken ise böyle davranmadı. Gidecek yer uzak, mevsim şiddetli sıcak ve savaşılacak ordu büyük olduğu için meseleyi baştan açıkladı. Savaşın büyüklüğüne göre gereken hazırlığın yapılabilmesi için Müslümanları durumdan haberdar etti. Allah'ın Resûlü'nün yanında Müslümanlar çok fazla idi ve bunların adları bir listeye yazılmamışlardı.
Kâ'b sözlerine şöyle devam etti:
İnsan, asker arasından kaçan bir kimsenin, bu mevzuda bir vahy gelmedikçe, bu işin gizli kalacağını düşünebilirdi.
Az önce de söylendiği gibi Allah'ın Resûlü, Tebük gazvesini, meyvelerin olgunlaştığı ve gölgelerin arandığı sıcak bir mevsimde yapmıştı. Ben de bunları çok seviyordum. Allah'ın Resûlü ile birlikte Müslümanlar hazırlanmağa başladılar. Ben de gazâya hazırlık yapmak için çıkar, fakat önemli bir iş yapmadan geri döner ve kendi kendime şöyle düşünürdüm: Bu işi istediğim zaman yapabilirim. Oysa daha hiçbir hazırlık yapmış değildim. Bir sabah gazâya hazırlık yapmak için yine çıktım; ancak bir şey yapma dan geri evime döndüm. Bu davranışım bir süre devam etti. Müslümanlar savaşa erişmek için acele etmişler, fakat henüz vuruşmaya başlamışlardı. O sırada yola çıkıp onlara erişmeyi düşündüm. Keşke bunu yapmış olsaydım; ancak bunu da yapamadım. Allah'ın Resûlü Tebük gazâsına çıktıktan sonra insanlar arasında dolaşırken kendime arkadaş olarak sâdece münafıklık damgasını alanlar ile özürleri yüzünden gazâya gidemeyen âcizleri görüyordum, bu bana üzüntü veriyordu. Allah'ın Resûlü, Tebük'e ulaşıncaya kadar beni aramamış, oraya vardıklarında topluluk içinde otururken:
"Ka'b b. Mâlik ne yaptı?" diye sormuş. Bu soru üzerine Beni Selime'den bir adam:
"Elbiselerine ve endamına bakarak gururlanması onun gazâya çıkmasını engelledi." demiş.
Adamın bu sözü üzerine Muaz b. Cebel:
"Ne kötü söz söyledin!" demiş. Sonra Allah'ın Resûlü'ne dönerek:
"Ey Allah'ın Resûlü, Allah'a yemin ederim ki, Kâ'b b. Mâlik hakkında iyilikten başka bir şey bilmiyoruz." demiş.
Bu söz üzerine Allah'ın Resûlü susmuş. Bu durumda iken beyaza sarılmış serap içinde dalgalanan bir adam görmüş ve:
"Ebû Haysem'e olaydı." demiş. Az sonra ne görsün, beyaza sarılmış adam gerçekten Ensar'dan Ebû Hayseme imiş. Ebû Hayseme, münafıklar kendisiyle eğlendikleri bir sırada, bir sa' hurma sadaka veren zattır.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333683
Kâ'b sözlerine söyle devam etti:
"Allah'ın Resûlü'nün Tebük'ten dönüp Medine'ye doğru gelmekte olduğunu öğrendiğim zaman bütün varlığımı kaplayan bir üzüntü duydum. Birtakım yalanlar uydurmağa başladım; kendi kendime, Allah'ın Resûlü'nün öfkesinden nasıl kurtulacağım, dedim. Ailemden bu mevzuda bana yardımı dokunabilecek olanlara başvurdum. Daha önce uydurduğum bütün yalanlar, Allah'ın
Resûlü geliyor, denildiği zaman kafamdan dağılıp gittiler. Sorunda bu yalanlardan hiçbiri ile Allah'ın Resûlü'nden asla kurtulamıyacağımı anladım. Ona gerçeği söylemeğe karar verdim. Allah'ın Resûlü dönüp geldi. O yolculuktan döndüğü zaman önce Mescid'e gider, orada iki rek'at namaz kılar, sonra da halkın işlerini görüşmek için beklerdi. Tebük gazâsına katılmayanlar Allah'ın Resûlü'nün yanına gelip özürlerini söylediler ve inandırmak için yemin ettiler. Bunlar yaklaşık seksen kişi idiler. Allah'ın Resûlü bunların görünüşte ileri sürdükleri özürlerini kabul edip kendileriyle biat etti; onlar için mağfiret diledi ve içyüzlerini Allah'a havale etti. Ben de geldim. Selâm verdiğim zaman dargın kimse gibi gülümsedi. Sonra:
"Gel," dedi. Yürüyerek yanına vardım ve önünde oturdum. Bana şunu sordu:
"Niçin gazâdan geri kaldın? Binek satın almamış mıydın?"
Ben de şöyle cevap verdim:
"Ey Allah'ın Resûlü, Allah'a yemin ederim ki, sizden başka herhangi bir kimsenin yanında bulunsaydım özür dileyerek onun öfkesinden kurtulabileceğimi zannediyorum; çünkü söz söylemesini iyi bilirim. Allah'a yemin ederek biliyorum ki, bugün yalan söyleyerek sizi memnun etsem de Allah sizi bana gücendirebilir. Doğrusunu söylersem sizin bana kızacağınızı da biliyorum. Ancak yine de ben doğru söyleyeceğim ve Allah'tan hayırlı bir sonuç bekleyeceğim. Yemin ederim ki, gazâya çıkmamak için hiçbir özrüm yoktu. Şimdiye kadar hiçbir zaman, sizden ayrılıp evimde kaldığım zamankinden daha güçlü ve daha zengin değildim. Allah'ın Resûlü:
"İşte bu doğru söyledi. Şimdi kalk, hakkında Allah'ın hükmü vahy edilinceye kadar bekle." buyurdu. Ben de kalktım. Beni Selime'den birçok insan arkama takıldılar ve bana şöyle dediler:
"Allah'a yemin ederiz ki, daha önce hiçbir suç işlemediğinizi biliyoruz. Tebük gazasına katılmayan başkaları gibi Allah'ın Resûlüne bir özür beyan edemediğin için sana yazıklar olsun. Suçunun bağışlanması için Allah'ın Resûlü'nün mağfiret dilemesi yeterli idi. Beni o kadar çok ayıpladılar ki, bir ara Allah'ın Resûlü'ne dönüp daha önce yalan söylediğimi bildirmeyi düşündüm. Sonra onlara şunu sordum:
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333683
"Benimle birlikte aynı cezaya uğrayan başka biri var mı?"
"Evet, senin gibi cevap verdikleri için aynı cezaya uğramış iki kişi daha vardır." dediler. Onların kimler olduğunu sordum. Rebîa oğlu Mürâret'ül-Amirî ile Hilâl b. Ümeyyetü'l-Vâkıfî olduğunu bildirdiler. Bedir savaşında Allah'ın Resûlü'nün yanında hazır bulunmuş ve şimdi bana örnek olabilecek bu iki iyi insanı gösterdiler. Bunları söyledikleri zaman yürümeye devam ettim. Allah'ın Resûlü; insanlara, aralarında kendim de bulunduğum bu üç kişi ile konuşmayı yasakladı.
Kâ'b sözlerine şöyle devam etti:
"Bundan sonra insanlar, bizden uzak durdular, bize karşı ilgisiz davrandılar. O kadar ki, doğup büyüdüğüm yer bana yabancı gelmeğe başladı. Tanıdığım bir memleket olmaktan çıktı. Elli gün bu şekilde yaşadık. Diğer iki arkadaşım da ortalıkta görünmez oldular, üzüntü içinde kalıp evlerinden. çıkamaz hale geldiler. Ben, onlardan daha genç ve sağlıklı olduğum için evimden çıkıyor, câmide cemâatle namaz kılıyor ve çarşıda geziniyordum;
fakat kimse benimle konuşmuyordu. Allah'ın Resûlü'nün yanına gelir ve namazdan sonra kaldığı yerde ona selâm verir ve kendime. acaba selâmımı aldı mı, dudaklarını kımıldattı mı, diye gizlice bakıyordum. Allah'ın Resûlüne yakın yerde namaz kılıyor ve namaz içinde ona bakıyordum. Namaza başladığında kendilerinin de bana baktığını ve gözgöze gelmemek için yüzünü çevirdiğini görüyordum. Müslümanların bu şekilde benimle ilgilerini koparmaları uzun bir süre devam edince, çok sevdiğim amca oğlum Ebû Kutade'ye gittim. Bahçesinin duvarını atlayıp, kendisine selâm verdim. Allah'a yemin ederim ki selâmımı almadı.. Kendisine şöyle dedim:
"Ey Ebû Kutâde, Allah için söyle, Allah'ı ve Resûlünü ne kadar çok sevdiğimi biliyor musun? Cevap vermedi. Sözümü tekrar ettim ve: "Allah için sana soruyorum," dedim. Yine cevap vermedi. Sözümü yine tekrar ettim ve: "Allah için sana soruyorum". dedim.
Bunun üzerine şöyle dedi:
"Allah ve Resûlü daha iyi bilirler."
Bu cevabı üzerine gözlerim yaş ile dolup taştı, geriye dönüp duvardan atlayarak oradan uzaklaştım.
Bir gün Medine çarşısında geziniyordum. Şam kıptîlerinden Medine'ye yiyecek satmak için gelen birisi:
"Kâ'b b. Mâlik'i bana kim gösterir?" diye soruyordu. Halk da beni gösterdi. Yanıma gelince bana Gassân Melikî'nin mektubunu verdi. Okuyup yazma bilenlerden olduğum için mektubu okudum. Mektupta şunlar yazılı idi:
"Efendinizin size karşı üzücü davranışlarda bulunduğuna öğrendim. Allah, sizi hakkın çiğnendiği ve insan kıymetinin takdir edilmediği bir yerde yaşamak zorunda bırakmasın. Yanımıza gel, size ikramda bulunuruz."
Mektubu okuyunca kendi kendime bu da bir belâdır, dedim ve mektubu ateşe atıp yaktım.
Hakkımızdaki vahy gecikip de elli günden kırkı geçince Allah'ın Resûlü'nün elçisi geldi ve şöyle dedi :
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333683
"Allah'ın Resûlü size eşinizden ayrı oturmanızı emrediyor."
Ben de,
"Ne yapayım, eşimi boşayayım mı?" diye sordum.
"Hayır, eşinden ayrı oturacaksın, ona yanaşmayacaksın,"
diye cevap verdi. Allah'ın Resûlü iki arkadaşıma da aynı emri gönderdi. Bu emir üzerine eşime, annesi ve babasının yanına gitmesini söyledim ve bu iş hakkında vahy gelinceye kadar ailesinin yanında oturması gerektiğini bildirdim.
Hilâl b. Ümeyye'nin eşi Allah'ın Resûlü'nün yanına gelip, "Ey Allah'ın Resûlü, Hilâl b. Ümeyye güçsüz kalmış bir ihtiyardır, kendisine bakacak bir hizmetçisi de yoktur. Ona hizmet edersem, darılmaz mısınız?" diye sordu. Allah'ın Resûlü,
"Hayır, darılmam, fakat sana yaklaşmasın," dedi. Kadın;
"Allah'a yemin ederim ki, onun kımıldamaya bile gücü yoktur. Allah'a yemin ederim ki, başına gelen o olaydan beri durmadan ağlıyor," dedi.
Kâ'b sözüne şöyle devam etti:
"Yakınlarımdan bazıları bana söyle dedi: "Allah'ın Resûlü'nden eşinin yanında kalması için İzin isteseydin olmaz mıydı? Hilâl b. Ümeyye'ye hizmet etmesi için zevcesine izin verilmiştir. Sen de zevcenin yanında kalması için Allah'ın Resûlü'nden izin isteseydin." Ben de onlara şöyle dedim:
"Ben gencim, bu hâlimle eşimin yanımda kalması için Allah'ın Resûlü'nden izin istersem bilmem ki bana ne der?"
On gün eşimden ayrı kaldım; halkın bizimle konuşmaları yasaklandığından beri elli gün geçti. Ellinci gecenin sabahında evlerimizden birinin damında sabah namazını kıldım. Allah'ın bizi andığı tarzda canım sıkıldığı ve çok geniş olmasına rağmen yeryüzü bana dar geldiği halde otururken Sel dağında birisinin yüksek sesle bağırdığını duydum. Şöyle diyordu:
"Ey Mâlik'in oğlu Kâ'b, müjdeler olsun."
Bunu duyunca kurtuluş gününün geldiğini anladım ve şükür için secdeye kapandım.
Allah'ın Resûlü, sabah namazını kıldıktan sonra, tevbemizin
Allah tarafından kabul buyurulduğunu insanlara bildirdi. Onlar da bu sevinçli haberle koşup bize geldiler. Aynı sevinçli haber iki arkadaşıma da ulaştırıldı. Bana, birisi at ile,diğeri yaya olmak üzere iki adam koştu. Yaya olan Eslem dağına çıkıp seslendi. Sesini duyduğum adâm gelip bana müjdeyi verince, üzerimdeki iki elbisemi de çıkarıp, müjdesine karşılık olmak üzere ona verdim. Allah'a yemin ederim ki, o gün de bu iki elbisemden başka elbisem yoktu. Emânet iki elbise aldım ve onları giydim. Allah'ın Resûlü'nü görmek arzusu ile yola çıktım. Halk bölük bölük beni karşılıyor, tevbemin kabülünü kutluyor ve Allah'ın bağışlaması sana kutlu olsun, diyorlardı.
Mescid'e girdiğimde, Allah'ın Resûlü, Müslümanların ortasında oturuyordu. Talha b. Übeydullah (R.A.) kalkıp koşarak yanıma geldi, elimi sıktı ve beni kutladı. Allah'a yemin ederim ki, Muhâcirlerden Talha'dan başka kimse kalkmadı. Kâ'b, Talha'nın bu nâzik davranışını hiç unutmazdı.
Kâ'b sözlerine söyle devam etti:
Allah'ın Resûlü'ne selâm verdiğim zaman sevincinden yüzü aydınlandı ve şöyle buyurdu:
"Dünyaya geldiğin andan beri üzerinden geçen günlerin en hayırlısı ile seni müjdelerim."
"Ey Allah'ın Resûlü, sizin tarafınızdan mı, yoksa Allah tarafından mı?" diye sordum.
"Benim tarafımdan değil, Yüce Allah katından" buyurdu.
Allah'ın Resûlü, sevindiği zaman yüzü daha da aydınlanır, hattâ ay parçası gibi olurdu ve biz bundan sevindiğini anlardık. Allah'ın Resûlü'nün yanına oturduğum zaman,
"Ey Allah'ın Resûlü, Tevbemi tamamlamak için bütün malımı Allah ve Resûlünün yolunda sadaka olarak dağıtacağım" dedim. Allah'ın Resûlü,
"Malından bir kısmını elinde bırakman senin için daha hayırlıdır" buyurdu. Ben de şöyle dedim:
"Ey Allah'ın Resûlü, Hayber'deki payımı elimde bırakacağım, Allah, beni doğruyu söylediğim için bağışladı. Hayatta kaldığım sürece amacım, doğruyu söylemek ve tevbemi tamamlamaktır."
Dediğim günden beri doğru sözlülük sâyesinde Allah'ın, kimseyi benden daha güzel şekilde mükâfatlandırdığını bilmiyorum. Yine Allah'a yemin ederim ki, Allah'ın Resûlü'ne bu sözleri söylediğim andan bugüne kadar, bilerek yalan söylemedim ve bundan sonra kalan ömrümde de Allah'ın beni yalan söylemekten koruyacağını umuyorum.
Kâ'b sözlerine şöyle devam etti:
Bunun üzerine Hz. Allah şöyle buyurdu:
"1 - Andolsun ki, Allah Peygambere içlerinden bir kısmı dönmek üzereyken ona uyan Muhacirlerle, Ensâr'a lütfedip tevbelerini kabul etti; çünkü o, çok esirgeyicidir ve çok merhametlidir. "
2 - (Tebük seferinden) geri bırakılan üç kişiyi de Allah bağışladı: Çünkü o derece bunalmışlardı ki yeryüzü bunca genişliği ile onlara dar gelmiş ve vicdanları kendilerini sıktıkça sıkmıştı.
Sonunda Allah'dan kurtuluşun ancak Allah'a sığınmakta olduğunu anlamışlardır. Bundan sonra Allah, onlar da eski hallerine dönsünler diye, tevbelerini kabul etti. Şüphesiz ki Allah, tevbeleri çok kabul edici, çok merhamet edicidir.
3 - Ey iman edenler, Allah'tan korkun ve doğrularla beraber olun. (Tevbe Sûresî, âyet: 117 - 119)
Kâ'b sözlerine şöyle devam etti:
"Allah'a yemin ederim ki, Allah beni İslâm nimetine kavuşturduktan sonra Allah'ın Resülü'nün huzûrunda doğru söylemek ile, yalan söyleyip helâk olanların durumuna düşmeyişimden daha üstün bir nimeti bana vermedi. Allah, kimseye söylemediği ağır sözü, yalan söyleyenler hakkında söyledi ve şöyle buyurdu:
"Onların yanlarına döndüğünüzde kendilerine ilişmemek için size Allah adı ile yemin ederler. Onlardan uzak durun; çünkü onlar murdardırlar. Yaptıklarının cezası olarak gidecekleri yer de cehennemdir, Onlardan hoşnud olmanız için size yemin ederler. Siz (onlardan) râzı olsanız da Allah fasıklardan râzı olmaz.
Kâ'b sözlerini şöyle tamamladı:
"Biz üçümüz diğerlerinden geriye bırakılmıştık. Allah'ın Resûlü onların yeminlerini kabul edip kendileriyle biât etti ve onlar için mağfiret diledi. Bizim işimizi de geri bıraktı. Sonunda Allah bu mevzuda yukarıda açıklandığı gibi hüküm verdi. Allah'ın buyurduğu bu ayrılıştan maksat, üç kişinin gazâdan geri kalmış olması değildir; belki Resûlü'ne yemin edip özür beyân edenlerin özürlerini kabul ettiği kimselerin işlerinden, bizim işimizi ayırıp geriye bırakmış olmasıdır"
BUHÂRİ VE MÜSLİM
Başka. bir rivâyet şöyledir:
Allah'ın Resûlü Tebük savaşına Perşembe günü çıktı; çünkü perşembe günü yola çıkmayı severdi.
Daha başka bir rivâyet de şöyledir:
Gündüzün ancak kuşluk zamanı seferden evine dönerdi. Seferden döndüğü zaman önce Mescid'e gider, iki rek'at namaz kılar ve sonra orada otururdu.

Kaynak: Riyazü-s Salihin 19.20.21.Hadisler
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 04-01-2010, 10:47   #15
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,984
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow

22 - Peygamberimiz buyuruyor ki:
وَﻋَﻦْ اَﺑِﻰ ﻧُﺡَﻴْﺪٍ ﻋِﻤْﺮَانَ ﺑْﻦِ اﻟْﺤُﺼَﻴْﻦِ اﻟْﺨُﺰَاﻋِﻰِّ رَﺿِﻰَ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻨْﻬُﻤَﺎ اَنَّ اﻣْﺮَاَةً ﻣِﻦْ ﺟُﻬَﻴْﻨَﺔَ اَﺗَﺖْ رَﺳُﻮلَ اﻟﻠّٰﻪِ ﺻَﻠَّﻰ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ وَﺳَﻠَّﻢَ وَﻫِﻰَ ﺣُﺒْﻠَﻰ ﻣِﻦَ اﻟﺰِّﻧَﺎ ﻓَﻘَﺎﻟَﺖْ ﻳَﺎ رَﺳُﻮلَ اﻟﻠّٰﻪِ اَﺻَﺒْﺖُ ﺣَﺪًّا ﻓَﺎَﻗِﻤْﻪُ ﻋَﻠَﻰَّ ﻓَﺪَﻋَﻰ ﻧَﺒِﻰُّ اﻟﻠّٰﻪِ ﺻَﻠَّﻰ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ وَﺳَﻠَّﻢَ وَﻟِﻴَّﻬَﺎ ﻓَﻘَﺎلَ اَﺣْﺴِﻦْ اِﻟَﻴْﻬَﺎ ﻓَﺎِذَا وَﺿَﻌَﺖْ ﻓَﺎْﺗِﻨِﻰ ﻓَﻔَﻌَﻞَ ﻓَﺎَﻣَﺮَ ﺑِﻬَﺎ ﻧَﺒِﻰُّ اﻟﻠّٰﻪِ ﺻَﻠَّﻰ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ وَﺳَﻠَّﻢَ ﻓَﺸُﺪَّتْ ﻋَﻠَﻴْﻬَﺎ ﺛِﻴَﺎﺑُﻬَﺎ ﺛُﻢَّ اَﻣَﺮَ ﺑِﻬَﺎ ﻓَﺮُﺟِﻤَﺖْ ﺛُﻢَّ ﺻَﻠَّﻰ ﻋَﻠَﻴْﻬَﺎ ﻓَﻘَﺎلَ ﻟَﻪُ ﻋُﻤَﺮُ ﺗُﺼَﻠِّﻰ ﻋَﻠَﻴْﻬَﺎ ﻳَﺎ رَﺳُﻮلَ اﻟﻠّٰﻪِ وَﻗَﺪْ زَﻧَﺖْ ﻗَﺎلَ ﻟَﻘَﺪْ ﺗَﺎﺑَﺖْ ﺗَﻮْﺑَﺔً ﻟَﻮْ ﻗُﺴِﻤَﺖْ ﺑَﻴْﻦَ ﺳَﺒْﻌِﻴﻦَ ﻣِﻦْ اَﻫْﻞِ اﻟْﻤَﺪِﻳﻨَﺔِ ﻟَﻮَﺳِﻌَﺘْﻬُﻢْ وَﻫَﻞْ وَﺟَﺪْتَ اَﻓْﻀَﻞَ ﻣِﻦْ اَنْ ﺟَﺎدَتْ ﺑِﻨَﻔْﺴِﻬَﺎ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻋَﺰَّ وَﺟَﻞَّ رَوَاهُ ﻣُﺴْﻠِﻢٌ
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333683
Râvilerden Ebû Nüceyd İmrân (R.A.) şöyle demiştir:
Zîna yaptığı için gebe kalmış, Cüheyne kabîlesinden bir kadın Allah'ın Resûlü'ne geldi ve şöyle dedi:
"Ey Allah'ın Resûlü, cezayı gerektiren bir iş yaptım, benim cezamı verin."
Bu itiraf üzerine, Allah'ın Resûlü emir verdi ve kadının elbisesi sıkıca bağlandı. Daha sonra Allah'ın Resûlü'nün emri ile kadın recm edildi. Allah'ın Resûlü, kadının cenaze namazını kıldı. Hz. Ömer (R.A.):
"Ey Allah'ın Resûlü, zina yapmış bir kadının cenaze namazını kıldınız" dedi. Bunun üzerine Allah'ın Resûlü şöyle buyurdu:
"O kadın öyle yürekten bir tevbe etmiştir ki, bu tevbe, Medine'de yetmiş kişiye bölünseydi hepsine bol bol yeterdi. Canını Allah için vermesinden daha üstün bir şey biliyor musun?"
MÜSLİM

23 - Peygamberimiz buyuruyor ki:
وَﻋَﻦِ اﺑْﻦِ ﻋَﺒَّﺎسٍ وَاَﻧَﺲِ ﺑْﻦِ ﻣَﺎﻟِﻚٍ رَﺿِﻰَ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻨْﻬُﻢْ اَنَّ رَﺳُﻮلَ اﻟﻠّٰﻪِ ﺻَﻠَّﻰ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ وَﺳَﻠَّﻢَ ﻗَﺎلَ ﻟَﻮْ اَنَّ ﻟِﺎﺑْﻦِ اٰدَمَ وَادِﻳًﺎ ﻣِﻦْ ذَﻫَﺐٍ اَﺣَﺐَّ اَنْ ﻳَﻜُﻮنَ ﻟَﻪُ وَادِﻳَﺎنِ وَﻟَﻦْ ﻳَﻤْﻠَﺎَ ﻓَﺎهُ اِﻟَّﺎ اﻟﺘُّﺮَابُ وَﻳَﺘُﻮبُ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻰ ﻣَﻦْ ﺗَﺎبَ ﻣُﺘَّﻔَﻖٌ ﻋَﻠَﻴْﻪِ
Râvilerden İbn-i Abbas ve Enes b. Mâlik (R.A.)rivayet etmişlerdir.
"İnsanoğlunun bir vâdi altını olsa ikincisini de ister. İnsanın ağzını topraktan başka bir şey doldurmaz. Kim tevbe ederse Allah onun tevbesini kabul buyurur."
BUHARİ VE MÜSLİM

24 - Peygamberimiz buyuruyor ki:
وَﻋَﻦْ اَﺑِﻰ ﻫُﺮَﻳْﺮَةَ رَﺿِﻰَ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻨْﻪُ اَنَّ رَﺳُﻮلَ اﻟﻠّٰﻪِ ﺻَﻠَّﻰ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ وَﺳَﻠَّﻢَ ﻗَﺎلَ ﻳَﻀْﺤَﻚُ اﻟﻠّٰﻪُ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ وَﺗَﻌَﺎﻟَﻰ اِﻟَﻰ رَﺟُﻠَﻴْﻦِ ﻳَﻘْﺘُﻞُ اَﺣَﺪُﻫُﻤَﺎ اْﻟﺎَﺧَﺮَ ﻳَﺪْﺧُﻠَﺎنِ اﻟْﺡَﻨَّﺔَ ﻳُﻘَﺎﺗِﻞُ ﻫٰﺬَا ﻓِﻰ ﺳَﺒِﻴﻞِ اﻟﻠّٰﻪِ ﻓَﻴُﻘْﺘَﻞُ ﺛُﻢَّ ﻳَﺘُﻮبُ اﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻰ اﻟْﻘَﺎﺗِﻞِ ﻓَﻴُﺴْﻠِﻢُ ﻓَﻴَﺴْﺘَﺸْﻬَﺪُ ﻣُﺘَّﻔَﻖٌ ﻋَﻠَﻴْﻪِ
Ebû Hüreyre (R.A.), rivayet etmiştir:
"Allah, biri, ötekini öldüren iki kişiden râzı olur; onların ikisi de Cennet'e giderler. Bu iki kişiden birisi; Allah yolunda savaşırken öteki tarafından şehid edilir. Kâtil olan öteki de Müslüman olup tevbe eder; daha sonra da Allah uğrunda savaşırken şehid olur."
BUHARİ VE MÜSLİM

Kaynak: Riyazü-s Salihin 22.23.24.Hadis
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Üye Olmadan Yorum Yazmak İçin Tıklayın!
Konudaki toplam yorum: 92, okunma sayısı: 4270.
Cevapla

Etiketler
(s.a.v), efendimiz, hadis, hureyre, riyazüs-salihin





Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama

Bu Konuda Aradığınızı Bulamadıysanız Şunlara Bakmanızı Öneririz
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Kırk Hadis (imamı nevevi)rha'dan wardom clon Hadisler 6 23-11-2010 18:36
Kılıçdaroğlu'na hadis şoku ωαгзż Siyaset 27 22-03-2009 06:13
Peygamber Efendimizden Hadisler azizcan Genel 4 13-01-2008 07:47
Peygamber Efendimizin Sözlerinden En Sağlam Hadis Mütehassislerinden 40 Tanesi softexpert abi Çöp Kutusu 4 02-08-2007 16:40
Sahih-i Buhari (kuran-i Kerimden Sonra En Kiymetli Kitap) sinekwalesi Genel 2 05-04-2007 18:46

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Forum Seç


Hacking ve Bilgisayar Güvenliği Öğrenmek İçin!

Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 15:57.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Wardom.org



İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Wardom Internet Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Wardom hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için webmaster \@wardom.org adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) gün içerisinde Wardom yönetimi olarak tarafımızca gereken işlemler yapılacak ve avukatlarımız size dönüş yapacaktır.


You Rated this Thread: