İslam TarihiMuhammed Aleyhisselamın Soyu ve Pak Soyluluğu Muhammed b. Abdullah, b. Abdulmuttalib, b. Hâşim, b. Abdi Menaf, b. Kusayy, b. Kilab, b. Mürre, b. Ka'b, b. Lüey, b. Galib, b. Fihr,
Konu NeCoLaS tarafından açılmış, 4661 kişi tarafından görüntülenip, 128 yanıt almış.
|
Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL! Kredi kartınıza 12 taksit kolaylığı!
|
|||||||
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
#1 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,985
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
Muhammed Aleyhisselamın Soyu ve Pak Soyluluğu Muhammed b. Abdullah, b. Abdulmuttalib, b. Hâşim, b. Abdi Menaf, b. Kusayy, b. Kilab, b. Mürre, b. Ka'b, b. Lüey, b. Galib, b. Fihr, b. Mâlik, b. Nadr, b. Kinane, b. Huzeyme, b. Müdrike, b. İlyas, b. Mudar, b. Nizar, b. Maadd, b. Adnan. Bütün kaynaklar Muhammed Aleyhisselamın, Adnan'a kadar olan atalarının gerek isimlerinde, gerek sıralarında, ittifak halinde bulundukları gibi, Adnan'ın da İsmail Aleyhisselam b. İbrahim Aleyhisselamın öz be öz soyundan geldiğinde de müttefiktirler. Muhammed Aleyhisselamın ondokuzuncu kuşaktaki atası Maadd b. Adnan; İsa Aleyhisselamın muasırı idi. İsa Aleyhisselam ile Muhammed Aleyhisselam arasındaki fetret devrinin 600 yıl oluşu da, bunu ayrıca doğrular. Maadd, babası Adnan'ın vefatından sonra, Kâbe hizmetini üzerine almış, ve Mekke Hareminden hiç ayrılmamıştır. Adnan da; babası Üded'in vefatından sonra Kâbe hizmetini üzerine almış, Kâbe'ye meşinden örtü örttürmüş, Mekke Hareminin yıkılan sınır taşlarını da dikmişti. Mekke halkının Kureyş diye anılması, Muhammed Aleyhisselamın onikinci kuşakta yer alan ve ilk kez Kureyş lakabıyla anılan atası Nadr b. Kinane'den dolayıdır. Ve Kur'ân-ı Kerîm'de açıklandığına göre, kendileri, İbrahim Aleyhisselamın soyundan gelme torunlarıdır. Muhammed Aleyhisselam da, onların arasından seçilerek, onlara peygamber gönderilmiştir. Muhammed Aleyhisselam; Kureyş kabilesi içinde, gerek baba ve gerek ana yönünden, en temiz ve en şerefli bir aileye mensuptur. Bunu, bizzat hadis-i şeriflerinde şöyle açıklamışlardır: "Yüce Allah; İbrahim oğullarından, İsmail'i seçti. İsmail oğullarından, Kinane oğullarını seçti. Kinane oğullarından, Kureyş'i seçti. Kureyş'ten, Hâşim oğullarını seçti. Hâşim oğullarından da, beni seçti." "Ben, Muhammed b. Abdullah b. Abdulmuttalib'im! Yüce Allah; mahlukatı yarattı, ve beni, onların en hayırlı fırkasının içinde bulundurdu! Sonra, onları iki fırkaya ayırdı ve beni, en hayırlı olan fırkanın içinde bulundurdu. Sonra, onları kabilelere ayırdı ve beni, en hayırlı olan kabilenin içinde bulundurdu. Sonra, onları ailelere ayırdı ve beni, onların en hayırlısı içinde bulundurdu. Ben, sizin aile yönünden de en hayırlınızım, nefis yönünden de en hayırlınızım!" "Ben, Âdem oğulları soylarının en hayırlı, en temiz olanlarından, devirden devre, aileden aileye geçe geçe, nihayet, şu içinde bulunduğum aileden vücuda getirildim!" Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333695 "Ben, Muhammed b. Abdullah, b. Abdulmuttalib, b. Hâşim, b. Abdi Menaf, b. Kusayy, b. Kilab, b. Mürre, b. Ka'b, b. Lüey, b. Galib, b. Fihr, b. Malik, b. Nadr, b. Kinane, b. Huzeyme, b. Müdrike, b. İlyas, b. Mudar, b. Nizar'...ım! Halk, ne zaman iki kısma ayrılsa, muhakkak, Allah beni onların en hayırlı olanının içinde bulundurmuştur. Ben, Cahiliye devrinin kötülüklerinden hiçbir şey bulaşmaksızın, ana ve babamdan meydana geldim. Ben, tâ Âdem'den babama ve anneme gelip ulaşıncaya kadar, hep nikâh mahsulü olarak meydana geldim, asla zinadan meydana gelmedim! Ben, sizin nefis yönünden de en hayırlınızım, baba soyu yönünden de en hayırlınızım!" Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselamın annesi Âmine binti Vehb, b. Abdi Menaf, b. Zühre, b. Kilab, b. Mürre'dir. Zühre; Hâşim oğullarının ataları olan Kilab oğlu Kusayy'ın kardeşi olduğuna göre, Hz. Âmine'nin soyu, kocası Hz. Abdullah b. Abdulmuttalib'in soyu ile Mürre b. Kilab'da birleşir. İbn Sa'd; Ensar bilginlerinden Muhammed b. Sâib'e dayanarak, Peygamberimiz Aleyhisselamın anne ve anneannelerini, babaannelerini batınlarca kaydettikten sonra, bu bilginin: "Peygamber Aleyhisselamın beşyüz annesini tesbit ve kayd etmeye muvaffak oldum. Hiçbirinde, ne zinaya, ne de Cahiliye çağında işlenegelen kötü işlerden hiçbir şeye rastlamadım!" dediğini de nakleder. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333695 Bunun içindir ki, büyük bilgin İbn Haldun, "Muhammed Aleyhisselamdan başka, hiçbir kulun, ilahî ikram olarak ne soyunun bu derece mazbut olduğunun, ne de Âdem Aleyhisselamdan kendilerine gelinceye kadar soy şerefliliğinin kesintisiz devam ettiğinin görülmediği"ni bildirir.Kaynak: İslam Tarihi Ve Efendimizin Hayatı-Mustafa Âsım Köksal Düzenleyen NeCoLaS : 27-12-2009 at 03:05. Sebep: imla |
|
|
|
|
#2 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,985
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
Peygamberimiz Aleyhisselamın İsimleri ve Künyesi Peygamberimiz Aleyhisselam: "Benim birtakım isimlerim vardır: Ben Muhammed'im! Ben Ahmed'im! Ben Mâhî'yim ki, Yüce Allah, küfrü benimle yok edecektir! Ben Hâşır'ım ki, insanlar, Kıyamet günü benim izimce haşr olunacaklardır! Ben Âkıb'ım ki, benden sonra peygamber yoktur!" "Ben rahmet peygamberiyim!" "Ben savaşlar peygamberiyim!" buyurmuşlardır. Peygamberimiz Aleyhisselam, Kur'ân-ı Kerîm'de dört kere Muhammed ismi ile, bir kere de Ahmed ismi ile anılır. Muhammed: övülmeye layık hasletleri çok olan, Ahmed ise: en çok övülen veya en çok hamd ve şükür eden, ya da, bu hasletlerle anılan zât mânâlarına gelir. Peygamberimiz Aleyhisselam; en çok Muhammed ismi ile anılmış, Muhammed ismini kullanmıştır. Medine'de bulunan Mekkeli ve Medineli Müslümanlarla Yahudileri ve her iki tarafın müttefiklerini ilgilendiren muameleler hakkında yazdırdığı yazıda Peygamberimiz Aleyhisselamın Muhammed ismi yer alır. Ebu Süfyan b. Hâris'in Peygamberimiz Aleyhisselamı hicveden şiirine karşı, Hassân b. Sâbit, söylediği uzunca şiirde: "Demek, sen Muhammed'i hicvettin ha?!" der. Peygamberimiz Aleyhisselam; Hicretin altıncı yılında Hudeybiye'de Kureyş müşrikleriyle yaptığı muahedenin yazısını yazdırmak isteyip: "Yâ Ali! Bu, Muhammed Resûlullah'ın, Süheyl b. Amr ile üzerinde anlaşıp sulh oldukları ve gereğinin yerine getirilmesini kararlaştırıp imzaladığı maddelerdir" buyurunca, Süheyl b. Amr Hz. Ali'nin elini tuttu. Peygamberimiz Aleyhisselama: "Vallahi, biz senin gerçekten peygamber olduğunu tanımış olsaydık, Beytullahı ziyaretten seni alıkoymaz ve seninle çarpışmaya kalkmazdık! En iyisi, sen, muahedenameye bizim bildiğimiz şeyi yaz!" dedi. Peygamberimiz Aleyhisselam: "Ya nasıl yazalım?" diye sordu. Süheyl b. Amr: "Muhammed b. Abdullah diye kendi ismini ve babanın ismini yaz!" dedi. Peygamberimiz Aleyhisselam: "Bu da güzeldir. Öyle yazınız! Ben, hem Abdullah'ın oğluyum, hem de Allah'ın Resûlüyüm! Vallahi, siz beni yalanlasanız da, ben yine, hiç şüphesiz, Allah'ın Resûlüyüm! Kendi ismimi ve babamın ismini yazdırmak, benim peygamberliğimi gidermez!" buyurdu. Hükümdarlara gönderilen İslâmiyete davet mektuplarında da, Muhammed ismi yazılı, Muhammed Resûlullah mührü basılı idi. Peygamberimiz Aleyhisselamın, hadis-i şeriflerinde açıkladıkları isimlerinden başka, Kur'ân-ı Kerîm'de ve daha önceki peygamberlere indirilmiş olan ilahî kitablarda geçen daha birçok isimleri vardır. İsimlerin çokluğu ise, isim sahibinin şerefinin üstünlüğünü gösterir. Peygamberimiz Aleyhisselam; Hz. Hatice'den ilk doğan oğlu Hz. Kasım'dan dolayı (Ebu'l-Kasım=Kasım'ın Babası) diye künyelenmişti. Medineli Ensardan bir zât, doğan oğluna Muhammed ismini koymak istemiş ve bunda bir sakınca olup olmadığını Peygamberimiz Aleyhisselamdan sormuştu. Peygamberimiz Aleyhisselam: "Benim ismimi takınınız! Amma, künyemi takmayınız!" buyurmuştur. Hz. Ali de: Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333695 "Yâ Rasûlallah! Senden sonra doğacak çocuğuma senin ismini ve künyeni takmamı uygun görür müsün?" diye sormuş; Peygamberimiz Aleyhisselam ona: "Evet!" buyurmuştur. Kaynak: İslam Tarihi Ve Efendimizin Hayatı-Mustafa Âsım |
|
|
|
|
#3 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,985
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
Peygamberimiz Aleyhisselamdan Önce Kimlere ve Ne İçin Muhammed İsmini Koydukları Tâbiîn bilginlerinin büyüklerinden Saîd b. Müseyyeb der ki: "Araplar, kendilerinden, Muhammed isminde bir peygamber gönderileceğini, Kitab Ehli olan Yahudi ve Hıristiyanlarla kâhinlerden işitmişlerdi. Bunu işiten Araplardan bazıları-peygamber olması ümidiyle-oğullarına Muhammed ismini vermişlerdi: Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333695 1) Benî Temimlerden Süfyan b. Mücaşi', Şam'a gidip bir rahibin evine inmişti. Süfyan, kendisinin Mudarlardan olduğunu söyleyince, rahip: "Araplar içinde bir peygamber gönderilecek, kendisine Muhammed denilecektir!" dedi. Bunun üzerine, Süfyan, doğan oğluna Muhammed ismini verdi. Muhammed b. Süfyan, büyüyünce, Hıristiyan papazı oldu. 2) Benî Süleymlerin Zekvan oğullarından Muhammed b. Huzâî'ye, Muhammed ismi, peygamber olması ümidiyle verilmiştir. Ebrehe bu Muhammed b. Huzâî'yi Yemen'e götürmüş, o da orada Ebrehe'yle birlikte bulunmuş ve Hıristiyanlık dininde ölmüş; Ebrehe'nin emriyle, Kâbe yerine, San'a'daki Kulleys kilisesine haccetmeleri için propaganda yaparken, Huzeyl'lerden Urve b. Hıyad tarafından bir okla vurulup öldürülmüştür. 3) Benî Süleymlerden Muhammedü'l-Cüşemî'ye, 4) Muhammedü'l-Useydî'ye, 5) Muhammedü'l-Fukaymî'ye, 6) Muhammed b. Berrü'l-Kinanî'ye, 7) Muhammed b. Humran b. Malikü'l-Cu'fî'ye, 8) Benî Cahcabalardan Muhammed b. Ukbetü'l-Cülahu'l-Evsî'ye, 9) Muhammed b. Hırmazü't-Temim'e, 10) Evsîlerden Muhammed b. Meslemetü'l-Ensarî'ye... hep, peygamber olması maksat ve ümidiyle Muhammed ismi konulmuştur. Peygamberimiz Aleyhisselamın Babası Hz. Abdullah'ın Vefatı Peygamberimiz Aleyhisselamın babası Hz. Abdullah, Hz. Âmine ile evlendikten kısa bir müddet sonra, Kureyşlilerin ticaret malları yüklü kafilelerinden bir kafileye katılarak Şam'a, Gazze'ye gitmişti. Satacaklarını satıp alacaklarını aldıktan sonra, oradan geri dönüldüğü sırada, yolda hastalandı. Medine'ye gelince, arkadaşlarına: "Ben, burada dayılarım Adiyy b. Neccar oğullarının yanında biraz kalayım" dedi ve hasta olarak onların yanında bir ay kaldı. Kafile arkadaşları, yollarına devam edip Mekke'ye geldiler. Abdulmuttalib, onlardan, oğlunun nerede kaldığını sordu. Onlar da, "Onu gerimizde, dayıları Adiyy b. Neccar oğullarının yanında bıraktık. Kendisi hastadır" dediler. Bunun üzerine, Abdulmuttalib, büyük oğlu Hâris'i acele Medine'ye yolladı. Hâris Medine'ye vardığı zaman, Hz. Abdullah'ı vefat etmiş ve Adiyy b. Neccarlardan Nâbiga'nın evine gömülmüş buldu. Hz. Abdullah'ın kabri Nâbiga'nın evinin içine girilince sol tarafa düşen küçük evindedir. Dayıları; Abdullah'ın nasıl hastalandığını, olanca çabalarına rağmen kendisini kurtaramadıklarını ve Nâbiga'nın evine gömdüklerini Hâris'e anlattılar. Hâris, acele Mekke'ye dönüp babasına acı haberi verince, Abdulmuttalib de, Abdulmuttalib'in bütün oğulları ve kızları da son derece ağladılar. Hz. Abdullah, vefat ettiği zaman 25 yaşında idi. Peygamberimiz Aleyhisselam da, daha annesinden doğmamıştı.Kaynak: İslam Tarihi Ve Efendimizin Hayatı-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
#4 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,985
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
Hz. Âmine'nin Hz. Abdullah Hakkındaki Mersiyesi Hz. Âmine, kocası Hz. Abdullah için söylediği mersiyede şöyle dedi: "Artık, Mekke'nin Batha tarafı, Hâşim oğullarından boşaldı. O, ölümün davetine uyarak, evinden örtüler ve kefenler içinde çıkıp kabre gitti! Fakat, ölüm insanlar arasında Hâşim oğlu gibi bir yiğit bulup onun boşluğunu dolduramaz.! Bütün dostları ve arkadaşları, onun tabutunu taşımak için üşüşmekte ve elden ele almakta idiler. Ne yazık ki, ecel hiç beklenmedik bir zamanda onu alıp götürdü! Halbuki, o, cömert ve çok merhametli bir insandı." Hz. Abdullah'ın Terikesi Hz. Abdullah'ın, miras olarak bıraktığı; 1. Ümmü Eymen (Bereke) adında bir köle kadın, 2. Beş adet deve, 3. Birkaç davar, 4. Bir adet kılıç, 5. Bir miktar gümüş paradan ibaretti. Peygamberimiz Aleyhisselamın Doğumu, Doğum Tarihi ve Doğum Yeri Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333695 Peygamberimiz Aleyhisselam; Fil yılında, Rebiülevvel ayının 12. Pazartesi günü, tanyeri ağarırken, Şı'b'daki evlerinde doğdu. Riyaziyecilere göre; doğum tarihi şemsî aylardan Nisan ayının yirmisine rastlamış, Mısırlı Mahmud Felekî Paşa da, bunun Milâdî 571 yılı 20 Nisan Pazartesi gününe rastladığını hesapla doğrulamıştır. Peygamberimiz Aleyhisselamın doğduğu ev: Şı'b'da, Hâşim'den Abdulmuttalib'e kalan, ondan da Peygamberimiz Aleyhisselamın babası Hz. Abdullah'ın hissesine düşen ev olup, "Mevlid Sokağı" diye anılan Ebu Talib Şı'b'ı caddesinde, Leyl sokağında idi. Peygamberimiz Aleyhisselamın doğumu gecesinde, Abdurrahman b. Avf'ın annesi Şifa Hatun da hazır bulunup ebelik etmiştir. Peygamberimiz Aleyhisselamdan üç yaş büyük olan amcası Hz. Abbas da; Hz. Âmine'nin bir oğlan çocuğu doğurduğu haber verilince, annesinin sabahleyin kendisini elinden tutup oraya götürdüğünü, Peygamber Aleyhisselamın evlerinin ortasında yattığı yerde döşeğine ayağıyla vurduğunu hâlâ görür gibi olduğunu ve orada bulunan kadınların kendisini onun üzerine çekip "Öp kardeşini!" dediklerini bildirir. Kaynak: İslam Tarihi Ve Efendimizin Hayatı-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
#5 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Aug 2009
Üye numarası: #357498 Yer: kocaeli körfez
Mesaj sayısı: 2,857
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3354600
|
Güzel gidiyorsun . Sorularımızıda sana sorarız
|
|
|
|
|
#6 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,985
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
|
|
|
|
|
#7 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,985
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
Doğum Gecesinde Vuku Bulan Önemli Hadiselerden Bazıları 1. Hz. Âişe'den rivayet edildiğine göre; Mekke'de, ticaretle uğraşan bir Yahudi Peygamberimiz Aleyhisselamın doğduğu gece, doğuşuna alâmet olan yıldızın doğduğunu görmüş, katıldığı Kureyş meclislerinden bir mecliste: "Ey Kureyş cemaatı! İçinizden, bu gece çocuğu doğan oldu mu?" diye sormuştur. "Vallahi, bilmiyoruz!" dediler. Bunun üzerine, Yahudi: "Ey Kureyş cemaatı! Size söylediğim şeyi ezberleyiniz! Bu gece, bu âhir zaman ümmetinin peygamberi doğmuştur! Onun iki küreği arasında, üzerinde tüyler bulunan kırmızımtırak bir ben de vardır!" dedi. Meclistekiler, Yahudinin sözlerinden hayrette kalarak meclisten dağıldılar. Onlardan her biri, evlerine varınca, Yahudinin söylediklerini ailelerine haber verdiler. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333695 Bazılarına, aileleri: "Abdullah b. Abdulmuttalib'in bir oğlu doğdu. Kendisine, Muhammed ismini verdiler" dediler. Onlar, o günden sonra, Yahudinin evine gidip: "Bizim içimizde bir çocuk doğduğunu duydun mu, öğrendin mi?" dediler. Yahudi: "Ben size onun doğduğunu haber verdikten sonra mı, yoksa önce mi doğdu?" diye sordu. "Önce doğdu!" dediler. Dileği üzerine, kendisini Hz. Âmine'nin evine götürdüler. Yahudi, Hz. Âmine'den, oğlunu yanına çıkarmasını istedi; çıkarıldı. Peygamberimiz Aleyhisselamın arkasındaki peygamberlik hâtemini görünce, Yahudi bayıldı. Ayıldığı zaman, kendisine "Yazıklar olsun sana! Ne oldu sana?" dediler. Yahudi: "Vallahi, artık İsrail oğullarından peygamberlik gitti! Ellerinden Kitab da gitti! Bu, İsrail oğullarının öldürüleceklerine ve bilginlerinin de itibarlarının kalmayacağına verilmiş bir hükümdür! Araplar, peygamberlikle, büyük bir izzet ve şerefe erecekler! Ey Kureyş cemaatı! Sevininiz! Vallahi, siz; haberi doğudan batıya kadar ulaşacak bir atılım ve yenme gücüyle güçleneceksiniz!" dedi. 2. Medineli Müslümanlardan şair Hassân b. Sâbit der ki: "Ben, yedi sekiz yaşlarında, duyduklarımı kavrayabilecek, boylu boslu bir çocuktum. Bir gün, Yesrib'de (Medine'de) bir Yahudinin köşk üzerinden en yüksek sesle: 'Ey Yahudi cemaatı!' diyerek bağırdığını işittim. Yahudiler, etrafına toplanınca, ona: 'Allah cezanı versin! Ne oldu sana?' dediler. O da: 'Ahmed'in doğumunda doğacak olan yıldızı, bu gece doğdu!' dedi." İbn İshak: "Hassân b. Sâbit'in torunu Saîd b. Abdurrahman'a: 'Resûlullah Aleyhisselam Medine'ye geldiği zaman Hassân b. Sâbit kaç yaşında idi?' diye sordum. Saîd: 'Hassân, altmış yaşında idi. Resûlullah Aleyhisselam da, elli üç yaşında iken Medine'ye geldi' dedi. Demek ki, Hassân, o Yahudinin söylediğini yedi yaşında iken işitmiş" demiştir. 3. Hz. Âmine'nin bildirdiğine göre; Peygamberimiz Aleyhisselama, ne hamileliği sırasında, ne de onu dünyaya getirirken hiçbir zahmet çekmemiş ve o doğarken de, doğu ile batı arasını aydınlatan bir nurun kendisinden onunla birlikte çıktığını görmüştür. 4. Peygamberimiz Aleyhisselam, doğarken, çocukların yere düştükleri gibi düşmeyip ellerini yere dayamış, başını semaya kaldırmış olarak doğmuştur. 5. Muhammed Aleyhisselam doğunca, geleneğe göre sabaha kadar üzerine kapatılan çanağın yarılarak, yarığından kendisinin gözlerini semaya diktiği görülmüştür. "Doğrusu, biz bunun gibi bir çocuk görmedik!" denilmiştir. 6. Şeytan; hayatında koparacağı dört çığlıktan birisini, bu kutlu doğum gecesinde koparmıştır. 7. İran başkadısı ve din adamı Mubezan, rüyasında; birtakım serkeş develerin bir sürü yürük atları önlerine katarak Dicle ırmağını geçtiklerini, İran topraklarına yayıldıklarını görmüştür. 8. Sâve gölünün suyu çekilmiştir. 9. Semave vadisini su basmıştır. 10. Kisra'nın sarayından 14 şerefe yıkılmıştır. 11. İranlıların 1000 yıldan beri hiç sönmeden yanan ateşgedeleri sönüvermiştir! Kaynak: İslam Tarihi Ve Efendimizin Hayatı-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
#8 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,985
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
Peygamberimiz Aleyhisselamın Kâbe'ye Götürülüp Dua Edilişi Hz. Âmine; Peygamberimiz Aleyhisselamı dünyaya getirdiği zaman, Peygamberimiz Aleyhisselamın dedesi Abdulmuttalib'e: "Bir oğlan torunun doğdu. Gel de, gör onu!" diye haber saldı. Abdulmuttalib, o sırada Kâbe'nin yanında, Hicr'de, oğlu, ve kavminden bazı kimselerle birlikte oturuyordu. Müjdeci, ona: "Âmine bir oğlan çocuğu doğurdu!" diye haber verince Abdulmuttalib çok sevindi ve hemen ayağa kalkıp yanındakilerle birlikte Hz. Âmine'yi görmeye geldi. Torununa baktı. Hz. Âmine hamile iken düşünde gördüğü şeyleri; kendisine neler söylendiğini ve koyacağı isim hakkında ne emir verildiğini Abdulmuttalib'e anlattı. Abdulmuttalib torununu bir kumaş parçasına sarılmış olduğu halde kucağına alıp Kâbe'ye girdi. Orada, Allah'a dua ve ihsanından dolayı şükranını arz ettikten sonra, onu annesine gönderdi. Oğlu Ebu Talib'e de: "Bu, benim sana, yanında bulundurup üzerine kanat gereceğin emanetimdir. Muhakkak, bu oğlumun hal ve şânı yüce olacaktır!" dedi. Peygamberimiz Aleyhisselamın Hz. Âmine ve Süveybe Hatun Tarafından Kısa Bir Müddet Emzirilişi Peygamberimiz Aleyhisselamı; önce annesi Hz. Âmine, üç gün veya yedi gün emzirdi. Bunan sonra, Süveybe Hatun, oğlu Mesruh ile birlikte, günlerce emzirdi. Süveybe Hatun, daha önce Hz. Hamza'yı, sonra da, Peygamberimiz Aleyhisselamla birlikte, Ebu Seleme b. Abdulesed'i de emzirmişti. Bunun için, Hz. Hamza ile Ebu Seleme, Peygamberimiz Aleyhisselamın süt kardeşi idiler. Peygamberimiz Aleyhisselam; Mekke'de iken, Süveybe Hatuna harçlık verir, Hz. Hatice de ona ikramda bulunurdu. Süveybe Hatun; Ebu Leheb'in cariyesi idi. Hz. Hatice onu azad etmek, kölelikten kurtarmak için Ebu Leheb'den satın almak istemişse de, Ebu Leheb yanaşmamıştı. Peygamberimiz Aleyhisselam Medine'ye hicret ettiği zaman, Ebu Leheb onu kendiliğinden azad etmişti. Peygamberimiz Aleyhisselam, Süveybe Hatuna Medine'den de harçlık ve elbise gönderirdi. Hicretin yedinci yılında, Hayber seferinden dönerken, onun vefat etmiş olduğunu haber alınca "Oğlu Mesruh ne yapıyor?" diye sormuş; "Annesinden önce, o da vefat etti!" denilmişti. Bunun üzerine, Peygamberimiz Aleyhisselam "Onların akrabalarından sağ kalan kim var?" diye sormuş; "Hiçbir kimse yok!" demişlerdir. Peygamberimiz Aleyhisselamın Doğumundan Dolayı Halka Ziyafet Çekilişi Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333695 Peygamberimiz Aleyhisselamın doğumunun yedinci günü, dedesi Abdulmuttalib, develer, davarlar kestirerek Mekke halkına üç kez yemek yedirmesini, oğlu Ebu Talib'e emretti. Ayrıca, Mekke mahallelerinden her mahallede develer kesilerek bırakıldı. Onlardan insanların, kurtların, kuşların yararlanmalarına engel olunmadı. Kureyşliler, ziyafetten sonra: "Ey Abdulmuttalib! Doğumu sebebiyle bize ikramda bulunduğun bu oğluna ne isim taktın?" diye sordular. Abdulmuttalib: "Muhammed ismini taktım!" dedi. Kureyşliler: "Ne için, aile halkının, atalarının isimlerinden birini takmaya özen göstermedin de, Muhammed ismini taktın?" diye sordular. Abdulmuttalib: "Gökte Allah'ın, yerde de halkın onu övmelerini istedim!" dedi. Yeni Doğan Çocukların Sütannelere Verilmesi Âdeti Yeni doğan çocuklarını sütannelerine vermek, Kureyş ve diğer Arap eşrafının âdetleri idi. Bu da; kadınların kocalarıyla daha rahat meşgul olmalarını ve çocukların da kırda yaşayan Araplar içinde, özellikle havasının güzelliği, rutubetinin azlığı ve suyunun tatlılığı ile tanınan yerlerde yaşayan şerefli kabileler arasında sağlam vücutlu, sıkı etli, cesaretli yetişmelerini ve düzgün ve pürüzsüz konuşmayı öğrenmelerini sağlamak içindi. Emevî halifelerinden Abdulmelik b. Mervan: "Velid'i sevmek, bize zarar verdi!" derdi. Velid; annesinin yanından ayrılmadığı için, konuşurken hep gramer hatası yapardı. Kardeşi Süleyman ise, çok düzgün ve pürüzsüz konuşurdu. Çünkü, Süleyman ve öteki kardeşleri, kırda otururlardı. Arapça'yı açık, pürüzsüz ve düzgün konuşmayı orada öğrenmişlerdi. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333695 Umumiyetle Araplar için tek lügat vardı. Benî Sa'd b. Bekr'lerin ise, lügatları yedi idi. Benî Sa'd b. Bekr b. Hevazin'ler; Arap kabileleri içinde, dil bakımından en fesahatli olanı, en açık, en düzgün ve en pürüzsüz konuşanı idi. Benî Sa'd b. Bekr kabilesi; Arap kabileleri arasında cömertlikleri ve şereflilikleri ile de tanınmış bir kabile idi. Mekke çevresinde ve Harem içinde oturan kabilelerden sütannesi olanlar, her yıl, iki kez, yaz ve güz mevsimlerinde Mekke'ye gelerek, yeni doğan çocukları-ücretle emzirmek üzere-alıp yurtlarına götürürlerdi. Kaynak: İslam Tarihi Ve Efendimizin Hayatı-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
#9 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,985
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
Sütannesi Halime Hatunun Peygamberimiz Aleyhisselamı Emzirişi ve Büyütüşü Peygamberimiz Aleyhisselamı; Süveybe Hatundan sonra, Benî Sa'd b. Bekr kabilesinden sütannesi Halime Hatun götürüp emzirdi. Halime Hatun; Kays b. Aylan'lardan Ebu Züeyb Abdullah b. Hâris'in kızı ve Sa'd b. Bekr b. Hevazin'lerden Hâris b. Abduluzza'nın da zevcesi idi. Peygamberimiz Aleyhisselamın bu sütanne ve babadan kardeşleri de, Abdullah b. Hâris, Üneyse binti Hâris ve Şeyma binti Hâris idi. Halime Hatun; yanında, kocası ve memedeki küçük oğlu ve Benî Sa'd b. Bekr kadınlarından da on kadın olduğu halde, emdirilecek oğlan çocuğu arayıp bulmak üzere, yurtlarından yola çıktılar, Mekke'ye geldiler. Halime Hatun der ki: "İçinde bulunduğumuz kuraklık ve kıtlık yılında, hiçbir şeyimiz kalmamıştı. Ben, kır merkebimin üzerinde idim. Yanımızda yaşlı bir devemiz de bulunuyordu. Vallahi, o bize bir damla bile süt vermiyordu. Fakat, biz, bir yağmura kavuşmayı, darlıktan kurtulmayı umup duruyorduk. Üzerinde bulunduğum arık ve zayıf merkebimin yürüyüşünün ağırlığı, arkadaşların canını sıkacak dereceye varmıştı. Nihayet, Mekke'ye varıp, emzirilecek oğlan çocukları aramaya başladık. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333695 İçimizde hiçbir kadın yoktu ki, o ona arz ve teklif edilsin de, 'Yetimdir!' denilince onu almaktan kaçınmış olmasın! Çünkü, bizler, emzireceğimiz çocuğun babasından bahşişe kavuşmayı umuyor, ve onun Peygamber Aleyhisselamın hakkında da: 'Yetimdir. Annesi ve dedesi, bize ne ihsan yapabilecek?' diyorduk. Bunun için, hepimiz, onu emzirmek üzere almak istememiştik. Benimle gelmiş olan kadınlardan, emzirilecek çocuk almayan, benden başka, kalmamıştı." O sırada, Abdulmuttalib, Peygamberimiz Aleyhisselam için sütannesi arayıp duruyordu. Halime Hatun der ki: "Abdulmuttalib, benimle karşılaşınca: 'Sen, kimsin?' diye sordu. 'Ben, Benî Sa'd'lardan bir kadınım!' dedim. 'İsmin nedir?' diye sordu. 'Halime' dedim. Abdulmuttalib gülümsedi: 'Ne güzel! Ne güzel! Sa'd ve hilm iki güzel haslettir ki, dünyanın hayrı da, ebediyetin izzet ve şerefi de bunlardadır. Ey Halime! Benim yanımda yetim bir çocuk vardır ki, onu Benî Sa'd kadınlarına teklif ettim. 'Biz, götüreceğimiz çocuklardan yararlanmayı, onların babalarından ikram görmeyi umuyoruz' diyerek, almaya yanaşmadılar. Onu emzirmeyi, sen üzerine alır mısın? Belki onun yüzünden saadete, mutluluğa erersin' dedi. Ben de: 'Bana biraz müsaade et de, kocama bir danışayım' dedim. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333695 Hemen, kocamın yanına dönüp durumu ona haber verdim ve: 'Mekke'de, bu yetim çocuktan başka, emzirilecek çocuk yoktur! O çocuğu almamızı uygun görür müsün? Ben yurdumuza eli boş dönmemizi hoş bulmuyorum. Vallahi, ben, arkadaşlarım arasında, emzirilecek bir çocuk almadan geri dönmeyi istemiyorum. Vallahi, o yetime gideceğim. Ben de onu alacağım!' dedim. Kocam: 'Bunu yapmanda bir sakınca yok. Belki, Allah onun yüzünden bereket ve bolluk ihsan eder. Ey Halime! Git, al onu!' dedi. Döndüğüm zaman, Abdulmuttalib'i oturmuş, beni bekliyor bir halde buldum. Kendisine: 'Haydi, çocuğu getir!' deyince, yüzünde sevinç belirdi ve beni hemen Âmine'nin evine götürdü. Âmine, bana 'Hoşgeldin! Safa geldin!' dedi. Beni Muhammed Aleyhisselamın bulunduğu odaya koydu. Odaya girdiğim zaman, o, sütten daha ak bir yün kumaşa sarılmış, kendisinin altına da yeşil ipekten bir sergi serilmişti. Sırtüstü yatırılmış, mışıl mışıl uyuyor, kendisinden misk kokusu geliyordu! Sevimliliğine ve yüzünün güzelliğine hayran oldum. Kendisini uykudan uyandırmaya kıyamadım. Ellerimi göğsünün üstüne yavaşça koyduğum zaman, gülümsedi ve bana bakmak için gözlerini açtı. Hemen, iki gözünün arasından öptüm ve kucağıma aldım.'" Hz. Âmine: "Bana, üç gece: 'Oğlunu, Benî Sa'd b. Bekr'lerde Ebu'z-Züeyb ailesi içinde emzireceksin!' denildi" dedi. Halime Hatun: "İşte, bu kucağımdaki çocuğun sütbabası Ebu'z-Züeyb'dir. O benim babamdır" dedi. Hz. Âmine gerek hamilelik, gerek doğum sırasında gördüklerini haber verip "Oğlumu iyi koru!" diyerek Halime Hatuna sıkı sıkı tenbihatta bulundu. Halime Hatunun içi son derecede ferahladı, işittiği şeyler kendisini sevindirdi. Kaynak: İslam Tarihi Ve Efendimizin Hayatı-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
#10 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,985
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
Halime Hatun'un Ailesinin Peygamberimiz Aleyhisselam Yüzünden Hayra ve Geçim Bolluğuna Kavuşması Halime Hatun, hatıralarını anlatmaya devamla der ki: "Ben onu, ancak başkasını bulamadığım için almıştım. Binitimin ve yolculuk eşyalarımın yanına döndüğüm ve kucağıma alıp emzirmek istediğim zaman, ona, memelerimden, dilediği kadar süt geldi! O da, onunla birlikte sütkardeşi de, kanasıya emdiler ve uyudular. Halbuki, bundan önce, bizim çocuk, kendisiyle birlikte bizi de hiç uyutmamıştı. Kocam, kalkıp o yaşlı ve sütsüz devemizin yanına vardığı zaman, onun da memelerinin sütle dolu olduğunu gördü. Kendisi, ondan, içeceği kadar süt sağıp içti. Kendisiyle birlikte, ben de içtim. Her ikimiz de süte kandık ve doyduk! Bambaşka ve hayırlı bir gece geçirdik. Sabaha çıktığımız zaman, kocam, bana: 'Vallahi, ey Halime! İyi bil ki, sen mübarek bir çocuk almış bulunuyorsun' dedi. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333695 'Vallahi, ben de böyle olmasını umuyor ve diliyordum' dedim. Sonra, hayvanıma bindim. Çocuğu da kucağıma aldım." Hâris ise yaşlı devesinin üzerine bindi; Sirer vadisinde yol arkadaşlarına yetiştiler. "Kadınlar: 'Ey Halime! Ne yaptın' diye sordular. 'Vallahi, hayrı ve bereketi en büyük olan bir çocuğu görüp aldım.' 'Yoksa, o kucağındaki, Abdulmuttalib'in oğlu torunu mu?' dediler. 'Evet!' dedim. Kadınlarımızdan bazılarının kıskandıklarını gördüm. Vallahi, benim merkebim öyle hızlı gidiyordu ki, hepsinin önüne geçti. Kafiledekilerin merkeplerinden hiçbirisi ona yetişemediler. Nihayet, kadın arkadaşlarım, bana: 'Ey Ebu Züeyb'in kızı! Yazıklar olsun sana! Biraz durup bizi beklesen a? Gelirken üzerine binmiş olduğun merkep bu değil miydi?' diyerek sesleniyorlar; ben de onlara: 'Evet! Vallahi, işte o merkeptir' diyordum. Şaşırıyorlar ve: 'Vallahi, buna şaşılacak birşey olmuş!' diyorlardı. Nihayet, Benî Sa'd yurtlarındaki evlerimize geldik. Ben; Allah'ın yarattığı yerlerden, Benî Sa'd yurdundan daha kurak bir yer bulunduğunu bilmiyorum. Fakat, çocuğu yanımıza getirdiğimizden beri, davarlarımız akşamları karınları tok ve memeleri sütlü olarak dönüyor ve biz de onlardan süt sağıp içiyorduk. Halbuki, hiç kimse, davarlarından sağıp içecek bir damla süt bulamıyordu. Hatta, kavmimizden, çevremizde bulunanlar, çobanlarına: 'Yazıklar olsun size! Ebu Züeyb'in kızının çobanı nerede yayıyor, otlatıyorsa, siz de onunla birlikte yaysanız ya' diyerek çıkışmakta idiler. Fakat, onların davarları akşamları karınları aç, memelerinde bir damla bile süt sızmaz bir halde dönerlerken, bizim davarların karınları tok, memeleri sütle dolu olarak dönerlerdi! Yüce Allah, bize, onun Peygamberimiz Aleyhisselamın yüzünden hayır ve bereketi arttırdı durdu. Onun büyüyüp yetişmesi de başka çocuklara benzemiyordu." Kaynak: İslam Tarihi Ve Efendimizin Hayatı-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
#11 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,985
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
Peygamberimiz Aleyhisselamın Büyümesindeki Başkalık Başka çocukların bir aydaki büyümelerini o bir günde büyüyor, başka çocukların bir yıldaki büyümelerini o bir ayda büyüyordu! Peygamberimiz Aleyhisselam; daha iki aylık iken, her tarafa yuvarlanmaya çalışıyordu. Üç aylık olunca, ayağa kalkıp day duruyordu! Dört aylık olunca, duvara tutunup yürüyordu! Beş aylık olunca, bir yere tutunmadan yürüyebiliyordu! Altı ayı tamamlayınca, yürümeyi hızlandırmıştı. Yedi aylık iken, konuşuyor, her tarafa gidip geliyordu. Sekiz aylık iken, konuşuyor, konuşulanı anlıyordu. Dokuz aylık iken, açık ve düzgün konuşmaya başlamıştı. On aylık iken, çocuklarla ok atıyordu! Peygamberimiz Aleyhisselamın Sütten Kesilişi ve Annesine Götürülüşü Halime Hatun der ki: Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=333695 "İki yıl geçince, onu sütten kestim. Kendisi, iki yılı doldurduğu zaman, oldukça iri ve gösterişli bir çocuk olmuştu. Onu annesine götürdük, ama biz, onun yüzünden gördüğümüz hayır ve bereketten dolayı, kendisini yanımızda bir müddet daha tutmaya çok istekli bulunuyorduk." Habeş Hıristiyanlarının Peygamberimiz Aleyhisselamı Halime Hatunun Elinden Almaya Kalkışmaları Sütannesi Halime Hatun, Peygamberimiz Aleyhisselamı Medine'ye, annesine götürürken, Sirer vadisinde Habeş Hıristiyanlarından bazı kimselere rastlamıştı. Hıristiyanlar, Halime Hatuna nereye gittiğini sordular. Sonra da, Peygamberimiz Aleyhisselama dikkatli dikkatli baktılar. Arkasını döndürüp onun iki kürek kemiği arasındaki peygamberlik hâtemine ve gözlerinin beyazındaki kırmızılığa baktılar. Kırmızılık hakkında: "Gözlerinden bir şikâyeti, hastalığı var mı?" diye sordular. Halime Hatun: "Hayır! Bu kırmızılık gözlerinden hiç ayrılmaz" dedi. Hıristiyanlar: "Biz, bunu kralımıza, ülkemize götüreceğiz. Çünkü, bunun bizimle ilgili hali, şanı vardır. Biz, onun işini biliyoruz" dediler. Hıristiyanlar, Peygamberimiz Aleyhisselam hakkında o kadar baskı yaptılar ki, Halime Hatun onu zorla elinden alacaklarından korkmaya başladı. Fakat, Yüce Allah onu onlardan korudu. Halime Hatun, Peygamberimiz Aleyhisselamı onların ellerinden güçlükle kurtarıp Hz. Âmine'nin yanına götürebildi. Hz. Âmine'ye, Peygamberimiz Aleyhisselam hakkında bilgi verdi. Onun uğurluluğu yüzünden gördükleri hayır ve bereketi anlattı. Habeş Hıristiyanlarının yaptıklarını da haber verdi. Kaynak: İslam Tarihi Ve Efendimizin Hayatı-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
#12 |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jun 2009
Üye numarası: #340294
Mesaj sayısı: 933
Karma etkisi: 6615
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 661278
|
verdiğin bilgiler için Allah razı olsun...+k
|
|
|
|
|
#13 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,985
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
|
|
|
|
|
#14 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Dec 2009
Üye numarası: #393748 Yer: kocaeli izmit
Mesaj sayısı: 2,859
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 8354327
|
Allah razı olsun kardeş,çok güzel bir paylaşım.
|
|
|
|
|
#15 |
|
Daimi Üye
![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Oct 2009
Üye numarası: #380400
Mesaj sayısı: 585
Karma etkisi: 4618
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 461549
|
Paylaşım için teşekkürler
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| İslam, müslüman, tarih |
| Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
Bu Konuda Aradığınızı Bulamadıysanız Şunlara Bakmanızı Öneririz
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Birbirinden güzel 10 tane jenerik domain | domainsiteniz | Domainler | 1 | 17-09-2008 17:46 |
| Birbirinden güzel 10 tane jenerik domain istediğinize teklif verin | domainsiteniz | Domainler | 0 | 01-09-2008 22:06 |
| 34 türk filmi vizyona girecek!!! | eseskartal | Güncel | 5 | 20-01-2007 21:55 |
| Satılık Domainler | kursadcakir | Web Hosting | 0 | 26-11-2006 00:21 |
|
|
