Otistik bir çocuğun Atatürk sevgisiteşekkürler harika bir konu gerçekten duygu dolu sagolun..
Konu yasba tarafından açılmış, 1843 kişi tarafından görüntülenip, 29 yanıt almış.
|
Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL! Kredi kartınıza 12 taksit kolaylığı!
|
|||||||
Otistik bir çocuğun Atatürk sevgisi konusundaki toplam yorum: 29, okunma sayısı: 1843. |
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
#16 |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jun 2008
Üye numarası: #227403 Yer: istanbul
Mesaj sayısı: 1,964
Karma etkisi: 14755
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 1475048
|
teşekkürler harika bir konu gerçekten duygu dolu sagolun..
|
|
|
|
|
|
#17 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Oct 2010
Üye numarası: #491086 Yer: Bursa
Mesaj sayısı: 145
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 13457
|
Çok Güzel bir konuya değinmişsin herkezi duygulandıran bir konu olsa gerek
![]() |
|
|
|
|
|
#18 |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2009
Üye numarası: #384713 Yer: sözün bittiği YER
Mesaj sayısı: 948
Karma etkisi: 11473
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 1147080
|
bu açıklamaları yapan ve böyle duygu sömürüsü yapmaya çalışan haysiyetsizlere gitsin bu !!!!!! Baydemir: Türkçe’yi dayak yiye yiye öğrendim Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Türkçe’yi nasıl öğrendiğini ve oğlu Mir Zanyar’ın Kürtçe konuşmayı nasıl reddettiğini anlattı. ntvmsnbc Güncelleme: 12:30 TSİ 16 Aralık. 2010 Perşembe İSTANBUL - Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Radikal gazetesinden Ertuğrul Mavioğlu’na Türkçe’yi nasıl öğrendiğini anlattı. Mavioğlu yazısında konuyla ilgili şunları yazdı, “Osman Baydemir 5.5 yaşında okula başladığında, değil Türkçe, Kürtçe dışında bir dil olduğunu bile bilmiyordu. ‘Tabiri caizse Türkçeyi dayak yiye yiye öğrendim’ diyor. Haberin devamı ↓reklam Bir insanın çocuğuna kendi dilini öğretememesi çok acı olmalı. Osman Baydemir, 3.5 yaşına kadar evde sürekli Kürtçe sohbet ettiği oğlu Mîr Zanyar’ın kreşe gitmeye başladıktan sonra bu dili konuşmayı nasıl bir anda reddettiğini yüzü gerilerek anlatıyor. Kürt bir babayla oğlu arasında diyalogların bir anda bıçakla kesilir gibi kopmasının ardında ‘anadil’ hoyratlığının yattığına hiç kuşku yok. Bu hikâye, Baydemir’in handiyse bebelikten kurtulunca hevesle başladığı okulda, daha ilk günden yaşadığı hayal kırıklığının başka bir versiyonu: ‘Okula 5.5 yaşında başladım. Tek kelime Türkçe bilmediğim gibi Kürtçe dışında bir dilin varlığından da haberdar değildim. Ağabeyim Emin benden bir yaş büyüktü. Onu okula kaydettirmeye götüreceklerdi. Çok kıskandım ağlamaya başladım: O giderse ben de giderim. Onun kalemi, defteri, önlüğü olacak. Benim de olmalı. Köyümüzde okul yoktu. Bu nedenle Diyarbakır’a 11 kilometre uzaklıktaki diğer köye gittik. Okula vardığımızda ağlamama, sızlanmama dayanamayıp beni de okula kaydettiler. AYAKLARIM PARAMPARÇAYDI Okulun ilk günü sınıfın kapısına geldiğimde, zemini gördüm. Mozaik kaplı ve tertemizdi. Bizde içeriye ayakkabıyla girilmez. Ayağımdaki kara lastiği çıkardım. Gün boyu tarlada koşturduğumuz için ayaklarım paramparçaydı. Öğretmeni gördüm. O kadar şıktı ki. İnanılmaz derecede güzel kokuyordu. İçimden, ‘Keşke benim annem bu olsaydı’ dedim. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=103381 Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=103381 Öğretmen bir şeyler anlatmaya başladı. Tek kelime anlamıyorum ama o devam ediyordu. Sonunda elimden tuttu, kapının önüne getirdi ve kara lastikleri işaret etti. Anladım ne demek istediğini, giydim. Bana bir yer gösterdi. Oturdum. Sonra izlemeye başladım. Konuşmaya devam etti. Tahtaya bir şeyler çiziyor ve sürekli anlatıyor. Ben tabii bir kelime bile anlamadığım gibi, dersteyken düşünmeye de başladım: ‘Neden geldim, ne işim var burada?’ Büyük bir hayal kırıklığına uğramıştım. HİÇ UNUTMADIĞIM BİR ANIM Kış aylarında okulda kömür sobası yakılırdı. Soba, carut dediğimiz soba kürekleri ya da şişle karıştırılırdı. Öğretmen parmaklarımızı birleştirmemizi ister ve carut ya da şişle parmak uçlarımıza vururdu. Yazın vursa o kadar acımaz ama kışın soğuk olduğu için inanılmaz acı verirdi. O yıllara dair hiç unutmadığım bir anım var: Bizim zamanımızda birleştirilmiş sınıf uygulaması vardı. O yüzden ağabeyimle aynı sınıftaydık. Öğretmen ağabeyimi tahtaya kaldırdı. Bir cümle verdi. Cümlenin içinde ‘Muzaffer’ ismi geçiyordu. Ağabeyim cümleyi tahtaya yazarken ‘Muzaffer’de tek ‘f’ kullandı. TOKAT ATMAM MÜMKÜN DEĞİL Öğretmen ‘Osman gel, sen doğrusunu yaz’ dedi bana. Kalktım, ‘Muzaffer’i iki ‘f’ ile yazdım tahtaya. Öğretmen döndü bana ve ‘Emin’e tokat at’ dedi. ‘Atmam’ dedim. ‘Atacaksın’, ‘Atmam’ derken, öğretmen yüzüme bir tokat attı. Aslında birbirimize sürekli vururduk evde. Ama topluluğun önünde, benden bir yaş bile büyük olsa ağabeyime tokat atmam mümkün değil. Çok ayıp bir şeydir. Derken öğretmen sınıftan Yusuf isimli bir arkadaşımızı çağırdı. ‘Yusuf Osman’a tokat at’ dedi. Yusuf bir yapıştırdı bana hırsla. Öğretmen bu kez bana döndü, ‘Yusuf’a tokat at’ dedi. Ben de durur muyum, Yusuf’a vurdum. Sonra birkaç kez daha tekrarladı öğretmen bunu. Çocukluğumda yaşadığım en onur kırıcı davranışlardan biri olarak hafızamda yer etti o gün. Nihayetinde bilmediğimiz bir dil öğrenmeye çalışıyoruz. Kısacası, ortaokul son sınıfa kadar Türkçeye vakıf olamamanın sıkıntısını çok çektim. Tabiri caizse dayak yiye yiye Türkçeyi öğrendim. HİTAP EDERKEN SİZ DİYECEKSİN Bu durum ortaokul yıllarında da devam etti. Fen Bilgisi öğretmenimiz çok disiplinli ve konusuna hâkimdi. Bir gün kendisiyle kurduğum diyalogda, ‘Öğretmenim sen’ diye hitap ettim. Soruma yanıt vermek yerine yanıma geldi, kulağımı tuttu hafifçe, incitmeden. ‘Osman’ dedi, ‘öğretmene hitap ederken siz diyeceksin.’ ‘Peki’ dedim ama neden böyle bir şey söylediğini anlamadım. Gramatik olarak bir kişiye hitap ederken ‘sen’ denilir. Böyle öğrenmişiz. ‘Sen’ tekildir, tekil olana ‘sen’ dersin. Hocanın benden istediği gramatik kurallara aykırı. Türkçeye göre, ‘siz’ demem için birden fazla kişi olması lazım karşımda. Sonra aradan bir süre geçti, bu konuşmayı unuttum. Yine bir gün derste hocaya ‘sen’ diye hitap edince, hiçbir şey söylemeden gelip suratıma okkalı bir tokat yapıştırdı ve dönüp ‘bir daha öğretmene siz diye hitap etmeyi unutmazsın’ dedi. KÜRTÇE YOLSUZLUK! Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı oldum ve altı yıldır da bu görevdeyim. Şu anda Kürtçeden dolayı bana tokat atmıyorlar ama hakkımda belediye başkanlığı döneminde açılan dava ve soruşturmaların yüzde 70’i Kürtçe kullanımından kaynaklı. Kürtçe tebrik kartı göndermek bile suç. Açılan soruşturmaların bir kısmı da belediyenin parasını kötüye kullanmaktan. Ne yapmışım? Belediye parasıyla Kürtçe tebrik kartı bastırmışım. Buna yolsuzluk soruşturması açıyorlar. Ne kadar onur kırıcı. Aşağılıyorlar dilimi. İlkokulda tokatla boğuşurken, şimdi de yargıyla boğuşuyorum. KÜRTÇE KONUŞMAMAYA BAŞLADI 40 yaşındayım, 17 yılını şu veya bu şekilde bu sürecin içinde geçirmiş bir insanım. İki çocuğum var. Mîr Zanyar dört buçuk yaşında, Ranya iki yaşında. Çocuklar insanın yaşamına başka bir sayfa açıyor. İnsan kendinden vazgeçip, kendini çocuklarına adıyor. Benim en büyük çelişkim, 20 yıl boyunca mücadele vereceksin ama kendi çocuğuna dilini öğretemeyeceksin. Ben şu anda böyle bir süreci yaşıyorum. Zanyar 3.5 yaşına kadar benimle Kürtçe sohbet ederdi. Sonra onu kreşe gönderdik. Çocuk kreşe gittikten dört beş ay sonra artık Kürtçe konuşmamaya başladı. Şu anda ben Zanyar ile Kürtçe konuşuyorum, o bana Türkçe cevap veriyor. 17 yıla bakıyorum, evladıma dilini öğretemiyorum. Bunu Türk halkının anlamasını rica ediyorum. Siz olsanız nasıl bir duygu yaşarsınız? Eğer okulda da bu dili öğretemezsek, Zanyar’ın yaşındaki hiçbir çocuk bu dili konuşmayacak. Bu dil bölecek denilirken aslında ölecek. BENİM DÜSTURUM OLDU 1995-2002 İHD yılları benim ikinci üniversitemdir. İnsan yaşamının kutsallığı, insan onurunun en az yaşam hakkı kadar kutsal olduğu gerçeği benim bir nevi siyasi kişiliğimi oluşturdu. Özgürlük uğruna verdiğin mücadelede kendi yaşamından vazgeçebilirsin, ama hiçbir ideal uğruna başkasının yaşamına kastetmem. Bu benim düsturum oldu. Benim insan hakları mücadelesi içinde en büyük öğretmenlerim anneler ve kadınlar oldu. Gözaltında evladını yitiren Kürt anneleri, askerde oğlunu yitiren Kürt anneleri, cezaevinde oğlunu yitiren Kürt anneleriydi öğretmenlerim. Bir tek Kürt annesi tanımadım ki intikam istesin. Hepsine annem kadar değer veriyorum. Onlar da beni evlatları gibi görürler. Ama aynı zamanda ben, bütün bu annelere kendimi borçlu hissettim. Ve 1 Eylül 2009’da, 150 bin kişiye, “Kürt halkının bir evladı olarak, bundan böyle bir askere gelecek kurşun, önce bana gelsin” diye seslendim. Kurşunun bana değmesiyle, Yozgatlı, İstanbullu bir ere değmesi, Hakkârili, Şırnaklı gerillaya değmesi arasında fark yok. Sadece anneler değil, orada bulunan bütün insanlar tereddütsüz alkışladılar. Ne yazık ki, batıya bu gerçeği veremiyoruz. 9 YAŞINDA BİR ÇOCUKTUM 1980 darbe sürecini hatırlıyorum. O zaman 9 yaşında bir çocuktum. Köye cemseler geldi. Herkesi bender dediğimiz, harmanın yapıldığı meydana topladılar. Kadın ve çocuklarla erkekleri ayırdılar. Sonra erkekleri de ikiye ayırdılar ve orta yaşlıları gençlerin sırtlarına bindirdiler. Bu şekilde meydanda tur attırdılar. O esnada tamamının başları, ağızlarını kapatacak şekilde tülbentle örtülü kadınlar, ellerini göğüslerinde birleştirmişler donuk bir ifadeyle kocalarına bakıyorlardı. Kadınların gözlerinden yaş aktığını gördüm. Ama bu yaşananlar bana ve yaşıtım çocuklara çok komik geliyordu. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=103381 ‘SERGO’ DERİZ Bir kısım insanın sırtında başka insanlar var. Komik bir durum. Ağlamakla gülmek arasında gidip geliyordum. Ağlamalı mıyım, gülmeli miyim? ‘Sergo’ deriz hayvan gübrelerinin toplandığı yere. Askerler emir verdi, sırtlarında yaşlıları taşıyanlar, hayvan gübrelerinin içine girdiler. Bir yandan orada duruyorlar, bir yandan birbirlerine tezek sürüyorlardı. O zaman ben de ağladım. Köydeki silahları teslim etmeleri isteniyordu. İlk defa o gün düşündüm, ‘bunlar kötü şeyler yapıyorlar’ diye... BUĞDAY YOKSA UN OLMAZ Ben ortaokul yıllarındayken ailem ekonomik olarak çok büyük sıkıntı içindeydi. Bir yıl, kış ayının tam ortasında değirmene gönderecek buğdayımız bile kalmadı. Buğday yoksa un olmaz, un yoksa ekmek olmaz. Babam çok gururlu bir insandı. Kimseden hiçbir şey istemezdi. Annem çaresiz, babamın Mustafa adındaki bir dostuna gizlice haber göndermiş: ‘Buğdayımız bitti ama Mehmet gurur yapıyor, kimseyle paylaşmıyor.’ Bir gün traktör dolusu buğday geldi. Mustafa amca, ‘Mehmet’ dedi; ‘benim ambarım su alıyor, bu buğdaylar sende kalsın. Önümüzdeki yaz, ürününü kaldırdığında bana iade edersin.’ DAYANAMIYORUM Babam hiç bozuntuya vermedi. Hasat zamanında iade edeceğini söyledi. Mustafa Amca gittikten sonra, ilk defa babamın ağladığını gördüm. Kahvesini içerken ağlıyordu. O zamandan sonra, ne zaman yaşlı bir erkeği ağlıyor görsem, kendimi tutamıyorum. Dayanamıyorum, ben de ağlamaya başlıyorum.” ====LİNK |
|
|
|
|
|
#19 |
|
Cool Çırak
![]() Kayıt Tarihi: Nov 2010
Üye numarası: #499051
Mesaj sayısı: 55
Karma etkisi: 2
![]() Karma: 10
|
Daha önce duymamıştım, paylaştığın iyi oldu.
|
|
|
|
|
|
#20 |
|
Çırak
![]() Kayıt Tarihi: Aug 2007
Üye numarası: #135875
Mesaj sayısı: 43
Karma etkisi: 0
![]() Karma: 10
|
Teşekkürler.
|
|
|
|
|
|
#21 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jun 2009
Üye numarası: #339402 Yer: im seni
Mesaj sayısı: 3,943
Karma etkisi: 20148
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 2014261
|
ilk defa sizden duydum teşekkürler...
insan hüzünleniyor doğrusu ![]() |
|
|
|
|
|
#22 |
|
Cool Üye
![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2010
Üye numarası: #506043 Yer: inde Olsam Tıkla'mazdım ;)
Mesaj sayısı: 180
Karma etkisi: 126
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 12400
|
teşekkrler paylaşım için...
|
|
|
|
|
|
#23 |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Dec 2010
Üye numarası: #511677 Yer: Ankara
Mesaj sayısı: 782
Karma etkisi: 1732
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 173099
|
bunu ben geçen gün paylaşacaktım elektriler gitti çok duygulanmıştım güzel paylaşım...
|
|
|
|
|
|
#24 | |
|
Cool Çırak
![]() Kayıt Tarihi: Dec 2010
Üye numarası: #515749
Mesaj sayısı: 29
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: -4019
|
ibretlik paylaşım kardeşim. artıladım.
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#25 |
|
Cool Üye
![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jan 2011
Üye numarası: #520699 Yer: istanbul
Mesaj sayısı: 119
Karma etkisi: 2
![]() Karma: 10
|
paylaşım içinn teşekkürler killed
saygılarımla |
|
|
|
|
|
#26 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Feb 2008
Üye numarası: #196073 Yer: LALELİ
Mesaj sayısı: 3,466
Karma etkisi: 46193
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 4618574
|
Hatırlar mısınız bilmem...
![]() Geçtiğimiz yıllarda 10 Kasım Atatürk'ü anma töreninde küçük bir kız çocuğu "Atatürk ölmüş" diye hüngür hüngür ağlıyordu ve anne babası da küçük kızı sakinleşsin diye "ama o bizim kalbimizde yaşıyor" diye avutmaya çalışıyorlardı. Ancak küçük kızı bir türlü sakinleştirememişlerdi. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=103381 Günlerce televizyon ekranlarında web sayfalarında konu olmuş, hepimiz duygulanmıştık. Aşağıdaki anekdotu okuyunca biran bu olayı anımsadım. Efendim olay otistik çocukların eğitildiği bir okulda geçiyor. Musa öğretmen çocuklara Atatürk´ü anlatırken "O ölmedi içimizde yaşıyor" diyor. Aradan bir süre geçiyor, küçük çocuğun ailesi öğretmene eskiden çok su içen çocuklarının artık su içmediğinden yakınarak, yardım talep ediyor. Musa öğretmen çocuğa neden su içmediğini soruyor. Çocuğun öğretmenine verdiği yanıt yeri göğü inletecek, gözyaşlarını suya - sele çevirecek bir yanıttır. Küçük çocuk "içinde yaşattığı Atatürk boğulmasın diye su içmemektedir. Öğrencisini gözyaşlarıyla bağrına basan Musa öğretmen; "İstediğin kadar su içebilirsin, Atatürk çok güzel yüzme biliyordu" deyince Hayat normale dönüyor ve küçük çocuk içinde özenle koruduğu Atatürk´ünün yüzme bildiğini öğrenince yeniden su içmeye başlıyor. Prof. Dr. Hüdaver COŞKUN |
|
|
|
|
|
#27 |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2005
Üye numarası: #39189 Yer: www.wardom.org/pcmavi
Mesaj sayısı: 1,290
Karma etkisi: 550
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 54221
|
|
|
|
|
|
|
#28 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Aug 2009
Üye numarası: #358720 Yer: imdeyim
Mesaj sayısı: 4,358
Karma etkisi: 26782
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 2677521
|
Daha önce verilmiş ama yinede paylaşımınızdan ötürü teşekkür ederim, şahsen ilk defa okudum böyle bir olayı.
|
|
|
|
|
|
#29 |
|
Moderator
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801 Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 4407476
|
Birleştirildi.
|
|
|
|
|
|
#30 |
|
Cool Üye
![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Sep 2011
Üye numarası: #560755 Yer: Eskişehir
Mesaj sayısı: 141
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: -15180
|
Su içmen şart değil. İçinde Su varsa sorun yoktur.
Hikakeyi çok beğendim. Koyu Bir Atatürk Hayranıyım ![]() |
|
|
|
![]() |
| Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
|
|
