İstanbul'un Tarihi /Tarihi Yerleri ve Tarihi Resimler

Eline sağlık. Çok iyi çalışma olmuş. Konu Θкαn,,® tarafından açılmış, 51968 kişi tarafından görüntülenip, 43 yanıt almış.

Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL! Kredi kartınıza 12 taksit kolaylığı!


Karşı sistemi kendi makineniniz gibi kullandıran uzaktan yönetim programı.
  • Canlı ekran izleme,vnc ve mouse kontrolü
  • Antiviruslerce %100 tanınmaz, güncelleme garantili
  • Ortam sesi dinleme
  • Webcam izleme
  • Online/offline keylogger
  • Kopyala/Yapıştır, Clipboard Yöneticisi (Canlı)
  • Warlogger desteği
  • Çalıştırma,upload,download,yeniden adlandırma,silme,gizli çalıştırma,thumbnail görüntüleme(indirmeden dosya görme)
  • Registry yöneticisi (tam özellikli)
  • Msn şifrelerini ve geçmişteki tüm adresleri çıkartma
  • Firefox şifrelerini çözme
  • Görev yöneticisi, görev sonlandırma
  • Çalışan programları listeleme
  • Bağlı sistemlerin yaptığı işlemleri tek listede görme!
  • Binder / dosya birleştirici
  • Virus tipinde resource kullanmadan bindleme özelliği
  • Mp3,resim,jpeg,vs her türlü dosya ile birleşip,exploitler ile link üzerinden,htmlden yayılır
  • Keyloggerda dll kullanmadan system hooklarıyla loglama ve tabii dll kullanmadan kimse yapamıyorken %100 sisteme zarar vermeden stabil bütün dünya dillerinde loglama.
  • Internet Explorer 9 şifre çözme
  • Chrome Şifreleri (bütün sürümler)
  • Firefox Şifreleri (bütün sürümler)
  • Internet Exporer Şifreleri (bütün sürümler)
  • Safari Şifreleri (bütün sürümler)
  • Reklam Bot ile site reklamı, dosya yükletme, bulaştırma,vs. MSN,Yahoo Messenger,ICQ ve AIM sistemlerinin hepsini tanır. Reklam bot aynı anda birden fazla sisteme komut verebilir.
  • Browserda geçmiş verileri, form girdilerini kayıt edip trojandan erişme
  • Klavye Kilitleme
  • Mouse Kilitleme
  • Masaüstü Gizleme
  • Sistemlere takılı flash/usb disk varsa bulaştırma Birden fazla sisteme aynı anda autorun oluşturabilir.
  • Uzaktan exe yükletme Aynı anda birden fazla sisteme exeleri tek komutla yükletebilir.
  • Fake sistem kilitleme. Tek tıklama ile karşı sistemi restart/yeniden başlat moduna geçmiş gösterip kilitleme. Kullanıcı fişten çekmediği sürece siz istemedikçe bilgisayarı kapatamaz, yeniden başlatamaz.
  • Karşı sistemin yeniden başlatılma talebinde masaustu ve bütün ekranı kapanıyor gibi gösterip kapanış sesini çalara kullanıcıyı bekletme. Kullanıcı sistemi kapatmak istediğinde siz izin vermezseniz windows kapanmaya çalışıyor gibi görünür ancak yonetim panelinden her türlü işlem yapılır.
  • Sistem servislerini yönetme
  • Outlook şifreleri çözme. (bütün outlook versiyonları outlook expressler dahil)
  • Otomatik güncelleme özelliği ile yakalanma durumunda kısa sürede otomatik güncelleme alma
Sadece 690 TL! Satın almak için iletişim formunu kullanabilirsiniz.


Ayrıca, iki farklı üst sürümü var:
Özel Trojan 990 TL: İstediğiniz isimle çalışıp, istediğiniz yere kopyalanır ve başlangıçta, msconfig'de, registry'de görünmez.
ÖZEL TROJAN 1490 TL: Görev yöneticisinde ve sistemin hiç bir yerinde görünmez.


Sürümler: 1200 TL: - Kimsenin bulamayacağı şekilde çalışır!> m3hm3t. 1750 TL: %100 gizlidir, RAM'de çalışır ve bentrojanim.exe olarak çalışsa dahi hiç bir yerde görünmez.

Wardom.Com.TR bir bilgisayar güvenliği sitesidir; hack konuları bilgisayar güvenliğinin ve bilgisinin uç noktaları olduğundan dolayı, kullanıcıları bu konularda bilgilendirmek ve güvenliklerini arttırmak için yazılmaktadır.

Geri Dön   Wardom.Com.TR > Milli ve Dini Unsurlar > Türk ve Dünya Tarihi
Üye Ol Sözlük Üye Listesi Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Konu Başlıkları: istanbulun resimler tarihi yerleri
Üye Olmadan Yorum Yazmak İçin Tıklayın!
İstanbul'un Tarihi /Tarihi Yerleri ve Tarihi Resimler konusundaki toplam yorum: 43, okunma sayısı: 51968.
 
Eski 14-05-2008, 03:51   #31
mawi'
Forum Ustası
 
mawi''s Avatar
 
Kayıt Tarihi: Oct 2005
Üye numarası: #37164
Yer: altı
Mesaj sayısı: 4,685
Karma etkisi: 17393 mawi' seviye: 2000mawi' seviye: 2000mawi' seviye: 2000mawi' seviye: 2000mawi' seviye: 2000mawi' seviye: 2000mawi' seviye: 2000mawi' seviye: 2000mawi' seviye: 2000mawi' seviye: 2000mawi' seviye: 2000
Karma: 1738227
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder

Eline sağlık. Çok iyi çalışma olmuş.
mawi' Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 14-05-2008, 04:22   #32
Amele - 3
Banned
 
Kayıt Tarihi: Apr 2008
Üye numarası: #213152
Yer: İstanbul
Mesaj sayısı: 5,668
Karma etkisi: 0 Amele - 3 seviye: 2000Amele - 3 seviye: 2000Amele - 3 seviye: 2000Amele - 3 seviye: 2000Amele - 3 seviye: 2000Amele - 3 seviye: 2000Amele - 3 seviye: 2000Amele - 3 seviye: 2000Amele - 3 seviye: 2000Amele - 3 seviye: 2000Amele - 3 seviye: 2000
Karma: 1444875

çok emek vermişsin.eline sağlık..
turistik yerlere eklenti yapmak lazım..turing in restore ettiği soğukçeşme sokağı, vede sarnıçları da burda belirtmeliyiz..bulabilirsem eklerim...

birde senden bakırköy ün, merter in, yani eski tabirle surdışının resimlerinide istiyorum..sağlıcakla ..karma veremiyorum, önceden vermişim
Amele - 3 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 14-05-2008, 17:04   #33
ESTERGON
Moderator
 
ESTERGON's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801
Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090 ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000
Karma: 4407476
Atatürk Çalışmaları Ödülü 6.Oskar ödülü kazanan üyelerimiz. 

Tebrikler, güzel bir arşiv çalışması yapmışsın.
Fotoğrafların bazılarını "100 yıl önce 100 yıl sonra" başlığı ile vermiştim.
Ama konu bütünlüğü içinde kullandığın için oldukça güzel olmuş.
Kolay gelsin, esen kalın.
ESTERGON Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 14-05-2008, 19:07   #34
Θкαn,,®
Daimi Üye
 
Θкαn,,®'s Avatar
 
Kayıt Tarihi: Feb 2008
Üye numarası: #197828
Mesaj sayısı: 416
Karma etkisi: 399 Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000
Karma: 39476




































Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=208338



Θкαn,,® Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 14-05-2008, 19:24   #35
Θкαn,,®
Daimi Üye
 
Θкαn,,®'s Avatar
 
Kayıt Tarihi: Feb 2008
Üye numarası: #197828
Mesaj sayısı: 416
Karma etkisi: 399 Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000
Karma: 39476



Haydarpaşa Garı

1908'de İstanbul - Bağdat Demiryolu hattının başlangıç istasyonu olarak inşa edilen tren garıdır. Gar, TCDD'nin ana istasyonudur. İstanbul'un Anadolu yakasında, Kadıköy'de bulunur. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde Bağdat Demiryolu yanında İstanbul-Şam-Medine (Hicaz Demiryolu) seferleri de yapılmaya başlanmıştır.

Devrin Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit döneminde, 30 Mayıs 1906 tarihinde yapımına başlanmıştır. 1908 yılında ise hizmete girmiştir. Binanın bulunduğu sahaya III. Selim'in paşalarından Haydar Paşa'nın adı verilmiştir. Binanı inşaatı, Anadolu Bağdat adı altında bir Alman şirketi gerçekleştirmiştir. Ayrıca bir Alman'ın teşebbüsüyle garın önünde mendirek inşa edilerek Anadolu'dan gelecek veya Anadolu'ya gidecek vagonların ticari eşyasını yükleme ve boşaltma işlevi için tesisler yapılmıştr.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=208338

İki Alman mimar Otto Ritter ve Helmuth Conu tarafından hazırlanan proje yürürlüğe girmiş, garın yapımında Alman ustalarla İtalyan taş ustaları birlikte çalışmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında gar deposunda bulunan cephanelere 1917'de yapılan bir sabotajla çıkan yangın sonucu binanın büyük bir bölümü hasar görmüştür. Yeniden onarılan bina bugünkü şeklini almıştır. 1979'da Haydarpaşa'nın açıklarında Independente adlı tankerin bir gemiyle çarpışması sonu meydana gelen patlamadan ve sıcaktan dolayı binanın O Linneman adlı ustanın yaptığı kurşun vitrayları hasara uğramıştır. 1976'da aslına uygun olarak yeniden geniş çapta onarılmış ve 1983'ün sonunda dört dış cepheyle iki kulenin restorasyonu tamamlanmıştır.



Sirkeci Garı

II. Abdülhamit devrinde İstanbul'un Avrupa yakasında inşa edilen tren garıdır. TCDD'nin, Haydarpaşa Garı ile birlikte İstanbul'daki iki ana istasyonundan biridir.

Sirkeci Garının bulunduğu yerde daha önce geçici olarak yapılan küçük bir istasyon mevcuttu. Alman Mimar August Jachmund tarafından planı çizilen şimdiki gar binasının yapımında granit mermer ve Marsilya Aden'den getirilen taşlar kullanılmıştır. 1888'de başlayan gar inşaatı 1890'da tamamlanmış, binanın açılışını II. Abdülhamit adına Müşir Ahmet Paşa yapmıştır.
Sirkeci Garı'nın içi
Sirkeci Garı'nın içi

Sirkeci garının ön cephesinde 2 saat kulesi bulunmaktadır. Binanın yan cephesinde Garın hizmete girdiği tarih, hem Rumi takvime hem de Miladi takvime göre yazılmıştır.

İnşa edildiği yıllarda denize çok yakın olan Sirkeci Garının çevresi geçen zaman içinde büyük bir değişime uğramıştır. Garın lokantası 1950'li ve 1960'lı yıllarda tanınmış yazar, gazeteci ve diğer şahısların buluşma noktası olur. Paris'ten kalkan Şark Ekspresi uzun yıllar bu istasyona yolcu indirmiş ve buradan yolcu almıştır.



Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü

İstanbul ilinin Büyükçekmece ilçesinde bulunan, Büyükçekmece ile Mimarsinan arasında yer alan tarihi köprü.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=208338

İstanbul'u Avrupa'ya bağlayan tarihi ticaret yolu üzerinde, Büyükçekmece Gölü'nün Marmara Denizi ile birleştiği noktada yapılmıştır. Mimar Sinan tarafından inşa edilen köprü, İstanbul'a 36 km uzaklıkta yer almaktadır. Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) Zigetvar Seferi'ne çıkarken, ordunun, Büyükçekmece Gölü ile denizin birleştiği bu noktadan sallarla karşıya geçmekte çok zorlanması üzerine buraya köprü yapılmasını emretmiştir. Ancak Kanuni Sultan Süleyman, Zigetvar Kuşatması'nda öldüğü için köprü, oğlu II. Selim zamanında, 1567 yılında tamamlanmıştır.

Köprünün girişindeki turistik alan içerisinde Sokullu Mehmet Paşa Camii, Kurşunlu Han ve Kanuni Sultan Süleyman Çeşmesi de yer almaktadır.

Mimar Sinan'ın Köprü, eserlerimin içerisinde şaheserimdir. dediği bu köprü, 636 metre uzunluğunda, 7,17 metre genişliğindedir. 4 ayrı bölümden ve 28 kemerden oluşan köprünün yapımı sırasında, gölün suları büyük tulumbalarla boşaltılarak, 40.000 m3 taş kullanılmıştır. 1986-1989 yılları arasında restore edilen köprü ilçenin sembolüdür.



Gotlar Sütunu

Topkapı Sarayı dış bahçesinde, Gülhane Parkı Sarayburnu girişinde bulunan Ve Roma Devri'nden günümüze hiç değişikliğe uğramadan gelen en eski abidedir. 3. veya 4.yy'da dikilmiş olan sütun yüksek kaide üzerinde 15m. boyunda monalit mermerdir. Sütun başı korint uslubunda kartal arması ile süslüdür. Got'lara karşı kazanılan zaferden bahseden kitabe satırlarından dolayı Gotlar Sütunu adıyla anılır. Etrafını saran Yüksek ağaçlar arasına saklanmış gibi durmaktadır.



Çiçek Pasajı (Cité de Péra)

büyük Beyoğlu yangını sonucu yok olan Naum Tiyatrosu'nun arsasına 1876'da kurulan tarihi ve ünlü bir pasaj.

1870 yılındaki büyük Beyoğlu yangınında yanarak yıkılan Naum Tiyatrosu'nun arsası dönemin en zengin insanlarından biri olan Hristaki Zografos Efendi tarafından satın alındı. Rum Cleanthy Zanno`nun mimarlığında yeni bir tip çarşı binası olarak Cité de Péra adıyla yaptırıldı. Hem İstiklal Caddesi'ne hem de Tiyatro Sokağı'na açıldığı için pasaj niteliğinde olan yapı 24 dükkan, 18 lüks daireden oluşuyordu. Maison Parret ve Vallaury'nin pastanesi, Nakumara'nın Japon mağazası, Dulas'ın Natürel çiçekçisi, Schumacher'in hamur işleriyle ünlü fırını, Yorgo'nun meyhanesi, Keserciyan'ın terzihanesi, Acemyan'ın tütüncü dükkanı, Hristo'nun kafesi... pasajın ilk 30 yılı içerisinde faaliyete geçen önemli dükkanlarından sayılabilir.

Cité de Péra ya da Hristaki Pasajı denilen binanın mülkiyeti 1908 yılında Sadrazam Küçük Said Paşa'ya geçti. Mütareke yıllarında birçok çiçek dükkanı açıldı, o güne kadar daha çok Hristaki Pasajı olarak anılan yer Çiçek Pasajı adını aldı. Asıl olarak 1940'lı yıllarda açılan meyhaneler (özellikle Nektar Birahanesi) büyük bir müşteri kalabalığı çekmeye başladı. 1950'lerde çiçekçiler başka sokaklara doğru kaymaya başlayınca boşalan yerlere yeni yeni meyhaneler açılmaya devam etti. 1950'lilerin sonunda "Çiçek" adı daha çok bir hatıra olarak kalmıştı, pasaj tümüyle bugünkü meyhane kimliğine büründü.

10 Mayıs 1978'de bir gecede aniden çöken bakımsız bina, 1988'e kadar yıkık ve dağılmış biçimde kaldı. Belediyenin ve pasajı kurtarmak için kurulan "Çiçek Pasajını Yaşatma ve Güzelleştirme Derneği" nin girişimiyle onarılıp, eski haline sadık kalarak hizmete sokuldu.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=208338

Çiçek Pasajı Güzelleştirme ve Yaşatma Derneği, Beyoğlu Belediyesi ve Mey İçki arasında yapılan anlaşmayla dış cephe bakımı, cephe yenilemesi, çiçeklendirme ve aydınlatma gibi sorunlu kısımları yenileme çalışmaları için kısa bir süre kapalı kalan Çiçek Pasajı Aralık 2005'te tekrar hizmete girdi.


Girişle birlikte 3 katlı bina geniş bir alan üzerine oturur. Ana malzemesinin taş olduğu yapının ön yüzünde gösterişli bir cephe mimarisi hakimdir. Beyoğlu'nun en süslü binalarından biri olan Çiçek Pasajı, cephede kullanılan karyaditler, en üst katın orta bölümünde yer alan aslan ve insan başları ile ilgi çekicidir. Süslemeler ve mimarideki hareketli düzenleme göz önüne alındığında bu bina 19. yüzyıl Seçmeciliğinin tipik örneklerinden biridir.

Düzenleyen Θкαn,,® : 17-05-2008 at 13:35.
Θкαn,,® Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 14-05-2008, 20:09   #36
Θкαn,,®
Daimi Üye
 
Θкαn,,®'s Avatar
 
Kayıt Tarihi: Feb 2008
Üye numarası: #197828
Mesaj sayısı: 416
Karma etkisi: 399 Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000
Karma: 39476



Galata Köprüsü

II. Abdülhamit tarafından İstanbul'da Haliç üzerine yaptırılmış olan, Karaköy'le Eminönü'nü birleştiren köprü.

Tarih boyunca Haliç'in iki yakasını Galata köprüleri birleştirmiştir. Bizans tarihçileri, Haliç üzerindeki ilk köprünün I. Justinianus (altıncı yüzyıl) devrinde yapıldığını, adının 'Aghios Khalinikos Köprüsü' olduğunu yazar. Yeri tam olarak bilinmemekle birlikte, 12 kemerden oluşan bu taş köprünün Eyüp-Sütlüce arasında olduğu tahmin edilmektedir.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=208338

Fatih Sultan Mehmet de İstanbul'un fethi sırasında Haliç'e bir köprü yaptırmıştır. Demir halkalarla birbirine bağlanmış ve üzerine kalın kalaslar çakılmış dev fıçılardan oluşan bu köprü Ayvansaray-Kasımpaşa arasında idi. Nişancı Mehmet Paşa bu köprünün fıçılardan değil, yan yana demirlenmiş ve kirişlerle birbirine bağlanmış gemilerden oluştuğunu söyler.



Galata Köprüsü için ilk girişim II. Beyazıt döneminde yapıldı. Leonardo da Vinci, padişahla temasa geçerek bir Haliç Köprüsü tasarımı sundu. Gerçekleştirilmesi teknik olarak imkansız görülen bu tasarımın üzerinden 350 yıl geçtikten sonra ilk Galata Köprüsü, 1845 yılında, Sultan Abdülmecid zamanında annesi Bezm-i Alem Valide Sultan tarafından yaptırıldı.

Köprüye 'Cisr-i Cedid', 'Valide Köprüsü', 'Yeni Köprü', 'Büyük Köprü', 'Yeni Cami Köprüsü', 'Güvercinli Köprü' adları takılmıştı. Günümüzde yalnızca Galata Köprüsü olarak bilinmektedir. 1863, 1875 ve 1912 yıllarında yenilenen Galata Köprüsü, 1912'de açılan son köprü, 1992'de yandı. Yanan köprü onarıldıktan sonra Balat-Hasköy arasına yerleştirildi ve Karaköy-Eminönü arasındaki eski köprü yerine modern bir köprü yapıldı.

En eski kayıtlara göre,Altın Boynuz üzerine köprü M.Ö. 6. yüzyılda büyük Jüstinyanüs tarafından yapıldı. 1453'te Konstantinepol düştüğünde Türkler, gemilerini yanyana birleştirerek mobil bir köprü meydana getirdiler ve onu ordularını Altın Boynuz'un bir tarafından, diğer tarafına geçişte kullandılar. 1502-1503 yıllarında bölgeye ilk köprü yapma planları konuşuluyordu. Sultan II.Beyazıd, Leonardo da Vinci'den bir dizayn istedi. Altın Boynuz için hazırlanan köprü tek açıklıklı 240 metre uzunluğunda ve 24 metre genişliğinde idi.Eğer yapılsaydı dünyadaki en uzun köprü olacaktı. Malesef istekli dizayn padişahın onayını karşılayamadı. Diğer İtalyan sanatcısı Mikelancelo İstanbul'a köprü için davet edildi. Mikelancelo bu teklifi red etti.Altın Boynuz'a karşıdan karşıya köprü yapma düşüncesi 19. yüzyıl'a kadar rafa kaldırılıyordu.

Hayratiye Köprüsü

Erken 19.yüzyılda, Sultan II. Mahmut (1808-1839) Azapkapı ve Unkapanı arasına yapılmış epey mesafeli bir köprüye sahipti. Bu köprü Hayratiye olarak biliniyordu. 3 Eylül 1836'da açılmıştı. Proje, Yüksek Amiral Fevzi Ahmet Paşa tarafından işçileri ve deniz tersane imkanlarını kullanarak icra ediliyordu. Tarihçi Lüti'ye göre bu köprü duba bağlantısıyla yapılıyordu. Yaklaşık 500-540 metre uzunluğundaydı.


İlk Galata Köprüsü, kanal ağzına 1845 yılında Sultan Abdülmecid'in (1839-1861) annesi Valide Sultan tarafından 1845 yılında yapıldı ve 18 yıl kullanıldı. Cisr-i Cedid veya yeni köprü olarak biliniyordu, onu Altın Boynuz da daha erken yapılan köprüden ki Cisr-i Atik veya eski köprü diye bilinen köprüden ayırt etmek için bu ad verilmişti. Köprünün Karaköy tarafında, yeni köprünün Sultan Abdülmecid Han tarafından inşa ettirildiğini belirten Şinasi'nin bir beyti vardı. Köprünün üzerinden ilk geçen Sultan Abdülmecid idi. Altından gemisi Cygne ile ilk geçen Fransız kaptan Magnan idi.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=208338



İlk üç gün köprü geçişi parasız idi.Denizcilik Bakanlığına mürüriye olarak bilinen köprü geçiş parası ödenene kadar.25 Ekim 1845 de köprü geçiş ücreti toplanmaya başlandı.Köprü geçiş ücretleri şöyleydi:

* serbest :Ordu ve kanun uygulayıcı personel,görevdeki yangın södürücüler,rahipler
* 5 para :yayalar
* 10 para :sırtı yüklü insanlar
* 20 para :sırtı yüklü hayvanlar
* 100 para :at arabası
* 3 para :koyun,keçi ve diğer hayvanlar.

Köprü geçiş ücreti 31 Mayıs 1930'a kadar köprünün her iki sonunda ayakta duran beyaz üniformalı memurlarca toplandı.

İkinci Köprü

Bu köprü ikinci ağaç köprü olarak 1863'de yerleştirildi Sultan Abdülaziz'in (1861-1876) emri üzerine Ethem Pertev Paşa tarafından inşa edildi.Napeleon III ün İstanbul ziyaretine hazırlık için.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=208338

Üçüncü Köprü

1870 de bir Fransız şirketi Forget et Chantiers de la Mediteranee' ile üçüncü köprünün yapımı için bir sözleşme imzalandı.Fakat Fransa ile Almanya arasında savaşın patlak vermesi projeyi erteledi.Ve karşılık olarak 1872 de İngiliz firması G.Wells'e verildi.Köprü 1875 de tamamlandı.480 metre uzunluğunda ,14 metre genişliğinde ve 24 duba üzerinde duruyordu.105,000 altın Lirası değere inşa edilmişti.Bu köprü 1912 yılına kadar kullanıldı,akıntıya karşı çekildiğinde ; yerine şimdiki hakiki eski Cisr-i Atik köprüsü yerleştirildi

Dördüncü Köprü

Dördüncü köprü Alman firması MAN AG tarafından 1912'de 350,000 altın Lirasına inşa edildi.Bu yüzen köprü 466 metre uzunluğunda,25 metre genişliğinde idi.1992 deki yangında pek çok insanın kötü bir şekilde zarar gördüğü köprüdür.Modern bir köprüye yol açmak için Altı Boynuza çekildi.


Galata köprüsü, saygın İstanbul'un geleneksel şehri, İmparatorluk sarayı ve başlıca dinler ve İmparatorluğun layik enstitüsü; Galata,Beyoğlu ve Harbiye'de büyük oranda gayri müslümün yaşadığı,yabacı tüccar ve diplomatların yaşayıp çalıştığı yerler arasında sembolik bir bağdır.Bu münasebetle köprü iki ayrı kültürü bir araya getiriyordu.



Peyami Safa'nın romanı "Fatih Harbiye" de, Fatih ilçesi'nden Harbiye'ye köprü yolu ile giden bir kimse farklı uygarlık ve farklı kültürü ayaklarına yarleştirir der. Hayaldeki yerinden farklı olarak, Galata Köprüsü'nün romantik görünüşü pek çok ressama ve oymacıya onu konu yapar.

İstanbul 'daki bütün turlar köprüyü için alır.Çünkü,Constantinople'un eski şehrinin geçiş yoludur.



Anemas zindanları

Karagümrük sınırları içinde bulunan Anemas Zindanları, Bizans döneminin en büyük saray komplekslerinden biridir. Blakhernai Sarayı’nın bir parçası olan Anemas Zindanları, Haliç’e yakın eski sur duvarlarına bitişik olarak inşa edilmiş 14 hücre odasından ve bu odaların altındaki iki katlı bodrumdan oluşur.

Bizans’tan günümüze ayakta kalan tek yeraltı zindanı olan, tarihi ve mimari özellikleriyle dünyada başka benzeri bulunmayan Anemas Zindanları, son yıllarda büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldı. Anemas Zindanı, adını Arap asıllı bir Bizans askeri olan “Mikhael Anemas’tan alıyor. 1107 yılında İmparator Aleksios’a karşı suikast girişimi tasarlarken yakalanan Anemas, suçunun cezasını zindandaki bir kuleye hapsedilerek çekmiş, gözlerine mil çekilip kör edilmesini imparatorun kızı Anna engellemişti. Anemas’ın ardından İmparator I. Kommenos, İmparator Isaakios ve oğlu Aleksios, veliaht Andronikos Palaiologos ile Sultan I. Murad’ın oğlu Savcı Bey gibi birçok ünlü kişinin de tutuklu kaldığı zindanın fetihten sonra ne amaçla kullanıldığı bilinmiyor.

Yüksek mevkilerde bulunanlara mahsus bir çeşit devlet hapishanesi olan Anemas Zindanı ve Kulesi, Latin işgali 1261’de bittikten sonra da bu işlemi sürdürmüştür. İmparator 5. Ioannes Palaiologos’un oğlu Andronikos da 1. Murat’ın oğlu Sara Bey ile 1374’de babalarına karşı bir ayaklanma düzenlediklerinde yakalanmışlar ve Andranikos, Anemas Zindanına kapatılmıştır. Fakat 1376’da buradan kaçarak, babası ve kardeşi Maunel’i aynı yere hapsettirmiştir.

Blakhernai Sarayı’na ait oldukları anlaşılan mahzenler ve kuleler genişçe bir kompleks oluşturur. Üstünde 16. Yy sonlarında inşa edilen İvaz Efendi Camii’nin bulunduğu terasın önünde bulunan bitişik kulelerden birine Anemas, diğerine İsaakray Angelas Kulesi denilir.

Son yıllarda, Anemas Zindanı denilen tonozlu hücreler, tarihi filmler için plato olmuştur. (Kahpe Bizans,Şahmaran,Kara Murat filimlerinin bazı sahneleri burda çekilmiştir)Fatih Belediyesi de burayı temizleyerek turistik bir yer haline getirmiştir. İstanbul arkeolojisine Anemas Zindanları olarak geçen bu önemli kalıntıları her şeyden önce eksiksiz ve doğru plan ve bağlantıların temizlenmesi, hangi dönemlere ait olduklarının meydana çıkarılması gereklidir.



Kamondo Merdivenleri

Kamondo Merdivenleri İstanbul'un Galata semtindeki Voyvoda Caddesi'yle ile Banker Sokağı'nı birleştiren barok üslûplu merdivenlerdir.

1850'li yıllarda yapılan merdivenler bölgenin en önemli banker ailelerinden biri olan Kamondo Ailesinden Avram Kamondo adı yaptırılmıştır. O zamanlar Banker Sokağı da Rue Kamondo (Kamondo caddesi) olarak bilinmekteydi.

Θкαn,,® Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 14-05-2008, 20:28   #37
Θкαn,,®
Daimi Üye
 
Θкαn,,®'s Avatar
 
Kayıt Tarihi: Feb 2008
Üye numarası: #197828
Mesaj sayısı: 416
Karma etkisi: 399 Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000
Karma: 39476


Feshane

II. Mahmut tarafından 1826 yılında yeniçeri ordusunun yerine gelmiş olan yeni orduya üniforma dikmek için kurulmuş olan ve günümüzde ise uluslararası fuar kongre ve kültür merkezi olarak hizmet vermekte olan İstanbul Haliç kıyısındaki tarihi yapıdır.

Osmanlı ordusu 19. yüzyıl ortalarına doğru zamanın akımına uyarak üniformalarında değişikliğe gitmiş ve yeni üniformaların karşılanması için II. Mahmut Feshane Dokuma Fabrikasını kurmuştur. 1893 yılında ürettikleri yünlü kumaş ve feslerle Chicago kentindeki uluslararası fuara katılmışlar ve bu fuardan bir ödül ile dönmüşlerdir. Ancak daha sonraları Osmanlı ordusu üniformalarını Avusturya'dan almaya başlayınca tesiste tamamen fes üretilmeye başlamış ve adı "Feshane-i Amire" olmuştur.

1992 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve özel bir kuruluşun aracılığıyla, bina, çağdaş el sanatları müzesine dönüştürülmütür. Sonraki yıllarda ise haliç tarafındaki suların yükselmesiyle binanın içine kadar suların girmesi üzerine bina kullanılamaz duruma gelmiştir.1998 yılında binanın restorasyon çalışmaları tekrar başlamış ve bina nihayet yokolmaktan kurtarılabilmiştir.

Bozdoğan Kemeri

Hadrianus Kemeri olarak da adlandırılan Bozdoğan Kemeri, Ortaçağda, İstanbul’un su ihtiyacını karşılayan kemerlerin en önemlilerindendir. Farklı dönemlerde Osmanlı sultanları tarafından restore ettirilen kemer, şehrin en seçkin tarihi eserlerinden birisidir.Kemer İstanbul Fatih’de, bugün İstanbul Üniversitesi’nin bulunduğu tepe ile Fatih Camii’sinin bulunduğu tepe arasında uzanmaktadır. Bugün ayakta kalan bölümü orjinal uzunluğundan 50 metre daha kısa olan 921 metrelik bölümüdür. Atatürk Bulvarı, kemerin taban kavislerinin arasından geçerek devam etmektedir.

O zaman ki adı Bizans olan şehrin su rezerv sisteminin inşası İmparator Hadrianus döneminde başladı. I. Konstantin zamanında şehrin yeniden yapılanması ve büyümesiyle birlikte hızla artan nüfusun ihtiyacını karşılamak için sistemin daha da genişletilmesine gerek duyuldu.

Kemer, suyunu Kağıthane ile Marmara Denizi arasında kalan tepelerin yamaçlarından alan ve Trakya’nın tepelik bölgelerinden başkente kadar uzanarak şehrin su ihtiyacını karşılayan geniş kemerler ve kanallar sisteminin - toplam uzunluğu 250 kilometreye kadar uzanan bu sistem antik dönemde yapılmış benzer sistemlerin en büyüğüdür - en son noktasında yer almaktadır. O zamanlar şehre gelen bu su, toplam kapasitesi 1 milyon metre küpten fazla olan üç açık ve Yerebatan Sarnıcı gibi yüzden fazla yaraltı sarnıcında depolanmaktaydı.

Kemerin inşaasına ne zaman başlandığı bilinmemekle birlikte, 368 yılında kemerin adının da kendisinden geldiği Roma İmparatoru Valens döneminde bitirildiği bilinmektedir. Kemer o zaman Kapitolyum’un bulunduğu üçüncü tepe(bugün İstanbul Üniversitesi’nin bulunduğu yer) ile Havariyun Kilisesi’nin bulunduğu dördüncü tepe(bugün Fatih Camii’sinin bulunduğu yer) arasındaki vadide uzanmaktadır. Söylentiye göre, Procopius isyanı sırasında çöken Kalkedon duvarının taşları kullanılarak inşaa edilen kemer,373 yılında dönemin valisi Klearchos tarafından Theodosius Forumu’nda , Yunan Mitolojisinde su perisi olarak geçen Nemflere ithaf edilerek törenle hizmete sokulmuştur.

382 yılında yaşanan şiddetli kuraklıktan sonra I. Theodosius tarafından Belgrad Ormanlarından şehre su taşıyan yeni bir hat inşaa ettirildi(Theodosius Kemerleri ) II. Theodosius döneminde, Bozdoğan Kemerin suyunun Zeus Hamamlarına ve İmparatorluk Sarayına dağıtımı sağlandı. Muhtemelen bir depremde zarar gördükten sonra, Yerebatan ve Binbirdirek Sarnıçlarıyla bağlantılarını da tamamlatan Roma İmparatoru I. Justinyen tarafından restore ettirilen kemer son olarak ikinci bir hat çektirten II. Justin tarafından 576 yılında tamir ettirilmiştir.

Kemerin bakım çalışmaları II. Basil( 1019’da) ve III. Romanos döneminde gerçekleştirilmiştir. Kemerle igilenen son Bizans İmparatoru Andronikos I Komnenos’tur. Ne Latin İmparatorluğu döneminde ne de Palaiologos hanedanlığı zamanında herhangi bir bakımdan geçmeyen kemer, şehrin nüfusunun 40-50 binlere kadar düşmesi üzerine eski önemini yitirmiştir. Fakat, buna rağmen Kastilyalı bir sefir olan Ruy Gonzáles de Clavijo’nun 1403’te Timur’u ziyareti dolayısıyla güzergahında bulunan İstanbul’dan geçerken belirttiğine göre o tarihte kemer hala aktif olarak kullanılmaktadır.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=208338

Fatih Sultan Mehmet'in, İstanbul'u fethinden(1453) sonra, Eski Saray’a ve daha sonra Topkapı Sarayı’na da su sağlayacak olan rezerv sisteminin tamamı onarıldı ve kuzeydoğudan cekilen yeni bir hatla birleştirildi. 1509’da meydana gelen Büyük İstanbul Depreminde Şehzade Camii yakınlarında ki kısmı zarar gören kemerin yıkılan kısımları kısa bir süre sonra tekrar inşaa edildi. Bu olay daha sonra caminin görünümünü engellediği için için kemerin kısaltıldığı iddialarına neden oldu. II. Bayezid dönemi boyunca tamiratına devam edilen su rezerv sistemine yeni bir hat daha eklendi. 16. yüzyılın ortalarında, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Şehzade Camii'nin yanında bulunan 47-51’inci kemerler gotik tarzda yeniden inşaa edildi ve yine aynı dönemde Mimar Sinan tarafından Belgrad Ormanlarından gelen yeni bir hat çekildi. Artan su miktarıyla birlikte Haliç kıyısında bulunan Kırkçeşme civarına su dağıtımı sağlandı ve yine bu bölgeye birçok çeşme yaptırıldı.

II. Mustafa zamanında 41 - 45’inci kemerler asıllarına uygun biçimde restore ettirilmiştir. Eserde bulunun 1696/1697 tarihli bir kitabede bu olay yad edilmektedir. II.Mustafa’nın halefi III. Ahmet döneminde şehrin su rezerv sistemi tekrar tamirattan geçirilmiştir. 1912’de Fatih Camii tarafında kalan kısmında 50 metrelik bir bölüm çökmüştür. Aynı dönemde kemerin doğu ucuna bir dağıtım tesisi kurulmuştur.

Deniz seviyesinden 63 metre yukarıda bulunan Bozdoğan Kemerinin uzunluğu 971 metre, yüksekliğinin maksimuma ulaştığı noktanın yerden yüksekliği 29 metre ve eğimi 1:1000’dir. 1 - 40’ıncı, 46 - 51’inci kemerler İmparator Valens, 41 - 45’inci kemerler Sultan II. Mustafa ve 52 - 56’ın kemerler Kanuni Sultan Süleyman dönemlerine aittir. 18 - 73’üncü kemerler çift katlı, diğerleri ise tek katlıdır.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=208338

Dümdüz bir hat şeklinde uzanan kemerin orjinal yapısı, Fatih Camii’sinin yapımı sırasında bilinmeyen nedenlerden dolayı bükülmüştür.[10] Düzenli bir duvarcılığa sahip olmayan yapıda kesme taşlar ve tuğlalar kullanılmıştır. İlk katında düzgün dörtgen taş blokların kullanıldığı yapının üst katları 4 - 7’gen taşların çimento ve demir mengeneler vasıtasıyla birbirlerine kenetlenmesi ile oluşturulmuştur. Kemerin genişliği 7.75 metre ile 8.24 metre arsında değişmektedir. Sütunların kalınlığı 3.70 metre ve kavisler 4 metre genişliğindedir.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=208338

Kuzeydoğu ve kuzeybatıdan gelen sular surun dışında Edirnekapı yakınlarında birleşmekteydi. Kemerin doğu ucunda dağıtım tesisi bulunmakta ve Ayasofya’ya kadar uzanarak İmparatorluk Sarayı civarını beslemekteydi.1950’lerde kemerdeki günlük su debisi 6.120 metreküptü ve Bizans döneminde şehir için önemli sayılan iki yol kemerin doğu bölümünde kesişmekteydi.

Çırağan Sarayı

İstanbul, Beşiktaş ilçesi, Çırağan Caddesi üzerinde bulunan tarihi saray.Haliç ve Boğaziçi’nin en güzel yerleri sultanlar ve önemli kişilere saray , köşkleri ve yapıtlar için tahsis edilmişti. Zaman içinde bunların bir çoğu yok olmuştur. Büyük bir saray olan Çırağan’da 1910 yılında yanmıştı. Önceki bir ahşap sarayın yerinde 1871 yılında Sultan Abdülaziz tarafından Saray Mimarı Serkis Balyan’a yaptırılmıştı. 4 yılda 4 milyon altına mal olan yapının ara bölme ve tavanı ahşap, duvarlarda mermer kaplıydı. Yapımı için Avrupa devletlerinden borç alınmıştır.

Taş işçiliğinin üstün örnekleri sütunları zengin döşenmiş, mekanlar tamamlardı. Odalar nadide halılarla, mobilyalar altın yaldızlar ve sedef kalem işleri ile süslüydü. Boğaziçi’nin diğer sarayları gibi Çırağan’da birçok önemli toplantıya mekan olmuştu. Renkli mermerle süslenmiş cepheleri, abidevi kapıları vardı ve arka sırtlardaki Yıldız Sarayına bir köprü ile bağlanmıştı. Cadde tarafı yüksek duvarlar ile çevriliydi. Yıllar boyu harabe halinde duran kalıntı büyük tamirler sonunda yeniden ihya olmuş, yanına ilave edilen eklentiler ile 5 yıldızlı, güzel bir sahil oteline dönüştürülmüştür. Bahçesinde süs havuzu, iskele ve helikopter pisti bulunmaktadır. Günümüzde birçok sosyal aktiviteye ev sahipliği yapmaktadır.

Tekfur Sarayı

İstanbul'da bulunan Blakhernai saray kompleksinden günümüze kalan tek saray.Roma ve erken devir Doğu Roma sarayları şehrin merkezinde Hipodrom civarında bulunurdu. 7. ve 8. yüzyıl'dan itibaren Haliç kıyılarından tepeye devam eden surlara bitişik bölümde, geniş bir alana yayılmış Blakhernai saray kompleksi, fethe kadar kullanıldı. Sarayın günümüze gelen tek pavyonu, surlara bitişik inşa edilmiş Tekfur sarayıdır. Çatısı olmayan 3 katlı yapı 12. yüzyılda inşa edilmiştir.

Önünde küçük bir avlunun bulunduğu renkli cephe, taş ve tuğla sıraları ile dekorludur. Pencere üstlerinde süs kemerleri sıralıdır. Pavyonun giriş katı, şehir surlarına bitişik olup 4 büyük kemer avluya açılır. 18. yüzyılda bir süre çini atölyesi olarak kullanılmıştır.
Θкαn,,® Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 14-05-2008, 20:47   #38
Θкαn,,®
Daimi Üye
 
Θкαn,,®'s Avatar
 
Kayıt Tarihi: Feb 2008
Üye numarası: #197828
Mesaj sayısı: 416
Karma etkisi: 399 Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000
Karma: 39476



Soğukçeşme Sokağı

Bab-ı Humayun'un sonunda, tarihi İstanbul evlerinin bulunduğu sokaktır. Topkapı Sarayı'nın duvarına yaslanmış cumbalı, kafesli, 2-3 katlı, 8-10 odalı ahşap evlerin oluşturduğu sokağın geçmişi 18. yüzyıla kadar inmektedir.

Sık çıkan yangınlar ve bakımsızlık nedeniyle giderek yıpranan evler, özellikle 1960'lardan itibaren eski sahiplerinin terk etmesiyle enkaz haline gelmiştir. 1985-86 yıllarında Turing tarafından günün malzemesi kullanılarak restore edilen sokaktaki 9 bina, bir pansiyon dizisi haline getirilmiştir. Roma Sarnıcı da restore edilerek taverna olarak kullanılmaya başlamıştır. Evler, Yaseminli Ev, Mor Salkımlı Ev, Hanımeli Ev gibi adlarını etrafına dikilen çiçeklerden almıştır. Evlerden biride halen İstanbul Kitaplığı olarak kullanılmaktadır.



TÜRK İSLAM ESERLERİ MÜZESİ

Türk ve İslam eserlerini topluca kapsayan ilk Türk müzesi olma özelliğine sahiptir.1914 yılında Evkaf-ı İslamiye Müzesi adıyla Süleymaniye Külliyesi İmaretler bölümünde kurulan müze, 1965-1983 yılları arasında onarılan İbrahim Paşa Sarayı'na taşınmış ve 1983 yılında ziyaretçilere açılmıştır. Türk İslam Eserleri Müzesi Sultan Ahmet Meydanı batısında yer alan İbrahim Paşa Sarayı (16 yy.) 1983 yılından beri Türk ve İslam Eserleri Müzesidir. Sultan sarayları dışında günümüze gelen tek özel saraydır. Kemerler üzerine yükseltilmiş yapı 3 taraftan ortadaki terası çevreler. Terastan müzenin ilk bölümüne merdivenlerle ulaşılır. Odalar ve salonlarda İslam dünyasının değişik ülkelerinde meydana getirilmiş nadir sanat eserleri sergilenmektedir. Taş ve pişmiş toprak, metal ve seramik objeler, cam eşyalar, el yazma kitaplar devirlerinin en kıymetli örnekleridir. Büyük salonların bulunduğu geniş camekanlı kısımda, 13-20 yy.ların el işi Türk halılarının şaheser örnekleri sergilenir. Bu eşsiz koleksiyon dünyanın en zengin koleksiyonudur. 13 yy. Selçuklu halıları ve sonraki asırlara ait diğer parçalar itina ile sergilenmişlerdir. Halı bölümünün alt katı son birkaç asrın Türk günlük yaşamı ve eserlerinin sergilendiği Etnoğrafik bölümdür.



ŞEHZADE CAMİİ

Şehzade CamiiKanuni Sultan Süleyman’ın genç yaşta ölen oğlu Şehzade Mehmet adına Mimar Sinan tarafından yapılmıştır.
Kanuni Sultan Süleyman’ın ve Osmanlı İmparatorluğu’nun en parlak devrinin büyük mimarı Mimar Sinan, Şehzade Camii ve külliyesini 1544-48 tarihleri arasında dört yılda tamamlamıştır. Koca Sinan daha sonraları yaptığı bir değerlendirmede “Şehzade çıraklık, Süleymaniye kalfalık, Edirne Selimiye de ustalık eserimdir” diyecektir. İşte Şehzade Camii Sinan’ın mimari dehasındaki ana devirler olan bu üç abide eserin ilk basamağıdır.

Yarım kubbe problemini ilk defa ele aldığı bu camide Mimar Sinan dört yarım kubbeli ideal bir merkezi yapı meydana getirip, Rönesans mimarlarının rüyasını gerçekleştirmiştir.Cami kare planlı olup, üstü yarım küre şeklinde bir büyük kubbe ve bunun etrafında dört yarım kubbeyle örtülmüştür. Dört köşede yarım küre, dört de küçük kubbe vardır. Bütün kubbeler dört büyük fil ayağı üzerine oturur. Mimar Sinan’ın eserlerinde görülen sadelik ve tezyinat bu camide de görülür.
Şehzade Camii’nin büyük dış avlusu altı kapılıdır. Caminin cümle kapısı duvarının iki yanındaki ikişer şerefeli çift minaresi yapının en dikkat çeken bölümlerindendir. Diğer cami ve minarelerdeki sadelik burada yoktur. Koca Sinan’ın bu minarelerdeki tezyinatı emsalsizdir.

Dört yarım kubbe ile desteklenen bir merkezi kubbe ile örtülüdür. “Kare içine oturan haçvari plan tipolojisinin Osmanlı mimari geleneği çerçevesindeki gelişiminin son noktasıdır. Bu gelişimin bir önceki adımları Edirne’deki Üç Şerefeli Cami, eski Fatih Camisi ve Üsküdar’daki Mihrimah Sultan camilerinde görülür.¹”
Mimar Sinan daha sonra inşa ettiği Süleymaniye ve Selimiye camilerinde Şehzade Camisi’nden daha ileri mimari çözümlemelere ulaşmışsa da, Şehzade Camisi plan şeması Sultanahmet Camisi, Yeni Cami gibi 17. yüzyıl camilerinde beğenilerek kullanılmıştır.
Şehzade Camisi’nde şadırvan avlusu ve cami kitlesi iki eş karedir. “Kubbe çapı 19 m, kubbenin zeminden yüksekliği 37 m dir. Merkezi kubbe pandantifli kare bir baldaken oluşturur.¹” Kubbeyi taşıyan dört ayakların çok fazla yer kaplamamasıyla mekan bütünlüğü sağlanmaya çalışılmıştır. Örtü, yarım kubbeler ve eksedralarla yapı kanatlarına ulaşır. Dışarıda, büyük orta kubbenin oturduğu kare kısmın dört köşesine ve yarım kubbelerin yanlarına dört ağırlık kubbesi konularak kemerlerin açılması önlenmiştir. Bunlar camiye aynı zamanda kademe kademe yükselme vermiştir. Yan galeriler yoktur ve böylece mekân daha fazla bir bütünlük kazanmıştır. Sadece hünkar ve müezzin için küçük birer mahfil bulunur. “Örtünün eğrileri ile planın doğruları küresel geçit öğeleri ve mukarnaslarla birbirleriyle buluşurlar. Masif duvarların yerine Osmanlı mimarlığında ilk kez dış mimaride revak kullanılmıştı. Yan revaklar iki kareden oluşan harem ve avlu planına bir ek olarak akıtılmıştır ve avlu yönünde minareler sonlanır.” 2’şer şerefeli bu minareler oldukça zarif bezemeye sahiptir. Şehzade Camii
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=208338
Şehzade Cami’sinin simetrik modülasyonu avluda da kendini gösterir. “Şadırvan avlusu da cami gibi 5x5 modüle bölünmüştür. Kubbe açıklığına eşit olan açık bölüm 3x3 modül olarak açık bırakılmıştır. Kubbe büyüklükleri ve yükseklikleri aynıdır. Osmanlı mimarlığının en dengeli avlularından biridir.¹” Merkezde bulunan sekizgen şadırvan yaklaşık bir modül büyüklüğündedir. Revak kubbelerinin büyüklükleri birbirine eşit, yükseklikleri birbirne eştir ve hemen cami planındaki köşe kubbelerle aynı büyüklüktedir. “Bu yüzden Şehzade Cami avlusu Beyazıd Cami avlusu ile birlikte Osmanlı Mimarisinde bulunan en dengeli ve güzel avlularından biri sayılır.¹” Mermer ve somaki kaidelere oturan revak sütünları 12 adettir. Revakları örten kubbelerin sayısı da 16’dır.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=208338
“Bezeme özellikleri açısından özgün bir yapıdır. 15. yüzyıldan itibaren başlayan yalınlaşma eğiliminin dışına çıkmıştır. Çokrenkliliğin vurgulanışı, yapının dış profillerine getirilen bezemesel öğeler, minarelerin yüzey bezemeleriyle benzersiz yapıdır. Mihrap, minber ve müezzin mahfili mermerdendir.”



Rum Ortodoks Patrikhanesi

İstanbul, 6. yy'dan itibaren Hıristiyanlık alemindeki din tartışmalarının önemli bir kesimini oluşturan Ortodoksluğun da merkezidir. İstanbul'un fethinden sonra, Gayri Müslim olan toplumların yaşayışına dair düzenlemeler, Fatih Sultan Mehmet'in çıkardığı fermana bağlanmış, böylece Fener Rum Patrikhanesi de denilen Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin yasal statüsü süreklilik kazanmıştır.

II. Gennadios'un Patrik olmasıyla, Patrikhane faaliyetlerini kentin ikinci büyük kilisesi olan Havariyun Kilisesi'nde yürütmeye başlar. O zamanlarda yaklaşık bin yaşındaki Havariyun Kilisesi'nin bahçesinde İmparator ailesinin mezarları da bulunmaktadır ve Hıristiyan nüfusun azalması ve güvenlik nedeniyle 1455'te boşaltılır.

Patrikhane Pammakaristos Manastırı'na taşınır. 12. yy'da II. Ioannes Komnenos'un yaptırdığı Pammakaristos Manastırı, Hıristiyan göçmenlerin yerleştirildiği Çarşamba semtinde idi. Havariyun Kilisesi'ne göre daha küçük ve güvenli olan Pammakaristos, 1518'de restore ve II. Ieremias'ın patrikliği sırasında da genişletilerek yeniden inşa edildi. 1586'da, III. Murad döneminde boşaltılan kilise, 1591'de Fethiye adıyla camiye dönüştürüldü. Patrikhane, önce Fener'deki Vlah Sarayı Kilisesi'ne, 1597'de ise Ayvansaray'daki Ayios Dimitrios Kilisesi'ne taşındı.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=208338

Patrikhane, 1602'de Fener'de bulunan Ayios Yeoryios Manastırı'na yerleşti ve bu tarihten sonra faaliyetini burada sürdürdü.

II. Mehmed'in çıkardığı fermanla statüsü saptanan Rum Ortodoks patrikleri, cemaatin evlenme, cenaze gibi adetlerini özgürce uygulayabilmesini denetliyorlardı. Patrik, bir vezir statüsünde kabul edilir, kendisine divanda yer verilirdi. Maiyetindeki diğer yöneticiler ile birlikte her türlü hizmet ve vergiden muaftı. Rum cemaatine dair konuların görüşüldüğü meclise başkanlık eden patrik, hukuki ve cezai işlerde tam yetkili idi. Böylece patrik, Rum Ortodoks toplumunun tartışmasız lideri olarak, Bizans dönemindeki haklarından fazlasına kavuşmuştu.

Rum Ortodoks kiliseleri üzerinde simgesel bir otoritesi olan İstanbul patriği, 6. yy'dan beri "Ekümenik Patrik" sıfatıyla dünyadaki tüm Ortodoksların ruhani lideri kabul edilir. Bu konu, Lozan Antlaşmasıyla hukuki ve siyasi konumu kaldırılan bu unvanı tanımayan Türkiye Cumhuriyetiyle sürtüşmelere yol açmaktadır.

1856 Islahat Fermanı ile patriklerin yetkileri, dini konularla sınırlandı. Seçim usulleri gözden geçirildi. Görev süreleri ömür boyu kılınarak sorumlu oldukları davalardaki yetkileri genişletildi. Lozan Antlaşmasıyla Cumhuriyet döneminde patriklerin tüm ayrıcalıkları kaldırıldı. Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunmaları koşulu getirildi.

Cumhuriyet döneminde Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin etkinlik alanı da sadece dini konularla İstanbul'daki Rum cemaati ile sınırlandı. Hizmet binasının 1941'de yanması üzerine, 1989'da Yüksek Mimar Aristidis Pasadeos nezaretinde başlatılan onarım çalışmaları 1991'de tamamlandı. Patrikhane, faaliyetini halen yeni binasında yürütmektedir. Şu andaki Patrik I. Bartholomeos'dur.

Düzenleyen Θкαn,,® : 17-05-2008 at 14:25.
Θкαn,,® Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 17-05-2008, 16:13   #39
Θкαn,,®
Daimi Üye
 
Θкαn,,®'s Avatar
 
Kayıt Tarihi: Feb 2008
Üye numarası: #197828
Mesaj sayısı: 416
Karma etkisi: 399 Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000Θкαn,,® seviye: 2000
Karma: 39476




Gülhane Parkı

Gülhane Parkı (Sarayburnu Parkı da denir), İstanbul ilinin Eminönü ilçesinde yer alan tarihi bir parktır. Alay Köşkü, Topkapı Sarayı ve Sarayburnu arasında yer alır.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=208338

Gülhane Parkı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Topkapı Sarayı'nın dış bahçesiydi ve içinde bir koru ve gül bahçelerini barındırırdı. İstanbul şehremini operatör Cemil Paşa (Topuzlu) zamanında düzenlenerek 1912 yılında park haline getirildi ve halka açıldı. Toplam alanı 163 dönüm kadardır. Parkın girişinde sağ tarafta İstanbul şehremini ve belediye başkanlarının büstleri vardır. Ayrıca, Sarayburnu kısmında Atatürk'ün Cumhuriyetten sonra dikilen ilk heykeli (3 Ekim 1926) bulunur. Heykel, Avusturalyalı mimar Kripel tarafından yapılmıştır. Parkın ortasından iki yanı ağaçlı yol geçer. Bu yolun sağında ve solunda dinlenme yerleri, çocuk bahçesi, küçük bir hayvanat bahçesi ve botanik bahçe yer alır. Boğaza doğru kıvrılarak inen yokuşun sağında ise Romalılardan kalma Gotlar sütunu vardır. Parkın Sarayburnu kısmı eskiden Sirkeci demiryolu hattı üstünden bir köprüyle ana parka bağlıydı. Bu kısım sonradan sahilyolu (1958) ile parktan ayrıldı. Atatürk, halka latin harflerini halka ilk defa bu parkta 1 Eylül 1928 tarihinde gösterdi. Atatürk'ün naaşı Ankara'ya gönderilirken, İstanbul'daki son tören Gülhane Parkı'nın Sarayburnu bölümünde 19 Kasım 1938 tarihinde yapıldı. Tabut, top arabasından 12 general tarafından alınarak Yavuz zırhlısına götürülmek üzere rıhtımdaki bir dubaya yanaşan Zafer destroyerine konuldu.

Yıllardır çok kötü ve harap bir şekilde bulunan park 2003 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilerek, eski görkemli günlerini aratmayacak bir duruma getirildi.



HAVACILIK MÜZESİ

I. Dünya Savaşı sonunda, en eskisi 1912 yılına ait olmak üzere muhtelif milletlere ait tayyareler ile hangarlarda 1. Dünya Savaşı devamınca Almanlar tarafından yapılan her tip tayyareden bir, iki ve üçer adet bulunması Hava Kuvvetleri Müfettişliği’nce bir hava müzesi kurma kararı alınmasına neden olmuştur. Düşmandan ele geçirilmiş ganimet uçakların da aynı amaçla toplatılmasına başlanmıştır. Ancak müze için toplanan bu uçakların, Kurtuluş Şavaşı’nda zarar görmemesi için Kartal Maltepe’ye götürülmesi düşünülmüş, fakat taşıma sırasında uçakların bir kısmı büyük ölçüde hasar görmüştür. Bu hasarlar ile Kurtuluş Savaşı’nda meydana gelen uçak kırımları, hava müzesi kurma fikrini geciktirmiştir.

1960’lı yıllarda Türkiye’de hava müzesi kurma fikri ciddi olarak gündeme gelmiş ve bu amaçla 1963’te yayınlanan bir emirle Hava Kuvvetleri ve diğer birliklerde kullanılan uçaklardan birer adedinin korunması istenmiştir. Sürdürülen çalışmalar sonucu 1966 yılında Hava Müzesi Teşkilatı oluşturulmuş ve 15 Mayıs 1971 yılında İzmir Cumaovası Sivil Havaalanında Türkiye’nin İlk Hava Müzesi açılmıştır.

Açılışında büyük ilgi görmesine rağmen, şehir merkezine uzaklığı ve ulaşım zorlukları nedeniyle istenilen seviyede ziyaretçilerin ilgisini çekemediğinden Hava Müzesi için yeni yerleşim alanı arayışına girilmiştir. Cumaovası pistinin onarımı, meydanın eğitim uçuşları için geliştirilmesi ve sivil hava trafiği için de bu meydandan faydalanılması kararı iskan ve yerleşme açısından yeni problemler doğurmuş olduğundan Hava Müzesi’nin daha uygun bir yere nakli zorunlu hale gelmiştir.

Hava Müzesi, İzmir-Cumaovası’nda 1978 yılına kadar faaliyetine devam etmiştir. Yapılan inceleme sonucunda mevkii, ziyaretçi potansiyeli, geliştirme ve idame kolaylıkları, ilk hava birliğinin kurulduğu yer olması ve taşıdığı tarihi önem de dikkate alınarak, Hava Müzesi için en uygun yerleşim alanının Hava Harp Okulu’nun da yakınında konuşlanmış olduğu İstanbul-Yeşilköy’de bulunan Askeri Havaalanının bitişiğindeki alanda konuşlandırılması kararının alınması fikrini güçlendirmiştir.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=208338

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı yeni Hava Müzesi binası inşaatına 1977 yılında başlanmış, 1983 yılında da hizmete açılmıştır. Modern müzecilik anlayışı içerisinde, 2.365 m²’si kapalı, 12.000 m²’si açık sergileme alanlarını kapsayan toplam 65.000 m² alan üzerine kurulmuş olan Müzenin iç mimarisi ve dekorasyonu İstanbul İl Kültür, Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü ile Mimar Sinan Üniversitesi’nden teknik eleman ve uzmanlarınca gerçekleştirilmiş ve 16 Ekim 1985’te Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Halil SÖZER tarafından ziyarete açılmıştır.



ATATÜRK MÜZESİ (İnkılap Müzesi)

Bir Ulusun Kurtuluşuna İlk Adımın Atıldığı Mekan

Mustafa Kemal Atatürk`ün Milli Mücadele Çalışmaları sırasında kiracı olarak kaldığı ev (Aralık 1918-16 Mayıs 1919) 28 Mayıs 1928’de İstanbul Belediyesi (Şehremaneti) tarafından satın alınarak, 15 Haziran 1942’de İstanbul Vali ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar tarafından Atatürk İnkılabı Müzesi olarak ziyarete açıldı.

9 Ocak 1962’de geçirdiği yangın tehlikesinden sonra onarılarak 4 Mart 1962’de açılan müze, 1977’de Belediye tarafından Turing Otomobil Kurumu ve İş Bankası’na restore ettirildi ve 19 Mayıs 1981’de tekrar ziyarete açıldı. Müze 1989 yılında onarım amacıyla kapatılarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından bir kez daha restore edilerek 1991 yılında yeniden hizmete girdi.

Mustafa Kemal Paşa, Aralık 1918-16 Mayıs 1919 tarihleri arasında kaldığı bu evde asker ve sivil arkadaşlarıyla birlikte vatanın kurtuluş planlarını hazırladı. Çalışma arkadaşları arasında, İsmet (İnönü) Paşa, Ali Fuat (Cebesoy)Paşa, Kazım (Karabekir) Paşa ve Rauf Orbay gibi önemli isimler vardı.

Mustafa Kemal Paşa döneminde evin giriş katında yaver ve yemek odaları, 2 nci katında toplantı ve çalışma salonu ile yatak odaları bulunuyordu. 3 ncü kat ise annesi Zübeyde Hanım ve kızkardeşi Makbule Hanım tarafından kullanılıyordu.

Atatürk Müzesi koleksiyonunun önemli bölümünü Atatürk`ün kişisel eşyaları, kıyafetleri, üniformaları, askeri ve sivil yaşamına ait fotoğrafları, el yazısı ile yazdığı çeşitli belgeleri, madalyaları, hatıra eşyaları oluşturmaktadır. Müzeye kızkardeşi Makbule Atadan tarafından armağan edilen eşyalar arasında sivil giysiler, "Mustafa Kemal’’ armasını taşıyan mendil ve gömlekler ile iç çamaşırları bulunmaktadır.

Müşir üniforması ve Sivas Kongresinde giydiği elbise, tarihi değeri önemle vurgulanacak parçalar arasındadır.
Yazı takımı ile ilgili parçalar, sigara tabakaları, madalyalar, Amerika Başkanı Roosevelt’in hediyesi olan ahşap möbleli radyo-pikap hatıra eşyaları arasında yer almaktadır.
Ressam İbrahim Çallı ve Zeki Kocamemi tarafından yapılmış yağlı boya tablolar da koleksiyonun önemli parçalarındandır. Müzede orijinal eserler arasında V.Pisani tarafından yapılmış olan ve Kurtuluş Savaşı`nı simgeleyen suluboya tablolar da bulunmaktadır.



Askeri Müze ve Kültür Sitesi

Koleksiyonlarının zenginliği ve çeşidi açısından dünyanın önde gelen müzelerinden birisi olan Askeri Müze'nin kuruluşu modern anlamda olmamakla beraber 15. yüzyıla kadar uzanmaktadır. 1453'de İstanbul'un Türkler tarafından fethinden sonra Aya İrini Kilisesi, değerli harp silah araç ve gereçlerinin toplandığı Cebehane olarak düzenlenmiştir. 1726 tarihinde Cebehane'deki tüm malzemeye yeni bir düzen verilerek Dar-ül Esliha adıyla yeni bir kuruluş gerçekleştirilmiştir.
Modern anlamda Türk müzeciliğinin temeli Tophane Müşiri Damat Ahmet Fethi Paşa'nın gayretleri ile 1846 yılında atılmış ve bu tarih Türk müzeciliğinin ve Askeri Müze'nin gerçek anlamda ilk kuruluşu olmuştur.

Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt ( ATASE) Başkanlığına bağlı, İstanbul Harbiye semtinde konuşlandırılmış bir müzedir. Harbiye semti adını Askeri Müze'nin hizmet binalarının Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde Harp Okulu olarak kullanılmasından almakta olup, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK de bu okuldan mezun olmuştur.
Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı, askeri kültür varlıkları kapsamına giren eserleri toplar, sınıflandırır, bu malzemelerin bakım ve restorasyonunu yapar, çağdaş yöntemlerle sergiler ve gelecek kuşaklara iletilmek üzere depolar.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=208338


Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı, askeri kültür varlıkları kapsamında yaklaşık 55.000 objeye sahip olup, bu eserlerden 5.000 adedi müze sergi salonlarında sergilenmektedir.

Türk tarihini yaşayan nesillere görsel olarak aktarabilmek ve genç dimağlarda kalıcı etkiler bırakabilmek amacıyla iletişim ve bilgisayar teknolojisinden yararlanılmakta olup mehteri tanıtan Mehter Mültivizyonu, Çanakkale savaşlarını anlatan Çanakkale Diaraması ve sergi salonlarında yer alan ve müzeyi tanıtan dokunmatik bilgisayar sistemleri bu uygulamalardan bazılarıdır.

Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı, sahip olduğu tarihi eserleri çağdaş müzecilik tekniklerine göre sergi salonlarında sergilemek suretiyle şanlı tarihimize ait zenginliklerimizi yerli ve yabancı araştırmacılara açmaktadır.
Mehteran bölüğünün yurtiçi ve yurtdışında verdiği konserler ile ülkemizin tanıtımına katkı sağlamaktadır.
Θкαn,,® Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 23-05-2010, 12:02   #40
Makaveli
Donanım Editoru
 
Makaveli's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Dec 2004
Üye numarası: #920
Yer: İstanbul \ Kadiköy
Mesaj sayısı: 14,200
Karma etkisi: 42425 Makaveli seviye: 2000Makaveli seviye: 2000Makaveli seviye: 2000Makaveli seviye: 2000Makaveli seviye: 2000Makaveli seviye: 2000Makaveli seviye: 2000Makaveli seviye: 2000Makaveli seviye: 2000Makaveli seviye: 2000Makaveli seviye: 2000
Karma: 4240324
6.Oskar ödülü kazanan üyelerimiz. 1stClass Üye 

Gerçekten güzel bir konu ve inanmayacaksınız ben bu konudan para kazandım. :P
Makaveli Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 02-06-2011, 17:45   #41
burcu tan
Misafir Üye
 
Üye numarası: #
Mesaj sayısı: n/a
Karma:
Wink resimler

çok güzel resimler çok ama çok beğendim her yerde bu resimleri bulamıyoruz bu yüzden hepsi çok hoş tabi istanbulun tarihi yerleri her ülke şehir bura gibi şanslı değil
  Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 03-06-2011, 22:31   #42
özzy
Çırak
 
Kayıt Tarihi: Jun 2011
Üye numarası: #546824
Yer: Türkiye
Mesaj sayısı: 1
Karma etkisi: 0 özzy seviye: 10
Karma: 10

Paylaşım için teşekkürler.Hepsi çok güzel bilgiler ve fotoğraflar
özzy Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 06-06-2011, 14:19   #43
shaytantuyu
Daimi Üye
 
Kayıt Tarihi: Jun 2010
Üye numarası: #455093
Yer: Ümraniye
Mesaj sayısı: 675
Karma etkisi: 698 shaytantuyu seviye: 2000shaytantuyu seviye: 2000shaytantuyu seviye: 2000shaytantuyu seviye: 2000shaytantuyu seviye: 2000shaytantuyu seviye: 2000shaytantuyu seviye: 2000shaytantuyu seviye: 2000shaytantuyu seviye: 2000shaytantuyu seviye: 2000shaytantuyu seviye: 2000
Karma: 69666

Güzel fotoğraflar paylaşım için teşekkürler
shaytantuyu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 22-07-2011, 13:47   #44
murat_gs1905
Çırak
 
Kayıt Tarihi: Jul 2011
Üye numarası: #553672
Mesaj sayısı: 18
Karma etkisi: 0 murat_gs1905 seviye: 10
Karma: 10

ya biz istanbulda yasamıyormusuz ya buraları en kısa zamanda gezmem lazım
murat_gs1905 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Üye Olmadan Yorum Yazmak İçin Tıklayın!
Konudaki toplam yorum: 43, okunma sayısı: 51968.
Cevapla





Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 2 (0 üye ve 2 misafir)
 
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Forum Seç


Hacking ve Bilgisayar Güvenliği Öğrenmek İçin!

Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 17:29.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Wardom.org



İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Wardom Internet Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Wardom hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için webmaster \@wardom.org adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) gün içerisinde Wardom yönetimi olarak tarafımızca gereken işlemler yapılacak ve avukatlarımız size dönüş yapacaktır.