Kurtuluş Savaşı'nda kaybımız ne kadardı?http://i.min.us/jcgawW.jpg (http://min.us/lcgawW) Kurtuluş Savaşı'nda kaybımız ne kadardı? Dört yıl süren milli mücadele döneminde ne kadar kayıp verildi? İşte bu sorunun cevabı Sebahattin Selek'in Anadolu İhtilali adlı, kurtuluş savaşını anlattığı eserinde
Konu ESTERGON tarafından açılmış, 2270 kişi tarafından görüntülenip, 9 yanıt almış.
|
Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL! Kredi kartınıza 12 taksit kolaylığı!
|
|||||||
Kurtuluş Savaşı'nda kaybımız ne kadardı? konusundaki toplam yorum: 9, okunma sayısı: 2270. |
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
#1 |
|
Moderator
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801 Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 4407476
|
Kurtuluş Savaşı'nda kaybımız ne kadardı? Dört yıl süren milli mücadele döneminde ne kadar kayıp verildi? İşte bu sorunun cevabı Sebahattin Selek'in Anadolu İhtilali adlı, kurtuluş savaşını anlattığı eserinde şu şekilde yer alır. Milli Mücadele dönemi içerisinde bütün cephelerde kaybedilen subay ve er olarak kaybı 9167 kişidir. Yaralı subay ve erlerden ise 1718 kişi şehit olmuştur. İlginç olan hastalıklar nedeniyle ölenlerin sayısının savaşta şehit olanların iki katından fazla olmasıdır. Kayıpların cephelere ve savaşlara göre dağılımı ise şu şekildedir. Doğu Cephesi (Ermeniler ile Savaşta)................................46 Şehit........76 Yaralı Batı Cephesi:Gediz Savaşı............................................ .181 Şehit......135 Yaralı Batı Cephesi: I.İnönü Savaşı............................................ 95 Şehit......183 Yaralı Batı Cephesi:II.İnönü Savaşı.........................................149 9 Şehit....2470 Yaralı Batı Cephesi:Kütahya-Eskişehir Savaşı...........................1522 Şehit....4714 Yaralı Batı Cephesi:Sakarya Savaşı........................................3282 Şehit...13618 Yaralı Batı Cephesi:Büyük Taarruz..........................................2 542 Şehit....9977 Yaralı Toplam(Subay ve Er)............................................... .....9167 Şehit..31173 Yaralı Çeşitli hastalıklardan ve savaş esnasında ki bütün kayıplar ise şu şekildedir. Savaş Alanında Ölenler........................................... ......662 Subay......8505 Er Yaralanma Sonucu Ölenler........................................... ...53 Subay......1665 Er Hastalıklardan Ölenler........................................... ........147 Subay....22543 Er Askere Alma Bölgelerinde Ölenler..................................118 Subay.....2838 Er Birliklerinde Çeşitli Nedenlerle Ölenler............................ ..... ...............688 Er Toplam............................................ ...........................980 Subay...36239 Er En çok subay kaybının olduğu savaş Sakarya savaşıdır. Bu yüzden bu savaş ''subaylar savaşı''diye de adlandırılır. Milli mücadele boyunca yaralananların sayısı 33685 kişidir. Savaş sonunda malul kalan toplam 1443 subay ve er vardır. Kaynak: Anadolu İhtilali (Sabahattin Selek, cilt I, sayfa 114-115 Kastaş Yay. 1987) Önemli Not: Başkomutan Mustafa Kemal'i küçümsemek adına "Kurtuluş Savaşı olmamıştır" deme gafletine düşen Kadir Mısıroğlu'na sormak lazım. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=494288 Yukarıdaki şehitleri müritinin dediği gibi "yan gelip yatarken" mi verdik? |
|
|
|
|
|
#2 |
|
1st Class WarrioR
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Aug 2011
Üye numarası: #555994
Mesaj sayısı: 18
Karma etkisi: 0
![]() Karma: 10
|
atam izindeyiz...!!!
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: May 2007
Üye numarası: #125325 Yer: yerinden oynayacak!
Mesaj sayısı: 1,537
Karma etkisi: 6542
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 653546
|
Vay be, terörle mücadelede verdiğimiz kayıp neredeyse kurtuluş savaşına eşit.
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Daimi Üye
![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Mar 2006
Üye numarası: #54750 Yer: Vatan27 Mekan54
Mesaj sayısı: 635
Karma etkisi: 529
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 52259
|
Bu görünen yüzü daha nice kardeşimiz abimiz ablamız katledildi , pusular ,kaçırmalar yaşandı onlarıda bir eklesek neler neler çıkar ortaya.
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Oct 2008
Üye numarası: #268608 Yer: Bakırköy
Mesaj sayısı: 1,866
Karma etkisi: 3755
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 375073
|
Sayı olarak az değilmi? Birde hocam, önemli not'taki yer verdiğiniz gafleti nerede yaptı, muhterem hemşehrim Kadir Mısıroğlu ben 3-4 kitabını okumuştum, böyle bir ifadeye rastlamadım. 7-8 tanede tv programını 2-3 saat her biri dinledim. Bu tür bir ifade duymadım. İnönü muharebeleri için meydan muharebesi niteliğinde olmadığını, ermeni çetelerle yapılmış bir ufak tefek çatışmalar olduğundan bahsettiğini hatırlıyorum. Bir Çanakkale muharebesi için, mehmetçiğin kazandığı bir savaş olduğunu belirtmişti. Ama muharebe tarihi okumuşluğuna atıfta bulunarak, çanakkale'deki subayların emir ve tutumlarının yanlışlığından bahsetmişti.
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jun 2009
Üye numarası: #336256 Yer: Gök Kubbe İçinde
Mesaj sayısı: 12,154
Karma etkisi: 129544
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 12952933
|
Kurtuluş Savaşı kime karşı verildi?
Kurtuluş Savaşı ile ilgili yeni çarpıtmalar Kurtuluş Savaşı’nın kime karşı verildiğini herkes bilir diye düşünebilirsiniz. Ancak, 31 Mart tarihli Taraf gazetesinde Sevan Nişanyan, Tempo’nun Nisan sayısında Hasan Bülent Kahraman öyle yazılar kaleme aldılar ki Kurtuluş Savaşı’na yönelik çarpıtma, küçümseme ve saldırı konusunda öncüllerine dahi parmak ısırtacak kadar yüksekten uçtular. Hasan Bülent Kahraman’a göre Kurtuluş Savaşı bir iç savaş, Nişanyan’a göre ise İngilizlerin istedikleri rejimin kurulması için üç seneden daha fazla süren bir katliam süreciydi. Bu pervasız, tez bile diyemeyeceğimiz ‘söylem’e gelene kadar Kurtuluş Savaşı’na ve dolaylı olarak Atatürk’e saldıran tezlerden başlayarak yanıtımızı verelim. Türk-Yunan Savaşı palavrası İdris Küçükömer “Sivil toplum Yazıları”nda, İstiklal Savaşı Yunanlılara karşı kazanılmıştır tezini ortaya atar. Tescilli Şeriatçı yazar Kadir Mısıroğlu Kurtuluş Savaşı’ndan ‘Türk-Yunan muharebesi’ olarak bahseder. Hasan Bülent Kahraman’a göre Kurtuluş Savaşı bir iç savaş, Nişanyan’a göre ise İngilizlerin istedikleri rejimin kurulması için üç seneden daha fazla süren bir katliam süreciydi. Kurtuluş Savaşı’na yönelik ilk çarpıtma ve saldırılar; Kurtuluş Savaşı diye bir savaş olmamıştır, antiemperyalist bir mücadeleden bahsetmenin mümkün olamayacağı ancak Türk-Yunan savaşından bahsedilebileceği tezleridir. “Düzenin Yabancılaşması” kitabıyla tanıdığımız İdris Küçükömer “Sivil toplum Yazıları”nda, İstiklal Savaşı Yunanlılara karşı kazanılmıştır. Kurtuluş Savaşı bir Türk-Yunan savaşıdır tezini ortaya atacaktı. Yine aynı dönemlerde deliliği tescilli Şeriatçı yazar Kadir Mısıroğlu Kurtuluş Savaşı’ndan ‘Türk-Yunan muharebesi olarak bahsedecekti’. Daha sonraki modern “Türk Tarihini tersten yazdım, her olayın tersini kanıtlamaya çalıştım ve sanırım başarılı oldum” diyen tez hastası Yalçın Küçük aynı tezi gündeme getirecektir. Küçük’e göre Kurtuluş Savaşı tarihi baştan aşağıya yanlıştır. Hatta o kadar yanlışla doludur ki, mesela Birinci İnönü Zaferi diye bir şey hiç olmamıştı. Antiemperyalizmden bahsetmek mümkün değildir. En fazla bahsedilebilecek Yunanlılarla yapılan savaş olabilir. Türk-Yunan savaşı tezleri daha sonraki dönemlerde Fikret Başkaya gibi ‘solcu’lar ve Abdurrahman Dilipak gibi Şeriatçı yazarlar tarafından da yinelenecekti. Türk-Yunan savaşı tezi Atatürkçülüğün herkes tarafından sol olarak kabul edildiği ve önemli bir tabanının bulunduğu dönemde ortaya atılıyordu. Amaç Atatürkçülüğü ve Atatürk’ü solun dışına itmekti. Kurtuluş Savaşı ve Milli Mücadele Yunan’a karşı bir savaşa indirgendiği noktada antiemperyalist özü bir kenara bırakılıyordu. Atatürk antiemperyalist bir başkaldırının lideri olmanın dışına itiliyordu. Hedef temeli antiemperyalizm olan solla “antiemperyalist olmayan” Kemalizmi birbirinden ayırmaktı. Türk-Yunan savaşı palavrasından iç savaş palavrasına Dönemsel açıdan baktığımızda Atatürkçülüğün kitle tabanı oldukça zayıflamış ve aşama olarak Atatürk karşıtlığı Türk Devletini ortadan kaldırmaya yönelmiştir. Türk Devletini ortadan kaldırmaya yönelik tezlerin başında etnik bölücülük gelmekte. ‘Kurtuluş Savaşı bir iç savaştır’ tezinin ortaya atılması tarih bilimi açısından hiçbir değer taşımazken dönemsel siyaset açısından önem taşımakta. Hasan Bülent Kahraman tezini şu şekilde oraya koyuyor: “Öncelikle savaşın üç ana gurup etrafında döndüğü kanısındayım. Bunlar Çerkezler, Kürtler ve Rumelililerdir. (…) İlk çatışma Çerkezlerle Rumelililer arasında yaşanır ve Ethem’le birlikte bu kesim tasfiye edilir. (…) İkinci büyük kopuş Kürtlerle Rumelililer arasındadır. (…) Kürtler nüfusları nedeniyle bir devlet kurma imkânına her zaman sahiptiler. Fakat bütün düşünceleri bununla sınırlıydı. O nedenle tarih boyunca kendilerine bu imkânı sağlayacak her kesimle ve kuvvetle ittifak yapmaktan çekinmediler.” Kurtuluş Savaşımızın niteliği üstüne yazmaya başlamadan Sevan Nişanyan’ın 31 Mart tarihli yazısına da iki satırla değinelim. Nişanyan’a göre İngilizler savaştan sonra işlerine gelen bir rejim kurmak istemişler. O rejim 1923’te aynen istedikleri gibi kurulmuş. Yine İngilizler “İttihatçı kadrodan ayıkladıkları yirmi otuz kişi hariç, gerisi vatan kurtaran kahraman kontenjanından memleketin tepesinde oturmaya devam etti” diyor. Karısının kafasına kavanozla dışkı atmasıyla sansasyon yaratan Nişanyan anlıyoruz ki kavanozda kalanları da burada kullanıyor. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=494288 Kurtuluş savaşı antiemperyalist bir mücadeleydi Kurtuluş Savaşı ile neden kurtulduğumuzu ortaya koymak için Birinci Dünya Savaşına dönmemiz gerekir? Birinci Dünya Savaşı ya da Birinci Bölüşüm Savaşı neden yapıldı sorusunu soracak olursak verilecek cevap çok nettir: Osmanlıyı paylaşmak. Düyun-u Umumiye’nin İngiliz temsilcisi Sir Adam Block savaş başladığında İstanbul’u terk etmek zorunda kalırken Osmanlının başına gelebilecekleri şöyle dile getirir: “Eğer Almanya kazanırsa Alman sömürgesi olacaksınız; İngiltere kazanırsa mahvoldunuz” İngiltere’nin Harbiye Bakanı Lord Kitchener 1914’te “Türkiye’yi mahvedinceye kadar savaşa devam edeceğiz” açıklamasında buluşur. Yine Birinci Dünya Savaşı sırasında iki yıl İngiltere’nin Başbakanlığını yapmış olan Herbert Henry Asquith “Yüzyılların gördüğü en aşağılık yönetimi yok ederek ileriye doğru bir adım attık. Büyük hasta, ölüm döşeğinde. Bu hastanın milletler ailesi ortasında bir şer kuvveti olarak son günlerini yaşadığını umut edelim. Mezarının üstüne yazılacak kitabenin ne olacağını bilmiyorum, fakat Osmanlı Devleti bir daha dirilmeyecektir.” İngilizlerin ve tüm Müttefiklerin gerek savaş öncesi gerek savaştan sonra yaptıkları tüm açıklamalar Osmanlı’nın ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bunlardan daha önemlisi savaş sırası ve sonrasında yapılan anlaşmalardır. 9 Mayıs 1916’da İngiltere ve Fransa arasında Rusya’nın da kabulüyle Sykes-Picot Anlaşması imzalanır. 1917 devrimi sonrasında Rusya anlaşmadan vazgeçer ve Lenin bu gizli anlaşmayı açıklar. Bu anlaşmaya göre: 1- Rusya’ya, Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis ile Güneydoğu Anadolu’nun bir kısmı, 2- Fransa’ya, Doğu Akdeniz bölgesi, Adana, Antep, Urfa, Diyarbakır, Musul ile Suriye kıyıları, 3- İngiltere’ye Hayfa ve Akka limanları, Bağdat ile Güney Mezopotamya verilecektir. 4- Fransa ile İngiltere’nin elde ettiği topraklarda Arap devletleri konfederasyonu veya Fransız ve İngiliz denetiminde tek bir Arap devleti kurulacak, 5- İskenderun serbest liman olacak, 6- Filistin’de, kutsal yerleşim yeri olması nedeniyle bir uluslararası yönetim kurulacaktır Görüldüğü gibi Osmanlının paylaşılma planı dönemin emperyalist devletleri İngiltere, Fransa, Rusya arasında yapılır. Yine savaş bittiğinde Osmanlı’yı Mondros anlaşmasına zorlayanlar İngilizlerdi. Anlaşma imzalanırken karşımızdaki isim İngiliz Amiral Calthorpe’du. Mondros sonrasında fiili işgal dönemi başlar ki, artık kimin Türkiye’yi işgal ettiği ve kimden kurtulduğumuzun cevabını net olarak ortaya koyar. Mondros’la birlikte ilk olarak itilaf donanmalarına mensup bir filo, ateşkesin birinci maddesi gereğince Çanakkale ve İstanbul Boğazındaki askeri tesisleri işgal eder. 1918 yılının sonunda İngiliz ve Fransızlar anlaşma maddeleri uyarınca Adana, Tarsus, Antakya, İskenderun, Kilis, Antep’e girerler. İngiltere, Fransa ve ABD’nin hakim olduğu Paris Barış Konferansı, Mondros’ta verilmiş sözlere aykırı olarak Yunanistan’ın İzmir’i işgaline karar verir. Bundan sonraki süreç Sevr anlaşmasına gider. Sevr Anlaşması 10 Ağustos 1924’te imzalanacaktı. Sevr Anlaşması imzalandığında Türkiye’nin fiili işgal durumu şöyleydi. İtilaf devletlerinin donanmaları İstanbul’da, Adana Fransızların işgalinde; Urfa, Maraş, Ayıntap, İngilizler tarafından işgal edilmişti. Antalya, Konya’da, İtalyanlar, Merzifon ve Samsun’da da İngiliz askerleri bulunuyordu. İzmir ise itilaf devletlerinin kararınca Yunanlılara işgal ettirilmişti. Birinci Dünya savaşı öncesinde Emperyalist devletlerin açıklamaları, savaş sırasında yapılan gizli anlaşmalar, savaş sonrası imzalatılan Mondros ve Sevr anlaşmaları, Kurtuluş Savaşı öncesi Türkiye’nin işgal durumu alt alta konulduğu zaman Kurtuluş Savaşımızı emperyalizme karşı başlattığımız net olarak görülüyor. Herhalde işgal bölgesindeki üç büyük emperyalist devlet askerlerini bir süreliğine tatil yapmaya çıkarmamıştı. Ayrıca Kurtuluş Savaşı Yunanlılarla Türkler arasındaydı tezinin en önemli açmazı Yunanlıların İzmir’i işgal kararının dahi emperyalist devletler tarafından alınmasıdır. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=494288 Kaldı ki, Kurtuluş Savaşımız sonrasında Lozan anlaşmışını İmzalarken de karşımızda Yunanistan değil emperyalist blok olacaktır. Türk-Yunan savaşı tezi; İtalyan, İngiliz ve Fransızların sırf Yunanlıları yendiğimizden dolayı bu coğrafyayı terk ettiği anlamına gelir ki, böyle bir tez de sadece ciddiyetsiz değil aynı zamanda gülünç olur. Kaldı ki, Kurtuluş Savaşı sırasında emperyalizme karşı mücadele sadece silahla değil ideolojik olarak da veriliyordu. 18 Kasım 1920’ de Atatürk TBMM’ye ‘Halkçılık Beyannamesi’ni sunacaktı. “Bizi toptan mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı ulus olarak savaşmayı gerekli gören bir yöntemi izleyen insanlarız.’’ İç savaş mı? Hasan Bülent Kahraman, iç savaşın üç gücünden bahsediyor: Kürtler, Rumelililer ve Çerkezler. Kahraman’a göre “Her üç kesim de savaş sonrası (?) kurulacak yeni devlete, daha doğru tabiriyle savaş sonrasında ortaya çıkacak yeni duruma hâkim olmak istemektedir” özet olarak, Kürtler ve Çerkezler bu savaşı kaybeder. Kahraman, tarihi nereden ve ne şekilde okuyor bilmiyoruz. Ama herhalde kafasında bir laboratuar oluşturmuş, o laboratuarda Çerkez, Rumelili ve Kürtler var ve bunlar savaşıyor. İngilizler nerede? Fransızlar, İtalyanlar, Yunanlılar ne yapıyor? Ya da savaşta bu devletler var ama esası oluşturmuyor. Mesela İngilizler Çerkezlerin kışkırtmasıyla işgale başlıyor gibi… Neden savaşılıyor bu da yok. Kahraman’ın tezlerinde emperyalizm olmadığı gibi Türk diye de bir şey de yok. Ya da Rumelili diyerek Türkleri kastediyor da biz anlamıyoruz. Kahraman’ın ortaya attıklarına cevap vermek için öncelikle kavramları yerli yerine oturtmak gerekmektedir. Birincisi, Kurtuluş Savaşı dediğimiz şey ‘Türk’ün kurtuluşu’dur. Mustafa Kemal’in Atatürk olmasının da sebebi budur. Yok edilmek istenen Türklüğü Kurtuluş Savaşı ile kurtarmış bundan dolayı Türk’ün atası olmuştur. Kurtuluş savaşının bütün planları Türklük esas alınarak yapılmıştır. Türk’ün yaşadığı direnebileceği alan düşünerek Misak-ı Millî sınırlarını çizmiştir. İkincisi, Türk varlığını devam ettirebilmek için başında İngilizlerin olduğu emperyalist cepheye karşı savaşmak zorundadır. Zira yaşamını sürdüreceği coğrafya yani vatanı işgal altındadır. Emperyalizmin işgalindeki vatan toprakları ve emperyalizme bağımsızlık savaşı veren Türk milletini ortaya koyarsak Çerkezlerin ve Kürtlerin yerini rahat tespit ederiz. Kahramanın ilk çelişkisi Çerkezlerle olan çelişkidir. Ethem’in tasfiyesiyle bu kesim tasfiye edilir. İyi ama Ethem neden tasfiye edilmiştir. Ya da tasfiye mi edilmiştir? Birinci olarak Ethem elindeki kuvvetleri ordunun dışında tutmakta ve savaşı başarıyla sonuçlandıran ordunun dışında durmakta ısrar etmektedir. Bu düzenli orduya katılmama durumu bir süre sonra orduyla çatışma durumunu gelecektir. İkincisi Ethem, ordunun ve Atatürk’ün o kadar karşısındadır ki, orduya ihaneti dahi orduya katılmaya yeğ tutar. Yunana sığınan Ethem, Kurtuluş Savaşı aleyhine çalışmaya başlar ve Türklere Yunan Ordusuna teslim ol çağrısında bulunur. “Kardeşlerim! Yunanlıları pek iyi tanırım! Dinimizi, namusumuzu, hürriyetimizi, malımızı müdafaa ediyorlar… Onlar Türk milletine karşı değil, Mustafa Kemal Paşa ile yandaşlarına karşı harp ediyorlar! Yunan ordusu Şehirlerimizi ve köylerimizi işgal ettiği zaman korkmayınız!” Eğer bir Çerkez hareketinden bahsetmemiz gerekirse Kurtuluş Savaşı sırasında ihanet eden ve Yunan’a teslim ol çağrısında bulunan bir hareketten bahsetmek mümkün. Kürtlerin ihaneti Kahraman’ın ikinci çelişkisi, Kürtlerle olan çelişkidir. Kahraman’a göre Kürtler tarihin her döneminde kendilerine devlet kurma imkanı verecek kesimle ittifak yapmaktan çekinmemişler. Ama işte iç savaşta yenilince olmamış. Ne kadar masumane değil mi? “İttifak” ve “savaşta kaybetme” özenle seçilmiş kelimeler. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=494288 Oysa gerçekler aynı derece masum değil. Kurtuluş Savaşı’na engel olmak için en aşından itibaren İngilizler Kürtleri kullanır. Merkezi İstanbul olan “Kürt Teali Cemiyeti” bizzat İngilizler tarafından kurulur. İngiliz desteği ile Nasturi isyanı gerçekleşir. Nasturi isyanı Kurtuluş Savaşı’na katılımı sınırlı olan Kürtlerin niçin katıldıklarının da ortaya koyulması açısından önemlidir. İsyanı bastırmak için bir birlik gönderilir. Birlikten Fırka komutanı İhsan Nuri ile birlikte 270 Kürt, isyancılar tarafına geçer. Damat Ferit Kürt Teali Cemiyetini Mustafa Kemal’e karsı savaşması karşılığında özerklik vaat eder. Damat Ferit’le İngiliz komiseri, Mustafa Kemal karşısında 15 bin kişilik bir Kürt ordusu kurma planları yapmaktadır. Mustafa Kemal’in idam emrini bir Kürt paşa verir, Kürt Mustafa Paşa. Yine Kürtler Yunanlılarla da işbirliği içindedir. Yunanlılar Batıda Bursa’ya kadar ilerlerlerken Kürtler de Sivas etrafında Koçgiri isyanını başlatırlar. İngiliz Yüksek Komiseri de Robeck, Lord Curzon’a raporunda durumu şu şekilde özetler: “Kürtler bütün ümitlerini İngiliz hükümetine bağlamış durumdalar. Bu ara Mustafa Kemal gittikçe tehlikeli olmaya başlıyor. Kuvvetler, Kürtleri Mustafa Kemal Paşa’ya karşı kullanmak için para ödemeye hazırdırlar” Yani Hasan Bey’in anlayacağı ne bir iç savaş vardır ortada dolayısıyla ne de iç savaşta tasfiye olan Kürtler. Türklerin verdiği bir bağımsızlık savaşı ve İngilizlerin kontrol ettiği ve Türklere karşı kullandığı işbirlikçi Kürt hareketi vardır. Kaldı ki, sadece Kurtuluş Savaşımız sırasında değil, Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra da İngilizlerin desteği ile Kürt isyanları devam edecektir. Nişanyan’ın yazdıklarına gelince, yazdıklarının düzeyi dolayısıyla kendisine cevap vermemeyi ve Tanrının kendisine akıl fikir ihsan eylemesini diliyoruz. Kaynak |
|
|
|
|
|
#7 | |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Oct 2008
Üye numarası: #268608 Yer: Bakırköy
Mesaj sayısı: 1,866
Karma etkisi: 3755
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 375073
|
Alıntı:
"Yunanlıların denize dökülmesi edebi bir hikayedir. O zamanın şartlarında uydurulmuş. Biz izmir'e girdiğimizde, ermeniler ve yunanlılar izmir'i yakmış, yıkmış ve talan etmişti. İzmir e girildiğinde yunanlılarla harb edilmemiş, ermeni çeteleriyle harb edilmiştir. Türk ordusunun geldiği haberini alan yunanlılar 2-3 gün öncesinden izmiri terk etmişlerdi zaten.." gibi bir cümle kursan buna hem fikirim. Çünkü bu yazdığım Kadir Mısıroğlu'nun bir Tv programında sarfettiği sözler. Keza bunu inönü muharebeleri içinde bir önceki yolladığım mesajımdakini andıran bir şekilde anlatır. Mısıroğlu, İstiklal harbi denmesinide lugat olarak yanlış bulur. Bunuda şu şekilde açıklıyor. "Biz hiç bir zaman tam anlamıyla başka bir milletin buyruğu altına girmedik. Topraklarımızın çoğunluğunu yabancılar işgal etti. Ama hepsini değil. İstiklalimizi kaybetmedik ki, İstiklal Harbi olsun." Kadir Mısıroğlu cumhuriyet'i savunur ama devşirme getirilen, seküler olmayan, dayatmacı laikliğe karşıdır. Bende seküler olmayan, devletin dayattığı laikliğe sonuna kadar karşıyım. |
|
|
|
|
|
|
#8 | |
|
Moderator
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801 Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 4407476
|
Alıntı:
nesta_34 şişirme cümleler kullanmamış, sadece alıntı yapmış. Hatta deli raporu olduğundan (kendisi yalanlamadı), 12 Eylül'de yurt dışına kaçtığından, 1983 yılında "vatana ihanetten" vatandaşlıktan çıkarıldığından da söz etmemiş. Ne kadar Arap hayranı olduğu gibi konulara ise hiç girmemiş. Alıntının sonundaki "ama"nın devamında cunhuriyetten kasıt "İslam Cunhuriyeti" diye dürüstçe yazın, devir devletin temellerini sarsma yıkma devridir. Çekinmenize gerek yok. Dolayısıyle malum şahsiyet ile ilgili yazılanlardan gocunmayınız. Ayrıca konu Kadir Mısıroğlu'da değildir. Soru şudur: İstiklal Savaşı'ndaki şehitlerimizi müritinin dediği gibi "yan gelip yatarken" mi verdik? Buna cevabınız varsa yazın.Polemiğe gerek yok. |
|
|
|
|
|
|
#9 | |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jun 2010
Üye numarası: #460863
Mesaj sayısı: 1,749
Karma etkisi: 7181
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 717859
|
Alıntı:
Ama sen konuyu bilgi paylaşımın dışına çıkartıp, siyasileştirmişsin. Kendi konunu sulandırmışsın. Ne gerek vardı? |
|
|
|
|
|
|
#10 |
|
1st Class WarrioR
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Apr 2012
Üye numarası: #600939 Yer: Ankara
Mesaj sayısı: 49
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 4128
|
Türk-Yunan savaşı palavrasından iç savaş palavrasına
Dönemsel açıdan baktığımızda Atatürkçülüğün kitle tabanı oldukça zayıflamış ve aşama olarak Atatürk karşıtlığı Türk Devletini ortadan kaldırmaya yönelmiştir. Türk Devletini ortadan kaldırmaya yönelik tezlerin başında etnik bölücülük gelmekte. ‘Kurtuluş Savaşı bir iç savaştır’ tezinin ortaya atılması tarih bilimi açısından hiçbir değer taşımazken dönemsel siyaset açısından önem taşımakta. Hasan Bülent Kahraman tezini şu şekilde oraya koyuyor: “Öncelikle savaşın üç ana gurup etrafında döndüğü kanısındayım. Bunlar Çerkezler, Kürtler ve Rumelililerdir. (…) İlk çatışma Çerkezlerle Rumelililer arasında yaşanır ve Ethem’le birlikte bu kesim tasfiye edilir. (…) İkinci büyük kopuş Kürtlerle Rumelililer arasındadır. (…) Kürtler nüfusları nedeniyle bir devlet kurma imkânına her zaman sahiptiler. Fakat bütün düşünceleri bununla sınırlıydı. O nedenle tarih boyunca kendilerine bu imkânı sağlayacak her kesimle ve kuvvetle ittifak yapmaktan çekinmediler.” Kahraman’ın ortaya attıklarına cevap vermek için öncelikle kavramları yerli yerine oturtmak gerekmektedir. Birincisi, Kurtuluş Savaşı dediğimiz şey ‘Türk’ün kurtuluşu’dur. Mustafa Kemal’in Atatürk olmasının da sebebi budur. Yok edilmek istenen Türklüğü Kurtuluş Savaşı ile kurtarmış bundan dolayı Türk’ün atası olmuştur. Kurtuluş savaşının bütün planları Türklük esas alınarak yapılmıştır. Türk’ün yaşadığı direnebileceği alan düşünerek Misak-ı Millî sınırlarını çizmiştir. İkincisi, Türk varlığını devam ettirebilmek için başında İngilizlerin olduğu emperyalist cepheye karşı savaşmak zorundadır. Zira yaşamını sürdüreceği coğrafya yani vatanı işgal altındadır. Emperyalizmin işgalindeki vatan toprakları ve emperyalizme bağımsızlık savaşı veren Türk milletini ortaya koyarsak Çerkezlerin ve Kürtlerin yerini rahat tespit ederiz. Kahramanın ilk çelişkisi Çerkezlerle olan çelişkidir. Ethem’in tasfiyesiyle bu kesim tasfiye edilir. İyi ama Ethem neden tasfiye edilmiştir. Ya da tasfiye mi edilmiştir? Birinci olarak Ethem elindeki kuvvetleri ordunun dışında tutmakta ve savaşı başarıyla sonuçlandıran ordunun dışında durmakta ısrar etmektedir. Bu düzenli orduya katılmama durumu bir süre sonra orduyla çatışma durumunu gelecektir. İkincisi Ethem, ordunun ve Atatürk’ün o kadar karşısındadır ki, orduya ihaneti dahi orduya katılmaya yeğ tutar. Yunana sığınan Ethem, Kurtuluş Savaşı aleyhine çalışmaya başlar ve Türklere Yunan Ordusuna teslim ol çağrısında bulunur. “Kardeşlerim! Yunanlıları pek iyi tanırım! Dinimizi, namusumuzu, hürriyetimizi, malımızı müdafaa ediyorlar… Onlar Türk milletine karşı değil, Mustafa Kemal Paşa ile yandaşlarına karşı harp ediyorlar! Yunan ordusu Şehirlerimizi ve köylerimizi işgal ettiği zaman korkmayınız!” Eğer bir Çerkez hareketinden bahsetmemiz gerekirse Kurtuluş Savaşı sırasında ihanet eden ve Yunan’a teslim ol çağrısında bulunan bir hareketten bahsetmek mümkün. BEN HAYATIMDA BÖYLE SAÇMA BÖYLE CAHİLCE BÖYLE İTİRAFÇI Bİ YAZI OKUMADIM... Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=494288 BUNU YAZANIN TARİH'DEN ZERRE KADAR BİLGİSİ YOK. BURAYA UZUN UZUN YAZMAK İSTERİM AMA BASKA ZAMANA ARTIK. ETHEM BEY BİR VATAN KAHRAMANIDIR. |
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| estergon |
| Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
Bu Konuda Aradığınızı Bulamadıysanız Şunlara Bakmanızı Öneririz
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı'nda hangi il kaç şehit verdi? | KizilTug | Siyaset | 47 | 04-11-2009 17:48 |
| Nutuk - 1. Bölüm: Birinci Dünya Savaşında Anadolu`nun Durumu ve Kurtuluş Çareleri | Cybercm | Milli Unsurlar | 10 | 20-03-2009 21:04 |
| Vahdettin Kurtuluş Savaşında Mustafa Kemal'e Destek Oldu mu? | Senkron. | Türk ve Dünya Tarihi | 14 | 05-07-2008 20:29 |
| kurtuluş savaşında kayıtlı şehitlerimiz | rapersan | Milli Unsurlar | 5 | 28-05-2007 12:10 |
| MATRIX_90 | Mustafa Kemal ATATÜRK | 1 | 12-02-2006 14:05 | |
|
|
