Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL!
Peygamberler TarihiNecolas bir soru sormak istiyorum kuran da 124 bin peygamber diye gecer fakat sayılı ısımlerın adı kuranda yer alır nedenını soylermısın bu konuda bılgın varsa tabı.. tskler konu ıcınde |
|
|||||||
Peygamberler Tarihi konusundaki toplam yorum: 68, okunma sayısı: 2961. |
|
|
|
|
#16 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Mar 2010
Üye numarası: #434452
Mesaj sayısı: 1,813
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 1534090
|
Necolas bir soru sormak istiyorum kuran da 124 bin peygamber diye gecer fakat sayılı ısımlerın adı kuranda yer alır nedenını soylermısın bu konuda bılgın varsa tabı.. tskler konu ıcınde
|
|
|
|
|
|
#17 |
|
Daimi Üye
![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2009
Üye numarası: #388365
Mesaj sayısı: 248
Karma etkisi: 44504
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 4450148
|
Necolas ;teşekkürler++
![]() |
|
|
|
|
|
#18 |
|
Forum Kalfası
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Apr 2005
Üye numarası: #14278
Mesaj sayısı: 905
Karma etkisi: 1333
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 132628
|
tskler guzel konular
+K |
|
|
|
|
|
#19 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
ÂDEM ALEYHİSSELAM ÂDEM ALEYHİSSELAMIN YARATILIŞI Yüce Allah, Âdem Aleyhisselamı yaratmak istediği zaman, yere: "Ben senden bir halk yaratacağım ki, onlardan bana itaat edenler de olacaktır, onlardan bana isyan edenler de olacaktır. Onlardan, bana itaat eden kimseyi Cennete koyacağım. Bana isyan eden kimseyi ise Cehenneme sokacağım!" diye vahyetti. Sonra da, Cebrail Aleyhisselamı, yerden bir avuç toprak, çamur getirmesi için gönderdi. Yer, Cebrail Aleyhisselama: "Ben senin benden birşey eksiltmenden, beni yaramaz hale getirmenden Allah'a sığınırım! Ben senin beni eksiltmeni istemiyorum! Çünkü, Allah benden bir halk yaratacak, bu halk da Allah'a asi olacak. Allah onlardan dolayı beni bir ceza ile cezalandırır!" dedi. Bunun üzerine, Cebrail Aleyhisselam ondan birşey almaksızın geri döndü. "Yâ Rab! Yer Sana sığınınca, onu sığındırdım. Onun üzerinde durmayı, kendisini zorlamayı uygun görmedim" dedi. Yüce Allah, bundan sonra, Mikâil Aleyhisselamı gönderdi. Yer ona da Cebrail Aleyhisselama söylediği gibi söyledi. Onun yapacağı şeyden dolayı da Allah'a sığındı. Mikâil Aleyhisselam da onu sığındırdı. Yer, böyle kendisinden birşey alınmasından Allah'a sığınınca, Mikâil Aleyhisselam ondan birşey almaksızın dönüp, Yüce Allah'a Cebrail Aleyhisselamın söylediği gibi söyledi. Bunun üzerine, Yüce Allah yere ölüm meleğini gönderdi. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Yer yine kendisinden alacağı şeyden dolayı Allah'a sığınınca, ölüm meleği: "Ben de, Allah'ın emrini yerine getirmemiş olarak dönmemden Allah'a sığınırım!" dedi. Yeryüzünden alacağını aldı ve tek yerden almadı. Kırmızı, beyaz ve siyah topraktan aldı ve karıştırdı. Böyle, yeryüzünden alınan topraktan yaratılmış olduğu için, Âdem Aleyhisselama "Âdem" ismi verilmiştir. Yüce Allah Âdem Aleyhisselamı yaratmaya başladığı zaman, melekler: "Allah, Yüce Rabbimiz varsın istediğini yaratsın. Allah bizden daha bilgili ve Kendisi katında bizden daha şerefli bir halk yaratmaz! Biz muhakkak o yaratılacak olandan daha bilgili ve ondan daha şerefliyizdir!" diyerek, aralarında gizlice konuştular (Taberî, Târîh, c. 1, s. 51). Yüce Allah Âdem Aleyhisselamın bedenini Cennette yaratarak onu dilediği kadar kendi halinde bıraktığı sırada, İblis onun çevresinde dolaşmaya başlayıp içinin boş ve kendisine malik olamayacak bir biçimde yaratılmış olduğunu gördü ve anladı da: "Ben bunu kolayca yenebilir, ona üstün gelebilirim!" dedi (Hâkim, Müstedrek, c. 2, s. 542, Deylemî, el-Firdevs, c. 3, s. 422). Melekler Âdem Aleyhisselamın Cennette yerde duran ruhsuz cesedini gördükleri zaman korktular. Onların arasında en çok korkan da, İblis (Şeytan) idi. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 İblis, cesedin yanından geçtikçe: "Sen muhakkak büyük bir iş için yaratılmışsındır!" derdi. Ayağıyla ona vurur ve vurdukça da ceset testi gibi ses çıkarırdı. "Herhalde sen böyle testi gibi seslenmek için değilsin! Muhakkak, yaratıldığın şey içinsin! Eğer ben senin üzerine musallat kılınacak, sataştırılacak olursam, muhakkak seni helâk edeceğim! Eğer sen benim üzerime musallat kılınacak olursan, sana isyan edeceğim!" derdi. İblis, meleklere de: "Bu size üstün tutulacak olursa, siz ne yaparsınız?" diye sordu. Melekler: "Biz Rabbimize itaat ederiz!" dediler. İblis ise, içinden: "Vallahi, bu bana üstün tutulacak olursa, ona isyan edeceğim!" dedi. Yüce Allah Âdem Aleyhisselama ruh üfürdüğü zaman, ruh onun cesedinin baş tarafından girdi ve cesedin her yerinde eseri ve kan meydana geldi. Âdem Aleyhisselam aksırınca, melekler Âdem Aleyhisselama: "Elhamdülillah (Hamdolsun Allah'a!) de!" dediler. Âdem Aleyhisselam da: "Elhamdülillah" dedi. Başka rivayete göre; Âdem Aleyhisselam aksırınca, hamdetmesini ona Yüce Allah ilham etti. Âdem Aleyhisselam da, Rabbine hamdetti. "Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn=Rabbi'l-âlemîn olan Allah'a hamdolsun" dedi. Yüce Allah da: "Rabbin sana rahmet etsin!" buyurdu. Yüce Allah: "Ey Âdem! Ben kimim?" diye sordu. Âdem Aleyhisselam: "Sen, senden başka ilah bulunmayan Allah'sın!" dedi. Yüce Allah: "Doğruyu söyledin!" buyurdu. Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#20 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
ÂDEM ALEYHİSSELAMIN YARATILDIĞI VE CENNETE KONULDUĞU GÜN Âdem Aleyhisselamın yaratıldığı ve Cennete konulduğu gün, Cuma günü idi. MELEKLERİN ÂDEM ALEYHİSSELAMA SECDE VE İBLİS'İN İMTİNA EDİŞİ Yüce Allah, Âdem Aleyhisselama secde etmelerini meleklere emretti. Meleklerin hepsi hemen secdeye kapandılar. İblis ise, secde etmeye yanaşmadı. Kendisinin nefsi ona kibir ve gurur telkin etti de, büyüklenmek istedi: "Ben ona secde etmem! Ben ondan daha hayırlıyım! Yaşça ondan daha büyüğüm. Yaratılışça da ondan daha güçlüyüm! Beni ateşten, onu ise çamurdan yarattı!" dedi. "Ateş topraktan daha güçlüdür! demek istedi. "Ben yeryüzünde halifelik vazifesinde çalıştırılmıştım. Ben kanatlıyım! Nur göğüslüklü ve kerâmet taçlıyımdır! Ben Senin yerinde ve göğünde Sana ibadet etmişimdir" dedi. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 İBLİS'İN ASLI, İYİ VE KÖTÜ TUTUMU İblis; cin aslındandı. Semada melekler yanında Allah'a öyle ibadete koyulmuştu ki, kullarından hiçbir kimse Allah'a onun gibi ibadet edememişti. Kendisinin Âdem Aleyhisselamın yaratılışına kadar böylece ibadet etmekten ayrılmamış olması, içinde taşıdığı kibir, gurur, azgınlık ve kıskançlık duygularını silemedi. Yüce Allah'ın Âdem Aleyhisselama sulbünden getireceği nebîler, resûller sebebiyle bahşettiği şerefi kıskandı da, Âdem Aleyhisselamın balçıktan, kendisinin ateşten yaratıldığına bakıp: "Ben ondan hayırlıyım! Ben bir çamur olarak yarattığın kişiye secde eder miyim hiç?" diyerek, kâfirliğini açığa vurdu. Yüce Allah'ın emrini dinlemedi. Âdem Aleyhisselama secde etmedi. Yüce Allah da, onu, isyanının cezası olarak, her hayırdan ümit kesmiş, taşlanmış bir şeytan yaptı! ÂDEM ALEYHİSSELAMIN BİLGİ VE KERÂMETÇE MELEKLERE ÜSTÜNLÜĞÜNÜN GÖSTERİLİŞİ Yüce Allah, melekleri Âdem Aleyhisselama secde ettirdikten sonra, ona herşeyin, hatta zürriyetinden geleceklerin isimlerine varıncaya kadar, bütün yaratıkların meleklerin bile isimlerini birer birer öğretti. Onları meleklere sorup bu husustaki aczlerini kendilerine itiraf ettirdikten sonra, Âdem Aleyhisselama emretti, onları meleklere birer birer haber verdirdi. Âdem Aleyhisselamın bilgice ve kerâmetçe, meleklere üstünlüğü böylece gösterilmiş ve anlatılmış, kendileri de bu hususta açıkladıkları, gizledikleri sözlerinden dolayı tevbeye sevkedilmiş oldu. Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#21 |
|
Daimi Üye
![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2009
Üye numarası: #391265
Mesaj sayısı: 183
Karma etkisi: 610
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 60785
|
ellerine sağlık cok güzel bir konu
|
|
|
|
|
|
#22 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
İNSANLIK TARİHİNDE İLK SELAMLAŞMA Yüce Allah, Âdem Aleyhisselama: "Haydi, şu melekler cemaatinin yanına git de, onlara 'Esselâmü aleyküm!' diyerek selam ver! Senin selamını onların nasıl karşılayacaklarına bak! Söylediklerine iyice kulak ver! Çünkü, o, hem senin, hem de senin zürriyetinin selamlaşmasıdır!" buyurdu. Âdem Aleyhisselam gidip meleklere: "Esselâmü aleyküm!" dedi. Melekler de: "Esselâmü aleyküm ve rahmetullah," Yahut: "Ve aleykesselâmü ve rahmetullah!" dediler. Selamlarına "rahmetullah" sözlerini eklediler. HAZRET-İ HAVVA'NIN YARATILIŞI Âdem Aleyhisselamın Cennette oturup konuşacak bir kimse ve kendisi ile sükûnet bulacağı bir zevce bulunmaksızın tek başına gezip dolaştığı sırada, Yüce Allah ona bir uyku verdi. Uyudu. Yüce Allah, ona bir elem duyurmadan sol eğe kemiklerinden birini alıp, yerine et doldurdu. Âdem Aleyhisselam daha uykudan uyanmadan, Hz. Havva'yı ondan yarattı. Âdem Aleyhisselam, uyanınca, başucunda bir kadının oturduğunu gördü. "Bir kadın ha!?" dedi ve ona: "Sen nesin? Sen kimsin?" diye sordu. Hz. Havva: "Bir kadın!" dedi. Âdem Aleyhisselam: "Sen ne için yaratıldın?" diye sordu. Hz. Havva: "Sen benimle sükûnet bulasın diye yaratıldım!" dedi. Melekler, Âdem Aleyhisselamın bilgisinin nerelere kadar ulaşabildiğini anlamak, ilmini sınamak için, Hz. Havva hakkında ona: "Bu, nedir?" diye sordular. Âdem Aleyhisselam: "Bir kadın!" dedi. Melekler: "Onun ismi nedir?" diye sordular. Âdem Aleyhisselam: "Havva'dır" dedi. Melekler: "Doğru söyledin!" dediler. "Ona ne için Havva ismi verildi?" diye sordular. Âdem Aleyhisselam: "Kendisi canlı birşeyden yaratıldığı için!" dedi. İbn Abbas'a göre; Hz. Havva'ya, her canlının anası olduğu için Havva ismi verilmiştir. Melekler: "O ne için yaratıldı?" diye sordular. Âdem Aleyhisselam: "O benimle sükûnet bulsun, ben de onunla sükûnet bulayım diye!" dedi. Yüce Allah, böylece, Hz. Havva'yı Âdem Aleyhisselama eş yaptı. Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam, bir hadis-i şeriflerinde: "Kadın, kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kaburganın en eğri yeri de, üst kısmıdır. Onu doğrultmaya kalkarsan, kırarsın! Hali üzere bırakırsan, eğrilikte devam eder. Kadınlar hakkında birbirinize hayır tavsiye ediniz!" buyurmuştur (Buhârî, Sahîh, c. 4, s. 103, Müslim, Sahîh, c. 2, s. 1091). Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#23 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
İLK EŞLERİN MUTLU CENNET YAŞANTILARI VE İBLİS'İN ONLARI CENNETTEN UZAKLAŞTIRMA TUZAĞINA DÜŞÜRÜŞÜ Yüce Allah; Âdem Aleyhisselamla Hz. Havva'nın Cennette yaşamalarına ve orada yaklaşmalarını yasakladığı bir tek ağaç dışında Cennet meyvelerinin hepsinden ve Cennetin her nimetinden bol bol yararlanmalarına müsaade etti. Ayrıca, İblis'in de kendilerine düşman olduğunu açıklayıp; "O, sakın sizi Cennetten çıkarmasın!" buyurarak uyardı. Âdem Aleyhisselam ile Hz. Havva'ya Cennetteki belli bir ağaçtan yararlanmalarının yasaklanması ise, kendileri için bir imtihan olup; bu da, hem kendileri, hem zürriyetleri hakkında yerine getirilecek ilâhî hükmün bir gereği idi. İblis, Âdem Aleyhisselamla Hz. Havva'yı tuzağa düşürme işine önce ağıtla başladı. Öyle bir ağıt ağladı ki, onları hüzün içinde bıraktı. Âdem Aleyhisselamla Hz. Havva, İblis'in ağıtını işittikleri zaman, ona: "Sen ne için ağlıyorsun?" diye sordular. İblis: "Sizin öleceğinize ve içinde bulunduğunuz şu nimet ve ikramlardan ayrılacağınıza ağlıyorum!" dedi. İblis'in bu sözü onların kalbine tasa düşürdü. Bundan sonra, İblis onların yanına tekrar geldi. Kendilerinin iyiliklerini istediğine yemin edip onları aldattı. Yasak ağacın meyvesinden yedirerek edep yerlerinin açılmasına, Cennetten çıkarılmalarına sebep oldu. Âdem Aleyhisselam kendilerine yasaklanan ağaçtan yemekten kaçınmış, Hz. Havva ise hemen varıp ondan yemiş, sonra da: "Ey Âdem! Sen de ye! Ben yedim, bana zarar vermedi" demişti (Taberî, Târîh, c. 1, s. 53). Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam: "Havva olmasaydı, kadın hiçbir zaman kocasına karşı emniyete aykırı davranışta bulunmaz, onu aldatmazdı!" (Buharî, Sahîh, c. 4, s. 103, Müslim, Sahîh, c. 2, s. 1092) hadis-i şerifleri ile belki de bu hadiseye işaret buyurmuşlardır. Âdem Aleyhisselam, daha önce, avret mahallini hiç görmemişti. Cennette avret mahalli açılınca, kaçmaya başladı. Kaçarken, bir ağaca takılıp kaldı. Ağaca: "Sal beni!" dedi. Ağaç: "Ben seni salıcı değilim!" dedi. O sırada, Rabbi: "Ey Âdem! Benden mi kaçıyorsun?" diye seslendi. Âdem Aleyhisselam: "Hayır! Kaçmıyorum yâ Rab! Fakat senden utanıyorum!" dedi. CENNETTEN YERYÜZÜNE İNDİRİLİŞ Yüce Allah, Âdem Aleyhisselama: "Sana Cennetten bol bol ihsanda bulunduğum ve oradan istediğin gibi yararlanmanı helâl kıldığım nimetler yetmedi mi ki, sana haram kılmış olduğum şeyden tattın?!" buyurdu. Âdem Aleyhisselam: "Evet, yâ Rab! Öyle oldu, fakat senin izzet sıfatına yemin ederim ki; ben bir kimsenin yalan yere Senin ismine yemin edebileceğini sanmıyordum" dedi. Şeytanın kendilerine ettiği yeminine aldanmış olduklarını söylemek istedi. Yüce Allah: "İzzet sıfatıma yemin ederim ki; Ben seni muhakkak yere indireceğim! Orada geçimini ancak zahmet ve meşakkatle sağlayacaksın!" buyurdu. Onlar, Cennette istedikleri yerden istedikleri gibi yiyip içerlerken, istedikleri gibi yiyip içemeyecekleri yere indirildiler. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Âdem Aleyhisselam Cennetten Cuma günü çıkarılıp yeryüzüne indirildi. Âdem Aleyhisselam Hindistan'a (Hâkim, Müstedrek, c. 2, s. 542), Hindistan'da Nevz veya Bevz dağına; Hz. Havva ise Cidde'ye indirilmiştir. Âdem Aleyhisselamın indirildiği dağın Hindistan'ın Serendib ceziresinde bulunduğu ve onun Bevz (Nevz) dağı olduğu da açıklanır. Yüce Allah, Âdem Aleyhisselamı cennetten çıkardığı zaman, ona Cennet meyvelerinden azıklık da ihsan etti ve herşeyi yapma sanatını da öğretti. Âdem Aleyhisselama örs, çekiç, kerpeten ve külünk gibi bazı âletler ile, kızıl tüylü bir öküz de verilmişti. Âdem Aleyhisselam çiftçi oldu. Ekin ekmesi kendisine emredildi. Âdem Aleyhisselam yeri alnının terini sile sile sürdü. Sonra ekini ekti, Sonra onu suladı. Biçme zamanı gelince, onu biçti. Sonra onları düvenle sürdü. Sonra rüzgârda savurup taneleri samanından ayırdı. Sonra taneleri öğütüp un yaptı. Sonra onu yoğurup hamur, hamuru da pişirip ekmek yaptı. Bu ekmeği, Allah'ın erişmesini dilediği zaman erişmedikçe, yiyip yutamadı. Âdem Aleyhisselama demircilik sanatı da öğretildi. Âdem Aleyhisselamın demirden ilk yapıp kullandığı şey, bıçak oldu. Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#24 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
ÂDEM ALEYHİSSELAMIN ÜÇ ŞEYDEN SEÇTİĞİ BİRİSİ İLE ÜÇÜNE BİRDEN SAHİP OLUŞU Cebrail Aleyhisselam, Âdem Aleyhisselamın yanına gelip: "Ben sana üç şey getirdim. Birisini seç al!" dedi. Âdem Aleyhisselam: "Ey Cebrail! Nedir onlar?" diye sordu. Cebrail Aleyhisselam: "Akıl, hayâ, din!" dedi. Âdem Aleyhisselam: "Aklı seçtim!" dedi. Cebrail Aleyhisselam, hayâ ile dine: "Aklı size tercih edip seçti. Siz dönüp gidiniz!" dedi. Onlar: "Biz, her nerede olursa olsun, akıl ile birlikte bulunmakla emrolunduk!" dediler, aklın yanından ayrılmadılar. ÂDEM ALEYHİSSELAMIN CENNETTE KALIŞ SÜRESİ Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Âdem Aleyhisselam Cennette, ikindi ile güneş batışı arasındaki süre kadar (Hâkim, Müstedrek, c. 2, s. 542) veya gündüzden bir saat, öğle ile ikindi arasındaki zaman kadar kalmıştı ki, bu saat dünya günlerinden yüzotuz yıla eşitti. AĞLAYIŞ, YALVARIŞ VE BAĞIŞLANIŞ Âdem Aleyhisselamla Hz. Havva, yitirmiş oldukları nimete ikiyüz yıl ağladılar. Deniliyor ki; bütün yeryüzü halkı ağlamış olsaydı, Dâvud Aleyhisselamın hata işlediği zaman döktüğü gözyaşına denk gelmezdi. Yeryüzü halkının gözyaşları ile Dâvud Aleyhisselamın döktüğü gözyaşı biraraya toplansaydı, Âdem Aleyhisselamın Cennetten yeryüzüne indirildiği zaman döktüğü gözyaşına denk gelmezdi. Âdem Aleyhisselam Cennette işlediği suçtan dolayı ağlamayı şiddetlendirdiği ve Yüce Allah'tan tevbesinin kabulünü ve yarlıganmasını dilediği, oturup elini alnına koyarak ağladığı sırada, Cebrail Aleyhisselam geldi, ona selam verdi. Onun ağladığına bakıp, kendisi de ağladı. "Ey Âdem! Nedir sana zahmet ve meşakkat veren bu belâ? Nedir bu ağlayış?" diye sordu. Âdem Aleyhisselam: "Ey Cebrail! Ben nasıl ağlamayayım ki, Yüce Allah beni sema melekûtundan yeryüzünün horluğuna, hakirliğine; Sürekli bir yurttan geçici ve göçülücü bir yurda; Bol nimet yurdundan yoksulluk ve mutsuzluk yurduna; Temelli bir yurttan temelsiz bir yurda geçirdi! Ey Cebrail! Ben bunu, bu musibeti nasıl düzeltebilirim?" dedi. Cebrail Aleyhisselam gidip Âdem Aleyhisselamın söylediklerini Rabbine haber verdi. Âdem Aleyhisselam: "Ey Rabbim! Sen beni Kendi Elinle yaratmadın mı?" dedi. Yüce Allah: "Evet!" buyurdu. Âdem Aleyhisselam: "Ey Rabbim! Sen bana ruhundan üfürmedin mi?" diye sordu. Yüce Allah: "Evet!" buyurdu. Âdem Aleyhisselam: "Ey Rabbim! Sen beni Cennetinde yerleştirmedin mi?" dedi. Yüce Allah: "Evet" buyurdu. Âdem Aleyhisselam: "Beni oradan ne için çıkardın?" dedi. Yüce Allah: "Emre itaatsizliğin yüzünden!" buyurdu. Âdem Aleyhisselam: "Ey Rabbim! Senin rahmetin gazabını geçmedi mi?" dedi. Yüce Allah: "Evet! Geçti!" buyurdu. Âdem Aleyhisselam: "Eğer ben tevbe eder ve düzelirsem, Sen beni Cennete döndürmeyi uygun görür müsün?" dedi. Yüce Allah: "Evet!" buyurdu ve: "Bana isyan etmeyeceksin diye sana emretmedim mi" diye sordu. Âdem Aleyhisselam: "Evet yâ Rab!" dedi. Yüce Allah: "İzzet ve celâl sıfatıma ve mekânımın yüceliğine andolsun ki; senin gibi yer dolusu Âdemler olup da bana asi olsalar, kendilerini asilerin menzillerine indiririm! Ey Âdem! Benim rahmetim gazabımı geçmiştir. Ben senin sesini, ağıtını işitmiş ve ağlamana acımış, kusurunu azaltmışımdır. Sen Bana yapacağın duada şöyle de: 'Allah'ım! Başka ilah yok, ancak Sen varsın! Allah'ım! Seni tesbih ve takdis ederim! Sana hamd ederim! Rabbim! Ben bir suç işledim ve kendime yazık ettim. Beni yarlıga! Tevbemi kabul et! Çünkü, tevbeleri en çok kabul eden ve en çok merhametli olan Sensin Sen! Çünkü, suçları en çok bağışlayan ve merhametli olan Sensin Sen! Çünkü, Sensin suç bağışlayanların en hayırlısı! Allah'ım! Başka ilah yok, ancak Sen varsın! Seni tesbih ve takdis ederim. Allah'ım! Sana hamd ederim. Rabbim! Ben bir suç işledim ve kendime yazık ettim. Bana merhamet et! Çünkü, merhametlilerin en merhametlisi Sensin Sen!' Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#25 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
ÂDEM ALEYHİSSELAMIN KÂBE'Yİ BİNA VE TAVAF EDİŞİ Âdem Aleyhisselamın uğradığı ağır ibtilâdan dolayı ağlamasının şiddetlenmesi ve meleklerin de onun ağlamasından ağlaşmaları ve tasasından tasalanmaları üzerine, Yüce Allah, Âdem Aleyhisselama: "Arş'ımın alt hizasında benim bir Harem'im (yasak bölgem) vardır. Sen hemen git de, orada benim için bir Beyt (Mâbed) yap! Meleklerimin Arş'ımı tavaf ettiklerini gördüğün gibi, sen de orayı tavaf et! Ve beni zikret! Orada, senin duanı ve tâatımda bulunan çocuklarının dualarını kabul edeceğim!" diye vahy ve Mekke'ye gitmesini ona emir buyurdu. Âdem Aleyhisselam: "Ey Rabbim! Bu, benim için nasıl mümkün olur? Ben buna ne güç yetirebilirim, ne de oraya varmaya yol bulabilirim?" dedi. Yüce Allah'ın gönderdiği bir melek, kılavuz olup onu Mekke'ye doğru götürdü. Giderken, yerler, uçsuz bucaksız çöller ve ovalar, onun için dürüldü. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Geçeceği her yer; çöl, çukurlar ister su, ister deniz çukurları olsun onun için dürülüp bir adımda atlanır, geçilir oldu. Mekke'ye varıncaya kadar, arzdan her nereye ayak bastı, her nerede konakladı ise, orası bir mâmure, bereketli bir yer oldu. Bir adımda geçtiği her yer ise, boş bir yer oldu. Âdem Aleyhisselam yolda ne zaman bir bahçeye rastlayıp bahçenin yeri hoşuna gitse, meleğe: "Bizi şuraya kondursan?" demekte; Melek de: "Senin konacağın yerin var!" diye cevap vermekte idi. Nihayet, Mekke'ye gelip eriştiler. Cebrail Aleyhisselam, kanadını yerin dibindeki berk ve sabit kesimine kadar daldırıp, Kâbe'nin temelini açtı. Melekler de, otuz kişinin kaldıramayacağı kadar ağır kayaları, temellere bıraktılar. Âdem Aleyhisselam, Kâbe'yi beş dağdan: 1) Tûr-i Sînâ, 2) Tûr-i Zeytûn (Zeyta), 3) Lübnan, 4) Cûdi, 5) Hirâ dağlarından getirilen taşlarla yaptı. Kâbe'nin yeryüzüne çıkıncaya kadar temellerini, Hirâ dağından getirilen taşlarla yaptı. Kâbe'nin yapısı işinden boşalınca, Âdem Aleyhisselamı Cebrail Aleyhisselam Arafat'a götürdü. Halkın bugün yapmakta oldukları hac amellerinin hepsini ona gösterdi. Âdem Aleyhisselam Hz. Havva'yı arıyor, Hz. Havva da Âdem Aleyhisselamı arıyordu. Nihayet, Arafat'ta buluştular, orada birbirlerini görüp tanıdılar. Müzdelife'de birleştiler ve bundan dolayı oralara Arafat, Cemi' ve Müzdelife isimleri verildi. Cebrail Aleyhisselamın İbrahim Aleyhisselama hac amellerini birer birer gösterip "Öğrendin mi?" diye tekrar tekrar sorduğu, onun da "Evet!" dediği ve bunun için Arafat'a Arafat denildiği de rivayet edilir. Cebrail Aleyhisselam Âdem Aleyhisselamı Mekke'ye getirdi. Âdem Aleyhisselam Kâbe'yi yedi kere tavaf etti. Âdem Aleyhisselam, Kâbe'yi yedi kere tavaf ettiği sırada veya Me'zemeyn'de meleklerle karşılaştı. Melekler, Âdem Aleyhisselamın haccını tebrik ettiler ve: "Biz bu Beyti senden iki bin yıl önce tavaf ve hacc etmişizdir" dediler. Âdem Aleyhisselam, onlara: "Siz tavaf ederken ne derdiniz?" diye sordu. Melekler: "'Sübhânallâhi velhamdu lillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber' derdik" dediler. Âdem Aleyhisselam, buna: "Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" cümlesini ekledi. Bunun üzerine, melekler tavafta bu cümleyi ekleyerek okumaya başladılar. Âdem Aleyhisselam, hac amellerini yerine getirdiği zaman: "Ey Rabbim! Her amel sahibi için bir ecir olur!?" dedi. Yüce Allah: "Ey Âdem! Senin de vardır. Ben seni affetmiş, yarlıgamışımdır. Senin zürriyetine gelince; onlardan, bu Beyte günahı ile gelen kimsenin de günahını affedeceğim!" buyurdu. Âdem Aleyhisselamın tevbesi bir Cuma günü kabul buyuruldu. Âdem Aleyhisselam, hacdan sonra, Hz. Havva ile birlikte Hindistan'a döndü. Gecelerinde ve gündüzlerinde içinde barınmak üzere, bir mağarayı barınak edindiler. Âdem Aleyhisselam, Hindistan'dan yaya olarak gelip, Kâbe'yi kırk veya yetmiş kere haccetti. Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#26 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
MEKKE HAREMİNİN SINIRI Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Rivayete göre; Âdem Aleyhisselam şeytanın şerrinden korkmaya başlayıp Allah'a sığınınca, Yüce Allah ona koruyucu melekler göndermiş ve bu melekler Mekke'yi her tarafından kuşatmışlardı. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Melekler Mekke'nin çevrelerinde nerelerde durmuşlarsa, oraları Mekke'nin Harem sınırı olmuştur. KUR'ÂN-I KERÎM'İN ÂDEM ALEYHİSSELAMLA İLGİLİ AÇIKLAMASI Âdem Aleyhisselam hakkında Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: "Muhakkak ki, İsa'nın hali de, Allah katında Âdem'in hali gibidir. (Allah) onu (Âdem'i) topraktan yarattı. Sonra, ona 'Ol!' dedi. O da, oluverdi." "Hani Rabbin meleklere: 'Muhakkak, Ben yeryüzünde (Benim emirlerimi tebliğ ve infaza memur) bir halîfe yaratacağım!' demişti. Onlar (melekler) de: 'Biz Seni hamdinle tesbih ve takdis edip dururken, orada bozgunculuk edecek, kanlar dökecek kimse mi yaratacaksın?!' demişlerdi. Allah (da): 'Sizin bilemeyeceğinizi, her halde, Ben bilirim!' buyurmuştu. Hatırla o vakti ki; Rabbin, meleklere: 'Ben,' demişti, 'kuru bir çamurdan, suretlenmiş bir balçıktan bir beşer yaratacağım! O halde, Ben onun yaratılışını bitirdiğim, ona ruhumdan üfürdüğüm zaman, siz hemen ona secdeye kapanınız. Hani meleklere: 'Âdem'e secde ediniz!' demiştik de, İblis'ten başkası, hemen secde etmişlerdi. Fakat, İblis, bu secde edenlerle beraber olmaktan kaçınarak, dayattı. Kibirlenmek istedi. (Zaten de) o, kâfirlerdendi. ...Cinden olduğu için, Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı... (Allah): 'Ey İblis! Sen ne diye secde edenlerle beraber olmadın? İki Elimle yarattığıma secde etmenden seni hangi şey men etti? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa, yücelerden mi oldun? Sana emrettiğim zaman, ona secde etmemeni gerektiren, seni secde etmekten men eden sebep ne idi?' diye sordu. (İblis): 'Ben kuru bir çamurdan, suretlenmiş bir balçıktan yarattığın beşer için secde edeyim diye (var) olmadım! Ben, ondan (Âdem'den) hayırlıyım. Çünkü, beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın! ... Ben bir çamur olarak yarattığın kişiye secde eder miyim hiç? Benden şerefli kıldığın bu (Âdem) de kim oluyormuş? Haber ver bana?' dedi. (Allah): 'Hemen in oradan! Artık senin orada kibirlenmen, kafa tutman sana yaraşmaz! Hemen çık git buradan! Çünkü sen artık kovulmuşsundur! Çünkü artık sen taşlanan (ilâhî rahmetten kovulan bir mel'un)sun. Hiç, şüphesiz, Ceza Gününe kadar lânet, lânetim, senin üstünde, tependedir!' buyurdu. (İblis): 'Ey Rabbim! Öyleyse, bana insanların tekrar diriltilecekleri, kabirlerinden kalkacakları, dirilip kaldırılacakları güne kadar bana mühlet ver!' dedi. 'Eğer beni Kıyâmet gününe kadar geciktirirsen, andolsun ki, onun (Âdem'in) zürriyetini birazı müstesna olmak üzere kendime bend ederim!' dedi. (Allah): 'Haydi, sen, mâlûm olan bir zamanın gününe kadar mühlet verilmişlerden, geciktirilenlerdensin. Git; artık, onlardan kim sana uyarsa, şüphesiz ki Cehennem hepinizin cezasıdır, tastamam bir ceza! Onların içinden, gücünün yettiği kimseleri, seninle yerinden oynat! Onlara karşı, süvarilerinle, piyadelerinle yaygara çıkar. Onların mallarına, evlatlarına ortak ol! Onlara va'd et! Şeytan onlara bir aldatıştan başka ne va'd eder ki? Benim gerçek kullarım (yok mu?) Senin onlar üzerinde hiçbir hâkimiyetin yoktur. (Onlara) Vekîl olarak Rabbin yeter!' buyurdu. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 (İblis): 'Ey Rabbim! (Madem ki) Sen beni azgınlığa mahkum ettin. Senin beni azdırdığın şeye (rahmetinden tard etmene) mukabil, ben de, andolsun ki, (onları saptırmak için) Senin doğru yolunda (pusu kurup) oturacağım! Andolsun ki; onların önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından kendilerine geleceğim (sataşacağım). Sen de, onların çoğunu şükredici (kimse)ler bulmayacaksın! Yine andolsun ki; yer(yüzün)de onlar(ın mâsiyetlerini) herhalde süsleyeceğim (kendilerine hoş göstereceğim). Senin izzetine (mutlak kudretine) and ederim ki; onların hepsini, toptan, muhakkak azdıracağım! Onlardan, ihlasa erdirilmiş kulların müstesna!' dedi. (Allah): 'İşte bu, doğrudur!' buyurdu. 'Ben şu hakikatı söyleyeyim: Andolsun ki; Ben de senden (senin cinsinden) ve onların (insanların) içinden sana uyanların hepsi ile Cehennemi dolduracağım! Benim (ihlaslı) kullarımın üzerinde senin hiçbir tahakkümün yoktur. Meğer ki, azıp sapanlardan sana uyanlar olsun. Hiç şüphesiz, onların topuna va'd olunan yer, Cehennemdir. Onun yedi kapısı, onlardan her kapının da (onlara) ayrılmış birer nasibi vardır.'" "Hani (Allah), Âdem'e bütün isimleri öğretmişti. Sonra, onları meleklere gösterip, 'Doğruculardan iseniz, bunları adları ile bana haber veriniz!' buyurmuştu. Onlar (melekler) de: 'Seni tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka, bizim hiçbir bilgimiz yoktur. (Herşeyi) hakkıyla bilen, hüküm ve hikmet sahibi olan, şüphesiz ki Sensin Sen!' demişlerdi. (Allah) 'Ey Âdem! Onları adları ile kendilerine haber ver!' buyurup da, o da onları isimleriyle söyleyiverince, (Allah): 'Size demedim mi ki, göklerin ve yerin gaybını hiç şüphesiz Ben bilirim! Neyi açıklarsanız, neyi de gizlemişseniz, Ben biliyorumdur' (buyurdu)." Yüce Allah Âdem Aleyhisselamı yarattıktan, ondan da, gönlü kendisine yatıp ısınsın diye zevcesini (Hz. Havva'yı) yarattıktan sonra, şöyle buyurdu: "'Ey Âdem! Sen zevcenle birlikte Cennette yerleş de, ikiniz de ondan (Cennetin yiyeceklerinden) dilediğiniz yerden bol bol yiyiniz! Ancak, şu ağaca yaklaşmayınız! Yoksa, ikiniz de kendilerine yazık etmişlerden olursunuz. Ey Âdem! Hiç şüphesiz, bu (İblis), senin de, zevcenin de düşmanıdır. Bundan dolayı, o, sakın sizi Cennetten çıkarmasın! Sonra, zahmete düşersin. Çünkü, senin acıkmaman, çıplak kalmaman, hep oradadır. Ve sen, hakikaten burada susamayacaksın. Güneş(in sıcağı altında)da da kalmayacaksın!' buyurdu." "Nihayet, şeytan onu fitledi: Ey Âdem! Seni ebedîlik ağacına, zeval bulmayacak bir devlete (ulaştırmaya) delâlet edeyim mi?' dedi. Onlardan, gizli bırakılmış o çirkin yerlerini kendilerine açıklamak (göstermek) için, ikisine de vesvese verdi: 'Rabbiniz size bu ağacı başka birşey için değil, ancak iki melek olacağınız, yahut (ölümden âzâde ve) ebedî kalıcılardan olacağınız için (yani, böyle olmayasınız diye) yasak etti!' dedi. Bir de, onlara: 'Şüphesiz ki, ben sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim!' diyerek yemin etti. İşte, böylece, ikisini de aldatarak (o ağaçtan yemeye) tenezzül ettirdi. (Onlar) ağacı(n meyvesini) tattıkları anda ise, o çirkin yerleri kendilerine açılıverdi ve üzerlerine Cennet yaprağından üstüste yamayıp örtmeye başladılar. Rableri de: 'Ben size bu ağacı yasak etmedim mi? 'Şeytan size, muhakkak, apaçık bir düşmandır!' demedim mi?' diye nidâ buyurdu. (Onlar): 'Ey Rabbimız! Kendimize yazık ettik. Eğer sen bizi bağışlamaz, bizi esirgemezsen, her halde (maddî-manevî en büyük) zarara uğrayanlardan olacağız!' dediler. Şeytan, böylece, onları(n ayağını) oradan kaydırıp içinde bulunduklarından (onun nimetlerinden) onları çıkarıvermiş (mahrum edivermiş)ti. Âdem, Rabbinden bazı kelimeler belleyip aldı (ona o kelimelerle yalvardı). O da, onun tevbesini kabul etti. Çünkü, tevbeyi en çok kabul eden, asıl esirgeyen O'dur. En sonra, Rabbi, (yine) onu seçti de, tevbesini kabul etti. Ona doğru yolu gösterdi. Ve şöyle buyurdu: 'Kiminiz kiminize düşman olarak, hepiniz oradan (Cennetten) ininiz! Yeryüzünde, sizin için, bir zamana kadar durak ve yararlanacak şey vardır. Orada yaşayacaksınız! Orada öleceksiniz! Yine, oradan (dirilip) çıkarılacaksınız! Artık ne zaman Benden size bir hidayet gelir de kim bu hidayetime uyarsa, o (dünyada) sapmaz, (ahirette de) mutsuz olmaz. Onlara hiçbir korku ve tehlike yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir. Kim de benim bu zikrimden yüz çevirirse, onun hakkı da, dar bir geçimdir ve Biz, onu Kıyâmet gününde kör olarak haşrederiz!' buyurdu." Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#27 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
ÂDEM ALEYHİSSELAMIN HZ. HAVVA'DAN DOĞAN ÇOCUKLARI Âdem Aleyhisselam, yüz yıldan sonra Hz. Havva'ya yaklaştı. İlk batında Kâbil ile kızkardeşi Lubud (Lübüz) ikiz olarak doğdu. İkinci batında Hâbil ile kızkardeşi Iklima doğdu. Yüce Allah; birinci batında doğanı ikinci batında doğanla; İkinci batında doğanı da birinci batında doğanla iki batın arasındaki evlenmede birbirine muhalefet korunmak suretiyle evlendirmesini Âdem Aleyhisselama emretti. Âdem Aleyhisselamın Hz. Havva'dan, her batında biri erkek diğeri kız olarak, yirmi batında ikiz kırk çocuğu doğdu. Bu batınlardan, bir erkek çocuk kendisiyle birlikte ikiz olarak doğmuş olup kendisine helâl olmayan kız dışında diğer batınlarda doğmuş bulunan istediği kızla evlenebilirdi. Bu da, o zaman Hz. Havva Anadan doğan öteki kızkardeşlerden başka kadın bulunmamış olmasından ileri geliyordu. Âdem Aleyhisselam, Hâbil'in ikiz kızkardeşiyle evlenmesini oğlu Kâbil'e; Kâbil'in kızkardeşiyle evlenmesini de oğlu Hâbil'e emretti. Hâbil, Kâbil'in kızkardeşiyle evlenmeye razı oldu. Kâbil ise, Hâbil'in kızkardeşiyle evlenmekten kaçındı ve kendi ikiz kızkardeşiyle evlenmeye özendi. Hâbil, Kâbil'e başvurup, kızkardeşini kendisiyle evlendirmesini istedi. Kâbil, Hâbil'in dileğini kabul etmedi ve: "O, benimle birlikte doğan kızkardeşimdir. Kendisi, senin kızkardeşinden daha güzeldir. Onunla evlenmeye ben senden daha lâyık ve müstahakım!" dedi. Gerçekten de, Kâbil'in kızkardeşi çok güzel, Hâbil'in kızkardeşi ise çirkindi. Âdem Aleyhisselam, Yüce Allah tarafından kendisine emrolunanı Hz. Havva'ya da haber verip: "Kâbil'e emret: Hâbil ile doğan kızla evlensin! Hâbil'e de emret: Kâbil ile doğan kızla evlensin!" dedi. Hz. Havva bunu oğullarına söyledi. Hâbil razı oldu. Kabil ise kızdı. "Bu, ancak, onun (Âdem Aleyhisselamın) reyidir! Hayır! Vallahi, Allah bunu hiçbir zaman emretmez!" dedi. Babasına da: "Ey Âdem! Bu, senin işlerindendir!" dedi. Âdem Aleyhisselam, Kâbil'e kızkardeşini Hâbil ile evlendirmesini emretti. Fakat Kâbil kabul etmeye yanaşmadı. Âdem Aleyhisselam: "O, sana helâl değildir!" dedi ve kızdı: "Gidiniz! İkiniz, Allah'a birer kurban takdim ediniz! Muhakeme olununuz! Hanginizin kurbanı kabul olursa, o, bununla evlenmeye diğerinden daha lâyık ve müstahak olur! Hanginiz onunla evlenmeye lâyık ise, Allah semadan bir ateş indirir, onun kurbanını yakar!" dedi. İkisi de bu teklifi kabul ettiler. Hâbil davar sahibi idi. Birçok davarı vardı. Kurban için, davarının süt ve kaymak gibi en nefis gıdasını hazırladı. Kâbil çiftçi idi. Kurban için, ekininin en kötüsü olanından aldı. Kurbanlarını yaklaştırmaları kendilerine emrolununca, davar sahibi, davarının en değerlisini, semizini ve güzelini gönlünden koparak takdim etmek; çiftçi olan ise, pek çok buğday başağı bulunduğu halde, elinde olanları ufalayıp yemiş halde, ancak bir avuç kötüsünü, karamuklusunu, hem de gönülsüz olarak takdim etmek üzere, Nevz dağına çıktılar. Âdem Aleyhisselam da yanlarında idi. Hâbil ile Kâbil kurbanlarını oraya koydular. Kâbil, Hâbil'e: "Ben senden büyüğüm! Ebeveynimin de vasîsiyim. O, benimle birlikte doğan kızkardeşimdir. Ben onunla evlenmeye senden daha lâyıkım!" diyerek övünüyordu. O zaman Hâbil yirmi yaşında, Kâbil de yirmibeş yaşında idi. Âdem Aleyhisselam Rabbine dua etti. Hâbil kalbinde Allah'ın takdirine rıza ve emrine boyun eğme duygusu taşımakta idi. Çünkü o temiz kalbli idi. Kâbil ise, içinden: "Benim kurbanım ister kabul olunsun, ister kabul olunmasın, umurumda değildir. Hâbil hiçbir zaman benim kızkardeşimle evlenemeyecektir!" dedi. O sırada, gökten bir ateş inip Hâbil'in kurbanını yaktı. Onun kurbanı kabul olundu. Kâbil'in kurbanı ise uzaklaştırıldı. Kabul olunmadı. Çünkü o temiz kalbli değildi. Dağdan indiler ve dağıldılar. Kâbil kurbanının Allah tarafından reddedilişine kızdı. Kalbindeki kıskançlığı ve azgınlığı kabardı. Hâbil, davarının başına gitmişti. Kâbil, onun yanına varıp: "Ben seni muhakkak öldüreceğim!" dedi. Hâbil: "Beni ne için öldüreceksin?" diye sordu. Kâbil: "Çünkü Allah senden kurbanını kabul etti. Benim kurbanımı kabul etmeyip bana geri çevirdi. Demek, sen benim güzel kızkardeşimle evleneceksin! Ben ise senin çirkin kızkardeşinle evleneceğim, hâ!? Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Sonra da, herkes senin benden daha hayırlı ve üstün olduğunu söyleyecektir hâ!? Bundan sonra da, senin çocukların benim çocuklarıma karşı övünecekler hâ!? Demek, sen halkın içine gideceksin. Onlar senin takdim ettiğin kurbanının kabul olunduğunu, benim kurbanımın ise geri çevirildiğini öğrenecekler hâ!? Hayır! Vallahi, halk ne beni, ne de seni, senin benden daha hayırlı olduğunu göremeyecektir! Ben seni muhakkak öldüreceğim!" dedi. Hâbil: "Benim günahım nedir? Allah ancak Kendisinden korkanların kurbanını kabul eder" dedi. Dağların başlarından aşağı kayıp Kâbil'in elinden kurtuldu ise de, Kâbil onu öldürmek için fırsat kollamaya devam etti. Hâbil'in günlerden bir gün dağda davarlarını otlattığı ve kendisi de orada yatıp uyuduğu sırada, Kâbil onun yanına vardı. Yerden kaldırıp başına vurduğu bir kaya parçasıyla Hâbil'i öldürdü. Kâbil, Hâbil'i akşamleyin öldürmüştü. Ertesi günü, sabahleyin, "Ne yapıyor?" diye ona bakmak için gitti. Hâbil yeryüzünde Âdem oğullarından ilk ölen kimse olduğu için, Kâbil onun ölüsüne ne yapacağını bilemiyordu. O sırada, Yüce Allah iki karga gönderdi. Onlar birbirleriyle kavga ettiler. Biri diğerini öldürdü. Sonra, gagası ve iki ayağı ile bir çukur kazıp öldürdüğü kargayı onun içine itip bıraktı ve üzerini toprakla örttü. Kâbil, onun yaptığını gördü. Kurban hadisesi ve sonucu, Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle açıklanır: "Onlara, Âdem'in iki oğlunun gerçek haberini oku! Hani onlar (Allah'a yaklaştıracak) birer kurban takdim etmişlerdi de, ikisinden birininki kabul olunmuş, diğerininki kabul olunmamıştı. O (evvelkisi, kardeşine): 'Seni elbette öldüreceğim!' demişti. (Beriki de, şöyle) söylemişti: 'Allah ancak (Kendisinden) korkanlar(ınkini) kabul eder. Andolsun ki; sen beni öldürmen için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmem için elimi sana uzatıcı değilim! Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım. Şüphesiz dilerim ki; sen kendi günahınla birlikte benim günahımı da yüklenesin de, o ateşin yârânından olasın! Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 İşte, zalimlerin cezası budur.' Nihayet, nefsi ona kardeşini öldürmeyi kolay göstermişti. O da, onu öldürmüştü. Bu yüzden, (maddî-manevî) ziyana uğrayanlardan olmuştu. Sonra, Allah bir karga gönderdi. O, eşiyordu ki, ona kardeşinin ölü cesedini nasıl örteceğini (gömeceğini) göstersin. 'Yazıklar olsun bana!' dedi. 'Ben şu karga gibi bile olup da kardeşimin cesedini örtmekten (gömmekten) âciz mi oldum?' Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Artık o (ettiğine) pişmanlığa düşenlerden olmuştu." Kâbil; kendisiyle birlikte doğan kızın elinden tutarak, Nevz dağından inip Yemen topraklarından Aden'e gitti. Âdem Aleyhisselam ile Hz. Havva, Hâbil için uzun zaman ağladılar. Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#28 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
KÂBİL'İN ÂKIBETİ Kâbil'in oğullarından, Kâbil'e rastlayıp da onu taşa tutmayan bir kimse yoktu. Kâbil'in âmâ olan oğlu bir gün Kâbil'in yanına kendi oğlu ile birlikte gelip, oğlu: "İşte bu, baban Kâbil!" deyince, âmâ, hemen bir taş atarak babası Kâbil'i öldürdü! Âmânın oğlu: "Babacığım! Sen babanı öldürdün!" dedi. Âmâ hemen elini kaldırıp oğluna bir şamar indirdi. O da öldü! Bunun üzerine, âmâ: "Yazıklar olsun bana! Attığım taşla babamı öldürdüm! İndirdiğim şamarla da oğlumu öldürdüm!" diyerek acındı. ÂDEM ALEYHİSSELAMIN İLK NEBÎ (PEYGAMBER) OLUŞU İnsanlara gönderilen peygamberlerin ilki, Âdem Aleyhisselamdır. Ashab-ı Kiramdan Ebu Zerri'l-Gıfârî der ki: "Nebî Aleyhisselama: 'Yâ Rasûlallah! Nebîlerin evveli, ilki hangisidir?' diye sordum. 'Âdem'dir!' buyurdu. 'O, nebî mi idi?' diye sordum. 'Evet! Mükellem (Allah'la konuşan) bir nebî idi' buyurdu." Âdem Aleyhisselam çocuklarına peygamber olarak gönderildi ve kendisine yirmibir sahife indirildi. Cebrail Aleyhisselam Âdem Aleyhisselama yazı yazmayı öğrettiği için, Âdem Aleyhisselam inen sahifeleri kendi elyazısı ile yazdı. Yüce Allah'ın Âdem Aleyhisselama indirdiği hükümler arasında, ölü hayvan eti, kan ve domuz eti de haram kılınmıştı. Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#29 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
PEYGAMBERİMİZİN MİRAC GECESİNDE BİRİNCİ KAT SEMADA ÂDEM ALEYHİSSELAMLA SELAMLAŞMASI Peygamberimiz Aleyhisselam, Mirac gecesinde Cebrail Aleyhisselamla dünya semasının üzerine çıktıkları zaman, orada oturan, sağında ve solunda birtakım karaltılar bulunan, sağına baktıkça gülen, soluna baktıkça da ağlayan bir zât ile karşılaşmışlardı. Cebrail Aleyhisselam, Peygamberimize: "Selam ver ona!" dedi. Peygamberimiz selam verdi. O da, Peygamberimizin selamına mukabele etti ve: "Hoşgeldin, safâ geldin salih peygamber! Salih oğlum!" dedi. Peygamberimiz, Cebrail Aleyhisselama: "Kim bu?" diye sordu. Cebrail Aleyhisselam: "Bu, atan Âdem (Aleyhisselam)dır! Sağında ve solunda olan şu karaltılar da, onun soyundan gelen çocuklarının ruhlarıdır! Onlardan, sağında olanlar Cennetlik; solunda olan karaltılar da Cehennemliktirler! Sağına bakınca güler, soluna bakınca da ağlar!" dedi. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#30 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
ÂDEM ALEYHİSSELAMA KIYÂMETE KADAR GELECEK ZÜRRİYETİNİN ARZEDİLİŞİ VE ONLARDAN VE PEYGAMBERLERDEN AHD Ü MÎSAK ALINIŞI Âdem Aleyhisselam; yaratıldığı veya semâda bulunduğu veya Cennetten yeryüzüne indirildiği ya da Mekke'de Arafat arkasındaki Na'man mevkiinde bulunduğu sırada, Yüce Allah onun sırtını sıvazladı da, sırtından Kıyâmete kadar yaratacağı zürriyetinin her canlı kişisi düştü. Sonra, onlardan her insanın iki gözü arasında nurdan bir parıltı yaratıp, onları Âdem Aleyhisselama arzetti. Âdem Aleyhisselam: "Ey Rabbim! Kim bunlar?" diye sordu. Yüce Allah: "Bunlar, senin zürriyetindir!" buyurdu. Âdem Aleyhisselam: "Yâ Rab! Şu, nurlar ile insanlara üstün geldiklerini gördüğüm kimlerdir?" diye sordu. Yüce Allah: Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 "Ey Âdem! Onlar, zürriyetinden gelecek peygamberlerdir!" buyurdu. Yüce Allah; Âdem Aleyhisselamın belinden bütün zürriyetini çıkarıp onları akıl sahibi yaptı da, kendilerine hitapta bulundu: İman ile emr ve imansızlıktan nehy etti. Kendilerinden ahd ve mîsak aldı ve onları kendilerine şahit tutup: "Kıyâmet günü 'Biz bunu bilmiyorduk!' demeyesiniz diye, size yedi kat gökleri şahit tuttum ve size babanız Âdem'i de şahit tuttum. Şunu iyi biliniz ki; Benden başka rab yoktur. Bana hiçbir şeyi ortak tutmayınız! Bu ahd ü mîsakımı size hatırlatacak peygamberlerimi de göndereceğim ve size kitablarımı da indireceğim! Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" buyurdu. "Evet! Sen bizim Rabbimizsin! Senin bizim Rabbimiz ve İlahımız olduğuna, bizim için Senden başka rab bulunmadığına şahit olduk!" dediler, ve bunu ikrar ettiler. Bu hadise Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle açıklanır: "Hani Rabbin Âdem oğullarından, onların sırtlarından (sulblerinden) zürriyetlerini çıkarıp kendilerini nefislerine şahit tutmuş: 'Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' (demişti). Onlar da: 'Evet! (Rabbimizsin!) Şahit olduk!' demişlerdi. (İşte bu şahitlendirme) Kıyâmet günü 'Bizim bundan haberimiz yoktu!' dememeniz içindi. Yahut: 'Daha önce ancak atalarımız şirk koşmuştu. Biz ise onların ardından (gelen) bir nesliz. Şimdi o bâtılı kuranların işlediği (günahlar) yüzünden bizi helâk mı edeceksin?' dememeniz içindi." Yüce Allah; ayrıca, bütün peygamberlerden de, risâlet ve nübüvvet mîsakı aldı. Bu da, Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle açıklanır: "Allah; (geçmiş) peygamberler(in)e 'Andolsun ki; size Kitab ve hikmet verdim. Sonra da, size, nezdinizdeki (o Kitab ve hikmeti) tasdik eden bir peygamber gelmiştir (gelecektir). Ona mutlaka iman ve kendisine herhalde yardım edeceksiniz' diye (ahd ve) mîsak aldığı zaman: 'İkrar ettiniz ve üzerinize bu ağır yükümü alıp kabul eylediniz mi?' buyurdu. Onlar (cevâben): 'İkrar ettik!' dediler. (Allah da): 'Öyleyse, birbirinize ve ümmetlerinize karşı, şahit olunuz! Ben de sizinle beraber (bu ikrarınıza) şahitlik edenlerdenim!' buyurdu." Kadı Iyaz'a göre; Yüce Allah bu mîsakı vahy ile almıştır. Hiçbir peygamber göndermemiştir ki, ona Muhammed Aleyhisselamı veya vasıflarını anmış ve ona eriştiğin takdirde kesin olarak iman edeceksin diye kendisinden ahd ve mîsak almış olmasın. Deniliyor ki; Yüce Allah, peygamberlerinden, bunu kendi kavimlerine de haber vermeleri ve onların kendilerinden sonra gelecek kavimlere de haber vermeleri hususunda dahi kesin söz almıştır. Hz. Ali de demiştir ki: "Yüce Allah, Âdem Aleyhisselamdan ve ondan sonra gelen her peygamberden; Muhammed Aleyhisselam gönderildiği zaman kendileri sağ olurlarsa ona iman ve dinine yardım etmeleri ve aynı surette ümmetlerinden de kesin söz almaları hususunda kesin söz almıştır." Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| adem, ibrahim, nuh, peygamber, tarih |
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
|
|
