Terör Örgütü'nün Dünü,Bu Günü,Tarihi,Politik Konumu...Arkadaşlar en başında şunu belirtmek isterim ki; bu bir propaganda yazısı değildir,aksine düşmanı tanımak için halkı bilinçlendirmeye yöneliktir.Düşmanın kim olduğunu bileceksin ki nerden saldıracağına karar vereceksin. PKK: Kürdistan İşçi Partisi
Konu patron_06 tarafından açılmış, 338 kişi tarafından görüntülenip, 3 yanıt almış.
|
Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL! Kredi kartınıza 12 taksit kolaylığı!
|
|||||||
Terör Örgütü'nün Dünü,Bu Günü,Tarihi,Politik Konumu... konusundaki toplam yorum: 3, okunma sayısı: 338. |
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
#1 |
|
Daimi Üye
![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jul 2006
Üye numarası: #78744 Yer: im,yanım HAYKO
Mesaj sayısı: 689
Karma etkisi: 40
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3481
|
Arkadaşlar en başında şunu belirtmek isterim ki; bu bir propaganda yazısı değildir,aksine düşmanı tanımak için halkı bilinçlendirmeye yöneliktir.Düşmanın kim olduğunu bileceksin ki nerden saldıracağına karar vereceksin.
PKK: Kürdistan İşçi Partisi (Kürtçe:Partiya Karkerên Kurdistan), Türkiye'nin güneydoğusu, Irak'ın kuzeyi, Suriye'nin kuzeydoğusu ve İran'ın kuzeybatısını kapsayan bölgede bir devlet kurmayı amaçlayan[kaynak belirtilmeli] ve bu amaçla söz konusu toprakların Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde kalan kısmına sahip olabilmek için Türk Silahlı Kuvvetleri ve sivillere karşı silahlı eylem yapan silahlı örgüt. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=170444 Örgüt daha çok Kürtçe adının başharflerinden oluşturulmuş PKK ismi ile bilinir. Ayrıca KADEK ve Kongra-Gel isimlerini kullanmıştır. Örgütün ideolojisi PKK'nın kuruluş döneminde ideolojik yapısı Marksist Leninizm ve Kürt ulusçuluğuydu. Ancak ilke olarak Marksizm-Leninizm daha sonra terk edilmiştir. Silahlı mücadeleyi ilke edinen PKK, Türkiye, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından terörist organizasyonlar listesine alınmıştır. Faaliyet alanı büyük ölçüde Türkiye toprakları olmakla birlikte, Batı Avrupa'da, Irak ve İran topraklarında da bazı sol eğilimli organizasyonların -ve kimi iddialara göre- sözkonusu devletlerin de desteğiyle etkinlik göstermiştir. İlk dönem ASALA tarafından eğitilen örgütün başlıca gelir kaynakları uyuşturucu madde ticareti ve haraç tahsilatıdır[kaynak belirtilmeli]. Özellikle bazı Avrupa ülkelerindeki sempatizanların çeşitli açılardan doğrudan veya dolaylı desteği de örgüt için stratejik önem arz etmektedir. PKK, 1973 yılında kurulmuş 1984'te dağ kadrolarını oluşturarak paramiliter yapıya bürünmüş, Güneydoğu Anadolu'yu 80'lerin sonundan 90'ların ortasına kadar savaş alanına çevirmiştir. Bu süre içinde örgütün devlet güçleriyle girdiği çatışmalar 30.000 den fazla can kaybına ve birçok insanlık dışı olayın yaşanmasına sebep olmuştur. Türkiye devletini kapitalist-sömürgeci olmakla itham etmiş ve faaliyetleriyle bölgede maddi kayıplara yol açmış, bu yüzden halkın sosyo-ekonomik gelişmesini 20 sene boyunca engellemiştir[kaynak belirtilmeli]. 2005 baz alındığında, PKK faaliyetleri 1990'ları yakalayamayacak kadar düşük yoğunlukta sürmektedir. 1993 yılında PKK'nın Türkiye dağ kadrolarına karşı başlayan operasyonlar ile Türkiye içerisinde bulunan silahlı gücü kırılmış, ve teröristlerin Suriye'deki kamplara kaçması sağlanmıştır. Türkiye cumhuriyetinin Suriye sınırına yaptığı askeri yığınaklar ve diplomasi atağı sonucunda, örgüt yapılanmasını Suriye ve İran'dan çekerek ağırlıklı olarak Irak(Kuzey Irak'taki fiili özerk bölge)'a çekmiştir. Türkiye'nin bu askeri başarıyı siyasal düzlemde de göstererek gerçekleştirdiği özgürlükçü açılımlar sayesinde, örgüt, halktan az da olsa aldığı desteği kaybetmeye başlamıştır. Daha önce PKK'ya bağımlılıklarını belirten sivil ve siyasal gruplar, Türk halkından gelen tepkiler doğrultusunda, 1999 öncesine dönmek istemediklerini belirtmektedirlerdir. Tarihi PKK'nın organizasyon olarak geçmişi 1973'de "Ankara Democratic Patriotic Association of Higher Education" olarak başlamaktadır. Grup, bu dönemde büyük ölçüde öğrencilerden oluşmakta ve başında Abdullah Öcalan bulunmaktadır. Ankara'da kurulan organizasyon kısa bir süre içinde Güneydoğu Anadolu'ya taşınmış ve bölgedeki genç Kürtler arasında propaganda faaliyetlerinde bulunmuştur. 27 Ekim 1978'de "Kuruluş Bildirgesi"ni düzenler ve adını Kürdistan İşçi Partisi olarak değiştirir. PKK, Bu bildirgeyle hareket alanını genişlettiğini de ilan eder ve yeni bir safha olan şehir eylemleri metotlarını uygulamaya başlar. Marksist, Leninist temelli etnik bölücü bir organizasyon olması sebebiyle sağ organizasyonlarla da çatışmaya girmiştir. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=170444 Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=170444 PKK'nın çatışmaları sadece karşıt görüşlerin çatışması olmakla kalmayıp 1979'da Mehmet Celal Bucak'a düzenlenen suikastla PKK'yı devletle işbirliği içinde olmakla Kürtleri sömürmekle suçladığı aşiretlere de yönlendirmiştir. 1978-1982 yılları arasında devletin terörizm saydığı 43,000 olayın yaşandığı gerçeği altında, PKK Şehir Savaşı döneminde aktif bir yapıdadır. 12 Eylül 1980 büyük oranda Şehir Savaşı dönemini sona erdirse de organizasyonun eylem kabiliyetini ortadan kaldırmamıştır. Bunda 1979'da Öcalan'ın Suriye'ye geçmesi ve burada Dev-Genç'in temellerini attığı eğitim kamplarını kurması etken olması yatmaktadır. İhtilal'in ülke içindeki eylem alanını kapatması, sol görüşlü organizasyonların, Öcalan'ın Lübnan çağrısına cevap vermesine sebep olmuş. 1982-84 yılları Öcalan'ın organizasyonun yeniden şekillendirmesine yardımcı olmuştur. 1984 senesiyle PKK yeni bir yapıya bürünmüştür. Kendisine Mao'nun Halk devrimi yöntemini seçmiş ve Suriye'nin desteklemesiyle Güneydoğu Anadolu'da terör metotlarını uygulamaya başlamıştır. 15 Şubat 1999'da Abdullah Öcalan Kenya'da Güney Kıbrıs Rum Yönetimi pasaportu ile yakalanmasıyla birlikte örgüte çok ağır bir darbe vurulmuştur. PKK nın hayat evresinin uzun süreli olması gelişimi süresince evrime uğramasına bağlıdır. PKK değişen ortama göre söylemini ve uyguladığı şiddet unsurlarını değiştirmiştir. Kurulmadan Önce 1960'larda başlayan bireysel hareketlerin ülke içinde gelişiminin olası sebepleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin bölgedeki ekonomik ve sosyal yapılar yüzünden ülke genelindeki değişimi aktaramaması bahanesi, üzerinden yarım yüzyıl geçmesine rağmen Osmanlı dönemi yaşanan sosyal ve ekonomik sorunlarının bölgede tekrarlanması varsayımı ve Soğuk savaş yapısı altında Rus ve Suriye gizli servislerinin Güneydoğu Anadolu'daki oluşumlara bilgi, kaynak ve yönlendirme faaliyetleridir. Apocular Dönemi (1974-1978) 27/10/1978 kuruluş bildirgesine kadar olan dönem Apocular olarak adlandırılmaktadır. Apocular ismi özellikle Dikmen toplantısından sonra yaygın şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Öcalan'ın politik fikirlerinin geliştiği ve ülke içinde 1970'lerin ortasına kadar gelişen yapılarla bağlantılarının kurmuş, tanıtmıştır. Bu dönemin sonlarında fikirlerini harekete koymak için Güneydoğu Anadolu'da var olan feodal yapıda yer bulması ve bu yapıyı kendi amaçları ve kendi amaçlarınında bölgenin yapısı altında şekillenmesi. Apocuların çekirdek grubu 16 kişiden oluşmaktadır. Yıllar içinde bu on altı kişiden sadece Öcalan grupta kalmış, bazıları kendi kuruluşunda rol oynadıkları sistem tarafından öldürülmüştür. Şehir Savaşı (1978-1980) Kuruluş bildirgesiyle bölgede varlığını geliştirme ve sosyal yapıya bürünme devresi. 1980 ihtilali öncesi diğer komünist gruplar gibi yapılanmış ve propagandasını silahlı eylemlerle duyurmuştur. 1980 ihtilali ülke içinde yaşamın sekteye vurulmasını amaçlayan faaliyetlere karşı bu faaliyetleri yürüten bireylerin etkisiz kılınması amacı ile yürütülmüştür. İhtilal öncesi duyum alan Apo ülkeyi terk etmiş ama onunla ülke dışına çıkmayan PKK militanları ihtilal grubunca yakalanıp hapsedilmişlerdir. Bu grup daha sonra cezaevi direniş hareketinin çekirdeğini oluşturacaktır. Suriye (1980-1984) Abdullah Öcalan ihtilal döneminde Suriye'nin gözetiminde Bekaa Vadisi'ne yerleşmiş ve buradan organizasyonun yeniden yapılandırılmasını planlamıştır. Bu dönemin Abdullah Öcalan için çok önemli olduğunu daha sonra yazdığı anılarında açıklamaktadır. 1984-1993 15 Ağustos 1984'te Eruh ve Şemdinli'de PKK ilk büyük ölçekli silahlı eylemini gerçekleştirir. Silahlı eylem, örgütün silahlı kanadı Kürdistan Kurtuluş Güçleri (HRK) tarafından gerçekleştirilir. 1991-1992 yılında örgütün artan eylemleri 1993'te doruk noktasına ulaştı. 24 Mayıs 1993'te Bingöl-Elazığ karayolunu kesen PKK militanları, eğitimlerini tamamlayarak görev yerlerine sevk edilen silahsız 33 eri otobüslerden indirerek kurşuna dizdi. Teröristler, 13 er, bir polis ve 8 vatandaşı da kaçırdılar. Olayın ardından düzenlenen operasyonda, 10 terörist öldürüldü ve kaçırılanlar kurtarıldı 1993-1995 Bu dönem örgütün hayatta ve ülkeler arası yapıda kalabilmek için ideolojisini büyük ölçüde yeniden gözden geçirdiği dönemdir. Komünizm (Marksist-Leninist) yerine sosyalizm benimsenmekte ve kadın erkek eşitliğini savunduğunu göstermek üzerede kadınlarda erkek davranışlarını öne çıkarmaya ve cinsel öğeleri göz ardı etme politikası uygulanmaktadır. Parti içinde dine karşı tolerans gösterilmesi bu yapının uzantısıdır. Bu değişimlerle PKK, Kürt devleti söyleminden vazgeçmiş ve Türkiye Cumhuriyeti devleti altında otonom bir yapı amaçladığını söylemeye başlamıştır. Bu dönemde Türkiye Cumhuriyeti'nin savunma harcamalarına ayırdığı miktar bütün harcamalarının %10'una kadar yükselmiştir.Bu dönemdeki askeri faaliyet yoğunluğunu devam ettirebilmek ordu bütçesi için 8 milyar ABD doları yıllık harcama seviyesine ulaşılmıştır. Düzenleyen patron_06 : 28-10-2007 at 10:31. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Daimi Üye
![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jul 2006
Üye numarası: #78744 Yer: im,yanım HAYKO
Mesaj sayısı: 689
Karma etkisi: 40
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3481
|
[size="2"]1996-1999
1998'de Abdullah Öcalan tek taraflı ateşkesi bir daha başlatır. Özellikle Suriye ve zaman zaman da Yunanistan, Ermenistan,İran ve Rusya'nın desteği ile ayakta duran PKK, 1998 sonunda Türkiye Cumhuriyeti'nin Suriye'yi savaşla tehdit etmesi, ve bu yüzden Suriye'nin Öcalan'ı ülkeden atması ile sonun başlangıcını yaşamaya başlar. Mayıs 1997 harekatının Türkiye'ye faturası ise 300 milyon dolar olmuştur. 15 Şubat 1998'de Abdullah Öcalan Kenya'da uluslararası bir operasyonla yakalanır ve Türkiye'ye teslim edilir. Başta Yunanistan'ın da pay sahibi olduğu ve Türkiye'nin kısmen haberinin olduğu bu kaçırılma olayı, Türkiye'de dış güçlerin planladığı bir Kürt ve Türk savaşını artık geri dönülemez bir tarzda başlatma gayesi olarak algılandı. Bundan çıkarı olan dış güçler, Kürt ve Türkleri ebediyen bir birine düşman kılarak, kendileri bundan yarar sağlama hesaplarına girmişlerdi. Abdullah Öcalan'ın Yunanistan, ABD, İsrail eliyle Kenya'nın da kısmen bulaştırılarak[kaynak belirtilmeli] yakalanması ve Türkiye'ye teslim edilmesinden sonra, Türkiye'deki Kürt Sorunu daha iyi anlaşılmaya başlandı. Sorunun dış güçlerin gerçek bir müdahale konusu olduğu daha iyi görülmeye başlandı. Öcalan, daha sonra avukatlarıyla yapacağı görüşmelerde "bunun bir oyun olduğunu" açıklayacak ve "silahlı tek bir sinek bile bırakmayın" çağrısını örgüt için yapacaktı. Öcalan, Sosyalizmdeki "Her Halkın Kendi Kaderini Tayin Hakkı"nı da kendilerini etkileyen bir nokta olarak ortaya koyacak ve bunun öz eleştirisini verecekti. Öcalan'ın Yargılanması (1999) Öcalan'ın yargılanması PKK olgusunun Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından tanımlanması açısından önemlidir. Öcalan 29 Haziran 1999 tarihinde askeri mahkemede yerine Türkiye Cumhuriyeti Devleti Ceza Kanunun 125'inci maddesinden yargılanır. Bu davada Öcalan *T.C. vatandaşı olduğunu, *Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve onun ceza kanununu tanıdığını, *Öcalan savunmasında, hukuki değil siyasi olacağını Bu üç yapı Öcalan'ın faaliyetlerinin temelde suç olduğunu kabul ettiğinin en açık ifadesidir. PKK'nin Feshi (1999-2002) Öcalan, 1 Ağustos 1999'da ateşkesin sürdürülmesini ve silahlı güçlerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti Sınırları'nın dışına çekilerek, sembolik barış gruplarının iyi niyetin bir göstergesi olarak Türkiye Cumhuriyetine gelmelerini ister. Ardından, örgüt tarafından PKK'nın silahlı güçleri sınırların dışına çekilerek, biri dağdan biri de Avrupa'dan olmak üzere iki barış grubu gönderilir. PKK, 2002'de kendisini fesheder ve yerine Kürdistan Demokratik ve Özgürlük Kongresi KADEK'i kurar. KADEK de AB Terör Örgütleri Listesi'nde yer almaktadır. Etkileri PKK, bölgenin her yönden gerilemesi için Türk düşmanları tarafından geliştirilmiş. Bölgede insanca yaşamak için mücadele veren Anadolu insanının yıkımına sebebiyet vermiştir. Türkiye'nin gelişmekte olan ekonomisini kontrol altına almak için PKK, yabancı istihbarat örgütleri tarafından taşeron olarak kullanılmış ve yıkıcı zararlar vermiştir. Hiç bir zaman ne istediği konusunda net bir fikir beyan etmeyen PKK kimlik ve kılık değiştirerek başka oluşumlara gitmiş ve şimdilerde Irak ı işgal eden güçleri destekleyen ana unsurlardan olmuştur. PKK'nın eylemleri doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşayan Türkleri sağlık ve eğitim gibi en temel haklardan yoksun bırakmıştır, PKK eylemleri bölgeye acı, ölüm ve yıkımdan başka bir şey getirmemiştir. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=170444 Politik HEP/DEP/HADEP/DEHAP/DTP Bu dönemde Türkiye siyaseti halkın problemleriyle uğraşamamış PKK nın aşıladığı ideolojik olgular ve yol açtığı kayıplarının etkisiyle bocalamıştır. Devletin bu durumuna örnek olarak *Türkiye'nin demokratik yapısıyla oluşturduğu meclisindeki parlamenterlerin kendisini yıkması ihtimali karşısında aldığı önlemlerle itibarını sıfırlaması *PKK uzantılarının birleştirici siyaseti savunanların desteğini boşa çıkartmayı başardığından keskin politikaların önünü açması *1965 de araştırmaları başlanan 1970 lerde plot çalışmaları yapılan öğrencinin bireyselliğini ortaya çıkaran kredili sistemin idarenin kontrolü elden brakmama amcı doğrultusunda doğru dürüst hayata geçirilememiş, *1970 lerde planlanan yerel yönetimlerin güçlendirilmesi çalışmalarını neredeyse 20 yıl rafa kaldırılmış, bazı illerde ikincil merkezi yönetimin (OHAL) kurularak bir çok bireysel kazanımdan geri dönülmesi sayılabilir. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=170444 HEP/DEP/HADEP/DEHAP/DTP siyasi arenada kendilerini göstermiş olasada kürt kökenli seçmenin ülkede %10 dan fazla miktari olduğu halde Türkiye genelinde %10 barajı aşamamış olmasının nedenleri ilginçtir. Bir arguman bu olguya karşı Türkiye devletinin kürt halkını silah yoluyla bastırdığı çünkü devletin kuruluşundan beri Türk ırkçılığını işlediğini söylemektedir. Bu argumana zıt olan olgu ise kürt kökenli Türkiye vatandaşlarının insan hakları problemi olan bölgelerde bu partilere daha yüksek oy verdiği, diğer bölgelerde ise bu oranın düşük olmasıdır. Üzerinde durulması gereken olgu insan hakları ve bu partilere verilen oyların doğru ilişkide olduğu gerçeğidir. PKK nın faliyetleri ile halkı kendine çektiği fikri bu ilişkide önümüze çıkmaktadır. PKK nın metodlarında diğer gruplara karşı kendi alt grubunu oluşturmada ne kadar başarılı olduğunu göstermektedir. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=170444 HEP/DEP/HADEP/DEHAP/DTP olgusu kürt halkı içindeki demoktatikleşmenin bir başka gerçeğini ortaya koymaktadır. 20 yüzyıla kadar yenetici/yönetilen ikilemi ile yaşayan anadalu vatandaşları, Türkiye kuruluşunda söylem olarak çok çeşitliliği benimsemiş ama faliyette demokrasi kültürünün ancak dar anlamda ikinci dünya savaşı sonrasına ve 1961 den sonra ise sistem-halk etkilenmesiyle gelişmiştir. Siyasi açıdan 1970 lere gelindiğinde feodal yapısıyla güneydoğu anadolu en geri kalmış bölgedir. Bölge insanı siyasi seçimlerini/bölge partileri propagandalarını vatandaşın ihtiyaçlarına başımlı yapmamaktadır. Aponun kişiliğinde (anılarında) ve PKK faliyetlerinde bu otoriter yapıyı doldurma fikri bulunmaktadır. PKK nın temel amacı uzandığı bölgelerde devletten ve diğer otorite yapılarından baskın olmaktadır. Son yirmi yılın faliyetleriyle kurduğu otorite ile bütün kürtleri kendi alanına çekemediği Türkiye 'in demokrasi kültüründe aldığı mesafenin ilginç bir göstergesidir. Kürt halkının demokratik yapısının ve bu yapıyı geliştirmedeki Türkiye'nin başarısı kürt vatandaşların din-ırk gibi bağlamlarda bir yönetici yapıya bağlanamadığı gerçeğinde saklıdır. Demokrasi pragmatik bir olgudur ve devlet, PKK veya genel anlamda otoriteye bağlılıkla çelişmektedir. Türkiye devletide 1999 dan beri hızla ideoloji deb pragmatik yaklaşıma doğru ilerlemektedir. Sosyal amaçlı organizasyonlar PKK Politik Partilerin (HEP/DEP/HADEP/DEHAP/DTP) yanında bölgesel kontrolu elde etme amacı ile sosyal orgaznizasyonların haraket ve politika birimlerine el atmışdır. Bunların en başlıca örnekleri bölgesel insan hakları dernekleri ve belediye yönetim birimleri oluşmaktadır. Bu organizasyonları temel amacının dışında ve/veya temel amacına bağlı tek yanlı olarak kulanılması toplumsal kimliği oluşturan (değişik kimliklerin hayat bulduğu) faliyetlerin yürütülmemesine yol açmış ve toplumun değişik kimliklerinden yoksun kalmasına yol açmışdır. Bölge insanı kendi benliğini oluşturan diğer kavramların yaşam bulamamasından dolayı sadece iki kavram (kürt-kürt olmayan) çatışmasına maruz bırakılmışdır. Toplumsal haraketliği sağlayan faliyetlerininin içi boşaldığından ve yerlerine yenisi kurulamdığından ihtiyaçlar karşılanmaz olmuşdur ve toplum içindeki oluşan çözümsüzlük hislerinide PKK tarafında devlete yüklemişdir. Bölge toplumu "kutuplaşma sonrası sosyal çürümeye" maruz kalmışdır. İnsan hakları derneklerinin temel amacı sistemin parçaları arasında iletişim sağlayarak olayların değişik boyutlarının göz önüne alınması ve ikincil olarak ise taraflar arası yapıcı diyalog kurmasıdır. Temel ögesi itibari ile tarafsız olan bu organizasyonlar olguları tek yanlı aktararak (taraf tutarak) sorunun bir parçası haline gelmişlerdir. Sorunun büyüklüğüne örnek olarak: "Ölüm orucu eylemlerinin bu noktaya ulaşmasının nedeni iktidarın kabul edilemez tutumudur." diyerek hükümetin ise "Ölüm orucu emrini devlet mi veriyor; insan hayatını hiçe sayan faliyetleri metod olarak seçenlere ve bu emri verenlere söylenmesi gereken sözleri niçin bana yönlendiriyorsun" diyerek cevap vermesi yaşanan iletişimin bozukluğuna örnek olmaktadır. Yaratılan bu politik kavgada ceza evlerinin sorunları ve devletin sisteme kontrol edememesi gibi olgular göz önüne çıkmamakta ve derneklerin bu bağlamda temel görevini yerine getirmemesi sonucunu doğurmaktadır. Ayrıca kalabalık koğuşların ve düzensizliğin propaganda faliyetlerine imkan vermesi bu organizasyonların önceliğini seçerken nelere baktıkları sorusunu getirmektedir. Söylemleri bağlamında bakıldığında, insan haklarının diğer boyutları bu organizasyonlar tarafından temel amaçdan sapma olarak algılandığından dışlanmış ve PKK nın temel amacıyla kesişen devlet-vatandaş ilişkisini koparma amaçı götmüşlerdir. Ayrıca bu dömen içinde dernek mallarının yıkıcı örgüt elemanlarına kullandırılması ile dernekle devleti karşı karşıya getirmişdir. Bu faliyetler organizsonların PKK nın kolları olduğu izlenimini yaratmışdır. PKK ise yaratılan sığ imajı kullanarak bölge insanını Türkiye parlamentosuna değil kendisine bağlı olduğunu savunmuşdur. Bu gruplar 21. yüzyılda töre cinayetleri, kadın hakları gibi büyük sorunlara odaklanması 20. yüzyılın son çeğreğinde nerede oldukları sorusunu akla getirmektededir. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Daimi Üye
![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Jul 2006
Üye numarası: #78744 Yer: im,yanım HAYKO
Mesaj sayısı: 689
Karma etkisi: 40
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 3481
|
Kuzey Irak Kampları
PKK Güneydoğu Anadolu bölgesinde yeterli halk desteğini alamadığından ve güvenlik güçleri karşısında 20.000'den fazla kayıp verdiğinden sınır ötesine yerleşmeye çalışmıştır. Uzun süre Suriye'de kaldıysa da, bu hem yeterli olmamış, hem de 1998'den sonra burada da barınma imkanı kalmamıştır. Körfez Savaşı'ndan sonra oluşan güç boşluğundan yararlanan terör örgütü 1990'ların başında Kuzey Irak'a yerleşmiştir. Irak Savaşı (2003) ise PKK'ya daha geniş bir güç boşluğu sağlamış ve Kandil Dağı ve çevresine yerleşmiştir. Bu bölgede 10'dan fazla PKK kampı vardır. ABD, Irak'ı işgal ederken bu kampları ortadan kaldırma sözü vermiş, Bağdat Yönetimi ve yerel Kürt yönetimi de PKK faaliyetlerine izin vermeyeceklerini açıklamışlardır. Ne var ki zaman içinde Her üçü de PKK'yı bu bölgeden sökmeye güçlerinin yetmediğini ima etmişlerdir. Özellikle Barzani ve adamları ise PKK faaliyetlerine göz yummanın ötesinde silah da sağlamışlardır. Irak Ordusu'nun silahları PKK'lıların eline geçerken, bu silahlar sayesinde Türkiye'deki eylemleri artmıştır. 2006 yılının Temmuz ayında PKK Türk Büyükelçiliği'nin sadece 500 metre ilerisine Öcalan Kültür Merkezi adı altında bir propaganda ofisi açmıştır. Türkiye buranın kapatılması için nota verirken, ABD'lilerin ilk açıklaması "Biz böyle bir merkez görmedik" şeklinde olmuştur. Temmuz 2006'da Türkiye'nin ABD'ye PKK kampları konusundaki tepkileri zirveye çıkmıştır. Başbakan Tayyip Erdoğan gerekirse sınır ötesi operasyonun tek taraflı olarak yapılacağını ilan etmiştir. Bu tepki bir haftada PKK terörüne verilen şehit sayısının 15'e ulaşması ile oluşmuştur. Bu uyarı Dışişleri ve diğer kanallardan da tekrarlanmıştır Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=170444 Bu sert tepkiler üzerine ABD Başkanı George W. Bush ve Amerikan Dışişleri Bakanı Rice'dan PKK'ya karşı gerekenin yapılacağı sözü geldi. 30 Haziran 2007 tarihinde örgütün kamplarından kaçan biri kadın 4 kişi, Şırnak ilinin Silopi ilçesinde güvenlik güçlerine sığınarak pek çok itirafta bulundu. İtirafçılar, Türkiye Cumhuriyeti'nin düzenleyeceği sınırötesi operasyon söylentilerinin PKK mensupları arasında korku yarattığını belirtti.Basın mensuplarına da açıklama yapmalarına izin veirlen itirafçılar : “ Biz terör örgütüne kandırılarak katıldık. Örgütte yaşananlar karşısında gerçekleri gördük. Bize, teslim olursanız Türkiye'de kötü muameleyle karşılaşırsınız denildi. Ancak biz buna rağmen gelip güvenlik güçlerine teslim olduk. Bize söylenenlerin hiçbirinin doğru olmadığını gördük. Burada hiçbir kötü muameleye maruz kalmadık. Bizim gibi yüzlerce örgüt üyesi var. Eğer onlara bir güvence verilirse inanıyoruz ki hepsi gelip teslim olur. Son günlerde sınır ötesi operasyon söylentileri örgüt içinde korkuya neden oldu. Bütün kamplar boşaltıldı. ” Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=170444 şeklinde açıklamalarda bulundular. Teslim olmak için Habur Sınır Kapısı'nı kullanan itirafçılar, örgütün uzaktan kumandalı mayınlarla gerçekleştirdiği eylemler için gerekli teçhizatı Kuzey Irak'tan temin ettiğini söylediler.Kandil Dağı'ndaki kamplara 2 ABD zırhlısının silah getirdiğini öne sürerek ajan olmakla suçlandıklarına ilişkin baskılara dayanamadıklarını ve bu nedenle de teslim olduklarını, bazı arkadaşlarının ise intihar ettiğini söylediler. Çocuk Militanlar Son yıllarda yaşanan silahlı mücadeledeki başarısızlıklar sonucunda PKK ciddi bir eleman sıkıntısı yaşadı ve bunun sonucu olarak silah altına aldığı kişilerin yaşı 10-11'e kadar düştü. Alınan çocukların büyük kısmı ise 14-15 yaş civarında kızlardan oluşuyor. PKK bugüne kadar en az 30.000 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının ölümüne sebep olmuştur. İnanç Eksenindeki Etkileri PKK marksist-leninist bir örgüt olmasının ötesinde militanları üzerinde etkinlik ve sempati kazanabilmek amacıyla da faaliyetlerde bulunmaktadır. PKK ekseninde gelişen yeni kuşak kürt kültüründe başat çizgi ateizm olmakla birlikte zerdüştlükte ikinci derece de önemli hale gelmiştir son yıllarda. Her ne kadar tarihsel kökende zerdüştlük ile bağlantıları olmasa da, bazı yazarlar tarafından zerdüştlük kürtlerin eski dini olarak gösterilmeye çalışılmıştır Wikipedi'den alıntıdır. Saygılarımla... Düzenleyen patron_06 : 28-10-2007 at 10:32. |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Mar 2006
Üye numarası: #55471
Mesaj sayısı: 10,872
Karma etkisi: 20514
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 2049777
|
Hükümetler yılanın başını küçükken ezseydi şimdi bu hallere gelinmeyecek , şehitlerin ve gazilerin arkasından yas tutulmayacak ve 300 milyar dolarda silahlarla havaya atılmayacaktı , bölge daha çok kalkınacak ve Türkiye çok daha modern bir ülke olacaktı . Uzun yıllardır mücadele ettiğimiz PKK ya karşı neredeyse destek vermeyen Avrupa ülkesi yoktur , Ayrıca Ermeniler , Ruslar ,Suriye , İran , Irak ve malum şimdi ABD en çok destek veren ülkelerdir fakat biz hala Ermeniler hariç hepsiyle dost olmaya çalışıyoruz , barıştan sözediyoruz ...
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=170444 Bizler kendi içimizdeki gereksiz mücadeleleri bırakmadıkça , halk olarak kaynaşmadıkça , milli değerlerimizin farkına varmadıkça daha çok başımız ağrıyacak gibi gözüküyor . |
|
|
|
![]() |
| Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
|
|
