Tüm Ekran Kartı Driverları,Overclock Araçları,Programlar ve dahası...arkadaşım pmden adresimi atıyorum uzak yardım ile bakayım bi :)
Konu hellraiserx tarafından açılmış, 18678 kişi tarafından görüntülenip, 52 yanıt almış.
|
Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL! Kredi kartınıza 12 taksit kolaylığı!
|
|||||||
Tüm Ekran Kartı Driverları,Overclock Araçları,Programlar ve dahası... konusundaki toplam yorum: 52, okunma sayısı: 18678. |
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
#46 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Mar 2005
Üye numarası: #5694 Yer: Balıkesir/Burhaniye
Mesaj sayısı: 4,117
Karma etkisi: 1861
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 184907
|
arkadaşım pmden adresimi atıyorum uzak yardım ile bakayım bi
![]() |
|
|
|
|
|
#47 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2005
Üye numarası: #39255 Yer: önemli değil mühim olan kim olduğu ve ne yaptığıdır
Mesaj sayısı: 3,965
Karma etkisi: 1510
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 150080
|
Fan gürültüsünden kurtulmak için yapabileceğiniz basit bir devre. Devre şeması, işleyişi, malzemeler ve montaj * Malzemeleri lehimlemek için kullanacağınız havyaya dikkat edin veya kullanmayı bilmiyorsanız bilen birine yaptırın. * Devre montajına dikkat edin. Yapacağınız yanlış bir lehim veya kısa devre durumunda bilgisayarınızın güç kaynağı ve bilgisayarınızda bulunan diğer bileşenler zarar görebilir. * Devreyi takmadan önce bilgisayarınızı kapatın. * Devreyi işlemci fanı, ekran kartının fanı, güç kaynağının fanı gibi çalışması kritik sayılabilecek bileşenlerin fan kontrolünde kullanmayın. Şemadan da görebileceğiniz gibi bir ön direnç ile beraber kullanılan bir potansiyometre ve bir sabit direnç, bize gerilimi belli oranlarda ikiye bölmemizi sağlar. Bu bölme sonucu elde ettiğimiz gerilimi sürücü transistöre uyguluyoruz. Sürücü transistör ise tahmin edebileceğiniz üzere yüksek beyz akımına ihtiyaç duyan güç transistörümüzü sürmek için kullanılıyor. Potansiyometre maksimum konumdayken besleme voltajından Vce voltajı kadar daha az gerilim sağlamaktadır. Potansiyometre minimum konumdayken ise besleme voltajının yarısından yine Vce voltajı kadar da az gerilim sağlamaktadır. Tabii bu değerler kullanılan dirençlere ve güç kaynağından çıkan gerilime göre farklılık gösterecektir. ![]() Fan kontrol devresine ait şema Devrede az sayıda malzeme oluşturulduğu için oldukça basit. Montaja geçmeden önce bunlara bir göz atalım: - BD240 transistör ve soğutucusu - BC337 transistör - 220 ohm direnç - 100 K ohm direnç - 100 K ohm potansiyometre - 1n4001 diyot (veya 1n4148) - Delikli kart (partinaks) ![]() Devrede kullanılan malzemeler ![]() BD240' a ait soğutucu ![]() Potansiyometre BD240; kollektör akımı tepe değeri 2 A, maksimum gücü 30 W olan PNP tipi bir güç transistörüdür. Uygulamamız için oldukça yeterli ve bulunması kolaydır. Bu transistörün kollektör bacağı ile soğutucu yüzeyi ortaktır. Bu sebeple devreyi ve soğutucusunu sistemdeki diğer bileşenlere temas etmeyecek şekilde izole ettikten sonra kullanın. Montajı delikli kart üzerine yapacağız. Elinizde büyük bir tane varsa bunu uygun biçimde kesmelisiniz. Çok küçük bir alana malzemeleri sığdırmaya çalışmayın. Montaja geçmeden önce aşağıda yazılan aşamaları bir iki kere okumanızı tavsiye ederim. Böylece malzemeleri yerleştirirken problem yaşamaktan uzaklaşırsınız. Montaja transistörler ile başlayacağız. BD240� ı ve BC337� yi üzerindeki yazılar birbirine bakacak şekilde karta geçirin. Tabii bunu yaparken karta yerleştirilecek olan diğer malzemeleri de hesaba katın.Bacaklarını bir bir lehimledikten sonra BC337� nin 3 numaralı bacağını BD240� ın 1 numaralı bacağına doğru bükün ve lehimleyin. Aynı işlemi BC337� nin 3 numaralı bacağını BD240� ın 2. numaralı bacağına doğru bükerek gerçekleştirin. Bu işlemlerin bitmiş halini aşağıdaki resimlerde görebilirsiniz. ![]() Transistörlerin yazıları birbirine bakacak şekilde karta yerleştirilmiş vaziyette ![]() Lehim yüzeyinin görüntüsü Sırada potansiyometre var. Eğer montaj yerleşimini benim yaptığım gibi yaparsanız potansiyometreyi saat yönünde çevirdiğinizde fan hızı azalacaktır. Aşağıdaki resimlerde görüldüğü gibi malzemeyi deliklerden geçirip lehimliyoruz. ![]() Potansiyometrenin karttaki yerleşimi ![]() Montaj sonrası 220 ohm değerinde olan direncimizin bir bacağını potansiyometrenin 1. bacağına; diğer bacağını ise BD240� ın 3. bacağına lehimleyeceğiz. Bunun için uygun delikleri belirleyip, direncin bacaklarını delikler arasındaki mesafeye uygun olarak bükün. Direncin bacaklarını deliklerden geçirip, lehimleyin. Bir bacağını potansiyometrenin 1. bacağına, diğerini ise BD240� ın 3. bacağına doğru yatırıp, montajlarını yapın. ![]() 220 ohm' luk direncin yerleşimi ![]() Lehimlendikten sonraki görüntüsü Devrede bulunan bir diğer direnç ise 100 K ohm değerinde. Bu direncin bir bacağı potansiyometrenin 3. bacağına, diğeri ise toprağa bağlanacak. Bir önceki aşamada olduğu gibi uygun delikleri belirledikten sonra direncin bacaklarını bükün, deliklerden geçirin ve lehimleyin. Direncin bir bacağını potansiyometrenin 1. bacağına doğru bükün ve lehimleyin. Diğer bacağını ise bu aşamada boşta bırakıyoruz. ![]() 100 K ohm' luk direncin yerleşimi ![]() Montaj sonrası ![]() Farklı bir açıdan malzemelerin yerleşimi Diyotumuz, fanın devreye ters bağlanması durumunda ters gerilimden korumak amacıyla devrede kullanılıyor. Diyotun çizgi ile işaretlenmiş tarafta bulunan katot bacağı BD240 transistörünün 2. bacağına, diğer bacağı yani anot toprağa bağlanacak. Bunu sağlayabilmek için diyotun bacaklarını, diyot dik pozisyonda duracak şekilde büktüm. 100 K ohm değerindeki direncin montajını yaparken, direncin toprağa bağlanacak olan bacağını lehimleyip, boşta bırakmıştık. Şimdi diyotu bu bacağın hemen yanındaki deliklerden birine geçirerek lehimleyeceğiz. Böylece toprak ortak bir noktada toplanmış olacak. Diyotu deliklerden geçirip bir anot bacağını yani toprağa bağlanacak olan bacağını lehimledikten sonra 100 K ohm değerindeki direncin toprağa bağlanacak olan bacağı ile birleştiriyoruz. Diyotun katot bacağını ise kısa bir kablo ile BD240� ın bacağına uzatmayı tercih ettim. Aşağıdaki resimlerden durumu daha iyi kavrayabileceğinizi sanıyorum. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=78734 Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=78734 ![]() Toprak kablolarının görüntüsü ![]() Toprak kablolarının lehimleri Hazırladığımız renkli kablolara sıra geldi. Bu kablolardan birini BD240� ın 3. bacağına yakın bir delikten geçirip bu bacağa temas edecek biçimde lehimliyoruz. Ardından benzer işlemi diğer kablo için tekrarlıyoruz: diyotun katot bacağına yakın bir delik bulup, bu bacağa temas edecek biçimde lehimleyin. ![]() Güç kaynağına ve fana giden pozitif gerilim kabloları Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=78734 ![]() Lehim yüzeyinin görüntüsü Artık devremizi bilgisayarımıza takabiliriz. Bunun için daha önce molex veya floppy güç konnektörlerini kullanabileceğinizi belirtmiştim. BD240� ın 3. bacağına eklediğimiz kabloyu bu konnektörlerden birinin sarı renkli kablosuna arkadan veya önden geçirin ve bantla hem yalıtın hem de sabitleyin. Bir toprak kablosu alıp (iki kablodan herhangi birini kullanabilirsiniz), bunu da aynı konnektör üzerinde yer alan siyah kablolardan birine yukarıdaki gibi sabitleyin. Kasa fanlarını besleyecek olan gerilimi taşıyan kablolar genelde siyah ve kırmızı renkte olmaktadır. Bu kablolardan kırmızı renkte olanı devrede diyotun katot bacağına lehimlediğimiz kablo ile birleşecek. Siyah olanı ise tahmin edebileceğiniz üzere devrede geriye kalan toprak kablosu ile birleşecek. ![]() Floppy güç konnektörüne yapılan bağlantı ![]() Fan kablosunun devreden çıkan kabloyla olan bağlantısı Kabloları sağlam bir biçimde elektrik bandı ile sabitlemeyi ve izole etmeyi unutmayın. Devremiz bu şekilde kullanılmaya hazır durumda. Gerekli kablo bağlantılarını yaptıktan sonra kullanılmayan kasa üzerindeki cd rom veya disket kapağına monte ederek kullanmaya başlayabilirsiniz. Alıntıdır... |
|
|
|
|
|
#48 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2005
Üye numarası: #39255 Yer: önemli değil mühim olan kim olduğu ve ne yaptığıdır
Mesaj sayısı: 3,965
Karma etkisi: 1510
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 150080
|
Ekrandaki Görüntü Nasıl Oluşur?
Monitörünüze yeteri kadar yakından bakarsanız görüntünün çok küçük noktalardan oluştuğunu görürsünüz. İşte bu noktlara görüntünün en küçük birimi olan piksel diyoruz. Her pikselin kendine ait renk ve yoğunluk bilgileri vardır. Daha genel bir tanımla piksel için ekranın bağımsız olarak kontrol edilebilir en küçük parçası olduğunu söyleyebiliriz. İşte bu piksellerden binlercesi bir araya gelerek ekrandaki görüntüyü oluşturuyor. Çözünürlük Çözünürlüğün görüntü kalitesini belirleyen en önemli faktör olduğunu söyleyebiliriz. Çözünürlük, ekrandaki görüntünün kaç pikselden oluşacağını belirler ve yatay ve dikey piksel cinsinden belirtilir (800x600,1024x768 gibi). Çözünürlük arttıkça görüntü birbirinden bağımsız olarak kontrol edilebilen daha çok pikselden oluşur ve görüntü kalitesi de yükselir. Windows 95 ile hayatımıza giren "scaleable screen objects" teknolojisi sayesinde çözünürlük arttıkça ekrandaki kullanılabilir alan da artar. Windows ekranında çözünürlük ne olursa ekrandaki nesneleri oluşturan piksel sayısı değişmez. Çözünürlük arttıkça pikseller de küçüleceği için nesneler daha az yer kaplar ve masaüstündeki kullanılabilir alan çözünürlükle doğru orantılı olarak artar. Çözünürlük arttıkça yükselen görüntü kalitesinin de bir bedeli var tabi ki: Çözünürlük yüseldikçe kontrol edilmesi gereken piksel sayısı ve dolayısıyla da gerekli işlem gücü, ayrıca bu piksellerin bilgilerini tutmak için gerekli bellek miktarıyla onların transferi için gereken bellek bant genişliği artar. Bu yüzden de performans düşer. Kullanmak istediğiniz çözünürlüğü hem ekran kartınız desteklemeli, hem de monitörünüz fiziksel olarak gerekli sayıda pikseli ekranda oluşturabilmeli. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=78734 Renk Derinliği Piksellerin kendilerine ait renklerinden bahsetmiştik, piksellerin alabileceği renkler kırmızı, yeşil ve maviden türetilir. İşte renk derinliği bu renklerin miktarını belirler. Renk derinliği ne kadar artarsa her pikselin alabileceği renk sayısı artar, renkler gerçeğe daha yakın olur. Renk derinliği bit cinsinden belirtilir, işlemcilerle ilgili yazımızda bitlere kısaca değinmiştik. Her bit 1 ve 0 olarak iki değer alabilir. 8 bit kullanıldığında bu bitlerden 28 = 256 kombinasyon üretilir. Aynı şekilde 8 bit renk derinliğinde de her piksel için 256 renk kullanılabilir. İnsan gözünü aldatıp ekrandaki görüntüyü gerçek gibi göstermek için kullanılan üç rengin de (kırmızı, yeşil ve mavi) 256`şar tonu gereklidir, bu da renk başına 8 bitten 24 bit yapar. Bu moda True Colour (Gerçek Renk) adı verilir. Fakat çoğu güncel ekran kartı görüntü belleğini kullanma yöntemleri yüzünden pikselleri bu modda göstermek için 32 bite ihtiyaç duyarlar. Kalan 8 bit alpha kanalı (piksellerin saydamlık bilgisini tutar) için kullanılır. High Colour (16 bit) modunda ise yeşil için altı ve maviyle kırmızı için de beşer bit kullanılır. Yeşil için 64, maviyle kırmızı için de renk başına 32 farklı yoğunluk vardır bu modda. Renk kalitesinde 32 bite göre çok az fark olsa da piksel başına 4 yerine 2 byte (8 bit = 1 byte) hafıza gerekeceğinden 32 bite göre performans avantajı sağlar. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=78734 256 renk (8 bit) modu ilk duyuşta size renk fakiri izlenimi verebilir fakat renk paleti denen bir yöntemle bu 8 bit olabilecek en verimli şekilde kullanılarak renk kalitesi biraz arttırılır. Renk paletinin mantığı söyledir: Kullanılacak 256 renk gerçek renk modundaki 3 bytelık renklerden seçilir ve bu renklerden bir renk paleti oluşturulur. Her program ilgili paletteki 256 renkten istediğini seçip kullanabilir. Böylece örneğin kırmızı için iki, mavi ve yeşil için de üçer bit kullanılarak elde edilen renklerden daha canlı renkler elde edilebilir ve elimizdeki 8 bit en verimli şekilde kullanılmış olur. En çok kullanılan üç renk modunu tanıdık, peki ekran kartımız üretemediği renklere ne yapıyor? Sistemimizin 256 renge ayarlı olduğunu fakat 16 bitlik bir resim dosyası açtığımızı varsayalım. Bu durumda hazırdaki renklerin değişik kombinasyonları kullanılarak üretilemeyen renge yakın bir renk oluşturulur ve bu renk üretilmesi gereken rengin yerine gösterilir. Buna dithering denir. Tabi ki dithering yöntemiyle elde edilmiş bir resmin kalitesi orjinal resme göre göre çok daha düşüktür. Görüntü Arayüzleri Önceleri ekrandaki piksellerin adreslenmesi için bir standart olmadığından üreticiler de programcılar da (dolayısıyla son kullanıcılar da) sorun yaşıyorlardı. Bu sorunu çözmek için üreticiler VESA (Video Electronics Standarts Association) adında video protokollerini standartlaştırmayı amaçlayan bir konsorsiyum oluşturdular. VGA ile beraber geriye uyumluluk da sağlanarak çözünürlük sürekli arttı. VGA öncesindekiler de dahil standartlara kısaca bir göz atalım: Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=78734 * MDA (Hercules): Monochrome Display Adapter, 1981 yılındaki ilk IBM PC`deki ekran kartı. Ekranda yerleri önceden belirlenmiş olan 256 özel karakteri gösterebilyordu sadece. 80 kolona 25 satırlık bir ekranda gösterebildiği yazı karakterlerinin boyutları da önceden belirlenmişti ve grafik görüntülemek mümkün değildi. IBM, bu kartlara ekstra slot masrafından kurtulmak için bir de yazıcı bağlantı noktası eklemişti. * CGA: Bu arayüzde ekran kartları RGB monitörlerle çalışıp ekranı piksel piksel kontrol edebiliyorlardı. 320x240 çözünürlüğündeki bir ekranda 16 renk üretilebiliyor fakat aynı anda bunlardan sadece 4 tanesi kullanılabiliyordu. 640x200`lük bir yüksek çözünürlük modu vardır ama bu modda sadece 2 renk gösterilebiliyordu. Görüntü kalitesi kötü olsa bile en azından grafik çizilebiliyordu. Zaman zaman piksellerin gidip gelmesi ve ekranda rastgele noktalar oluşmasına rağmen bu standart çok uzun bir süre kullanıldı. * EGA: CGA`dan birkaç yıl sonra sırada Enhanced Graphics Adapter vardı. CGA ile VGA arasındaki bu kartlar 1984`ten IBM`in ilk PS/2 sistemlerini ürettiği 1987`ye kadar kullanıldı. EGA monitörle kullanıldığında üretilen 64 renkten aynı anda 16 tanesi kullanılabiliyordu. Yüksek çözünürlük ve monochrome modları da vardı ,ayrıca eski CGA ve monochrome monitörlerle de uyumluydu. Bu kartlardaki bir yenilik de bellek genişletme kartlarıydı. 64K bellekle satılan bu kartları bellek genişletme kartıyla 128K`ya upgrade etmek mümkündü. Ek olarak satılan IBM bellek kitiyle bir 128K daha eklemek de mümkündü. Sonraları bu kartlar standart olarak 256K bellekle üretilmeye başlandı. * PGA: IBM`in 1984`te piyasaya sürdüğü Professional Graphics Array adını hitap ettiği pazardan alıyordu. 5000 dolara satılıyor ve entegre 8088 işlemcisiyle mühendislik ugulamarıyla diğer alanlardaki bilimsel çalışmalar için 640x480 çözünürlükte 256 renkte saniyede 60 kare hızla 3 boyutlu animasyonları çalıştırabiliyordu. Fiyatı yayılmasını engelledi ve fazla kullanılamadan piyasadan kalktı. * MCGA: 1987`de piyasaya sürülen MultiColor Graphics Array standardındaki ekran kartları teknolojide büyük bir sıçrama yaparak VGA ve SVGA`ya kadar gelen bir gelişimi başlattı. IBM`in Model 25 ve Model 30 PS/2 PC`lerinde anakarta entegre halde geliyordu. Uygun bir IBM monitörle kullanıldığında bütün CGA modlarını da destekliyordu fakat TTL yerine analog sinyallerle çalıştığından daha önceki standartlarla uyumlu değildi. TTL (Transistor – to –Transistor Logic) mantığında voltaj seviyesine göre transistörler açılıp kapanır ve sadece 1 ve 0 değerleri oluşur bunu sonucunda. Analog sinyallerdeyse bu kısıtlama yoktur. Analog sinyalleşmenin de sağladığı avantajla MCGA arayüzüyle 256 renk üretilebiliyordu. Bu arayüzle beraber 9 pinlik monitör bağlantısından halen kullanılmakta olan 15 pinlik bağlantıya geçildi. * 8514/A: IBM`in MCA veriyoluyla kullanmak için ortaya attığı bu arayüz zamanla yüksek tazeleme hızlarına çıktı. VGA ile aynı monitörü kullanmasına rağmen VGA`dan farklı çalışıyordu. Bilgisayar ekran kartına ne yapması gerektiğini söylüyordu ama ama ekran kartı onu nasıl yapacağını kendisi ayarlıyordu. Örneğin ekrana bir çember çizileceği zaman VGA`daki gibi işlemci görüntüyü piksel piksel hesaplayıp ekran kartına yollamıyordu. Bunun yerine ekran kartına çember çizileceğini söylüyordu ve ekran kartı da çemberi çizmek için piksel hesaplarını kendisi yapabiliyordu. Bu yüksek seviyeli komutlar standart VGA ile komutlarından çok farklıydı. Bu standart çıktığı zamanın daha ilerisindeydi ve VGA`dan daha kaliteli görüntü sonuyordu ama fazla destek bulamadığı için yayılma imkanı bulamadan piyasan kalktı. IBM üretimi durdurup aynı daha daha fazla renk gösterebilen XGA üzerine yoğunlaştı. XGA 1990`da piyasaya çıktıktan sınra MicroChannelplatformları için standart oldu. * VGA: 2 Nisan 1987`de, MCGA ve 8514/A ile aynı günde IBM tarafından tanıtılan Video Graphics Array aradan sıyrılarak masaüstü için standart olmayı başardı. IBM yeni bilgisayarlarında bu chipleri anakarta entegre ederken eski bilgisayarlarda da kullanılabilmeleri için 8 bitlik bir arayüzle anakarta bağlanabilen bir ayrı bir kart halinde de geliştirdi. IBM üretimi durdurduktan sonra bile değişik firmalar üretime devam ettiler. VGA ile 262144 renklik bir paletten seçilen 256 renk aynı anda kullanılabiliyordu. 640x480`lik standart çözünürlükte aynı anda 16 renk gösterilebiliyordu. Ayrıca 64 renk gri tonlama ile siyah beyaz monitörlerde renk siğmilasyonu yapabiliyordu. |
|
|
|
|
|
#49 |
|
Forum Ustası
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Kayıt Tarihi: Nov 2005
Üye numarası: #39255 Yer: önemli değil mühim olan kim olduğu ve ne yaptığıdır
Mesaj sayısı: 3,965
Karma etkisi: 1510
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Karma: 150080
|
* SVGA: Super VGA ilk SVGA kartlardan güncel kartlara kadar çok fazla kartı kapsayan geniş bir standart. SVGA ile birlikte ekran kartları için aygıt sürücüsü kavramı ortaya çıktı. Kartların yanında verilen sürücülerle ilşetim sistemleri kartların tüm özelliklerini kullanabiliyorlardı. SVGA ile milyonlarca renk değişik çözünürlüklerde gösterilebiliyor fakat bunun sınırları karta ve üreticiye bağlı. SVGA değişik şirketler tarafından kullanılan ortak bir kavram olduğundan başlarda eski standartlar gibi çok katı sınırları yoktu. Bunun üzerine VESA bir SVGA standardı belirledi. VESA BIOS Extension adında standart bir arayüz belirlendi ve bu sayede programcılar her kart için ayrı kod yazma zahmetinden kurtuldular. Üreticiler bu arayüzü benimsemek istemediler ve başlarda kartların yanında verilen ve her boot işleminden sonra çalıştırılan bir programla kartlarını bu BIOS uzantılarıyla uyumlu hale getirdiler fakat sonunda bunu kartların BIOS`larına entegre ettiler. SVGA ile 800x600 çözünürlüğe çıkıldı.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=78734 Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=78734 ![]() SVGA'dan sonra IBM XGA ile 1024x768 çözünürlüğe geçerken sonraki basamak olan 1280x1024`e de bir VESA standardı olan SXGA ile geçildi. Sonra da UXGA ile de 1600x1200 çöznürlüğe geçildi. Çözünürlükteki 4:3 oranı sadece SXGA ile bozuldu, bu standartta oran 5:4`tür. En Temel Bileşenleriyle Bir Ekran Kartı ![]() Bir ekran kartı temel olarak 3 bileşenden oluşur: Grafik işlemcisi, bellek ve RAMDAC. * Grafik İşlemcisi: Güncel kartlar için grafik işlemcisi görüntü hesaplamalarını yapmak için ekran kartının üzerine oturtulmuş bir CPU`dur dersek yanlış olmaz. Son zamanlarda grafik işlemcileri yapı ve karmaşıklık bakımından CPU`ları solladılar ve işlev bakımından da görüntü üzerine yoğunlaşmış bir CPU niteliğine kavuştular. CPU`ya neredeyse hiç yük bindirmeden üç boyutlu işlemcleri tek başlarına tamamlayabiliyorlar artık. Bu yüzden de güncel grafik işlemcileri GPU (Graphics Processing Unit - Grafik İşlemci Birimi) adıyla anılıyorlar. * Görüntü Belleği: Ekran kartının üzerinde bulunur ve görüntü hesaplamalarıyla ilgili veriler burada saklanır. Sisteminizdeki ana bellek gibi çalışır, yalnız burada bu belleğin muhattabı CPU değil görüntü işlemcisidir. Önceleri ekran kartlarının ayrı bellekleri yoktu fakat görüntü işlemcileri hızlanıp geliştikçe ekran kartları sistemden yavaş yavaş bağımsızlıklarını ilan etmeye başladılar. Bellek miktarı kadar ekran kartının sıkıştırma algoritmalarıyla bu belleği ne kadar verimli kullanabildiği de önemlidir. * RAMDAC: Monitörlerdeki analog sinyallerden bahsetmiştik, işte RAMDAC (RAM Dijital-to-Analog Converter) görüntü belleğindeki verileri analog RGB (Red Green Blue, monitörde renklerin bu üç renkten türetildiğini yazmıştık) sinyallerine çevirerek monitör çıkışına verir. Monitörde kullanılan üç ana renk için de birer RAMDAC ünitesi vardır ve bunlar her saniye belirli bir sayıda görüntü belleğini tarayıp oradaki verileri analog sinyallere dönüştürürler. RAMDAC`in bu işlemi ne kadar hızlı yapabildiği ekran tazeleme hızını belirler. Bu hız Hz cinsinden belirtilir ve ekrandaki görüntünün saniyede kaç kere yenilendiğini gösterir. Örneğin monitörünüz 60 Hz`te çalışıyorsa gördüğünüz görüntü saniyede 60 kere yenilenir. Ekran tazeleme hızını mümkün olduğu kadar 85 Hz`in altına çekmemenizi öneririm, daha düşük tazeleme hızları göz sağlığınız için zararlı olabilir. Tabi bu gözünüzün ne kadar hassas olduğuna da bağlı, bazı gözler 75 ve 85 Hz arasındaki farkı hissedemezken bazıları ilk bakışta bunu anlayabilir. RAMDAC`in iç yapısı ve özellikleri hangi çözünürlükte ne kadar rengin gösterilebileceğini de belirler. Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=78734 LCD ekranlar yapıları gereği dijtal olduklarından RAMDAC`ten değil de direk görüntü belleğinden görüntü bilgisini alıp kullanabilirler. Bunun için DVI (Digital Video Interface) adında özel bir bağlantı kullanırlar. Bu konuya ileride "Monitörler Nasıl Çalışır?" yazısında detaylı olarak değineceğiz. * BIOS: Ekran kartlarının da birer BIOS'ları vardır. Burada ekran kartının çalışma parametreleri, temel sistem fontları kayıtlıdır. Ayrıca bu BIOS sistem açılırken ekran kartına ve onun belleğine de küçük bir test yapar. ------------------------------------------------------------------------------------------------------ Soğutma Sistemleri Hakında Bilgiler Hep overclock diyip yaparak bazı değişikliklerle işlemcimizi, ramlarımızı vb. parçaları hızlandırıp duruyoruz. Ama unuttuğumuz veya fazla önemsemediğimiz birşey var. Her overclock yaptığımızda normal değerdeki ısıdan bir miktar fazla ısı açığa çıkar. Bu normaldir ama bu ısı normal değerlerden yüksek olursa sistemimize ciddi zararlar verebilir. Biz bu zararları en aza indirmeye çalışacağız. HAVA SOĞUTMA : (Klasik pervaneli soğutucu) En yaydın olarak kullanılan soğutma tipidir. Maliyeti diğer soğutma sistemlerine göre çok ucuzdur. Amaç Isınan parça uzerine konan (Şimdilerde Genelde Bakır) yapraklı plaka ile ısıyı dağıtırken üzerindeki fanda soğuk havayı plakanın yapraklarına üfler. Avantajları : 1.)Ucuzdur. 2.)Bulunması kolaydır. 3.)Çeşit bakımından çok zengindir. Dezavantajları : 1.)Sesli çalışırlar 2.)Çok iyi bir soğutma performansları yoktur. (En fazla oda sıcaklığına kadar soğutur) SU SOĞUTMA : (Su Bloğuyla) Daha yeni yeni uygulanmaya başlayan soğutma tipidir.Prensip olarak arabadaki soğutmanın aynısıdır. CPU gibi ısınan parçanın üzerine konan bir ceket (Su Bloğu) in içinden sessiz (akvaryum pompası) bir pompa ile gönderilen su işlemciyi soğturken ısınan suyuda bir radyatörün içinden geçirilir.Radyatöre de büyük bir 120mm lik bir fan takılarak soğutulabilir. Avantajları: 1.)Hava soğutmaya göre çok iyi bir soğutma performansı vardır. 2.)Sessiz çalışırlar (120mm lik bir fanı az devirde çalıştırsanız soğutmaya bir engel olmaz) 3.)Biraz büyük yaparsanız ekrankartı ve chipsetide soğutursunuz. Dezavantajları 1.)Pahalıdır. (Radyatör, pompa,su haznesi,rekorlar) 2.)Kasanın içine sığdıramazsanız taşırken uğraştırır.(Sök-Tak) 3.)Bilgisayarı bir yere götürdünüzde bir ayakbağı olur (götürmesen olmaz). 4.)Rekorlar iyi bağlanmazsa su sızdıra bilir.Sizin için iyi olmaz GAZ SOĞUTMA : [Özel Soğutucu (Soğutmax)] Bu soğutma tamamen profesyönel OC için kullanılır ve çok çok pahalıdır.Kullanılan gaz SIVILAŞTIRILMIŞ NİTROJENDİR. Bilgisayarınıza giren çok büyük bir (basınca dayanıklı) hortum ile CPU soğutulur. Avantajları : 1.)Çok çok iyi soğutma -35 derece Dezavantajları : 1.)Çok pahalı yaklaşık 500$ 2.)Bu kadar düşük sıcaklıkta terleme sorunu. 3.)Patlarsa hem bilgisayar hemde sizde çok büyük şekil değişikliği GAZ + SU SOĞUTMA : (Buz Dolabı Motoru + Su Bloğu) Bu soğutmada kullanılan gaz buzdolabı gazıdır. Mantık aslında buzdolabı ile aynıdır. Buzdolabı motoru bir kap içindeki suyu soğutur ve su diğer su soğutmada olduğu gibi pompalanır. Avantajları : 1.)İyi bir soğutma. (~20 derece) 2.)Su soğutmaya göre daha düşük ısı değerleri. 3.)Bilgisayarın içini hiç fan olmadan bununla soğutabilirsiniz. 4.)Fan sessiz çalıştığı için (benim bilgisayarım çok sesli çalışırda) kafanız şişmez. Dezavantajları : 1.)Sulu soğutmaya göre daha pahalıdır. 2.)Kasanın içine sığdıramazsanız taşırken uğraştırır.(Sök-Tak) 3.)Bilgisayarı bir yere götürdünüzde bir ayakbağı olur (götürmesen olmaz). Bilinmesinde faydalı bilgiler : * Isıyı en iyi sırayla: Gümüş , Bakır , Alüminyum iletir. Gümüş en iyi iletir ama kullanılmamasının sebebi pahalı olşudur. * Sulu sistemde oksitlenmeyi önlemek için içinde anti-freeze kullanın. * Sulu sistemde isterseniz iletken olmayan bir sıvı kullanın (Alkol gibi) Ama (yanlış bilmiyorsam ) 0 dereceden daha aşşağıda donar ve +70 derecenin üzerinde kaynar . Yani bir zararı olmaz. Düzenleyen hellraiserx : 25-12-2008 at 14:54. |
|
|
|
|
|
#50 |
|
Çırak
![]() Kayıt Tarihi: Jul 2008
Üye numarası: #243445
Mesaj sayısı: 1
Karma etkisi: 0
![]() Karma: 10
|
hellraiserx kardesım benım bı problemım var cozemedım. Packard Bell EASYNOTE MX37-U-041 model notebook var bende. ekran kartı SiS M672 (onboard) chıpsetlı.n işletim sistemim xp professıonal 32 bıt. problem şu notebook u LCD televızyona baglayamadım. vga cıkısından televızyona baglantı yaptım televızyondan gereklı ayarlamaları yaptım fakat 5 saattır ugrasıorm bır turlu goruntu elde edemedım. acaba ekran kartı bu ozellıgı desteklemıyormu?. Ancak desteklemıyor olsa VGA cıkısı olmazdı cıhazın. acaba ekran kartının driverından kaynaklanan bı problemmı kafayı yemek uzreym. yardımcı olursan mınnettar kalırım...
|
|
|
|
|
|
#51 |
|
Çırak
![]() Kayıt Tarihi: Jan 2010
Üye numarası: #413184
Mesaj sayısı: 2
Karma etkisi: 0
![]() Karma: 10
|
iyi günler beyler benm sorunum warda 2dk ilgilenirmsnz ben normal cs ye giriyorum pc kendi kendine kapanıyor sizce ndn olabilr yardım lütfenn
|
|
|
|
|
|
#52 |
|
Çırak
![]() Kayıt Tarihi: Jan 2010
Üye numarası: #413184
Mesaj sayısı: 2
Karma etkisi: 0
![]() Karma: 10
|
beyler pcden anlayan 2dk msnmi eklesn lütfen bana bi çözüm lazm fover_serkan@hotmail.com
|
|
|
|
|
|
#53 |
|
Çırak
![]() Kayıt Tarihi: Feb 2010
Üye numarası: #427902
Mesaj sayısı: 9
Karma etkisi: 0
![]() Karma: 10
|
PayLaşım için Saol
|
|
|
|
![]() |
| Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
|
|
