Hz. Peygamber’in İbadet Hayatı

Hz. Peygamber’in İbadet Hayatı Kur'ân-ı Kerîm'de Hz. Peygamber hakkında ve sen el-bette yüce bir ahlâk üzeresin (el-Kalem 68/4) buyurulmakta ve bu yüce ahlâka eriştirilen sevgili Peygamberimiz yine Kur'ân-ı Kerîm'de bize Konu sudem tarafından açılmış, 803 kişi tarafından görüntülenip, 13 yanıt almış.

Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL! Kredi kartınıza 12 taksit kolaylığı!


Karşı sistemi kendi makineniniz gibi kullandıran uzaktan yönetim programı.
  • Canlı ekran izleme,vnc ve mouse kontrolü
  • Antiviruslerce %100 tanınmaz, güncelleme garantili
  • Ortam sesi dinleme
  • Webcam izleme
  • Online/offline keylogger
  • Kopyala/Yapıştır, Clipboard Yöneticisi (Canlı)
  • Warlogger desteği
  • Çalıştırma,upload,download,yeniden adlandırma,silme,gizli çalıştırma,thumbnail görüntüleme(indirmeden dosya görme)
  • Registry yöneticisi (tam özellikli)
  • Msn şifrelerini ve geçmişteki tüm adresleri çıkartma
  • Firefox şifrelerini çözme
  • Görev yöneticisi, görev sonlandırma
  • Çalışan programları listeleme
  • Bağlı sistemlerin yaptığı işlemleri tek listede görme!
  • Binder / dosya birleştirici
  • Virus tipinde resource kullanmadan bindleme özelliği
  • Mp3,resim,jpeg,vs her türlü dosya ile birleşip,exploitler ile link üzerinden,htmlden yayılır
  • Keyloggerda dll kullanmadan system hooklarıyla loglama ve tabii dll kullanmadan kimse yapamıyorken %100 sisteme zarar vermeden stabil bütün dünya dillerinde loglama.
  • Internet Explorer 9 şifre çözme
  • Chrome Şifreleri (bütün sürümler)
  • Firefox Şifreleri (bütün sürümler)
  • Internet Exporer Şifreleri (bütün sürümler)
  • Safari Şifreleri (bütün sürümler)
  • Reklam Bot ile site reklamı, dosya yükletme, bulaştırma,vs. MSN,Yahoo Messenger,ICQ ve AIM sistemlerinin hepsini tanır. Reklam bot aynı anda birden fazla sisteme komut verebilir.
  • Browserda geçmiş verileri, form girdilerini kayıt edip trojandan erişme
  • Klavye Kilitleme
  • Mouse Kilitleme
  • Masaüstü Gizleme
  • Sistemlere takılı flash/usb disk varsa bulaştırma Birden fazla sisteme aynı anda autorun oluşturabilir.
  • Uzaktan exe yükletme Aynı anda birden fazla sisteme exeleri tek komutla yükletebilir.
  • Fake sistem kilitleme. Tek tıklama ile karşı sistemi restart/yeniden başlat moduna geçmiş gösterip kilitleme. Kullanıcı fişten çekmediği sürece siz istemedikçe bilgisayarı kapatamaz, yeniden başlatamaz.
  • Karşı sistemin yeniden başlatılma talebinde masaustu ve bütün ekranı kapanıyor gibi gösterip kapanış sesini çalara kullanıcıyı bekletme. Kullanıcı sistemi kapatmak istediğinde siz izin vermezseniz windows kapanmaya çalışıyor gibi görünür ancak yonetim panelinden her türlü işlem yapılır.
  • Sistem servislerini yönetme
  • Outlook şifreleri çözme. (bütün outlook versiyonları outlook expressler dahil)
  • Otomatik güncelleme özelliği ile yakalanma durumunda kısa sürede otomatik güncelleme alma
Sadece 690 TL! Satın almak için iletişim formunu kullanabilirsiniz.


Ayrıca, iki farklı üst sürümü var:
Özel Trojan 990 TL: İstediğiniz isimle çalışıp, istediğiniz yere kopyalanır ve başlangıçta, msconfig'de, registry'de görünmez.
ÖZEL TROJAN 1490 TL: Görev yöneticisinde ve sistemin hiç bir yerinde görünmez.


Sürümler: 1200 TL: - Kimsenin bulamayacağı şekilde çalışır!> m3hm3t. 1750 TL: %100 gizlidir, RAM'de çalışır ve bentrojanim.exe olarak çalışsa dahi hiç bir yerde görünmez.

Wardom.Com.TR bir bilgisayar güvenliği sitesidir; hack konuları bilgisayar güvenliğinin ve bilgisinin uç noktaları olduğundan dolayı, kullanıcıları bu konularda bilgilendirmek ve güvenliklerini arttırmak için yazılmaktadır.

Geri Dön   Wardom.Com.TR > Milli ve Dini Unsurlar > Dini Unsurlar > Peygamberler, Evliyalar ve Sahabeler
Üye Ol Sözlük Üye Listesi Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Konu Başlıkları: hayati ibadet peygamber8217in
Üye Olmadan Yorum Yazmak İçin Tıklayın!
Hz. Peygamber’in İbadet Hayatı konusundaki toplam yorum: 13, okunma sayısı: 803.
 
Eski 06-01-2010, 20:19   #1
sudem
Forum Ustası
 
sudem's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Sep 2007
Üye numarası: #145665
Yer: sevdiklerimin yanı
Mesaj sayısı: 2,538
Karma etkisi: 21318 sudem seviye: 2000sudem seviye: 2000sudem seviye: 2000sudem seviye: 2000sudem seviye: 2000sudem seviye: 2000sudem seviye: 2000sudem seviye: 2000sudem seviye: 2000sudem seviye: 2000sudem seviye: 2000
Karma: 2131123
Arrow Hz. Peygamber’in İbadet Hayatı

Hz. Peygamber’in İbadet Hayatı



Kur'ân-ı Kerîm'de Hz. Peygamber hakkında "ve sen el-bette yüce bir ahlâk üzeresin" (el-Kalem 68/4) buyurulmakta ve bu yüce ahlâka eriştirilen sevgili Peygamberimiz yine Kur'ân-ı Kerîm'de bize "en güzel örnek" (el-Ahzâb 33/21) olarak tanıtılmaktadır.
Hiç kuşkusuz Hz. Peygamber her hususta olduğu gibi ibadet hayatı hususunda da inananlar için en güzel ör-nektir.

Yüce Allah Kur'ân-ı Kerîm'de Hz. Peygamber'e hamd, tesbih, secde, ibadet, kulluk, ibadette sabır gibi hu-suslarda bazı emir ve yükümlülükler vermiş (bk. en-Nahl 16/98-99; Meryem 19/65; Hûd 11/123; Tâhâ 20/14), ayrıca bazı ibadetlere işaretle Resûl-i Ekrem'den onları yerine getirmesini istemiştir. Meselâ namazla ilgili tâlimat içeren âyet meâlleri şöyledir:

"Ey Muhammed! Kitaptan sana vahyolunanı oku. Namaz kıl; muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve fenalıktan alıkor" (el-Ankebut 29/45).

"Ey Muhammed! Onların dediklerine sabret; güneşin doğma-sından ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et. Gece saatlerinde ve gündüzleri de tesbih et ki, Rabbinin rızâsı-na eresin" (Tâhâ 20/130).

"Ehline namaz kılmasını emret, kendin de onda devamlı ol" (Tâhâ 20/132).

Kevser sûresinde ise "Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes" (108/2) buyurularak namazla kurban bir arada zikredilmiştir.

Şüphesiz ki bu ve benzeri âyetlerde Hz. Peygamber’in şahsında bütün müslümanlara yönelik bir kısım emir ve tavsiyeler bulunmaktadır. Nitekim diğer pek çok âyet-i kerîmede de namaz, bütün müminleri kapsayacak tarzda bazan tek olarak, çoğu yerde de zekâtla birlikte emre-dilmiştir (bk. el-Bakara 2/110, 183-184; en-Nisâ 4/77; et-Tevbe 9/71; en-Nûr 24/56).

"Ey bürünüp sarınan (resulüm), kalk ve (insanları) uyar. Sadece Rabbini büyük tanı, kalbini tertemiz tut. Kötü şey-leri terke devam et" (el-Müddessir 74/1-5) meâlindeki â-yetlerin nüzûlünden sonra Hz. Peygamber, Cebrâil'in ta-rifiyle abdest alıp namaz kılmış, daha sonra Hz. Hati-ce'ye de abdest aldırıp namaz kıldırmıştır. Bu dönemde namaz, sabahın erken ve akşamın geç vaktinde olmak üzere günde iki vakitte ikişer rek‘at olarak kılınırdı.

İlk namazda Cebrâil, sabahleyin Kâbe civarında Hz. Peygamber'e imamlık yapmış, daha sonra namazlar Hz. Peygamber'in imâmetiyle devam etmiş, hemen ilk gün akşam vaktine cemaat olarak Hz. Hatice, ertesi gün Hz. Ali katılmıştır. Hz. Ali, akşamleyin amca oğlu Hz. Peygamber ile yengesi Hz. Hatice'yi namaz kılarken görmüş, davete uyarak ertesi gün o da büyük bir çocuk iken cemaate ka-tılmıştı. Daha sonra Zeyd b. Hârise ve Hz. Ebû Bekir bunlara eklenmiştir.

Risâletin ilk döneminde alenî namaz kılınamıyordu; Hz. Peygamber, Hz. Ali'yi de yanına alarak Mekke dışında dağ aralarında namaz kılıp dönüyordu. Diğer müslümanlar da öyle yapıyorlardı. Bir defasında Sa‘d b. Ebû Vakkas dağ arasında müşriklerin takibine, alay ve tazyikine mâruz kalınca eline geçirdiği bir deve çene kemiği ile birinin başını yarmış ve "Allah yolunda ilk kan akıtan kişi" diye anılmıştı. "Ey Muhammed! Artık, sana buyurulanı açıkça ortaya koy, müşriklerden yüz çevir" (el-Hicr 15/94) meâlideki âyet nâzil olduktan sonra açık davet başlamış, böylece Kâbe ve civarındaki yerlerde namaz da kılınır olmuştu. Ancak bu durum kıyasıya bir mücadeleyi gerektiriyordu. Meselâ, bir defasında Hz. Ebû Bekir'in de ıs-rarıyla müslümanların Kâbe önünde topluca namaz kılma gayreti müşriklerin hücumuyla önlenmek istendi. Bu olay-da Hz. Ebû Bekir dahil bazı müslümanlar ölümden döndü-ler. Kezâ Hz. Ebû Bekir'in evinin avlusunda namaz kılıp, Kur'an okumasının engellenmesi de bu zamanlara rastlar. Peygamberliğin altıncı yılında önce Hz. Hamza, daha son-ra Hz. Ömer'in müslüman olmasıyla Kâbe'de iki saf olarak ilk defa açıkça ve topluca namaz kılındı.

"Ey örtünüp bürünen (resulüm)! Birazı hariç geceleri kalk namaz kıl..." (el-Müzzemmil 73/1-4) âyetleri ile gece namazı farz kılındı. Bir süre sonra indirilen âyetle (el-Müzzemmil 73/20) sorumluluk hafifletilerek gece nama-zı ümmet-i Muhammed için nâfileye dönüştürüldü. Zaten gelişmeyi takip eden yıl yani peygamberliğin on birinci yılında Mi‘rac gecesinde beş vakit namaz farz kılındı. Mi‘racı takip eden günlerde Cebrâil gelip Hz. Peygamber'le birlikte beş vakit namazı bir gün ilk vakitlerin-de, ikinci gün ise son vakitlerinde kılmış ve namaz va-kitlerinin başlangıç ve sonunu açıklamıştır (Müslim, “Mesâcid”, 176, 179).
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=336772

Ayrıca "Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nâfile olmak üzere namaz kıl..." (el-İsrâ 17/79) âyeti ile Hz. Peygamber'den gece namazı kılması istenmiştir.

Yakınları, Hz. Peygamber'in hayatı boyunca gece nama-zına devam ettiğini rivayet ederler. Hatta gece namazına olan bu itinası dolayısıyla bazı sahâbîlerin "Allah se-nin geçmiş ve gelecekteki günahlarını bağışladığı halde bu kadar zahmete niye katlanıyorsun?" diye sorduğu, Hz. Peygamber'in de "Şükreden bir kul olmayayım mı?" cevabını verdiği rivayet edilir (Tirmizî, “Şemâil”, 44; Müsned, IV, 251).

Peygamberimiz gecenin başlangıcında yatsı namazını kılar yatardı. Üçte birlik süre içinde uyanır ve teheccüdü kılar, müteakiben vitir namazını kılar, sonra tekrar yatar ve sabah ezanında çabucak kalkar, abdest alır, sünnetini evinde kılar, farzı için camiye giderdi.

Hz. Peygamber teheccüde ilk başlayanlara, bıkkınlık gös-termemeleri için iki rek‘atla başlamalarını tavsiye ederdi. Kendisi 8 veya 12 rek‘at kılardı.

Bir defasında Hz. Âişe: "Şayet geceleyin uyanamayıp da vitri geçirirseniz durum ne olur?" deyince Hz. Peygamber ona: "Benim gözlerim uyursa da kalbim uyumaz, zama-nı gelince uyanır, önce teheccüdü sonra vitri kılarım" ce-vabını vermişti (Tirmizî, “Şemâil”, 45).

Hz. Peygamber teheccüdden sonra sabah yakın ise din-lenmek üzere, uzak ise uyumak üzere tekrar yatardı. Bun-lardan da anlaşılıyor ki Hz. Peygamber'in teheccüd ve vitir için kalktığı saat bazan gecenin ilk üçte biri geçtikten sonraki zamandı, bazan gecenin ortası, bazan da sonuna doğru idi.

Hz. Peygamber tarafından ilk cuma namazı Kubâ'dan Me-dine'ye giderken Sâlim b. Avf oğulları yurdunda Rânûnâ vadisinde hicretin 1. yılında kılındı, ilk cuma hutbesi de orada irad edildi.

Hz. Peygamber ramazan ayında iki gece evinden camiye çıkıp cemaate imam olarak teravih kıldırmış, ama üçüncü gün halk beklese de, teravihi cemaatle kılmak farz kılı-nır endişesiyle camiye çıkmamıştır. Ramazan gecelerinde 4+4+3 tarzında yatsıdan ayrı olarak on bir rek‘at namaz kıldığı rivayet edilir. Bunun son üç rek‘atı vitirdir.

Hz. Peygamber ilk bayram namazını hicretin 2. yılı Şevvalin birinci gününde kılmış ve cemaate kıldırmıştır.

Hz. Peygamber namaza çok düşkündü, onu dinin direği olarak nitelendiriyordu (Tirmizî, “Îmân”, 8; Müsned, V, 231, 233). Namaz onun gözünün nuru idi (Nesâî, “İşretü'n-nisâ”, 1; Müsned, III, 128, 199, 285). O, namaz kılarken sanki dünyaya veda eder, âhiret âlemine dalardı (İbn Mâce, “Zühd”, 15; Müsned, V, 412).

Hz. Âişe, Hz. Peygamber'in ahlâkının Kur'an olduğunu ve Mü'minûn sûresinin ilk on âyetinde bu ahlâkın sıra-landığını belirtiyordu. O sûreye bakıldığı zaman hemen ilk iki âyette kurtuluşa eren müminlerin, namazlarında huşû içinde oldukları (bk. el-Mü’minûn 23/1-2) belirtili-yor. Hz. Peygamber Kur'an emrine uyarak namazlarını huşû üzere kılıyor, müslümanların da bu şekilde kılmalarını istiyordu. Esasen Hz. Peygamber kullukta ve ibadette ihsan esasından bahsediyordu. İhsan, Allah'ı görüyormuş-çasına ibadet etmekti (Buhârî, “Îmân”, 37; Müslim, “Îmân”, 17; Tirmizî, “Îmân”, 4).

Hz. Peygamber'in farz namazlara ilâve olarak değişik zamanlarda nâfile namazlar da kıldığı, bu namazların İslâm âlimlerince daha sonra, Hz. Peygamber'in devamlı kılıp kılmadığına veya tavsiye ederken kullandığı üslûba göre sünnet (müekked ve gayr-i müekked), müstehap ve âdâb gibi isimlerle anıldığı bilinmektedir. Bu nâfileler gece içinde rek‘at sayısı pek belirgin olmayan teheccüd nama-zı, sabah namazında 2 rek‘at, güneş doğduktan bir süre sonra 2 rek‘at, kuşluk vakti 4 rek‘at, öğleden önce 4, sonra 2 rek‘at, ikindiden önce 4, akşamdan sonra 2, yat-sıdan önce 4, sonra 2 rek‘at namaz idi. Akşamdan sonra 6 rek‘at evvâbîn namazını da genelde kılardı. Seferden döndüğünde ise mescidde 2 rek‘atlık bir namaz kılardı.

Hz. Peygamber’in kıldığı nâfile namazların bu sayı-lanlardan ibaret olmadığı, onun değişik vesilelerle çe-şitli nâfile namazlar kıldığı bilinmektedir. Oğlu İbrâ-him'in toprağa verildiği gün güneş tutulmuştu. Bunun İbrâhim'in ölümüyle bir ilgisi olmadığını, Allah'ın ka-nunu olarak cereyan ettiğini belirttikten sonra mescidde cemaatle birlikte 2 veya 4 rek‘at küsuf namazı kıldı. 4 rek‘at olarak tesbih namazı kılardı. Sevinçli gelişmeler olduğunda şükür secdesine kapanırdı. Zira Cenâb-ı Allah "Öyle ise siz beni ibadetle anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin! Ey iman eden-ler! Sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir" (el-Bakara 2/152-153) buyuruyordu. Nâfile namazları evlerde kılmayı tavsiye ederdi. Yüce Allah'ın namaz kılınan eve hayır, rahmet ve bereket ihsan edeceğini müjdelerdi.

O kulluk şuuru en yüksek seviyede bir insandı, ihsan üzere (Allah'ı görüyormuşçasına) ibadet edilmesi gerekti-ğini biliyor ve ümmetine bunu tavsiye ediyordu. İman, ibadet, ahlâk (davranışlar) bütünlüğüne devamlı işaret ederdi. Çünkü imanın anlam ve lezzetini, onu ibadet ve güzel davranışlarla desteklediğinde yakalayabilirdi. Sosyal hayattaki bilinçli duyarlılık, Allah korkusu ve takvâ da böyle oluşurdu. Müminler günlük hayatlarında iman ve ibadet ölçüleriyle yaşamalıydılar. Hz. Peygamber öyle iman etti, öyle ibadet etti, öyle yaşadı. Onun tas-viriyle namaz, bir kimsenin evinin önünden akan bir ır-makta günde beş defa yıkanmasının bütün kirleri arıttığı gibi, mümini hata ve günahtan, gizli ve açık çirkinlik-lerden temizlerdi (Buhârî, “Mevâkýt”, 6; Tirmizî, “Edeb”, 80). Zaten Kur'an'da da namazın kötülük ve çirkinliğe engel olduğu bildirilir (el-Ankebût 29/45).

Hz. Peygamber geceleri ihyaya çok önem verirdi. Çünkü Cenâb-ı Allah şöyle buyuruyordu: "Şüphesiz ki gece kalkı-şı, (kalp ve uzuvlar arasında) tam bir uyuma ve sağlam bir kıraate daha elverişlidir. Zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var. Rabbinin adını an. Bütün varlığınla O'na yönel" (el-Müzzemmil 73/6-8).

Gece namazında kıyamda uzun sûreleri okuduğu olurdu. Bunlar Bakara, Nisâ, Âl-i İmrân gibi sûreler olup, rükû ve secdeleri de uzun tutardı. Âyetlerin derin anlamları üzerinde düşünürdü. Namazların peşinden sık sık veciz dualar yapar, Allah Teâlâ'yı zikreder, bol bol tövbe ve istiğfar ederdi.

Peygamber Efendimiz cenaze namazı da kıldı ve kıldır-dı. Kendisi hayatta iken ölmüş pek çok kadın ve erkek müslümanın cenaze namazına katılmıştır. Uhud Savaşı’nda Hz. Hamza'nın cesedi civarına diğer şehidler de sıralanmış ve Peygamberimiz yetmiş kere cenaze namazı kılmıştı. Mescid-i Nebî'yi Allah rızâsı için her gün süpürüp te-mizleyen siyahî bir müslüman ölmüş ve bir gece toprağa verilmişti. Rahatsız edilmemesi gayesiyle geceleyin Peygamberimiz’e haber verilmemişti. Daha sonra bunu öğrenen Resûl-i Ekrem, o kişinin mezarına gidip onun için mağfi-ret dileğinde bulundu. Oğlu İbrâhim'in cenazesinde de bulundu ve mezarın düzgün örtülmesi hususunda müslümanları uyardı. Çünkü mezardaki bir oyuk ölüye de-ğil, ama dirinin gözüne zarar verirdi. Diri olan, uygun bir görüntüyü severdi ve Allah yapılan bir işin en iyi yapılmasından hoşnut olurdu.

Hz. Peygamber namazlarını en üstün bir kulluk şuuruy-la eda etmiş, ashabına da öğretmiş, ashabın Hz. Peygamber'den kılınışını öğrenip aktardığı namazlar günümüze kadar gelmiştir. İnananlara düşen de aynı kulluk şuuruna ererek namazları eda etmeye çalışmak olmalıdır.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=336772

Hz. Peygamber bir defasında attan düştü. Hurma kütü-ğüne çarptığı için ayağı yarıldı, sağ yanı sıyrılıp e-zildi. Bu hadise üzerine yaklaşık bir ay kadar namazla-rını oturarak kıldı. Diğer sağlıklı zamanlarında hep ayakta kılardı. Yine vefatına yakın zamanlarda, kamu işlerinden yorgun düştüğü günlerin gecelerinde teheccüdü oturarak kıldığı bilinmektedir. Son hastalığında Hz. Ebû Bekir'in kıldırdığı namaza oturarak uymuştu. Bu, onun cemaatle namaza ne kadar önem verdiğini göstermektedir. Hz. Peygamber'in sağlığında, cemaate müslüman erkekler geldiği gibi isteyen müslüman hanımlar da gelerek Mescid-i Nebî'de arka saflarda cemaate iştirak edebili-yorlar ve namazdan sonra Hz. Peygamber'in nasihatlerini dinleyebiliyorlardı. Hatta bu nasihatleri daha yararlı düzeyde götürebilmek için hanımların başvurusu üzerine haftanın belirli bir gününde ve belirli bir saatte sırf hanımlar, mescidi dolduruyorlar ve Hz. Peygamber'i din-leme imkânını buluyorlardı.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=336772

Ramazan orucu hicrî 2. yılda farz kılındı ve sahâbe Hz. Peygamber’le birlikte dokuz yıl ramazan orucu tutma bahtiyarlığını yaşadı. Hicretten sonra Medine'de yahudilerin aşure orucu tuttuğunu gören Resûl-i Ekrem; "Biz bunu tutmaya daha lâyıkız" diyerek adı geçen orucu vâcip kılmıştı. Sonra ramazan orucunun farziyetini bil-diren âyetler (bk. el-Bakara 2/183-185) gelince müslümanlardan aşure orucu mecburiyeti kaldırıldı ve aşure orucu bundan sonra isteyenin tutabileceği bir nâ-fileye dönüştü.

Hz. Peygamber farz olan ramazan orucuna önem verirdi. İftarda acele edilmesini, sahurda ise imsake uzanan geç vakte kadar yemeyi tavsiye ederdi (Müslim, “Sıyâm”, 48-50). Sahur yemeğinde bereket olduğunu söyler, Ehl-i ki-tap’la müslümanlar arasındaki farkın sahur yemeği oldu-ğunu ifade ederdi (Müslim, “Sıyâm”, 46). Ümmetine, ibadet, tövbe ve istiğfar için ramazan gecelerinin önemli bir fırsat olduğunu söyler ve müslümanları ramazan gecelerini ihyaya teşvik ederdi. Oruç kötülüklere karşı bir kalkandı; zararlı söz, düşünce ve davranışlardan korurdu. Oruçlu olmak bilinci kişiyi hep hayır ve iyi-liklere yöneltirdi.

sudem Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Görüntülediğiniz konu içerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Wardom Internet Adresimizde 5651 Sayılı Kanunun 8. Maddesine ve T.C.Knın 125. Maddesine göre yayınlanmakta olup içeriğinden yazarı sorumludur. Bu konu hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için webmaster \@wardom.org adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) gün içerisinde Wardom yönetimi olarak tarafımızca gereken işlemler yapılacak ve avukatlarımız size dönüş yapacaktır.
Eski 06-01-2010, 20:22   #2
sudem
Forum Ustası
 
sudem's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Sep 2007
Üye numarası: #145665
Yer: sevdiklerimin yanı
Mesaj sayısı: 2,538
Karma etkisi: 21318 sudem seviye: 2000sudem seviye: 2000sudem seviye: 2000sudem seviye: 2000sudem seviye: 2000sudem seviye: 2000sudem seviye: 2000sudem seviye: 2000sudem seviye: 2000sudem seviye: 2000sudem seviye: 2000
Karma: 2131123
Thumbs down devam

Ashabın bildirdiğine göre Hz. Peygamber, insanların en cömerdi idi. Bilhassa ramazanda Cebrâil ile karşılaş-tığı zaman mutluluğuna ve cömertliğine sınır olmuyordu. Ramazan gecelerinde Cebrâil Hz. Peygamber'le buluşup nöbetleşe Kur'an (mukabele) okurlardı. Resûlullah Cebrâ-il ile buluştuğunda insanlara rahmet getiren rüzgârdan daha cömert, daha faydalı olurdu.

Hz. Peygamber, ramazanın genellikle son on gününde itikâfa girerdi. Hz. Âişe'nin bildirdiğine göre Resûlullah ramazanda son on gün girince geceleri ihya eder, ailesini ibadet için uyandırır, ibadete daha çok önem verir, diğer vakitlere nisbetle daha çok ibadet eder ve müslümanlara da bunu tavsiye ederdi (Müslim, “İ-tikâf”, 7).

Hz. Peygamber, bin aydan daha hayırlı (bk. el-Kadr 97/3) olan Kadir gecesinin ramazanın son on gününde ve tekli gecelerde aranmasını tavsiye etmiştir (Müslim, “Sıyâm”, 208, 212).

Hz. Peygamber ramazan ayı dışında nâfile oruç da tu-tardı. Üsâme b. Zeyd'in nakline göre Peygamberimiz en çok nâfile orucu şâban ayında tutardı. Bunun hikmeti sorulunca Hz. Peygamber şöyle cevap verdi: "Ey Üsâme, şâban ayı, recep ile ramazan arasında değerli bir aydır. Halk bunun faziletinden habersizdir. Şâban ayında işlenen ameller âlemlerin Rabbi olan Cenâb-ı Allah'ın huzuruna yük-seltilir. Ben de sâlih amellerimin bu ay içinde Cenâb-ı Hakk'ın huzuruna yükseltilmesinden haz duyarım" (Tirmizî, "Şemâil”, 50-51).

Sahâbeden yapılan nakillere göre Hz. Peygamber her ayın başında üç gün oruç tutardı. Bu üç günü bazan ayın ortasına, bazan da sonuna getirdiği olurdu. Haftanın pazartesi ve perşembe günleri çoğunlukla oruçlu olurdu. Bazan bir ayın bir haftasının cumartesi, pazar ve pazar-tesi, diğer ayın o haftasının çarşamba, perşembe günle-rini oruçlu geçirirdi (Tirmizî, “Şemâil”, 51).

Hz. Peygamber'in bazan iki oruç arasında iftar etme-den visâl orucu tuttuğu da olurdu. Ama herkesin gücünün bir olmadığını söyleyerek ashabını bundan menederdi.

Hz. Peygamber aşure orucunu da tavsiye etmiş, kezâ receb, zilkade, zilhicce ve muharrem aylarında üç gün oruç tutulmasını öğütlemiştir. Bu üç günün muharrem a-yındaki uygulaması aşuredan önceki gün, aşure günü ve aşureden sonraki gün şeklindeydi. Bilindiği gibi aşure günü muharremin 10. günüdür. Bu konuda Hz. Peygamber'den nakledilen şu hadis çok ilginçtir: "Ramazan orucundan başka en faziletli oruç Allah'a izâfeten şereflendirilen (yani şehrullah olan) muharrem ayında tutulan oruçtur..." (Müslim, “Sıyâm”, 202). Ayrıca Hz. Peygamber ramazan çık-tıktan sonra şevval ayında altı gün oruç tutar ve müslümanlara tavsiye ederdi. O, bu konuda şöyle buyurur: "Her kim ramazan orucunu tutar ve buna şevvalden altı gün daha oruç tutup onun ardından gönderirse o kişi bütün sene-yi oruçlu geçirmiş gibi olur" (Müslim, “Sıyâm”, 204).

İslâm'da kurban, Hz. İbrâhim'in geçirdiği imtihanlar-dan sonra yüce Allah'ın ihsan ettiği koçun kurban edil-mesini hatırlatan bir ibadettir. Hz. Peygamber kurban keserek bu ibadeti ifa etmiş, "babanız İbrâhim'in sünne-ti" dediği kurban ibadetini hem kendisi yerine getirmiş, hem de ümmeti kanalıyla günümüze kadar yaşatılmasına vesile olmuştur. Kesilen kurbanın etinden kendisi ve ailesi yer, dost ve arkadaşlarına ikram eder, ihtiyaç sahiplerine gönderirdi. Kurban etinden yenilenin değil başkalarına ikram edilenin kalıcı olduğunu da sık sık tekrarlardı.

Zekât hicretten sonraki yıllarda farz kılınmıştır. Hz. Peygamber şahsen zengin değildi, ancak toplanan ze-kât mallarını mümkün mertebe hiç bekletmeden ve gecelet-meden gerekli yerlere ve ihtiyaç sahiplerine dağıtırdı. Ehl-i beyt, zekât mallarından yararlanamazdı. Dolayısıy-la Hz. Peygamber ömrü boyunca zekât gelirlerinden yarar-lanmamış, hâne halkını da yararlandırmamıştır. Ancak o, hediye kabul eder, kendisine getirilen hediyeye hediye ile mukabelede bulunurdu. Hz. Peygamber inananları ze-kâtlarını vermeye ve zekât dışında da infak ve tasadduka davet ederdi. Zira bu, diğerkâmlık duygularını gelişti-riyordu. Veren gönül hazzı, alan da eksiklerini karşıla-yacağı için gönül huzuru hissediyordu. Hz. Peygamber hiçbir malın ihtiyaç fazlası kısmını elinde ve evinde tutmaz, infak ederdi; komşularına ve muhtaçlara gönde-rirdi.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=336772

Hac, hicretin 9. yılında farz kılındı (bk. el-Hac 22/26-29). O yıl Hz. Ebû Bekir hac emîri tayin edilerek haccın esaslarını uygulamalı olarak insanlara gösterdi. Hz. Peygamber ise farz olan ilk ve son haccını hicretin 10. yılında gerçekleştirdi. Hac günlerinde Arafat'ta Zilhiccenin 9. günü irad edilen hutbenin başlangıcında, ashabı ile bir daha görüşememe ihtimalinden bahisle ebe-diyete intikalinden önce vedalaştığı için bu hacca "Vedâ haccı" denilmiştir. Yine dinin kemale ve tamama erdiğini bildiren âyet (bk. el-Mâide 5/3) o günlerde nâzil olduğu için bu hacca "haccetü'l-kemâl ve't-temâm" haccın hü-kümlerini sözle tebliğ edip amelî olarak gösterdiği için "haccetü'l-belâğ", farz olan haccın ifası olduğu için "haccetü'l-İslâm" gibi isimler de verilmiştir.

Farklı rivayetler olmakla birlikte Hz. Peygamber'in hicretin 7. yılında Hudeybiye umresi, 8. yılında Mekke fethi günü ifa edilen umre, aynı yıl Huneyn ve Tâif se-ferini müteakip gerçekleştirilen umre ve 10. yılda Vedâ haccı sırasında ifa edilen umre olmak üzere dört umre yaptığı bilinmektedir.

Ashaptan görgü şahitlerinin verdiği bilgiye göre Hz. Peygamber Kur'an okumayı ve Kur'ân-ı Kerîm'i başkası okurken dinlemeyi çok severdi. O, Kur'an okurken kelime-ler gayet açık bir şekilde anlaşılıyordu, medlere riayet ediyordu, bazan yüksek sesle, bazan da içinden sessizce okuyordu; sesi sadası gayet güzeldi. Sesli okurken sesi-ni sadece etrafında ve odada bulunanların duyabileceği şekilde yükseltirdi. Tatlı ve yumuşak bir sesi olan Hz. Peygamber etkileyici bir okuyuşa sahipti. O, Kur'an o-kurken dinleyenleri bir vecd kaplar ve kendilerini sanki başka bir âlemde hissederlerdi. Tegannide aşırı gitmezdi; sunilikten uzak, tabii bir okuyuşu vardı.

Hz. Peygamber ibadetlerinde devamlı idi. Terketmez, ara vermez, sürekli yapardı. Ömrü boyunca hiçbir zaman ibadetlerini bırakmadı. Ashabına da en hayırlı ibadetin devamlı yapılanı olduğunu söylerdi (Buhârî, “Savm”, 52, “Teheccüd”, 7, 18, “Îmân”, 32; Müslim, “Müsâfirîn”, 31).

Hz. Peygamber ibadetin veya dinî bir hükmün aslını koruma kaydıyla her konuda müslümanlar için hep kolay olanı tercih etmiştir. Dolayısıyla zorlaştırmamak, müj-delemek, soğutmamak onun uyguladığı ve önerdiği bir prensip idi. Her konuda olduğu gibi ibadette de itidali esas alır, aşırılıktan uzak olmayı tavsiye ederdi. Zira aşırılık helâk sebebiydi (Buhârî, “Rikak”, 18; Müslim, “İlim”, 4; İbn Mâce, “Zühd”, 20). Ümit ile korku arasında olmak kulluk âdâbının gereğiydi. Bu nedenle, müslümanların ümitsizliğe düşmesini de, yaptıkları iba-detlere aşırı güvenmelerini de uygun görmemiştir.

İbadetlerde kulluk bilincinin diri tutulmasına önem verir, kişilerin ibadet etme gayretiyle ağır yükler al-tına girmesine razı olmazdı. Bir defasında sahâbeden birinin oruç adadığı ve oruç gününde cuma hutbesinde ayakta durmayı, dışarıda gölgelenmemeyi ve konuşmamayı da kastettiği söylenince Hz. Peygamber bunu doğru bulma-dı; o kişinin hutbede oturmasının, gölgelenmesinin ve konuşmasının daha uygun olacağını, orucunu bu şekilde tamamlarsa makbul sayılacağını hatırlattı (Buhârî, “Eymân”, 31; Ebû Dâvûd, “Eymân”, 19). Nitekim Allah Teâlâ da "Allah sizin için kolaylık istiyor, zorluk istemiyor" (el-Bakara 2/185) buyuruyordu.

Hz. Peygamber'in cemaatle ibadet esnasındaki bazı uy-gulamaları da ibadetin özünü zedelememek kaydıyla cemaa-te karşı tam bir müsamaha içinde olduğunu gösteriyor. Meselâ cemaatle namaz esnasında saflarda annesiyle bir-likte bulunan bir çocuğun ağlamasını duyunca kısa bir sûre okuyarak rükû ve secdeye giderdi. Çünkü namaz uza-dıkça annenin zihni çocuğun ağlayışına takılıp kalacak-tı.

Hz. Peygamber'in bilhassa nâfileleri kılarken, torun-larının omuzuna tırmanıp oyun oynamalarına engel olmama-sı da onun hem çocuk sevgisini hem de ibadetlerde müsa-mahakâr davranmasını gösterir.

Ashaptan Abdullah b. Amr son derece zâhid bir zat i-di. Her gün oruç tutuyordu, her gece hatmediyordu; bu yüzden de yeni evli olduğu halde hanımından uzak duru-yordu. Durum Hz. Peygamber'e intikal edince onu çağıra-rak meseleyi araştırdı. Bu sahâbenin daha fazla sevap kazanma gayretiyle böyle davrandığını anlayınca da ona, böyle yapmasının yanlış olduğunu, vücudunun ve ailesinin de üzerinde haklarının bulunduğunu söyleyip her ayda üç gün oruç tutmasını ve ayda bir de Kur'an'ı hatmetmesini tavsiye etti. Bundan fazlasına gücünün yeteceğini söyle-yip daha fazla ibadet etmek için izin istediğinde de ona gün aşırı oruç (savm-ı Dâvûd) tutmasını, haftada bir de Kur'an hatmetmesini önerdi (Müslim, “Sıyâm”, 185-193). Yüce Allah kulun ibadetinden usanmaz, ama kul hastala-nır, yoğun işe mâruz kalır, ihtiyarlayıp güçten düşer ve yüklendiği yoğun ibadetlerin ifasında zorlanabilirdi. Nitekim de öyle oldu. Yaşlılık yıllarında Abdullah b. Amr'ın, Hz. Peygamber'in gösterdiği kolaylıklardan ya-rarlanmamanın sıkıntısını çektiği söylenir (Buhârî, “Fezâilü'l-Kur'ân”, 34; Müslim, “Sıyâm”, 35).

Sonuç olarak Hz. Peygamber en üstün kulluk şuuruyla ibadetlerini ifa etmiş, Allah'ın rızâsını her zaman ön planda tutmuş; iman, ibadet ve davranış bütünlüğü ile ümmetine örnek olmuş, sosyal hayatta dinî duyarlılığa dikkat etmiş, uygun ibadet telakkisini yaygınlaştırmış, ifrat ve tefritten, aşırılıktan uzaklaştırmış; çevresin-de, yüce Allah'a ibadeti en derin haz bilen duyarlı bir sahâbe kitlesi oluşturmuştur.

Bize düşen, bu mânevî mirasın ilk uygulayıcılarını iyi öğrenmek, anlamak, anladıklarımızı uygulamak ve en uygun yorumlarla günümüze taşımaktır.

Biz bu cildi, Resûl-i Ekrem'in hicretin 10. yılında yaptığı hac esnasında irad ettiği Vedâ hutbesiyle, Hz. Peygamber'e, onun ailesinin güzide fertlerine ve ashabı-na salâtü selâmla bitirmek istiyoruz. Bu hutbe özelde müslümanlara, genelde ise bütün insanlığa İslâm'ın ev-rensel mesajını duyuran, insanların kardeşliğini ve e-şitliğini, temel hak ve hürriyetlere sahip olduğunu vur-gulayan önemli bir belgedir.

İki cihan peygamberi Resûl-i Ekrem, hicretin 10. yı-lında hac ibadeti esnasında Arafat'ta, 100.000’den fazla müslümana hitaben şöyle buyurdular:


Ey İnsanlar!

Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, bu seneden sonra si-zinle burada belki de bir daha hiç buluşamayacağım.

İnsanlar! Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mukaddes bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, na-muslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecavüzden korun-muştur.

Ashabım! Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vur-mayasınız.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=336772

Bu vasiyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildir-sin! Olabilir ki bildirilen kimse, burada bulunup doğrudan işitenden daha iyi anlayarak muhafaza etmiş olur.

Ashabım!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin! Fai-zin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermeniz gerekir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Câhiliye’den kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım faiz de Abdülmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

Ashabım!

Câhiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldı-rılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdülmuttalib'in to-runu (amcazadem) Rebîa'nın kan davasıdır.

İnsanlar!

Bugün şeytan, sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hâkimiyetini kurmak gücünü ebedî surette kaybetmiştir. Fa-kat siz, bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=336772

İnsanlar!

Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Tanrı emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız, onların aile yuvasını sizin hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları te’dib edebilirsiniz. Kadınların da sizin üzeriniz-deki hakları, meşrû bir şekilde, her türlü yiyim ve giyim-lerini temin etmenizdir.

Müminler!

Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolu-nuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah'ın kitabı Kur'an'dır.

Müminler!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz helâl değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisi vermiş olsun.

Ashabım!

Kendinize de zulmetmeyiniz. Kendinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İnsanlar!

Cenâb-ı Hak her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiş-tir. Vârise vasiyet etmeye lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğin-de doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başkasına ait soy iddia eden soysuz, yahut efendi-sinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenâb-ı Hak, bu gibi insanların ne tövbelerini ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İnsanlar!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"–Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getir-din, bize vasiyet ve öğütte bulundun, diye şahadet ederiz" cevabını verdiler.

Bunun üzerine Hz. Muhammed:

Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab! dedi (İbn Hişâm, II, 350; Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, I, 542-544).




KAYNAK:http://sorusor.diyanet.gov.tr/fmi/xs...cid=895&-find=
sudem Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 06-01-2010, 20:28   #3
karahan09
Forum Ustası
 
karahan09's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Jun 2008
Üye numarası: #229520
Mesaj sayısı: 7,302
Karma etkisi: 48583 karahan09 seviye: 2000karahan09 seviye: 2000karahan09 seviye: 2000karahan09 seviye: 2000karahan09 seviye: 2000karahan09 seviye: 2000karahan09 seviye: 2000karahan09 seviye: 2000karahan09 seviye: 2000karahan09 seviye: 2000karahan09 seviye: 2000
Karma: 4857264
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder

Çok güzel bir konu emeğine sağlık...
Saygılar....
karahan09 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 06-01-2010, 20:30   #4
dockhanger
Elit Üye
 
dockhanger's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47520
Yer: denizde
Mesaj sayısı: 24,474
Karma etkisi: 61554 dockhanger seviye: 2000dockhanger seviye: 2000dockhanger seviye: 2000dockhanger seviye: 2000dockhanger seviye: 2000dockhanger seviye: 2000dockhanger seviye: 2000dockhanger seviye: 2000dockhanger seviye: 2000dockhanger seviye: 2000dockhanger seviye: 2000
Karma: 6152345
6.Oskar ödülü kazanan üyelerimiz. 
Kullanıcıya Yahoo yolu ile mesaj gönder

o ne yüce bi insan o burda olsa bu duzensizlikler olurmuydu
dockhanger Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 21-04-2010, 23:58   #5
Emissary
Daimi Üye
 
Kayıt Tarihi: Nov 2009
Üye numarası: #391265
Mesaj sayısı: 183
Karma etkisi: 610 Emissary seviye: 2000Emissary seviye: 2000Emissary seviye: 2000Emissary seviye: 2000Emissary seviye: 2000Emissary seviye: 2000Emissary seviye: 2000Emissary seviye: 2000Emissary seviye: 2000Emissary seviye: 2000Emissary seviye: 2000
Karma: 60785

emeğine sağlık
Emissary Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 16-05-2010, 14:54   #6
aliGLR
Forum Ustası
 
aliGLR's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Jun 2006
Üye numarası: #75806
Mesaj sayısı: 3,249
Karma etkisi: 5715 aliGLR seviye: 2000aliGLR seviye: 2000aliGLR seviye: 2000aliGLR seviye: 2000aliGLR seviye: 2000aliGLR seviye: 2000aliGLR seviye: 2000aliGLR seviye: 2000aliGLR seviye: 2000aliGLR seviye: 2000aliGLR seviye: 2000
Karma: 570659
1stClass Üye 
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder

" Kötü şey-leri terke devam et "

Ne yuce bir peygamber (sav).
aliGLR Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 05-07-2010, 14:17   #7
Kontrol
Forum Ustası
 
Kontrol's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Apr 2006
Üye numarası: #64474
Yer: West Coast
Mesaj sayısı: 6,550
Karma etkisi: 10116 Kontrol seviye: 2000Kontrol seviye: 2000Kontrol seviye: 2000Kontrol seviye: 2000Kontrol seviye: 2000Kontrol seviye: 2000Kontrol seviye: 2000Kontrol seviye: 2000Kontrol seviye: 2000Kontrol seviye: 2000Kontrol seviye: 2000
Karma: 1010338

Allah razı olsun sudem.. Bu tür yazıların sesli olanları var mı ? Peygamberlerin hayatını, dini hikayeleri anlatan sesli yayınlar var mı ?

Düzenleyen Kontrol : 05-07-2010 at 14:34.
Kontrol Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 05-07-2010, 16:49   #8
isobil
Hızlı Çırak
 
isobil's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Mar 2006
Üye numarası: #60171
Mesaj sayısı: 71
Karma etkisi: 867 isobil seviye: 2000isobil seviye: 2000isobil seviye: 2000isobil seviye: 2000isobil seviye: 2000isobil seviye: 2000isobil seviye: 2000isobil seviye: 2000isobil seviye: 2000isobil seviye: 2000isobil seviye: 2000
Karma: 86039

Paylaşım için teşekkürler
isobil Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 05-07-2010, 20:49   #9
dildem
Forum Kalfası
 
dildem's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Oct 2009
Üye numarası: #374394
Yer: Aydın
Mesaj sayısı: 1,074
Karma etkisi: 16446 dildem seviye: 2000dildem seviye: 2000dildem seviye: 2000dildem seviye: 2000dildem seviye: 2000dildem seviye: 2000dildem seviye: 2000dildem seviye: 2000dildem seviye: 2000dildem seviye: 2000dildem seviye: 2000
Karma: 1644268

Paylaşım için teşekkürler Sudem
dildem Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 05-07-2010, 20:57   #10
impresss
Cool Çırak
 
Kayıt Tarihi: Jul 2010
Üye numarası: #462218
Mesaj sayısı: 42
Karma etkisi: 0 impresss seviye: 2000impresss seviye: 2000impresss seviye: 2000impresss seviye: 2000impresss seviye: 2000impresss seviye: 2000impresss seviye: 2000impresss seviye: 2000impresss seviye: 2000impresss seviye: 2000impresss seviye: 2000
Karma: 10470

Allah razı olsun.
impresss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 05-07-2010, 21:01   #11
N3F3R
Forum Ustası
 
N3F3R's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Aug 2009
Üye numarası: #358720
Yer: imdeyim
Mesaj sayısı: 4,359
Karma etkisi: 26782 N3F3R seviye: 2000N3F3R seviye: 2000N3F3R seviye: 2000N3F3R seviye: 2000N3F3R seviye: 2000N3F3R seviye: 2000N3F3R seviye: 2000N3F3R seviye: 2000N3F3R seviye: 2000N3F3R seviye: 2000N3F3R seviye: 2000
Karma: 2677521
1stClass Üye 

Bu güzel paylaşımınızda ötürü teşekkür ederim
N3F3R Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 12-10-2010, 16:25   #12
tamis
Forum Kalfası
 
tamis's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Oct 2010
Üye numarası: #489019
Yer: İstanbul
Mesaj sayısı: 822
Karma etkisi: 26905 tamis seviye: 2000tamis seviye: 2000tamis seviye: 2000tamis seviye: 2000tamis seviye: 2000tamis seviye: 2000tamis seviye: 2000tamis seviye: 2000tamis seviye: 2000tamis seviye: 2000tamis seviye: 2000
Karma: 2690360

Konu için teşekkür ederim
Saygı ve sevgiler.
tamis Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 21-06-2011, 18:41   #13
forumcu023
Cool Üye
 
forumcu023's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Oct 2008
Üye numarası: #273799
Mesaj sayısı: 127
Karma etkisi: 4 forumcu023 seviye: 10
Karma: 10

çok teşekkür kardeş
forumcu023 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 23-06-2011, 15:17   #14
SPECİAL
Forum Kalfası
 
SPECİAL's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Jun 2009
Üye numarası: #342217
Mesaj sayısı: 932
Karma etkisi: 4729 SPECİAL seviye: 2000SPECİAL seviye: 2000SPECİAL seviye: 2000SPECİAL seviye: 2000SPECİAL seviye: 2000SPECİAL seviye: 2000SPECİAL seviye: 2000SPECİAL seviye: 2000SPECİAL seviye: 2000SPECİAL seviye: 2000SPECİAL seviye: 2000
Karma: 472656

Allah razı olsun sağoalsın
SPECİAL Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Üye Olmadan Yorum Yazmak İçin Tıklayın!
Konudaki toplam yorum: 13, okunma sayısı: 803.
Cevapla





Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama

Bu Konuda Aradığınızı Bulamadıysanız Şunlara Bakmanızı Öneririz
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
İbadet - Niçin İbadet Ediyoruz? wardom clon Dini Unsurlar 1 28-12-2009 03:23
Şehir hayatı mı? Köy hayatı mı? Strawberry Fields Anket 38 19-10-2009 13:49
"Gülen" TRT dizisinde! Cybercm Güncel 133 04-04-2009 10:51
Bediüzzaman Saidi Nursi 'nin Hayatı TASADAM Çöp Kutusu 60 28-07-2008 16:05
[B]İlhan irem şarkılarını ve yazıları (Biyografisi) :) new_rock-i Müzik 52 05-11-2007 11:49

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Forum Seç


Hacking ve Bilgisayar Güvenliği Öğrenmek İçin!

Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 02:42.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Wardom.org



İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Wardom Internet Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Wardom hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için webmaster \@wardom.org adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) gün içerisinde Wardom yönetimi olarak tarafımızca gereken işlemler yapılacak ve avukatlarımız size dönüş yapacaktır.


You Rated this Thread: