Şu Çılgın Türkler'den by murattk

Şu Çılgın Türkler... http://img96.imageshack.us/img96/5036/pzlks110442av.jpg (http://imageshack.us) DİYOR Kİ: Bu milletin evlatlarının fedakarlıkları, kahramanlıkları için ölçü bulunamaz. (1921) Turgut Özakman, ‘Şu Çılgın Türkler’ kitabında yer almayan öteki çılgın Türklerin öykülerini anlatmaya başladı. Konu MuRaTTK tarafından açılmış, 1193 kişi tarafından görüntülenip, 15 yanıt almış.

Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL! Kredi kartınıza 12 taksit kolaylığı!


Karşı sistemi kendi makineniniz gibi kullandıran uzaktan yönetim programı.
  • Canlı ekran izleme,vnc ve mouse kontrolü
  • Antiviruslerce %100 tanınmaz, güncelleme garantili
  • Ortam sesi dinleme
  • Webcam izleme
  • Online/offline keylogger
  • Kopyala/Yapıştır, Clipboard Yöneticisi (Canlı)
  • Warlogger desteği
  • Çalıştırma,upload,download,yeniden adlandırma,silme,gizli çalıştırma,thumbnail görüntüleme(indirmeden dosya görme)
  • Registry yöneticisi (tam özellikli)
  • Msn şifrelerini ve geçmişteki tüm adresleri çıkartma
  • Firefox şifrelerini çözme
  • Görev yöneticisi, görev sonlandırma
  • Çalışan programları listeleme
  • Bağlı sistemlerin yaptığı işlemleri tek listede görme!
  • Binder / dosya birleştirici
  • Virus tipinde resource kullanmadan bindleme özelliği
  • Mp3,resim,jpeg,vs her türlü dosya ile birleşip,exploitler ile link üzerinden,htmlden yayılır
  • Keyloggerda dll kullanmadan system hooklarıyla loglama ve tabii dll kullanmadan kimse yapamıyorken %100 sisteme zarar vermeden stabil bütün dünya dillerinde loglama.
  • Internet Explorer 9 şifre çözme
  • Chrome Şifreleri (bütün sürümler)
  • Firefox Şifreleri (bütün sürümler)
  • Internet Exporer Şifreleri (bütün sürümler)
  • Safari Şifreleri (bütün sürümler)
  • Reklam Bot ile site reklamı, dosya yükletme, bulaştırma,vs. MSN,Yahoo Messenger,ICQ ve AIM sistemlerinin hepsini tanır. Reklam bot aynı anda birden fazla sisteme komut verebilir.
  • Browserda geçmiş verileri, form girdilerini kayıt edip trojandan erişme
  • Klavye Kilitleme
  • Mouse Kilitleme
  • Masaüstü Gizleme
  • Sistemlere takılı flash/usb disk varsa bulaştırma Birden fazla sisteme aynı anda autorun oluşturabilir.
  • Uzaktan exe yükletme Aynı anda birden fazla sisteme exeleri tek komutla yükletebilir.
  • Fake sistem kilitleme. Tek tıklama ile karşı sistemi restart/yeniden başlat moduna geçmiş gösterip kilitleme. Kullanıcı fişten çekmediği sürece siz istemedikçe bilgisayarı kapatamaz, yeniden başlatamaz.
  • Karşı sistemin yeniden başlatılma talebinde masaustu ve bütün ekranı kapanıyor gibi gösterip kapanış sesini çalara kullanıcıyı bekletme. Kullanıcı sistemi kapatmak istediğinde siz izin vermezseniz windows kapanmaya çalışıyor gibi görünür ancak yonetim panelinden her türlü işlem yapılır.
  • Sistem servislerini yönetme
  • Outlook şifreleri çözme. (bütün outlook versiyonları outlook expressler dahil)
  • Otomatik güncelleme özelliği ile yakalanma durumunda kısa sürede otomatik güncelleme alma
Sadece 690 TL! Satın almak için iletişim formunu kullanabilirsiniz.


Ayrıca, iki farklı üst sürümü var:
Özel Trojan 990 TL: İstediğiniz isimle çalışıp, istediğiniz yere kopyalanır ve başlangıçta, msconfig'de, registry'de görünmez.
ÖZEL TROJAN 1490 TL: Görev yöneticisinde ve sistemin hiç bir yerinde görünmez.


Sürümler: 1200 TL: - Kimsenin bulamayacağı şekilde çalışır!> m3hm3t. 1750 TL: %100 gizlidir, RAM'de çalışır ve bentrojanim.exe olarak çalışsa dahi hiç bir yerde görünmez.

Wardom.Com.TR bir bilgisayar güvenliği sitesidir; hack konuları bilgisayar güvenliğinin ve bilgisinin uç noktaları olduğundan dolayı, kullanıcıları bu konularda bilgilendirmek ve güvenliklerini arttırmak için yazılmaktadır.

Geri Dön   Wardom.Com.TR > Milli ve Dini Unsurlar > Milli Unsurlar
Üye Ol Sözlük Üye Listesi Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Konu Başlıkları: cilgin murattk turklerden
Üye Olmadan Yorum Yazmak İçin Tıklayın!
Şu Çılgın Türkler'den by murattk konusundaki toplam yorum: 15, okunma sayısı: 1193.
 
Eski 25-04-2006, 11:56   #1
MuRaTTK
Co-Admin
 
MuRaTTK's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Feb 2005
Üye numarası: #2199
Yer: Kastamonu - 37
Mesaj sayısı: 8,778
Karma etkisi: 375223 MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000
Karma: 37520707
Atatürk Çalışmaları Ödülü 1stClass Üye 
Şu Çılgın Türkler'den by murattk

Şu Çılgın Türkler...


DİYOR Kİ:


Bu milletin evlatlarının fedakarlıkları, kahramanlıkları için ölçü bulunamaz. (1921)


Turgut Özakman, ‘Şu Çılgın Türkler’ kitabında yer almayan öteki çılgın Türklerin öykülerini anlatmaya başladı. O öykülerdeki ‘çılgın’ Türkler

Millet malı


İLERDE Milli Eğitim Bakanı olan M. Necati Bey anlatıyor:‘Uzun yollarda kesintisiz süren bir akışla savaş alanlarına inen mübarek kağnı kafilelerine her zaman rast gelirdim. Görüntü hiç değişmezdi: Zayıf öküzlerin çektikleri cephane yüklü arabalar ve bunların başlarında yanık yüzlü, çıplak ayaklı kadınlar, ihtiyarlar hatta çocuklar. Çok defa yolun kenarına çekilir, onların geçişini gözlerim yaşararak seyreder, kağnıların gıcırtılarını ilahi bir musiki gibi dinlerdim.

Karlı bir gün Çerkeş önlerinde kağnılarla cephane taşıyan bir kadın kafilesine rast gelmiştik. Kafileye yaklaştık ve selamlaştık. Biz soğuktan yamçılar altında bile titrerken, tek yorganını arabaya örten bir ninenin çıplak ayaklarla karları çiğnediğini görünce içimde bir merhamet sızladı. Yorganını, arkasına sardığı peştamalın içinde ara sıra hıçkıran bir çocuğun üzerine değil de, niçin arabanın üzerine serdiğini sormak gereğini duydum.

KARDA ÇIPLAK AYAK


Sorumu garip bir tarzda karşıladı. Anlaşılan bu durumu konuşmaya değer bulmuyordu. Cevap beklediğimi anlayınca, kutsal bir şeye yaklaşır gibi kağnıya yaklaştı, yorganı aralayarak altındaki mermileri gösterdi:

‘Kar serpeliyor oğlum, millet malıdır, yazık, nem kapmasın.’

Uçlarından çekerek yorganı mermilere sıkı sıkıya sardı.

Az önceki merhametimden utandım.’

Bu nineyi her düşündüğümde aklıma gazete sayfalarından taşan hortum haberleri, vergi yüzsüzleri, millet malı yağmacıları geliyor. M. Necati Bey’le birlikte ben de bu mübarek ninenin tavrı karşısında utanıyorum.


Uçurumdan elleriyle top çıkardılar


ALBAY B. Sıtkı Kural anlatıyor:‘Sakarya Savaşı’nda 15. Skoda Obüs bataryası komutanıyım. Mangal Dağı’nın elden çıkacağı anlaşılınca bataryayı kuzeye doğru geri çekmem emredildi. Toparlanıp gün ışırken yola çıktık. Derin bir uçurumun kıyısındaki toprak yoldan geri gidiyoruz. Topları mandalar çekiyor. Geceki yağmurdan dolayı toprak ıslanıp gevşemiş. Topların ağırlığına dayanamayan toprak kaydı, dört topumuzdan sonuncusu, mandalarla birlikte uçuruma tekerlendi, çığlıklar, böğürtüler ve çatırdılarla uçurumun dibindeki derenin içine düştü.

MANDALAR ÖLMÜŞTÜ


Yamaç dik. Güçlükle aşağı indik. Mandaların yarısı ezilip ölmüş. Sağlar da yaralı. Bunları çözüp toptan ayırdık. Topu buradan kurtarıp yola çıkarmak ve bataryayı yeni mevziye yetiştirmek gerek. Düşmana top bırakılmaz. O da sancak gibi birliğin namusuna emanettir.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=58865

Ama elde ne vinç var, ne çelik halat, ne topu yukarı çekecek düzenek. Topa ve ta tepede kalmış olan yola bakakaldım. Ne yapacaktık? Aczimiz gözlerimi yaşarttı.

ÜZÜLME KOMUTANIM


Batarya Çavuşum Nuh Çavuş, ‘Üzülme komutanım’ dedi. ‘Biz evvel Allah ne yapar eder, bu topu yukarı çıkarırız.’

Nuh Çavuş’a güvenirdim ama topu yukarı çıkarmak imkansızdı. Ümitsizce kenara çekildim.

Çavuş gerektiği kadar asker topladı. Yamacı tonlarca ağırlığındaki topla birlikte tırmanacaklar. Yarısı, topun tutulabilecek yerlerinden tutup çekecek; yarısı elleriyle, omuzuyla, sırtıyla, göğsüyle koca topu yukarı doğru itecek.

ELLERİ PARÇALANDI


Nuh Çavuş’un komutuyla birlikte askerler ile top, yerçekimi ve dik yamaç arasında, tarifsiz bir boğuşma başladı. Askerlerin kasları kopacak gibi gerildi. Gözlerine kan oturdu. Bütün damarları kabardı. Yüzlerinden ter fışkırıyor, kemikleri çatırdıyor, elleri soyulup parçalanıyor, etleri ezilip çürüyor, bazılarının burnundan kan geliyordu. Güç toplamak için haykırıyor, tekbir getiriyor, ileniyor, uluyor, çırpınıyorlardı.

DÜŞMANA BIRAKMAYIZ

Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=58865

Topu ancak beş adım ilerletebilmişlerdi. Çavuş acıyla bağırdı:

‘Topu düşmana mı bırakacağız?’

Hep birden feryadı bastılar:

‘Hayır!..’

‘Haydi öyleyse!’

Bütün canıyla çabalayan askerlerden biri ağlamaya başladı. Bu ruh taşkanlığı birçoğuna yayıldı. Topa çılgın gibi sarıldılar, çığlıklar atarak, hırs, isyan ve öfkeyle ağlaya ağlaya o kocaman topu yamaç yukarı taşıyıp yola çıkardılar.

YÜZLERİ PARLIYORDU


Hepsinin avuçlarının derisi soyulmuş, ellerinin içi kan içindeydi, dizleri parçalanmıştı.

Ama topu kurtardıkları için yüzleri bir çocuk gülüşüyle parlıyordu. Biri topun üzerine çıkıp sala verdi. Cephane arabalarının yedek mandalarını alıp topa koştuk. Yeni görev yerimize yolladık.’
MuRaTTK Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Görüntülediğiniz konu içerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Wardom Internet Adresimizde 5651 Sayılı Kanunun 8. Maddesine ve T.C.Knın 125. Maddesine göre yayınlanmakta olup içeriğinden yazarı sorumludur. Bu konu hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için webmaster \@wardom.org adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) gün içerisinde Wardom yönetimi olarak tarafımızca gereken işlemler yapılacak ve avukatlarımız size dönüş yapacaktır.
Eski 25-04-2006, 11:57   #2
MuRaTTK
Co-Admin
 
MuRaTTK's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Feb 2005
Üye numarası: #2199
Yer: Kastamonu - 37
Mesaj sayısı: 8,778
Karma etkisi: 375223 MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000
Karma: 37520707
Atatürk Çalışmaları Ödülü 1stClass Üye 

BİR BAYRAK İÇİN

Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=58865

Antep, Maraş ve Urfa, Mondoros Mütareke Anlaşması’na aykırı olarak önce İngilizler, sonra Fransızlar tarafından işgal edildi. İşgalcilerin ve silahlandırdıkları Ermenilerin saldırgan, onur kırıcı davranışları yüzünden patlayan olaylar hızla genişledi.

Antep gazi, Maraş kahraman, Urfa şanlı sanlarını bu dönemdeki olağanüstü direnişleriyle kazanmışlardır.

5 Kasım 1919 Cuma günü, yanında Ermeni bir tercümanla Antep’e gelen bir Fransız subayı, Akyol Karakolu’nun önünden geçerken karakolun üzerinde dalgalanan Türk bayrağını görüyor. Polise bayrağı indirmesini söylüyor. Polis bayrağı indiriyor.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=58865

Basit gibi görünen bu olay şehri ayaklandıracaktır.

Halkın şiddetli tepkisini gören Mutasarrıf ‘mücadele edip ölmeden bayrağın inmesine razı gelen’ polisin işine son veriyor. Halk ancak bayrak eski yerine çekilince sakinleşip dağılıyor.

İşgal kuvveti komutanı bu tepkinin anlamını kavradı mı?

Anlasa Antep’ten çekip giderlerdi.


ERMENİ KIZA HAVA OLSUN DİYE BAYRAK İNDİRDİ



Bir başka bayrak olayı da kısa bir süre sonra Maraş’ta yaşandı. Durumu denetlemek için yollanan Osmaniye askeri yöneticisi (guvernör) Andrea Maraş’a geldi. Bir Ermeni evine konuk oldu. Evin genç kızına yaranmak için cuma günleri Maraş Kalesi’nde dalgalanan Türk bayrağının bu cuma çekilmemesini emretti.

28 Kasım 1919 Cuma sabahı uyanan Maraşlılar kalede Türk bayrağını göremediler. Yerinde Fransız bayrağı vardı. Çılgına döndüler. Avukat Mehmet Ali Bey (Kısakürek) gazap içinde kaleme sarıldı, bir bildiri yazarak, halkı ‘al sancağı yeniden dalgalandırmaya’ çağırdı. Yazı elden ele dolaştı, çoğaltıldı. Maraşlılar Ulu Cami’ye ellerinde bayraklarla geldi.

NAMAZ BİLE KILMADAN DOĞRU KALEYE


Namaz kılmadan kaleye doğru yola çıktılar.

Kapılardan girerek, burçlardan atlayarak kaleyi doldurdular. Fransız jandarmalar binlerce Maraşlıyı görünce sindi. Biri kalenin bayrağını buldu, alkışlar arasında direğe çekti. Müjde silahları atıldı. Şehirde damlara, balkonlara çıkmış olan Maraşlılardan sevinç çığlıkları yükseldi.

Öğle namazını kalenin avlusunda kıldılar.

‘BEZ PARÇASI İÇİN’ DEDİ, DAYAĞI YEDİ


Guvernör, yaveri ve tercümanıyla hesap sormak için hükümet konağına koştu. Halk da gelmişti. ‘Bir bez parçası için bu kadar gürültü çıkarmak ne oluyor?’ diyen tercüman dövüldü. Hançerini çekip tercümana dayak atanların üzerine yürüyen yaveri de benzettiler. Guvernör Türklerin bayraklarına, onurlarına, bağımsızlıklarına uzanan elleri kırmaya kararlı olduklarını anladı mı?

Anlasa Maraş’tan çekip giderlerdi.

Antep, Maraş, Urfa ve Çukurova olaylarına sık sık değineceğim.


2’nci gün... Kurtkaya Tepesi


BÜYÜK Taarruz’da Türk cephesinin en sağındaki tümenlerin taarruz hedefleri arasındaki en önemlisi Kurtkaya Tepesi idi.

Tepe üç kat tel engelle çevrilmişti ve iyi tahkim edilmişti. Birinci günü Türk birlikleri iki kez taarruz ettilerse de tepeyi ele geçirmeyi başaramadılar.

Büyük Taarruz’un ikinci günü Yunan cephesinin yarılması şarttı. Kurtkaya’yı almakla görevli birlikler çok erkenden taarruza geçmeyi kararlaştırdılar. Asker hazırlık ve heyecan yüzünden gece uyumadı.

Saat 03.00’te hücum çıkış mevzilerine girdiler. Saat 04.00’te süngü hücumuna kalktılar. Düşman da korkudan uyumamıştı, tetikteydi. Türk hücumunu yoğun ateşle karşıladılar. Bölükler kurşun yağmuruna karşı düşman siperlerine akıyorlardı.

36. Alay’ın 6. Bölük Komutanı Bayburtlu Üsteğmen Agah bölüğünün önünde koşarken, ağırca yaralandı. Ama yaralanıp da geri kalacak zaman değildi. Yaralandığını görenlerin yalvarmalarına aldırmadı, elini yarasına bastırarak koşmaya devam etti. Tel örgüde açılan gedikten hışım gibi en önde geçti, elindeki bombayı savurarak ilk siperi temizledi.

Bölüğünün önünde uçar gibi Kurtkaya’nın en yüksek noktasına çıktı. Bir soluk alacak kadar durdu ve özlemle çevreye göz attı.

Vatan parça parça geri dönmekteydi.

Serseri bir kurşun alnını buldu.

Orada toprağa verdiler.

Vatanın bir parçası oldu.


Hava soğuk Mehmetçik yarı silahlı, yarım çarık


Birinci İnönü Savaşı sırasındaki Türk ordusu (Ocak 1921). İsmet İnönü anlatıyor:

‘Ocak ayında yağmurlu, tipili, insafsız bir hava.

Askerlerin çarıkları yarım, tüfeklerinin mekanizmaları uydurma, bu tüfekleri omuzlarına çeşitli bağlarla (ip vb.) asmışlar.

Süvariler yüklerini tekerlerindeki heybelere doldurmuşlar, küçük boylu, cefakeş Anadolu atları ile iç tehlikenin birinden dış tehlikeden birine yetişmeye çalışıyorlar.

Bir ordu ki nakliye kafilesi namına hiçbir vasıtası yok. Herkes caphanesini boynundaki fişekliğinde veya belindeki kütüklüğünde veya şalvarının cebinde taşıyor. Cephane mevcudu herkesin üzerindekinden ibaret.

Toplarımızın cephane kafilesi yok.’

Yeni kurulmakta olan bu yarı silahlı, yarı çıplak ordu, hem Eskişehir’e doğru taarruz eden Yunan birlikleriyle İnönü mevziinde, hem isyan etmiş olan Ethem kuvvetleriyle Kütahya-Gediz’de savaşacak, ilkini def edecek, ikinciyi ezip dağıtacaktır.
MuRaTTK Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 25-04-2006, 12:00   #3
Dionysoss
Forum Kalfası
 
Dionysoss's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Mar 2006
Üye numarası: #55242
Mesaj sayısı: 1,776
Karma etkisi: 31 Dionysoss seviye: 2000Dionysoss seviye: 2000Dionysoss seviye: 2000Dionysoss seviye: 2000Dionysoss seviye: 2000Dionysoss seviye: 2000Dionysoss seviye: 2000Dionysoss seviye: 2000Dionysoss seviye: 2000Dionysoss seviye: 2000Dionysoss seviye: 2000
Karma: 2384

eyvallah saolasin
Dionysoss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 25-04-2006, 12:00   #4
MuRaTTK
Co-Admin
 
MuRaTTK's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Feb 2005
Üye numarası: #2199
Yer: Kastamonu - 37
Mesaj sayısı: 8,778
Karma etkisi: 375223 MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000
Karma: 37520707
Atatürk Çalışmaları Ödülü 1stClass Üye 

Aylık popüler bilim, teknoloji ve kültür dergisi Focus, kapak konusunu
Cumhuriyet'in 82. yılında büyük anlam taşıyan kapsamlı bir dosyaya
ayırdı: 'İşte o çılgın Türkler...'

Kasım 2005 sayısında yer alan ve Turgut Özakman'ın danışmanlığında
hazırlanan dosyada gücünü Anadolu topraklarından alan bir ulusun, 'isimsiz
kahramanlar' albümünden insan manzaraları sunuluyor. İşte bazı çarpıcı
örnekler:

ERZURUMLU KARA FATMA


Asıl adı Fatma Seher olan 'Kara Fatma', Sivas Kongresi'nde Mustafa
Kemal'in karşısına dikildi: 'Kadın isem, Türk de değil miyim? Bana iş
göster!' Çoğunluğu kendisi gibi dul kalan kadınlardan oluşan 300 kişilik
müfrezesiyle üç meydan savaşına (İzmit ve batı cephesi) katılan bu
kahraman Türk kadını, bir savaş alanında birlik yöneten dünyanın ilk kadın
zabitiydi...

Cephaneyi boşalttı, şehit oldu

KÖPRÜLÜLÜ HAMDİ BEY
Mondros'tan sonra ordudaki silah ve cephaneler belirli depolarda
toplanmıştı. Köprülülü Hamdi ve Dramalı Rıza Beyler, Fransız askerleri
etkisiz hale getirip Gelibolu Akbaş'daki cephaneliği boşalttılar. 8.000
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=58865
tüfek, 5.000 sandık cephane, 300 makineli tüfek. Ne yazık ki Biga
yakınlarında Yenice'de İngilizlerin örgütlediği Anzavur Ahmet çetesinin yaptığı
baskında hem silah ve cephaneler imha edildi, hem de Köprülülü Hamdi Bey
şehit oldu.

Amasra'da uçak monte etmişti

SAVMİ UÇAN

Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul'dan parça parça kaçırılarak
Amasra'ya getirilen uçağı monte edip hizmete sokan ilk Türk donanma pilotu.
İzmir'in işgali üzerine, üç pilot arkadaşıyla Üsküdar'dan Bilecik'e kadar
yürüyüp Kuvayı Milliye'ye katılan Savmi Bey, İzmir cephesinde donanma
pilotu olarak görev aldı. Kurtuluş Savaşı sırasında Rusya'dan gelen
silahları, bozuk bir taka ve bir deniz uçağı ile Anadolu'ya taşıdı.

Buraya kaçmaya gelmedik

DİYAB AĞA
İlk meclisin Dersim
milletvekili Diyab Ağa'nın zabıtlardaki tek
konuşmasına, ordunun Sakarya Nehri'nın doğusuna çekildiği günlerde
rastlıyoruz. Düşman Polatlı'ya dayanmıştı ve meclisin Kayseri'ye taşınması
tartışılıyordu. Diyab Ağa kürsüye ilk ve son kez çıktı: 'Buraya savaşmaya mı,
yoksa kadınlar gibi kaçmaya mı geldik?' Bu konuşmadan sonra Meclis'in
Ankara'da kalmasına ve milletvekillerine birer tüfek dağıtılmasına karar
verildi.

Fabrikayı işçileriyle kaçırdılar

İMALAT-I HARBİYE GRUBU

Kurtuluş Savaşı sırasında ordunun araç ve mühimmat ihtiyacını
karşılamak amacıyla kurulan bu gizli örgüt, sadece silah ve mühimmatı değil;
Zeytinburnu, Tophane ve Bakırköy'deki askeri fabrikaları da tezgáh ve
işçileriyle birlikte Ankara'ya kaçırdı. Bugünkü Ankara Garı'nın bulunduğu
yerde kurulan atölyede kadınlar çalışıyor; çocuklar ise cephedeki
siperleri dolaşıyor, yakılan mermilerin kapsüllerini toplayıp tekrar
doldurulması için bu atölyelere getiriyorlardı.

Sandalla yelkenli ele geçirdiler

FETHİYE DENİZ GRUBU Kurtuluş Savaşı sırasında işgalci güçlere karşı oluşturulan yöresel
örgütlerden Fethiye Deniz Grubu'nun komutanı, Binbaşı Ahmet Necip'ti.
Kurulduğu sırada 12 mavzer ve bir makineli tüfeğe sahip olan grup,
Yunanlıların denizdeki kábusuydu. Sandallarıyla Yunanlılardan 9 tonluk Bodrum,
13 tonluk İzmir yelkenlilerini ele geçirdikleri gibi, Yunan kruvazörü
Helles'i Fethiye Koyu'nda saatlerce kovalamışlardı!

463'lük sınıftan 54 kişi kalmıştık

YÜZBAŞI SELAHATTİN (YURTOĞLU)

İlhan Selçuk'un, Yurtoğlu'nun 18 cilt tutan günlüklerinden yararlanarak
romanlaştırdığı Yüzbaşı Selahattin'in öyküsünde, Balkan Savaşlarından
Kurtuluş Savaşı'na dek sayısız cephede yok olan bir kuşak anlatılır.
Romanın sonunda Yüzbaşı Selahattin şöyle der: 'Bizim sınıf 422 piyade, 41
süvari çıkardı. 1930'da, yani 20 yıl sonra, Dolmabahçe'deki mezuniyet
yıldönümünde 54 kişi kaldığımız anlaşılmıştı...'

Mermi taşıdı, okuma yazma öğretti

SATI ÇIRPAN

Millet mekteplerinde okuma yazmayı öğrenen Satı Çırpan, Kurtuluş
Savaşı'nda cepheye sırtında mermi taşımış bir kadındı. 1934 yılında Mustafa
Kemal Atatürk'ün kadınlara seçme ve seçilme hakkını vermesiyle, meclise
giren ilk 18 kadın milletvekilinden biri olmuştu.

Wilson'un istemediği Ankara vekili

ALFRED RÜSTEM BEY


Milli mücadelede Mustafa Kemal'in yanında yer alan Polonya kökenli
devlet adamı. 1914'te Osmanlı İmparatorluğu'nun Washington büyükelçiliğine
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=58865
atanan Alfred Rüstem Bey, Amerikan Kongresi'ne gelen Ermeni meselesiyle
mücadele eden ilk diplomatımız oldu. Ancak onun yöntemleri farklıydı;
ABD'nin Filipinler'deki katliamlarını ve o tarihlerde zencilere karşı
geçerli olan apartheid kurallarını çok sert bir şekilde eleştirmiş,
Başkan Wilson'u zor duruma düşürmüştü. Amerika'da 'istenmeyen adam' ilan
edilen Alfred Rüstem Bey, Sivas Kongresi'ne katıldı ve ilk mecliste Ankara
milletvekili olarak yer aldı.

MuRaTTK Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 25-04-2006, 12:05   #5
MuRaTTK
Co-Admin
 
MuRaTTK's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Feb 2005
Üye numarası: #2199
Yer: Kastamonu - 37
Mesaj sayısı: 8,778
Karma etkisi: 375223 MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000
Karma: 37520707
Atatürk Çalışmaları Ödülü 1stClass Üye 

Mızrak Duruşlu Kadınlar

--------------------------------------------------------------------------------

Turgut ÖZAKMAN
MIZRAK DURUŞLU KADINLAR



KAYSERİ’de bulunan cephanenin Çukurova direnişçileri için
Ulukışla’ya taşınması gerekmişti. Mustafa Kemal Paşa, halkı
aydınlatması ve gençleri orduya kazanması için Kayseri’ye yolladığı Mazhar Müfit Kansu’ya bir telgraf göndererek ‘cephanenin her türlü çareye başvurularak Ulukışla’ya ulaştırılmasını sağlamasını’ istedi.

Mazhar Müfit Bey bir haftadır buradaydı. Müdafaa-yı Hukuk Derneği gibi Anadolu Kadınları Müdafaa-yı Vatan Derneği’nin şubesini de çok çalışkan ve başarılı bulmuştu. Kayserililerin büyük çoğunluğu milli namusu savunan Ankara’yı candan desteklemekteydi. Gençlerin askere katılması için özel bir çaba harcamak gerekmemişti.

KAYSERİ LİSE SONLAR ASKERDE

O kadar ki Kayseri Lisesi’nin bu yılki son sınıfları, öğrencilerinin
tümü askere gittiği için kapalıydı.

Mutasarrıf Ethem Bey’e Paşa’dan aldığı telgrafı gösterdi. Ethem Bey ilgilendi. Cephane hemen yola çıkarılabilirdi. Ama bir sorun vardı:
Cephane kafilesini kimler eşkıyaya karşı koruyacaktı? Bir küçük
müfreze kurmak gerekti. Çünkü Kayseri’nin çevresi eşkıya çeteleriyle doluydu. Ama Kayseri’de eli silah tutan kim varsa ya cephedeydi, ya cephe yolunda.

Bir çözüm bulamayan Mazhar Müfit Bey geceyi uykusuz geçirdi. Sabah, mutasarrıfın çağırdığını söylediler. Koştu. Ethem Bey’in yüzü gülüyordu:

‘Az önce Müdafaa-yı Vatan Derneği’nin Başkanı Seyyide Hanım ile yardımcısı Feride Hanım (Güpgüpoğlu) geldiler. Beni durgun görünce sebebini sordular. Anlattım. Bu hanımlar bir gün gerekir diye silahlı bir kadınlar kolu da kurmuşlar. Cephaneyi bu hanımların götürebileceğini söylediler. Ne dersin?’

Götürebilirler miydi?

M. Müfit Bey bocaladı. Ancak silahlarını kuşanmış, yüzleri açık,
mızrak duruşlu hanımları görünce içi rahatlayacaktı.

ÇARPIŞA ÇARPIŞA CEPHANEYİ GÖTÜRDÜLER


Silahlı kadınlar kolu cephane dolu arabalarla sabah erkenden yola çıktı. Yol boyunca eşkıyalarla karşılaşan kol, bunlarla çarpışa çarpışa ilerledi. Cephaneyi esenlikle Ulukışla’daki yetkililere teslim etti.

Ne güzel bir TV filmi olur değil mi?

Kadıköy ultimatomu

'Milli haklarımızı ve namusumuzu koruyacak hükümet ve erkek yoksa, biz varız!'

İstanbul hükümetinin, işgali alın yazısı gibi kabullenip hareketsiz, tepkisiz kalması üzerine Kadıköy kadınları gazetelere bu bildiriyi yollamışlardı. (20 Kasım 1918)
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=58865
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=58865
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=58865

HEPSİ BİRER KAHRAMAN


Aydınlı Kuvayı Milliyeci kadınlardan üçü: Ayşe Aliye, Ayşe (Mehmet
Çavuş), Şerife Ali Hanımlar.

Adile Hala (Adile Onbaşı)
Kara Fatma (Tarsus)
Hatice Hatun (Adana)
Halime Çavuş (Kastamonu)
Nezahat Onbaşı (Ege Bölgesi)
Erzurumlu Kara Fatma (Erden) ve silah arkadaşları (İzmit ve Batı
cephesi)
Tayyar Rahmiye (Adana)
Senem Ayşe (Kahramanmaraş)
Makbule Hanım (Gördes)
Ayşe Çavuş (Bilecik)
Havva Soyyanmaz (Trakya) ve annesi Zehra Soyyanmaz.
(Ana kız Kuvayı Milliyeci)

Kurtuluş Savaşı’nın Halide Onbaşısı Halide Edip (Adıvar) Hanım atış taliminde. DİYOR Kİ ;

Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakar, o ilahi Anadolu kadını olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim. (1923)
**********

Kırmızı camlı fenerleri yakan gönüllüler

BİRLİKLER geceleri yürüyerek, gündüz saklanarak, büyük bir
sessizlik içinde ‘Büyük Taarruz’ için taarruz çıkış hatlarına
yaklaşmışlardı. Mola verildi. 25-26 Ağustos 1922 akşamı 38. Alay’ın Komutanı Albay İlyas Bey (Aydemir) bir görev için dokuz bölük komutanını yanına çağırttı.

‘Oturun!’

Bölük komutanları yere oturdular.

Düşmanın ileri güvenlik birliklerinin işgalinde bulunan iki kritik
noktanın şimdiden ele geçirilmesi gerekiyordu. Gece karanlığında, iyi bilinmeyen bir arazide, düşmanı ayaklandırmadan, sessizce yerine getirilmesi gereken çetin ve tehlikeli bir görevdi bu. Komutan görevi ayrıntılı olarak anlattı ve iki gönüllü bölüğe ihtiyaç olduğunu belirterek, bu göreve kimin talip olduğunu sordu.

Dokuz bölük komutanı da aynı anda ayağa fırladı ve selam vererek göreve talip olduğunu söyledi. Hepsi o kadar candan gönüllüydü ki komutan içlerinden ikisini seçerse ötekilerin kırılacaklarını anladı, kuraya başvurdu.

Görev 2. Bölük Komutanı Yüzbaşı Zübeyir ile 7. Bölük Komutanı
Yüzbaşı Rasim’e düştü. Komutan ve arkadaşlarıyla helalleşip
bölüklerine koştular.

Her iki noktanın ele geçirildiği, üç yanı kapalı, bir yanı kırmızı
camlı fenerler yakılarak bildirilecek, bunun üzerine alay
Tınaztepe’ye yanaşacaktı.

Gece yarısını geçerken, koyu karanlık içinde önce bir, az sonra da
ikinci kırmızı nokta parladı. 38. Alay’ın taburları taarruz
mevzilerine girmek üzere sessizce harekete geçtiler.

Sabah tarihin akışı değişecekti.

O bayrağı indir karşı koyanı vur!!

İLHAN Selçuk, Yüzbaşı Selahattin’den aktarıyor: ‘Yunanlıların
İzmir’e çıkmasından 6 gün sonra 21 Mayıs 1919 günü 17. Kolordu Komutanlığı’na atanan Albay Bekir Sami Bey’le Bandırma’ya geldiğimiz zaman şehirde Yunan bayraklarıyla süslenmiş zafer takları gördük. O günü eşyalarımızı yerleştirmek, kasabayı görmek ve çevreyi incelemekle geçirdik. Derin bir acıya gömüldük. Her yanda Venizelos’un resimleri, Yunan bayrakları, taklar ve sokaklarda Rumların avazeleri:

- Zito Venizelos!

Artık Bandırma’da ne Türklük, ne de Türk hükümeti kalmıştı.

22 Mayıs sabahı Albay Bekir Sami Bey, Bandırma’daki 61. Tümen Komutan Vekili Yarbay Refet Bey’i çağırttı. Şu emri verdi:

‘Burası Türkiye’dir, burada tek bayrak Türk bayrağıdır. Bunun
dışında bir başka bayrağın sallanmasına, asılmasına, saygı görmesine boyun eğmek ve bunu hoş görmek alçaklıktır. Şimdi şehirdeki bütün Yunan bayraklarını kaldırtacaksınız. Zafer taklarını yıktıracaksınız. Karşı koyan olursa öldüreceksiniz. Bu iş üç saat içinde bitmezse ben sizi öldüreceğim. Haydi görev başına.’

Üç saat bitmeden Bandırma yeniden Türk şehri oldu.’
MuRaTTK Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 25-04-2006, 12:15   #6
savci
Daimi Üye
 
savci's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Dec 2004
Üye numarası: #751
Mesaj sayısı: 348
Karma etkisi: 69 savci seviye: 2000savci seviye: 2000savci seviye: 2000savci seviye: 2000savci seviye: 2000savci seviye: 2000savci seviye: 2000savci seviye: 2000savci seviye: 2000savci seviye: 2000savci seviye: 2000
Karma: 6141

emeğine sağlık güzeldi
savci Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 25-04-2006, 12:16   #7
DArtagnan
Forum Ustası
 
DArtagnan's Avatar
 
Kayıt Tarihi: May 2005
Üye numarası: #18673
Yer: Tesadüfen Yaşanılan Şehir...
Mesaj sayısı: 5,343
Karma etkisi: 2659 DArtagnan seviye: 2000DArtagnan seviye: 2000DArtagnan seviye: 2000DArtagnan seviye: 2000DArtagnan seviye: 2000DArtagnan seviye: 2000DArtagnan seviye: 2000DArtagnan seviye: 2000DArtagnan seviye: 2000DArtagnan seviye: 2000DArtagnan seviye: 2000
Karma: 264677

eline sağlık gözlerim doldu yine okurken...saolasın....
DArtagnan Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 25-04-2006, 12:31   #8
Kodadım58™
Forum Ustası
 
Kodadım58™'s Avatar
 
Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #50344
Yer: KADIKÖY
Mesaj sayısı: 3,200
Karma etkisi: 859 Kodadım58™ seviye: 2000Kodadım58™ seviye: 2000Kodadım58™ seviye: 2000Kodadım58™ seviye: 2000Kodadım58™ seviye: 2000Kodadım58™ seviye: 2000Kodadım58™ seviye: 2000Kodadım58™ seviye: 2000Kodadım58™ seviye: 2000Kodadım58™ seviye: 2000Kodadım58™ seviye: 2000
Karma: 84944

süpersin murat abi eline koluna saglık.
Kodadım58™ Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 26-04-2006, 19:07   #9
ESTERGON
Moderator
 
ESTERGON's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801
Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090 ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000
Karma: 4407476
Atatürk Çalışmaları Ödülü 6.Oskar ödülü kazanan üyelerimiz. 

Dostum, harikasın yazacak bişey bulamadım
ESTERGON Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 26-04-2006, 21:44   #10
By AlacaL
Daimi Üye
 
By AlacaL's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Mar 2005
Üye numarası: #4830
Yer: ®Alaca®
Mesaj sayısı: 470
Karma etkisi: 252 By AlacaL seviye: 2000By AlacaL seviye: 2000By AlacaL seviye: 2000By AlacaL seviye: 2000By AlacaL seviye: 2000By AlacaL seviye: 2000By AlacaL seviye: 2000By AlacaL seviye: 2000By AlacaL seviye: 2000By AlacaL seviye: 2000By AlacaL seviye: 2000
Karma: 24455
Kullanıcıya ICQ yolu ile mesaj gönder Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder

murattk Çok Teşekkürler Gercekten Böyle Yazılara İhtiyacımız Bu Dönemde Okurken Tüylerim Diken Diken Oldu
By AlacaL Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 26-04-2006, 22:58   #11
balazan
Banned
 
Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #48613
Mesaj sayısı: 176
Karma etkisi: 0 balazan seviye: 2000balazan seviye: 2000balazan seviye: 2000balazan seviye: 2000balazan seviye: 2000balazan seviye: 2000balazan seviye: 2000balazan seviye: 2000balazan seviye: 2000balazan seviye: 2000balazan seviye: 2000
Karma: 7652

eyvallah bilader allah imtihanımızın sonucunu daim etsin... Kazdıkalrımızı masada geri verdirmesin yoksa on binlerce şehidimizin kanı heba olur kemikleri sızlar...
balazan Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 08-12-2011, 03:33   #12
bilgindir.com
Banned
 
Kayıt Tarihi: Dec 2011
Üye numarası: #573013
Mesaj sayısı: 1
Karma etkisi: 0 bilgindir.com seviye: 10
Karma: 10
Arrow "Şu Çılgın TÜRKLER"










"Bölükten geri Kalan budur komutanım!"

Porsuk Çayı'nın kuzey kıyısındaki bir patikada 40 kişi yürüyordu. Çoğunun ayağı çıplak, bazılarının ayakları çuvalla, çaputlarla sarılıydı. Aralarındaki yaralılara arkadaşları destek olmaya çalışıyorlardı. Bunlar,10-25 Temmuz 1921 arasındaki Kütahya-Eskişehir savaşlarında yarılan cepheden kopan askerlerdi. Düşe kalka, dövüşe dövüşe birliklerini bulmak için cephe gerisine ulaşmaya çalışıyorlardı. Aniden ortaya çıkan bir süvari birliği, grubu çevirdi. Asker kaçaklarının peşinde olan süvari yüzbaşısının sesi çok sertti:



"Hangi birliktensiniz? "
"4. tümen, 55. Alay, 3. Tabur 1. Bölük'teniz komutanım."
"Bölüğün geri kalanı nerede?"
"Geri kalan biziz komutanım!"
"Nereye gidiyorsunuz?"
"Duyduk ki ordu Sakarya ötesine çekiliyormuş. Alayımızı aramaya gidiyoruz."

Yüzbaşı sevindi. Bunlar, silahlarının şerefini sonuna kadar korumaya kararlı sahici askerlerdi:

"Şu tepenin ardında suyu bol küçük bir köy var. Orada dinlenin. Sonra doğuya yürüyüp Sakarya'yı aşın.
Ama birliği köye bu haliyle sokmayın. Halkı üzmeyin. Anladın mı asker?"
"Evet komutanım. Köye belimiz kırılmamış" gibi gireceğiz. Baş üstüne!"

Süvariler dörtnala uzaklaşırken çavuş birliğe döndü:

"Duydunuz. Halka teftiş vereceğiz. Ona göre. Sıraya girin, çabuk olun, çabuuuk. Hazır ol! Arş!"

Perişan Mehmetçikler ayaklarını sürüyerek yürümeye koyuldular. Çavuş birden dellendi;

"Bu ne biçim yürüyüş? Başınızı kaldırın, canlı yürüyün. Haydi hep beraber...
Annem beni yetiştirdi, bu ellere yolladı
Al sancağı teslim etti, Allaha ısmarladı..."

Çavuşun başlattığı, yavaş yavaş tüm Mehmetçiklerin katıldığı bir marş yükselmeye başladı bozkırın ortasında. Sanki çıplak ayaklı, yaralı ve bir muharebeyi kaybetmiş olanlar onlar değildi. Çınarlı köyüne sefil ve bitkin görünüşlerine hiç uymayan bir çalımla girdiler. Süvari yüzbaşısının gözü arkada kalmayacaktı...



Cepheyi tuttular değil mi?

Kurtuluş Savaşı'nın kırılma noktalarından biri, Kütahya-Eskişehir muharebeleriydi. 14 Temmuz 1921 günü Yunanlılar 180 top ve 40.000 kişiyle yüklendiler Türk hatlarına. Karşı koymaya çalışan kuvvet ise, 113 top ve parça parça cepheye ulaştırılmaya çalışılan 30.000 askerdi. Türk ordusu zamanla yarışıyordu. Her iki ordu da kazanmak için tüm gücüyle savaşıyordu. Süngü hücumları arka arkaya tazeleniyordu. Öyle ki, bir tepe bir saat içinde tam 11 kez el değiştirmişti. 4. Tümen komutanı Yarbay Nazım, başta Mustafa Kemal olmak üzere hem tüm komutanların, hem de emrindeki askerlerin gözbebeğiydi. Mehmetçik, onun bir emriyle gözünü bile kırpmadan çıkıyordu siperlerden. 4. Tümen, Yunanlıları durdurmak için en güvenilen birlikti ve komutanlar Yarbay Nazım'dan çok şey bekliyorlardı.

15 Temmuz sabahı gün doğarken, Yarbay Nazım ve karargâh subayları atlanıp Yumurçal mevzilerini denetlemeye çıktılar. Az ileride bir tepe vardı ve tepede Türk ordusundan kimse yoktu. Yunanlılar bu tepeyi ele geçirirlerse cephenin yarılması kaçınılmazdı. At inildi, komutan ve karargâhı tepeye doğru yürürken Yarbay Nazım, süvari takım komutanına emir veriyordu:
"Takımınla hemen tepeyi tut. Düşman taarruz ederse, alaydan birlik yetişene kadar ne pahasına olursa olsun tepeyi tut. Şimdi ben..."
Bitiremedi cümlesini. Sabaha karşı gelip tepeye mevzilenen Yunanlıların açtığı makineli tüfek ateşi biçti bu çok sevilen komutanı ve karargâh subaylarını. Emir çavuşu Eyüp, göğsünün sol tarafındaki kan lekesi giderek artan komutanını kucaklayıp at bindi ve cephe gerisine götürmeye başladı. Yarbay Nazım'ın ünlü beyaz atı dörtnala peşlerinden geliyordu.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=58865


Eskişehir hastanesi... Çok hafif soluk alan komutanın başında Eyüp Çavuş ve subaylar bekleşiyordu ümitle. Yarbay Nazım fısıldadı:

"Tepeyi tuttular değil mi?"
"Tuttular komutanım..."
"Arkadaşlar iyi mi?"
''Hepsi iyi. Çok iyiler komutanım."
"Asıl siz iyi olun, iyi dayanın çocuğum..."

Başı Eyüp Çavuş'un dizine dayalı yatan Nazım Bey'in son sözleriydi bunlar...
Çankaya'daki çalışma odasının kapısı usulca aralandı, Fikriye Hanım bir hayalet gibi içeri süzüldü. Masadaki haritanın üzerinden başını kaldıran Mustafa Kemal, genç kadına sorgulayan gözlerle baktı.
Kötü haber tez ulaşmıştı. Salih Bey (Bozok) söylemeye cesaret edemiyordu. Başı öne eğikti. Mustafa Kemal

"Ne var? Ne oldu?"

diye sordu. Yılgın bir sesle

"Fevzi Paşa telefon etti. 4. Tümen karargâh kadrosu felakete uğramış!" diye cevapladı.
"Ne demek o?"
"Kurmay başkanı Binbaşı Şerafettin yaralı olarak esir düşmüş. Çoğu da şehit olmuş efendim!"
"Nazım?"

Salih Bozok ağlamaya başladı. Mustafa Kemal donup kalmıştı. Yarbay Nazım, çok sevdiği, çok kıymetli bir komutanıydı.

"Gel biraz yürüyelim Salih!"

dedi... Ölümü çok yakından tanıyan iki subay, ağaçların altında yürümeye başladılar. İkisinin de ağzını bıçak açmıyordu...



“Türk millî hareketi düşmanı kesin yenecektir!"

20. yüzyıla girerken Fransa'nın en etkili gazetelerinden "Le Temps"in ünlü bir çalışanı vardı: Georges Gaulis.
1896'da eşi Berthe ile birlikte İstanbul'a gelmişti. Osmanlı İmparatorluğu konusunda en iyi, en tarafsız haberleri yapan gazeteci olarak tanınıyordu.
1912'deki Balkan Savaşı'nı da izleyen Gaulis, yakalandığı hastalıktan kurtulamayıp öldü ve Feriköy'deki Katolik Mezarlığı'na gömüldü.
Nöbeti, Türk dostlarının Berta diye çağırdıkları, karısı Berthe devraldı.
Berthe Georges Gaulis, Birinci Dünya Savaşı'nda zorunlu olarak İstanbul'dan ayrılmıştı. Berthe, Kurtuluş Savaşı'nın başladığı günlerde, 21 Eylül 1919'da, çok sevdiği İstanbul'a tekrar geldi. Fransa'ya döner dönmez yazdığı kitapta, o günlerin Türkiye'sini ve Kurtuluş Savaşı'nı anlattı:

"1921 Nisanı, Türklerin geri aldıkları Bilecik, bir felaket ve acılar diyarı. Koku dayanılmayacak kadar fazla. Henüz dumanı tüten bu taş yığınları altında, kim bilir ne kadar insan cesedi gömülü. Buradaki ********ın büyüklüğü korkunç. Bilecik ve Küplü'de büyük facialar olmuş. Buraların ahalisinden sağ kalanlar, büyük bir bunalım ve heyecan içinde. Tecavüze uğramamış genç bir kız veya kadın kalmamış. Bilecik dünden kalma bir Pompei adeta. Her yer kül, is ve kurum içinde... Sık sık dinamitin ********ını gösteren taş yığınlarına rastlıyoruz. Biraz ötede, kızını kurtarmak isterken, kafasına taşla vurularak öldürülmüş bir ihtiyarın mezarı. Yapılan toptan imha işleminden her şehir ve kasaba payına düşeni almış. Bazen bir bahçe, çiçek açmış birkaç ağaç, bir meydan, bir çeşme, yapılanları hatırlatmaya yetiyor. Saatlerce bu harabeleri gezdik.
Her Yunan taarruzu, Anadolu halkına çok acı bir ders olmuş. Düşmanın yaptıkları karşısında vatanseverlik duyguları uyanarak şahlanmış, 'Ölürsem hiç olmazsa ailem ve vatandaşlarım İçin öleyim' diyerek mücadeleye katılmışlar. Bu günlerde, İnegöl'deki Türkler kasabalarına gelen Yunan askerlerine baltalarla karşı koymuşlar ve onlar da çareyi kaçmakta bulmuşlar..."

Berthe Gaulis, kitabının önsözünde de şunları yazmıştı;

"Ankara'dan 10 Mayıs 1921 'de, Türk milliyetçiliği konusundaki bu kısa incelememin basımevini boyladığı sıralarda ayrıldım. 1921 yılının Ağustos ayı sonlarında, Anadolu'daki savaş en sert ve acımasız bir biçimde sürüyordu...
Türk millî hareketi düşmanı kesin yenecektir. Çünkü o hareket yüksek bir ideale dayanıyor;
çünkü bu hareketi yönetenler kendi şahsî çıkarlarını unutmuşlardır; çünkü onlarda büyük bir ruh ve iman var..."

“Hadi bre çorbacı, karavanaya yetişelim!"
Alıntıdır.http://www.bilgindir.com
İşgalcilerden İnsanlık dışı, askerlik dışı bu kadar baskı gören Anadolu çocuğu, yine efendiliğini bozmamış, bir "Çılgın Türk" olarak onurlu davranmayı elden bırakmamıştı. Halide Edip, Ruşen Eşref Ünaydın ve Binbaşı Kemal, Adala'ya (Manisa'da bir ilçe) yetişmeye çalışıyorlardı. Altı ayda bile geçilemez denilen Yunan hatları yarılmıştı. 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Savaşı kazanılmış, Yunan ordusunun büyük bölümü imha edilmiş, başta Trikopis, çok sayıda komutan, subay ve asker esir alınmıştı. Binbaşı Kemal şoföre bağırdı:
Alıntıdır.http://www.bilgindir.com
"Dur"
Alıntıdır.http://www.bilgindir.com
Binbaşının dikkatini, esir bir Yunan subayını cephe gerisine götüren asker çekmişti. Mehmetçik yayan, esir subay eşek üzerinde gidiyorlardı. Mehmetçik Binbaşı Kemal'i selamlarken, Yunanlı subay eşekten inmişti.

"Kim bu?"
"Esir komutanım!"
"Nereye götürüyorsun?"
"Geriye. Alay karargâhına!"
"Ulan sen bunun seyisi misin, hizmet eri misin? Hayvana sen bin, o yürüsün!"
"Hiç olur mu komutanım? O şimdi ocağından kopmuş bir gurbet adamı. Misafir ve bana emanet."

Binbaşı, titreyen sesine hâkim olmaya çalışarak şoföre bağırırken gözlerinden yaşlar akıyordu:

"Yürü oğlum, gidelim."

Araba uzaklaşana kadar selam duran Mehmetçik, Yunan subayına eşeğe binmesi için işaret ederken söyleniyordu:

"Hadi bre çorbacı. Akşam karavanasına yetişelim. Aç kalma."

Ölümün, gencecik insanları hiç duraksamadan verdiği bir emirle ölüme göndermenin ne olduğunu, onun gibi hiç kimse bilemezdi.
Yıllar önce, bir ağustos sabahı gün doğmak üzereydi.
"O", siperler boyunca yürürken, son emrini verdi:

"Elimdeki kırbaca bakın. Kırbacı kaldırdığımda hazır olun.
Kırbacı aşağı indirdiğimde hücuma kalkılacak. Asker...! Sana ölmeyi emrediyorum! "

Kırbaç kalktı, kırbaç indi... Mehmetçik süngü hücumuna kalktı.
Artık sadece tek bir ses duyuluyordu...

Allah, Allah, Allah, Allah.

9-10 Ağustos 1915 sabahında gün batmadan süngü hücumuna kalkan Mehmetçik, Anafartalar'da düşmanı bitirmişti.
Mehmetçik'ten ölmesini isteyen komutan, Anafartalar Grup Komutanlığı'na 67 saat önce atanan Yarbay Mustafa Kemal'di.

Arkadaşlarıyla birlikte 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktığında, generaldi Mustafa Kemal. Sonra üniformasını çıkardı.
Yıllardır savaşan, gencecik evlatlarını şehit veren; yorgun, bitkin, yılgın ve ümitsiz, ama sonsuz dirençli insanların yaşadığı topraklarda, Anadolu topraklarında, kimsenin kolay kolay göze alamayacağı bir kalkışmayı başlattı. Tek güvencesi, çöken imparatorluğun tüm kahrını çekmesine karşılık, pek de kıymeti bilinmeyen Anadolu insanıydı. Askere yolcu ettiği son oğlunu birliğine teslim ederken;

"Bizim köyün mezarlığına elli yıldır delikanlı gömülmedi oğul. Vatan sağ olsun da hepimiz ölelim ne çıkar?"

diyen Söğüt'ün Akgünlü köyünden Mehmet oğlu Hüseyin'in anası gibi insanlardı güvendiği.

Bandırma Vapuru'ndan Samsun'a ayak basan ilk 18 kişiyle başlayan "Tam Bağımsız Anadolu" hareketine, zaman içinde tüm Anadolu halkı katıldı. Genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle ve yorgunluklarım, yılgınlıklarını, bıkkınlıklarını, ümitsizlerini artlarında bırakarak kavgaya girdiler.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=58865

"Asırda onlar yendi, onlar yenildi.
Çok sözler edildi onlara dair ve onlar için, zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur, denildi.”

Mustafa Kemal, Samsun'a gitmeden önce, Bekir Ağa Bölüğü'nde tutuklu bulunan Fethi Bey'i görmeye gittiğinde,
'"Ne biz bu durumda kalacağız, ne de ülkeyi bu durumda bırakacağız." derken,
işte bu "zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri olmayanlara” güvenmişti.
Anadolu'nun bağımsızlığı kavgasına girenlerden bazılarının yolları, sonraki yıllarda Mustafa Kemal'le ayrılmış bile olsa, onlar "Çılgın Türkler"di. Çılgın olmasalar, boyunlarında idam fermanı varken, hangi akla hizmet bir ulusun kurtuluş kavgasını başlatabilirlerdi?





"Kuvva-i Millîye adı altında çıkarttıkları karışıklık"

24 Mayıs 1920 tarihinde, Padişah Vahdettİn'in onayladığı, Sadrazam Damat Ferit Paşa'nın imzaladığı bir İradei Seniyye (Padişah Buyruğu) yayınlandı:

"Kuvva-i Milliye adı altında çıkarttıkları karışıklık ve Anayasa'ya aykırı olarak halktan para toplamak, askere almak, bunun aksine hareket edenlere işkence ve eziyet ederek kentleri yıkmaya kalkışmak suretiyle iç güvenliği bozanların düzenleyicisi ve kışkırtıcısı oldukları iddiasıyla haklarında dava açılan, Üçüncü Ordu Müfettişiliği'nden uzaklaştırılıp askerlik mesleğinden çıkartılmış bulunan Selanikli Mustafa Kemal Efendi, eski 27. Fırka komutanı emekli Miralay Kara Vasıf Bey, eski 20. Kolordu komutanı Mirliva Salacaklı Fuat Paşa ile eski Washington elçisi ve Ankara milletvekili Salacaktı Alfred Rüstem ve eski sağlık müdürü İstanbullu Dr. Adnan Bey ile Üniversite Batı Edebiyatı eski öğretmeni İstanbullu Halide Edip Hanım'ın; açıklaması 11 Mayıs 1920 tarih ve 20 sayılı hüküm tutanağında yazılı olduğu üzere; Mülkiye Ceza Yasası'nın 45. maddesinin 1. fıkrasının yollamasıyla, 55. maddenin 4. fıkrası ve 56. maddesi uyarınca sahip oldukları askeri ve sivil rütbe ve nişanlarla her türlü resmi unvanlarının kaldırılmasına ve idamlarına, bu durumda kaçak bulunmaları nedeniyle mallarına el konulmasına dair İstanbul Birinci Sıkıyönetim Savaş Divanı'nca arkasında verilen hüküm ve karar ele geçirildiklerinde yeniden yargılanmak koşuluyla onaylanmıştır. Bu buyruğu yürütmeye Savaş Bakanı görevlidir."




Ve bir şafak vakti...
Alıntıdır.http://www.bilgindir.com
Kimisinin boynunda idam fermanı vardı, kimisinin ayağı çıplaktı.
Kimisi yorganı bebesinin değil top mermilerinin üzerine örtmüştü, kimisi son nefesinde "Ölene kadar cepheyi tutun" emri vermişti.
Anadolu'nun bahtı Onlar,

“bir şafak vakti karanlığın kenarından ağır ellerini toprağa basıp doğruldukları zaman..."

değişti. "O" ve bize bugünleri veren tüm "Çılgın Türkler"i yüreğimizden gelen saygı ve sevgiyle anıyoruz.
İyi ki çılgındılar...


Kurtuluş Savaşı'na giden dikenli yollarda

Gözlüğünün arkasından gülen gözlerle bakıyordu.
Ancak, iş "Çılgın Türkler"e geldiğinde değişiyordu bakışları Turgut Özakman'ın.
Bir başka parlıyordu o gözler ve bir başka tonla cevaplıyordu sorularımızı.
Tutkuluydu "Çılgın Türkler"e, heyecanlanıyordu anlatırken ve nasıl bir hayranlık duyduğu sesine yanşıyordu.
Biz Focus ekibi için, çok güzel bir sohbetti.

-1919'da Samsun'dan yola çıkanlar, bağımsızlık yolunda ilerlerken çok engelle karşılaştılar.
Neydi bu engeller?
"Vatan kavgası görmemiş ki Anadolu halkı, hele hele Ege! İşgal nedir bilmiyor ki...
Fazla bir kötülük görmüyorsa, bir dostluk dahi kurabiliyor. İster istemez kaçınılmaz bir birliktelik olabiliyor.
Korkutucu olan o değil. Yunan ordusuyla işbirliği yapan var. Yunan ordusu çekilirken milliyetçilerle birlikte olmamak için onların peşine takılıp Yunanistan'a kaçan birçok insanımız var. Yunanlılara kılavuzluk yapan Müslüman Türkler var. Bunun oranı o zamana göre korkutucu değil, ama mide bulandırıyor tabii...
Adam millet, vatan eğitimi almamış. Bilinçli değil. 600 yıl kulu olduğu padişah var savaşmasını istemeyen. Ankaralı Mustafa Kemal'in askerlerine karşı durmanızı İstiyorsa ve şeyhülislam bunların öldürülmeleri için fetva veriyorsa...
Bu uğurda ölenlerin şehit, yaralananların gazi olacağı söyleniyorsa, İngiliz altını dağıtılıyorsa, yani cahillik sömürülüyorsa, bu insanlar isyan ederler. Bolu, Yozgat, Konya isyanları... Bir avuç insan. Ama, o zaman biz o kadar güçsüzüz, askerimiz o kadar az ki! Günler, aylar sürüyor bazılarını ortadan kaldırmak. Olay o!"

Bir gerçeğe daha dikkat çekiyor Özakman:

"Zaman içinde de olsa, kadını erkeği, genci ihtiyarı el vermeseydi, 150 bin kişilik bir ordu nasıl kazanırdı savaşı? 150 bin kişilik orduyu, en az 150 binlik ikmal ordusu destekler. 300 bin kişi eder. Bu sadece Batı Cephesi'nde. Bunun doğusu, kuzeyi, güneyi var. Bu da 400 bin kişi demek. Halk desteklemiyorsa, 400 bin kişilik bir ordu kurulamaz. Bu yüzden, halk başlangıçta karşısında olmasa bile, yanında da değildi. Doğal bu. Korku! Erkek kalmamış! Askerleri şehit olmuş orada kalmış; sağ kalanı ya eşkıya olmuş dağa çıkmış, ya da henüz esir, geri dönmemiş... Ne beklenebilir ki?"
Anadolu insanına dil uzatanlara, bilmeden konuşanlara çok kızgın Turgut Özakman:
"Yunan gelmiş İzmir'e çıkmış, binlerce insanı öldürmüş. Sakarya'nın kenarındaki çaresiz, elektriksiz, yolsuz, öğretmensiz köy bunu duymamıştır bile. Onun için Türk halkına yöneltilen benzer birtakım iddiaları okuduğum zaman içim cız ediyor. Yani Yunanlı İzmir'e çıktığı gün Anadolu ayaklanacak, herkes silahlanacak... Yahu zaten o gün biterdi iş. Yani böyle bir millet var mı? Fransızlar İkinci Dünya Savaşı'nda Paris elden gittikten sonra, yavaş yavaş düşünmeye başladılar karşı koymak için. Yunan İzmir'e çıktıktan sonra, Denizli müftüsü, 'Size fetva veriyorum. Silahı olmayan hiç olmazsa yerden üç taş alıp düşmana atsın!' diyor"
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=58865

Ulusal bilincin bir başka fikir adamı, şair, edebiyatçı, gazeteci ve senarist Attila İlhan’ın cenaze töreninin ardından oturmuştuk Turgut Özakman ile sohbete. Atilla İlhan'dan esinlendik ve sorduk "Hangi batı?" diye:
"Batının bize dönük, tüm dünyaya dönük bilim ve sanatla ilgili temiz bir yüzü var. Bir de sömürgeci, emperyalist, kandırıcı, pis bir yüzü var. Yalnız güzel yüzüne mağlup olup da, pis yüzünü hazmetmemize imkân yok. Türkiye, batının bu pis yüzünü çok yakından gördü. Ya kendi yaptı bu pisliği ya da birilerini paralı asker olarak tuttu, onlara yaptırdı. Onun için biz, emperyalizmin ne olduğunu bilmeyenlere ders verebilecek bir ülkeyiz. Ama Türkiye'de de ne yazık ki emperyalizm, bir sol terimdir diye söylenmez oldu."
bilgindir.com Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 09-12-2011, 00:35   #13
Gila
Forum Ustası
 
Gila's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Feb 2008
Üye numarası: #199953
Yer: altı da bir üstü de birdir ban tuşunun...
Mesaj sayısı: 34,384
Karma etkisi: 103841 Gila seviye: 2000Gila seviye: 2000Gila seviye: 2000Gila seviye: 2000Gila seviye: 2000Gila seviye: 2000Gila seviye: 2000Gila seviye: 2000Gila seviye: 2000Gila seviye: 2000Gila seviye: 2000
Karma: 10380269
6.Oskar ödülü kazanan üyelerimiz. 1stClass Üye 
Kullanıcıya MSN yolu ile mesaj gönder

öyle bir savaş yok. hepsi düzmece. ( bir sayın milletvekili )
Gila Çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 09-12-2011, 00:42   #14
abushogo
1st Class WarrioR
 
abushogo's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Jun 2010
Üye numarası: #457052
Mesaj sayısı: 509
Karma etkisi: 1892 abushogo seviye: 2000abushogo seviye: 2000abushogo seviye: 2000abushogo seviye: 2000abushogo seviye: 2000abushogo seviye: 2000abushogo seviye: 2000abushogo seviye: 2000abushogo seviye: 2000abushogo seviye: 2000abushogo seviye: 2000
Karma: 189065

Konu güzel de kullanıcı adı reklam kokuyor
abushogo Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 09-12-2011, 00:53   #15
MuRaTTK
Co-Admin
 
MuRaTTK's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Feb 2005
Üye numarası: #2199
Yer: Kastamonu - 37
Mesaj sayısı: 8,778
Karma etkisi: 375223 MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000MuRaTTK seviye: 2000
Karma: 37520707
Atatürk Çalışmaları Ödülü 1stClass Üye 

sene 2006 da vermişim konuyu

http://www.wardom.com.tr/su-cilgin-t...Crkler+murattk
MuRaTTK Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Üye Olmadan Yorum Yazmak İçin Tıklayın!
Konudaki toplam yorum: 15, okunma sayısı: 1193.
Cevapla





Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama

Bu Konuda Aradığınızı Bulamadıysanız Şunlara Bakmanızı Öneririz
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Electro World'ten çılgın teklif! ReQuiemForAsaW Güncel 11 14-05-2011 10:59
'Çılgın Proje' tartışması büyüyor Nazim_Hikmet Siyaset 13 28-04-2011 15:08
Gila'nın köşesi 891 / Çılgın proje Gila Siyaset 7 28-04-2011 08:27
Sizce Başbakan'ın Bunların Hafsalası almaz dediği çılgın projesi ne olabilir ki? Artser Siyaset 20 11-01-2011 12:23
Şu Çılgın Türkler Belgeseli - MP4 | Görsel Bir Tarih Hazinesi ALmiLa_ Türk ve Dünya Tarihi 10 30-01-2010 23:03

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Forum Seç


Hacking ve Bilgisayar Güvenliği Öğrenmek İçin!

Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 22:12.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Wardom.org



İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Wardom Internet Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Wardom hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için webmaster \@wardom.org adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) gün içerisinde Wardom yönetimi olarak tarafımızca gereken işlemler yapılacak ve avukatlarımız size dönüş yapacaktır.


You Rated this Thread: