Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL!
Peygamberler TarihiÂDEM ALEYHİSSELAMA PEYGAMBER RESİMLERİNİN İNDİRİLİŞİ Yüce Allah, Âdem Aleyhisselamın dileği üzerine, zürriyetinden gelen (bazı) peygamberlerin suretlerini Cennet ipeklerinden kumaşlara çıkarttırıp Âdem Aleyhisselama indirmişti. Bunlar, Âdem Aleyhisselamın güneşin battığı yerin yanındaki |
|
|||||||
Peygamberler Tarihi konusundaki toplam yorum: 68, okunma sayısı: 2961. |
|
|
|
|
#31 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
ÂDEM ALEYHİSSELAMA PEYGAMBER RESİMLERİNİN İNDİRİLİŞİ Yüce Allah, Âdem Aleyhisselamın dileği üzerine, zürriyetinden gelen (bazı) peygamberlerin suretlerini Cennet ipeklerinden kumaşlara çıkarttırıp Âdem Aleyhisselama indirmişti. Bunlar, Âdem Aleyhisselamın güneşin battığı yerin yanındaki mahzeninde saklı bulunuyordu. Zülkarneyn Aleyhisselam onları mahzenden çıkarıp Danyal Aleyhisselama vermiş, Danyal Aleyhisselam da onları ipek kumaşlara geçirmiş, çizmişti. Âdem Aleyhisselamdan Muhammed Aleyhisselama kadar olan peygamberlerden bir kısmına ait bulunan bu resimler kraldan krala geçe geçe Kayser Herakliyus'a kadar gelip erişmiş, o da Hz. Ebu Bekir'in İstanbul'a giden elçilerine sandığından birer birer çıkarıp göstermiş, İslâm elçileri Peygamberimizin resmiyle karşılaşınca ağlamışlardır. ÂDEM ALEYHİSSELAMIN SAĞLIĞINDA GÖRDÜĞÜ OĞUL VE TORUNLARININ SAYISI VE VEFATI Âdem Aleyhisselam, Nevz dağında, oğulları ve oğullarının oğulları kırk bine doluncaya kadar yaşadı. Âdem Aleyhisselam, ölüm döşeğine düştüğü zaman, oğullarına: "Oğulcuklarım! Ben Cennet meyvelerinden yemeyi özlüyorum!" dedi. Oğulları, onu babaları için aramaya, elde etmeye gittiler. Meleklerle karşılaştılar. Meleklerin yanlarında, Âdem Aleyhisselam için, kefen ve koku ile kazma, kürek ve zenbil vardı. Melekler: "Ey Âdem oğulları! Nereye gidiyorsunuz ve ne aramak istiyorsunuz?" diye sordular. Onlar da: "Babamız hastadır. Cennet meyvelerinden yemeği arzuluyor. Onu toplamak için, bizi gönderdi" dediler. Melekler: "Geri dönünüz! Babanızın eceli geldi!" dediler. Âdem Aleyhisselamın oğulları, meleklerle birlikte geri döndüler. Melekler Âdem Aleyhisselamın yanına girince, Hz. Havva korktu ve Âdem Aleyhisselama yapıştı. Âdem Aleyhisselam, ona: "Sen, Yüce Rabbimin melekleri ile benim aramdan çekil!" dedi. Bunun üzerine, melekler Âdem Aleyhisselamın ruhunu kabzettiler. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Sonra, onu yıkadılar, kefenlediler, kokuladılar. Kabrini kazdılar. Meleklerden birisi öne geçti. Öteki melekler de onun arkasına durdular. Âdem Aleyhisselamın oğulları da, onların arkasında sıralandılar. Cenaze namazını kıldılar. Melekler kabrin içine girip Âdem Aleyhisselamı kabre indirdiler. Üzerini kerpiçle kapattılar. Kabrin üzerine toprak çektikten sonra: "Ey Âdem oğulları! İşte, ölüleriniz hakkında tutacağınız yol budur!" dediler. Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#32 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
ÂDEM ALEYHİSSELAMIN VEFAT GÜNÜ, YAŞI VE KABRİ Âdem Aleyhisselamın vefat ettiği gün, Cuma günü idi. Ömrü de, bin yıldı. Selam olsun ona! Âdem Aleyhisselamın kabri hakkında müteaddit ve muhtelif rivayetler olup, bunlara göre: 1) Âdem Aleyhisselamın cesedi, Hindistan'ın Nevz dağındaki mağarada idi. 2) Âdem Aleyhisselamın cesedi, Mekke dağlarından Ebu Kubeys dağındaki Kenz mağarasında idi. 3) Âdem Aleyhisselamdan bir yıl sonra, Hz. Havva da, vefat edince, Kenz mağarasına gömülmüştü. 4) Sâm b. Nuh, Âdem Aleyhisselamın cesedini Mekke'deki Hayf Mescidinin yanına gömmüştü. 5) Nuh Aleyhisselam, hem Âdem Aleyhisselamın, hem Hz. Havva'nın Ebu Kubeys dağındaki Kenz mağarasından alıp tabut içinde gemide taşıdığı cesetlerini Tûfandan sonra eski yerlerine iade etmiştir. 6) Nuh Aleyhisselam, Âdem Aleyhisselamın gemide taşıdığı cesedini, gemiden indiği zaman götürüp Beytü'l-Makdis (Kudüs)'e gömmüştür. ÂDEM ALEYHİSSELAMIN ŞEKİL VE ŞEMÂİLİ Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Âdem Aleyhisselam; uzun hurma ağacı gibi upuzun boylu, kıvırcık ve çok saçlı, kırmızı benizli, büyük gözlü, kalın baldırlı, uzun boyunlu, yassı yağırnılı idi (Mîr Hâvend, Ravzatu's-safâ terceme, s. 111). Sakalsızdı. Âdem Aleyhisselamın başının saçı, iki bölük halinde örgülü idi. Kendisi, yaratıklar içinde en güzeli idi. Onun güzelliği, Yûsuf Aleyhisselamdan başka hiç kimsede toplanmamıştı. Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#33 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
GEREKLİ BİR AÇIKLAMA Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Âdem Aleyhisselamın Ebu'l-Beşer'liği Yüce Allah tarafından müteaddit sûre ve âyetlerde, insanlara "Ey Âdem oğulları!" diye hitab buyurulması ile, "Ey insanlar! Sizi bir tek candan yaratan, ondan da yine onun zevcesini vücuda getiren ve ikisinden de birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinize karşı gelmekten sakınınız!" "Ey Âdem oğulları! Şeytan, ana ve babanızı, fena yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak nasıl Cennetten çıkardı ise, sakın size de bir fitne yapmasın!" nassları ile sabit iken; Hatta, son nassa göre, yalnız Âdem Aleyhisselamın Ebu'l-Beşer'liğinin değil, zevcesinin de Ümmü'l-Beşer'liğinin kabul edilmesi gerekirken, Bazı ilim ve din adamlarının, Kur'ân-ı Kerîm'de Âdem Aleyhisselamın Ebu'l-Beşer olduğu hakkında açık ve kesin bir nass bulunmadığını ve hatta Âdem Aleyhisselamın insanların atası olduğu hakkındaki hadis-i şeriflerin bile bu husustaki âyetin tefsir ve izahı sayılamayacaklarını söyleyecek kadar ileri gitmelerine şaşmamak elde değildir! Halbuki; o hadis-i şeriflerde Kıyâmet gününde Mahşer halkının şefaat için Âdem Aleyhisselama başvurarak: "Ey Âdem! Sen, Ebu'l-Beşer'sin!" diye hitap edecekleri beyan edilmekte, Mekke'nin fethinde irad buyurulan hutbede de: "Bütün insanlar Âdem'dendir! Âdem de topraktandır, topraktan yaratılmıştır!" diye açıklanmış bulunmaktadır. Mübarek ağzından hak ve gerçek olandan başkası çıkmayan, kendi rey ve hevâsından söz söylemeyen Peygamberimiz Aleyhisselamın konumuzdaki açık ve kesin beyanlarını bir yana itebilmek cesaretini kendimizde nasıl bulabiliyoruz bilmem? Cenab-ı Hak hepimizi affetsin! Kendilerinden hiç beklenmeyen bazı zâtların kitaplarında görülen ve insanın maymun cinsinden tekâmül ederek meydana geldiğini açıklayan ve binnetice, Âdem Aleyhisselamın Ebu'l-Beşer'liğini inkâra varan sözleri karşısındaki hayretimiz de, evvelkisinden aşağı değildir. Bir hadis-i şerifte Âdem Aleyhisselamın kendisine mahsus olan suret üzere yaratılmış olduğu açıklandığı gibi; Kur'ân-ı Kerîm'de de insanların, Yüce Allah'a ibadet etmek üzere yaratıldıkları açıklanmıştır. Yüce Allah; insanları yaratmaya da Âdem Aleyhisselamın yaratılışıyla başlayacağını beyan ederek meleklere: "Ben yeryüzünde bir halîfe yaratacağım!" buyurduğu zaman, melekler: "Biz Seni hamdinle tesbih ve takdis edip dururken, orada bozgunculuk edecek, kanlar dökecek kimse mi yaratacaksın?!" demişler, Yüce Allah da: "Sizin bilemeyeceğiniz şeyleri Ben bilirim!" buyurmuş; Âdem Aleyhisselama tüm esmâyı öğretmiş, sonra onları meleklere gösterip: "Doğrucular iseniz, bunları, isimleriyle, haydi bana haber veriniz!" buyurmuş; Melekler de: "Seni tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka, bizim hiçbir bilgimiz yok! Herşeyi hakkıyla bilen ve her yaptığını yerli yerince yapan Sensin Sen!" demişlerdir. Bunun üzerine, Yüce Allah: "Ey Âdem! Onları isimleriyle kendilerine haber ver!" buyurup, o da onları isimleriyle söyleyivermişti. Yüce Allah, Âdem Aleyhisselamı yaratmadan önce, onu bir beşer, bir insan olarak yaratacağını da açıklamış; "An o vakti ki; Rabbin, meleklere: Ben kuru bir çamurdan, suretlenmiş bir balçıktan bir beşer yaratacağım! O halde, Ben onun yaratılışını bitirdiğim, ona ruhumdan üfürdüğüm zaman, siz, derhal onun için secdeye kapanınız!" buyurmuş; Bunun üzerine, meleklerin hepsi toptan secde etmiştir. Yaratılış bitirilip ruh üfürülür üfürülmez, melekler, herhangi bir yaratığa değil, kendisine Yüce Allah tarafından herşeyin ismi öğretilen Âdem Aleyhisselama secde etmişlerdir. Yüce Allah, insanı, evvel ve âhir, insan olarak ve en güzel bir biçimde yarattığını açıkladığı gibi, hayvanları da hayvan olarak yarattığını açıklamış; "Allah her hayvanı sudan yarattı. İşte, bunlardan kimi karnı üstünde yürüyor, kimi iki ayağı üstünde yürüyor, kimi de dört ayağı üstünde yürüyor. Allah, ne dilerse, yaratır. Çünkü, Allah herşeye hakkıyla kâdirdir" buyurmuştur. Durum; ilk insan olan Âdem Aleyhisselam için olduğu kadar, onun zürriyeti bulunan bütün insanlar için de aynıdır. Nitekim, Yüce Allah, Âdem Aleyhisselamın bütün zürriyetini onlar daha dünyaya gelmeden önce onun belinden çıkarıp, kendilerine: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye hitapta bulunduğunu ve onların da: "Evet! Sen bizim Rabbimizsin!" ikrarında bulunduklarını açıklamıştır. Kur'ân-ı Kerîm'in Meryem sûresinde, insanlar arasından: Zekeriyya, Yahya, İsa, İbrahim, İshak, Yâkub, Musa, İsmail ve İdris Aleyhisselamlar anıldıktan sonra: "İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Âdem'in zürriyetinden, Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsmail'in neslinden hidayete erdirdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdendir..." buyurularak, insanların Âdem Aleyhisselamın zürriyetinden oldukları dolayısıyla açıklanmış bulunmaktadır. Bu ilâhî gerçekler görmezden gelinerek, Âdem Aleyhisselamın insanların atası olduğu hakkında Kur'ân-ı Kerîm'de açık ve kesin bir nass bulunmadığı veya insanların maymun cinsinden tekâmül ederek insan oldukları nasıl iddia edilebilir? Hayret! Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Kâinatta bir tekâmül ve gelişme bulunduğunda şüphe yoktur. Fakat, bu tekâmül; sanıldığı gibi, bir cinsten diğer bir cinse geçiş şeklinde değil, aynı cins dahilinde bir gelişme ve iyileşme mahiyetindedir. Bugüne kadar, hiçbir hayvan, zâhirî benzerliklerine rağmen, gelişerek, kendi cinsinden başka bir hayvan olmamış ve olmamaktadır. At, deve, eşek, maymun... ehlî vahşî, büyük küçük bütün hayvanlar, sayısız çeşitleriyle bütün kuşlar birbirlerine olanca benzerliklerine rağmen ancak kendi cinslerini devam ettirmişlerdir. Hiçbirinin kendi cinsinden başka bir cinse değiştiği görülmemiş ve görülmemektedir. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Bitkilerde de durum aynıdır. Hiçbir zaman, arpa ekilen yerden buğday veya yulaf biçilmemiş, buğday ekilen tarladan da pirinç elde edilmemiştir. Hülâsa; kâinatta her çekirdek, her tohum, ancak ve ancak kendi cinsinin, kendi nev'inin özelliğini taşımakta ve sürdürmektedir. Gerçek ve vâki olan budur. Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#34 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
ŞİT ALEYHİSSELAM ŞİT ALEYHİSSELAMIN SOYU Şit Aleyhisselamın babası Âdem Aleyhisselam, annesi de Hz. Havva'dır. ŞİT ALEYHİSSELAMIN DOĞUŞU Âdem Aleyhisselamın oğlu Kâbil, kardeşi Hâbil'i kıskanarak öldürdükten beş yıl sonra, Şit (Hîbetullah) Aleyhisselam doğdu. Cebrail Aleyhisselam, Hz. Havva'ya: "Allah bunu (Şit'i) sana Hâbil'in yerine verdi" dedi. "Hîbetullah"a Arapça'da Şes, Süryanice'de Şas, İbranice'de Şit denir. Şit Aleyhisselam doğunca, Âdem Aleyhisselam da: "Bu, Hîbetullah'tır (Allah'ın hîbesidir)" demiş ve Hâbil'den dolayı yemin etmiştir. ALINLARDAN ALINLARA GEÇEN PEYGAMBERLİK NURU Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Hz. Havva Şit'e hamile olunca alnında parıldamaya başlayan nur, Şit'i doğurduğu zaman, onun alnına geçmişti. Âdem Aleyhisselam, bundan, Şit'in kendisinden sonra yerini tutacağını anlamıştı. Şit Aleyhisselamın alnında parlayan peygamberlik nuru zevcesine, oğlu Enuş doğduğu zaman da Enuş'un alnına, ondan da oğlu Kaynan'ın alnına geçmiş, asırlar boyunca alından alına geçmiş durmuş ve nihayet Abdulmuttalib'den Abdullah'a, ondan da Muhammed Aleyhisselama geçip, son temelli sahibinde karar kılmıştır. Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#35 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
ŞİT ALEYHİSSELAMIN BAZI FAZİLETLERİ VE PEYGAMBERLİĞİ Şit Aleyhisselam; Âdem Aleyhisselamın oğullarının en ulusu, en üstünü, Âdem Aleyhisselama en sevgilisi ve ona en çok benzeyeni idi. Âdem Aleyhisselam, vefatından onbir gün önce, Şit Aleyhisselama: "Ey oğulcuğum! Sen, benden sonra, halifemsin!" diyerek vazifesini takvâ üzere yürütmesini tavsiye etti. Onu bir vasiyetnâme ile yerine vekil bıraktı. Bunu Kâbil'den ve Kâbil oğullarından gizli tutmasını ona emretti. Gece ve gündüz saatlerini ve her mahlukun Allah'a hangi saatlerde ne gibi ibadetler yaptıklarını bildirdi. Vuku bulacak Tûfan hakkında da bilgi verdi. Âdem Aleyhisselam; Kâbil oğullarının zina ve içkiye düştüklerini, bozulduklarını görünce de, Şit Aleyhisselamın oğullarına da, Kâbil oğulları ile evlilik bağlantısı kurmamalarını tavsiye etti. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Yüce Allah; Âdem Aleyhisselama yirmibir, Şit Aleyhisselama da yirmidokuz sahife indirip; Şit Aleyhisselamı bu elliyi bulan sahifelere göre hareket ve amel etmekle mükellef kıldı. Yüce Allah'ın A'lâ sûresinin onsekizinci âyetinde andığı Suhuf-u Ûlâ, Hîbetullah Şit b. Âdem Aleyhisselam ile İdris Aleyhisselama indirilmiş olan sahifelerdi. Peygamberlik, din, ibadet ve Yüce Allah'ın hak ve şeriatlarına göre hareket, Şit Aleyhisselamda ve oğullarında bulundu. Şit Aleyhisselamın yurdu dağın başında; Kâbil oğullarının yurdu ise vadinin altında idi. Şit Aleyhisselam Allah'ı takdis ve tenzihten geri durmaz; kavmine de, Allah'ın buyruklarını yerine getirmemekten sakınmalarını, Allah'ı her türlü noksan, eksik sıfatlardan uzak tutmalarını ve daima iyi işler işlemelerini emrederdi. Bunun için, Şit oğulları ve kadınları arasında ne düşmanlık, ne kıskançlık olur, ne kin tutulur, ne suçlama yapılır, ne yalan söylenir, ne de boş yere yemin edilirdi. Onlardan herhangi biri, yemin etmek istediği zaman, ancak: "Hâbil'in kanı üzerine yemin olsun ki!" derdi. Âdem Aleyhisselamdan sonra, oğullarından, Kâbe'nin onarımını ilk defa, taşla ve çamurla yapan da Şit Aleyhisselam idi. Şit Aleyhisselam; vefat edinceye kadar, Mekke'de kalmaktan, hac ve umre yapmaktan geri durmadı. Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#36 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
ŞİT ALEYHİSSELAMIN VEFATI Şit Aleyhisselam; vefat edeceği sırada yerine oğlu Enuş'u bırakıp, ona Âdem Aleyhisselamın tabut içindeki cesedini korumasını, Allah'ın buyruklarını yerine getirmemekten sakınmasını ve kavmine de bunu ve Allah'a güzelce ibadet etmelerini emretmesini emretti. Oğullarına bereket duası yaptı. Oturdukları mukaddes dağdan inmemeleri, çocuklarının da oradan inmelerine engel olmaları ve lânetlenmiş Kâbil'in çocukları ile düşüp kalkmamaları hakkında da, Hâbil'in kanı üzerine and verdi. Sonra, vefat etti. Ona ve gönderilen bütün peygamberlere selam olsun! Şit Aleyhisselam, vefat ettiği zaman, dokuzyüz oniki yaşında idi. İdris Aleyhisselam da, o zaman yirmi yaşında bulunuyordu. Şit Aleyhisselamın oğlu Enuş, babasının cesedini özel ağaç zamkı ile ve tarçın gibi kokan ağacın kokusu ile kokuladı. Şit Aleyhisselamın cenaze namazını oğulları, oğullarının oğulları ve kızları ve kızlarının oğulları gelip kıldılar. Âdem Aleyhisselamın oğullarından, Şit Aleyhisselamdan başkasının nesli devam etmeyip kesilmiş; Şit Aleyhisselam, böylece, Ebu'l-Beşer olan Âdem Aleyhisselamla birlikte, bütün insanların soylarının varıp dayandığı soy direği olmuştur. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Şit Aleyhisselamdan sonra, bütün Şit oğullarının nesepleri Şit Aleyhisselama ulaşmadığı gibi, İdris Aleyhisselama kadar da onlarda vahy ve peygamberlik de bulunmamıştır. Rivayete göre; Şit Aleyhisselam da, Mekke dağlarından Ebu Kubeys dağındaki mağaraya gömülen ebeveyninin yanına gömülmüştür. Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#37 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
ŞİT ALEYHİSSELAMLA İDRİS ALEYHİSSELAM ARASINDAKİ SOY DİREĞİ ATALAR Şit Aleyhisselamdan sonra, oğlu Enuş, babasının ve dedesinin vasiyetini korudu. Allah'a en güzel şekilde ibadet etti. Kavmine de, Allah'a en güzel şekilde ibadet etmelerini emretti (Yâkubî, Târîh, c. 1, s. 8). Yeryüzünde ilk kez hurma ağacı diken, Enuş idi. İlk kez sadaka veren ve vermeyi teşvik eden de o idi (Mîr Hâvend, Ravzatu's-safâ Tercemesi, s. 117). Enuş, vefat edeceği sırada, bütün oğulları için bereket duası yaptı. Onları oturdukları mukaddes dağlarından aşağıya inmekten ve içlerinden herhangi bir kimsenin lânetlenmiş Kâbil'in oğulları ile düşüp kalkmasına meydan vermekten nehyetti. Oğlu Kaynan'ı da yerine bıraktı ve kendisini Âdem Aleyhisselamın tabut içindeki cesedi ile de ilgilenmekle görevlendirdi. Onun yanında namaz kılmalarını ve Allah'ı çokça takdis etmelerini emrettikten sonra, vefat etti. Vefat ettiği zaman, dokuzyüz altmışbeş yaşında idi. Enuş'un alnında peygamberlik nuru parıldardı. Hâbil'in katili Kâbil de, onun zamanında öldürülmüştür. Enuş'un oğulları ve oğullarının oğulları Kaynan, Mehlâil, Yerd, Uhnuh (İdris), Mettu Şelah ile kadınları ve onların oğulları, toplanıp Enuş'un cenaze namazını kıldılar. Kaynan; latîf, müttakî ve Allah'ı çok takdis edici bir zât idi. Kavmini Allah'a itaat ve güzelce ibadet etmeye, Âdem ve Şit Aleyhisselamların vasiyetlerini tutmaya davet ve teşvik etti. Kaynan'ın alnında da peygamberlik nuru parıldardı. Kaynan, vefat edeceği sırada, oğulları için bereket duası yaptı. Aralarından hiçbir kimsenin oturdukları mukaddes dağdan lânetlenmiş Kâbil oğullarının yanına inmemeleri için, onlara Hâbil'in kanı üzerine and verdi. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Yerine, oğlu Mehlâil'i bıraktı. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Kaynan, dokuzyüz yirmi yaşında vefat etti. Kaynan vefat edince; oğulları ve oğullarının oğulları Mehlâil, Yerd, Mettu Şelah ve Lemek ile kadınları ve onların oğulları toplandılar, Kaynan'ın üzerine cenaze namazı kıldılar. Mehlâil; zamanında Âdem oğullarının seyyidi ve ulu kişisi idi (Dineverî, Kitâbu'l-ahbâr, s. 1). Mehlâil, kavmini, Yüce Allah'a ibadet ve tâata devam ettirdi. Onlara, babasının vasiyetini yerine getirtti. Vefatı yaklaştığı sırada, Mehlâil oğlu Yerd'i kendisine halef tayin ve Âdem Aleyhisselamın tabutunu ona vasiyet etti. İlimleri öğretti. Âlemde cereyan edecek şeyleri haber verdi. Âdem Aleyhisselama indirilmiş olan "Hükümdarların Sırrı" kitabı Mehlâil'de bulunuyordu. Mehlâil, sekizyüz doksanbeş yaşında vefat etti. Mehlâil'in vefatından sonra, yerine geçen oğlu Yerd; imanlı, tam amelli, kendisini Allah'a ibadet ve tâata vermiş, gece gündüz çok çok namaz kılan bir zât idi. Kâbil oğullarında, öteden beri, içki, zina düşkünlüğü, hayâsızlık ve ateşe tapmak gibi türlü kötülükler vardı. Çeşit çeşit çalgı âletleri de edinmişlerdi. Kadın erkek, genç ihtiyar, sık sık toplanıp davul, düdük, zurna, def çalarlar; güler oynarlar, nâra atarlardı. Hatta, onların seslerini, dağda oturan Şit oğullarından bazıları duyarlardı. Onların bu meclislerine, gençlerinden ziyade, yaşlılar düşkündüler. Günah olan her kötülüğü işlemekte birleşmişlerdi. Zaman uzayınca, Şit oğulları da, aralarında gereğini titizlikle yerine getiregeldikleri ahd ve mîsaklarını bozdular. İçlerinden yüz erkek, oturdukları mukaddes dağlarından inip, amca oğullarının ne yaptıklarını görmek istediler. Yerd b. Mehlâil, bunu haber alınca, hemen yanlarına vardı. Onlara: "Allahaşkına yapmayınız!" dedi. Atalarının bu husustaki vasiyetini ve kendilerinin Hâbil'in kanı üzerine yaptıkları andı hatırlattı. Kendilerine va'z ve nasihatta bulundu ise de, dinlemediler. Oğlu Uhnuh (İdris Aleyhisselam), ayağa kalkıp: "İyi biliniz ki; içinizden kim babamız Yerd'i dinlemeyerek dağımızdan inerse, biz de onun bir daha dağımıza çıkmasına meydan vermeyiz!" dedi. Fakat, onlar yine de inmekten başkasına yanaşmadılar. Dağdan, Kâbil oğullarının yanına indiler. Kâbil oğullarının kadınları, Şit oğullarını yanlarında tutup bırakmadılar. Bundan sonra, Şit oğullarından yüz kişilik ikinci bir erkek kafilesi daha: "Kardeşlerimiz ne yapıyorlar?" diyerek, dağdan onların yanına indiler. Onları da Kâbil oğullarının kadınları tutup bırakmadılar. Daha sonra, bütün Şit oğulları dağdan onların yanına indiler. Azgınlık ve onlarla evlilik yapıldı, birbirlerine karıştılar. Kâbil oğulları, yeryüzünü dolduracak kadar çoğaldılar. Fakat, Tûfanda hepsi boğulup yok oldular. Yerd b. Mehlâil, vefat edeceği sırada, oğulları için bereket duası yaptı. Onları oturdukları mukaddes dağdan aşağıya inmekten nehyetti. "Siz, her halde, er-geç aşağı yere ineceksinizdir. İçinizden hanginiz en son inecek olursa, atamız Âdem'in içinde cesedi bulunan tabutunu indirsin. Sonra da, bize tavsiye edildiği gibi, onu arzın ortasına yerleştirsin" dedi. Oğlu Uhnuh'u (İdris Aleyhisselamı) yerine bırakıp, Kenz mağarasında namaz kılmaktan ayrılmamasını ona emretti. Yerd b. Mehlâil, vefat ettiği zaman, dokuzyüz altmışiki yaşında idi. Yerd b. Mehlâil vefat edince, oğulları ve oğullarının oğulları Uhnuh, Mettu Şelah, Lemek ve Nuh Aleyhisselamlar toplandılar. Babalarının üzerine cenaze namazı kıldılar. Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#38 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
ÂDEM OĞULLARI ARASINDA PUTPERESTLİK NE ZAMAN VE NASIL BAŞLADI? Rivayete göre; Kâbil kardeşi Hâbil'i öldürünce, babası Âdem Aleyhisselamdan korkarak Yemen'e kaçtı. Şeytan, ona: "Hâbil'in kurbanını ateşin yakması ve kurbanının kabul olunması, onun ateşe hizmet ve ibadet etmesi yüzündendi. Sen de öyle yap!" diye telkinde bulundu. Bunun üzerine, Kâbil bir ateş evi yapıp içinde ateş yakarak, ona tapmaya başladı. Put, ağaçtan veya altın veya gümüşten insan şeklinde yapılırsa, ona sanem; taştan yapılırsa, ona da vesen denir. Şit oğulları, önceleri gelir, Âdem Aleyhisselamın Nevz veya Bevz dağındaki mağarada bulunan cesedini ziyaret eder ve ona tazimde bulunurlar, kendisi için Allah'tan rahmet dilerlerdi. Kâbil b. Âdem oğullarından bir adam: "Ey Kâbil oğulları! Şit oğulları Âdem'in cesedinin çevresinde dönüp dolaşarak ona tazimde bulunuyorlar. Sizin ise böyle birşeyiniz yok!" dedi ve onlar için bir put yonttu. Tarihte ilk put yapan adam, bu oldu. Kur'ân-ı Kerîm'de Vedd, Süva', Yağus, Yauk ve Nesr diye adları anılan putlar, rivayete göre, Âdem Aleyhisselamın oğulları veya oğullarının oğulları idiler. Bunlar, iyi amelli kişilerdi. Halk, bunlara uyarlardı. Süva'ın Şit Aleyhisselamın oğlu olduğu; Yağus, Yauk ve Nesr'in de Süva'ın oğulları oldukları da rivayet edilir. Bunlar öldükleri zaman, adamları: "Keşke onların suretlerini bize bir yapan olsaydı da, kendilerini hatırladıkça, bizi ibadete teşvik etmiş olurdu" dediler. Onlara, yakınları çok ağladılar. Kâbil oğullarından bir adam: "Ey kavmim! Ben can vermeye güç yetiremem ama, size onların suretlerine göre beş tane put yapsam, yontsam olmaz mı?" dedi. Onlar da: "Olur!" dediler. Bunun üzerine, Kâbil oğullarının put yapıcısı, onlar için Vedd, Süva', Yağus, Yauk ve Nesr'in suretlerine göre beş tane put yonttu, dikti. Adlarına put dikilenlerin kardeşleri, amcaları ve amca oğulları, gelip bu putların çevrelerinde koşarak dolaşırlar ve onlara tazimde bulunurlardı. O asır, böylece geçti. Yerd b. Mehlâil b. Kaynan b. Enuş b. Şit b. Âdem zamanında da böyle yapıldı. Bazı kimseler İslâmiyetten döndü. İkinci asır gelince, bu putlara ilk çağdakinden daha çok tazimde bulundular. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Üçüncü asır gelince: "Bizden öncekilerin şu putlara tazimleri, ancak Allah katında şefaat etmelerini umdukları içindi!" diyerek, onlara tapmaya başladılar, küfürlerini arttırdılar. Bunun üzerine, Yüce Allah onlara İdris Aleyhisselamı peygamber olarak gönderdi. İdris Aleyhisselam onları putlara tapmaktan men ve Yüce Allah'a ibadete davet etti. Fakat, onlar İdris Aleyhisselamı yalanladılar. Yüce Allah da onu yüksek bir makama kaldırdı. Putperestlik, Nuh Aleyhisselamın zamanına kadar, artmakta devam etti. Yüce Allah, Nuh Aleyhisselamı peygamber gönderdi. Nuh Aleyhisselam, onları Yüce Allah'a ibadete uzun zaman davet etti. Fakat onlar Nuh Aleyhisselama karşı koydular ve kendisini yalanladılar. Nuh Aleyhisselam, onlarla başa çıkamayınca, kendisini ve yanındaki mü'minleri onlardan kurtarması için Allah'a dua etti. Yüce Allah da onları Tûfan suyunda boğdu. Tûfan suları, Nevz veya Bevz dağından beş putu sürükleyip yere indirdi. Suların şiddetli akışları, onları ülkeden ülkeye sürükledi. Nihayet, Cidde toprağına attı. Sonra, sular çekildi. Esen rüzgârlar, putların üzerine toprak yığdı. Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#39 |
|
Çırak
![]() Kayıt Tarihi: Aug 2010
Üye numarası: #470146
Mesaj sayısı: 4
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 20010
|
emeğine sağlık. Allah razı olsun.
|
|
|
|
|
|
#40 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
İDRİS ALEYHİSSELAM Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 İDRİS ALEYHİSSELAMIN SOYU İdris (Ahnuh veya Uhnuh veya Hanuh) b. Yerd (yahut Yarid) b. Mehlâil b. Kaynan (yahut Kaynen) b. Enuş b. Şit b. Âdem Aleyhisselam. İDRİS ALEYHİSSELAMA İDRİS DENİLMESİNİN SEBEBİ İdris Aleyhisselama; Yüce Allah'ın Kitabından ve İslam dininin sünnetinden, kitablardan, Âdem ve Şit Aleyhisselamların sahifelerinden çok çok ders yaptığı için İdris adının verildiği rivayet edilir. İDRİS ALEYHİSSELAMIN ŞEKİL VE ŞEMÂİLİ İdris Aleyhisselam; beyaz tenli, uzun boylu, büyük karınlı, geniş göğüslü, kaba sakallı, iri kemikli, güzel yüzlü idi (Mîr Hâvend, Ravzatu's-safâ Tercemesi, s. 121). Yürürken adımını kısa atar, önüne bakardı (Mîr Havend, Ravzatu's-safâ Tercemesi, s. 121). Vücudu az kıllı, başı çok saçlı idi. Vücudunda, yaratılıştan beyaz bir nokta vardı. Sesi ince ve konuşması mülayimdi. İDRİS ALEYHİSSELAMIN ÖZELLİKLERİNDEN BAZILARI İdris Aleyhisselam; Âdem Aleyhisselamdan sonra, kalemle ilk kez yazı yazan, İlk kez yıldızlar ve hesap ilmini gözden geçiren zât idi. Geçmiş devirlerin bütün ilimleri kendisinde toplanmıştı. Bütün ilimler kendisine öğretilmiş; Şit Aleyhisselamdan sonra, hiç kimseye verilmeyen gizli ilimlerin Mushaf'ı da ona teslim edilmişti. Kendisi terzi idi. İlk kez iğne ile dikiş diken, ilk kez elbise dikip giyen de, İdris Aleyhisselamdı. Halbuki, ondan önce, insanlar hayvanların derilerini giyerlerdi. Babası Yerd b. Mehlâil İdris Aleyhisselamı yerine bıraktığı ve kavminin oturdukları mukaddes dağdan Kâbil oğullarının yanına inmemeleri için yaptığı va'z ve nasihata kulak asmadıkları zaman, İdris Aleyhisselam, ayağa kalkıp, onlara: "İyi biliniz ki; içinizden kim babamız Yerd'i dinlemeyerek dağımızdan inerse, biz onun bir daha dağımıza çıkmasına meydan bırakmayacağız!" demiş, fakat onlar dağdan inmekten başkasına yanaşmamışlar, inecekleri yere inmişler, Kâbil oğullarının kadınları ile düşüp kalkmışlardır. İdris Aleyhisselam, çok ibadet edici bir zât idi. Kendisinin bir günde yükselen ameline, zamanındaki Âdem oğullarının bir ayda yükselen amelleri denk gelmezdi. Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#41 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
İDRİS ALEYHİSSELAMIN PEYGAMBERLİĞİ, MÜCADELE VE MÜCAHEDESİ Âdem ve Şit Aleyhisselamlardan sonra, İdris Aleyhisselama, Yüce Allah tarafından peygamberlik verildi ve kendisine otuz sahife indirildi. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 İdris Aleyhisselam kavmini putlara tapmaktan men ve Yüce Allah'a ibadete davet etti. Fakat, onlar onu yalanladılar. İdris Aleyhisselam Şit oğullarından olan kavmini yanına çağırıp onlara öğütler vermiş, Yüce Allah'a itaat, şeytana ise isyan etmelerini ve Kâbil oğulları ile düşüp kalkmamalarını emretmiş ise de, onlar dinlememişler, Kâbil oğullarının yanına birbiri ardınca kafile kafile inmeye başlamışlar, İdris Aleyhisselamın davetine ancak bin kişi icabet etmiştir. İdris Aleyhisselam, ilk kez, Allah yolunda Kâbil oğulları ile savaşmış, onlardan esirler alıp azad etmiştir. İdris Aleyhisselam, göğe yükseltilmeden önce, oğlu Mettu Şelah'ı kendisine halef ve ev halkına vasî tayin etti. Yüce Allah'ın Kâbil oğullarını, onlarla düşüp kalkanları ve onlara meyledenleri azaba uğratacağını bildirdi ve kendilerini onlarla düşüp kalkmaktan nehyetti. Allah'a ibadette ihlaslı olmalarını, doğruluk ve yakîn üzere amel etmelerini tavsiye etti. Bundan sonra, Yüce Allah İdris Aleyhisselamı pek yüce bir yere kaldırıp yükseltti. (Meryem: 57) O zaman, kendisi yüzaltmışbeş yaşında idi. Ona ve gönderilen bütün peygamberlere selam olsun! CEHENNEM VE CENNETİN İDRİS ALEYHİSSELAMA GÖSTERİLİŞİ Hz. Ümmü Seleme'nin bildirdiğine göre; İdris Aleyhisselam ölüm meleğinin dostu idi. Ondan, Cenneti ve Cehennemi kendisine göstermesini istedi. O da, onu yükseltti. İdris Aleyhisselam, Cehennemi görünce, ondan korktu. Az kalsın bayılacaktı. Ölüm meleği, onun üzerine kanadını gerip: "Gördün onu, değil mi?" dedi. İdris Aleyhisselam: "Evet! Bugüne kadar, onu hiç görmemiştim!" dedi. Ölüm meleği, Cenneti görünceye kadar onu götürüp Cennete girdi ve İdris Aleyhisselama: "Cenneti de gördün, değil mi?" dedi. İdris Aleyhisselam: "Evet! Vallahi, burası Cennettir!" dedi. Ölüm meleği: "Haydi, gördüğüne git!" dedi. İdris Aleyhisselam: "Nereye gideyim?" diye sordu. Ölüm meleği: "Nerede olmak istersen, oraya git!" dedi. İdris Aleyhisselam: "Hayır! Vallahi, ben oraya girdikten sonra çıkmam!" dedi. Ölüm meleğine: "Sen onu oraya koyma! Oraya girince, hiç kimse için, bir daha oradan çıkmak yoktur!" denildi. PEYGAMBERİMİZ MUHAMMED ALEYHİSSELAMIN MİRAC GECESİNDE İDRİS ALEYHİSSELAMLA SELAMLAŞMASI Peygamberimiz Aleyhisselam, Mirac gecesinde Cebrail Aleyhisselamla birlikte dördüncü kat göğe yükseldiği zaman, orada İdris Aleyhisselamla karşılaştı. Cebrail Aleyhisselama: "Kim bu?" diye sordu. Cebrail Aleyhisselam: "Bu, İdris (Aleyhisselam)dır! Selam ver ona!" dedi. Peygamberimiz selam verdi. O da, Peygamberimizin selamına mukabele ettikten sonra: "Hoşgeldin, safâ geldin salih kardeş, salih peygamber!" dedi ve hayır dua etti. Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#42 |
|
Daimi Üye
![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jun 2008
Üye numarası: #229688 Yer: Melankolia
Mesaj sayısı: 309
Karma etkisi: 748
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 74440
|
guzel bilgiler vermissin eline saglik
|
|
|
|
|
|
#43 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
İDRİS ALEYHİSSELAM İLE NUH ALEYHİSSELAM ARASINDAKİ SOY DİREĞİ ATALAR Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 İdris Aleyhisselamdan sonra, oğlu Mettu Şelah, Yüce Allah'a ibadet ve tâata devam etti. Kendisi ata binip savaşmakta babasını örnek edinen ve Allah'a tâat ve ibadet olan günlük amellerinde de baba ve atalarının yolunu tutan mübarek bir zât idi. Alnında peygamberlik nuru parıldardı. Mettu Şelah, vefat edeceği sırada oğlu Lemek'i yerine bıraktı ve Allah'a tâat ve ahidleri korumak gibi, atalarının kendisine tavsiye etmiş oldukları ve kendisinin de yerine getirmiş olduğu şeyleri ona da tavsiye etti ve dokuzyüz onyedi yaşında vefat etti. Lemek b. Mettu Şelah da, Allah'a ibadet ve tâata devam etti. Kavmini öğütledi ve onları Kâbil oğulları ile düşüp kalkmaktan nehyetti. Kavmi ise, Lemek'in sözünü dinlemediler. Hepsi, oturdukları dağdan Kâbil oğullarının yanına indiler. Şit oğulları Kâbil oğullarının kızları ile düşüp kalktıkları zaman, Cebâbire diye anılan zorbalar doğdu ve çoğaldı. Lemek; ölüm döşeğine düştüğü zaman, oğlu Nuh Aleyhisselamla torunları Sâm, Ham ve Yâfes'i ve onların kadınlarını yanına çağırdı. Dağda Şit oğullarından sekiz candan başka kimse kalmamış, hepsi Kâbil oğullarının yanına gitmişlerdi. Lemek, yanına gelenler için bereket duası yaptı ve ağladı: "Demek, cinsimizden, şu sekiz candan başka kimse kalmamış! Âdem ve Havva'yı yaratan, sonra o ikisinden çocukları çoğaltan Allah'tan dilerim ki; sizi şu kötü kadın hastalığından korusun! Çocuklarınızı yeryüzünü dolduracak kadar çoğaltsın! Size atamız Âdem'in bereketini versin! Oğullarınıza hükümdarlık nasip etsin! Ey Nuh! Bildiğin gibi, şuracıkta, bizden başka kimse kalmamıştır. Sakın bundan ürkme ve şu günahkâr kavmin ardına düşme! Öldüğüm zaman, beni Kenz mağarasının içine koy! Allah gemiye binmeni irade buyurduğu zaman, babamız Âdem'in cesedini de yükle ve gemiden inerken de yanında indir. Onu gemide üst katın ortasına koy. Sen ve oğulların, geminin şark tarafında bulununuz. Kadının ve oğulların da, geminin garp tarafında bulunsunlar. Fakat, Âdem'in cesedi aranızda bulunmalıdır. Ne siz kadınlarınıza tecavüz edeceksiniz, ne de kadınlarınız size tecavüz edecekler. Gemiden çıkıncaya kadar onlarla birlikte yemeyeceksiniz, içmeyeceksiniz ve onlara yaklaşmayacaksınız. Tûfan çekilip gittiği ve siz gemiden yeryüzüne çıktığınız zaman, Âdem'in cesedi yanında namaz kıl! Sonra, büyük oğlun Sâm'a vasiyet et: Âdem'in cesedini götürüp yeryüzünün ortasına, üstününe koysun. Oğullarından birisini de, kendisinin yanında bulundurup, onun bakımı ile vazifelendirsin. O, hayatını Allah için vakfetsin. Ne bir kadınla evlensin, ne bir ev yapsın. Ne bir kan döksün, ne yürüyenlerden, ne de uçanlardan birisine bir yaklaşımla yaklaşsın! Hiç şüphesiz, Allah meleklerinden bir meleği gönderir, yeryüzünün ortasını, üstününü ona gösterir ve onunla ünsiyet eder!" dedi. Lemek vefat edince, Nuh Aleyhisselamla oğulları onun üzerine cenaze namazı kıldılar. Lemek, vefat ettiği zaman, yediyüz yetmişyedi yaşında idi. Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#44 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
NUH ALEYHİSSELAM NUH ALEYHİSSELAMIN SOYU Nuh b. Lemek (veya Lemk) b. Mettu Şelah b. Ahnuh (veya Uhnuh; yani İdris Aleyhisselam) b. Yerd (veya Yarid) b. Mehlâil b. Kayn (veya Kaynan) b. Enuş b. Şit b. Âdem Aleyhisselam. NUH ALEYHİSSELAMIN ŞEKİL VE ŞEMÂİLİ Nuh Aleyhisselam; uzun boylu, esmer, ince tenli, uzunca başlı, büyük gözlü, uzun ve enli sakallı, iri vücutlu idi. Kendisinin kolları ve bacakları ince, uylukları etli idi. NUH ALEYHİSSELAMIN KAVMİNE PEYGAMBER OLARAK GÖNDERİLİŞİ Nuh Aleyhisselamın meskeni Irak'ta idi. Vedd, Süva', Yağus, Yauk ve Nesr diye anılan putlara tapan kavmini başlarına gelecek azapla korkutmak, bir olan Allah'a ibadete davet etmek üzere peygamber olarak gönderildi. Onlara: "Ey kavmim! Allah'a ibadet ediniz! Sizin O'ndan başka hiçbir ilahınız yoktur!" "Şüphesiz ki, ben sizi Allah'ın azabından apaçık korkutanım. Allah'tan başkasına tapmayınız. Ben sizin başınıza acıklı bir azabın gelip çatmasından korkuyorum!" dedi. Kavminden ileri gelenler: "Biz seni hiç şüphesiz apaçık bir sapkınlık içinde görüyoruz!" dediler. Nuh Aleyhisselam: "Ey kavmim! Bende hiçbir sapkınlık yoktur. Fakat, ben Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim! Size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum. Sizin iyiliğinizi istiyorum. Ben sizin bilmediklerinizi de, Allah'tan (gelen vahy ile) biliyorum. Size o korkunç âkıbeti haber vermek için, korunmanız için ve belki böylelikle rahmete kavuşturulmanız için, kendinizden bir adam vasıtasıyla Rabbinizden size bir ihtar geldi diye şaşıyor musunuz?!" dedi. "Biz seni kendimiz gibi bir insandan başka olarak görmüyoruz. Basit ve zahirî görüşe uyan en aşağı tabakalarımızdan başkasının sana tâbi olduğunu da görmüyoruz. Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de göremiyoruz. Bilakis, sizi yalancılar sanıyoruz!" dediler. Nuh Aleyhisselam: "Ya ben Rabbimden gelen apaçık bir bürhan üzerinde isem? O bana Kendi katından bir rahmet vermiş de, bunlar siz(in gözleriniz)den gizli bırakılmışsa? Söyleyiniz bana ey kavmim! Sizi, istemediğiniz halde, ona zorlayacak mıyız? Ey kavmim! Bundan (bu tebliğlerimden) dolayı sizden hiçbir mal istemiyorum. Benim mükâfatım Allah'tan başkasına ait değildir. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Ben iman edenleri tardedici de değilim! Çünkü, onlar muhakkak ki Rablerine kavuşanlardır. Ben sizi ancak cahillik eden bir kavim görüyorum! Ey kavmim! Ben onları kovarsam, Allah'tan (Allah'ın azabından) beni kim kurtarabilir? Bana kim yardım edebilir? Hiç düşünmez misiniz?! Ben size 'Allah'ın hazineleri benim yanımdadır!' demiyorum. Ben gaybı da bilmem! Ben 'Hakikatta bir meleğim!' de, demiyorum. Bununla beraber, gözlerinizin hor gördüğü o kimseler hakkında, 'Allah onlara asla hayır vermeyecektir' de, diyemem! Onların özlerindekini en çok bilen, Allah'tır. Aksi takdirde, hiç şüphesiz, ben zalimlerden olmuş olurum!" dedi. "Ey Nuh! Doğrusu, sen bizimle uğraştın durdun! Bizimle uğraşmanda aşırı da gittin! Eğer sen, doğruculardan isen, bizi tehdit edip durduğun şeyi haydi getir bize!" dediler. Nuh (Aleyhisselam): "Onu dilerse size ancak Allah getirir. Siz Allah'ı bundan âciz bırakabilecek değilsiniz. Eğer Allah sizi helâk etmek dilemişse, ben sizin iyiliğinizi arzu etmiş olsam bile, bu hayırhâhlığım size hiçbir yarar vermez. O, sizin Rabbinizdir ve nihayet O'na döndürüleceksiniz. Ben (gelecek tehlikelerle) korkutandan başka bir kimse değilim!" dedi. "Ey Nuh! Sen (bu dediğinden) vazgeçmezsen, muhakkak, taşlanmışlardan olacaksın!" dediler. Nuh (Aleyhisselam): "Ey kavmim! Benim aranızda duruşum, Allah'ın âyetleri ile öğüt verişim size ağır geliyorsa, (ne diyeyim) ben ancak Allah'a dayanıp güvenmişimdir. Siz ve ortaklarınız da, artık, toplanıp ne yapacağınızı kararlaştırınız. Bu yapacağınız, size sonradan hiçbir tasa vermesin! Hatta, bana mühlet de vermeyiniz. Eğer (benim öğütlerimden) yüz çeviriyorsanız, ben sizden (zaten bu hususta) hiçbir mükâfat istemedim. Benim mükâfatım, Allah'tan başkasına ait değildir. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Ben (O'nun hükmüne boyun eğen) Müslümanlardan olmakla emrolundum" dedi. Kavmi onu yalanladılar. Kâfirlerden birtakımları: "Bu, sizin gibi bir insandan başka (birşey) değildir. O, size karşı üstünlük sağlamak istiyor. Eğer Allah (peygamber göndermek) dileseydi, elbette bize melekler indirirdi. Biz önceki atalarımızdan bunu (Allah'ı birlemeyi) hiç duymadık. Bu, kendisinde bir delilik bulunan bir adamdan başkası değildir. Binaenaleyh, siz onu bir zamana kadar gözetleyiniz!" dediler. Nuh (Aleyhisselam) da: "Ey Rabbim! Onların beni yalanlamalarına karşı, Sen bana yardım et!" dedi. "Biz de ona (şöyle) vahyettik: 'Sen bizim nezaretimiz ve vahyimizle gemi yap! Nihayet (helâklerine) emrimiz gelip de o fırın kaynamaya başlayınca, ona her (nevi hayvanlardan erkek ve dişi) ikişer çift ile aileni alıp içerisine gir! (Kavminin) içinden, aleyhlerine söz geçmiş (hüküm giymiş) olanlar müstesna! O zulmedenler(in kurtulması) hakkında bana hitapta bulunma. Çünkü, onlar boğul(maya mahkum ol)muşlardır. Artık, sen maiyyetindekilerle birlikte geminin üstüne doğrulup yerleşince, 'Bizi o zalimler güruhundan selamete erdiren Allah'a hamd olsun!' de! 'Rabbim! Beni bereketli bir menzile kondur! Sen, konduranların hayırlısısın!' de!" Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
|
|
#45 |
|
Banned
![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2008
Üye numarası: #282929 Yer: Dini Unsurlar
Mesaj sayısı: 1,986
Karma etkisi: 0
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3370568
|
NUH ALEYHİSSELAMIN KAVMİNİ TEVHİDE DAVET EDİŞİ VE BAŞINA GELENLER Nuh Aleyhisselam; halkın heykellerinde, puthanelerinde bulundukları sırada yanlarına varıp: "'Lâ ilâhe illallâh=Allah'tan başka ilah yoktur!' deyiniz. Ben Allah'ın kulu ve resûlüyüm!" dedikçe, işitmemek için halk başlarını elbiselerinin içine sokar, kulaklarını da parmaklarıyla tıkarlardı! Yine, bir gün, onlara: "Lâ ilâhe illallâh=Allah'tan başka ilah yoktur!" dediği zaman sanemler yüzlerinin üzerine düşünce, kalktılar. Onu, yüzünün üzerine düşünceye kadar dövdüler. Kral Mahvil, bunu haber alınca, Nuh Aleyhisselamı huzuruna getirtti ve ona: "Nedir bu senin hakkında işittiğim?! Dinime ve babanın oğullarının üzerinde bulundukları şeye karşı davranışın?! Nedir sanemleri kürsülerinden düşüren bu sihir?! Bunu sana kim öğretti?" dedi. Nuh Aleyhisselam: "Onlar dediğin gibi birer ilah olsalardı, yüzlerinin üzerine düşmezlerdi. Ben Allah'ın kulu ve resûlüyüm! Sen Yüce Allah'tan kork ve O'na hiçbir şeyi şerik koşma!" dedi. Kral Mahvil; Sanemler Bayramı hazırlanıncaya kadar Nuh Aleyhisselamın tutuklanmasını ve sanemlerin tekrar kürsülerine yerleştirilmelerini ve bozulan yerlerinin onarılmasını emretti. Bayram gelince, toplanıp yapılan şeyleri görsünler diye halka nida ettirildi. Nuh Aleyhisselam, kral hakkında Allah'a dua etti. Kral bir başağrısına tutuldu, aklını kaybetti. Bir hafta sonra da, öldü. Ölüsü, altın serir üzerine konulup, sanem heykellerinin içinde ağlanarak tavaf edildikten sonra, gömüldü. Nuh Aleyhisselama dilleri ile her kötülüğü yaptılar, sövdüler, saydılar. Kral Mahvil'in ölümü üzerine, yerine geçen oğlu Dermesil, Nuh Aleyhisselamı serbest bıraktı. Halk, büyük sanemlerden her birinin yanında senenin belli vakitlerinde toplanıp bayram yaparlar, sanemler için kurban keserler ve onları tavaf ederlerdi. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Yağus Bayramı için de, halk her taraftan gelip toplanmıştı. Nuh Aleyhisselam, onların yanlarına vardı. Ortalarında ayakta dikilip: "Lâ ilâhe illallâh=Allah'tan başka ilah yoktur!" demeleri için onlara seslendiği zaman, yine başlarını elbiselerinin altına soktular, parmaklarını da kulaklarına tıkadılar! Nuh Aleyhisselamın seslenmesiyle, sanemlerin kürsülerinden yere düşmeleri bir oldu! Halk, yine üzerine yürüyüp, Nuh Aleyhisselamı dövdüler ve yüzünün üzerine düşürdüler. Başını da yardılar. Kendisini çeke çeke, kralın köşküne götürdüler, yanına soktular. Kral, Nuh Aleyhisselama: "İlahlarla ilgili işlerden hiçbir şeye karışmamanı sana söylemedik mi? Seni böyle şeylerden men etmedim mi? Bunu sana kim öğretti?" diyerek çıkıştı. Nuh Aleyhisselam, kanlara boyanmış bir halde, krala: "Eğer onlar birer ilah olsalardı, yerlere düşmezlerdi? Ey Dermesil! Allah'tan kork! Allah'a hiçbir şeyi şerik koşma! Çünkü, O seni görüyor!" dedi. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=352477 Dermesil: "Sen bana böyle hitap etmek kudretini kendinde nasıl buluyorsun?" dedi. İkinci Sanem Bayramı hazırlığı sonuna kadar hapsedilmesini, sanem için kurban kesilmesini ve yere düşen sanemlerin kürsülerine tekrar konulmasını emretti. Emri yerine getirildi. Kral Dermesil, Nuh Aleyhisselam hakkında korkunç bir rüya görüp: "Mecnundur! Yaptıklarından mes'ul değildir!" diyerek hapisten çıkarılmasını emretti. Zamanın kâhini ise, Tûfan işini ve zamanının yaklaştığını halka bildirir ve Nuh Aleyhisselamın öldürülmesini emrederdi. Babil kralı Dermesil'e de yazı yazmış, bu yazıda Nuh Aleyhisselamın öldürülmesini işaret etmişti. Dermesil; çevre halkına yazıp, Nuh Aleyhisselamın esnam ibadetini değiştirmek istediğini ve bir tek İlahtan başka ilah bulunmadığını iddia ettiğini anlattı ve: "Siz sanemlerden başka ilahlar bulunduğunu biliyor musunuz?" diye sordu. Hepsi de bunu inkâr ettiler. Nuh Aleyhisselamın tevhid akidesini yaymasına engel oldular. Hatta, bayılıncaya kadar, kendisinin boğazını sıktılar. Öldü sandılar. Nuh Aleyhisselam, ayıldığı zaman: "Ey Allah'ım! Beni ve kavmimi yarlıga! Çünkü onlar (ne yaptıklarını) bilmiyorlar!" dedi. Gusledip tekrar yanlarına vardı. Onları Allah'a iman ve ibadete davet etti. Nuh Aleyhisselam, kendisine zulmetmekten geri durmayan kavminin arasında dokuzyüz elli yıl kaldı. Kendisi çok sabırlı ve halîm idi. Kaynak:Peygamberler Tarihi-Mustafa Âsım Köksal |
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| adem, ibrahim, nuh, peygamber, tarih |
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
|
|
