Türk Yazı Dilinin Tarihî Gelişmesi

Şimden girü hiç kimse kapuda ve divanda ve mecalis ve seyranda TÜRKÎ dilinden gayri dil söylemeye. Selçuklu Devleti Başveziri Karamanoğlu Mehmet Bey Türk Yazı Dilinin Tarihî Gelişmesi Eski Türkçe: Eski Konu ESTERGON tarafından açılmış, 2331 kişi tarafından görüntülenip, 19 yanıt almış.

Özel Yazılım Trojan+, güncellemeli ve garantili. Sadece 690TL! Kredi kartınıza 12 taksit kolaylığı!


Karşı sistemi kendi makineniniz gibi kullandıran uzaktan yönetim programı.
  • Canlı ekran izleme,vnc ve mouse kontrolü
  • Antiviruslerce %100 tanınmaz, güncelleme garantili
  • Ortam sesi dinleme
  • Webcam izleme
  • Online/offline keylogger
  • Kopyala/Yapıştır, Clipboard Yöneticisi (Canlı)
  • Warlogger desteği
  • Çalıştırma,upload,download,yeniden adlandırma,silme,gizli çalıştırma,thumbnail görüntüleme(indirmeden dosya görme)
  • Registry yöneticisi (tam özellikli)
  • Msn şifrelerini ve geçmişteki tüm adresleri çıkartma
  • Firefox şifrelerini çözme
  • Görev yöneticisi, görev sonlandırma
  • Çalışan programları listeleme
  • Bağlı sistemlerin yaptığı işlemleri tek listede görme!
  • Binder / dosya birleştirici
  • Virus tipinde resource kullanmadan bindleme özelliği
  • Mp3,resim,jpeg,vs her türlü dosya ile birleşip,exploitler ile link üzerinden,htmlden yayılır
  • Keyloggerda dll kullanmadan system hooklarıyla loglama ve tabii dll kullanmadan kimse yapamıyorken %100 sisteme zarar vermeden stabil bütün dünya dillerinde loglama.
  • Internet Explorer 9 şifre çözme
  • Chrome Şifreleri (bütün sürümler)
  • Firefox Şifreleri (bütün sürümler)
  • Internet Exporer Şifreleri (bütün sürümler)
  • Safari Şifreleri (bütün sürümler)
  • Reklam Bot ile site reklamı, dosya yükletme, bulaştırma,vs. MSN,Yahoo Messenger,ICQ ve AIM sistemlerinin hepsini tanır. Reklam bot aynı anda birden fazla sisteme komut verebilir.
  • Browserda geçmiş verileri, form girdilerini kayıt edip trojandan erişme
  • Klavye Kilitleme
  • Mouse Kilitleme
  • Masaüstü Gizleme
  • Sistemlere takılı flash/usb disk varsa bulaştırma Birden fazla sisteme aynı anda autorun oluşturabilir.
  • Uzaktan exe yükletme Aynı anda birden fazla sisteme exeleri tek komutla yükletebilir.
  • Fake sistem kilitleme. Tek tıklama ile karşı sistemi restart/yeniden başlat moduna geçmiş gösterip kilitleme. Kullanıcı fişten çekmediği sürece siz istemedikçe bilgisayarı kapatamaz, yeniden başlatamaz.
  • Karşı sistemin yeniden başlatılma talebinde masaustu ve bütün ekranı kapanıyor gibi gösterip kapanış sesini çalara kullanıcıyı bekletme. Kullanıcı sistemi kapatmak istediğinde siz izin vermezseniz windows kapanmaya çalışıyor gibi görünür ancak yonetim panelinden her türlü işlem yapılır.
  • Sistem servislerini yönetme
  • Outlook şifreleri çözme. (bütün outlook versiyonları outlook expressler dahil)
  • Otomatik güncelleme özelliği ile yakalanma durumunda kısa sürede otomatik güncelleme alma
Sadece 690 TL! Satın almak için iletişim formunu kullanabilirsiniz.


Ayrıca, iki farklı üst sürümü var:
Özel Trojan 990 TL: İstediğiniz isimle çalışıp, istediğiniz yere kopyalanır ve başlangıçta, msconfig'de, registry'de görünmez.
ÖZEL TROJAN 1490 TL: Görev yöneticisinde ve sistemin hiç bir yerinde görünmez.


Sürümler: 1200 TL: - Kimsenin bulamayacağı şekilde çalışır!> m3hm3t. 1750 TL: %100 gizlidir, RAM'de çalışır ve bentrojanim.exe olarak çalışsa dahi hiç bir yerde görünmez.

Wardom.Com.TR bir bilgisayar güvenliği sitesidir; hack konuları bilgisayar güvenliğinin ve bilgisinin uç noktaları olduğundan dolayı, kullanıcıları bu konularda bilgilendirmek ve güvenliklerini arttırmak için yazılmaktadır.

Geri Dön   Wardom.Com.TR > Milli ve Dini Unsurlar > Milli Unsurlar > Türkçe ve Türkçe kullanımı
Üye Ol Sözlük Üye Listesi Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Konu Başlıkları: dil turkce yazi dili
Üye Olmadan Yorum Yazmak İçin Tıklayın!
Türk Yazı Dilinin Tarihî Gelişmesi konusundaki toplam yorum: 19, okunma sayısı: 2331.
 
Eski 07-05-2007, 19:42   #1
ESTERGON
Moderator
 
ESTERGON's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801
Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090 ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000
Karma: 4407476
Atatürk Çalışmaları Ödülü 6.Oskar ödülü kazanan üyelerimiz. 
Türk Yazı Dilinin Tarihî Gelişmesi

"Şimden girü hiç kimse kapuda ve divanda
ve mecalis ve seyranda TÜRKÎ dilinden gayri dil söylemeye."


Selçuklu Devleti Başveziri
Karamanoğlu Mehmet Bey





Türk Yazı Dilinin Tarihî Gelişmesi



Eski Türkçe: Eski Türkçe devresi, Türk dilinin bilinen ilk devresidir, ana Türkçe devresidir. Türkçe'nin bütün yapısı bu devre ile izah edilir. Öncesi, Türkçe'nin karanlık devresi olup, Çuvaşça ve Yakutça ile, daha ileride Moğolca ile birleşir.
Mîlâdî 8, 12 ve 13. asırlar arasında kullanılmıştır. Türk yazı dilinin ilk yazılı örnekleri olan Orhun Kitâbeleri, her ne kadar 8. asra ait olsa da bu kitâbelerdeki yazı dilinin, çok işlenmiş bir yazı dili olduğunu görmekteyiz. Bu sebeple Türk yazı dilinin başlangıcını çok daha öncelere, belki de miladî ilk asırlara götürmek mümkündür.

Eski Türkçe devresi, Türklüğün müşterek bir yazı dili devresidir. Bu müşterek yazı dili devresinde kullanılan Türkçe, Kaşgar Türkçesi (Hakaniye Türkçesi) olup, Uygur yazısı ile yazıldığında Uygurca ismini de almaktadır.

On ikinci ve on üçüncü asırlarda, Türkler, büyük kitleler hâlinde kuzeye ve batıya yayılmış; yeni kültür merkezleri meydana gelmiş; İslâm kültür ve medeniyeti, Türkler arasında yeni kavramlarıyla, yeni bir yazının kabulüyle yerleşmiştir. Ayrılan Türklük kolları, yeni kültür merkezleri etrafında kendi şîvelerine dayanan yeni yazı dillerini kullanır olmuşlardır. Böylece bu asırlarda Kuzey Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesi meydana gelmiştir.

Kuzey Türkçesi, Doğu Türkçesi: On üçüncü ve on dördüncü asırlarda da kullanılan Kuzey Doğu Türkçesi, 15. asırda Kuzey Türkçesi ve Doğu Türkçesi adıyla iki yazı diline ayrılır. Kuzey Türkçesi, Kıpçak Türkçesi'dir. Doğu Türkçesi (Çağatayca) de 15 ve 16. asırlarda en parlak devrini yaşayarak bugün modern Özbekçe olarak yazı dilini sürdürmektedir.

Batı Türkçesi: On üçüncü asırda teşekkül etmeye başlamıştır. Selçuklular'dan itibaren, metinlerini bugüne kadar takip edebildiğimiz bir yazı dilidir. Hazar Denizinden Balkanlara kadar uzanan sahada yer alır. Esasını Oğuz şîvesi teşkil ettiği için, Oğuz Türkçesi (Oğuzca) de denir.

Oğuzca, 17. asırda doğu ve batı Oğuzca dairelerine ayrılır. Doğu Oğuzcası, Azerî ve Doğu Anadolu sahasında, Batı Oğuzcası Osmanlı sahasında yer alır; ancak aralarında iki yazı dili olacak kadar bir fark mevcut değildir. Her ikisi de aynı şîveyi (konuşmayı) kullanır, bir yazı dilinin kardeş iki dairesidir. Ayrılık sebeplerini, Doğu Oğuzcasına bilhassa Kıpçak unsurlarının tesirinde ve bazı Moğol izlerinde aramalıdır. Kelime başında b- m, k-h, t-d, ilk hecede e-i değişmeleri, bazı fiil çekimleri gibi.

Batı Türkçesi'nin gelişmesi: Batı Türkçesi, altı-yedi asırlık uzun hayatı içinde safhalar geçirir. İç yapısında kök ve eklerde bazı ses ve şekil değişmelerine uğrar. Bu, tabiî değişmesi ile ilgilidir.

Gelişme 13. asırdan günümüze kadar gelen zaman boyunca, şu üç devreye ayrılabilir:

1. Eski Anadolu Türkçesi,
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135482

2. Osmanlı Türkçesi,

3. Türkiye Türkçesi
.

Eski Anadolu Türkçesi: Eski Anadolu Türkçesi, 13 ve 15. asırlar arasında kullanılan Türkçe'dir. Bu devre, sonraki iki devreden oldukça farklıdır. “Orta Asya kültür ve medeniyeti” tesirindeki “Eski Türkçe” ile, “ortak İslâm kültür ve medeniyeti”nin tesirindeki “Batı Türkçesi” arasında yer alan ortak bağların hissedildiği bir devredir. Yani, Batı Türkçesi'ni, Eski Anadolu Türkçesi ve Osmanlıca-Türkiye Türkçesi diye ikiye ayırmak da mümkündür.

Bu devrede Batı Türkçesi'ne geçen Arapça ve Farsça kelime ve terkipler fazla değildir, ancak devrenin sonlarında yavaş yavaş artmıştır. Böylece 15. asrın sonlarında Osmanlı Türkçesi'nin doğuşu hazırlanmış olur. Bu devrin Türkçesi, daha açık ve anlaşılır olarak karşımıza çıkar. Mevlid, Yûnus Dîvânı bunun en güzel örnekleridir.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135482

Eski Anadolu Türkçesi'nde cümle yapısı, Türkçe'nin başlangıcından günümüze kadar hiç değişmeyen normal cümle yapısını muhafaza eder. Cümle unsurları yerli yerindedir. Ancak Farsça'nın tesiri ile nesirde “ki”li cümleler oldukça fazla görülür. Ayrıca bu devir Türkçesi, Eski Türkiye Türkçesi diye de adlandırılır. Daha çok, bu isim, Türklüğün Rumeli’ye geçişinden sonraki devre için kullanılmıştır.

Osmanlı Türkçesi (Osmanlıca): Osmanlıca, Batı Türkçesi'nin ikinci devresidir. 16-20. asırlar arasında kullanılmış bir yazı dilidir. Dil bilgisi (gramer) bakımından Osmanlıca ile Türkiye Türkçesi arasında belirli ayrılıklar vardır. Aslında Türkçe'de, Osmanlıca'nın da içinde yer aldığı 16. asırdan günümüze kadar, belirli bir gelişme görülmez.

Osmanlıca'yı Türkiye Türkçesi'nden ayıran tek şey, onun dış yapısındaki gelişmelerdir. Osmanlıca, dış yapısı ile hem Eski Anadolu Türkçesi'nden, hem Türkiye Türkçesi'nden ayrılır.

Aydın kesim sanatkârlarının, hem yeni kültürü kendi kavramlarıyla tanıtmak, hem de sanat yapmak istemesi, bu devir Türkçe'sini, yabancı unsurlara bir hayli açılmıştır.

Osmanlıca'da nazım dili, nesir diline göre daha sadedir. Nazım dili ile nesir dili arasında görülen fark, cümle yapısı bakımındandır. Klasik Türk şiirinde (Divan şiirinde) manâ bir beyitte biter. Beytin dışına, diğer beyte taşılmadığından, divan nazmındaki cümle, en çok bir beyit uzunluğundadır. Bu sebeple, Osmanlıca şiirde cümleler daima kısa, unsurları yerli yerinde ve sâde Türk cümlesi (özne-tümleç-yüklem sıralanışında) olarak, yapısını muhafaza etmiştir. Nesirde ise belirli bir ölçüye sığmak mecburiyeti olmadığı için, Osmanlıca nesir unsurları, istenildiği kadar geniş, uzun tutulabilmiştir. Ayrıca Arapça ve Farsça'dan alınan pekçok kelime, metinleri anlaşılamaz hâle getirmiştir. Bu durum, daha ziyade, Arapça ve Farsça'nın yabancı dil sayılmamasından kaynaklanmıştır. Hattâ her üç dilin unsurları birbirine karışarak, hiç birinde görülmeyen mümtezic (uyuşan, kaynaşmış) kelimeler ortaya çıktığı gibi, bir hayli galat (yanlış) kelimeler de türemiştir.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135482

Osmanlıca'nın son devresinde uzun, bozuk Türkçe nesir yapısı, tekrar sâde ve kısa cümleli biçimini kazanmıştır. Nazımda ise, yeni edebiyatla birlikte manânın bir beyitte tamamlanması mecburiyeti ortadan kalkınca, uzun cümleler ortaya çıkmıştır. Bu durum, bilhassa Servet-i Fünûn edebiyatında görülmüştür. Osmanlıca, nesir ve nazım cümleleri bakımından Türk cümlesini, sağlam bir yapı ile Türkiye Türkçesi'ne devretmiştir.

Türkiye Türkçesi: Türkiye Türkçesi, Batı Türkçesi'nin son ve bugün de devam eden devresidir. 1908 Meşrutiyetinden sonra başlar. Cumhuriyete kadar süren ilk devrede, Osmanlıca, henüz sahneden çekilmemiştir. Osmanlıca ile yeni dilin cümleleri, beraber kullanılır. Daha Tanzimat'la girmeye başlayan Batılı kültür unsurları, Osmanlıca'ya hakim olan İslâmî kültür unsurlarıyla yer değiştirme mücadelesine başlamıştır.

Bir dil, bir başka dile sadece dil hususiyetleriyle doğrudan tesir etmez. Yeni kültür, dili kendi kelimeleriyle, kavramlarıyla canlı tutmaya çalışır; dilin cümle yapısına hemen karışmaz, belki hiç karışmaz. Bazen, Osmanlıca'da olduğu gibi kültür, dilin cümle yapısına da tesir eder.

İşte Türkiye Türkçesi de, İslâmî kültür unsurlarının Türkçe üzerinde hakimiyetinin zayıfladığı devrede, Batılı kültür unsurlarının girmesiyle ortaya çıkmıştır. Türkçe, artık, Batı dillerinden girecek olan kelimelere, yeni kavramlara kapısını açmış olur.

Bu devrede Türk cümlesi kısalmış, cümle unsurları yerli yerine oturmuştur. Osmanlıca'dan Türkiye Türkçesi'ne geçiş, yazı dilinin, konuşma diline yaklaştırılmasıyla başlamıştır. Türkiye Türkçesi'nde bugün kullandığımız Türk yazı dili, temel olarak İstanbul ağzına dayanmaktadır.

Osmanlıca'nın son devresinde, Arapça ve Farsça'dan giren unsurlarla meydana gelen uzun ve ağdalı cümleler nasıl bir ifratsa, Türkiye Türkçesi'nin son devresinde, uydurma kelimelerle varılan, dildeki aşırılık da bir tefrittir.

Düzenleyen ESTERGON : 08-05-2007 at 20:07. Sebep: ilaveler yaptım
ESTERGON Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Görüntülediğiniz konu içerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Wardom Internet Adresimizde 5651 Sayılı Kanunun 8. Maddesine ve T.C.Knın 125. Maddesine göre yayınlanmakta olup içeriğinden yazarı sorumludur. Bu konu hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için webmaster \@wardom.org adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) gün içerisinde Wardom yönetimi olarak tarafımızca gereken işlemler yapılacak ve avukatlarımız size dönüş yapacaktır.
Eski 07-05-2007, 20:14   #2
gokhan32
Forum Kalfası
 
gokhan32's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Aug 2006
Üye numarası: #82725
Yer: paylaşılamayan yalnızlık!!
Mesaj sayısı: 1,632
Karma etkisi: 153 gokhan32 seviye: 2000gokhan32 seviye: 2000gokhan32 seviye: 2000gokhan32 seviye: 2000gokhan32 seviye: 2000gokhan32 seviye: 2000gokhan32 seviye: 2000gokhan32 seviye: 2000gokhan32 seviye: 2000gokhan32 seviye: 2000gokhan32 seviye: 2000
Karma: 14676

abi sen nasıl bir insansın ya böyle tarih aşığı ülkemizin sizin gibilere ihtiyacı var
gokhan32 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 08-05-2007, 12:05   #3
yasba
Forum Ustası
 
yasba's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Mar 2006
Üye numarası: #55471
Mesaj sayısı: 10,872
Karma etkisi: 20514 yasba seviye: 2000yasba seviye: 2000yasba seviye: 2000yasba seviye: 2000yasba seviye: 2000yasba seviye: 2000yasba seviye: 2000yasba seviye: 2000yasba seviye: 2000yasba seviye: 2000yasba seviye: 2000
Karma: 2049777

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi gokhan32 Mesajı Göster
abi sen nasıl bir insansın ya böyle tarih aşığı ülkemizin sizin gibilere ihtiyacı var
Bu yorumun altına imzamı atarım . Teşekkürler Estergon .
yasba Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 08-05-2007, 12:09   #4
blackmode
Forum Ustası
 
blackmode's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Aug 2006
Üye numarası: #81321
Yer: İstanbul
Mesaj sayısı: 12,307
Karma etkisi: 36064 blackmode seviye: 2000blackmode seviye: 2000blackmode seviye: 2000blackmode seviye: 2000blackmode seviye: 2000blackmode seviye: 2000blackmode seviye: 2000blackmode seviye: 2000blackmode seviye: 2000blackmode seviye: 2000blackmode seviye: 2000
Karma: 3604673
Türk ve Dünya Tarihi Ödülü 1stClass Üye 

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi gokhan32 Mesajı Göster
abi sen nasıl bir insansın ya böyle tarih aşığı ülkemizin sizin gibilere ihtiyacı var
O normal bir insan değil o bir Wardom Efsanesi en çok sevdiğim kişiler arasında
blackmode Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 12-05-2007, 12:19   #5
ESTERGON
Moderator
 
ESTERGON's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801
Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090 ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000
Karma: 4407476
Atatürk Çalışmaları Ödülü 6.Oskar ödülü kazanan üyelerimiz. 

BİLİŞİM ÇAĞI VE TÜRKÇENİN SORUNLARI (1.Bölüm)



Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın





İnsanoğlu 1969’da Ay’a ilk adımını attığında önümüzdeki çağın uzay çağı olacağı ileri sürülmüştü. Çok iyi hatırlıyorum, o günlerde uzay ile ilgili çeşitli haberler gazetelerde yayımlanıyordu. Haberlerde insanlığın gelecekle ilgili uygarlık düşleri de yer alıyordu. Bu haberlere göre 2000 yılında insanlar tatillerini geçirmek üzere artık aya gidecekti, uzayda çeşitli üsler kurulacak, ayda bitki yetiştirilecekti. Evlerde her şey otomatik olacak, her işi robotlar yapacaktı, elektronik beyin (o günlerde bilgisayar terimi henüz kullanılmıyordu, bilgisayarlar da zaten bu kadar yaygın değildi.) insanın yerine düşünecek, çözümler üretecekti. Yine o günlerde gazetelerde bir devlet dairesine alınan elektronik beyin ile ilgili haberler yer alıyordu. Bir gazetede bu haber bir karikatürle birlikte yayımlanmıştı. Haberde bundan sonra devlet dairelerinde vatandaşın her işini elektronik beyinlerin halledeceği belirtiliyordu. Bu haberin yanındaki karikatürde ise kasketli, şalvarlı bir vatandaş elindeki dilekçeyi buzdolabı büyüklüğündeki makineye uzatıyordu. Elektronik beyinden ise şöyle bir ses geliyordu: “Bu gün git, yarın gel !”

O günlerde 2000 yılıyla ilgili tahminlerden hangilerinin tuttuğunu bugün gördük. İnsanoğlunun uzay macerası bugün halâ devam ediyor, ama Ay’da tatil, uzayda balayı, Ay’da tarım, Merih’te futbol maçı gibi fantezilerin gerçekleşmesi için daha uzun yıllara ihtiyacımız var. Evlerimizde robotlar da iş görmüyor henüz. Bu robotların öncüleri olan mutfak robotları, elektrik süpürgeleri, otomatik çamaşır ve bulaşık makineleri ise gelişerek yaygınlaşıyor. Elektronik beyinlerle yani bilgisayarla ilgili tahminler ise beklenenin çok çok ötesinde gerçekleşti. Bilgisayarların bu kadar yaygınlaşacağı, evlere, okullara, kahvehanelere ve kafelere, hatta lahmacunculara gireceği, o yıllarda asla tahmin edilmiyordu. Çünkü o yıllarda bilgisayarlar dörde dört oda büyüklüğündeydi, muazzam elektrik harcıyorlardı ve müthiş bir ısı yayıyorlardı. Tabiî ekonomik değillerdi. O yıllarda internet hayal bile edilemiyordu. İnternetin atası olan ve askerî haberleşme amacıyla kullanılan ARPANET’in temeli de 1969’da atılmıştı.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135482
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135482

Neden diğer tahminler, fanteziler gerçekleşmedi de bilgisayar teknolojisi tahminlerin ötesinde bir gelişme gösterdi ? Elbette bunun birkaç sebebi var, ama bence en önemli sebep şu: insanoğlu bilginin önemini bir kere daha kavradı. Bilimde ve teknolojide bugün ulaşılan nokta insanoğlunun düşlerini ve fantezilerini gerçekleştirmeye henüz yeterli değil. Daha pek çok bilinmeyen bizi bekliyor. Geçen zaman içerisinde insanı uzayın derinliklerine ulaştıracak tek şeyin bilgi olduğu anlaşıldı. Her şeyin temelinde bilgi vardı. Gelişen teknoloji ile insanoğlunun sahip olduğu bilgi sürekli olarak artıyordu. İnsanlık tarihi göz önüne alındığında daha önce bilimde yüzyıllar süren gelişmeler artık birkaç yılda yaşanmaktaydı. Bu nedenle yaşadığımız dönem artık uzay çağı değil, bilgi çağı olarak adlandırılmaya başlandı. Bilgi çağının ana ürünü ise hiç şüphesiz bilgisayar oldu.

Bilimdeki gelişme her alanda olduğu gibi iletişim alanında da büyük bir gelişmeye yol açmıştı. Gelişen iletişim araçları, bilgiye ulaşmadaki zorlukları ortadan kaldırdı. Bilgisayar ve iletişim teknolojisindeki gelişmeler bu iki sektörü önce birbirine yaklaştırdı, sonra da bilgi ve iletişimin birlikteliği ile bilişim terimi gündeme geldi. Bilgisayar ve iletişim teknolojileri bütünleşmeye başladı. İş yerimizdeki, okulumuzdaki, evimizdeki, bilgisayarlar kablo ile birbirine bağlanmaya başladı. Askerî amaçla kullanılan ağ, genelleşti ve internetin omurgası ortaya çıktı. Bilgisayarlar böylece iletişim aracı özelliğini de kazandı. Ancak bu iletişim aracı, asla basit bir iletişim aracı değildir. Telefonun, belgegeçerin (facsimile>fax), telgrafın işlevlerini gören, veri aktarımında kullanılabilen, görüntülü konuşmayı (video conference) gerçekleştirebilen, sizin yerinize telefon açabilen, hatta telefonlara cevap verebilen, randevularınızı düzenleyebilen, veri bankası olarak kullanılabilen, görüntü ve ses alıcısı-vericisi olabilen araç haline geldi bilgisayar. Bunlar, şu anda aklıma gelenler. Bildiğiniz gibi bilgisayarın başka pek çok marifeti var ve yakın gelecekte bunlara yenileri eklenecek.

Bilgisayar teknolojisindeki bu gelişme diğer sektörleri ürküttü. Çünkü bilgisayar önüne gelen teknolojiyi yiyor, yutuyor kendi bünyesine dahil ediyordu. Bilgisayarın bu atağı diğer sektörlerde anlayış değişikliğine yol açtı. Bilgisayarların televizyonlaşmasına karşılık televizyonlar bilgisayarlaşmaya başladı. İnternet televizyonu bunun sonucudur. Telefonlar bilgisayarlaştı. KUP (Kablosuz Uygulama Protokolü: WAP) işte bu rekabetin sonucudur.

Düzenleyen ESTERGON : 12-05-2007 at 20:09. Sebep: fotoğraf ilave ettim
ESTERGON Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 12-05-2007, 13:57   #6
ESTERGON
Moderator
 
ESTERGON's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801
Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090 ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000
Karma: 4407476
Atatürk Çalışmaları Ödülü 6.Oskar ödülü kazanan üyelerimiz. 

BİLİŞİM ÇAĞI VE TÜRKÇENİN SORUNLARI (2.Bölüm)



Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın





Bu gelişmeler olurken dilimize de bir şeyler oluyordu. Hiç duymadığımız sözcükler, terimler dilimize yerleşmeye başladı. Çünkü bilişim teknolojisinde biz üretici değil kullanıcıydık, tüketiciydik. Teknolojiyi icat eden, üreten terimlerini de kendi diliyle karşılıyordu. Bu teknolojiyi alan diğer milletler de bilgi alıntısı olarak bu terimleri, sözcükleri de ister istemez dillerine alıyorlardı. Her bilim dalının, her teknolojinin kendi özel terimleri vardır. Doğal olanı, her dilde bu terimlerin karşılıklarının olmasıdır. Ancak bilişim teknolojisinin kendisine özgü bir özelliği var: Bilişim teknolojisi bir maden mühendisliği gibi, otomotiv gibi sınırlı bir topluluğu ilgilendirmiyor. Bilişim teknolojisi toplumun her kesimini ilgilendiriyor. Beş yaşındaki çocuktan, üniversite öğrencisine, esnaftan öğretmene, hatta bir internet kuruluşunun reklâmında gördüğümüz gibi kokoreççi ile kestaneciye kadar herkes bilişim teknolojisini kıyısından köşesinden kullanıyor. Durum böyle olunca da bilişim teknolojisinin terimleri diğer teknik terimlerden daha çabuk, daha yaygın bir şekilde dilimize yerleşiyor. Düşününüz, reklâmdaki kestaneciye disgonnekt sözcüğünü bile öğretiyor bu teknoloji. “Yapma yahu !” şeklindeki hayret sözü reklâmda karşımıza “Wapma yahu !” olarak çıkıyor.

Bilişim teknolojisinin bu kadar geliştiğini (bu gelişmenin sonunun olmadığını da söyleyeyim) ve etkili olduğunu göz önüne aldığımızda, Türkçeyi bilişim çağında hangi tehlikeler bekliyor, bilişim çağı Türkçesi nasıl olacak, İngilizceleşmiş bir Türkçeyle mi konuşacağız yoksa Türkçeyi bırakıp hepimiz İngilizce mi konuşacağız soruları, aklı başında her Türk aydınını düşündürüyor, kaygılandırıyor.

Gelecekte İngilizcenin bütün insanlığın dili olacağı şeklinde tahminlerde bulunanlar var. Teknolojideki gelişmeye ve İngilizcenin en yaygın yabancı dil olma özelliğine bakarak bir süre sonra bütün dillerin yerini İngilizcenin alacağını savunanlar ülkemizde de mevcut. İngilizce en yaygın yabancı dildir, farklı uluslardan insanların birbiriyle anlaşma ve iletişim kurma dilidir. Bütün bunlar doğru. Ama dünyadaki 6 milyar insanın tamamının tek bir dili konuşacağını düşünmek bugün için de yakın gelecek için de hatta uzak gelecek için de kolay bir şey değildir. İnternetin yaygınlaşmasıyla İngilizcenin hakimiyetinin artacağı söyleniyordu, bu hiç de sanıldığı kadar bir hakimiyet şeklini almadı. Şu anda internette her dilden ağ kümesi (web site) ve ağ sayfası (web page) var. İnternette Türkçe ağ kümeleri ve sayfaları arzu edilen düzeyde değilse de giderek yaygınlaşıyor.

Bilgisayar programlarına gelince dünyaca ünlü bilgisayar firmaları ürettikleri programın daha fazla kişi tarafından satın alınması için programlarını pek çok dilde üretiyorlar. Şu anda en yaygın işletim sistemi olma ününü koruyan Windows, bildiğim kadarıyla 33 dilde üretiliyor. Microsoft yerelleştirme adını verdiği bu uygulamayla dünyadaki bütün bilgisayar kullanıcılarına hitap etmeye çalışıyor. Bilgisayarın ve internetin yaygınlaşması İngilizcenin diğer diller üzerinde bir hakimiyet kurmasını değil diğer dillerin bu teknolojide önem kazanmasını sağlıyor. Şu anda bilgisayar ortamında çeviri üzerinde çalışan çeşitli firmalar var. Benim de Türkçe konusunda danışmanlığını yaptığım Rusya’daki bir kuruluş, bilgisayarda pek çok dili birbirine çevirebilen harika bir program üzerinde çalışıyor. Program epey mesafe aldı ve yapılan denemeler, sonucun başarılı olacağını gösteriyor. Gerçi şu anda bilgisayarlar için çeviri programları var ama bunlar daha çok İngilizceden bir başka dile (ki bu da birkaç dille sınırlı) çeviri yapabiliyorlar. İnternet üzerinde de bazı programlar var, bunlar da bahsettiğim bilgisayar programlarından farksız. Dünyada başka firmalar da benzer çeviri programları üzerinde çalışıyorlar. Bütün bunlar bilgisayar ve internet ortamında diğer dillerin varlığını daha da güçlendireceğini gösteriyor. Şu halde gelecekte İngilizce bilişim sektöründe tek dil haline gelecek sözü bana pek de doğru görünmüyor. İngilizceyi veya bir başka dili, yabancı dil öğrenmek için öğrenmek gerekir. Yabancı dille eğitimin, yabancı dille öğretimin sömürgelerde bile yavaş yavaş kalktığı günümüzde bizde halâ bunda ısrar edilmesi gibi İngilizce bilgisayarda ve internette tek dildir demek cahillikten başka bir şey değildir.

Bilgisayar ve internet terimlerinin İngilizceden dilimize olduğu gibi girmesi, Türkçenin son yıllarda yaşadığı sorunun bir başka boyutudur. Dilimize yabancı dillerden, özellikle de İngilizceden, yoğun bir sözcük ve terim akışı olduğu bilinen bir gerçek. Bu akış, Türkçeyi söz varlığının yanı sıra ses bilgisi, şekil bilgisi ve söz dizimi özellikleri açısından da kötü olarak etkiledi. Bilgisayar teknolojisi alanında çalışanlar, gönüllü kuruluşlar Türkçe konusunda çok büyük bir duyarlılık göstererek terimlere Türkçe karşılıklar bulmuşlardı. Bu konuda Türkiye Bilişim Derneğinin çalışmalarını takdirle karşılamak gerekir. Bugün kullandığımız bilgisayar, yazılım, donanım, bellek, yazıcı, sürüm gibi Türkçe kökenli terimler işte bu çabaların sonucunda dilimize kazandırıldı. Bu terimler bilişim dünyasında tartışılmıştı. Zamanla önerilen karşılığın yerine İngilizceden girip Türkçeleşen terimler de kullanılır oldu. Buna en iyi örnek Microsoft ürünlerindeki Yazı Tipi Biçemi’dir. Gelen eleştiriler üzerine Microsoft yeni sürümlerde bunu Yazı Tipi Stili’ne çevirmiştir.
ESTERGON Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 12-05-2007, 14:16   #7
0guzhan
Banned
 
Kayıt Tarihi: Dec 2006
Üye numarası: #101602
Mesaj sayısı: 1,571
Karma etkisi: 0 0guzhan seviye: 20000guzhan seviye: 20000guzhan seviye: 20000guzhan seviye: 20000guzhan seviye: 20000guzhan seviye: 20000guzhan seviye: 20000guzhan seviye: 20000guzhan seviye: 20000guzhan seviye: 20000guzhan seviye: 2000
Karma: 33363

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi blackmode Mesajı Göster
O normal bir insan değil o bir Wardom Efsanesi en çok sevdiğim kişiler arasında

Bence kesin tarih öğretmeni, ama öyle sadece tarih kitaplarındaki olayların tarihlerini öğreten bir öğretmen değil, en iyilerinden biri olmalı...(Sadece bir tahmin) Herşey için teşekkürler, Estargon Hocam.
0guzhan Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 12-05-2007, 20:17   #8
ESTERGON
Moderator
 
ESTERGON's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801
Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090 ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000
Karma: 4407476
Atatürk Çalışmaları Ödülü 6.Oskar ödülü kazanan üyelerimiz. 

BİLİŞİM ÇAĞI VE TÜRKÇENİN SORUNLARI (3. ve Son Bölüm)


Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın






Bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin son derece hızlı gelişmesi, teknolojiye her geçen gün yüzlerce yeni terim eklenmesi karşısında bu çabalar ne yazık ki etkili olmamağa başladı. Karşılık bulunması gereken terim sayısı artık binlerle ifade ediliyordu. Bir terime karşılık bulmak, onu benimsemek, yayılmasını sağlamak aylar, yıllar alırken İngilizce bir terim elini kolunu sallayarak Türkçeye giriyor ve pek çok kişi bu durumu yadırgamıyor, yabancı kökenli terimi olduğu gibi kabul ediyordu.

Türk Dil Kurumu da bilgisayar terimlerindeki bu durumu göz önüne alarak Yabancı Kaynaklı Sözcüklere Karşılıklar Komisyonu çalışması içerisine bilgisayar terimlerini de aldı. Karşılıklar önerdi. Ancak bu karşılıkların benimsenmesi zaman alacak. Bunlardan kullanılmağa başlananlar var. Meselâ elmek terimini internette benim yöneticisi olduğum Türkoloji Haberleşme Grubunda uzun süre tartıştık, sonuçta grubun pek çok üyesi bu sözü benimsedi. Benimsemeyenler de var, ama zaman terimlerin kaderini belirleyecek. Bu konuda Türk Dil Kurumunun desteği ile yürüttüğümüz Bilgisayar Terimleri Sözlüğü projesi henüz başladı. Üniversitelerimizdeki bilgisayar bölümlerinden, Türk Dili ve Edebiyatı, İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümlerinden öğretim üyelerinin ve bilgisayar uzmanlarının oluşturduğu çalışma grubu içerisinde bilgisayar terimleri tartışılmakta, Türkçe karşılıklar önerilmektedir. Önerilen karşılıklar yakın zaman içerisinde internette kamu oyuna duyurulacak ve kamu oyunun düşünceleri alınacaktır. Geniş katılımlı bu çalışmayla mesafe alacağımıza inanıyorum. Türk Dil Kurumu üzerine düşen görevi yerine getirmeğe çalışıyor. Bu çalışmaların başarıya ulaşması, toplumun bu konuda duyarlı davranmasına ve önerilen karşılıkları benimsemesine bağlıdır.

Bu konuda eleştiri aldığımız da oluyor. Kimileri bilgisayar terimlerinin Türkçe karşılık bulunmasını, hatta programların Türkçe olmasını eleştiriyor. Terimlerin evrensel olduğu, değiştirilmemesi gerektiği söyleniyor. Önerilen terimler alaya alınıyor. Evet, yerleşmiş yaygınlaşmış yabancı terimlere karşılık bulmak zor olmaktadır. Ama hiçbir şey yapmadan oturup bekleyelim mi ? Bilgi ve iletişim gibi son derece önemli konularda İngilizce terimleri mi kullanalım ? O zaman sormak gerekmez mi bu nasıl iletişim, bu nasıl bilgi iletişimi diye ? Şimdi hepimiz bilgisayar terimini kullanıyoruz. Eğer bu konuya duyarlı bilgisayarcılar olmasaydı ve bu terimi türetmeselerdi ben eminim bugün hepimiz computer terimini kullanacaktık. Tabiî kimimiz kampuytr, kimimiz komputer, kimimiz de computer diyecektik. Ve birileri computer için bir karşılık türetmeğe çalışınca da yine bilinen çevreler «Canım, ne gerek var şimdi computer’a karşılık aramaya. Evrensel bir sözcük işte.» diyerek karşı çıkacaklardı. Oysa bakın herkes bilgisayar terimini kullanıyor. Şimdi kimse bu terimi oluşturan sözcüklerin gerçek anlamını düşünerek, «Bu alet bilgi saymıyor öyleyse bu terim uygun değil!» demiyor. Şu halde ciddî olarak bu işin üzerine eğilirseniz, duyarlı davranırsanız, Türkçenin yapısına uygun terim üretirseniz, toplum da benimserse dilin söz varlığına yeni terimler, yeni sözcükler katılabilir.

Web’in sözlükte 11 anlamı var. 1. Dokuma, dokunmuş kumaş. 2. Örümcek ağı. 3. Ağ gibi karışık şey. 4. Kuşların parmakları arasındaki zar, perde. 5. Kuş tüyünün yumuşak kısmı. 6. Bağlantı levhası. 7. Örs boğazı. 8. Tomar, kâğıt rulosu. 9. Halı saçağı. 10. Giz, sır. 11. Haberleşme ağı, muhabere şebekesi. (Hâmit Atalay, İngilizce-Türkçe Sözlük, TDK yayını, Ankara, 1999, s.3635)

Ancak web karşılığında ağ deyince, «Ne ağı ? Balıkçı ağı mı, örümcek ağı mı ?» diye sözlerle karşılaşıyorsunuz. Oysa bilgisayardan, internetten bahsederken bir İngilizin veya bir Amerikalının aklına on bir anlamdan haberleşme ağı anlamı geliyor. Meselâ ben internetteki sayfalarım için web site demiyorum ağ kümem diyorum. Bu terim de giderek yaygınlaşıyor. Eğer sayfamızı hem Türkçe hem İngilizce hazırlıyorsak web site terimini Türkçe sayfamızda niye kullanalım ? İngilizce terimleri İngilizce sayfalarda kullanalım, Türkçe sayfalarda ise Türkçe terimleri kullanalım. Çünkü bu sayfaları Türkler okuyacak.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135482

Zaman zaman internetteki söyleşi (chat) programlarını izliyorum. Buralarda kullanılan dilin özel radyo ve televizyonlarda kullanılan dile rahmet okuttuğunu da belirtmem gerekir. İnternette zaman önemli olduğu için söyleşide kısaltmalar yaygın olarak kullanılıyor. Bu dünyanın her yerinde böyle. Hatta Amerika’da söyleşide kullanılan kısaltmalar ve işaretler sözlüğü bile yayımlandı. Beni asıl üzen kaba dil kullanılması, ana dili Türkçe olan gençlerin birbiriyle İngilizce yazışması, Türkçe yazışmalarda ise yabancı kökenli sözcüklerin çok sık kullanılması.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135482
Genç kuşak ana diline sahip çıkmalı, Türkçemiz konusunda duyarlı davranmalı, dilimizi bozanları uyarmalı. Bizim yaptığımız bu çalışmalar, genç kuşakların ana diline sahip çıkmasıyla başarıya ulaşacaktır.

Sözlerimi bir kızılderili şefin dünya için söylediklerini Türkçemize uyarlayarak bitireceğim:

BİZ BU DİLİMİZİ ATALARIMIZDAN MİRAS ALMADIK, GELECEK KUŞAKLARDAN ÖDÜNÇ ALDIK...

Hep birlikte Türkçemize sahip çıkalım, bilişim çağında gelecek kuşaklara Türk’e yakışır bir Türkçe bırakalım.
ESTERGON Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 13-05-2007, 01:04   #9
yasba
Forum Ustası
 
yasba's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Mar 2006
Üye numarası: #55471
Mesaj sayısı: 10,872
Karma etkisi: 20514 yasba seviye: 2000yasba seviye: 2000yasba seviye: 2000yasba seviye: 2000yasba seviye: 2000yasba seviye: 2000yasba seviye: 2000yasba seviye: 2000yasba seviye: 2000yasba seviye: 2000yasba seviye: 2000
Karma: 2049777

BU bilgiler çok işime yarayacak teşekkür ederim Estergon.
yasba Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 13-05-2007, 02:34   #10
h0rm0n
Forum Kalfası
 
h0rm0n's Avatar
 
Kayıt Tarihi: May 2007
Üye numarası: #122687
Yer: LA
Mesaj sayısı: 1,073
Karma etkisi: 233 h0rm0n seviye: 2000h0rm0n seviye: 2000h0rm0n seviye: 2000h0rm0n seviye: 2000h0rm0n seviye: 2000h0rm0n seviye: 2000h0rm0n seviye: 2000h0rm0n seviye: 2000h0rm0n seviye: 2000h0rm0n seviye: 2000h0rm0n seviye: 2000
Karma: 22603

Kafama bir şey takıldı.Moğollar bildiğim kadarıyla Türk değiller.Moğolca nasıl birleşir Türkçeyle?Yanlışım varsa düzeltin.cvp bekliyorum...Birde son yazdıkları çok önemli.En çok dikkat edilmesi gereken bölüm.Tarihi bilmek iyidir ama bugünüde ne yaptığımızı bilmek gerekirki elimizdekide tarih olmasın.

Düzenleyen h0rm0n : 13-05-2007 at 02:37. Sebep: Yazım hatası
h0rm0n Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 13-05-2007, 03:22   #11
ESTERGON
Moderator
 
ESTERGON's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801
Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090 ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000
Karma: 4407476
Atatürk Çalışmaları Ödülü 6.Oskar ödülü kazanan üyelerimiz. 

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi h0rm0n Mesajı Göster
Kafama bir şey takıldı.Moğollar bildiğim kadarıyla Türk değiller.Moğolca nasıl birleşir Türkçeyle?Yanlışım varsa düzeltin.cvp bekliyorum...Birde son yazdıkları çok önemli.En çok dikkat edilmesi gereken bölüm.Tarihi bilmek iyidir ama bugünüde ne yaptığımızı bilmek gerekirki elimizdekide tarih olmasın.
Saat 3 e geliyor tam yatacaktım ki, mesajını gördüm.
Biraz daha erken yazanazmıydın.
Ama senin soruna da cevap vermeden yatmak istemedim.


Gelelim soruna:

Türkçe nin eski şekli Çuvaşça ve Yakutça da zaten yaşıyordu.
Tarihi olarak tam da o dönemde Temuçin (Cengiz Han) büyük bölümü
Türk kabilelerinden oluşan devleti kuruyordu. Büyük bölümü Türklerden diyorum
çünkü, Temuçin 13 yaşındayken babası ölmüş ve devleti oluşturan birçok Mogol
kabilesi Tayciutlar a katılmak üzere ayrılmıştı. Cengiz Han ın kurduğu devlette
Çuvaşça ve Yakutça konuşan insan sayısı da çoktu. Bu durumda diller arasında
kelimelerin geçişleri normaldir. Hatta sonraki yıllarda büyük oranda Türkçe kullanılmıştı.
Bunda Cengiz Han ın komşusu olan ve çok ileri ticari ilişkileri olan Harezmşahlar ın da
payı büyüktür. Eski Göktürk İmparatorluğu nun topraklarında yeni kurulan devletin dili, yukarıda saydığım nedenlerden dolayı Türkçeleşmişti.
Kolay gelsin.
ESTERGON Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 13-05-2007, 03:31   #12
h0rm0n
Forum Kalfası
 
h0rm0n's Avatar
 
Kayıt Tarihi: May 2007
Üye numarası: #122687
Yer: LA
Mesaj sayısı: 1,073
Karma etkisi: 233 h0rm0n seviye: 2000h0rm0n seviye: 2000h0rm0n seviye: 2000h0rm0n seviye: 2000h0rm0n seviye: 2000h0rm0n seviye: 2000h0rm0n seviye: 2000h0rm0n seviye: 2000h0rm0n seviye: 2000h0rm0n seviye: 2000h0rm0n seviye: 2000
Karma: 22603

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi ESTERGON Mesajı Göster
Saat 3 e geliyor tam yatacaktım ki, mesajını gördüm.
Biraz daha erken yazanazmıydın.
Ama senin soruna da cevap vermeden yatmak istemedim.


Gelelim soruna:

Türkçe nin eski şekli Çuvaşça ve Yakutça da zaten yaşıyordu.
Tarihi olarak tam da o dönemde Temuçin (Cengiz Han) büyük bölümü
Türk kabilelerinden oluşan devleti kuruyordu. Büyük bölümü Türklerden diyorum
çünkü, Temuçin 13 yaşındayken babası ölmüş ve devleti oluşturan birçok Mogol
kabilesi Tayciutlar a katılmak üzere ayrılmıştı. Cengiz Han ın kurduğu devlette
Çuvaşça ve Yakutça konuşan insan sayısı da çoktu. Bu durumda diller arasında
kelimelerin geçişleri normaldir. Hatta sonraki yıllarda büyük oranda Türkçe kullanılmıştı.
Bunda Cengiz Han ın komşusu olan ve çok ileri ticari ilişkileri olan Harezmşahlar ın da
payı büyüktür. Eski Göktürk İmparatorluğu nun topraklarında yeni kurulan devletin dili, yukarıda saydığım nedenlerden dolayı Türkçeleşmişti.
Kolay gelsin.
Ya sen nasıl bir adamsın ya?Hani cevap bekliyodumda bu kadar ayrıntlılıda beklemiyodum.Tek kelimeyle helal.verebilsem+k lakin bugünlük limitim dolu sanırasam.
h0rm0n Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 13-05-2007, 03:36   #13
TechniQue
Forum Ustası
 
TechniQue's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Oct 2005
Üye numarası: #37617
Yer: Memorialise
Mesaj sayısı: 17,440
Karma etkisi: 31110 TechniQue seviye: 2000TechniQue seviye: 2000TechniQue seviye: 2000TechniQue seviye: 2000TechniQue seviye: 2000TechniQue seviye: 2000TechniQue seviye: 2000TechniQue seviye: 2000TechniQue seviye: 2000TechniQue seviye: 2000TechniQue seviye: 2000
Karma: 3108667

estergon sana nasıl iltifat edecegimi bende sasırdım sen tam bir wardom efsanesisin desem oda yetmez biliyorum ama ben yine bu iltifatı nacizanm olarak kullanacaqım

emeqine saqlık wardom efsanesi
TechniQue Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 15-05-2007, 23:06   #14
ESTERGON
Moderator
 
ESTERGON's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801
Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090 ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000
Karma: 4407476
Atatürk Çalışmaları Ödülü 6.Oskar ödülü kazanan üyelerimiz. 

TARİHTEN GELECEĞE TÜRK DİLİ (1.Bölüm)




Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN

Türk dilinin en eski izleri Sümer kaynaklarındaki Türkçe sözlerdir. M.Ö. 3100-M.Ö. 1800 yılları arasına ait Sümerce metinlerde 300'den fazla Türkçe söz yer almaktadır. Sümerceyle Türkçedeki ortak sözler ya ortak kökenden gelmektedir ya da alış veriş sonucu ortaya çıkmıştır. Hangi ihtimal doğru olursa olsun Türkçenin ilk verileri M.Ö. 2000-3000 arasına çıkmakta, yani bundan 4-5000 yıl geriye gitmektedir. Ortak sözler Türklerle Sümerlerin komşu olduklarını da gösterir. Türklerin hiç olmazsa bir bölümü M.Ö. 2000-3000 yılları arasında, belki de daha önce Ön Asya'da yaşamış olmalıdır.

M.Ö. 7.-3. yüzyıllar arasında Karadeniz'le Hazar'ın kuzeyinde ve Kuzeydoğusunda yaşayan Sakaların önemli bir bölüğü ve yöneticileri de büyük ihtimalle Türktü. M.Ö. 6. yüzyılda yaşamış olan Sakaların kadın hükümdarının adı Yunan kaynaklarında Tomiris olarak geçer. Bu kelime Türkçe Temir (demir) olsa gerektir.

Dîvânü Lûgati't-Türk'te anlatıldığına göre İskender'in Türkistan seferi sırasında (M.Ö. 330'lar) Türklerin bir kısmı, hükümdarları Şu yönetiminde Hocent civarında, yani Seyhun'un yukarı havzalarında idiler. İskender'in gelişiyle Şu ve idaresindeki Türkler Altaylara çekildiler; Oğuzlar ise Hocent civarında kaldılar.

Çin kaynaklarındaki ilk bilgilere göre Türkler Çin'in kuzeyindeki bozkırlarda yaşıyorlardı. M.Ö. 220'lerde ortaya çıkan Tuman (Teoman) Yabgu ve M.Ö. 209'da hükümdar olan oğlu Motun (Mete) Yabgu, Hunların büyük hükümdarları idiler ve merkezleri bugünkü Moğolistanda bulunan Orhun vadisinde idi. Hunlardan sonra da Topalar, Avarlar, Göktürkler, Uygurlar dönemlerinde, M.S. 840'a kadar Türklerin merkezi Orhun vadisinde olmuştur. M.Ö. 220 - M.S. 840 arasındaki 1000 küsur yıllık dönemde Türkler kudretli zamanlarında Okyanus kıyılarından Hazar'a, hatta bazen Karadeniz'in kuzeyine kadar uzanan topraklara hükmediyorlardı. Türklerden bir bölüğü M.S. 370'lerde İdil'i geçmiş ve Kafkaslarla Karadeniz'in kuzeyine ulaşmıştı. Batı Hunları, Bulgarlar, Avarlar, Peçenekler ve Kıpçaklar 370'ten başlayarak yüzyıllar boyunca Doğu Avrupa ve Balkanları yönetimleri altında bulundurmuşlardır.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135482

Asya ve Avrupa Hunlarına ait herhangi bir Türkçe metin elimizde bulunmamaktadır. Ancak Çin ve Bizans kaynaklarına geçen bazı özel adlar ve kelimeler onlara ait Türkçe veriler olarak kabul edilmektedir. Çin kaynaklarında geçen tehri, kut, yabgu, ordu, temir gibi sözlerin Çinceleşmiş biçimleri, milât yıllarına ait Türkçe verilerdir. Attilâ'nın babasının adı olan Muncuk (Boncuk) ve oğullarının adları Dehizik, İrnek, İlek Türkçeyle açıklanabilmektedir. 6.-9. yüzyıllardaki Tuna Bulgarlarından yıl ve ay adları ile birkaç kelimelik bazı küçük metinler kalmıştır. Yıllar hayvan adlarıyla adlandırıldığı için yıl adları aynı zamanda çeşitli hayvanların adlarını gösteriyordu. Aylar sıra sayılarıyla ifade edildiği için Bulgar Türkçesindeki sayıların adlarını da böylece öğrenmiş oluyorduk.

Moğolistan'da bulunmuş olan 6 satırlık Çoyr yazıtı tarihi bilinen en eski metindir. İlteriş Kağan'a katılan bir askeri anlatan metin 687-692 arasında yazılmış olmalıdır. Orhun anıtları olarak bilinen İşbara Tamgan Tarkan (Ongin), Köl İç Çor (İhe-Huşotu), Tonyukuk, Köl Tigin, Bilge Kağan anıtları 719-735 yılları arasında yazılmışlardır. Uygurların ikinci kağanı Moyun Çor Kağan'a ait Taryat, Tes ve Şine-Usu anıtları 753-760 arasında dikilmiştir. Moğolistan'da, Yenisey vadisinde, Kazakistan'da, Talas'ta (Kırgızistan), Kuzey Kafkasya'da, İdil-Ural bölgesinde, Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Polonya'da Göktürk harfleriyle yazılmış daha yüzlerce yazıt bulunmuştur. Bu küçük yazıtların 7.-10. yüzyıllar arasında yazıldığı tahmin edilmektedir. Demek ki bu yüzyıllarda Doğu Avrupa ve Balkanlardan, hatta Macaristan'dan Güney Sibirya'ya ve Moğolistan içlerine kadar uzanan sahada Türkçe, Göktürk harfleriyle yazılan bir yazılı dil olarak kullanılmaktaydı.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135482

9. yüzyıldan itibaren Türkçenin yazılı ürünlerini daha güneyde, Tarım havzasında da görmeye başlıyoruz. 840'ta Tarım havzasında ve Gansu bölgesinde devletler kuran Uygurlar; Göktürk, Uygur, Soğdak ve Brahmi alfabeleriyle kâğıt üzerine yüzlerce eser yazdılar, yüzlerce belge bıraktılar. Hatta bunların bir kısmı yazma değil, basma eserlerdi. Uygur yazılı eserleri, Gansu bölgesinde 17. yüzyıla kadar devam etmiştir.
ESTERGON Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 16-05-2007, 00:41   #15
ESTERGON
Moderator
 
ESTERGON's Avatar
 
Kayıt Tarihi: Jan 2006
Üye numarası: #47801
Yer: im KALBİN
Mesaj sayısı: 9,821
Karma etkisi: 44090 ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000ESTERGON seviye: 2000
Karma: 4407476
Atatürk Çalışmaları Ödülü 6.Oskar ödülü kazanan üyelerimiz. 

TARİHTEN GELECEĞE TÜRK DİLİ (2.Bölüm)



11. yüzyılda Kâşgar ve Balasagun çevresi de bir Türk kültür çevresi olarak ortaya çıkar. 1069 tarihli Kutadgu Bilig Balasagun'da yazılmaya başlanmış, Kâşgar'da Karahanlı hükümdarına sunulmuştur. 1070'lerde Bağdat'ta kaleme alınan Dîvânü Lûgati't-Türk de aslında Kâşgar muhitinin eseridir. Türkler 10. yüzyılda Müslüman oldukları hâlde 11. yüzyılda Arap yazısı henüz Türklerin yazısı hâline gelmemişti. Kâşgarlı Mahmud 1070'lerde Türk yazısının Uygur yazısı olduğunu kesin şekilde kaydeder.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135482

Kâşgarlı Mahmud Türklerin 20 boy olduğunu yazar ve onları batıdan doğuya doğru şöyle sıralar: 1. Beçenek, 2. Kıfçak, 3. Oğuz, 4. Yemek, 5. Başgırt, 6. Basmıl, 7. Kay, 8. Yabaku, 9.Tatar, 10. Kırkız, 11. Çigil, 12. Tohsı, 13. Yağma, 14. Uğrak, 15. Çaruk, 16. Çomul, 17. Uygur, 18. Tangut, 19. Hıtay. Listedeki Hıtay'ı Kâşgarlı'nın ifadesiyle "Çin ülkesi" olarak ayırmak gerekir. Bu sıralamadan az sonra Kâşgarlı Beçeneklerle Kıfçaklar arasına Suvarlarla Bulgarları yerleştirir. Kâşgarlı'nın iki dilli oldukları için dillerini bozuk saydığı Soğdak, Kençek, Argu ve Tangutlardan Arguları da Türk boyları arasında saymalıyız. Demek ki 11. yüzyılda Balkanlardaki Bizans sınırından Çin ve Moğalistan içlerine kadar Türkçe konuşuluyordu.
Kaynak: Wardom http://www.wardom.com.tr/showthread.php?t=135482

13. yüzyılda Türk yazı dilinin merkezîleştiği bölge Aral'ın güneyindeki Harezm bölgesidir. 13.-14. yüzyıllarda Altınordu'nun merkezi olan Hazar'ın kuzey kıyısındaki Saray'dan hatta daha batıdaki Kırım'dan Tarım havzasının doğusundaki Gansu'ya kadar Türk yazı dili kesintisiz olarak kullanılıyordu. Tarım havzasıyla Gansu'da kullanılan dile Türkoloji literatüründe Uygur Türkçesi, Altınordu ve Türkistan sahasında kullanılan dile ise Harezm Türkçesi denmektedir. Ancak ikisi arasında ses ve gramer yönünden hemen hemen hiç fark yoktur. Yazıları ise farklıdır. Birincisi Uygur, ikincisi Arap yazısını kullanır.

13. ve 14. yüzyıllarda Türk yazı dili, bu ana sahadan başka üç coğrafyada daha kullanılıyordu. Bunlardan biri Yukarı İdil (bugünkü Tataristan) sahasıdır. Burada bulunan mezar kitabelerinin dili İdil Bulgarcası idi. İkincisi Mısır ve kısmen Suriye idi. Buradaki yazı dili Harezm Türkçesine çok yakındı ve Kıpçak Türkçesi adını taşıyordu. Üçüncü saha Azerbaycan ve Anadolu sahasıydı. 13. yüzyılda bu alanda Oğuz ağzına dayanan yeni bir yazı dili doğmuştu. Bu yazı dili Balkanlara doğru sahasını genişleterek kesintisiz şekilde bugüne dek sürmüştür. Sadece mezar kitabelerinde gördüğümüz İdil Bulgarcası 14. asırdan sonra yerini Kıpçakçaya bırakır. Mısır ve Suriye'de ise 15. yüzyıldan sonra Kıpçak Türkçesi kullanılmaz olur.
Karadeniz, Kafkaslar, Hazar denizi ve İran, Kuzey-Doğu Türkçesi ile Batı Türkçesini ayıran tabiî sınırlardır. 11. yüzyıldan itibaren Oğuzlar İran'ı aşarak Azerbaycan ve Anadolu'ya gelmişler ve Batı Türklüğünü oluşturmuşlardır. Batı Türklüğü 14. yüzyılda Balkanlara taşmış, daha sonra Macaristan sınırına dayanmıştır. Bugünkü Irak ve Suriye'nin kuzey bölgeleri de Batı Türklerinin 11. yüzyıldan itibaren yerleştikleri yerlerdi ve buralardaki nüfus Anadolu Türklüğünün tabiî uzantısıydı.

Öte yandan Kuzey Afrika ve Arap ülkelerine de önemli miktarda Osmanlı Türkü yerleşmişti. Bütün bu sahalarda Batı Türkçesi ortak bir yazı dili olarak kullanılmıştır. 13. ve 14. yüzyıllarda Anadolu ve Azerbaycan'da yazılan eserleri, yazı dili olarak birbirinden ayırmak kolay değildir. Bu asırlarda yazı dili henüz standartlaşmamıştır; esasen Azerbaycan, Anadolu ve Balkanlarda henüz siyasî birlik de yoktur; bölgede çeşitli Türk beylik ve devletleri hüküm sürmektedir. 15. yüzyılda Osmanlılar güçlenerek birliği kurmaya yönelirler ve yeni oluşmaya başlayan İstanbul ağzı esasında Osmanlı Türkçesi standart hâle gelir. 16. yüzyılda Doğu ve Güney-Doğu Anadolu ile birlikte Suriye ve Irak da Osmanlı topraklarına dahil olur; böylece bu bölgeler de Osmanlı Türkçesi alanı içine girerler. Kuzey ve Güney Azerbaycan, İran'la birlikte bir başka Türk devletinin, Safevîlerin yönetiminde kalır. Ancak yine de 16. asırda Azerbaycan ve Osmanlı yazı dillerinin kesin şekilde ayrıldığını söylemek doğru değildir. Hatayî ve Fuzulî her iki çevrenin de şairidir. 17. yüzyıldan sonra iki yazı dilinin ayrıldığını söylemek mümkündür; ancak aralarındaki fark yok denecek kadar azdır.
ESTERGON Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Üye Olmadan Yorum Yazmak İçin Tıklayın!
Konudaki toplam yorum: 19, okunma sayısı: 2331.
Cevapla





Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Forum Seç


Hacking ve Bilgisayar Güvenliği Öğrenmek İçin!

Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 22:44.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Wardom.org



İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Wardom Internet Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Wardom hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için webmaster \@wardom.org adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) gün içerisinde Wardom yönetimi olarak tarafımızca gereken işlemler yapılacak ve avukatlarımız size dönüş yapacaktır.