Nutuk - 2. Bölüm: Milli Teşkilatların Kurulması ve Kongreler

İşte bütün bunlar karşısında, davamızda bize yardımcı olabilmesi için, bu fırsat dakikalarını kaybetmeden, bölüşülme ve çözülme korkusu karşısında, kendimizi Amerika`ya başvurmaya mecbur görüyoruz Vasıf Bey kardeşimizle bu hususta birleştiğimiz noktaları Konu Cybercm tarafından açılmış, 729 kişi tarafından görüntülenip, 42 yanıt almış.

Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL! Kredi kartınıza 12 taksit kolaylığı!


Karşı sistemi kendi makineniniz gibi kullandıran uzaktan yönetim programı.
  • Canlı ekran izleme,vnc ve mouse kontrolü
  • Antiviruslerce %100 tanınmaz, güncelleme garantili
  • Ortam sesi dinleme
  • Webcam izleme
  • Online/offline keylogger
  • Kopyala/Yapıştır, Clipboard Yöneticisi (Canlı)
  • Warlogger desteği
  • Çalıştırma,upload,download,yeniden adlandırma,silme,gizli çalıştırma,thumbnail görüntüleme(indirmeden dosya görme)
  • Registry yöneticisi (tam özellikli)
  • Msn şifrelerini ve geçmişteki tüm adresleri çıkartma
  • Firefox şifrelerini çözme
  • Görev yöneticisi, görev sonlandırma
  • Çalışan programları listeleme
  • Bağlı sistemlerin yaptığı işlemleri tek listede görme!
  • Binder / dosya birleştirici
  • Virus tipinde resource kullanmadan bindleme özelliği
  • Mp3,resim,jpeg,vs her türlü dosya ile birleşip,exploitler ile link üzerinden,htmlden yayılır
  • Keyloggerda dll kullanmadan system hooklarıyla loglama ve tabii dll kullanmadan kimse yapamıyorken %100 sisteme zarar vermeden stabil bütün dünya dillerinde loglama.
  • Internet Explorer 9 şifre çözme
  • Chrome Şifreleri (bütün sürümler)
  • Firefox Şifreleri (bütün sürümler)
  • Internet Exporer Şifreleri (bütün sürümler)
  • Safari Şifreleri (bütün sürümler)
  • Reklam Bot ile site reklamı, dosya yükletme, bulaştırma,vs. MSN,Yahoo Messenger,ICQ ve AIM sistemlerinin hepsini tanır. Reklam bot aynı anda birden fazla sisteme komut verebilir.
  • Browserda geçmiş verileri, form girdilerini kayıt edip trojandan erişme
  • Klavye Kilitleme
  • Mouse Kilitleme
  • Masaüstü Gizleme
  • Sistemlere takılı flash/usb disk varsa bulaştırma Birden fazla sisteme aynı anda autorun oluşturabilir.
  • Uzaktan exe yükletme Aynı anda birden fazla sisteme exeleri tek komutla yükletebilir.
  • Fake sistem kilitleme. Tek tıklama ile karşı sistemi restart/yeniden başlat moduna geçmiş gösterip kilitleme. Kullanıcı fişten çekmediği sürece siz istemedikçe bilgisayarı kapatamaz, yeniden başlatamaz.
  • Karşı sistemin yeniden başlatılma talebinde masaustu ve bütün ekranı kapanıyor gibi gösterip kapanış sesini çalara kullanıcıyı bekletme. Kullanıcı sistemi kapatmak istediğinde siz izin vermezseniz windows kapanmaya çalışıyor gibi görünür ancak yonetim panelinden her türlü işlem yapılır.
  • Sistem servislerini yönetme
  • Outlook şifreleri çözme. (bütün outlook versiyonları outlook expressler dahil)
  • Otomatik güncelleme özelliği ile yakalanma durumunda kısa sürede otomatik güncelleme alma
Sadece 690 TL! Satın almak için iletişim formunu kullanabilirsiniz.


Ayrıca, iki farklı üst sürümü var:
Özel Trojan 990 TL: İstediğiniz isimle çalışıp, istediğiniz yere kopyalanır ve başlangıçta, msconfig'de, registry'de görünmez.
ÖZEL TROJAN 1490 TL: Görev yöneticisinde ve sistemin hiç bir yerinde görünmez.


Sürümler: 1200 TL: - Kimsenin bulamayacağı şekilde çalışır!> m3hm3t. 1750 TL: %100 gizlidir, RAM'de çalışır ve bentrojanim.exe olarak çalışsa dahi hiç bir yerde görünmez.

Wardom.Com.TR bir bilgisayar güvenliği sitesidir; hack konuları bilgisayar güvenliğinin ve bilgisinin uç noktaları olduğundan dolayı, kullanıcıları bu konularda bilgilendirmek ve güvenliklerini arttırmak için yazılmaktadır.

Geri Dön   Wardom.Com.TR > Milli ve Dini Unsurlar > Milli Unsurlar
Üye Ol Sözlük Üye Listesi Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Konu Başlıkları: bolum kongreler kurulmasi milli nutuk teskilatlarin
Üye Olmadan Yorum Yazmak İçin Tıklayın!
Nutuk - 2. Bölüm: Milli Teşkilatların Kurulması ve Kongreler konusundaki toplam yorum: 42, okunma sayısı: 729.
 
Eski 20-03-2009, 20:07   #31
Cybercm
Forum Kalfası
 
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Üye numarası: #86141
Mesaj sayısı: 1,542
Karma etkisi: 2226 Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000
Karma: 221900
1stClass Üye 

İşte bütün bunlar karşısında, davamızda bize yardımcı olabilmesi için, bu fırsat dakikalarını kaybetmeden, bölüşülme ve çözülme korkusu karşısında, kendimizi Amerika`ya başvurmaya mecbur görüyoruz Vasıf Bey kardeşimizle bu hususta birleştiğimiz noktaları kendisi de ayrıca yazacaktır.

Türkiye`yi azim ve irade sahibi geniş görüşlü bir iki kişi belki kurtarabilir. Macera ve boğuşma devri artık geçmiştir. Gelecek için kalkınma ve birlik savaşı açmaya mecburuz. Sınırlarında bu kadar çok evladı ölen zavallı memleketimizin düşünce ve medeniyet savaşında kaç tane şehidi var. Biz Türkiye`nin hayırlı evlâtlarından, yarının kurucuları olmalarını istiyoruz. Sizin, Rauf Bey kardeşimizle birlikte, temelleri bile çöken zavallı memleketimiz için uzakları görerek düşünüp çalışmanızı bekliyoruz.

Saygılarımı gönderir, başarınıza dua ederim. Millî dâvâda canıyla başıyla çalışanlar arasında, sade bir Türk askerinin alçak gönüllülüğü ile sizinle birlikte olduğumu ifade ederim. 10.8.1919

Halide Edip

Afyonkarahisar 13.8.1969

15` inci Kolordu Komutanlığı`na
Mustafa Kemal Paşa`ya özel: İstanbul`daki çeşitli partilerin birleşerek Amerika hey`etine verilmek üzere aldıkları kararlar aşağıda arz olunur:

1- Ermenistan için Türkiye`nin doğu sınırları üzerinde Ermenilerin işine yarayacak bir toprak parçası vermeye Doğu illerindeki Türklerin ve orada iş başında bulunan büyüklerin, bu bölgenin gelecekteki refahını ve serbestçe gelişmesini düşünerek razı olabilecekleri görüşünde olduklarını, yalnız bu görüşlerini, oradaki Kürtlerle işbirliği yapmış olmaları ve Kürtlerin de Ermenilere toprak verme düşüncelerine kesinlikle karşı bulunmaları dolayısıyla açığa vurmak istemediklerini ve hattâ açığa vursalar bile, oradaki Türk çoğunluğunun, aşağıdaki şartların yerine getirileceği konusunda kendilerine güvence verilmedikçe bu düşüncede Kürtlerden ayrılmayacaklarını zannettiklerini tespit etmiştir. Şöyle ki Birincisi, Türk ve Kürt çoğunluğunun ve aralarındaki diğer azınlıkların yaşadıkları toprakların bütünlüğü; ikincisi, Türk bağımsızlığının tam olarak tanınması ve fiilen garanti edilmesi; üçüncüsü, Türkiye`nin çağdaş medeniyete ulaşabilmesi için serbestçe gelişmesine engel olan kayıtların kaldırılmasıyla Wilson prensiplerinde vaat edildiği üzere, bağımsızlıklarından ve haklarından en güvenli bir şekilde yararlanmasına imkân verilmesi; dördüncüsü, bu hususlarda ve Türklerin gelişmelerinin çabuklaştırılmasında Amerika`nın bize yardımcı olacağını, Cemiyet-i Akvam `a karşı üstlenmesi.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

2 - Boşaltılacak topraklardan çıkarılacak olan Türk ve Kürtlerin gönderildikleri yeni topraklarda derhal yerleştirilmeleri ve bu topraklardan hemen yararlanmalarını sağlamak için Amerika`nın yardım etmesi.

3 - O çevrede ve özellikle Erzincan ve Sivas arasında yoğun olarak bulunan Ermeniler`in yine Ermenistan sınırları içine gönderilmelerinin sağlanması.

4 - Ermenistan adına ve hesabına gerçekleşmesini muhtemel gördüğümüz toprak verme durumu, bağımsız bir Ermenistan adına değil, ancak büyük ve medenî bir devletin mandası altında gelişecek çağdaş bir devlet adına olacaktır. Çünkü bugünkü Ermenistan`a toprak bırakmak, Türkiye`nin başına ikinci bir Makedonya derdi açmak demek olduğu gibi, Kafkasya için de bir gaile çıkarmak demektir.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

5 - Bütün bunlar tartışılabilir bir ``teklif`` niteliğindedir. Ancak, bunların kesin bir şekil alabilmesi, memleketteki hey`etlerle temas kurmaya bağlı ise oraya Amerikan hey`etinden birinin gönderilmesi şarttır.

6 - Ve en son olarak konunun kanunî ve meşru bir şekle sokulması için Osmanlı Millî Meclisi`ne götürülmesi tabiîdir.

12`nci Kolordu Komutanı

Salâhattin

Şifre Erzurum, 21.8.1919

Kişiye özel

12` nci Kolordu Komutanlığı`na
20` nci Kolordu Komutanlığı`na
(Yalnız 12`nci Kolordu). İlgi: 13.8.1919.

İstanbul`da çeşitli partilerin Amerikan Komisyonu`na verilmek üzere aldıkları kararlar, burada Hey`et-i Temsiliye`mizce son derece üzüntü ve esefle karşılandı. Çünkü, birinci maddede Ermenistan`a Doğu illerimizden toprak verilmesi söz konusu olmaktadır. Oysa, ezici çoğunluğu Türk ve Kürt olan bu illerden bir karış toprağın bile Ermeniler hesabına yazılmasının, bugün için uygulamada mümkün olamayacağı şöyle dursun, unsurlar arasındaki nefret ve öç alma duygusunun dehşet ve şiddeti, Osmanlı Ermenilerinin dönmeleri halinde bile iller içinde yoğun olarak yerleştirilmelerini tehlikeli göstermektedir. Bu bakımdan, suçlu olmayan Osmanlı Ermenilerine gösterilecek en büyük kolaylık, adaletli ve eşit şartlar altında vatanlarına dönmelerini kabulden başka bir şey olamayacaktır. Üçüncü maddede, Erzurum ve Sivas arasında yoğun bir Ermeni topluluğu bulunduğu hayali, bilgisizlik ve vukufsuzluktan başka bir şey değildir: Harpten önce bile, buralarda oturanların büyük çokluğu Türk, birazı Zaza denilen Kürtlerden ve pek azı da Ermenilerden ibaretti. Bugün artık varlığından söz edilecek sayıda Ermeni yoktur. O halde, bu gibi dernekler yetkilerini bilmeli ve bir iş yapmak isterlerse, hiç olmazsa Harbiye ve Hariciye Nezaretleri`nin barış hazırlıkları dolayısıyla yaptıkları resmî istatistik ve grafiklere olsun başvurmak zahmetinden kaçınmamalıdırlar. Bu telgrafın aynen İstanbul`a gönderilmesini rica ederiz.

Mustafa Kemal
Cybercm Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 20-03-2009, 20:09   #32
Cybercm
Forum Kalfası
 
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Üye numarası: #86141
Mesaj sayısı: 1,542
Karma etkisi: 2226 Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000
Karma: 221900
1stClass Üye 

Güvenlikle ilgili Ankara,14.8.1919

3` üncü Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanlığı`na
1- Mustafa Kemal Paşa`ya (özel) : İstanbul`a gönderilmek üzere yazmış olduğunuz son cevaplarınız, yerine ulaştırılmış ve buna cevap olarak basılı bir raporla, Ahmet Rıza Bey, Ahmet İzzet, Cevat, Çürüksulu Mahmut Paşalar, Reşat Hikmet, Câmi, Reşit Sadi Beyler, Esat Paşalar gibi pek çok şahsiyetin düşüncelerine uygun olan Kara Vasıf`ın yani Cengiz`in ve Halide Edip Hanım`ın görüşlerinin yer aldığı uzun mektuplar geldi. Bunlar sıra ile özetlenerek arz edileceği gibi, asılları da Sivas`a gönderilecektir. Bunların hepsinde bir yardıma ihtiyaç duyulduğu ve bu yardımın Amerika tarafından yapılmasının en az zararlı yol olarak kabul ve uygun bulunduğu şeklinde bir gerekçe ileri sürülmektedir. Basılı rapor, Câmi, Rauf, Ahmet, Reşit Hikmet, Reşit Sadi Bey`ler ile Halide Hanım, Kara Vasıf, Esat Paşa, bütün parti ve derneklerin düşünceleri yoklandıktan sonra büyük çoğunluğun görüşüne göre düzenlenmiştir. Vakit varmış. Kongrede bir an önce iş görmek, Amerikalılar gitmeden tebligat yapılmak gerekirmiş. Amerikalıları oyalayarak hareketleri geciktirilmeye çalışılıyormuş. Kongre hemen kesin bir karar verebilir mi? sorusuyla Amerikalılar bu düşünceyi benimsediklerini hissettiriyorlarmış. Kongrenin toplanmasını çabuklaştırmanız rica olunur.

20` nci Kolordu Komutanı

Ali Fuat

Bu telgrafta sözü edilen uzun mektuplar günlerce telleri işgal eden şifrelerle verildi. Birbirine ekli olan o şifrelerden biri de şuydu:

Güvenlikle ilgili

Kişiye özel Ankara,17.8.1919

3`üncü Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanı Kâzım Beyefendi`ye
Mustafa Kemal Paşa Hazretleri`ne(özel):16.7.1919tarih ve 880 sayılı şifrenin dokuzuncu maddesinin ekidir:

Kara Vasıf`ın 10 numaralı madde hakkında ek olarak verdiği bilgi :

1- Bir yardım şeklinde Amerika`ya taraftar olursak ve bunu Doğu İlleri Kongresi, Millî Kongre, bir istek gibi telgrafla hükümetimize bildirirse, Wilson`un Amerikan Kongresi`ne karşı güzel bir dayanak noktası olacaktır. İstanbul`da pek çok aydın bu görüşten yanadır ve böyle bir şey hazırlıyorlar. Eğer Anadolu da yaparsa yararlı olur diyorlar. Böyle olursa, Amerika`nın mandasından yararlanarak öteki alçak düşmanları memleketimizden çıkarmak ve sonra yalnızca Amerikalılarla karşılaşmak mümkün olur ve uğraşmak da kolay olur. Bir de Amerikalılar bizi şiddetle suçluyorlar. Yani hükümeti aşağılayıp milletimizi de horluyorlar. Temsilcilerine İstanbul`dan çıkışını, Paris`e gidişini, muhtıraları.... Sonra diyorlar ki, Avrupa`nın yapmaya cesaret edemediğini siz kabul ediyorsunuz. Söz gelişi, Avrupa büyük bir Ermenistan kurulmasını düşünmüyor. Sizin sadrazam, Toros`tan sınır veriyor, Ermenistan istiyor. Oysa, şimdiye kadar Amerikan komisyonlarından hiçbirisi bile, buna olabilir demedi. Bütün raporlara göre, Anadolu`da, Türkiye`de bir Ermenistan kurmak şöyle dursun, muhtar ve bölgesel idareler bile oluşturmak mümkün değildir. Nüfusları yok, toprakları yok. Bu yönetim müthiş bir askerî kuvvete dayandırılmazsa olmaz. Ermenilerde bu kuvvet olamaz, Amerika bu lûtfu yapamaz. Öteki devletler de buna tahammül edemez. Meğerki oraları zapt etsinler ve barış yapsınlar, Bu da mümkün değil, Rekabet bunu engeller. İşte İstanbul`un haberleri. Orada iyice düşünülsün: Epeyce zaman vardır. Amerikan Kongresi hemen hemen Wilson`u dinlemek üzeredir.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

2 - İstanbul`da büyük çapta temaslar var. Onun için Mustafa Kemal Paşa genel bir emir verir mi? Yoksa İstanbul`un karar ve çalışmalarını benimser mi? Bu çalışmaların amacı, milletin birliği, vatanın bütünlüğü, istiklâl ve hâkimiyetin elde edilmesi! Eğer Mustafa Kemal Paşa buraya genel bir emir vermezse ve kendisi hemen oradan Amerikalılar, İngilizler ve diğer yabancılarla temasa geçmezse, tabiî burada faaliyet devam edecektir. Belki; ters bir sonuç ortaya çıkabilir. Buna dikkati çekerim. Bu rolü, siyaseti çok daha iyi yürüten bir Mustafa Kemal Paşa`nın mücadelesine ve kuvvetine dayanmak ise, onun sözleri, demeçleri, tavır ve hareketleriyle tutum ve söz olarak yalanlanmış.

3-Çolak Hüseyin Salâhattin ikiyüzlü davranışını sürdürüyor. Sadık Bey`in en gözde bendelerinden olan bu şahsın bir mevki sahibi olmaması için ne yapılacağı düşünülüyor.

20`nci Kolordu Komutanı

Ali Fuat

Kara Vasıf Bey`e bildirilmek üzere verilen cevap şuydu:

Şifre Erzurum, 19.8.1918

Kişiye özel ve ivedi


20` nci Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa Hazretleri`ne
İlgi: 17.8.1919

1- Sözü edilen Amerikan mandasının nasıl bir yardım sağlayacağının dikkatli bir incelemeden geçirilmesi ve millî gayemiz açısından bir yararı olup olmayacağının da hesaplanması pek önemlidir. İstanbul`da çalışan grubun gayesi milletin birliği, vatanın bütünlüğü, istiklâl ve hâkimiyetin elde edilmesi noktasında toplanmış gösterildiğine göre, Amerikan mandasını kabul durumunda bu gaye korunmuş olabilir mi?
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

2 - Millî isteklere bağlı kalmayan ve onlara uygun düşmeyen kararlar, hiçbir zaman milletçe kabul edilemeyeceğinden, milletimizin ve vatanımızın alınyazısını tayinde, millî vicdana tercüman olmaktan ibaret bulunan görevimizi tam olarak yerine getirebilmek için, millî isteğin odaklaşarak tek bir hedefe yönelmesini beklemeden hiç bir meselede yetkili görünmemiz doğru değildir. Bundan dolayıdır ki, tarafımızdan yabancılarla olan temas ve ilişkilerin, kongrenin kararlarına uyularak millet adına yapılmasını tercih etmekteyiz. Tanrı`ya şükür, yurdumuzdaki millî akımın pek çok gelişmekte, kökleşmekte ve güçlenmekte oluşu, bizleri sürekli olarak bu noktaya doğru çekiyor ve davet ediyor.

3 - Şurası da göz önünde tutulmalıdır ki, memleket ve milletin alınyazısı üzerinde Amerika veya herhangi bir devletle anlaşmaya yetkili olabilecek bir hükümet, ancak millî hâkimiyet ilkesini kabul ve milli bir meclis`in varlığını benimseyerek ona dayanmayı gerekli sayan bir hükümettir. Bu takdirde, İstanbul Hükümeti`ni oluşturacak şahısların da mutlaka bu vasıfları taşıması gerekir.

Burada bizce olduğu gibi oradaki çalışmalarınız da bu amacın sağlanmasına yönelmelidir.

4 - Yakında kongre kararlarını öğreneceksiniz. Gözlerinizden öperiz.

Mustafa Kemal

Bir küçük bilgi daha vereyim. Sivas`a gelmiş olan gazeteci Mister Brown(Brovn) ile bizzat görüşmeyi uygun gördüm. Karşısındakini kolaylıkla anlayan çok zeki bir genç
Cybercm Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 20-03-2009, 20:10   #33
Cybercm
Forum Kalfası
 
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Üye numarası: #86141
Mesaj sayısı: 1,542
Karma etkisi: 2226 Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000
Karma: 221900
1stClass Üye 

35. Konu: Manda Meselesinin Kongrede Görüşülmesi


Şimdi, Efendiler, Kongre`de manda konusunda yapılmış olan görüşme ve tartışmaları elden geldiğince, olduğu gibi yüksek heyetinize dinletmeye çalışacağım:

Birçok kimse söz aldı. Hiç kimseye söz vermeden önce, başkanlık kürsüsünden zabıtlara aynen geçmiş olan şu kısa konuşmayı yaptım: Bu rapor üzerinde görüşmeye başlamadan önce bazı noktalara dikkatinizi çekmek isterim. Raporda, söz gelişi Mister Brown`dan söz edilmekte ve elli bin kişilik bir işçi ordusunun getirileceğini söylediği bildirilmektedir.

Efendiler, Mister Brown: Ben hiçbir, resmî sıfatla görüşmüyorum. Tamamıyla özel olarak görüşüyorum diyor ve hattâ Amerika`nın mandayı kabul edeceğini değil, belki etmeyeceğini söylüyor. Onun için sözleri Amerika adına değil, kendi adınadır. Mandanın ne olduğunu kendisi de bilmiyor. Manda siz ne derseniz odur, diyor. Bu raporda önemli olarak manda meselesi vardır. Bu konuda görüşmeden önce on dakika ara verelim (saat 15.25).

Sonraki oturumda - İlk söz Vasıf Bey`indir, dedim. Vasıf Bey, önce mandanın ne olduğu konusunda uzun açıklamalar yaptı. Sözü başkalarına bıraktı. Yeniden söz aldı ve bir kere prensip olarak mandayı kabul edelim, şartları üzerinde daha sonra görüşürüz dedi.

Üyelerden Macit Bey adında bir zat, genel kurulda asıl görüşülecek mesele, bundan sonra yalnız yaşayabilecek miyiz, yaşayamayacak mıyız? Mandayı nasıl yorumlayacak ve mandaterle ne tarzda görüşeceğiz? Bizi mandasına alacak devlet kim olacaktır? Asıl mesele budur, şeklinde konuştu. Ben, başkanlık kürsüsünden Zannederim bu rapordan iki görüş ortaya çıkıyor. Bunlardan birincisi, devletin içte ve dışta bağımsızlığından vazgeçmemesi; ikincisi de, devlet ve milletin yabancı devletlerin zararlı baskıları karşısında bir yardım ve destek ihtiyacında bulunup bulunmamasıdır. Asıl kararsızlık doğuran nokta budur. Müsaade buyrulursa, bu noktayı etraflıca düşünmek için Teklif Komisyonu`na havale edelim. Sonra da yüksek huzurlarınıza arz edelim. Herhalde içeride ve dışarıda istiklâlimizi kaybetmek istemiyoruz dedim. Bunun üzerine söz alan Bekir Sami Bey: yüklendiğimiz görev pek ağır ve önemlidir. Boş tartışmalara ayıracak hiçbir dakikamız yoktur. Bu raporumuzu görüşelim ve vakit geçirmeden hemen bir karar alalım dedi. Ben, başkanlık kürsüsünden bu meseleyi komisyon başkanı olmak dolayısıyla açıklayayım (ben aynı zamanda Teklif Komisyonu Başkanı idim). Bu rapor metni komisyonda okundu, üzerinde birçok konuşma ve tartışma yapıldı. Ancak, kesin karar verecek şekilde bir görüş belirmedi. Daha önce, Genel Kurul`da okunmaksızın Teklif Komisyonu`na gönderilmişti. Bu sebeple bir defa da burada okunup Genel Kurul`un görüşü belirdikten sonra yeniden Teklif Komisyonu`na gönderilerek kesin karar verilmesini istemiştik dedim. İsmail Fazıl Paşa merhum da söz alarak şu konuşmayı yaptı: Bekir Sami Bey`in düşüncesine katılırım; kaybedecek vaktimiz yoktur. Aslında sorun da basitleşmiştir. Tam istiklâl mi, yoksa manda mı kabul edeceğiz? Alacağımız karar budur. Böylesine önemli, hattâ pek önemli olan bir meseleyi yeniden komisyona götürmek ve oradan yeniden Genel Kurul`a getirmekle vakit geçirmeyelim. İş uzar. Zamanımız değerlidir. Buna bugün yarın yahut öbür gün her halde Genel Kurul`da bir karar verelim. Komisyonda vakit geçirmeyelim. Çünkü pek ince bir konudur.

Bunun arkasından Hami Bey söz alarak İsmail Paşa Hazretleri ile Bekir Sami Beyefendi`nin düşüncelerine katıldığını söyledikten sonra: Herhalde bir desteğe muhtacız, bunun en basit delili de, devlet gelirlerinin ancak borcumuzun faizini karşılayabilmesidir! buyurdular.

Bundan sonra, Raif Efendi manda aleyhinde konuştu. İsmail Fazıl Paşa ona karşılık olacak şekilde uzun bir konuşma yaptı. Daha sonra tekrar Bekir Sami Bey söz aldı ve dedi ki : İsmail Fazıl Paşa Hazretleri`nin tamamıyla katıldığım konuşmasına yalnız bir şey ilâve edeceğim : Kırım Muharebesinden savaşı kazanmış olarak çıkıp da katıldığımız Paris Kongresi`nde, müttefiklerimizin bize yüklemiş oldukları bilinen şartlarla bu şimdi okunan rapordaki isteklerimiz karşılaştırılacak olursa, bunlardan hangisinin daha çok bağımsızlığı yok edici olduğu anlaşılır sanırım.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

Bekir Sami Bey`den sonra Hâmi Bey Hâmi Bey`den sonra da Refet Bey (Refet Paşa) konuştular. Refet Bey`in konuşması aynen şöyleydi: Mandanın bağımsızlığı yok etmeyeceği gerçeği ortada iken, bazı arkadaşlarımız - bağımsız mı kalacağız yoksa mandayı mı kabul edeceğiz? - tarzında birtakım görüşler ileri sürüyorlar. Onun için her şeyden önce mandanın ne olduğu anlaşılmalıdır. Bununla birlikte daha mandadan söz etmeden önce, düşünceleri gıcıklayan bu raporda bu deyimin ne şekilde anlaşılmış olduğunu bilmek gerekir. Fazıl Paşa Hazretleri bağımsızlığı korumak şartıyla manda buyuruyorlar. Hâmi Beyefendi tarafından verilmiş olan rapor iki bölüme ayrılıyor. Bir gerekçe bölümü var, ondan sonra bir de mandanın ne olduğunu anlatan bölüm var. Manda meselesini buradaki görüş açılarından değerlendirebilmek için önce bir noktayı anlamak isterim. Bu rapor metni genel kurulda görüşülmeye sunulmuş mudur, sunulmamış mıdır?

İsmail Fazıl Paşa: Yanlış anlaşıldığı için biz üçümüz yani Fazıl Paşa Bekir Sami ve Hâmi Bey`ler bu raporu, geri çekiyoruz. Hiç verilmemiş saydık dedi (bu raporun müsveddesi de temize çekilmişi de kendilerinde kalmıştır).

Başkanlıktan - Rapor geri alınmıştır dedim. Raporun geri alınmış olmasına rağmen, söz alan Refet Bey, zabıtlarda beş altı sayfa yer tutan özentili bir konuşma yaptı. Bu konuşmadan, zabıtlara dayanarak olduğu gibi aldığım bazı cümleler, kâtibin maksadını açıklamaya yetecektir, sanırım.

Refet Bey diyordu ki: Bizim, Amerika mandasını tercih etmekten maksadımız, bütün toplumları kendine tutsak eden, kalpleri, vicdanları söndüren İngiliz mandasından kurtulmak ve sakin milletlerin vicdanlarına saygılı olan Amerika`yı kabul etmektir. Yoksa asıl iş para meselesi değildir.

Söz olarak, manda ile bağımsızlık birbirine engel olan şeyler değildir: Yalnız, eğer biz gerçekte güçlü olmayacak olursak, işte o zaman mandanın altında eziliriz ve o zaman manda bizim için bağımsızlığımızı yok edici bir unsur olur. Bir de diyelim ki, biz dışarıda ve içeride tam bir bağımsızlık isteriz. Ancak, acaba hemen kendi başımıza yapabilecek miyiz, yapamayacak mıyız? Ondan da önce acaba bizi kendi başımıza bırakacaklar mı, bırakmayacaklar mı? Bunu düşünelim. Burası bir gerçektir ki, bugün bizi İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan aralarında bölüşmek istiyorlar; Ancak, eğer biz bugün bu devletin kefilliği altında bir barış anlaşması yapacak olursak, ileride, uygun şartlar altına girer girmez hemen döner ve kendi yararımızı sağlarız. Fakat eğer olumsuz bir durum ortaya çıkacak olursa, acaba büsbütün heder etmiş olmayacak mıyız?
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

Herhalde bir Amerikan kefilliğini kabul etmek zorundayız. Yirminci yüzyılda, beş yüz milyon lira borcu, harap bir memleketi, pek verimli olmayan bir toprağı ve ancak on onbeş milyon lira geliri olan bir millet için, bir dış dayanak olmaksızın yaşamak imkânı olamaz: Eğer bundan sonra da bu durumumuzda kalır ve dışarıdan bir destekle kalkınamayacak olursak, belki de ileride, Yunanistan`ın saldırılarına karşı bile kendimizi savunamayız...

Allah korusun, eğer İzmir Yunanistan`da kalsa ve aramızda bir savaş çıksa, düşmanımız, Yunanistan`dan vapurlarla asker getirebileceği halde, acaba biz Erzurum`dan hangi demiryolları ile ulaştırmamızı sağlayabileceğiz. O halde, Amerikan mandası her şeyden önce bir kefil ve yardımcı bulmak için gereklidir. Hatip, sözlerini şu cümle ile bitirdi: Eğer sunmuş olduğum bu açıklamalarla ilerideki görüşmeler için bir giriş yapabildimse ne mutlu.

Efendiler, bu parlak ve ustalıklı nutkun, dinleyenlerin düşünce ve görüşleri üzerinde yapabileceği yanıltıcı etkinin derecesini kolaylıkla takdir buyurursunuz. Zihinlerin, bunun ardından gelebilecek aynı görüşteki hatiplerin konuşmalarıyla büsbütün zehirlenmesine meydan vermemek ve kendilerini özel olarak aydınlatıp yol göstermeye fırsat bulabilmek için, derhal on dakika dinlenelim efendim - diyerek oturuma ara verdim (Saat: 17.30).
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

Efendiler, bu nutkun son cümleleri üzerinde dikkatle durulmaya değer. Refet Beyefendi, Yunanlılar`ın İzmir`i işgalini geçici sayıyor ve savaş halinde olduğumuzu kabul etmiyor. Yunanlılar İzmir`de kalır da savaş durumuna girilirse başa çıkamayacağımız görüşünde bulunuyor.

Bundan sonraki oturumda, Bursa temsilcilerinden Ahmet Nuri Bey, manda aleyhinde uzun bir konuşma yaptı. Hâmi Bey, buna daha uzun bir konuşma ile cevap verdi ve gerçekten de pek uzun olan konuşmasının sonlarına doğru, anlattıklarını şu bilgilerle doğruluyordu:
Cybercm Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 20-03-2009, 20:12   #34
Cybercm
Forum Kalfası
 
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Üye numarası: #86141
Mesaj sayısı: 1,542
Karma etkisi: 2226 Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000
Karma: 221900
1stClass Üye 

Fakat şimdi biraz da işin kesin bildiğim bir yanından söz edeceğim. Konunun bu safhasında, ilgili zat ile şahsen bağlantı kurmuş olduğum için, sözlerim tahminî değildir; kesin bilgilere dayanıyor. İstanbul`dan hareket etmeden önce, eski Sadrazam İzzet Paşa Hazretleri`ni ziyarete gitmiştim. Herhalde bir manda ihtiyacında olduğumuza kendileri de inanıyorlardı. Bendenizden de bu konudaki düşüncemi sordular, ben de düşündüklerimizi arz ettim. Birkaç gün sonra bendenizi çağırtıp şu meseleyi açıkladılar: Suriye ve Adana bölgesinde dolaştıktan sonra, İstanbul`a gelip siyasî partilerin görüşlerini öğrenmeye çalışan Amerikan Araştırma Komisyonu üyeleri, İzzet Paşa`yı konağında ziyaret ederek, Anadolu`daki millî teşkilâtın Türk milletini temsil ettiği inancında olduklarını ve paşayı da (yani İzzet Paşa`yı) bu işin öncüsü bildiklerini söylemişler ve eğer siz Erzurum ve Sivas Kongrelerine Amerikan mandasını istettirecek olursanız, Amerika da Osmanlı mandasını kabul edecektir. demişler, Paşa, bunu bendenize açıkladıktan sonra, bu milletin bir harbe daha gücü kalmadığından ve herhalde böyle bir çareye başvurmak zorunda kaldığımızdan söz etti ve Sivas`a gittiğim zaman oradakilere bu durumu anlatmaklığımı tavsiye buyurdu. İzzet Paşa`nın inancı da bu şekilde istenecek bir mandanın yüzde doksan kabul ihtimalinin bulunduğu ve yalnız bizim için birtakım şartlar ileri sürmenin zarurî olduğu merkezindedir. Hattâ Paşa, Amerika için milletin isteğine dayanmayan bir mandayı kabul etmek mümkün olmadığından, kongremiz tarafından gösterilecek isteğin Avrupa devletlerine karşı Amerika lehinde bir dayanak noktası olacağını da söyledi. Bendeniz bu meseleyi İstanbul`dan şifre ile Erzurum`da Rauf Bey`e bildirdim. Manda`nın kendinden çok adına karşı çıkanlar boşuna telâşlanıyorlar kelimenin önemi yoktur. Önem, işin gerçeğinde ve niteliğindedir. Manda altına girdik demeyelim de isterlerse varlığını ebedî olarak sürdürecek devlet olduk diyelim.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

Bu son söze cevap verenler arasında, Husrev Sami Bey`in şu sözleri işitildi: Fakat bizim bu çalışmalardan beklediğimiz kendimizi savunmak suretiyle, ebedi olarak varlığını koruyacak bir millet olduğumuzu ispat etmektir! Hâmi Bey, buna düşüncesinde bir geriye dönüş sezgisi uyandıracak şekilde cevap verirken, Kara Vasıf Bey söz aldı ve o günkü toplantının sonuna kadar konuştu. Vasıf Bey`in uzun sözlerinin özetini, zabıtlara olduğu gibi geçmiş olan şu cümlelerle yüksek dikkatlerinize sunuyorum: Bütün devletler bizi tamamen bağımsız bırakacaklarını söyleseler bile, biz yine bir dış desteğe muhtacız ( Vasıf Bey, sözlerinin başında, mandaya ve dışarıdan destek adını verelim demişti ). Dört yüz ilâ beş yüz milyon lira borcumuz var. Bu parayı kimse kimseye bağışlamaz; bize bunu ödeyiniz diyecekler; halbuki bizim gelirimiz bunun faizine bile yeterli değildir. O zaman güç bir durumda kalacağız; bunun için bağımsız olarak yaşamaya malî durumumuz elverişli değildir. Sonra, yanı başımızda, bizi bölüşmeyi emel edinmiş hükûmetler var; onların ihtirasları karşısında mahvoluruz. Parasız, ordusuz ne yapabiliriz? Onlar uçakla havada uçuyorlar, biz henüz kağnı arabasından kurtulamıyoruz. Onlar savaş gemisi yapıyorlar, biz yelkenli bir gemi yapamıyoruz. Bu şartlar altında bugün bağımsızlığımızı kurtarsak bile yine günün birinde bizi bölüşürler. Vasıf Bey, konuşmasını şu sözlerle bitiriyordu:

. . . İstanbul`daki Amerikalılar: Manda`dan korkmayınız. Milletler Cemiyeti Tüzüğünde yeri vardır diyorlar. İşte bütün bunlardan dolayı İngiltere`yi kendimize sürekli düşman Amerika`yı da en az kötülük gelebilecek bir devlet olarak kabul ediyorum. Eğer uygun bulursanız, buradan İstanbul`daki temsilciye `bir mektup yazıp gizlice bir hey`et göndermek için bir torpido isteyebiliriz.

Eylül`ün dokuzunda salı günü yapılan toplantıda, manda meselesine dokunan Rauf Bey`in zabıtlara geçen konuşması aynen şöyledir: Bu manda konusu üzerinde şimdiye kadar gerek basın ve gerekse başka çevreler tarafından birçok sözler söylendi. Gerçi yüksek hey`etiniz dış destek prensibini kabul buyurmuş ise de, bu desteği kimden isteyeceğimiz açıklanmadı. Bunun Amerika olduğu dolaylı olarak anlatılıyorsa da, bence doğrudan doğruya belirtilmesinde bir sakınca olamaz.
Cybercm Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 20-03-2009, 20:13   #35
Cybercm
Forum Kalfası
 
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Üye numarası: #86141
Mesaj sayısı: 1,542
Karma etkisi: 2226 Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000
Karma: 221900
1stClass Üye 

36. Konu: Erzurum Kongresi Hiçbir Şekilde Manda Kabulü Hakkında Karar Vermiş Değildir


Bu sözlerden anlaşılacağı üzere Rauf Bey`in görüsüyle, gerek Sivas Kongresi Hey`eti`nin ve gerek Erzurum Kongresi Hey`eti`nin anlayışları arasında bir görüş ayrılığından doğan yanlışlık olduğuna şüphe yoktur. Rauf Bey`in görüsünün yorumu niteliğinde olan bu sözlerin, gerek Erzurum ve gerek Sivas Kongreleri bildirilerinin yedinci maddesindeki yazılış seklinden kaynaklandığına hükmedilebilir. Gerçekten de bu maddenin yazılış seklinde, belki de mandacılıkta pek ileri giden ve sonu gelmemiş propagandalarıyla kamuoyunu bulandıranları susturmak ve belki bundan da çok, onların iddialarına cevap olacak bir özellik vardır. Madde metni dikkatle okunur ve incelenirse ne manda ne de Amerika`nın mandaterliğini istemek düşüncesinin yer almadığı kendiliğinden ortaya çıkar. Bu noktayı açıkça göstermek için, söz konusu maddeyi aynen hatırlatmak isterim:
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

Madde: 7 - Milletimiz çağdaş gayelerin büyüklüğüne inanır; teknik, sınat ve ekonomik durumumuzu ve ihtiyacımızı takdir eder. Bu itibarla devlet ve milletimizin hakimiyet ve bağımsızlığı ile vatanimizin bütünlüğü korunmak şartıyla altıncı maddede belirtilen sınırlar içinde milliyetin gereklerine saygılı ve memleketimizi ele geçirme emeli beslemeyen herhangi bir devletin teknik, sınai ve ekonomik yardımını memnunlukla karsılarız. Böyle adaletli ve insancıl şartları içine alan bir barisin bir an önce gerçekleşmesi, insanlığın güvenliği ve dünyanın huzuru adına basta gelen milli gayemizdir.

Efendiler, bu maddenin hangi noktasında manda ve mandaterin Amerika olacağı görüsü vardır? Olsa olsa ``herhangi bir devletin teknik> sınai ve ekonomik yardımını memnunlukla karsılarız`` sözlerinden manda düşüncesi çıkaranlar olabilir. Ancak, mandanın anlam ve gayesinin bu olmadığı bir gerçektir. Her zaman ve bugün bile, bu açıklık çerçevesinde yapılacak yardımları kıvançla karşılamaktayız ve karsılarız. Nitekim Ankara-Ereğli ve Keller-Diyarbakır demiryollarının yapımı için bir İsveç firmasının; Kayseri - Sivas - Turhal hatlarının yapımı için de bir Belçika firmasının teknik, sınai ve ekonomik yardımını severek kabul ettik. Söz gelişi, Ankara şehrinin ve diğer Anadolu şehirlerimizin bir an önce kurulup yapılmalarında olsun, öteki bütün kara ve demiryollarımızın, limanlarımızın yapımlarında olsun teklifte bulunacak yabancı sermaye sahiplerinin yardımlarını severek kabul ederiz. Yeter ki, memleketimize sermaye getireceklerin içeride ve dışarıda devlet ve milletimizin hâkimiyet ve bağımsızlığı ile vatanimizin bütünlüğünü bozmaya yönelmiş gizli emelleri olmasin. Bu maddede yer alan ``milliyetin gereklerine saygılı ve memleketimizi ele geçirme emeli beslemeyen herhangi bir devlet ``ifadesinden, Amerikan Devleti anlamının çıkarılması da yersizdir. Çünkü milliyetin gereklerine saygılı dünya devletleri arasında yalnız Amerikalılar yoktur. Söz gelişi İsveç Devleti, Belçika Devleti ayni nitelikte devletler değiller midir? Bu devletlerden herhangi birinin mandaterliği de söz konusu olabilir mi? Bir de eğer dolayli olarak Amerikan Devleti kastedilmek istenseydi, ``herhangi bir devletin`` ifadesi yerine bir devletin kelimeleri veya hiç olmazsa sadece ``devletin`` kelimesi ile yetinilmesi gerekirdi. Bu bakımdan maddenin açıkladığı şartlar çerçevesinde teknik, sınaî ve ekonomik yardımın iyi karşılanacağı hususunun bütün devletler için söz konusu olduğu açıktır.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

Efendiler, bu manda konusu üzerindeki görüşümün - bu görüş bundan önce yapılan ve su anda yüksek hey`etinizin de öğrenmiş bulunduğu bunca yazışma ve tartışmalarımızla ortaya konmuştur -- aylardan beri gece gündüz yanımda bulunan bir arkadaş tarafından hala anlaşılmamış olduğuna hükmedilebilir mi? 0 halde Rauf Bey, ya aslında benimle ayni görüşte değildi veyahut ayni görüşte idi de, Sivas`ta, İstanbul`dan gelenlerle yaptığı konuşmadan sonra görüş değiştirmiş oluyordu. Burasını kestirmek bence güçtür. Simdi biraz da Rauf Bey`i dinleyelim; Rauf Bey, sözüne söyle devam ediyor:

``Ateşkes Anlaşması yapıldığı sıralarda Almanların barış anlaşmasını imza etmeyecekleri sanılırken, İngiliz basını bazı sırları açığa vurdu. Bunun birinci bölümü, Almanya`nın barış anlaşmasını imza edeceği hususu idi. Bu gerçekleşti. İkinci bölümü de Türkiye`nin bölüşüleceği hususu idi. Bu çok şükür gerçekleşmedi. Bu bölümde, konferansın aldığı karar gereğince Kızılırmak`ın doğu tarafı Ermenistan sayılarak Amerikan himayesine veriliyor. Belki Gürcistan ile Azerbaycan da Amerika`ya bırakılıyor, deniliyordu. Kızılırmak`ın batısındaki topraklar da, İzmir ve İstanbul bunların dışında kalmak üzere, denize çıkış yeri Antalya olarak Türkiye`yi oluşturuyordu Bu bölgenin kuzeyi, İtalyan ve Fransız, güneyi de İngiliz himaye ve yönetimine veriliyordu. İzmir`in işgali, bu açığa vurulan sırların doğruluğunu ispata başladı. 0 halde, böyle bir tehlike karsısında memleketimize karsı en tarafsız durumda bulunan Amerika`nın desteğini kabule mecburuz. Ben bu görüşteyim.``

Rauf Bey`in düşüncesini anlamak için bundan sonra daha çok devam eden sözlerini dinlemeye bilmem gerek kaldı mı?

Efendiler, pek uzun ve tartışmalı olarak geçen bu manda görüşmesi, taraftarlarını susturacak ortalama bir çare bulunarak sona erdi. Hem de bu çareyi teklif eden yine Rauf Bey oldu: ``Amerika`da yıllardan beri aleyhimizde yapılmakta olan olumsuz yöndeki propagandaların doğurduğu düşünce akimini düzeltmek için, her şeyden önce Amerikan Kongresi`nden memleketimizi inceleyecek ve gerçeği görecek bir hey`et davet etmek. ``Bu teklif oy birliği ile kabul edildi. Kongre Başkanlık Divani`nin imzalarıyla bu yolda bir mektup kaleme alındığını hatırlıyorsam da bu mektubun gönderilip gönderilmediğini pek iyi hatırlamıyorum. Kaldı ki, ben bu mektuba özel bir önem de vermiş değildim.

Efendiler, sırası gelmişken kısaca sunu da belirteyim: Belge olarak başvurduğum Kongre tutanakları, Başkanlık Divan Kâtipliği`nde bulunan Afyonkarahisar temsilcisi Şükrü ve manda lehindeki konuşmalarını dinlediğimiz Hami Beyler tarafından tutulmuş ve Hami Bey`in yazısıyla, düzgün bir deftere, temize çekilmiştir.
Cybercm Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 20-03-2009, 20:14   #36
Cybercm
Forum Kalfası
 
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Üye numarası: #86141
Mesaj sayısı: 1,542
Karma etkisi: 2226 Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000
Karma: 221900
1stClass Üye 

37. Konu: Sivas Kongresi'ni Baltalama Teşebbüsleri
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931


Efendiler, Kongre 11 Eylül`de sona erdi, 12 Eylül`de Sivas halkının da hazır bulunduğu açık bir toplantı yapılarak bazı nutuklar söylendi. Kongre görüşmeleri sırasında, önemli olarak Meclis-i Mebusan seçimlerinin çabuklaştırılması ve Meclis`in nerede toplanması gerektiği konularına dokunuldu. Ancak, simdi açıklamaya başlayacağım meseleler, Kongre görüşmelerini kısa kesmeyi gerektiriyordu. Bu son noktalarla daha sonra Hey`et-i Temsiliye meşgul oldu. 9 Eylül 1919 günü, toplanmış olan bazı bilgiler Kongre`ye su şekilde açıklandı ``Eskişehir ve Afyonkarahisar`daki İngiliz Kuvvetler` bir kat daha artırıldı. General Mi11er Konya`ya geldi. Konya Valisi Cemal Bey ve Ankara Valisi Muhittin Pasa karsı koymaya çekiniyorlar. Yeni Kastamonu Valisi Ali R1Za Bey de tıpkı Cema1 Bey türünden bir adammış. Pek sayın arkadaşların böyle durumlar karsısında şiddetli davranma taraflısı olduklarım bildiğimden, hemen sert tedbirler alınmasını Fuat Paşa`dan rica etmiştim. Fuat Pasa da Kongre`nin kendisine olan güvenine dayanarak, Kongre adına gereken tebligat ve teşebbüslerde bulunmuştur. Bu davranış tarzının yüce hey`etinizce kabul edilmesini rica ediyor. Fuat Pasa, valilere sert uyarılarda bulunuyor. Bölgelere yüksek rütbeli subaylardan milli komutanlar tayin ediyor ve bu komutanlara millet adına her türlü yetki verilmiştir`` diyor.

Kongre teklifi kabul etti. Bundan sonra ben açıklamalara söyle devam ettim:

``Buraya Galip Bey adında bir vali tayin edilmiş, geliyormuş. Ancak, bunun Harput Valisi Ali Galip Bey mi, yoksa Trabzon Valisi Mehmet Galip Bey mi olduğu anlaşılamadı. Fakat biz başka bir bilgi elde ettik. Mister Nowil adında bir İngiliz binbaşısı Bedirhanlılar`dan Kamuran Celadet ve Cemil Bey`lerle birlikte, yanında on beş kadar Kürt atlısı olduğu halde Malatya`ya gelmiş ve mutasarrıf Bedirhanlı Halil Bey tarafından karşılanmışlardır. Harput Valisi de görünüşte bir posta hırsızının peşine düşme bahanesiyle otomobille Malatya`ya gelmiştir. Bu maksatla bunlara Adıyaman`daki müfreze de verilmiştir. Maksatlarının Kürtleri, Kürdistan kurulacağı vaadiyle aleyhimize çevirerek, bize karsı suikast yapılmasına yöneltmek olduğu anlaşılmış ve karsı tedbirlere de başvurulmuştur. Diyelim ki, valiyi ve diğerlerini tutuklatmak istiyoruz. Malatya Mutasarrıfı da Kürt aşiretlerini Malatya`ya çağırmıştır. Bu durum üzerine 13` üncü Kolordu bölgesinde faaliyete geçtik. Gereken tedbirler alınmıştır. Yarın aksam Harput`tan gönderilecek bir askerî birlik bozguncuları tepeleyecektir. Buradaki Kolordu Komutanı da gereken tedbirleri almıştır. Malatya`ya ve öteki yerlere de gereken emirler verilmiştir.``

Efendiler, Sivas Kongresi`nin hemen bütün toplantı süresince, sinirlere gerginlik verecek nitelikte haberler almaktan geri kalmıyordum. Ancak, aldığım bütün bilgileri olduğu gibi Kongre hey`etine sunmakta yarardan çok sakınca buluyordum. Gördünüz ki, simdi açıkladığım üzere, gerçekten tehlikeli sayılabilecek nitelikte olan A1i Ga1ip meselesinden de söz ederken ihtiyatlı bir dil kullanmayı tercih etmiştim. Bence en önemli mesele, her türlü güçlük ve tehlikelere rağmen, Sivas Kongresi`nin sonuca ulasan kararlarla, görüşmelerini bir an önce tamamlamış olmak ve alınan bu kararları memlekette uygulamaya girişmekti. Bu isteğim yerine geldi. Bütün memleketi içine alan milli teşkilat tüzüğünün ve genel kongre bildirisinin hemen bastırılarak her yere dağıtılması yoluna gidildi. Ancak, beklenenlerin dışında yeni olaylar karsısında kalındığından, kongre sona erdiği halde, kongre üyelerinin yeni gelişmeler kendini gösterinceye kadar Sivas`ta kalmalarını uygun gördüm ve gerekirse daha etkili olağanüstü bir kongre toplamak için de hazırlık yaptım. A1i Ga1ip`in kaçması üzerine, kongre üyelerini Sivas`ta bekletmekten vazgeçildiği gibi, Ferit Pasa Kabinesi`nin düşmesi üzerine olağanüstü kongre toplanmasına da gerek görülmedi.
Cybercm Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 20-03-2009, 20:15   #37
Cybercm
Forum Kalfası
 
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Üye numarası: #86141
Mesaj sayısı: 1,542
Karma etkisi: 2226 Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000
Karma: 221900
1stClass Üye 

38. Konu: Ali Galip Olayı


Şimdi Efendiler, Millî Mücadele tarihimizde önemli bir olay durumunda olan Ali Galip konusu üze rinde biraz açıklamalı bilgi vereyim:

Efendiler, daha Temmuz başında, Erzurum`da bulunduğumuz sıralarda Celâdet ve Kâmuran Ali adlarında iki şahsın yabancılar tarafından, bol para ile İstanbul`dan Kürdistan`a gönderileceği, bunların yıkıcı propaganda ve aleyhte kışkırtıcılık yapmakla görevlendiril dikleri; bir iki gün içinde hareket etmiş ve edecek oldukları haberi alındı. Bu haber üzerinde, bunların dağdağaya meydan verilmeden gözetlenerek yakalanmaları gereğini 3 Temmuz tarihinde Diyarbakır`da 13` üncü Kolordu Komutanı`na, ayrıca Kurmay Başkanı Halit Bey` e ve Canik Mutasarrıfı`na bildirdim.

20 Ağustos`ta 13` üncü Kolordu Kamutanı`na verdiğim emirde, adı geçen kimselerin İstanbul`dan hareket ettiklerinin bildirildiğini ve alı nacak tedbirler arasında, özellikle Mardin istasyonunun sıkı bir kont rol altında tutulmasının uygun olacağını yazdım.

Sivas Kongresi`nin ikinci günü, yani 6 Eylül tarihinde, ``Bedirhanlı ailesinden Celâdet ve Kâmuran ile Diyarbakırlı Cemil Paşazade Ekrem adlarında üç şahsın, yanlarında, vaktiyle Diyarba kır ilinde aleyhimizde propaganda yapan bir yabancı subay bulunduğu halde silâhlı Kürtlerin koruyuculuğunda Elbistan ve Akçadağ üzerinden Malatya`ya geldikleri, orada Mutasarrıf ve Belediye Başkanı tarafından karşılandıkları`` 13` üncü Kolordu`nun yazısından anlaşılıyor. 15` inci Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa`nın 3` üncü Kolordu Komutanlığı`na bununla ilgili olarak gönderdiği 6 Eylül 1919 tarih ve 529 sayılı şifresinde verilen bilgide : ``Yabancı subayın, Türk, Kürt ve Ermeni nüfusunu incelemek üzere, İstanbul Hükûmeti`nin izniyle dolaştığını söyledikleri; Malatya`da bulunan süvari alayının mevcudunun azlığı yüzünden bunları tutuklamaya cesaret edemediği, bununla birlikte hemen tutuklanmaları için İstanbul`a başvurulduğu 13` üncü Kolordu`dan bildirilmiştir. Bu adamların ne maksatla hangi görevle, nereleri gezecekleri konusunda bildiklerini Harput, Valisi`nden sordum`` denilmekte idi. (Belge: 56 l Harput Valisi Ali Galip Bey`dir. Bu adamların ne maksatla geldiklerini 3 Temmuz tarihinden beri bilmekteyiz. Beş on silâhlı Kürd`e karşı bir süvari alayının mevcudu az görülmüş, tutuklanmalarına cesaret edilememiş; asıl hayret verici olan husus, bunların tutuklanması için İstanbul`a başvurmuş olduğu haberidir.

Bu küçük ve önemsiz gibi görünen noktaları, o zamanki durum değerlendirmesinde, dikkate değer anlayış ve zihniyet farklarının bulunduğunu göstermesi bakımından kaydediyorum.

Diyarbakır`da, 13` üncü Kolordu Komutanı`nın tutumu şüpheli görüldüğünden, doğrudan doğruya bu kolordunun Kurmay Başkanı`na 3`üncü Kolordu Komutanı`nın imzasıyla 1 Eylül 1919 tarihinde yazılan (kişiye özel) şifrede, V Ali Galip, Malatya Mutasarrıfı Halil, Kâmuran, Celâdet ve Ekrem Bey`lerle beraber İngiliz binbaşısının mutlaka yakalanıp Sivas`a gönderilmeleri için Elâzığ`da bulunan 15` inci Alay Komutanı İlyas Bey`in kendi komutasında altmış kadar atlı ve katırlı askerden oluşan bir müfrezenin en geç 9 Eylül`de Har put`tan Malatya`ya hareketi ile ilgili olarak ve işin kestirmeden bitirilmesi bakımından doğrudan doğruya tebligat yapıldığı bildirildi ve müfrezenin hemen hareketinin sağlanması rica edildi.

8 Eylül`de, Sivas`tan da bir otomobille bazı subayların gönderileceği bilgisi verildi (Belge: 57).

Diyarbakır`dan, Kurmay Başkanı`nın 7/8 Eylül 1919 tarihiyle bana gönderdiği şifrede şöyle deniyordu:

``Tutuklama ile ilgili isteği öğrendim. Bu hususta Komutan Bey`in emir vereceğini hiç sanmıyorum. Çünkü askerî özelliklerini biliyorum. Tarafımdan yapılacak tebligatı ise, yerine getirmekten çekinirler. Bu konuda İstanbul`la haberleşmekteyiz. Bu duruma göre ne yapılması gerekeceğinin tayini yüksek kararınıza bağlıdır. Şifre kaleminin 357 sayısıyla arz edilmiştir.``

13` üncü Kolordu Kurmay Başkanı
Hâlit

Elâzığ`daki Alay Komutanı İlyas Bey` den 13` üncü Kolordu Komutanı`nın emrine cevap olarak gelen 8 Eylül tarihli telgrafta da ``Kolordu`dan aldığım emir üzerine hareketim geri bırakılmıştır. Kolordunun izni olmadan, buradan hareket etmekliğim uygun düşmeyeceğin den, hareket emrinin Kolordu`dan bildirilmesine lütfen yardımcı olunuz`` denilmekte idi (Belge : 58).

Hâlit Bey`e hemen verdiğim cevap, aynen şuydu:

Malûm şahısların alçaklıkları ortaya çıkmıştır. İstanbul Hükümeti bu alçaklığa ortaktır. Oradan emir beklemek düşmana fırsat vermektir. Bu hususta tebligat yaparken, hiç kimseyi kararsızlığa düşürmeyecek şekilde, hemen emir vermek, vakit geçirmemek gerekir. Komutanın kararsızlığa düşeceğine ihtimal veriyor sanız, zatıâliniz, tarafımızdan Elâzığ ve Malatya`daki alay komutanlarına yapılmış olan tebligatımızın uygulanmasını bildiriniz. Gerçekten lüzum varsa, komutayı uygun gördüğünüz tümen komutanlarından biri üzerine alsın! Ağırdan alma zamanı geçmiştir. Yapılanlarla ilgili cevabınızı bekliyoruz, kardeşim.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

Mustafa Kemal
Alay Komutanı İlyas Bey `e de aynı tarihte bizzat şu emri verdim : ``Malûm şahısların hainlikleri ortaya çıkmıştır. İstanbul`daki merkezî hükümet de bunların hainliğine ortaktır. Kolordunuz komutanı bu konuda izin istemiş ve cevap alamamış olabilir. Bu bakımdan bu meselenin çözüme bağlanmasını zâtıâlinizden beklerim.

Cevabınızı bekliyorum, efendim. Malatya`da bu işi hallettikten sonra, gerekirse Sivas`ta bize katılırsınız. Mustafa Kemal``. Şifre dışındaki imza da 3` üncü Kolordu Kurmay Başkanı Zeki Bey` indi.

Malatya`da bulunan 12`nci Süvari Alayı Komutanını da 7/8 Eylül gecesi bizzat telgraf başına çağırmış ve görüşmekte idim. Alay Komutanı Cemal Bey `den durumu ve kuvveti hakkında bilgi aldım. Gelenlerin yanlarındaki silâhlı Kürtlerle beraber on beş yirmi kişi kadar olduğunu, alayın da merkezde ancak o kadar kuvveti bulunduğunu söyledi. Ben bu kuvveti yeterli gördüm. Hattâ Süvari ve topçu alayının yalnız subayları yeterli olabilirdi Ne var ki özel durumu ve maneviyatını anlamak istiyordum.

Bunun üzerine telgraf konuşması şöyle geçti:

`` Ben - Vali Galip Bey, İngiliz binbaşısı, Kâmuran Celâdet ve Ekrem Bey`lerin hep birlikte ustalıklı bir tertiple bu gece yakalanarak Sivas`a gönderilmeleri zaruridir. Durumunuz bunu yapmaya elverişli midir? Size buradan ve Harput`tan yardım yetiştirilecektir.

Cemal Bey - Valiyi de beraber mi?

Ben - Özellikle, evet.

Cemal Bey - Arz ettiğim üzere durum ve kuvvetim buna el verişli değildir. Kâmuran, Celâdet ve Ekrem Beylerin yakalanmaları hakkında 13`üncü Kolordu Komutanı ile haberleşme yapıldı. Sonunda, durumun nezaketi dolayısıyla, şimdilik tutuklanmalarının uygun olamayacağı hakkında emir de çıkmıştır`` dedi.

Artık, bu zatın daha çok üzerine varılamazdı. ``Kendilerine hissettirmeden sıkı bir şekilde göz hapsinde bulundurunuz. Kolordunuzdan emir gelecektir. Hareket ederlerse, ne tarafa doğru gittiklerini ve hangi vasıta ile hareket ettiklerini hemen bildiriniz`` talimatını vermekle yetindim. (Belge: 59).

8 Eylül günü, Cemal Bey` den şifre ile ``malûm şahısların hâlâ orada olup olmadıklarını ve göz hapsinde tutmak için alınan tedbirlerin güvenirlik derecesini`` sordum ve ``kendisine günde iki defa rapor vermesinin emrettim.

Hâlit Bey` e yazdığım telgrafa ertesi günü (8 Eylül 1919) aldığım cevapta, Elâzığ`daki Alay Komutanı İlyas Bey e emir verildiği bildiriliyor ve bu emrin bir kopyası veriliyordu (Belge: 60).

Kolordu Komutanı Cevdet Bey de, İlyas Bey`in 52 katırlı asker ve iki makineli tüfekle 9 Eylül sabahı hareket ettiğini ve 10 Eylül akşamı Malatya`da bulunacağını bildirdi, 9 Eylül tarihli bir şifre sinde karşı koyma hareketlerinin yoğun olduğu bir çevrede daha fazla faaliyet göstermemek hususunda kendisini mazur göreceğimi`` de söylüyordu (Belge: 67). 9 Eylül`de, İlyas Bey müfrezesinden başka, Aziziye den iki süvari bölüğü, Siverek`ten Malatya`daki alaya bağlı bir bölük de Malatya` ya gönderildi (Belge: 62, 63, 64).

Vali Ali Galip `in ve Bedirhanlılar ile Cemil Paşazade`nin yaptıkları propagandanın etkisini kaldırmak için, Elâzığ ve Dersim Bölgesi ile ilişkisi olduğunu bildiğim ve Kemah`ta bulunan Halit Bey`e (eski milletvekili) 9 Eylül`de Elâzığ`a hareket etmesini ve Haydar Bey`le bağlantı kurmasını yazdım (Belge : 65). Ayın sonuna doğru oraya vardı.

Van valisi bulunan Haydar Bey de Elâzığ valiliği görevine başlamak üzere Erzurum`dan yola çıkarılmıştır. Haydar Bey, 15`inci Kolordu`ya bağlı olup Mamahatun`da bulunan bir süvari alayı ile de bağlantı kurarak, gereğinde bu alayı Malatya`ya doğru harekete geçirecekti.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

Otomobille bazı subayların da Malatya`ya gönderileceği konusunda bir kayıt vardı.

Gerçekten de arkadaşlarımızdan Recep Zühtü Bey görünüşte 3`üncü Kolordu yaveri sıfatıyla ve benden aldığı özel talimatla, yanında, başkaları da olduğu halde 9 Eylül`de, otomobille Malatya`ya hareket etti. Maalesef bindiği otomobil, yolların bozuk ve çamurlu olması yüzünden Kangal`da kırılmış ve tam zamanında Malatya`ya yetişememiş ti. Kangal`dan sonra kâh araba ve kâh hayvanla, gece gündüz yol alarak Sivas`tan hareketinin dördüncü günü öğleden sonra Malatya`ya varabilmişti. Recep Zühtü Bey `in verdiği raporlar, durumun aydınlanmasında çok yararlı olmuştu.

Efendiler,10 Eylül günü geç vakit şu telgrafı aldık:
Cybercm Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 20-03-2009, 20:19   #38
Cybercm
Forum Kalfası
 
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Üye numarası: #86141
Mesaj sayısı: 1,542
Karma etkisi: 2226 Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000
Karma: 221900
1stClass Üye 

Malatya,10.9.1919
Sivas`ta 3`üncû Kolordu Komutanlığı`na
Mustafa Kemal Paşa Hazretleri`ne özel:

1–10.9.1919 saat 14.00`de olaysız olarak Malatya`ya varılmıştır.

2 - Malum şahısların hepsinin de maalesef Kâhta`ya doğru kaçtıkları, et raflı bilginin daha sonra sunulacağı arz olunur.

15` inci Alay Komutanı
İlyas
Aynı gün ve fakat İlyas Bey `in telgrafından sonra da şu telg rafı alıyoruz: Malatya`dan,10.9.1919 Sivas`ta 3` üncü Kolordu Komutanlığı`na

Mustafa Kemal Paşa Hazretleri`ne:

1- Harput Valisi ile Malatya Mutasarrıfı, İngiliz binbaşısı ve yardakçıları olan malum kimseler 15` inci Alay`ın Elâzığ`dan hareketini ve kendilerinin tutuklanacaklarını haber alır almaz, bu sabah erkenden kaçmışlardır. Bunların Kâhta`daki Bedir Ağa`nın yanına gittikleri ve oradan alacakları Kürtlerle burayı basmaya gelecekleri söyleniyor.

2 - Herhangi bir kötülüğe yeltendikleri takdirde, bunlar ve Bedir Ağa aşireti hakkında kovuşturma yapılması için Kolordu`dan emir alınmıştır, izlerinde gidilmektedir, sonuç ayrıca arz edilecektir.

3 - 15` inci Alay Komutanı`nın emrindeki kuvvetle, bu gün saat 14.00`te Malatya`ya geldikleri arz olunur.

12`nci Süvari Alay Komutanı
Binbaşı Cemal
Aynı tarihte yazılmış olan bu iki telgraf yan yana getirilerek incelenirse, dikkate değer bazı noktaların göze çarpmamasına imkân yoktur.

Süvari Alay Komutanı Cemal Bey, tarafımızdan aldığı talimat üzerine malûm şahısları sıkı ve güvenli bir şekilde göz hapsinde bulun duracak ve günde iki defa rapor verecekti.

Adı geçen kimseler,10 Eylül günü sabah erkenden kaçtıkları halde, Cemal Bey, bu bilgiyi ancak, İlyas Bey müfrezesinin gelişinden ve İlyas Bey `in raporundan sonra bildiriyor. Cemal Bey, kaçakların, İlyas Bey müfrezesinin Elâzığ`dan hareketini haber aldıklarını söylüyor. Oysa telgrafhane Cemal Bey`in gözetimi altındaydı.

Sonra, kaçakların Kürtleri toplayıp Malatya`yı basacaklarının söylendiğini de ekliyor. Bu noktalar, Süvari Alay Komutanı hakkında şüphe ve kararsızlık uyandırmaktadır.

Daha sonra alınan bilgilerden anlaşıldı ki, Ali Galip ve arkadaşlarına 9 Eylül akşamı haber getirilmiş. Ali Galip geceyi uyuma dan hükümet dairesinde geçirmiştir. 10 Eylül`de, yanlarında birkaç jandarma ve silâhlı Kürtle birlikte, hükûmet dairesinde toplanıyorlar, veznedarın odasına giriyorlar, kasayı açıyorlar, yanlarında götürmek üzere altı bin lira sayıp bir kenara koyuyorlar ve kasaya konmak üzere de şu senedi yazıyorlar:
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

``Mustafa Kemal Paşa ve adamlarının ortadan kaldırılması mas raflarını karşılamak üzere, bununla ilgili emre uyularak altı bin lira alınmıştır. 10 Eylül 1919. Halil Rahmi, Ali Galip.``

İlyas Bey müfrezesinin Malatya`ya yaklaşmakta olduğunun anlaşıldığı bir sırada, Süvari Alay Komutanı, subaylara mutasarrıfın evini hedef gösteriyor. Mutasarrıfın evini sarıyorlar. Telefon tellerini kesiyorlar ve evi basıyorlar. Bu hareketin başladığını sezen Halil Bey ` in ailesi hükûmet dairesine haber veriyor. Hükûmette, para almakla meşgul olan vali, mutasarrıf ve arkadaşları, durumdan haberdar olur olmaz, korku ve telâşla her şeyi unutup ayırdıkları parayı ve yazdıkları senedi de olduğu gibi bırakıyorlar; yanlarındaki adamları ile birlikte hazır bulunan atlarına binerek kaçıyorlar (Belge: 66, 67).

Süvari Alay Komutanı`nın ve Topçu Alay Komutanı`nın, valinin geceyi hükûmet dairesinde geçirmekte olduğunu bilmedikleri kabul edilemez. Mutasarrıftan çok valinin yakalanmasının önemli olduğu da açıktı. O halde, malûm kişilerin kaçmasına göz yumulduğu bir gerçektir. En basit bir yorumla, malûm kimselerin, yanlarındaki beş on silâhlı jandarma ve Kürtle çatışmaktan büyük fenalık çıkabileceği kuruntusu Malatya`dakileri dolaylı yoldan tedbir almaya yöneltmiş ve onlara bu şahısları ürküterek kaçırma yolunu benimsetmiştir, denebilir.
Cybercm Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 20-03-2009, 20:20   #39
Cybercm
Forum Kalfası
 
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Üye numarası: #86141
Mesaj sayısı: 1,542
Karma etkisi: 2226 Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000
Karma: 221900
1stClass Üye 

10 Eylül`de İlyas Bey `e verdiğim talimatta belirttiğim başlıca noktalar:

1- Kaçakların sür`atle yakalanmaları;

2 - Kürtlük akımına asla elverişli bir ortam bırakılmaması;

3 - Malatya`da, mutasarrıflığı Jandarma Komutanı Tevfik Bey` in üzerine alması; uygun namuslu ve vatansever bir zatın da Harput`ta hemen valilik makamına getirilmesi;

4 - Malatya ve Harput`taki hükümet kuvvetlerini tamamen ele alarak vatan ve millet aleyhine hiçbir harekete meydan verilmemesi,
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

5 - Kaçaklara uyanların amansızca ve merhametsizce yok edileceğinin ilânı ve namuslu halkın gerçek durumundan haberdar edilmesi

6 - Millî varlığımızı tehlikeye sokacak olan yabancıların askerlerine de karşı konulacağının belirtilmesi ve gerekli düzen ve tedbirlerin alındığının`` bildirilmesinden ibarettir (Belge: 68).

Efendiler, kaçakların, yakındaki veya çevredeki aşiretlerden bir takım Kürtleri toplayabileceklerini, hattâ, Maraş`ta bulunan yabancı kuvvetlerden bile yararlanabileceklerini kesin gibi kabul etmek lâzım geliyordu. Onun için de alınmış olan tedbirleri ve bu işe ayrılmış olan kuvvetleri güçlendirmek gerekiyordu. Bu maksatla Sivas`tan Malatya`ya 9 Ey lül akşamı bir katırlı müfreze daha gönderildiği gibi, 3` üncü Kolordu elden geldiği kadar kuvvetlerini güneye indirecek, 13` üncü Kolordu ta kip işini yüklenecek ve hainlere kıpırdayacak bir fırsat vermemek için pek etkili olmak gerektiğinden, Mamahatun`daki süvari alayı da Harput yönüne doğru hareket ettirilecekti.

Bu hususta 3` üncü, 13` üncü ve 15` inci Kolordu Komutanlarına gerektiği şekilde tebligat yapıldı ve istekler bildirildi (Belge : 69).

Efendiler, verdiğimiz direktifler çerçevesinde kaçakları takip ettirirken, bir yandan da elimize geçen bazı belgeleri gözden geçirelim. Bu belgelerin, söz konusu olayı, Ali Galip ` in teşebbüsünü ve İstanbul Hükûmeti`nin bayağılığını her türlü açıklamadan daha mükemmel bir şekilde ortaya koyacağını zannettiğimden, onların olduğu gibi gözden geçirilmesinin yersiz olmadığı görüşündeyim.

Önce, Dâhiliye Nazırı Âdil Bey`le Harbiye Nâzırı Süleyman Şefik Paşa`nın ortak imzalarıyla Elâzığ valisi Ali Galip Bey `e verilen 3 Eylül 1919 tarihli talimatı birlikte okuyalım.

Bundan sonra, Dahiliye Nâzırı`nın gönderilecek kuvvet ve sarf edilecek para miktarı ile ilgili olarak Bâbıâlî`den çektiği telgrafını görürüz:

İstanbul 906
Kendisi tarafından çözülecektir
Elâzığ Valisi Galip Beyefendi`ye
İlgi: 2 Eylül 1919, sayı : 2.
Cybercm Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 20-03-2009, 20:21   #40
Cybercm
Forum Kalfası
 
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Üye numarası: #86141
Mesaj sayısı: 1,542
Karma etkisi: 2226 Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000
Karma: 221900
1stClass Üye 

Arz olunmuştu. Padişah`ın, hakkındaki yüce buyruğu bu gün çıkacaktır. Bu bakımdan kesinlik kazanmıştır. Talimat şudur: Bildiğiniz üzere, Erzurum`da Kong re adı altında birkaç kişi toplanarak birtakım kararlar aldılar. Ne toplananların, ne de aldıkları kararların bir değeri ve önemi vardır. Ancak, bu durumlar ülke çapında birtakım dedikodulara yol açıyor. Avrupa`ya da pek abartılarak aksettiriliyor. Bundan dolayı da kötü etkiler yaratıyor. Ortada önem verilmeye değer hiçbir kuvvet ve hiçbir olay bulunmadığı halde, sırf bu abartma ve kötü etkilerden endi şeye düşen İngilizlerin, yakında Samsun`a epeyce bir kuvvet çıkaracakları tahmin ediliyor. Hükümetin her yere olduğu gibi size de gönderdiği, malum genelgeye ay kırı hareketler devam ederse, çıkarılacak yabancı kuvvetlerin Sivas`ı ve oradan daha da ilerleyerek birçok yerleri işgal etmeleri ihtimalden uzak değildir. Bu da memleketin çıkarlarına elbette aykırıdır. Erzurum`da toplanan malûm şahısların yakında Sivas`ta birleşerek yine bir kongre toplamak istedikleri, olaylarla ilgili haberleşmelerden anlaşılıyor. Böyle beş on kişinin orada toplanmasından hiçbir şey çıkmayacağı hükûmetçe bilinmektedir. Ne var ki, bunları Avrupa`ya anlatmak mümkün değildir. İşte bunun içindir ki, onların orada toplanmasına meydan vermemek gerekiyor. Bunu sağlayabilmek için, her şeyden önce, Sivas`ta hükümetin tam olarak güvenini kazanmış ve memleketin iyiliğine olan tebligatı olduğu gibi yerine getirmeye azimli bir vali bulundurmak gerekmektedir. Yüksek şahsınızı onun için oraya gönderiyoruz. Gerçi, Sivas`ta kongre toplamak isteyen birkaç kişiye engel olmak o kadar güç bir şey değilse de, yüksek dereceli sivil memurlarla, komutanların, subayların ve askerlerden bazılarının da bunlarla aynı düşüncede olmaları dolayısıyla, hükümetin aldığı tedbirleri ellerinden geldiğince boşa çıkarmaya ve malum şahısları güçleri yettiği kadar korumaya çalışacakları göz önünde bulundurularak, güvenilir bir iki yüz kişinin yanınızda bulunması başarı sağlama bakımından uygun görülmektedir. Bundan dolayı, daha önce yazdığım gibi, oralardaki Kürtlerden güvenilir yüz elli kadar atlıyı birlikte alarak, oradan niçin gi dildiğini hiç kimseye sezdirmeden, Sivas`a hiç kimsenin beklemediği bir zamanda vararak, vali ve komutanlığı hemen ele alacak ve sayıları az olmakla birlikte oradaki jandarma ve askeri iyi kullanacak olursanız, karşınızda başka bir kuvvet bulunmayacağı için derhal otoritenizi kullanarak toplantıya meydan vermemiş ola cağınız ve orada bulunanlar varsa hemen yakalayıp, gözaltında İstanbul`a gönderebileceğiniz aşikârdır. Böylece, kazanılacak hükümet nüfuz ve otoritesi, içeride macera peşinde koşanları yıldırarak bir daha bu gibi kötü hareketlerin meydana gelmesini önleyeceği gibi, dışarıda da pek iyi bir etki yapacak, yabancıların asker çıkararak oraları işgal etmek konusundaki tasarılarından vazgeçmeleri için hükümetçe yapılacak müracaat ve teşebbüslere sağlam bir dayanak oluşturacaktır. Zaten Sivas halkının bazı tanınmış kimselerinden araştırılarak elde edilen doğru bilgilere göre, halk bu politikacıların kışkırtmalarından, para toplamak için yaptıkları bas kılardan pek nefret etmiş. Bu hareketlerin önlenmesi için, hükümete her türlü yardıma hazırdır. Orada derhal jandarmaya yazılacak, istenildiği kadar asker buluna cağı, bunlara nüfuzlu kimseler tarafından özel olarak yardım edileceği haber verilmektedir. Bu şekilde, yeteri kadar ve husumete kuvvetle bağlı jandarma birliği kurulduktan sonra, birlikte götüreceğiniz süvarileri hoşnut ederek yerlerine göndeririz. İşte alınacak tedbirler bundan ibarettir. Bunun kolaylıkla ve başarıyla uygulanması, sadece son derece gizli hareket etmeye bağlıdır. Sivas`a tayininizden, hattâ o taraflara gideceğinizden kendi aileniz içinde en çok güvendiğiniz bir tek kimseye bile bahsetmeyiniz. Sivas`a girinceye kadar, maksadınızı yanınızdakilere bile sezdirmeyiniz. Bu, başarının temel şartıdır. Bu itibarla, şimdilik ailenizi her halde orada bırakarak, etraftaki aşiretleri teftiş için beş on gün kalacağınızı ailenize ve çevrenizdeki yakınlarınıza anlatarak, hemen yola çıkıp bir gün öncesinden Sivas`a ansızın girmeye gayret etmelisiniz. Oraya vardığınızda, aşağıdaki telgrafı gereken kimselere gönderip, valilik ve komutanlığı ele alarak hemen işe başlamalısınız. Bir yandan da makine başında durumu Nezaret`e bildirmelisiniz. Böylece, oradaki şartlar belli olur olmaz, size yine makine başında tarafımdan gereğine uygun tebligat yapılacaktır. Bu şekilde işe başladıktan sonra, ne vakit uygun görür seniz ailenizi ve eşyanızı Sivas`a getirtebilirsiniz. Yalnız, şimdi orada bulunan Reşit Paşa`nın valilik görevinden alındığı, yerine bir başkasının gönderileceği her nasılsa duyularak, kendisi tarafından Nezaret`e başvurulmuş olduğundan ve adları malûm kimselerin yakında Sivas`ta toplanmak istedikleri alınan haberlerden anlaşıldığından, boşuna bir dakika geçirilmeksizin bir an önce hareketle, oraya vaktinden önce ulaşmaya gayret etmeniz, işin gereği olarak pek önemli ve zaruridir. Bu durum karşısında, ne zaman hareket edeceğinizin ve ne kadar za manda oraya varabileceğinizin bildirilmesi gerekiyor.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

Sivas`ta ilgililere göstereceğiniz telgraf şudur :

Zâtıâlîlerinin Sivas ve komutanlığına tayinleri Meclis-i Vûkelâ kararıyla Padişah Hazretleri`nin yüce buyruklarına sunulmuş ve gereği şerefle onaylanmış olduğundan, hemen hareketle, bu telgrafı Sivas`taki sivil ve askerî memurlardan gerekenlere gösterip, vali ve komutanlığı üzerinize alarak göreve başlamanız ve durumu hemen bildirmeniz tebliğ olunur. 3.9.1919

Dâhiliye Nâzırı Harbiye Nâzırı
Âdil Süleyman Şefik
58) Bakanlar Kurulu.

Bâbıâli, 6.9.1919
Malatya`da Elâzığ Valisi Galip Beyefendi`ye
İlgi: 6.9.1919.

Eşkıya takibi için gönderilecek kuvvetin masraflarının jandarma ödeneği hesabına mal sandığından karşılanması zarurîdir. Kaç kuruş sarf edileceğinin ve gön derilecek kuvvetin miktarı ile hareket gününün hemen bildirilmesi.

Nazır Âdil
Dahiliye nâzırı üç gün sonra da Ali Galip` in bir telgrafına karşılık olduğu anlaşılan şu telgrafı veriyor:

İstanbul, 9.9.l919
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931
İlgi: 8.9.1919. Sayı: 2

Malatya`da Elâzığ Valisi Beyefendi`ye
Sivas`ta güvenilir bir vasıta olmadığından yeterli bilgi alınamamakta ise de ora halkından burada bulunan bir adamın ifadesine ve başka yerlerden de alınan genel bilgilere göre, önce halk bu kışkırtmalara taraftar değildir. Sonra, asker yok denecek kadar azdır. Bu hareketi idare etmekte olanlar, malûm şahıslar ile komu tan ve subaylardan bazılarıdır. Bunlar, işe millî bir yön vererek maksatlarını benimsetmeye çalışmaktadırlar. Oysa millet bu işlere taraftar değildir. Orası daha yakın olduğu için, istediğiniz bilgiyi kolaylıkla elde edebilirsiniz: Bununla, birlikte; gazeteler her nasılsa Sivas`a tayininizden bahsetmiş olduklarından, bir gün önce yola çıkmanız daha da önem kazanmıştır. Birlikte bulunduracağınız kuvvet ne kadar çok olursa, başarının o oranda kolaylaşacağı aşikârdır. Bu kuvvetin miktarları ile hareket tarihinizin bir gün öncesine kararlaştırılarak bildirilmesini bekliyorum.

Nâzır Âdil
Ali Galip Bey bu telgrafa karşılık olarak, Malatya`dan son defa şu telgrafı veriyor:

Çok ivedi ve gizli Kendisi tarafından çözülecektir
Dâhiliye Nezareti`ne
Bu ayın 14`üncü günü yeterince kuvvetle eşkıyanın peşine düşüp ve yakalanması için Malatya`dan hareket edecek şekilde gerekli tedbirler alınmıştır. Tanrı`nın yardımı ile çarpışmadan başarılı sonuç alınacağına güven buyrulsun. Yalnız yazılan cevapları ve gerekleri geciktirilmemelidir.

9.9.1919
Elâzığ Valisi Ali Galip
Bu telgraftan, 9 -10 Eylül gecesini hükümet dairesinde heyecanlar içinde ve sabaha kadar uykusuz olarak geçiren Ali Galip`in 9 Eylül 1919 günü, henüz kahramanlığının üzerinde ve Tanrı`nın yardımı ile çarpışmada başarıdan pek ümitli olduğu anlaşılıyor.
Cybercm Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 20-03-2009, 20:22   #41
Cybercm
Forum Kalfası
 
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Üye numarası: #86141
Mesaj sayısı: 1,542
Karma etkisi: 2226 Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000
Karma: 221900
1stClass Üye 


Efendiler, bu olaydan ve bu belgelerden haberdar edilen sivil âmirlerden Dahiliye Nâzırı Âdil Bey`e Komutanlardan da Harbiye Nâzırı Süleyman Şefik Paşa`ya, güvensizlik bildiren telgraflar çekilmesinin uygun olacağı düşünüldü. Halkın dikkati çekildi.

Sivas Valisi Reşit Paşa`nın telgrafına cevap veren Âdil Bey `in şu sözleri ne kadar garip ve şaşırtıcıdır. Âdil Bey sözünü ettiğim telgrafı şu cümlelerle bitiriyordu : ``. . . . . . Elbette Halife Hazretleri`nin yüce buyruklarına uyma gereğini takdir edersiniz! `` (Belge: 70).

Efendiler, bir tesadüf eseri olarak bu görüşme sırasında ben de telgrafhanede bulunuyordum. Bir aralık dayanamadım. Şu telgrafı yazıp çekilmek üzere memura verdim.

10,11.9.1919
Dâhiliye Nâzırı Âdil Bey`e
Milletin, Padişah`ına maruzatta bulunmasına engel oluyorsunuz. Alçaklar, caniler! Düşmanlarla millete karşı haince tertiplere girişiyorsunuz. Milletin kudret ve iradesini takdirden aciz olduğunuza şüphe etmiyordum. Ancak, vatan ve millete karşı haince ve son bir çırpınışla alçakça harekette bulunacağınıza inanmak istemi yordum. Aklınızı başınıza toplayın. Galip Bey ve yardakçıları gibi aptalların verdikleri ahmakçasına ve asılsız sözlere kapılarak ve Mister Nowil gibi milletimiz ve vatanımız için zararlı olan yabancılara vicdanınızı satarak yaptığınız alçaklıkların milletçe sorulacak hesabını göz önünde bulundurunuz. Güvendiğiniz şahısların ve kuvvetin sonunu öğrendiğiniz zaman, kendi sonunuzla karşılaştırmayı unutmayınız.

Mustafa Kemal
Bütün komutanlar da gerektiği şekilde müracaatta bulundular. 12 Eylül`e kadar aldığımız raporlardan, kaçakların, 10 11 Eylül gecesini Raka`da geçirdikleri, 11-12 Eylül gecesini de Raka`nın yarım saat yakınındaki bir köyde, bir aşiret reisinin yanında geçireceklerinin anlaşıldığı bildiriliyordu (Belge: 71 ). Bu bilgi, 20`inci.15` inci ve 13`üncü Kolordu Komutanları`na bildirildi (Belge: 72).

11 Eylül ve 11-12 Eylül`de Malatya ile telgraf başında yapılan haberleşmeler, daha Malatya`da, kesin emir ve talimat almış olan şahısların zihinlerinin daha henüz bir karışıklık içinde bulunduğunu gösterecek nitelikte idi.

Elâzığ`dan gelen Alay Komutanı İlyas Bey ``Mutasarrıf Bey`in gönderdiği özel bir adam tarafından Vali Ali Galip ve Mutasarrıf Halil Bey`lerin bazı şartlarla yerlerine dönmek istedikleri`` bildirilmiş. ``Memleketin selâmeti adına bunların bu şekildeki tekliflerini kabul etmenin uygun olup olmadığı konusundaki emrinizi beklemekte olduğu muz arz olunur`` demekteydi ( 11 Eylül) (Belge: 73).

Bunun arkasından İlyas Bey, 11/12 Eylül gecesî yine telgraf başına gelen Süvari Alay Komutanı Cemal, Mutasarrıf Vekili Tevfik, Topçu Alay Komutanı Münir, Jandarma Yüzbaşısı Faruk, Baytar Binbaşısı Mehmet ve Elâzığ`dan gelen Alay Komutanı İlyas Bey ler adına şunları yazdırdı :

Malatya`dan İlyas Bey: Güvenilir bir kimse olan Jandarma Yüzbaşısı Faruk Bey`den biraz önce alınan bilgiler aşağıda verildiği gibidir:

Faruk Bey, Kâhta ve çevresinde takipte, Malatya`ya beş saat uzaklıkta ki Raka köyünde Kürtlerin toplandıklarını, şimdi Mutasarrıf ile arkadaşlarının orada bulunduklarını, Siverek`e kadar uzanan bölgedeki aşiretlerin birbiri ardınca buraya gelmekte olduklarını; Dersim aşiretlerine varıncaya kadar Kürtlük adına çağırıldıklarını, Mutasarrıf`ın plânına uyularak önce Malatya`ya saldırıp tamamıyla yağmaladıktan sonra, bütün kuvvetleri ile Sivas`a doğru yürüyeceklerini, Malatya`da bulunan Türkleri öldüreceklerini ve süreceklerini, Dersim`lilerin de aynı zamanda Harput`a yürüyeceklerini bildiriyor. Çünkü, mutasarrıfın Malatya`dan gitmesi Kürtlük adına kendilerine karşı büyük bir aşağılama ve hakaret olarak sayılıyormuş. Vali böyle bir yağmaya ve katliama taraftar ve razı olmadığını, ancak, mutasarrıfın düşüncesine de engel olamayacağını bildirmiştir. Malatya`ya çarpışarak girdikleri zaman Kürt bayrağı çekileceğini ve yanlarındaki İngiliz binbaşısı da Urfa`da bulunan İngiliz tü meninin harekete hazır olduğunu bildirmiş ise de, Hacı Bedir Ağa`nın bunun kabul etmediği ve aşiretlerin, Malatya`nın Kürdistan`ı sayılıp Malatya`da Kürt bayrağı çekilmesinde direndikleri, dün akşam Malatya`ya dönmek isteyen valiyi bırakmadıkları abartılmadan arz olu nur.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

Şartları aşağıdadır:

1- Valinin yerine dönmesi;

2 - Mutasarrıfın eskiden olduğu gibi yerinde kalması;

3 - Elâzığ`dan gelen askerin geri gönder ilmesi;

4 - Vali yüz silâhlı Kürtle Malatya`ya girdiği zaman huzurun sağlanması ve Sivas`a doğru yürümesi;

5 - Aşiretlerden alınan yedi tüfekle bir tabancanın geri verilmesi;

6 - Yukarıda arz ettiklerime emirleri.

İlyas Bey`e şunu yazdım:

11,12.9.1919
Malatya`da İlyas Beyefendi`ye
1- Verdiğiniz bilgiler hey`etimizce dikkate alındı. Zatıâlinize şartlar ileri sürenler kimlerdir? Böyle bir ilişkiye girişmek asla doğru değildir. Hainlikleri ortaya çıkan vali, mutasarrıf ve yardakçılarının yakalanmaları, kışkırtmaya çalıştıkları bazı gafil kimselerin de uyarılması söz konusudur. Bunun için bütün şiddeti ile karşı koymak gerekir. 13` üncü, 15` inci ve 3`üncü Kolordu Komutanları şu dakikada telgraf başında, alınacak ortak tedbiri kararlaştırmaktadırlar. Elde edilebilen kuvvetler her taraftan harekete geçirilmiştir. Oraca alınması gereken tedbirlerin zâtıâlîniz tarafından sükûnet ve ciddiyetle alınmış bulunduğuna güvenimiz tamdır. O bölgede bulunan bütün telgrafhanelerin tutulması ve Mutasarrıf Vekili Tevfik Bey kardeşimiz de hükümetin güç ve otoritesini en üstün bir şekilde göstermesi dikkate alınmalıdır.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

2 - Şu anda Anadolu`nun bütün merkezlerinden Zâtışâhâne`ye, yapılan hainlik arz edilmektedir. Orada da aynı şekilde hareket edilmelidir.

3 - İngiliz binbaşısının sözleri blöftür. Kürtlerin de birleşip toplanabilseler bile, asker kuvveti karşısında ne dereceye kadar başarı gösterebileceklerini takdir buyurursunuz.

4 - Bedir Ağa ` yı, Keven aşiretinin reislerini ve bu haince hareketlere karşı olan beyleri tarafınıza çekmeye çalışmanız uygun olur.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

5 - Adıyaman`dan hareket eden süvari bölüğü ile, Siverek ve Diyarbakır`dan hareket eden birer taburla bağlantınız var mı? Nerelere vardılar?

Telgrafhanede bulunan Kongre Hey`eti adına
Mustafa Kemal
Gerçi, kongre toplantı halinde değildi ve telgrafhanede bulunmuyordu. Fakat maneviyatı kuvvetlendirmek için, Kongre Hey`eti ile ilgili göstermeyi uygun buldum ve imza olarak, yalnız ``Kongre Hey`eti`` diye aynı nitelikte ayrıca bir telgraf da yazdım (Belge: 74).
Cybercm Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 20-03-2009, 20:24   #42
Cybercm
Forum Kalfası
 
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Üye numarası: #86141
Mesaj sayısı: 1,542
Karma etkisi: 2226 Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000
Karma: 221900
1stClass Üye 

Bu telgrafıma ek olarak, Urfa`da, Ayıntap`ta, Maraş`ta bulunan ve sayıları pek az olan yabancı kuvvetlerini bildirerek `` size bir yabancı tümeninden bahsedenlerin sözleri vatan ve millet hainlerinin yalanını aktararak maneviyatınızı kırmak alçaklığından. . .`` dır dedim (Belge : 75).

İlyas Bey, telgrafıma verdiği cevapta, ``bir saldırı halinde, şiddetle karşı konulması kesin olarak kararlaştırılmıştır.`` dedikten sonra, ``eldeki kuvvet, Malatya`yı uzun bir süre bir Kürt saldırısına karşı savunmaya yeterli değildir. Bunun için elden gelen sür`atle yardımcı kuvvetler gönderilmesine emir buyrulması bir kere daha istirham olu nur`` dedi (Belge: 76).

İlyas Bey`e gereğinde bir şey bildirilebilsin diye, telgrafhanede bir subay bırakarak, önemli olan işinin başına dönmesini rica ettim (Belge: 77).

İlyas Bey tarafından 12 Eylül`de çekilen bir telgrafı, subaylarınız ve memurlarınız için çeşitli bakımlardan yararlı olacağı düşüncesiyle, olduğu gibi bilginize sunacağım:

Malatya, 12.9.1919
Sivas`ta 3` üncü Kolordu Komutanlığı`na
Halep`teki İngiliz ordusuna bağlı albay rütbesinde Mösyö P. Peel (Pîl) adında bir İngiliz subayı, bugün 12.9.1919 tarihinde öğle üzeri Malatya`ya gelmiştir. Maksadının Malatya, Harput ve Diyarbakır bölgelerinde, bölgenin ileri gelenleri, sivil ve askerî memurlarla görüşmek olduğunu, kaçak Mister Nowil`in görevi ile ilgili bir şey bilmediğini ve bu konuda İngiliz Hükümeti`nin kesinlikle bilgisi olmadığını ve böyle bir propagandacı subayın buralarda gezmesini kabul edemeyeceğini ve aşiretler içerisinde derhal buraya getirilmesi için kendisine emir verileceğini söyledi. Eğer haince bir maksatla buralarda dolaştığı kanısına vârırsa, tutuklu olarak Halep`e göndereceğini ekledi. Vali Galip Bey ` i de kendisiyle görüşmek üzere, hayatının korunması hususunda kendisine güvence vererek buraya davet etme isteğinde bulundu. Bu hususta, üst makamdan adı geçenin buraya gelebilmesi için emir almadan gelmesinin mümkün olamaya cağını, bunun için ilgili makamlara başvuracağımı da söyledim. Bu izin emrinin sür`atle bildirilmesi için aracı olmamı rica etti. Kendisi ``yüksek siyası mutemet`` adıyla anılırmış. İstanbul Hükümeti onu tanırmış. Burada iki gün kaldıktan sonra Harput`a gidecekmiş. Giriş belgesi yoktur. Kendisine, saygıdeğer bir misafir olduğu ve özel bir saygı gösterileceği söylenmiştir. Valiyi buraya getirtmesine ve bu zatın Harput`a doğru seyahat etmesine izin verelim mi? Bildirilmesi. Sivas`tan iki subayın şimdi geldiği arz olunur.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

15` inci Alay Komutanı İlyas
Bu telgrafta söz konusu edilen hususlarla nasıl hareket edileceğini gösteren görüşlerimiz, şu şekilde kısaca bildirildi:

Sivas, 12.9.1919
Malatya`da 15`inci Alay Komutanlığına
İlgi: 12.9.1919.

1- Kim olursa olsun, giriş belgesi olmayan bir yabancı subayın Osmanlı ülkesinde işi yoktur. Kendisine büyük bir nezaketle, fakat askerce, kesin bir tutumla durumu bildiriniz ve geldiği yere hemen dönmesini isteyiniz. Memleketten çıkıncaya kadar da ileri gelen kimseler ve memurlarla hiçbir siyasî temasa gel memesi için yanına yetenekli, uyanık bir subay katınız.

2 - Kaçak valinin vatan hainliği ile suçlandığını, ele geçince yakalanarak kanunun adaletli pençesine teslim edileceğini, bu konuda başka bir şey yapma imkânı olmadığını ayrıca anlatırsınız, efendim.

Mustafa Kemal
Efendiler, alınan tertip ve tedbirler ve özellikle gösterilen sertlik ve şiddet sayesinde, Ali Galip ve Halil Bey`lerin ayartmaya çalıştıkları aşiretler dağılmış, ümitsizliğe düşen Ali Galip, önce Urfa`ya oradan da Halep`e kaçmıştır. Mister Nowil de gözaltında rahatça Elbistan üzerinden gitmiştir. Ötekiler de birer yolunu bularak kaçmışlardır. Bu safhaları daha çok açıklamakta bir yarar görmüyorum. Bu konuda söylediklerime ek olarak yayınlanacak belgelerin okunmasından, bugün ve gelecek için ibret dersi olabilecek noktalar çıkarılacağını umarım (Belge: 78, 79, 80, 81 ).
Cybercm Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 20-03-2009, 20:25   #43
Cybercm
Forum Kalfası
 
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Üye numarası: #86141
Mesaj sayısı: 1,542
Karma etkisi: 2226 Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000Cybercm seviye: 2000
Karma: 221900
1stClass Üye 

39. Konu: Hainlerle İşbirliği Yapan Ferit Paşa Kabinesine Hücum


Efendiler, bilginize sunduğum belgeleri gördükten sonra, zannederim Ali Galip tarafından yapılan teşebbüsün Padişah`ın ve Ferit Paşa Hükümeti`nin ortak bir teşebbüsü olduğuna şüphe ve tereddüt edenler kalmaz. Bu hainliğin ortak elebaşılarına karşı nasıl bir durum almak gerektiği bellidir. Ancak, buna karşı yapılacak teşebbüste elden geldiğince açıktan açığa hareket etmekten vazgeçmek ve o günün gereğinden olmakla birlikte teşebbüs gücünü çeşitli hedeflere yöneltmekten sakınarak bir noktada toplamak ihtiyatlı bir davranış olurdu. Biz de hücuma hedef olarak yalnız Ferit Paşa Kabinesi`ni tespit ettik ve Padişah`ın da bu Ferit Paşa Kabinesi`nin Padişah`ı olaylardan haberdar etmeyip aldatmakta olduğu tezini tuttuk. Padişah, durumu öğrenecek olursa, kendisini aldatanlara müstahak oldukları işlemi uygulayacağına güvenimiz olduğunu ileri sürdük. Hükümetin ortaya çıkmış olan cinayeti üzerine, kendisine güven duyulmaması tabiî olduğundan, gerçeklerin yalnız ve ancak doğrudan doğruya Padişah`a arz edilmesi ile durumun düzeltilebileceğini, teşebbüslerimiz için hareket noktası olarak kabul ettik. Bu düşünceyle, Eylül`ün 11`inci günü, Padişah`a çekilmek üzere telgraf hazırlandı. Bu telgrafta, tahmin buyuracağınız üzere, zamanın gereği olan birçok basmakalıp sözler içinde: Hükûmetin silâh zoruyla kongreyi basma yoluna giderek Müslümanlar arasında kan dökülmesine sebep olacağı, Kürdistan`ı ayaklandırmak suretiyle vatanı parçalatmak plânını para karşılığında yüklenmiş olduklarının belgelerle açığa çıktığı, hükümetin bu işlerde âlet olarak kullandığı adamların perişan edilerek kaçmaya mecbur edildiği, yakalandıkları takdirde kanunun pençesine teslim edilecekleri, bu cinayetleri hazırlayan, Dâhiliye ve Harbiye Nazırları vasıtasıyla da emredip uygulatan İstanbul Hükümeti`ne milletin güveninin kalmamış olduğu bildirildikten sonra, namuslu kimselerin oluşturduğu yeni bir hükümetin kurulması, bu casus şebekesi hakkında süratle kanunî soruşturma yapılarak suçluların cezalandırılması isteniyor; âdil bir hükümet kuruluncaya kadar, İstanbul Hükümeti ile hiçbir haberleşme ve ilişkide bulunmamaya karar vermiş olan milletten ordunun ayrılamayacağını, olayın içyüzünü bilen ve o çevrede bulunan biz kolordu komutanları arza mecbur olduk deniyordu.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

İşte bu telgraf suretinin bütün kolordularca İstanbul`a çekilmesinin uygun olacağı düşünüldü.11 Eylül günü telgraf başında kolordu komutanlarına şu talimatı verdim:

`` Şimdi bir suret vereceğiz. Bu suretin 3`üncü, 15` inci, 20`nci, 13 ve 12`nci Kolordu Komutanlarının ortak imzalarıyla çekilmesini uygun görüyoruz. Okuduktan sonra diğer komutanlarla aynı zamanda çekmek için bekleyiniz.``

Sadrazamlık Yüksek Katına
Şimdi doğrudan doğruya kutsal Başkomutanı`mız, şanlı Halifemiz Efendimiz`e önemli bir arzda bulunmak mecburiyetindeyiz. Engellenmemesini rica eder, aksi takdirde bundan doğacak ağır sonuçların sorumluluğunun yalnızca yüksek şahsınıza ait olacağını arz ederiz. 12` nci Kor., 13` üncü Kor., 20` r.ci Kor., 15` inci Kor., 3` üncü Kor. Yapılacak önemli maruzat, yukarıda arz etmiş olduğum üzere, padişaha çekilen telgrafta yazılanlardan ibaretti.

Eylülün 11` inci günü ve özellikle 12/13 gecesi, her tarafta, kolordu komutanları telgraf merkezlerine gelerek kararlaştırıldığı şekilde İstanbul`la haberleşmeye çalışıyorlardı. Fakat sadrazam ortadan kaybolmuş gibiydi. Cevap vermiyordu. Biz de, telgraf başında, sadrazamın telgrafları alıp cevap vermesi için baskıda bulunuyorduk. İstanbul merkezindeki telgraf memurları ile yapılan uzun çekişmelerden sonra, bir telgraf memuru şu bilgiyi verdi :

``Sadrazam Paşa`ya yazılanlar telefonla söylendi. Alınan cevapta: Telgraf metni Sadrazam Paşa Hazretleri`ne arz olundu. Bildirecekleri maruzatları usulünce telgrafla arz olunmalıdır. Gelen telgraflar da usulüne uygun olarak Padişah`a takdim edilir, buyurduklarını Müdür Bey söylüyor, efendim.``

Bunun üzerine, gece yarısından sonra saat 4.00`te Sivas telgrafhanesine çekilmek üzere şu telgraf gönderildi: 11/12.9.1919

Sadrazam Ferit Paşa`ya
Vatan ve milletin haklarını ve kutsal varlıklarını ayakaltına alarak, Padişah Hazretleri`nin yüce padişahlık şeref ve haysiyetlerini çiğneyerek, gafilce bir takım hareket ve teşebbüslerde bulunduğunuz ortaya çıkmıştır. Milletin padişahımızdan başka hiçbirinize güveni kalmamıştır. Bu sebeple durum ve dileklerini ancak Padişah Hazretleri`ne arz etmek zorundadır. Hükümetiniz meşru olmayan hareketlerinin sonuçlarından korkarak, millet ile padişah arasına artık engel çekiyor. Bu konudaki direnmeniz daha bir saat sürerse, millet kendisini her türlü hareket ve faaliyetlerinde serbest saymakta haklı bulacaktır ve bütün vatanın meşru olmayan hükümetinizle kesin olarak ilgi ve bağlantısını kesecektir, bu son uyarımızdır. Bundan sonra milletin tutacağı yol burada bulunan yabancı subaylar vasıtasıyla, İtilaf Devletleri temsilcilerine de ayrıntılı olarak bildirilecektir.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

Genel Kongre Hey`eti

Sivas Telgraf Müdürlüğü`ne de aynı zamanda, telefonla şu emir verildi : Genel Kongre Hey`eti

Kolordu Komutanlarına aşağıdaki genel duyuru yapıldı :

20`nci Kolordu Komutanlığı`na
5`inci Kolordu Komutanlığı`na
13`üncü Kolordu Komutanlığı`na
3`üncü Kolordu Komutanlığı`na
Kongrenin Padişahlık yüce katına olan maruzatına İstanbul`da Telgraf Başmüdürlüğünce ,engel olunmuştur. Bir saatlik bir sürede Saray`a yol verilmezse bütün Anadolu`nun İstanbul`la haberleşmesinin kestirileceği cevap olarak adı geçen müdürlüğe bildirilmiştir. Kongrenin bu meşru isteğine olumlu cevap alınmadığı takdirde, tebliğ anından başlayarak Ankara, Kastamonu, Diyarbakır telgraf merkezleriyle Sinop`taki telgraf haberleşmelerinin durdurulması, yani kongre ile ilgili haber ve bildiriler dışında hiçbir telgrafın İstanbul`a geçirilmemesi ve İstanbul`dan da kabul edilmemesi; Batı Anadolu ile haberleşmemize engel olmayacaksa Geyve Boğazı yönündeki hattın da tutulması veya geçici olarak kesilmesi ve yapılan işlerin sonuçlarının bildirilmesi rica olunur, Bu talimatın yerine getirilmesine engel olacak telgraf memurları, bulundukları yerlerde derhal Divan-ı Harb`e verilerek haklarında en ağır ceza uygulanacaktır. İşbu tebligat gereğinin yerine getirilmesi 20`nci, 15 inci, 13 üncü ve 3 üncü Kolordu Komutanlarından rica edilmiştir. Alındığının bildirilmesi. Sivas`ta Genel Kongre Hey`eti

Bu telgrafla verilen talimat daha sonraki telgraflarla da tamamlanmıştır.

11-12 Eylül gecesi yapılmış olan genel tebliğe ek olarak da şu ricada bulunuldu.

Bu gece sonuç elde edilinceye kadar bütün komutanlarla sivil idare âmirlerinin ve ilgili hey`etlerin telgrafhaneden ayrılmamaları rica olunur. Genel Kongre Hey`eti
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=268931

Telgrafhanelere de şu uyarıda bulunuldu:

Ektir: Bu tebligat gereğinin yerine getirildiği haberi Kongre Hey`eti`nce öğrenildikten sonra, yine aramızda haberleşmeye devam edileceğinden telgrafhanelerde adam bulundurulması rica olunur. Kongre Hey`eti
Cybercm Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Üye Olmadan Yorum Yazmak İçin Tıklayın!
Konudaki toplam yorum: 42, okunma sayısı: 729.
Cevapla





Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Forum Seç


Hacking ve Bilgisayar Güvenliği Öğrenmek İçin!

Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 19:53.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Wardom.org



İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Wardom Internet Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Wardom hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için webmaster \@wardom.org adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) gün içerisinde Wardom yönetimi olarak tarafımızca gereken işlemler yapılacak ve avukatlarımız size dönüş yapacaktır.