Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL!


Karşı sistemi kendi makineniniz gibi kullandıran uzaktan yönetim programı.
  • Canlı ekran izleme,vnc ve mouse kontrolü
  • Antiviruslerce %100 tanınmaz, güncelleme garantili
  • Ortam sesi dinleme
  • Webcam izleme
  • Online/offline keylogger
  • Kopyala/Yapıştır, Clipboard Yöneticisi (Canlı)
  • Warlogger desteği
  • Çalıştırma,upload,download,yeniden adlandırma,silme,gizli çalıştırma,thumbnail görüntüleme(indirmeden dosya görme)
  • Registry yöneticisi (tam özellikli)
  • Msn şifrelerini ve geçmişteki tüm adresleri çıkartma
  • Firefox şifrelerini çözme
  • Görev yöneticisi, görev sonlandırma
  • Çalışan programları listeleme
  • Bağlı sistemlerin yaptığı işlemleri tek listede görme!
  • Binder / dosya birleştirici
  • Virus tipinde resource kullanmadan bindleme özelliği
  • Mp3,resim,jpeg,vs her türlü dosya ile birleşip,exploitler ile link üzerinden,htmlden yayılır
  • Keyloggerda dll kullanmadan system hooklarıyla loglama ve tabii dll kullanmadan kimse yapamıyorken %100 sisteme zarar vermeden stabil bütün dünya dillerinde loglama.
Sadece 690 TL! Satın almak için özel mesaj: m3hm3t


Ayrıca, iki farklı üst sürümü var:
Özel Trojan 990 TL: İstediğiniz isimle çalışıp, istediğiniz yere kopyalanır. Bu sayede geç yakalanır
ÖZEL TROJAN+: Görev yöneticisinde, başlangıçta, msconfig'de,hiç bir yerde görünmez; 1490 TL'dir!


Sürümler: 1200 TL: - Kimsenin bulamayacağı şekilde çalışır!> m3hm3t. 1750 TL: %100 gizlidir, bentrojanim.exe olarak çalışsa dahi hiç bir yerde görünmez.

Peygamberler Tarihi

NÜBÜVVET, NEBÎ ve RESÛL Nübüvvet; Akıl sahibi kulların üzerlerindeki dünya ve ahiret işleri hakkında Allah ile kulları arasında yapılan elçilik demektir. Nebî; kendisine melek tarafından vahiy veya kalbine ilham olunan,
Konu NeCoLaS tarafından açılmış, 2960 kişi tarafından görüntülenip, 68 yanıt almış.

Wardom.Com.TR bir bilgisayar güvenliği sitesidir; hack konuları bilgisayar güvenliğinin ve bilgisinin uç noktaları olduğundan dolayı, kullanıcıları bu konularda bilgilendirmek ve güvenliklerini arttırmak için yazılmaktadır.


Geri Dön   Wardom.Com.TR > Milli ve Dini Unsurlar > Dini Unsurlar > Peygamberler, Evliyalar ve Sahabeler
Üye Ol Sözlük Üye Listesi Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Konu Başlıkları: peygamberler tarihi
Üye Olmadan Yorum Yazmak İçin Tıklayın!
Peygamberler Tarihi konusundaki toplam yorum: 68, okunma sayısı: 2960.
 
Eski 23-02-2010, 06:53   #1
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow Peygamberler Tarihi

NÜBÜVVET, NEBÎ ve RESÛL


Nübüvvet; Akıl sahibi kulların üzerlerindeki dünya ve ahiret işleri hakkında Allah ile kulları arasında yapılan elçilik demektir.
Nebî; kendisine melek tarafından vahiy veya kalbine ilham olunan, ya da salih rüya ile uyarılan zât demektir.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477
Resûl ise, resûl olması haysiyetiyle, nübüvvet vahyinin fevkinde özel bir vahiy ile üstün kılınmış olan ve kendisine Cebrail Aleyhisselamın Allah tarafından özel olarak indirdiği Kitab ile vahyetmiş olduğu, Yüce Allah'ın hükümlerini halka tebliğ etmek üzere gönderdiği kâmil insan demektir.
Bunun için, "Her resûl nebîdir, fakat her nebî resûl değildir" denilmiştir.


NEBÎLİK VE RESÛLLÜĞÜN ALLAH VERGİSİ OLUŞU

Nebîlik ve resûllük Allah vergisi olup, bunu Yüce Allah'ın kullarından dilediğine ve lâyık olanına verdiği de, Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle açıklanır:
"Bir vahy ile veya bir perde arkasından, yahut bir elçi (melek) gönderip de Kendi izniyle dileyeceğini vahyetmesi olmaksızın, Allah'ın hiçbir beşere kelam söylemesi vâki olmamıştır.
Şüphesiz ki, O, çok Yücedir, mutlak hüküm ve hikmet sahibidir.
İşte, Biz, sana da böylece emrimizden bir Ruh (Kur'ân)'ı vahyettik.
Halbuki (bundan önce) sen 'Kitab nedir? İman nedir?' bilmezdin.
Fakat, Biz, onu bir Nur yaptık.
Bununla, kullarımızdan kimi dilersek ona hidayet veririz.
Şüphesiz ki, sen muhakkak doğru bir yolun rehberliğini yapıyorsun."
O (Allah), ümmîler (Araplar) içinde kendilerinden (onlara) bir resûl gönderendir ki, (o resûl) onlara (Allah'ın) âyetlerini okur, onları temizler, onlara Kitabı, hikmeti öğretir.
Halbuki, onlar daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler."
"Bu (peygamberlik), Allah'ın kimi dilerse ona vereceği bir fadl'dır.
Allah, büyük fadl (kerem) sahibidir."
"Allah, risâletini (elçiliğini) nereye vereceğini çok iyi bilendir."



PEYGAMBERLERİN SIFAT VE FAZİLETLERİNDEN BAZILARI

Bütün peygamberler (salât ü selam olsun onlara), ancak erkekler arasından seçilip gönderilmişlerdir (Nahl: 43, Enbiyâ: 7). Babaları ve dinleri bir kardeş olup, küçük, büyük günahlardan, küfürden uzaktırlar.
Ancak, onların bazısından makamlarına göre kusur sayılabilecek bazı davranış ve sürçmeler vuku bulabilir.
Peygamberler, en emîn,
Allah'ın emir ve nehiylerini insanlara hiç eksiltmeden, arttırmadan ulaştıran,
Elçilik vazifesini yaparken, Allah'tan başka hiç kimseden korkmayan,
En doğru sözlü, en doğru özlü,
Kısa akıllılıktan,
Yanılgıdan uzak,
İnsanların bilmedikleri, bilemeyecekleri şeyleri Allah'tan telakkî eyledikleri vahy ile bilen, bildiren,
İnsanlara Allah'ın âyetlerini okuyan, Kitab ve hikmeti öğreten, onları maddî ve manevî kirlerden temizleyen,
İnsanları doğru yola öğütleyen ve onların esirgenmelerini dileyen,
Mükâfatlarını dünyada insanlardan değil, ahirette Rabbü'l-âlemîn'den alacaklarını açıklayan Allah elçileridir.
Peygamberlerin Yüce Allah'ın izniyle mucizeler göstermeleri gerçektir ve göstermişlerdir (İmam-ı Âzam, Fıkh-ı Ekber, s. 16).
Muhammed Aleyhisselama ise, devamlı mucize olarak Kur'ân-ı Kerîm vahyedilmek suretiyle verilmiş olduğundan, kendisi Kıyâmet günü peygamberlerin en çok ümmetlisi olacaktır.

Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal

Düzenleyen NeCoLaS : 23-02-2010 at 07:46.
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Görüntülediğiniz konu içerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Wardom Internet Adresimizde 5651 Sayılı Kanunun 8. Maddesine ve T.C.Knın 125. Maddesine göre yayınlanmakta olup içeriğinden yazarı sorumludur. Bu konu hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için webmaster \@wardom.org adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) gün içerisinde Wardom yönetimi olarak tarafımızca gereken işlemler yapılacak ve avukatlarımız size dönüş yapacaktır.
Eski 23-02-2010, 08:13   #2
crowN
Forum Ustası
 
crowN's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Jul 2007
Üye numarası: #133762
Yer: izmir/bornova
Mesaj sayısı: 2,656
Karma etkisi: 7618 crowN seviye: 2000crowN seviye: 2000crowN seviye: 2000crowN seviye: 2000crowN seviye: 2000crowN seviye: 2000crowN seviye: 2000crowN seviye: 2000crowN seviye: 2000crowN seviye: 2000crowN seviye: 2000
Karma: 761100
1stClass Üye 

Tesekkurler herkesın ogrenmesı gereken bılgıler bunlar dınımızı ve peygamberımızı tanımamız gerek

Bazı ınsanlar kuran-ı kerıme ınanmasada onun gunumuze degıstırılıp geldıgıne ınansalarda elbet dogru yolu bulucaklardır

Temennım en kısa zamanda dogru yolu bulmalarıdır. Zararın neresınden donersen don kardır

crowN Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 23-02-2010, 19:46   #3
qabRieL
Forum Kalfası
 
Kayıt Tarihi: Jan 2010
Üye numarası: #417492
Yer: İzmir
Mesaj sayısı: 835
Karma etkisi: 3303 qabRieL seviye: 2000qabRieL seviye: 2000qabRieL seviye: 2000qabRieL seviye: 2000qabRieL seviye: 2000qabRieL seviye: 2000qabRieL seviye: 2000qabRieL seviye: 2000qabRieL seviye: 2000qabRieL seviye: 2000qabRieL seviye: 2000
Karma: 330059
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder

Ellerine sağlık teşekkürler.
qabRieL Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 23-02-2010, 19:48   #4
_Officer_
Daimi Üye
 
Kayıt Tarihi: Dec 2008
Üye numarası: #297363
Mesaj sayısı: 490
Karma etkisi: 4491 _Officer_ seviye: 2000_Officer_ seviye: 2000_Officer_ seviye: 2000_Officer_ seviye: 2000_Officer_ seviye: 2000_Officer_ seviye: 2000_Officer_ seviye: 2000_Officer_ seviye: 2000_Officer_ seviye: 2000_Officer_ seviye: 2000_Officer_ seviye: 2000
Karma: 448770
1stClass Üye 

emeğine sağlık teşekkürler +kk
_Officer_ Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 25-02-2010, 00:37   #5
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow

PEYGAMBERLERİN İLKİ VE SONUNCUSU, NEBÎ VE RESÛLLERİN SAYISI

İnsanlara gönderilen peygamberlerin ilki Âdem Aleyhisselam, sonuncusu da Muhammed Aleyhisselamdır.
Ashab-ı Kiramdan Ebu Zerri'l-Gıfârî der ki:
"Nebî Aleyhisselama:
'Yâ Rasûlallah! Nebîlerin evveli hangisidir?' diye sordum.
'Âdem'dir!' buyurdu.
'Yâ Rasûlallah! Nebîlerin sayısı kaçtır?' diye sordum.
'Yüzyirmi dört bindir' buyurdu.
'Yâ Rasûlallah! Onlardan kaçı resûldür?' diye sordum.
'Üçyüz onbeş kişilik bir cemaat!' buyurdu."

MUHAMMED ALEYHİSSELAMIN HEM NEBÎ, HEM RESÛL OLUŞU

Muhammed Aleyhisselam, hem nebî, hem resûl idi.
Bu gerçek Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle açıklanır:
"Muhammed adamlarınızdan hiçbirinin babası değildir.
Fakat, (O) Allah'ın resûlü ve nebîlerin sonuncusudur.
Allah herşeyi hakkıyla bilendir."
"De ki: Ey insanlar! Hiç şüphesiz, ben, göklerin ve yerin mülk (ve tasarrufu)na mâlik olan, Kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan, diriltmekte ve öldürmekte olan Allah'ın size, hepinize gönderdiği resûlüyüm!
O halde, Allah'a ve O'nun Ümmî Nebî olan Resûlüne ki, kendisi de O Allah'a ve O'nun sözlerine iman etmekte olandır iman ediniz! Ona tâbi olunuz ki, doğru yolu bulmuş olasınız!"
Sen, hiç şüphesiz, gönderilen (peygamber)lerdensin!"
"Ey Resûl! Sana indirileni tebliğ et!
Eğer yapmazsan, (Allah'ın) elçiliğini tebliğ (ve ifa) etmiş olmazsın! Allah seni insanlardan koruyacaktır.
Şüphesiz ki, Allah kâfirler gürûhunu muvaffak kılmaz."
Tarihî kaynaklara göre de; Cebrail Aleyhisselam, Muhammed Aleyhisselama ilk defa gelip Alâk sûresinin başından beş âyet vahyettikten sonra, gündüzün yerle gök arasını dolduran bir insan suretinde görünerek:
"Yâ Muhammed! Sen, Allah'ın Resûlüsün! Ben, Cebrail'im!" diye hitap etmiştir.
Ashab-ı Kiramdan Câbir b. Abdullah:
"Peygamber Aleyhisselam, özel olarak kendi kavmine, genel olarak da bütün insanlara gönderildi" demiştir.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477
Peygamberimiz Aleyhisselam da, peygamberliğini Abdulmuttalib oğullarına açıklarken:
"Ey Abdulmuttalib oğulları! Ben özel olarak size, genel olarak da bütün insanlara gönderildim!" buyurmuştur.

İNSANLARA GÖNDERİLEN HER PEYGAMBERİN İSİM VE KISSASININ BİLDİRİLMEDİ

Kur'ân-ı Kerîm'de isimleri anılan ve kıssaları az veya çok anlatılan peygamberler de vardır, isimleri anılmayan ve kıssaları anlatılmayan peygamberler de vardır.
Bu husus, Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle açıklanır:
"Andolsun ki; senden önce de, birçok resûller gönderdik.
Onların içinden, sana kıssalarını anlattıklarımız da vardır, sana bildirmediklerimiz de vardır."
Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 26-02-2010, 01:21   #6
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow

KUR'ÂN-I KERÎM'DE İSİMLERİ ANILAN VEYA KISSALARI ANLATILAN PEYGAMBERLER

1. Âdem Aleyhisselam,
2. İdris Aleyhisselam,
3. Nuh Aleyhisselam,
4. Hûd Aleyhisselam,
5. Sâlih Aleyhisselam,
6. İbrahim Aleyhisselam,
7. İsmail Aleyhisselam,
8. İshak Aleyhisselam,
9. Lût Aleyhisselam,
10. Yâkub Aleyhisselam,
11. Yûsuf Aleyhisselam,
12. Eyyûb Aleyhisselam,
13. Zülkifl Aleyhisselam,
14. Şuayb Aleyhisselam,
15. Musa Aleyhisselam,
16. Hârun Aleyhisselam,
17. İlyas Aleyhisselam,
18. Elyesa' Aleyhisselam,
19. Yûnus Aleyhisselam,
20. Dâvud Aleyhisselam,
21. Süleyman Aleyhisselam,
22. Lukman Aleyhisselam,
23. Uzeyr Aleyhisselam,
24. Zülkarneyn Aleyhisselam,
25. Zekeriyya Aleyhisselam,
26. Yahya Aleyhisselam,
27. İsa Aleyhisselam,
28. Muhammed Aleyhisselam.

Bu peygamberlerden, ilgili bahislerde görüleceği üzere, Lukman, Zülkarneyn Aleyhisselamlar gibi bazılarının peygamber mi, velî mi oldukları hakkında, bilginlerce görüş birliği sağlanamamıştır.

PEYGAMBERLERİN ÜSTÜNLERİ VE EN ÜSTÜNÜ

Peygamberlerin hepsi aynı derecede ve meziyette olmayıp, Yüce Allah onlardan kimine kiminden üstün meziyetler vermiş, birisi ile söyleşmiş, birisini de derecelerle yükseltmiştir. (Bakara: 253)

PEYGAMBERLERİN ULU'L-AZM OLANLARI VE ONLARIN SEYYİDİ

Peygamberlerin ulu'l-azmleri (Ahkâf: 35), rivayete göre:
1. Nuh,
2. İbrahim,
3. Musa,
4. İsa,
5. Muhammed Aleyhisselam olduğu gibi (Taberî, Tefsîr, c. 26, s. 37, Kurtubî, Tefsîr, c. 16, s. 220, Ebu'l-Fidâ, Tefsîr, c. 4, s. 172);
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477

Sahih bir hadis-i şerife göre de; peygamberlerin seyyidleri de, Nuh Aleyhisselam, İbrahim Aleyhisselam, Musa Aleyhisselam, İsa Aleyhisselam ve Muhammed Aleyhisselam olmak üzere beştir.

Muhammed Aleyhisselam ise, bu beşin seyyididir (Hâkim, Müstedrek, c. 2, s. 546).
Kıyâmet gününde de, Âdem oğullarının seyyidi odur (Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 5, Müslim, Sahîh, c. 4, s. 1782, Ebu Dâvûd, Sünen, c. 4, s. 218, Tirmizî, Sünen, c. 5, s. 587, İbn Mâce, Sünen, c. 2, s. 1440).

Öncekilerin ve sonrakilerin (Tirmizî, Sünen, c. 5, s. 588, Dârimî, Sünen, , c. 1, s. 30) en değerlisi o olduğu için (Tirmizî, Sünen, c. 5, s. 588, Dârimî, Sünen, c. 1, s. 30), Kıyamet gününde Hamd sancağı ona verilecek (Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 3, s. 144, Tirmizî, Sünen, c. 5, s. 587);

O gün, peygamberlerin imamı, hatibi ve şefaat sahibi o olacak (Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 5, s. 138, Tirmizî, c. 5, s. 586, İbn Mâce, c. 2, s. 1443);

Bütün peygamberler onun sancağı altında toplanacaktır (Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 281, Tirmizî, Sünen, c. 5, s. 587, Dârimî, Sünen, c. 1, s. 30).
Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 02-03-2010, 00:52   #7
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow

VAHY VE VAHY TARZLARI

Dil teriminde sür'atli işaret, kitabet, risâlet, ilham ve gizli kelâm.. gibi türlü mânâlara gelen vahy; din teriminde Yüce Allah'ın, dilediğini, peygamberlerine dilediği tarzlarla bildirmesidir.
Vahyin müteaddit tarzlarından birincisi; uykuda görülen ve görüldüğü gibi apaçık çıkan rüya tarzıdır.
Vahy; peygamberlere, uyanık iken geldiği gibi, uyurken, rüyada da gelirdi.
Peygamberlerin rüyaları vahiydir.
Nitekim, İbrahim Aleyhisselama, İsmail Aleyhisselam hakkındaki ilâhî emir, rüyasında verilmişti.
Peygamberlerin gözleri uyusa da, kalbleri uyumaz.
Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam, hadis-i şeriflerinde:
"Ey Âişe! Benim gözlerim uyur, kalbim uyumaz."
"Bana:
'Ey Muhammed! Gözlerin uyusun, kulağın işitsin, kalbin ezberlesin!' buyuruldu.
Gözlerim uyudu. Kalbim ezberledi. Kulağım da işitti" buyurmuşlardır.

RÜYA VE RÜYA ÇEŞİTLERİ

Uyuyanın uykusunda bazı şeyler görmesine, rüya ve hulm (düş) denir.
Fakat, rüyada görülen şeyler, daha çok hayır ve güzel şeyler üzerine olur. Hulmda ise, görülen şeyler, daha çok şer ve çirkin şeyler üzerine olur.
Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam, rüya ve hulm hakkında şöyle buyurmuşlardır:
"Salih rüya Allah'tandır, hulm ise şeytandandır."
"Zaman(ın sonu) yaklaşınca, Müslümanların rüyası hemen hemen yanlış çıkmayacaktır."
"Sizin en doğru rüya göreniniz, en doğru söyleyeninizdir."
Rüya üç çeşittir:
Yüce Allah tarafından (kuluna) müjde olan salih rüya,
"Şeytan tarafından korku, üzüntü veren rüya,
Kişinin kendi nefsinden kendisine telkin mahiyetinde vâki olan rüya."
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477
Şeytan Âdemoğullarına karşı beslediği şiddetli düşmanlık sebebiyle her zaman onlara sataşır, her yönden tuzaklar kurar, her yolla onların işlerini bozmak ister.
Gördükleri rüyalarını da ya içlerine yanlışlar karıştırarak, ya da onlardan gaflete düşürmek suretiyle örtüp, belirsiz ve yararsız hale getirir.


MÜBEŞŞİRÂT VE SALİH RÜYA

Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam:
"Risâlet de, nübüvvet de kesintiye uğramış, sona ermiştir.
Benden sonra (gelecek) ne resûl vardır, ne de nebî!" buyurmuş, bu ashaba çok ağır gelmişti.
Bunun üzerine, Peygamberimiz Aleyhisselam:
"Peygamberlikten birşey kalmamıştır! Ammâ, mübeşşirât vardır!" buyurdular.
"Yâ Rasûlallah! Mübeşşirât nedir?" diye sordular.
Peygamberimiz Aleyhisselam:
"Müslüman kişinin rüyasıdır!" Salih rüyadır!" buyurdu.
Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 02-03-2010, 16:27   #8
qabRieL
Forum Kalfası
 
Kayıt Tarihi: Jan 2010
Üye numarası: #417492
Yer: İzmir
Mesaj sayısı: 835
Karma etkisi: 3303 qabRieL seviye: 2000qabRieL seviye: 2000qabRieL seviye: 2000qabRieL seviye: 2000qabRieL seviye: 2000qabRieL seviye: 2000qabRieL seviye: 2000qabRieL seviye: 2000qabRieL seviye: 2000qabRieL seviye: 2000qabRieL seviye: 2000
Karma: 330059
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder

Sonradan eklediklerinde çok güzel Teşekkürler.
qabRieL Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 03-03-2010, 00:09   #9
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow

VAHY TARZLARINDAN 2-7'YE KADAR OLANLAR

Vahy tarzlarından ikincisi;


Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselamda olduğu gibi, vahyedilecek kelâmın melek görünmeksizin peygamberlerin kalbine ilka buyrulmasıdır. Yüce Allah Cebrail Aleyhisselamda ilâhî hitaba muhatap ve ilâhî emri tebliğe memur bulunduğu hakkında zarurî bir ilim yarattığı gibi, Peygamberimizin kalbinde de zarurî bir ilim yaratırdı da, Peygamberimiz kalbine ilka olunan şeyin mücerret bir ilhamdan ibaret bulunmadığını, Cebrail Aleyhisselamın Allah'tan getirdiği bir vahy olduğunu kesin olarak bilirdi.
Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam:
"Hiç şühhesiz, Rûhu'l-Kudüs (Cebrail Aleyhisselam) kalbime şunu ilka ve vahy etti ki:
Hiçbir nefis, eceli dolmadıkça, rızkını tamam olarak almadıkça ölmez!
Öyleyse, Allah'tan sakınınız da, onu güzel ve meşru yollardan arayınız!
Helâl olanı alınız! Haram olanı bırakınız! Rızık gecikirse, onu Allah'a mâsiyetle elde etmeye kalkışmayınız!
Çünkü, Allah katındaki şeye, Allah'a itaatin başkası ile nâil olunamaz!" hadis-i şeriflerinde olduğu gibi.


Vahy tarzlarından üçüncüsü;

Vahy meleğinin, insan suretine girerek, vahyedilecek şeyi bir insanın bir insana tevdi edişi gibi vahyedişidir.
"Yâ Rasûlallah! Vahy sana nasıl gelir?" diye sorulduğu zaman, Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam:
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477
"Bazı kere melek benim için insan suretine girer, benimle konuşur. Ben de onun söylediklerini iyice bellerim.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477
Bu, bana vahyin en kolay gelenidir" buyurmuşlardır.
Cebrail Aleyhisselam, Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselama, çok kere Ashabdan Dıhye b. Halîfe'nin suretinde gelirdi.
Ashab-ı Kiramın onu gördükleri olurdu.


Vahy tarzlarından dördüncüsü;

Vahyin dehşet saçan bir çan, çıngırak uğultusu gibi uğuldayarak gelişidir.
"Yâ Rasûlallah! Sana vahy nasıl gelir?" sorusuna, Peygamberimiz Aleyhisselamın verdikleri cevapta, vahyin bu tarzı şöyle açıklanmış;
"Vahy bazan bana çıngırak sesi gibi (müthiş bir madenî ses uğultusu ile) gelir ki, vahyin bana en ağır geleni de budur!
Vahy hali benden kalkınca, meleğin bana söylemiş olduğunu iyice bellemiş bulunurum!" buyurulmuştur.
İşitilen bu şiddetli ses, ya vahy meleğinin kendi sesi, ya da kanatlarının uğultusu idi. Bunun hikmeti de, vahyi telakki ve hıfz için Peygamberimizin kalbini toparlamak ve hazırlamak, kulaklarının ve kalbinin vahy meleğinin sesinden başkası ile meşgul olmasına meydan bırakmamak içindi.
"Yâ Rasûlallah! Vahyin gelişini sezer misin?" diye sorulduğu zaman, Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam:
"Evet! Sesi işitir ve susarım.
Bana hiçbir sefer (bu tarzda) vahyolunmamıştır ki, ruhumun alınıyor olduğunu sanmış bulunmayayım!" buyurmuştur.
Yüce Allah bir emri vahyetmek, vahy suretiyle dile getirmek istediği zaman, Allah'ın emrinin korkusundan, gökleri son derecede şiddetli bir titreme alır!
Göklerin halkı olan melekler de, İlâhî Kelâmı, düz ve sert bir kayaya çarpan demir zincir(in çıkardığı korkunç ses) gibi işitince, Allah'ın Kelâmına karşı duydukları derin haşyetten dolayı kanatlarını çırparlar, baygın düşüp secdeye kapanırlar!
Ayılıp secdeden başını ilk kaldıran, Cebrail Aleyhisselam olur.
Yüce Allah, ona vahylerinden dilediğini söyler.
Cebrail Aleyhisselam yanlarına gelinceye kadar, öteki melekler öylece baygın halde kalırlar.
Cebrail Aleyhisselam meleklere uğrar.
Her göğe uğradıkça, kalblerinden korku kaldırılan o gök halkı olan melekler, ona:
"Ey Cebrail! Rabbimiz ne buyurdu?" diye sorarlar.
Cebrail de:
"Hakkı buyurdu! En yüce, en büyük olan O'dur!" der.
Meleklerin hepsi de, Cebrail Aleyhisselamın söylediği gibi söylerler.
Vahyin bu tarzında, Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam beşeriyet sıfatından soyunup sıyrılıp melekiyet sıfatına bürünerek vahyi Cebrail Aleyhisselamdan alırdı ki; bu, vahyin en zor, en güç olanı idi.
Ashab-ı Kiramın görüp anlattıklarına göre; vahyin inişi sırasında Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselama ağır bir sıkıntı basar, yüzü gül gibi olur, gözlerini kapar, başını önüne eğerdi.
Yanında bulunanlar da, başlarını önlerine eğerlerdi.
Peygamberimiz Aleyhisselam o hallerinde çabuk çabuk nefes alırdı.
En soğuk günde bile, alnından inci taneleri gibi ter dökülürdü.
Vahy hali sona erinceye kadar, yanında bulunanlardan hiçbiri başlarını kaldırıp Peygamberimizin yüzüne bakmaya kâdir olamazlardı.
Vahyin ağırlığı veya hafifliği, inen sûrenin ağırlığı veya hafifliği ile orantılı bulunurdu.
Yani, inen vahy va'd ve tebşir mahiyetinde ise Cebrail Aleyhisselam beşer suretinde gelir, hitab ve telakki Peygamberimize bir güçlük vermezdi.
İnen vahy azab ve korkutmakla ilgili bulunduğu zaman, dehşet saçan bir çan, çıngırak uğultusuyla uğuldayarak gelirdi.
Deve üzerinde bulunduğu sırada da Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselama böyle vahy geldiği olur, devenin inen vahyin ağırlığına dayanamadığı, bacaklarının iki yana ayrıldığı, büküldüğü, kırılacak gibi olduğu, bazan da çöktüğü görülürdü.
Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 04-03-2010, 00:00   #10
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow

Vahy tarzlarından beşincisi;

Vahy meleği Cebrail Aleyhisselamın Yüce Allah tarafından yaratıldığı aslî hey'et ve surette görünerek Yüce Allah'ın dilediğini Peygamberimiz Aleyhisselama vahyedişidir.
Bu da iki kere vuku bulmuş, Peygamberimiz Aleyhisselam Cebrail Aleyhisselamı yaratıldığı aslî hey'et ve suret üzere altıyüz kanadıyla iki defa yerle gök arasını doldurur bir halde görmüştür.


Vahy tarzlarından altıncısı;

Yüce Allah'ın, Mirac gecesinde olduğu gibi, göklerin üstünde Peygamberimiz Aleyhisselama uyanık iken perde arkasından hitapta bulunması, ya da uyurken arada vahy meleği bulunmaksızın Peygamberimizle konuşmasıdır.


Vahy tarzlarından yedincisi de;

Yüce Allah'ın arada vahy meleği bulunmaksızın Peygamberimiz Aleyhisselama doğrudan doğruya hitap buyurmuş olmasıdır.
Peygamberimiz Aleyhisselamın bildirdiklerine göre; Mirac gecesinde Cebrail Aleyhisselam Peygamberimizi yukarı götüre götüre nihayet (kazâ ve kaderi yazan) kalemlerin cızırtılarını işitecek kadar yüksek bir yere çıkardı.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477
Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam orada Cennetten yemyeşil bir refref (ipek döşek)'in birden ufku kapladığını, doldurduğunu gördü.
Peygamberimiz onun üzerine oturdu.
Cebrail Aleyhisselam Peygamberimizden ayrıldı.
Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam, Azîz ve Cebbar (dilediğini yaptırmaya kâdir olan) Rabbine yükseltilip yaklaştırıldı.
Kendisinden, bütün sesler kesildi.
Yüce Rabbinin:
"Korkma yâ Muhammed! Yaklaş! Yaklaş!" buyurduğunu işitmeye başladı.
Nihayet, hiçbir kimsenin hiçbir zaman erişememiş olduğu yakınlık makamına, İlâhî Huzûra kabule, ilâhî ikram ve ihsana nâil oldu (Kadı Iyaz, Şifâ, c. 1, s. 163).
Rabbini gördü.
Yüce Allah, Mirac gecesinde, Peygamberimiz Aleyhisselama vahyetmek istediğini, istediği şekilde vahyetti.
Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 07-03-2010, 00:28   #11
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow

PEYGAMBERLERE İNDİRİLEN İLÂHÎ KİTAB VE SAHİFELER

Yüce Allah tarafından Peygamberlere indirilen yüzdört kitabdan dördü Tevrat, Zebûr, İncil ve Furkan (Kur'ân), yüzü de sahifeler halinde olup; dört büyük kitabdan Tevrat Musa Aleyhisselama, Zebûr Davud Aleyhisselama, İncil İsa Aleyhisselama, Furkan (Kur'ân) da Muhammed Aleyhisselama indirilmiştir (İbn Kuteybe, Maârif, s. 26).
Sahife halindeki kitablardan on sahifesi Âdem Aleyhisselama, elli sahifesi Şit Aleyhisselama, otuz sahifesi İdris Aleyhisselama, on sahifesi de İbrahim Aleyhisselama indirilmişti.
(Tevrat'tan önce Musa Aleyhisselama da on sahife indirilmişti. Musa Aleyhisselama ait bölüme bakınız.)


DİN VE MAHİYETİ

Din; dil teriminde, cezâ, İslâm, âdet, ibadet, tâat, inkıyad, hüküm, ferman, tevhid, millet, şeriat, verâ ve takvâ, hesap... gibi türlü mânâlara gelir.
Şeriat teriminde, din; Peygamberin Allah tarafından getirip tebliğ ettiği şeyleri kabule akıl sahiplerini davet eden İlâhî Kanundur.
Bu İlâhî Kanuna, uyulduğu için din denir.
Allah'ın açık ve geniş yolu olduğu,
Kullar bağlansınlar diye konulan hükümlerden ibaret bulunduğu için de şeriat denir.
Şeriata şeriat denilmesi, sıdk ve sadâkatle bağlananın hem susuzluğunu gidereceği, hem de günah kirlerinden arıtıp temizleyeceği içindir.
Dine millet denilmesi de; üzerinde toplanıldığı, yüründüğü içindir.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477
Din ve millet aslında bir olup, aralarındaki fark itibarîdir ve dinin Yüce Allah'a, milletin de peygambere nisbet edilmiş olmasından ibarettir. Din; iman, İslâm ve bütün şeriatları kaplayan umumî bir isimdir.


İMAN VE MÜ'MİN

İman; dil teriminde, bir kimseyi söylediği sözde tasdik edip doğrulamak, kendisine inanmak demektir.
Başka bir deyişle; iman, kalb ile tasdik etmektir.
Şeriat teriminde, iman; Yüce Allah katından getirdiği şeylerde peygamberi kalb ile tasdik ve dil ile ikrar etmek, beden ile de gereğini yerine getirmektir.
Mü'min; Allah'ı, Allah'ın Resûlünü ve onun Allah'tan getirdiği şeyleri tasdik eden kimse demektir.
Gök ve yer halkının imanı, inanılacak şeyler cihetinden, ne artar, ne de eksilir.
Fakat, iman, yakîn ve tasdik cihetinden, artar da, eksilir de.
Mü'minler imanda ve Allah'ı tevhid (bir tanıma) hususunda birbirlerine eşit, amellerde ise birbirlerinden farklıdırlar.
Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 07-03-2010, 16:14   #12
SPECİAL
Forum Kalfası
 
SPECİAL's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Jun 2009
Üye numarası: #342217
Mesaj sayısı: 772
Karma etkisi: 4729 SPECİAL seviye: 2000SPECİAL seviye: 2000SPECİAL seviye: 2000SPECİAL seviye: 2000SPECİAL seviye: 2000SPECİAL seviye: 2000SPECİAL seviye: 2000SPECİAL seviye: 2000SPECİAL seviye: 2000SPECİAL seviye: 2000SPECİAL seviye: 2000
Karma: 472656

Gerçekten böğle güzel payaşımlara her zaman muhtacız Allah böğle güzel paylaşım yapan kardeşlerimize yardım etsin emekleri inş. hiç bi zaman boşa gitmez saolasınız Arkadaşlar
SPECİAL Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 07-03-2010, 23:39   #13
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow

İMANIN ÇEŞİTLERİ

Beş türlü iman vardır:
1. Matbu iman,
2. Mâsum iman,
3. Makbul iman,
4. Mevkuf iman,
5. Merdud iman.
Matbu iman; meleklerin imanıdır.
Mâsum iman; peygamberlerin imanıdır.
Makbul iman; mü'minlerin imanıdır.
Mevkuf iman; bid'atçıların imanıdır.
Merdud iman; münafıkların imanıdır.
İman öyle bir nurdur ki, onun nuru insanın bütün âzâsına yayılmıştır.
Fakat, insanın âzâsından birisi kesilince, iman, parçalanmaz olduğu için, oradan kalbe gider.
İslâm; Allah'ı keyfiyetsiz olarak bilmektir.
Bunun yeri göğüstür.
İman; Allah'ı Allah'lığı ile bilmektir.
Bunun yeri yürektir.
Yürek de, göğsün içindedir.
Mârifet; Allah'ı sıfatları ile bilmektir.
Bunun yeri gönüldür.
Gönül de, kalbin içindedir.
Tevhid; Allah'ı Birliği ile bilmektir.
Bunun yeri, sırrdır.
Sırr da gönlün içindedir.
Bunlar, Nûr sûresinin Nûr âyetindeki Nûr temsilini andırır.
Bunlar dört gerdanlıktır ki, dördü de birbirinden ayrı gayrı değildirler. Hepsi birleşince, din olur.


KALB VE ÇEŞİTLERİ

Kalbin iki türlü mânâsı vardır.
Birisi; göğsün sol tarafında, sol memenin altına doğru konulmuş, çam kozalağı şeklini andırır cismanî bir et parçası olup, buna yürek denir.
Bunun içinde boşluklar vardır ve içi siyah kanla doludur.
Bu yürek ruhun kaynağıdır; hayvanlarda da, ölülerde de bulunur.
Kalbin ikincisi gönüldür ki, işte gözle görülmeyen ruhânî, rabbânî bir latîfe olan; cismânî kalb, yani yürek ile de alâkası bulunan ve insanın hakikatı olan; insanda anlayan, bilen, hitap edilen, cezalandırılan, azarlanan ve istenilen kalb budur.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477
Cismânî kalb ile, yürek ile alâkasını kavramakta halkın çoğunun akıllarını hayrette bırakan bu kalbin hakikatini araştırmak mükâşefe ilimlerine bağlı olup; bu da ruhun sırrını açıklamaya kalkışmak demek olacağından, Resûlullah Aleyhisselamın konuşmadığı ruh hakkında başkasının konuşmaya hakkı bulunmayacağı açıktır.
İnsanlarda dört çeşit kalb bulunur:
1. Ecred kalb,
2. Ağlet kalb,
3. Menkûs kalb,
4. Musaffah kalb.
Ecred, yani saf, parlak, kinsiz kalb mü'minlerin kalbidir ki, onda iman nuru güneş gibi parıldar.
Ağlet, yani kılıflı, kapalı, örtülü kalb kâfirlerin, münkirlerin kalbidir.
Menkûs, yani tersine çevrilmiş kalb münafıkların kalbidir ki, onlar gerçeği tanır, sonra da inkâr ederler.
Musaffah, yani ikiyüzlü kalb, içinde hem iman, hem de nifak bulunan kalbdir.
İman, böyle olan kalbde, temiz su ile yetişen ve gelişen sebzeye; nifak ise, kan ve irinle gelişen bir çıbana benzer ki, bunlardan hangisi diğerine galebe çalarsa, onu bastırır ve geriletir.
Nifak; iman dil ile açıklandığı halde, kalbde küfür ve inkârı gizlemektir.
Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 09-03-2010, 01:12   #14
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow

MÜ'MİN İLE MÜSLÜMAN ARASINDAKİ FARK

Her mü'min, Müslümandır.
Fakat, her Müslüman, mü'min değildir.
Çünkü, bir kimse mü'min olmadığı halde şehadet getirmek suretiyle kendisini Müslüman gösterebilir.
Ashab-ı Kiramdan Sa'd b. Ebi Vakkas:
"Yâ Rasûlallah! (Mü'minlere verilecek mallardan) filana verdin, filan kimseye ise vermedin.
Halbuki, o da mü'mindi?" dediği zaman, Peygamberimiz:
"Ona mü'min deme! Müslüman de!" buyurmuştur.
Kur'ân-ı Kerîm'de de, bu hususta şöyle buyurulur:
"Bedevîler, 'Biz iman ettik!' dediler.
Onlara de ki: Siz iman etmediniz amma, bâri 'Müslüman olduk!' deyiniz. İman henüz sizin kalblerinize girip yerleşmemiştir."


MÜNAFIKLIK, FÂSIKLIK VE KÂFİRLİK

Bir kimse dili ile şehadet getirir, bedeni ile amel eder de kalb ile tasdikte bulunmazsa, o, münafık olur.
Bir kimse dili ile tasdikte bulunur da bedeni ile amel etmezse, o da, fâsık olur.
Fısk; Yüce Allah'ın emrini terk ve O' na isyan etmek, doğru yoldan sapıp çıkmak demektir.
Hiç şehadet getirmeyen kimse ise, kâfir ve münkirdir.


ALLAH KATINDA MAKBUL DİN, BÜTÜN PEYGAMBERLERİN DİNİ

Kur'ân-ı Kerîm'de açıklandığına göre; Allah katında makbul din, İslâm dinidir."
İnsanların ilk zamanlardan beri tuttukları, bağlandıkları tek ve umumî din de İslâm dini, Tevhid dinidir.
Gelmiş geçmiş bütün peygamberler İslâm dininin esaslarını tebliğe çalışmışlar, bu dinde can vermiş, can vermeyi özlemişlerdir.
Âdem Aleyhisselamdan sonra Ebu'l-Beşer olan, başka bir deyişle, Tûfandan sonra "İkinci Âdem Baba" diye tanınan Nuh Aleyhisselam, Müslümandı.
Peygamberler atası İbrahim Aleyhisselam da, onun oğulları ve torunları da Müslüman idiler.
Yûsuf Aleyhisselam da, Allah'a:
"...Benim canımı Müslüman olarak al..." diye dua etmiştir.
Musa Aleyhisselamın Firavun'u davet ettiği din de İslâm dini idi.
Bunu hem Musa Aleyhisselam, hem Firavun'un iman ve ihtida eden sihirbazları ve hatta bizzat Firavun bile ikrar ve ifade etmiştir.
Musa Aleyhisselamdan sonra, İsrail oğullarına peygamber olarak gönderilen İsa Aleyhisselam da, Müslümanlık ve tevhid akidesini tebliğ etmiş;
"Şüphe yok ki, Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir.
Öyleyse, O'na ibadet ediniz!
İşte, doğru yol budur!" demiş;
Onlardan küfür ve inkâr taştığını hissedince de:
"Allah'a doğru giden yolda bana yardım edecekler kimdir?" dediği zaman, havârileri de:
"Biziz Allah'ın yardımcıları! Allah'a inandık. Sen de ey İsa! Şahit ol ki, biz muhakkak Müslümanlarız!" demişlerdir.
"(İnsanları) Allah'a (iman ve ibadete) davet edenden, kendisi de iyi amel (ve hareketler)de bulunandan ve 'Ben Müslümanlardanım' diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?" (Fussilet: 33)


TEVHİD AKİDESİ

İslâmiyette, herşeyden önce, Allah'ın varlığına ve birliğine iman etmek farzdır.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477
İslâm dininin bu tevhid akidesi, Allah'ın birliğine, O'ndan başka ibadet edilecek hiçbir mâbud bulunmadığına inanmak demektir ki; bu da, Kur'ân-ı Kerîm'de ve hadis-i şeriflerde "Lâ ilâhe illallâh=Allah'tan başka ilah yoktur" kelime-i tevhidi ile en özlü bir şekilde ifade buyurulmuştur.
Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 30-03-2010, 11:29   #15
NeCoLaS
Banned
 
Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929
Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0 NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000NeCoLaS seviye: 2000
Karma: 3370568
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder
Arrow

BÜTÜN PEYGAMBERLERİN ÜMMETLERİNE TEVHİD AKİDESİNİ TELKİNE ÇALIŞMALARI VE PEYGAMBERİMİZ MUHAMMED ALEYHİSSELAMIN VAZİFESİNİN ŞÜMÛL VE AZAMETİ

Bütün peygamberler ve özellikle:
İdris Aleyhisselam,
Nuh Aleyhisselam,
Hûd Aleyhisselam,
Sâlih Aleyhisselam,
İbrahim Aleyhisselam,
Şuayb Aleyhisselam,
Musa Aleyhisselam,
İlyas Aleyhisselam,
İsâ Aleyhisselam, gönderildikleri kavimleri putperestlikten kurtarmaya ve Bir Allah'a iman ve ibadet ettirmeye olanca çabalarını harcamışlar, hatta bu yolda can verenler bile olmuş, ne yazık ki, umulan mutlu sonuca ulaşılamamış;
Her yerinden küfür ve şirk fışkıran, dinî, ahlâkî, içtimâî bunalımlar ve bozukluklar içinde çalkalanan koskoca bir putperestlik dünyasıyla tek başına uğraşmak ve sonuç almak vazifesi, ahirzaman peygamberi Muhammed Aleyhisselama kalmıştır.
Muhammed Aleyhisselam; (merkezden muhîte doğru açılan dalga daireleri gibi) Mekke ve çevresinden başlayarak insanları Allah'ın doğru yoluna önce hikmet ve güzel öğütlerle davet etmek; (davetini kabul edenleri Cennet nimetleri ile) müjdelemek, (davetini kabul etmeyenleri Cehennem azabıyla) korkutup uyarmak; sonra da fitne ve fesat ortadan kalkıncaya, din tamamıyla Allah'ın oluncaya, İslâm dini bütün dinlere üstün gelinceye, Peygamberimiz Aleyhisselamın deyişi ile "İnsanlara Lâ ilâhe illallâh=Allah'tan başka ilah yoktur! Muhammedun resûlullah=Muhammed Allah'ın Resûlüdür!" dedirtinceye kadar savaşmak.. gibi çok ağır ve ağır olduğu kadar da şerefli bir vazifeyi yüklenmiştir.

GÖKLERLE YERİN VE ARALARINDAKİLERİN NASIL VE NİÇİN YARATILDIĞININ KUR'ÂN-I KERÎM'DE AÇIKLANIŞI

Onun (Allah'ın) emri, birşeyi dilediği zaman, ona 'Ol!' demesinden ibarettir ki, o da oluverir.
Allah, göklerle yeri, aralarında bulunan şeyleri; güneşi, ay ve yıldızları, hakkın ikâmesine sebep olmak, herkesin kazandığı ne ise kendilerine asla haksızlık edilmeksizin onunla mukabele edilmek üzere ve belli bir vade için yarattı.
Göklerle yer bitişik bir halde iken, Yüce Allah onları birbirinden ayırdı.
Gökleri yedi gök olarak tesviye ve tanzim ve her göğe de kendisine ait işi vahy etti.
Göklere ve yere, "İkiniz de, ister istemez, geliniz!" buyurdu.
Onlar da, "İsteye isteye geldik!" dediler.
Yüce Allah, güneşi ziyalı, ayı nurlu yaptı.
Kullar yılların sayısını ve hesabını bilsinler diye, ayın seyr ve hareketine muhtelif menziller tayin etti.
Nitekim, güneş Yüce Allah'ın takdiriyle kendi karargâhına doğru seyr ve cereyan eder durur.
Ay da, tayin edilen menzil menzil miktarlara göre hareket ederek eski hurma salkımının eğri çöpü gibi bir hale döner.
Ne güneş aya erişip çarpar, ne de gece gündüzü geçer.
Semâvî ecramdan hepsi de, ayrı ayrı birer felekte (yörüngede) yüzer dururlar.
Yüce Allah; insanlar rızıklarını kolayca elde etsinler, yılların sayısını, vakitlerini, hesabını bilsinler diye, her gün geceyi giderip yerine, eşyayı gösterici gündüzü getirir.
Geceyi içinde dinlensinler, gündüzü de işlerini görsünler diye yaratmıştır.
Yüce Allah; yeri de (insanların yerleşmelerine, gezip dolaşmalarına) elverişli bir halde yaptı.
Onda, üzerlerindekiler çalkalanmasın diye, sabit dağlar yarattı.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477
Yeri bir karargâh, göğü bir bina (kubbe) yaptı.
Gökten de yeteri kadar su indirip, onu yerde durdurdu.
Yere aşılayıcı rüzgârlar da gönderdi.
Orada, hikmet ve maslahata göre ölçülmüş, herşeyden, münasip nebatlar bitirdi.
Yerde birçok geçim sebepleri de yarattı.
Göklerde ne var, yerde ne varsa, hepsini (bir lutuf olarak) emrinize verdi.
Şüphe yok ki, bunda düşünecek bir kavim için ibretler vardır.
Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal
NeCoLaS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Üye Olmadan Yorum Yazmak İçin Tıklayın!
Konudaki toplam yorum: 68, okunma sayısı: 2960.
Cevapla

Etiketler
adem, ibrahim, nuh, peygamber, tarih




Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Forum Seç


Hacking ve Bilgisayar Güvenliği Öğrenmek İçin!

Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 09:24.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Wardom.org



İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Wardom Internet Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Wardom hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için webmaster \@wardom.org adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) gün içerisinde Wardom yönetimi olarak tarafımızca gereken işlemler yapılacak ve avukatlarımız size dönüş yapacaktır.


You Rated this Thread: